77. Duruşma Günü – 22. Ocak 2014

0

77. günün tamamı Michèle ’in öldürülmesi ve meslektaşı Martin A.’nın öldürülmeye teşebbüsüne ayrıldı. Bir adli tıp uzmanı, kurşun yaralarından olayın nasıl cereyan ettiğini kurguladı; bu esnada ’daki yangın enkazında bulunan, üzerindeki kan lekelerinden hareketle Kiesewetter’in katilinin giymiş olacağı düşünülen eşofman altını da göz önünde bulundurdu. LKA Baden-Württemberg’den soruşturmayı yürüten biri, Heilbronn’daki kontrol noktalarından birinde, olayın hemen ardından sanık Ge. adına kiralanmış bir karavanın kaydedildiğini bildirdi. Öğleden sonra BKA‚dan bir memur, Heilbronn’daki soruşturmalara ilişkin ifade verdi. Kiesewetter’in çalışma planı ve özel yaşantısı hakkında, ayrıca polislerin de üyesi olduğu Ku-Klux-Klan hakkında bilgi verdi. Soruşturmayı yürütenler, onun ifadesinden hareketle Kiesewetter’e karşı planlanmış bir saldırı olabileceğine dair bir saptamada bulunamadılar; fakat bu noktada pek çok soru da yanıtsız kaldı.

Tanıklar:

  • Prof. Dr. Heinz-Dieter Wehner (Adli tıp doktoru, Heilbronn’da olayların nasıl cereyan ettiğinin canlandırılmasından sorumlu)
  • Jamil-Ahmat C. (Heilbronn’da olay yerindeki görgü tanığı)
  • Ronald Kö. (Gotha Polis’inde KHK, karavandaki silahlar)
  • Jochen Gu. ( LKA Baden-Württemberg, Heilbronn’daki karavana ilişkin soruşturmalar)
  • Holger Sch. (LKA Brandenburg’da KHK, silahların değerlendirilmesi)
  • Joachim Merkel ( LKA Baden-Württemberg’de çalışan fizikçi; Heilbronn’daki barut, duman izlerinin değerlendirilmesinden sorumlu)
  • Martin Gi. (BKA Meckenheim’da çalışan suçla mücadele birimi memuru, Heilbronn’daki soruşturmalara dair ifade verdi.)

İlk olarak 71 yaşındaki, Tübingen Adli Tıp Birimi’nden uzman (SV) Prof. Dr. Heinz-Dieter Wehner dinlenildi. Hakim Manfred Götzl, kendisinden Michèle Kiesewetter’in otopsisinin sonuçları hakkında bilgi vermesini rica eder. Tanık öncelikle elindeki verileri sıralar: Ölünün kafatasına ait bilgisayar tomografisi, cesedin bulunduğu yerin ölçüleri, kurbanın tasvir edilmesi ve aynı şekilde diğer kurban Martin A.’nın kafatasının bilgisayar tomografisi. Tanık, elindeki sunum dosyalarıyla nasıl çalıştığının dökümünü yapar. Her şeyi yeniden canlandırabilmek için öncelikle insana benzer kuklalar geliştirmek zorunda kalmışlardır: CT‘ deki (Bilgisayar tomografisi) veriler kullanarak insana benzer bir kukla yaratılmıştır. Sonra kafatasının tasvirlerinden hareketle Frankfurt düzlemine oturtulmuştur: kurşunun tüm ölçüleri bu düzleme göre düzenlemişlerdir.

Tanık, otopsi sonucunda elde edilen, bedenin boyu (1, 74 cm.) ve diğer ölçülerine ilişkin veriler hakkında bilgi verir. Kiesewetter’in kafatasının bilgisayar tomografisi, kırıklardan oluşan, başın arkasına ve alna doğru uzanan bir boşluğu açık bir şekilde gösterir. Bu, beynin oldukça ağır bir baskıya maruz kaldığını işaret etmektedir; çünkü patlamanın yarattığı kırıklar söz konusudur. Sağ tarafta elmacık kemiğinde merminin çıkış yeri izi görülmektedir. Otopside önce ceset tanımlanır: sol kulaktan başa doğru olan hasar tümüyle merminin giriş ve çıkış yeriyle uyuşmaktadır. Sol elmacık kemiğindeki delikte canlılığın sona ermesinden sonra oluşmuş deride kuruma teşhis edilmiştir. Göğüs boşluğundaki nefes borusunda yoğun bir şekilde kan tespit edilmiştir; ayrıca bronşlardan akciğere değin kan izlerine rastlanmıştır. Daha sonra da merminin vücut içinde soldan sağa izlediği yol incelenmiştir. Hakim Götzl, kararlı bir şekilde bir kez daha Kiesewetter’in ölüm nedenini sorar. Uzman, beynin ana kısmının (soğancık) zarar gördüğü, kafasından vurulduğu için beynin işleyişini derhal kaybettiği açıklamasında bulunur.
Götzl, merminin ikinci kurban Martin A.’ın vücudunda izlediği yolu, ayrıca failin durduğu yeri, boyunu ve benzeri sorular sorar. Uzman, mevcut bulgulardan hareketle bir kukla yapıldığı açıklamasında bulunur. Öncelikle Kiesewetter’in kafatasının CT’si (bilgisayar tomografisi) kullanılarak yapılmıştır; sonra ise bütün vücudunun tomografisi çekilmiştir. Yeniden canlandırmada Poser adlı program kullanılmış; böylece hesapları yapılmış kuklaya eğilip bükülme özelliği verilmiştir. Kuklaya konan baş ile gerçek CT-kesitleri birbirleriyle ilişkilendirilmiştir. Uzman buna ilişkin sürekli belgeler gösterir. Belgelerden biri, kurban Kiesewetter’in CT’sinden bir kesit göstermektedir; bu kesitlerden yapılan hesaplar yardımıyla bir kukla oluşturulmuştur. Böylece merminin vücutta izlediği yol yeniden canlandırılmıştır: Merminin giriş ve çıkış çizgisi, kulağın arkasından girip gözün altından çıkacak şekilde kuklaya da monte edilmiştir. Sadece kafatası CT’si olduğu halde analog şekilde kurban A.’nın modeli de inşaa edilmiştir. Uzman CT’yi inceler: Görüntüler aşağıdan ve kesitler halindedir. Pars petrosa ossis temporalis’de hasar (Üç kısımdan oluşan temporal kemiğin, kemik işitme kanalının -arka bölüm dışında- duvarlarını oluşturan kısmı; temporal kemiğin timpanik parçası) ve arkasında merminin çıkış yeri olan kafa kubbesi’nde hasar mevuttur (kalvaryum). Bu kesitlerde küçücük metal parçacıkları görülmektedir; anlaşılan mermi burada parçalarına ayrılmıştır. Merminin giriş yeri Ludwigsburg Hastanesi’nin CT kesitlerinde olduka iyi görülmektedir. Merminin vücutta izlediği düz bir hat tespit edilememiştir: Pars petrosa ossis temporalise dikey şekilde isabet eden mermi sağ kulağın oradan girmiş ve kulağın arkasından kafanın arkasını delerek çıkmıştır. Yeniden canlandırmada 1, 76 cm. büyüklüğünde bir kukla kullanılmıştır. Ayrıca Martin A. yoğun bakımdayken ellerinin çekilen resimleri de dikkate alınmıştır. Ellerinde nokta nokta sıçrayan kanın izleri görülmektedir.

İmdi kuklalar, polisin verdiği bilgiye göre olay yerindeki duruma göre yerleştirilmiştir. Kiesewetter vakasındaki hesaplamalar için sabit nokta olarak, trafonun depo penceresinin duvarındaki mermi izi işareti esas alınmıştur. Bir ikinci sabit noktayı ise A. vakasında, aracın sürücü koltuğunun sırt kısmında sağda yandan girmiş olan mermi oluşturur. Şimdi kuklalar senoryaya uygun biçimde yerleştirilmiştir: Kiesewetter’in başı farzedilen baş öyle hareket ettirilmiştir ki merminin kafaya giriş ve kafadan çıkış yeri duvardaki mermi izi işareti ele alınarak merminin izlediği yol sonucunu versin. Aynı işlem, kurban A.’da da uygunlanmıştır: Arkaya bakıyor ve bir elini kaldırıyor olmalıdır; çünkü eli sıçrayan bir kaynağa yakın olmalıdır. Şimdi failin canlandırılmasına geçilebilir; fail A.’nın biraz arkasında duruyor olmalıdır; Kiesewetter’in ise hemen yanında. Nişan alanın pozisyonu ve ebatlarını çıkarabilmek için bir matris oluşturulmuştur. Kriminal teknik biriminin verdiği malumata göre, failin kurbana mesafesi 65 cm’den daha az olamaz. (Barut, duman izleri analizine bakınız.) Yani uzaklığın 75, 100 ve 125 cm civarlarında olması gerektiği düşünülmüştür; faillerin boyu, 1.95, 1.75 ve 1.60 m. olarak hesaplanmıştır; böylece en rahat atış pozisyonu en olası pozisyon olarak değerlendirilmiştir. Tüm bu veriler tabelalara aktarılarak iyice belirgin kılınmıştır. Daha sonra kapıların açık hali, kapıların kapalı hali ve pencerelerin açık haline ilişkin senoryalar hesaplanmıştır. Böylece mermi yolunun konik açılımının olası tüm pozisyonları ve olası atışların tüm açıları oluşturulmuş ve bodrum penceresindeki bağlantı noktası ile ilişkilendirilmiştir. Sürücü kapısının açık şekline dair diğer senaryolar hesaplanmıştır. Bu hesaplamada Kiesewetter ‚in başı dik durduğunda ya da eğik durduğunda onun tarafındaki tüm cam yüzeyleri merminin uçuş yörüngesinin olasılıkları dahilinde düşünülmüştür. A.’nın tarafındaki kapı da aynı şekilde kapalı olsa ve sadece pencere açık olsaydı, bu denli güçlü bir mermi atışından söz edilemeyecekti.
Bir diğer soru ise izlere ilişkin morfolojik ve topolojik çalışmaların, üzerinde kan ile lekelenmiş pantolonu olan failin tabancayı ateşlerken nerede durduğunu açıklığa kavuşturup kavuşturmadığıdır. Failin pantolonunda kanın sıçraması sonucu oval biçimde pek çok iz vardır. Bu kan damlalarından merminin uçuş yönüne dair bir fikir çıkarılabilir. Ayrıca pantolon, bacağı silindir biçiminde sardığı için istenmeden hesaplamaya dair yanlışlar yapılmış olabilir. Pantolonun sol bacağındaki iki yere ilişkin ölçmeler ve hesaplar yapılmıştır. Öncelikle izlerin değerlendirmesi yapılmalı açıklamasında bulunur uzman kişi ve kanın sıçradığı yerlerden hareketle kesin olmasa da bir sonuca ulaşabilmek için merminin olası uçuş güzergâhına dair hesaplar yapar. Bir ya da iki iz türü kısmen bu uçuş güzergâhına uysa da diğerleri hiçbir şekilde uymamaktadır. Kesin olan bir iz kaynağının olduğu; kanın sıçradığı ve bu sıçramanın enerjisinin oldukça yüksek olduğudur. Hakim Götzl, kısa bir aradan sonra pantolondaki sıçrama izlerinin nasıl oluştuğunu sorar. Uzman sadece şunu söyleyebilirim der: kanın boşaldığı yerden havaya dağılan küçük kan pulcukları, “mekanik ağır bir kütlenin kan birikintisine çarpmasıyla“ oluşmuş olabilir. Ya da ikinci derecede bir sıçrama söz konusu olabilir ki bu da kanın oluk oluk aşağıya doğru akmasıyla asıl kan damlasından parça parça kan damlalarının oluşmuş olabileceği, bunların da uçuştuğuyla açıklanabilir. Yaklaşık 1,70 cm. boyundaki bir insanın başından kan damlarsa örneğin böyle ikincil derecede bir sıçramadan söz edilebilir. Götzl, failin ne kadar uzaklıkta durmuş olabileceğini sorar. Uzman, çok kaba bir tahminden kaçınmakla birlikte nişan alan kişinin kabaca 50-150 cm. uzaklıkta olması gerektiğini söyler. Götzl, bunun sıçrayan tüm lekeler için geçerli olup olmadığını bilmek ister. Kanın sıçramasıyla neredeyse gözle görülemeyen tozlar benzeri lekeler oluştuğunu, lekeler ne denli ince tozlar halindeyse kaynaktan boşalmasının da o denli güçlü olduğunu söyler, uzman kişi. Götzl, sıçrama sonucu oluşan kan lekelerinin hangi zaman diliminde oluştuğunu sorar. Bir saniyenin altında bir sürede, der uzman.

Götzl’ün hakim meslektaşlarından biri Kiesewetter’in ölüm nedeninin başından vurulması olmadığını temellendirebilecek bulgulara varılmış mıdır diye sorar. Hayır, diye yanıt verir Wehner. Bunun tekrar sorulması üzerine uzman, A.’daki gibi doğrusal bir mermi yolunun söz konusu olmadığını söyler.

Martinek, [Martin A.’nın müdahil avukatı] A. olayında, merminin yörüngesi düşünüldüğünde failin sol elini kullanan biri olduğu ihtimal dahilinde midir, bilmek ister. Olabilir, der Wehner, bu olasılık yadsınamaz. Fakat yeniden canlandırmada failin sağ elini kullanan biri olduğundan yola çıkılmıştır. Martinek, uzmanın, aksi daha fazla ihtimaller olsa da failin sol elini kullanan biri olabileceği değerlendirmesinde bulunup bulunmayacağı konusunda ısrar eder. Evet, der Wehner, canlandırmada geriye dönük bir yöntem izlenir: Elde mermi yörüngesi vardır ve bir silah, “silah adamın eline verilir. “ Martinek, birbirine silah çekenlerin ikisi içinde karşılıklı yaralanma tehlikesi yok muydu diye sormaya devam eder. Hayır, der uzman; çünkü birbirlerine karşı çarprazlama durmuşlardır. Sunum dosyaları incelendikten sonra, nişan alan kişinin sol elini kullanan biri olduğu açıklık kazanır.

Avukat Wolf, [M. Kiesewetter’in annesinin müdahil avukatı] kurbanın ölüm nedeni kafasından vurulması ve bunun sonucu tüm işlevlerin derhal sonlanması ise nasıl olur da nefes borusunda yoğun bir şekilde kan birikmiştir, diye sorar. Uzman, nefes alma aktivitesi beyin sapı tarafından yönetilir, der; bu nedenle de bir süre daha kanın yoğun şekilde birikmesi devam eder, ancak bu bir saniyeden daha az sürer. Wolf., failin pozisyonunu sorar; fail ne denli kısa boyluysa o denli yakınlaşmış olabilir fikri doğru mudur? Hayır doğru değildir yanıtını verir Wehner. Mesafeye ilişkin bilgileri LKA ve uzman Merkel vermiştir. (LKA mesafeyi en az 65 cm. olarak hesaplamıştır.) Bunun sonucunda da fail ne denli kısa boyluysa yukarıda adlandırılan mesafeden ateş etmek istediğinde silahını o denli yükseğe kaldırmalıdır. Wolf, sürücünün bulunduğu kapının kapalı olması ve kurbanın pencereden vurulması durumunda yine pantolonunda o denli yoğun bir kan birikimi oluşur muydu, bilmek ister. Uzman bunu doğrular: Kiesewetter başından vurulduğunda, kapı kapalı da olsa kan pantolonuna sıçrayabilirdi.

Avukat Narin, ateş edildiğinde pantolon askısının öndeki yolcu koltuğunda bulunup bulunamayacağını sorar; sorusuna hayır yanıtı verilir. Avukat Langer, A.’nın başı dik ve öne doğru duruyor muydu, diye sorar. Uzman, hayır der: Dikkat ederek söylenmelidir ki der; mermi isabet ettiğinde her iki baş da sağa dönmüş durumdadır. A.’nın elini kaldırmış bir biçimde sağdaki kapıya baktığı aşikârdır. ’nin savunma avukatı Heer, ateş eden iki kişinin saldırısına karşılık zorunlu olarak ateş edilmiş midir, diye sorar. Bunu söyleyebilmek için atışa ilişkin bulguların değerlendirilmesi gerekir, der uzman; aksi takdirde bunları ayırt etmesi mümkün değildir. Avukat Erdal, ateş eden iki kişi olabileceği düşüncesi tamamıyla dışlanabilir mi, diye sorar. Yanıt, hayırdır. BAW-Avukatı Weingarten, sol elini kullanan birinin ateş eden kişi olarak A.’nın yanında olması durumunda bu kişinin Kiesewetter’i vuran failin atış alanında olması gerektiği saptamasında bulunur. Sol elini kullanan birinin bedenini de yine sol eliyle güvenli bir pozisyona getirip getiremeyeceği sorulur. Uzman evet, der. Daha sonra salondan çıkar.

Daha sonra Heilbronn ‚daki para ve değerli eşya taşıyan bir nakliye şirketinde çalışan tanık Jamil-Ahmat C. gelir. Götzl, ona 25.04.2007 tarihinde yapılan sorgulamayı sorar. Tanık postaneden tren garına gelmiştir; bu onun her gün evine yürüyerek gittiği yoldur. Kapıları açık bir polis arabası görmüştür; ilk önce arabada sarı kartonlar olduğunu düşünmüştür. Meydanda bir şenlik için hazırlıklar yapılmıştır. Karton sandığı şeylerin polislerin arabadan sarkan gömlekleri olduğunu daha sonra görebilmiştir. Arabaya yaklaşmıştır: Polis çağırmak istemiştir; fakat polis oraya çoktan gelmiştir. Ona oradan gitmesi söylenir. Saat 14 sıralarıdır. Arabanın tam yanında, bir metre uzağında durmuştur ve polisin silahının olmadığını görmüştür. Araba arkaya nehre doğru park edilmiştir, kapıları açıktır ve polisler arabadan dışarı sarkmaktadır. On kişi kadar uzakta durmuş, izlemektedirler. Götzl, tanığa sorgulamasında her iki pencerenin de tümüyle açık olduğunu söylediğini hatırlatır. Evet, der tanık, şu an tam olarak hatırlamamaktadır; o zaman sıcağı sıcağına anlatmıştır. Götzl, orada gördüğü kişilerle konuşmuş mudur, bilmek ister. Hayır der tanık, hiç konuşmadım. Polis onlara gitmeleri gerektiğini söylemiştir. Götzl okur: “Ben adama ve yanında çocuğu olan kadına neler olduğuna dair bir bilgileri var mıdır diye sordum, onlar da hayır, biz yeni geldik, dediler.” Evet, ama benden sonra geldikleri için pek de manası yoktu, der tanık. Götzl, sorgulamaya göre tanığın bisiklet sürücüsüyle konuşmuş olduğu konusunda ısrar eder. Hayır, der tanık, konuşmamıştır. O esnada Hannover’de oturan bir arkadaşıyla telefonlaşmıştır. Polis de aynı gün bu bilgiyi kontrol etmiştir. Tanık, Götzl’ün Mevlüt Ka.’yı tanıyor musun sorusuna hayır yanıtını vermiştir. Tanığın gitmesine izin verilir.

Sonraki tanık, PD Gotha (PD: Polis Müdürlüğü) mensubu, 49 yaşındaki suçla mücadele komiseri Ronald Kö.‚dür. 04.11.2011 günü mevzu bahistir. Kö.’nün yaptığı soruşturmalar, 07.11.2011 tarihli raporunda yer almaktadır. Hakim Götzl, bu soruşturmaları izah etmesi ricasında bulunur. 4 Kasım tarihinde görevlidir, günlerden cumadır, Eisenach’da bir banka soygunu olmuştur. Bununla bağlantılı olarak bir karavan teşhis edilmiştir; ateş sesleri duyulmuştur ve karavan yanmıştır. Meslektaşlarının yanına destek gücü olarak gitmişlerdir. Bayan Kn. ve o, emre hazır olduklarını bildirmişler ve Stregda’ya gönderilmişlerdir. Adeta LKA’nın olay yeri ekibiyle aynı esnada oraya gelmişlerdir; ateşli silahların karavanda olduğu aşikârdır. Onun işi silahlarla ilgilenmektir. Eyalet polislerinin dediği gibi oldukça güncel bir silahdır. Namludan kurşunları boşaltmıştır; herhangi bir kuruma ait kurşundur bunlar. Daha sonra karavan oradan çekilmiştir; onlar olay yeri ekibini desteklemeye devam etmişlerdir. Olay yerinde başka silahlar da bulunmuştur. Bir diğer silahda silahın seri numarası mevcuttur; böylece olayın Heilbronn ile bağlantısı daha belirgin bir hâl almıştır. Bunu derhal üstlerine bildirmiştir. Burada Heckler & Koch marka bir silah söz konusudur. Inpol’de yapılan aramanın sonucunda, Baden-Württemberg’den polis memuru Martin A.’nın görev silahının söz konusu olduğu ortaya çıkmıştır. Karavanda H&K marka bir silah daha mevcuttur. Pumpflinte tipi toplam iki silah daha bulunmuştur. Silahlardan biri karavandaki aşırı sıcaklık dolayısıyla hasar görmüştür. İkinci Pumpgun ise Winchester Defender 1300 tipi bir silahtır. Sürgüsü açıktır ve şarjörü boştur. Hakim Götzl, bulunan iki kovanı sorar. Bunlar Winchester Defender ya da Maverick silahının Brennecke kurşunları olabilir, der tanık; orada bir tane de toplu tabancanın olması gerekmektedir; 38’lik tam metal kaplama kurşunla doldurulmuş bir Çek silahı. Hakim Götzl, rapordan bir alıntı yapar: 05.11.11 tarihinde cesedin Stadtwerke Eisenach’a teslim
edilmesi. Evet, der tanık, doğrudur.

Avukat Hoffmann Maverick’in sürgüsünün açık olmasının ne anlama geldiğini sorar. Tanık, bu ifadeden, bir sonraki fişeğin namluya sürülmeden önce kirişin çekildiği ortaya çıkıyor, der. Hoffman, tanığın, başlangıçta dediği üzere başka hangi özel yeteneklerinin olduğunu bilmek ister. Tanık, av silahları teknisyeni eğitimi olduğunu söyler. Hoffmann, atış yapıldıktan sonra sürgü açık durumda mı olur, diye sorar. Evet, der tanık, ya hemen öncesinde atış edildiği ya da fişeğin boşalmış olduğu söylenebilir. Silahı ateşlemeden boşaltmak için arkada küçük bir kaldıraç vardır. Ya diğer Pumpgun-silahında nasıldır? Fişeğin boşaltıldığı gözde bir fişek vardır; silah doldurulmuş haldedir.

Öğle arasından sonra 55 yaşındaki LKA Baden-Württemberg’den tanık Jochen Gu. dinlenir. Aslında Narkotik ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi, Stuttgart’a mensuptur. Hakim Götzl, bariz şekilde rahatsız olmuş bir halde uzun ve pek çok kısıtlama getiren ifade iznini yüksek sesle okur: Bu izin „ Soko Parkplatz“a, Kiesewetter’e ve A.’ya ilişkin soruşturmaları, özellikle de LKA Thüringen ile ortak yürütülen soruşturmaları ve karavan hakkındaki soruşturmaları içermektedir. Soruşturmaya dair gizlilik içeren hiçbir şey ifşa edilemez. Götzl, birkaç istisna dışında bu can sıkıcı bitmek bilmeyen metnin okunmasının ardından soğuk bir biçimde güler: “Bize neler anlatacağınızı pek bir merak etmekteyim.” (Gülüşmeler) Söyleyeceğiniz şeylerle beni şaşırtın bakalım.” Hakim Götzl, çok banal ifade edilecek olursa nihayetinde Eisenach’taki bir karavanın mevzu bahis olduğunu söyler. Hayır, der tanık, Heilbronn’daki bir karavan mevzu bahistir. 4 ila 7 Kasım arasında gelişen olaylardan sonra Soko Parkplatz ‚a gelmiştir ve daha öncesinde hiçbir şekilde Soko işinde görev almamıştır. 7 Kasım 2011, Pazartesi günü oraya gelmiş ve o pozisyona atanmıştır. Olay yeri hâl raporunun tamamını okumuş ve sonra kontrol noktalarına bakmıştır. Tam söylemek gerekirse Heilbronn bölgesinden 33.000 kadar araç geçmiş ve taranan bu araçların arasından C-PW 87 plakalı karavan bulunmuştur. O zamanlar Chemnitz’deki araba kiralama şirketi Caravan Ho.’ya kayıtlıdır; şimdi ise başka bir plaka numarası ve başka bir sahibi vardır. Meslektaş He., Ho. adlı firma ile telefonlaşmıştır: Araba şirketin demirbaşlarından olmadığından şirketin kayıtlarında araca dair bir şey bulunamamıştır. İkna edilmeleri üzerine eski dosyalara bakılmış ve gerekli veriler bildirilmiştir. Daha sonra iki sayfa faksla yollanmıştır: Biri Hannover’den Gerlach adıyla yapılan ödemeye dair bir makbuz, diğeri 0160’la başlayan 16-19 Nisan tarihlerine ait bir telefon numarası. Başka bir belgede ise Chemnitz’den Bay E.’nin aracı, olayın ardından 27 Nisan 2007 tarihinde kiraladığı yer almaktadır. Tanık, 10.11.2011 tarihinde arama emri kararı ve müsadere kararı çıkartmış ve aracın yeni sahibinde bunu icra etmiştir. 11.11.11 tarihinde KHK He. müsadereyi gerçekleştirmiştir.
Ayrıca aracın kontrol noktasına ne kadar çabuk varabileceğini saptayabilmek için araçla pek çok tur atmıştır. Bu turlar olay yerinden 19 ila 23 kilometre uzaklıkta gerçekleşmiştir. Bu güzergâh için bölge içi 50km/s ve bölge dışı 70 km/s gidildiğinde 24 ila 33 dakika gibi bir zaman aralığı söz konusu olmuştur. İşe yarayacağı düşünülen Heilbronn’daki bütün park yerleri de tetkik edilmiştir: Theresienwiese’nin güneyi ve yanındaki birkaç yer; futbol stadyumunun yanı ve stadyumun aşağı kısmının iki kilometre uzağındaki Wertwiesenpark ve Neckarkanal tarafındaki Otto-Konz-Köprüsü’nün öte yanı. Oradaki park yerine ulaşım mesafesi yakın olduğu için öncelik tanınmıştır; olay yerinden görülmemektedir; ayrıca biraz da çukurda kalmaktadır. Oradan 272 ve 293 numaralı otobana direkt bir çıkış vardır; arabalar dahi yerin 5 metre altındaki bir tünelden geçmektedir. Karavan Böckingen semtine de bırakılmış olabilirdi. 04.11.2011’den sonra da memurlar o zamanki kontrol noktalarına gitmişlerdir; daha doğru söylenecek olursa 15 Kasım’da. Meslektaşlarını sormuşlardır; fakat Chemnitz plakalı bir karavan hatırlamadıkları gibi içinde kimin olduğunu da hatırlamamaktadırlar. Meslektaş Hä., o zaman bakmış ve dikte ettirmiştir; diğer meslektaşı da not etmiştir: 20. araçtır ve kontrol noktasını saat 14:38’de geçmiştir. Daha fazlasını hatırlamamaktadırlar. Winnenden’den bir araç da oradadır; Jochen G. (Sanık G.ile aynı isimde) adına kayıtlı bir Renault’dur; ancak sanık G. ile akrabalığı yoktur. Ludwigsburg’dan olan bir araç ise plaka numarasındaki bir numaranın yanlış not edilmesinden dolayı soruşturulamamıştır: İşte, yanlış da yapılabiliyor, der tanık.

Götzl, araba kiralamada çalışanların G.’nin ulaşılabilirliğine ilişkin bilgiyi ilettiklerini hatırlatır. Doğru, der tanık. Kent ve civarındaki para cezası ödeme noktalarının tamamına bakmaya çalıştıkları gibi A 6 ve A 81 otobanlarından sorumlu olan polislerle de irtibat halinde olmuşlardır: orada söz konusu zaman dilimi içinde 9800 kez hız sınırı aşımı kaydedildiğini öğrenmişlerdir; fakat aranılan araç bunlara dahil değildir. Sonra Heilbronn civarındaki kamp yerleri ile Stuttgart kamp yeri denetlenmiş ve 1000’den fazla kişinin veri tabanı oluşturulmuştur. Olaydan sonra faillerin hâlâ karavanı kullanıp kullanmadıklarına dair de herhangi bir dayanak noktası yoktur. Sonraki kiracı aracın rezarvasyonunu, aracı 27.04.2007’de almak üzere 3 Nisan’da yaptırmıştır. Götzl, tanığın ifadesine göre Bay G. adında birinin araç vaktinde hazır olmadığı için gürültü kopardığını söylediğini hatırlatır.

Götzl, 0 160 ile başlayan cep telefonu numarasını sorar. Bir baz istasyonunda yapılan sorgulamaya göre olay yerinin 3 km.’lik yarı çapında 18 Nisan ila 25-26 Nisan arasında 425.000 telefon görüşmesi yapıldığı ve ne bu numaranın ne de Ho. Firmasının numarasının bu numaralar içinde yer almadığı ortaya çıkmıştır. Bu numara Hannover’de de mevcut değildir. 2011 tarihindeki zaman diliminde bu numara başka bir sim kartıyla başka bir isim adına kayıtlıdır. Tanık, Firma Ho.’nun kasa kayıtlarını da gözden geçirmiştir: Makbuzlar ve ederleri birbiriyle uyumludur. Nisan 2007’de, sonraki mal sahibinin rezervasyonu ve ödemesi not düşülmüştür. Ayırca 25.04.2007’ye ait el yazısıyla yazılmış seyahat masrafları bilançosu da vardır: Alexander Ho., aynı gün içinde Chemnitz civarındaki Klaffenbeck’den yola çıkmış Heilbronn ve Thübingen’e seyahat etmiştir. Bu bilgiye göre 25.04.2007’de Heilbronn’da olması tuhaf bir durumdur. Aynı gün Würzburg civarındaki Kist’te, saat 12:45’de benzin alınmıştır; burası Heilbronn’a araçla 50-60 dakika uzaklıktadır. 24.000 Euro tutarında para çekmiştir; bu paranın karavan satın almak için olduğu açıktır.

Christine Ho. da aynı gün yoldadır; üstelik aynı güzergâhı kullanmış ayrıca Würzburg’a da gitmiştir. Karavanlar satın almış ve o gün karavanı almaya gitmiş olmalılardır. Tanık salondan çıkar.

Arkasından bir diğer tanık, 47 yaşındaki, suçla mücadele komiseri Potsdam Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı LKA Brandenburg’dan Holger Sch., gelir. Onun görevi el konulan silahların Radom marka bir silahla olan bağlantısını teşhis etmektir. Bunun için BKA‚da kurumların bilirkişi raporlarına ilişkin kayıtlar ile dosyaların kayıtlarını biraraya getirme işini tamamlamıştır; özellikle de silahların tekniğine ilişkin bilirkişi raporunun soruşturma açısından sonuçlarını değerlendirmiştir. Namluda ve şarjörde bir ateşleme meydana gelmiştir. Silah kötü bir durumdadır; şarjör genişlemiştir ve tutuktur. Silahla ateş edilmiştir ve buradan elde edilen mermi ile Heilbronn’da polislerin öldürüldüğü olay yerindeki mermiler karşılaştırılmıştır. Daktiloskopi, parmak izi ile kimlik belirleme işlemi de yapılmış ve parmak izleri karşılaştırıldığında izlerin teşhis edilen bu iki kişiye ait olmadığı ortaya çıkmıştır. Silahın seri numarası yoktur; aksine silahlı kuvvetlere ait bir damga vardır; yani Alman Silahlı Kuvvetleri tarafından siparişi verilip 1945’den önce Polonya’da üretilmiş olması gerekir. Tanık salondan çıkar.

Bir sonraki tanık, celpname ile çağrılan kişilerin listesinde bulunan 65 yaşındaki uzman Joachim Merkel‚dir. LKA Baden-Württemberg’de, Kriminal Teknik Enstitüsü’nde fizikçi olarak çalışmaktadır. Tanık ilkin daha önce yemin etmiş olmasa da yalan beyanda bulunduğu için ceza almış olduğunu bildirir. İfade vermesine ilişkin izin okunur; bu izin 05.05.2007 tarihli araştırma raporunu temel alır. Burada Heilbronn suikastında nişan alan kişinin atış mesafesi mevzu bahistir ki bu mesafe barut gazları, alev ve duman sayesinde hesaplanabilir. Çok sayıda araştırma dilekçesi, dosya numarası ve el konulan şeylere dair büyük bir yapı mevcuttur. Polislerin aracından iki adet PVAL metoduna göre incelenmiş iki nüsha çıkarılmıştır; bu barut gazları, alevi ve dumanının bıraktığı izleri incelemeye ve kayıt altına almaya dair özel bir yöntemdir. Tanık, (inceleme nesnesi olarak) Martin A.’nın gömleğin sağ omza ait olan kısmını almıştır; geri kalan kısmı ise liflerin incelenmesi ve DNA incelemesi içindir. Önünde A.’nın mermi yarasından ve ellerinden alınan örnekler bulunduğu bir lam (tabla) vardır. Tanık lamı gösterir ve lamın elektrikli iletken yüzeyinde gerçekleştirilen teknik işleyişi açıklar. En sonunda elinde A.’nın kılıf taşıma kemeri vardır; kemer kayışı. Kiesewetter’in ise merminin giriş ve çıkış yerine ait deri parçaları ile mermi yarasının olduğu yerden kesilen saç örnekleri ona verilmiştir. Ayrıca yine bir lamın üzerinde ellerinden ve gömleğinin sol omzundan alınan örnekler vardır. Bu olay dahilindeki şüpheli tüm şahıslara ilişkin lamlar (tablalar) kendisine verilmiştir. Polis aracının soldaki kapısının çerçevesindeki bulgular ise negatiftir.

Bayan Kiesewetter’in saçlarında kurşun partikülleri ispat edilmiştir. Kiesewetter’in gömleğinde herhangi bir barut izine ya da dumana rastlanmadığı için ateş eden kişinin ateş ederken kurbana yakın bir alanda olmadığı sonucu çıkarılmıştır; çünkü yakın bir alanda silahın türüne göre çok çeşitli olsa da duman izleri ispat edilir: Bu alan 60-90 cm. arasında biter. Burada söz konusu atış, bu imlemenin dışında gerçekleşmiş olmalıdır. Kiesewetter’in ellerinin iki ya da üç yerinde barut, duman izleri saptanmıştır; hatta kimi izler “serseri mayın gibi arabanın iç mekanında dolaşmış olabilir.” Bu izler kendi silahından da kaynaklanıyor olabilir; çünkü iki eliyle de silah kullanabiliyordur. A.’nın gömleğinde ve yakasında barut, duman izleri yoğundur. Bu duman izlerinde kafanın sağ tarafında belirgin bir şekilde tatuaj (barut taneciklerin yaptığı küçük yanıklar ile yanmamış barut artıklarının giriş deliğinin etrafında oluşturduğu iz) görülür. Bundan atışın 60-90 cm gibi yakın bir alandan yapıldığı sonucu çıkarılmaktadır. İncelenen diğer üç kişide hiçbir şekilde duman izine rastlanmamıştır. Bunda da şaşılacak bir şey yoktur; çünkü altı saati geçen bir süreden sonra bunun tespiti mümkün değildir. Bu süreç zarfında duman izi genelde tümüyle silinir; örneğin ellerin yıkanmasıyla.

Tabanca kılıfı kemerindeki her iki silah da eksiktir. A.’da kemerin kilidi doğru açılmamıştır. Fail, mekanizmanın nasıl işlediğini bilmiyor olmalıdır. Tabanca kılıfının atkısına asılarak çekmeye çalışmıştır; ancak kılıf böyle kolay açılmamaktadır. Kılıfta dayanıklılığı kanıtlanmış polyester kullanılmıştır. Yapılan incelemede butonun çevresindeki izler açıkça görülmüştür. Uzman, bir makara ile kılıftan tabancayı çıkarmak için gerekli olan gücü ölçmüştür; bu 49 kilogramkuvvete denk gelmektedir. Bir kilo ağırlığındaki bir kütleyi kaldırabilmek için 1 kilogramkuvvete denk düşen bir güç uygulanması gerekir. Ve bu noktada 49 kilogramkuvvet bayağı bir şey demektir. Uzmanın kendisi, bunu parmaklarıyla denemiş, başaramamıştır; ayrıca kılıf kolay erişilemeyecek bir konumda durmaktadır. Üstelik atkının kenarı da oldukça keskindir. Bir alet yardımıyla, örmeğin tornavida ile açmak daha kolaydır; tanık bunu kısa bir film eşliğinde gösterir. Daha sonra salondan çıkar.

Ara verildikten sonra 30 yaşındaki tanık, BKA Meckenheim’dan suçla mücadele biriminden memur Martin Gi. sorgulanır. Genel anlamda ifade verme izni bulunmaktadır. Götzl, Kiesewetter’in 25.04.2007 tarihindeki görevi ve iki birim arasındaki görev değişikliği hakkında bildiklerini sorar. Tanık şöyle olmuştu, der: Bayan Kiesewetter, kendini gece nöbeti için kaydettirmiştir; ancak sonra meslektaşı De. ile değil de Böblingen Çevik Kuvvetti’nden (BePO) olan meslektaşı Alexander D. ile görevlerini değiş tokuş etmiştir. D., psikolojik destek ile ilgili stresten kaçınmak için Michèle Kiesewetter’in değiş tokuş partneri olarak bilinmek istemediğini ifade etmiştir. Değiş tokuş teklifi ondan değil Kiesewetter’den gelmiştir. Götzl, Ku-Klux-Klan’ınan () dahil olan BFE- Memurlarını (BFE: Kanıt ve Tutuklama Birimi) sorar. KKK-olayına ilişkin çıkış noktasını tanık Heiko Ko.’nun soruşturması oluşturur; Heiko Ko., BFE 514’den olan meslektaşı Ulf Ni. ile sohbet etmiştir. O, pek çok meslektaşının KKK’da olduklarını söylemiştir. Sonra tanık, bundan yola çıkarak Timo He. ve Jörg Wi.’nin müdürleri olan Andreas Ri.’yi tanık olarak sorgulamıştır. Andreas Ri., kendi verdiği bilgiye göre He.’ye hesap sormuş; He. de „European White Knights of the KKK“nin (EWK-KKK) bir üyesi olduğunu itiraf etmiştir. Birkaç ay etkinliklere katılmıştır; onu angaje olmaya iten Jörg Wi.’dir. Wi. ise genç meslektaşını angaje ettiği suçlamasını kabul etmemiştir. Ancak ikiside birbiriyle örtüşen bir şekilde EWK-KKK’da polis olarak bir tek kendilerinin olduğunu ve ile EWK-KKK arasında herhangi bir bağın olmadığını söylemişlerdir. Ayrıca Kiesewetter, eğitimine ilk 2003 yılında başlamıştır; EWK-KKK ise 2002 yılında dağılmış ve başka hiçbir etkinlikte bulunmamıştır. Tanık, daha sonra Klan’ın eski şefi Achim Schmid’i sorgulamıştır. Schmid, 2000 sonbaharından 2002’nin sonuna değin bu görevi sürdürdüğünü söylemiştir. Onun ayrılmasıyla birlikte EWK-KKK mevcudiyetini devam ettirememiştir. Yaklaşık olarak toplam 30 üyesi vardır. Kendisine gösterilen vesikalık resimlerde birkaç kişiyi, bunların arasında da Thomas Richter’i EWK-KKK’nın üyesi olarak teşhis etmiştir. NSU’nun “Garaj listesi”nde Thomas Richter ismi, Oi-Fanatik ürün kodlaması ve bir adres ile birlikte kaydedilmiştir. Tanık, Richter’in teşhis edildiğini ve listede ismi geçen kişiyle aynı kişi olduğunun saptandığını söyler. Thomas Richter de sorgulanmıştır; ve o da NSU’nın çevresiyle bir alakası olmadığını söylemiştir. Adının listede geçmesini ise vaktiyle o camiaya ait fanatik ürünlerin ve örnek kasetlerin mevzu bahis olmasıyla açıklamaktadır. Hakim Götzl, tüm bu olup bitenlerden dolayı memurlara herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmadığını bilmek ister. Tanık, disiplin soruşturması açıldığını ancak söz konusu iki kişinin de görevinden alınmadığını söyler.

Götzl, Timo He.’nin 25.04.2007’deki görev planına katılmış mıdır, sorar. He., BFE 523’ün kurucu üyesidir ve o gün ekipten sorumlu kişidir ve böylece A.’dan ve Kiesewetter’den de sorumludur. Aynı zamanda Heilbronn’da da görevdedir; fakat ekibin oluşturulmasıyla ilgilenmemiştir. Götzl, polislerce Theresienwiese’nin aralarda sık gidilen bir yer olarak bilinip bilinmediğini öğrenmek ister. Tanık, PD Heilbronn’nun memurları ile BePo Böblingen’in memurlarını birbirinden iyi ayrırmak gerektiği yanıtını verir. Theresienwiese, çevik kuvvet polislerinin sevdikleri bir mola yeridir. PD Heilbronn’un memurları aralarını daha çok görev yerlerinde geçirmektedir. Bayan Kiesewetter pek çok kez Theresienwiese’de bulunmuştur; 2 ve 3 Nisan 2007 tarihlerinde de oradadır. Kurbanın aracına ilişkin incelemeler, aracın başka polislerce de Heilbronn’da kullandığını göstermiştir. Götzl, Kiesewetter’in olaydan önceki günlerde nerede olduğu ortaya çıkarılabilir mi diye sorar. Evet, der tanık; A. ve Kiesewetter’in diyalog kurdukları insanlara ve hareket alanlarına göre resimler oluşturulduğunu söyler; buradaki amaç öncesinde faillerle bir temasın kurulup kurulmadığını saptamaktır. Kiesewetter, 19-21 Nisan tarihleri arasında, annesinin doğum günü nedeniyle Thüringen’de Oberweißbach’da bulunmuştur. Bunun dışında hareket alanına dahil bir ipucu bulunamamıştır.

Götzl soru sormaya devam eder: Kiesewetter’in yer aldığı görevlerde sağcı camia bağlamında tehditler ya da sorunlar olmuş mudur? Kiesewetter, der tanık, göreve başladığı 20 Eylül 2005 yılından bu yana 199 göreve katılmıştır. Görevlere ilişkin dosyalarda bu görevlerden kaçının sağcı camiayla ilgisi olduğuna dair herhangi bir not düşülmemiştir. Meslektaşlarıyla yaptığı soruşturmaları düşündüğünde de Kiesewetter’in sağcı camia ile herhangi bir sorun yaşadığına ilişkin bir şey hatırlamamaktadır. Daha sonra konu Lichtenhain’da dağ tren istasyonunun oradaki pansiyona gelir; Götzl, tanığı anlatması için teşvik eder. Burada ilişkiler olabileceğine dair bir tez söz konusudur: Kiesewetter, Oberweißbach’dan gelmektedir; üçlü ise Jena’dan. Kiesewetter’in yakın arkadaşı olan Anja Kl. ve onun erkek arkadaşı Stefan Fi., ifadelerinde Uwe Böhnhardt’ın dağdaki tren istasyonundaki pansiyonda kaldığını ve lakabının „Brownie“ olduğunu söylerler. Ancak soruşturmalar sonucunda söz konusu kişinin daha çok Christian Br. adlı biri olduğuna varılmıştır. Pansiyonun işletmecisi olan Bay Fe.’de kastedilen kişinin Br. olduğunu doğrulamıştır. Fe. Ralf Wohlleben’in kaynıdır: 90’lı yıllarda sağcı camiaya dahil olan biridir ve o kişileri de tanımaktadır. Bayan Zschäpe ile de kısa süreli bir ilişkisi olmuştur. Üçlü kayıplara karıştıktan sonra onlarla hiçbir diyaloğu kalmadığını inandırıcı bir şekilde dile getirmiştir. Tanık, sorgulanan işletmecinin, üçlünün hiçbir zaman onun pansiyonunda olmadığını, tren bağlantısına rağmen Kiesewetter’ın da oraya hiç gelmediğini belirttiğini söyler. Götzl, Kiesewetter’in ya da ailesinden birilerinin sağcı camia ile diyalogları olmuş mudur, bilmek ister. Tanık, hayır der; bu yönde bilinen bir şey yoktur. Peki ya A. söz konusu olduğunda diye sorar Götzl. Tanık, A.’nın 11 kez 04.11.2011’den önce bir kez de sonrasında olmak üzere 12 kez sorgulandığını söyler. Onunla birlikte yaşananlar yeniden canlandırılmaya çalışılsa da vurulmasının neticesinde hafıza kaybına uğramıştır; bu nedenle de olayın nasıl cereyan ettiği canlandırılamamaktadır. A.’nın şahsi çevresi de sorgulanmıştır; fakat herhangi bir ipucuna varılamamıştır. Kısaca bir özetleme yapılacak olursa ikisi içinde şu söylenebilir: Bulgularda önceden NSU ile ilişkileri olduğuna dair hiçbir işaret yoktur. Yanlışlıkla başka biriyle karıştırma gibi bir durumun da söz konusu olmadığı neticesine varılmıştır. Bu ikisi için de geçerlidir.

Götzl, tanığa NSU’nun Baden-Württemberg ve Heilbronn ile ilişkisine dair yapılan soruşturmalar hakkında bilgi verebilir mi diye sorar. Uwe Böhnhardt’ı Bahnhofsstraße’de gösteren resimlerin olduğu bir hard disk bulunmuştur; üstelik onun 25.06.2006 yılında Eskaja et lokantasının önünde ve Dönmez Marketi’nin önündeki resimleridir bunlar. Herhangi bir suç unsuru ya da araç kiralamaya ilişkin bir şey bulunmadığından sadece gözetlemek söz konusudur. Ayrıca 24-26 Haziran 2007 tarihleri arasında kamp yeri Cannstatter Wasen’de Ralph Beier ve Max Burkhardt adına yer kiralanmıştır. Yazılarının karşılaştırılması sonucunda Max Burkhardt’ın ile Ralph Beier’in de Uwe Böhnhardt ile yazılarının belirli oranda benzer olduğu ortaya çıkmıştır. Rügen’deki kamp yerinde aynı isimle yer kiralayan biri daha saptanmıştır. 2011 yılında üçlü bu kamp yerinde tatil yapmıştır. Bu kişinin teşhisi ve sorgusu yapılmıştır; 2003 yılında orada olduğunu fakat 2007 yılında Stuttgart kamp yerinde olmadığını beyan etmiştir; bu da onun diğer ismini kullandığı ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

Hakim Götzl, tanığın bulunan kent planlarına ilişkin neler söyleyeceğini bilmek ister. Tanık: Olay yeri Heilbronn’a ilişkin yangın enkazından çıkan dört kent planı soruşturmanın gidişatı için önem arz etmektedir. Kent planlarından biri Heilbronn’a aittir ve üzerinde el yazısıyla yazılmış herhangi bir not ya da işaret yoktur. Diğerleri de üzerinde bir işaretin olduğu Ludwigsburg kent planı ile Stuttgart’a ait iki kent planıdır: Bir ADAC-Planı işaretlemelerden oluşan bir yığın evrak içermekte; ancak bunlardan bir mana çıkarılamamaktadır. Falk yayınlarına ait bir planda ise “P” işaretleri yer almaktadır ki burada daha önceki ya da mevcut polis merkezleri söz konusudur. 10.000’lik listede yapılan karşılaştırmada ’ye ait el konulan elektronik pek çok veride ADAC kent planı sözcüğüne rastlanmıştır. Fakat soruşturmayı gerektirecek herhangi bir şey bulunamamıştır. Videoda bir polis tabancasının seri numarası P2000 olarak okunabilmektedir; bu A.’nın tabancasıdır. Ayrıca Kiesewetter’in cenaze töreninin görüntüleri ve olay yeri de videoya kaydedilmiştir.

Götzl, olay yerindeki tanıklara ilişkin neler söyleyebileceğini, onlara vesikalık fotoğrafların yer aldığı dosyaların ve robot resimlerin gösterilip gösterilmediğini sorar. Olay yerindeki tanıklar arasında öncelikle iki demiryolu çalışanı vardır; olay günü bir elektrik bağlantı kutusu üzerinde çalışmaktadırlar. (76. Duruşma Tutanağı’na bakınız.) Onlardan biri olan Bay He., iki dağ bisikletçisi görmüştür. Ancak tanıklar resimlerde kimseyi teşhis edememişlerdir. Götzl, tanığa, 25.04. 2007 tarihinde bahar festivalinin hazırlık çalışmalarının yürütüldüğünü, buna ilişkin neler söyleyebileceğini sorar. Tanık: Orada yardımcılarıyla birlikte pek çok sergici vardı, toplam 165 kişi. Bu konuya ilişkin geniş çaplı soruşturma başlatılmıştır. La. adındaki bir tanık, o gün olay yerinde bir karavan gördüğünü söyler. Ancak kendisine gösterilen karavanlı resimlerde olay yeri için önemi olan karavanı teşhis edemez. Seyahat eden ailelerin yakınlarının sorgulanmasında epeyce güçlük yaşanmıştır. 15 kişi sorgulanmıştır; onuna resimler gösterilmiştir; ancak bir sonuca ulaşılamamıştır.
Götzl., tanığa, Stern soruşturmasına ilişkin tanık Ze. hakkında neler söyleyebileceğini sorar. Burada Stern adlı derginin 15.11.2012 yılında yayınlanmış olan “Yasaların Gözü Önündeki Cinayet” adlı makale mevzu bahistir. Bu makalede DIA’ya (Defence Intelligence Agency: Amerikan Savunma İstihbarat Örgütü) ait „SIT-Özel tim“e ilişkin yazısının bir kopyasının ellerinde olduğunu bildirilmektedir. Orada olay günü Mevlüt Ka.’nın izlendiği iddia edilmektedir. Sauerland grubundan aracı bir kişi söz konusudur. Bu kişi başka bir şüpheli ile birlikte Santander Bankası’na nakit olarak 2, 3 milyon Euro yatırmış ardından Theresienwiese’e geri dönmüştür. Anayasayı Koruma Teşkilatı Baden-Württemberg ya da Bavyera’nın memurlarını da içeren bir ateşli silah kullanımı nedeniyle o an itibarıyla eyleme son verildiği söylenmiştir. Rabbi Ha. ve Kamil Ze. adlı iki Arap orada kontrol edilmişlerdir. Bu bağlamda tanık Ki. 15.11.11.’de polise gitmiş ve sorgulanmıştır. Hanau’daki CIA’nın 66. MI’nin (Karşı istihbarat) bir mensubudur ve 26.4.2007’de iki GI arasındaki konuşmayı gizlice dinlemiştir: Heilbronn’da bir gün öncesi silahlı bir çatışma nedeniyle gözetleme operasyonuna son vermek zorunda kaldıkları hakkında konuşuyorlardır. Tilman Ro. ve Trevis Ho. sorgulanacak durumdadır. Ro.’nun operasyonu yürüttüğü söylenmiştir. İkisi de sorgulanmıştır ve gizlice gözetlemeye ilişkin bir bilgileri olmadığını, Stern’in belgesinin gerçek olmadığını belirtmişlerdir. Özel tim SIT gibi bir şeyden haberleri yoktur. Muhtelemen Ki., maaşının hesaplanmasına ilişkin kurumun kendi içinde ona karşı başlatılan soruşturma nedeniyle meslektaşlarına iftira etmek istemektedir. Ayrıca Amerikan Büyükelçiliğinde yapılan bir sorgu sualde böyle bir gözetlemenin söz konusu olmadığı ve SIT Stuttgart diye bir şeyin olmadığı; sadece SIT Augsburg’un olduğu ve bunun da 1987 yılında dağıtıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bayern’deki ve Baden-Württemberg’deki Anayasayı Koruma Teşkilat’larına da danışılmış, ikisi de Stern’deki makalenin yanlışlığını kanıtlamışlardır. Böylece Stern’in sunduğu versiyonun hiçbir dayanğı kalmamıştır.

Aradan sonra saat 16’da Götzl, tanık Ce.’yi ve onun Hannover’la yaptığı telefon görüşmelerini sorar. Tanık, iki Arabın da sorgulandığını, lakin Ce.’nin kendi insiyatifiyle PI Heilbronn’a yöneldiğini söyler. Götzl, Ce.’nin Mevlüt Ka. ile bir ilişkisinin olup olmadığı kanıtlanmış mıdır, diye sorar; tanık hayır der. Mevlüt Ka.’ya ilişkin soruşturma açılmış mıdır diye devam eder. Bildiğim kadarıyla hayır, der tanık. Götzl, nakit olarak yatırılan 2,3 milyon Euro nedir, bilmek ister. Bu zaman zarfı içerisinde 1 milyon Euro’yu geçen bir tutarın bankaya yatırıldığına dair bir ibare yoktur, der tanık; buna ihtimal yoktur. Götzl, Yorma adlı fırının kamerasının kayıtlarına ilişkin değerlendirme nedir diye sorar. Tanık, uzmanların çeşitli kişilerin tatil görüntüleri ile üçlünün görüntüleri arasında yaptığı karşılaştırmalar bir sonuç vermemiştir, der.
Avukat Martinek, tanık, pansiyon işletmecisi Fe.’nin, dile getirdikleri inandırıcıydı ifadesinin ne anlama geldiğini sorar. Tanık, Fe.’nin üçlü kayıplara karıştıktan sonra onlarla bir diyaloğu olmadığını söylediği yanıtını verir. Soruşturmayı yürütenler de buna ilişkin herhangi bir bulguya rastlamamışlardır. Martinek, bu onun kişisel tahmini midir yoksa Fe. ile bizzat kendisi görüşmüş müdür diye sorar. Tanık hayır der. Martinek, Bay Fe.’nin çevresinden başkaları da sorgulanmış mıdır, diye soru sormaya devam eder. Tanık, evet der; Bay Br. sorgulanmıştır; fakat herhangi bir ipucuna rastlanmamıştır. Martinek, Fe.’nin güvenilir olduğu kanısına nereden vardığını yoksa sadece diğerlerinin fikrini öylece kabul mu ettiğini sorar. Bu noktada federal savcı Weingarten devreye girer ve tanığın başkalarının fikirlerini benimsediğine dair bir şey söylemediği konusunda uyarır. Tanık, Fe.’nin 1998 yılından sonra NSU ile diyalog içinde olduğuna dair bir ipucu bulunmadığını belirtir; ancak Fe.’nin sorgulamasını o yapmamıştır.

Avukat Wolf, pek çok kişinin medyaya ve “Oberweißbach kahverengidir” söyleyişine çok kızmış olduğunu açıklar. Buna ilişkin söyleyebileceği bir şey yoktur; sadece Lichtenhain’daki pansiyonda, 2005 yılında, sağcı camianın temsilcilerinin katıldığı NPD çevresinden yaklaşık 100 kişinin bulunduğu bir organizasyon olduğunu söyleyebilir. Avukat Wolf, bunun Kiesewetter’in ölümünü açıklayacak nedeni aramayla ne ilgisi olduğunu sorar. Basında yer alan görüşlerden haberim yok, yanıtını verir tanık. Wolf, Oberweißbach’daki soruşturmalarda orada oturan az sayıdaki kişiden en azından birkaçı sorgulanmış mıdır bilmek ister. Tabii ki der tanık; Kiesewetter’in hem mesleki çevresi hem de arkadaş çevresi; örneğin kız arkadaşı Anja Kl., sorgulanmıştır ve Kiesewetter’i sağcı camia ile ilişkilendirebilecek herhangi bir noktaya varılmamıştır.Wolf, Kiesewetter’in sağcı anlayışa yaklaşımı neydi diye soru sormaya devam eder. Bu konuda bir şey bilmiyorum, der tanık. Avukat Wolf’un görev değiş tokuşuna dair sorusu vardır: Kiesewetter, 19-21 Nisan tarihleri arasında Oberweißbach’da tatil yapmıştır; tanık, Kiesewetter’in işe ne zaman başladığını bilmekte midir; yani 23 Nisan, Pazartesi günü işe başlamış mıdır? Tanık, bunu yanıtlayamayacağını, Kiesewetter’in 25 Nisan’da işinin başında olduğunu söyler.

Avukat Kienzle, Kiesewetter’in sağcı gösterilerdeki görevlerini konu edinir yine. Tanık, bu bilgileri kendisinin toplamadığını; aksine LKA Baden-Württemberg’den meslektaşı Ti.’nin 08.02.2012 tarihli raporundan aldığını söyler. Kienzle, ayrıntıya inerek Kiesewetter’in çalışma planını görmüş müdür, diye sorar tanığa. „Soko Umfeld“de planların yer aldığı bir rapor daha vardır ve tanık, verileri LKA‚dan almıştır. Kienzle, görevin içeriğine, türüne ait ayrıntılar yok muydu, diye sorar. Hayır, der tanık, liste yapılmış ancak ayrıntıya ya da bölümlemelere gidilmemiştir. Kienzle, sağcıların gösterilerine ilişkin dosyadan verileri aktarır: 28.01.2006 sağcı gösteri, 13.02.2006 Ulm, 23.2.2006 Pforzheim, 11.3.2006 Skin konseri vb. – bu türden gösterilere ait görev planı görmemiş midir? Tanık, bazı görevlerin açık açık tarif edildiğini bazılarının da böyle olmadığını itiraf eder. Fakat Kienzle tanığın bunu daha önce tümüyle reddetmiş olduğu konusunda diretir: Acaba tanık, Kiesewetter’in katıldığı görevleri tek tek gözden geçirmiş, bunlarla meşgul olmuş mudur? Hayır, der tanık. Avukat Langer tekrar ara verilen yer Theresienwiese’yi sorar. Eğer birileri aralarda oraya gidiyorsa onlar BePo’dan olan meslektaşlardır. Hatta bazıları aralarda Weinberge’ye gittiklerini söylemişlerdir. Langer, kimin Theresienwiese’yi ara verilen bir yer olarak adlandırdığını somut olarak bilmek ister. Tanık, bunu Kiesewetter’den ve birkaç meslektaşından bildiğini söyler. D.’ninde aralarda orada olduğu soruşturulmuş mudur? Tanık, bilmiyorum, der. Acaba tanık, tanık Ri.’nin EZ 514 ve BFE 523 timlerinin varlığına ilişkin ve bir değiş tokuş planlandığına dair söyledikleri hakkında daha ayrıntılı bir şey biliyor mudur? Hayır, der tanık; sadece D. ile yapılan değiş tokuşu biliyordur.

Avukat Narin, He. und Wi.’yi sorar ve onların söyledikleri dışında EWK-KKK’de başka memurların olmaması inandırıcı mıdır acaba, der. Tabii ki der, tanık; bir incelemeye tabi tutulmuşlardır; örneğin Achim Schmid klan şefi olarak bu konuda sorgulanmış, o da bunu reddetmiştir. Avukat Narin, Schmid’in yoğun talep üzerine EWK-KKK’de kendi polis teşkilatını kurma planı olduğunu dile getirdiği ifadesini 04.11.2012 tarihinde basında yer aldığı biçimiyle hatırlatır. Tanık, böyle bir şeyden haberi olmadığını söyler. Narin, Thomas Richter hakkında başka soruşturmalar olmuş mudur, bilmek ister. Tanık, hayır der. Narin, tanığın, 07.03.2000 tarihli bir belgeye göre Achim Schmid’in LKA Sachsen (Saksonya) için NSU ile bağlantı kurmada aracı kişi olarak görevlendirildiğinden haberi var mıdır, bilmek ister. Ayrıca David Fe. ile herhangi bir diyalog kurulmuş mudur, onu da bilmek ister. Schmid, EWK-KKK’nin 30 üyesi olduğunu söylemiştir. Tanık, üyelerin tek tek sorgulanmadığını söyler. Acaba tanık, Schmid ‚in NSU‚yu desteleyen diğer kişilerle diyaloğu olduğunu, örneğin Ma. ile ya da ‚dev‘ olarak tanınan ve Thüringen’deki Blood-&-Honour-Ağı’nın şefi olan Marcel De. ile diyaloğunu, bilmekte midir? Tanık, böyle bir şeyden haberdar olmadığı yanıtını verir. Hakim Götzl, müdahale eder ve Narin’i açıklamalar yapmaması konusunda uyarır. Narin sorularına uygun bir kanı önergesi sunmalıdır ki bunun üzerine tartışılabilsin ve herhangi bir hüküm verilebilsin. BAW Diemer’de söz alır ve burada yöneltilen soruların halen görülmekte olan davayla bir ilgisi olmadığını söyler. Narin, tanık, Schmid’in Andreas Gr. ile diyoloğu olduğundan haberdar mıdır, diye sorar. Gr. ismi prensipte bildiğim bir isimdir, der tanık. İş bölümü açısındansa o yapılanma içinde ona bir şey ifade etmemektedir. Narin, acaba Anja Kl. Hakkında yapılan sorşturmalarda “kritik kişiye” dair bir sonuç elde edilmiş midir, diye sorar. Kl.’nin Facebook’da “kritik kişiye” ilişkin bir şeyler olduğuna dair söylediği ipucunu bilmektedir. Tanık, bu konuda bir şeyler duymuştur. Bu davada 5000 ipucu gündeme gelmiştir ve bu iz hiçbir yere götürmemiştir. Narin, tanık, Marlene Bi.’nin bugünlerde ile birlikte olduğunu biliyor mudur, bilmek ister. Tanık buna dair bir şey bilmediğini söyler. Narin, tanığa, KHM We.’nin sorgusunda Heilbronn’daki olaya ilişkin hangi şüpheyi dile getirdiğini bilip bilmediğini sorar. Meslektaşlarına karşı bir şeyler söylemiş olmalı; ancak o bu konuda bir şey bilmemektedir. Narin dosyadan We.’nin söylediklerinden bir alıntı yapar: “ Medyada gördüğüm kalibre ve silahlara bakılacak olursa öldürülenlerin olmasının önemli bir rol oynadığı fikrindeyim.” Narin, tanık acaba Anja Wi. soruşturması hakkında başka neler biliyordur, öğrenmek ister. Tanık, Wi.’nin meslektaşı We.’nin bir zamanlar kız arkadaşı olduğunu bildiğini söyler. Aralarında sms yazışmalarının olduğunu fakat içeriğine dair bir şey bilmediğini söyler. Narin, We.’ye karşı suçlamalar ve tehditler içeriyordu, der. Tanık, bundan haberi olmadığını söyler. Avukat Stahl, soruların bu davayla ne tür bir ilgisi olduğunu anlayamadığını söyleyerek soruları eleştirir. Narin devam eder ve tanığa, Wi.’nin şimdilerde sağcı camiadan biriyle evli olduğunu bilip bilmediğini sorar. Evet, der tanık, biliyorum. Narin, tanığın sorgulanması bağlamında koca Ralf Wi.’ye ve onun Uwe Böhnhardt’la diyaloğu olduğuna ilişkin bir şeyler biliniyor muydu diye sorar. Sanırım evet, der tanık. Acaba Wi. NSU’nun çevresindekilerle bugün hâlâ diyalog içinde midir, diye sorar Narin. Tanık, bu konuda bir bilgim yok, yanıtını verir.

Avukat Dierbach, Heilbronn’a ilişkin eski dosyaların yoğunluğunu sorar. Acaba tanık dosyaları incelemiş midir yoksa sadece soruşturmaya ilişkin düşülen özet nitelindeki notları mı hazırlamıştır? Her ikisi de yanıtını verir tanık. Önce özet çıkarmış ve gerektiğinde dosyalarda değinilen şeylerin peşine düşmüştür. Dierbach’ın diğer sorularına BAW Weingarten ve Diemer müdahale edip Dierbach’ın tanığa olan tavrını eleştirirler. Dierbach yüksek sesle kendini savunurken başkanının sözünü kesince hakim Götzl sinirlenir ve bir ara verildiğini açıklar: “Beni dinleyemeyecek durumda olduğunuza göre birkaç dakikalık ara verelim.” Bu kısa aradan sonra Dierbach soru sormaya devam eder; göreve ilişkin nedenlerin raporda neden ayrıntılı bir şekilde yer almadığını sorar. Bu benim bilgim dışındadır, der tanık; bilgiyi öylece olduğu gibi almıştır ve ayrıntılarına inmemiştir. Dierbach, acaba çevredeki kişilerin analizi esnasında sağcı camia ile sorunlar yaşandığına dair belirtilere rastlanmış mıdır, diye sorar. Tanık, ilişkiler ağı tezini doğrulayacak Kiesewetter’e karşı bir zorbalık olduğuna dair herhangi bir belirti yoktu, der. Dierbach kimi özel hadiselerin araştırılıp araştırılmadığını sorar. Tanık, Kiesewetter ve A.’nın sağcı camia ile olabilecek potansiyel karşılaşma noktalarının incelendiğini ancak bir yere varamadıklarını söyler. Dierbach, gösterilerdeki görevlerde güçlüklerin yaşanıp yaşanmadığı araştırılmış mıdır, diye sorar. Bu konuda mesleki çevrenin sorgulamasına başvurulmuştur, der tanık.
Tanığın sorgulanması yarıda kesilir; gelecek perşembe, 30.01.2014 tarihinde saat 13’de devam edilecektir. Sanık çıkar. Hakim Götzl., memur Ti.’nin aynı şekilde ayın 30’unda duruşmaya çağrıldığını açıklar. Duruşma günü, saat 17:34’de sonlanır.

Müdahil avukat Sebastian Scharmer, duruşma gününe ilişkin şu açıklamada bulunur: BKA, olası bir organizasyonun varlığına dair olan ipucunu ve beraberinde Michéle Kiesewetter’in meslektaşlarından en az birinin, üyeliği sonlanmış olsa da sağcı camiaya ait Ku-Klux-Klan’a üye olduğunu dikkate almamış, bu ipucunun peşine düşmemiştir. Aksine daha çok eskiden aşırı sağcı olanların birbirlerini desteklemek üzere verdikleri ifadeyi inandırıcı bulmuştur. Bu özellikle diğer mevcut izlerin -özellikle de NSU’nun garaj listesi adı verileninin- değerlendirilmesinde anlaşılabilecek bir şey değildir. Timo H.’nin 2007 yılında sağcı camia ile olan ilişkisinin pek değerlendirilmediği aşikâr olduğu gibi pek çok sağcı gösteri de görev alan Michéle Kiesewetter’in sağcı camia ile görev ilişkisinin soruşturulmadığı da ortadadır.“