118. Duruşma Tutanağı – Duruşma Tarihi: 4 Haziran 2014

0

Bugünkü duruşmada Kölner ’de gerçekleşen saldırıya ilişkin dellilerin toplanması konu edildi. Gündemin merkezini saldırıda zarar görenlerin etkileyici ifadeleri oluşturdu. Bu kişi önce saldırının nasıl gerçekleştiğini ve aldığı ağır yaraları betimledi. Ardından bu saldırının kendisi ve ailesi için olan sonuçları hakkında bilgi verdi. NSU’nun kendini ifşa etmesinden sonra, bu saldırının ırkçı bir saldırı olduğunun bilincine vardığını tasvir ederek kendine Almanya’da artık ne aradığını sorduğunu anlattı. Fakat daha sonra tam da bu nedenle burada kalmalıyım diye düşündüğünü belirtti. Bu şekilde Almanya’dan kovulmasına izin vermeyecektir.

Açıklama: Köln’de Probsteigasse’de gerçekleşen saldırının mağduru ve ailesi, isimlerinin yer almasını istemediklerini açıkça belirttikleri için bu tutanakta kısaltılmış haliyle de olsa isimlerine yer vermiyoruz. Kimi kişisel ayrıntılar da kısmen kısaltılmıştır.

Tanıklar:

  • Daniel Q. (Suçla Mücadele Komiseri, Noel keki kutusuna ilişkin soruşturmalardan dan sorumlu, Köln Probsteigasse’de gerçekleşen saldırı)
  • Elke van O. (Suçla Mücadele Başkomiseri, mağdurun durumu, Köln Probsteigasse’de gerçekleşen saldırı )
  • Köln Probsteigasse’de gerçekleşen saldırının müdahili (Mağdur kişi)
  • Dr. Johannes Gu. (Mağdur kişinin tedavisi)
  • Dr. Rainer Ju. (Mağdur kişinin tedavisi)
  • Dr. Thomas Me. (Mağdur kişinin tedavisi)
  • Prof. Dr. Gerald Sp. (Mağdur kişinin tedavisi)

Duruşma saat 09:51’de başlar. Dün olduğu gibi bugün de Köln Probsteigasse’deki saldırının müdahilleri ile SV (Bilirkişi) Peschel ve Mölle hazır bulunmaktadır.

İlk tanık PP Köln’den Daniel Q.’dur Götzl bir kutuya ilişkin soruşturmalar söz konusudur, der. Q. bu meseleyi iyi hatırladığını, çünkü bu meselenin şahsi olarak da onu çok meşgul ettiğini söyler . Sahte para meselesinde soruşturmayı yürüten kişi olmuştur ve bu nedenle de bu suikast konusunda KK 13’ü desteklemek üzere bilgilendirilmiştir. Olay yerinde bulunmuştur ve oradaki tahribatı görmüştür. Ayrıca hastanede de bulunmuştur ve ağır derecede yanmış olanların bulunduğu klinikte yatan kızı da görmüştür; gördükleri içine işlemiştir, bunları asla unutamayacaktır. O zamanlar oldukça angaje bir şekilde soruşturmayı çok boyutlu yürütmüşler, her izin peşini sürmüşler ve olayların iç yüzünü aydınlatabilmek için her taşın altına bakmışlardır. Şahsi bir hesaplaşmanın sonucu bir intikam unsuru olabileceği tahmininde bulunduklarından dolayı ailenin çevresindekileri de araştırmışlardır. „EK Probst“a 7 ila 10 gün arası eşlik etmiştir; daha sonra tekrar sahte para birimine geri dönmüştür.

Götzl’den özellikli sorular sormasını rica eder; bunun üzerine Götzl, öncelikle kutuya ilişkin soruşturmaların mevzu bahis olduğunu söyler. Q., LKA’nın (Eyalet Suçla Mücadele Dairesi) olay yerinde bir kutudan arta kalan parçalar bulduğunu söyler. Barkod sayesinde Rheinland-Pfalz’taki imalatçı soruşturabilmiştir. Ve kendisi bir pazar sabahı imalatçıya gitmiştir. Şirket sahibi oldukça hoş davranmış ve onu o pazar günü kabul etmiştir. Ardından şirket sahibi ona karşılaştırabilmesi için iki üç örnek vermiştir. O da bu kutuları görev yerinde diğerlerinin hizmetine sunmuştur. Götzl, Q.’ya edindiği bilgileri sorar. Q. daha büyük bir teneke kutu olduğu yanıtını verir. O zamanki soruşturmalardan öğrendiği kutunun içinde bir bomba bulunduğu ve bu bombanın patlatıldığıdır. Olayın bir kaç gün öncesinde İranlı ailenin küçük dükkânına bir adam gelmiş, kasadayken cüzdanını evde unutmuş olduğunu söyleyip içinde kutunun bulunduğu sepeti orada bırakmıştır. Aslında bu inandırıcı bir hikayedir; çünkü bir şeyleri almayıp da dükkanda bırakmak herkesin başına gelebilecek bir şeydir.

Zschäpe’nin savunma avukatı konuşmayı böler ve her şeyden önce söz konusu tanığın direkt dinlenmesinin onun için önemli olduğunu söyler. Götzl tanığın bu konuda ifade vermesi kaçınılmazdır, der. Q. devam eder; İranlı ailenin kızının merak ettiğini söyler ki bu esnada Götzl onun konuşmasını böler ve Q.’nun soruya yanıt vermesini ister; burada onun yürüttüğü soruşturmanın söz konusu olduğunu söyler. Q., bu kutunun olay yerinde pek çok parçaya ayrılmış bir şekilde bulunduğunu söyler ve bu nedenle karşılaştırabileceği bir örnek bulması gerekmiştir. Heer şikayet etmeye devam eder ve Götzl burada soruşturmanın çıkış noktasının söz konusu olduğunu söyler. Heer, tanığın bu bilgiyi nereden edindiğini ortaya koymadığını söyler. Müdahil Lunnebach, savunma makamının orada neler olup bittiğini duymak istemediğinin bariz olduğunu söyler. Götzl: „Eğer böyle giderse ortamın sakinleşmesi için duruşmaya hemen ara vereceğim.“ Götzl, bir tanığın anlatabileceklerini buradaki herkesin duymak istediğini söyler. Q. açıklamasını kısa tutmaya çalışacağını söyler. Kutu bulunmuştur, bunun üzerinde onun karşılaştırılabilecek bir örnek tedarik etmesi gerekmiştir. Köyün adını hatırlamamaktadır. Şirket sahibiyle pazar sabahı ya da öğleye doğru buluşmuştur, bu kişi ona soruşturmaları desteklemek adına karşılığında para almaksızın iki üç adet kutu vermiştir.

Bir soru üzerine Q., kutunun boyutlarını tam olarak söyleyemeyeceğini, hatırladığı kadarıyla genişliğinin yaklaşık 40-50 cm, derinliğinin 20-25 cm ve yüksekliğinin ise 15 cm olduğunu söyler. Bu kutu, üzerinde beyaz yıldızlar olan tenekeden bir Noel keki kutusudur. Firmanın adını şu an için hatırlayamamaktadır. Geçen hafta konuyla ilgili tüm kayıtları okumuştur; söz konusu evrağa gönderme yapmak istemektedir. Götzl, Q.’ya geçen hafta okuduğu şeyi hatırlayıp hatırlayamadığını sorar. Q. isimlerin aklında olmadığını söyler. Götzl, Q.’nun bu kayıtla ilgili ne hatırladığını sorar. Q., bunun onun için basit bir görev olduğunu söyler. Götzl kendisinin de basit bir soru sorduğunu yanıtını verir. Firmaya nasıl ulaştıkları sorusuna Q., kutudan arta kalan parçalar bulduklarını ve üzerinde barkod yazılı olduğunu yineler; belki kutuda onları imalatçıya yönlendirecek başka şeylerin de yazılı olduğu ekler.

Götzl, 20.01.2000 tarihli bir kaydın olduğunu ancak yılın 2001 olması gerektiğini ve orada „Kaiser Backform GmbH, Diez/Lahn“ yazılı olduğunu söyler. Q. bu ismi hatırlamadığını söyler. Konuştuğu kişinin de ismini hatırlamıyordur. Götzl, firmanın ticari mümessilinin ismini hatırlatır. Q. hatırlamadığını söyler. Diğer evraklara ilişkin hatırladığı bir şey yoktur; başka bir şey varsa kayıtlarda yer alması gerekir. Götzl, firma tarafından bir broşür verildiğini, kutunun 40,5’e 15,5 ve 9 cm büyüklüğünde, kırmızı olduğunu hatırlatır. Q. bunu aldığını söyler ve bir soru üzerine kutunun kaç adet üretildiğini sorduğunu, çünkü kutuların dağıtımını açıklığa kavuşturmak istediklerini söyler. Bunun üzerine ticari mümessil daha sonra bir liste iletmiştir; onlar da bu listeden hareketle Köln’deki pek çok dükkâna sormuşlardır. Götzl, teneke kutuların Çin’den geldiğini, ondan önceki modellerinin Aralık 2000 yılına değin piyasaya sürüldüğü ve 1.8.2000 tarihinden sonra 13.329 adet kutunun satılmış olduğu hatırlatmasında bulunur. Q. bu hatırlatmayı doğrular.

Götzl, Q.’den ağır derecede yanmış olanların bulunduğu klinikte yatan kızı ziyaret ettiğindeki durumu sorar. Kurban, Merheimer Kliniği’nde ağır yanık tedavi ünitesinde yatmaktadır. Ailesi de oradadır. Kurbanın resimlerini edinmekle görevlendirilmiştir. O zamanlar doktorla da konuşmuş ve doktora resimlerin sadece ceza davası için kullanılacağı sözünü vermiştir. Kliniğin dış giriş koridorundan geçmiştir. Yan yana küçük odaların önünden geçilen uzun bir koridordur. Kurban bir yatakta yatmaktadır, neredeyse tümüyle çıplaktır, çünkü cildnin kendini yenilemesi gerekmektedir. Kurban yanmıştır, vücudu kabarıklıklar içindedir, yüzünde kollarında kanayan yaralar vardır. Kurbanın konuşabilecek bir durumda olmadığını söyler. Q. kurbanın nasıl göründüğünü sözcüklerle tarif etmenin mümkün olmadığını söyler. Kızın bir ızgara et parçası gibi göründüğü söylenebilir, der. Korkunç bir görüntüdür, bunu tarif edebilecek bir sözcük yoktur. Bir polis memuru olarak hayatında pek çok şey görmüştür, fakat bu gördükleri arasında en kötüsüdür.

Q., 19.01.2001 tarihinde kendisine kurbanı ziyaret etme görevi verildiğini doğrular. Götzl, doktorların ne türden tedbirlere başvurduklarını bilmek ister. Q., kurbana entübasyon işleminin yapılmış olduğunu söyler, diğer tıbbi müdahelelere ilişkin bir şey hatırlamıyordur; doktora hayatta kalma şansının ne kadar olduğunu sormuştur. Doktor omuzunu kaldırmış ve bilmiyorum, oldukça ağır bir durum, demiştir. Götzl yüksek sesle kayıttan bir bölüm okur; kurban yapay komada tutulmaktadır; çekinceli olsa da hayati bir tehlike bulunmamaktadır, yüzünde ve boynunda kocaman şişlikler vardır, nefes alması sağlanmaktadır, muhtemelen bir hafta sonra kendiliğinden nefes alması mümkün olacaktır, kafatasında herhangi bir çatlak ya da yarılma yoktur. Q. doktor tarafından kesik yaraları hakkında bilgilendirilmiş midir, diye sorulduğunda tanık, böyle bir şey hatırlamadığını söyler.

Ardından OStAin (Başsavcı) Greger, giysilere el konup konmadığını sorar; bunun üzerine Q. dosyadaki evraklara bakılması gerektiğine işaret eder. Götzl, o zaman bir kez daha evrakları okumasının neye hizmet ettiğini sorması gerektiğini söyler. Q. bir yığın meşakkatli işi olduğunu, kendisinin küçük bir büroda çalıştığını ve Mo. (117. duruşma gününe bakınız) tarafından ona üç kalın dosyanın verildiğini söyler. Avukat Lunnebach, Q.’ya ne zamandan ne zamana soruşturmaya katıldığını sorar. Götzl bu sorunun yanıtlandığını söyler, tanık 7 ila 10 günden söz etmiştir. Götzl ve Lunnebach arasında kısa bir tartışma yaşanır; Lunnebach, Götzl’ün savunma makamı gibi sabrını yitirdiğini söyler. Ardından Lunnebach Q.’ya ipuçlarına ilişkin evraklar üzerinde de çalışmış mıdır, diye sorar; Q. hayır yanıtını verir. Q. binada oturanları da sorguladıklarını söyler; bütün binaları dolaşmışlardır. Bunu yaparken robot resim kullanmışlar mıdır, sorusuna Q., bu soruyu yanıtlayamayacağını, resmin ilk kez saldırının ardından oluşturulduğunu, binaları dolaşırken göstermiş olabileceklerini söyler. Bir soru üzerine Q., yanlarında arama ilanları olduğunda bu ilanları dağıttıklarını ya da astıklarını söyler.

Lunnebach, Q.’nun bulunduğu ortamlarda yapılan soruşturmaların cinayet masasına verilmesi gerekliliği üzerine tartışılıp tartışılmadığını sorar. Q. böyle bir şey hatırlamadığı yanıtını verir; o zaman dilimi içerisinde bunun bir önceliği olmadığını söyler. Belirleyici olan ilk 24 ila 36 saattir; o zaman zarfında her şeyin mümkün mertebe güvence altına alınması ve biraraya getirilmesi gerekir. Bu süre içerisinde kimin hangi işi yaptığının bir önemi yoktur. SV (Bilirkişi) Peschel, Q.’ya kendisinin bizzat gördüğü yanıklar dışında başka yaralanmalar aklına gelmekte midir, diye sorar. Q. kolun alt kısmındaki yaralanmaları söyler. Onu meşgul eden, kurbanın nasıl yaralanmış olacağı, olayın nasıl cereyan ettiği ve hangi sonuçları doğurduğu soruları olmuştur. Doktorla merminin giriş ve çıkış yolunu konuşmuş olduğunu sanmaktadır. Resimlere atıfta bulunması gerekir. Onun aklında kalan asıl yaralanma cildin yanmış olmasıdır.

Ardından PP Köln’den Elke van O. sorgulanır. Götzl, yaralının durumunun mevzu bahis olduğunu söyler. O. saldırıdan sonra sürekli hastaneye gittiklerini söyler. O., 21 Şubat tarihinde tanığın sorgulanabilecek durumda olup olmadığını öğrenmek için bizzat kliniğe gittiğini söyler. Orada bulunan doktor tanığın durumunun sorgulamaya izin vermediğini, tanığın artık suni bir şekilde nefes almasını sağlamaya gerek kalmadığını, fakat ağrı kesicilerin etkisi altında olduğunu söyler. O., söz konusu mağdur kişiyi hastanedeyken görmemiştir; onu ilk kez Mart ayında evinde sorgularken görmüştür. Götzl, 21 Şubat tarihli kaydı hatırlatır; O. doğrular. Sonra Götzl sorgulamanın 5 Mart tarihinde yapıldığını hatırlatır ve mağdurun durumunu sorar. O., ailenin evine gittiklerini söyler; mağdurun yüzünde yaralar vardır ve bakışları donuktur. Elleri titremektedir. Mağdur kişi patlama nedeniyle ellerinin böyle olduğunu, fakat hissedebildiğini ve ifade verebileceğini söylemiştir. O.’nun izlenimi de bu olmuştur; çünkü mağdurun konuşması açık, anlaşılırdır ve spontan yanıtlar vermiştir. Götzl, kayıtta yer alan bilgileri bir kez daha hatırlatır. Bir soru üzerine O., mağdurun yüzünde pek bir ifade olmadığını, sadece olayın nedenini sorduklarında ağlamaya başladığını söyler.

Avukat Lunnebach, O.’nun davadaki rolünü sorar ve O. ilk başlarda soruşmayı yürüttüğünü, daha sonra ise dosyaların işlenme sürecinde diğerleriyle birlikte çalıştığını söyler. Neticeyi StA’ya (savcılığa) Mittler iletmiştir. Lunnebach fakat orada O.’nun imzasının yer aldığını söyler ve ipucu dosyasının idaresini sorar. Avukat Heer böler ve Lunnebach neredeyse hiçbir sorusunun uygun sorular olmadığını söyler. Lunnebach bunun ahmakça olduğunu, savunma makamının taciz etmek istediğinin aşikar olduğunu söyler. Heer: „Nasıl böyle bir şeye cüret edersiniz?“ Lunnebach, Heer’i değil, tanığı dinlemek istediğini söyler. Götzl, Lunnebach’tan soruları farklı bir biçimde formule etmesini ister. Lunnebach formalitelere takılıp kalmak istemediğini, meselenin özüne inmek için hatırlatmalarda bulunduğunu, savunma makamının ise buna izin vermek istemediğini söyler. Bu kez de Wohlleben’in savunma avukatı Klemke şikayetçi olur, fakat Götzl eğer formaliteler dikkate alınacaksa ona konuşma hakkı vermediğini söyler. Ardından Klemke, söyleyişin saygısızca olduğunu, burada StPO‚ya (Ceza Muhakemesi Kanunu) göre hareket edildiği, aynı şeyi Lunnebach’tan da beklediğini söyler. Klemke görüşünü bildirmeyi her zaman olduğu gibi „teşekkür ederek“ bitirir.

Götzl’ün talebi üzerine Lunnebach sorusunu başka bir şekilde formüle eder: „Üzerinde çalıştığınız ipuçlarını tek tek hatırlayabiliyor musunuz?“ O.: „Hangisini?“ Lunnebach Yunan Kültür Derneği’nini sorar. (117. Duruşma gününe bakınız). O., söz konusu kültür derneğinin aynı binada ya da o binanın yanında olduğuna dair bir ipucu vardır, der. Bu derneğin saldırının muhtemel hedefi olup olmadığı sorusu söz konusuydu. O., saldırının siyasi bir gerekçesi olma ihtimalinin olduğunu, fakat ipucunun bu yönde bir sonuca götürmediğini söyler. Lunnebach saldırıdan iki gün sonra „Kölner Stadtanzeiger“in soruşturmaların çok yönlü ele alındığını, ayrıca yabancı düşmanlığı yönündeki gerekçelerin de dikkate alındığını yazdığını söyler ve bu yönde ellerinde bir şey olup olmadığını sorar. O. buna ilişkin bir çıkarımda bulunmak istemediğini söyler, ipucunun muhtemel bir amacı olduğunu, buna ilişkin iyi bir değerlendirme yapamayacağını söyler. Lunnebach, O.’nun kendisinin bu saldırının yabancı düşmanı bir saldırı olup olmadığına dair bir düşüncesi olmuş mudur, diye sorar. O. buna ilişkin somut belirtiler olmadığını, ilk etapta failleri bulmayı düşündüklerini, öncelikli gayelerinin bu olduğunu söyler. Lunnebach o zaman bunun gerçekleştirilebilmesi için bir tezin olması gerektiğini söyler ve O.’ya meslektaşlarıyla aralarında yabancı düşmanı saldırı hakkında konuşmalar geçip geçmediğini sorar. O. kuşkusuz buna ilişkin de konuştuklarını söyler; fakat artık detaylarını hatırlayamıyordur. O., devlet koruyucularıyla diyaloğu olduğunu kabul etmez. Mittler’le diyaloğu olduğunu kabul etmez; en azından o yanlarında bulunmamıştır. O. aynı şekilde VS ile diyaloğu olduğunu da kabul etmez. Avukat Clemm, Tr.’in raporunun yer aldığı dosyadan hareketle (117. Duruşma günüyle karşılaştırınız.) BKA’nın suç aletini karşılaştırdığı raporunda konulduğundan söz eder, ancak bu rapor, onlara verilen dosyada yer almamaktadır. Clemm, O.’ya değerlendirme sonucunun bu rapora eklenip eklenmediğini sorar. O., hayır yanıtını verir. Clemm, BKA’nın değerlendirme raporunda diğer saldırılarda patlayıcı maddeler kullanıldığına dair pek çok not düşüldüğünü söyler ve bu hususta başka soruşturmaların açılıp açılmadığını ve bu bağlamda başka ipucu dosyalarının düzenlenip düzenlenmediğini sorar. O. artık bunları bilemediğini söyler. Sorgulama saat 10:45’de sona erer.

Aradan sonra Probsteigasse saldırısında mağdur olan kişinin sorgulamasına geçilir. Bugün 30 yaşındadır, doktordur ve davaya müdahil olarak katılmaktadır. (Yukarıdaki açıklamaya bakınız.) Onun savunma avukatı Lunnebach tanığın yanında yerini alır. Götzl tanıktan 19.01.2001 tarihinde yaşananları anlatmasını rica eder. İçinde hediye kutusu olan Noel sepetinin, Noel zamanı verildiğini açıklar. Ayın 19’unda tesadüfen dükkândadır; sepet arkalarda bir yerde durmuştur; o birkaç dakikalığına dükkânda yalnz kalmıştır ve kutunun içinde ne olduğunu merak etmiştir. Sonra kutuyu biraz açmış içinde bir kamp tüpü görmüştür. Hiçbir şey düşünmemiştir; herhangi bir ateşleme sistemi görmemiştir ve kutuyu tekrar kapamıştır. Sonra yazı masasının etrafında dolanmış, bir şey aramak üzere eğilmiştir. O esnada korkunç gürültülü bir patlama gerçekleşmiştir; bir an için ortalık tümüyle aydınlanmıştır. Sonra da her şey tümüyle kararmıştır. Bunun bir patlama olduğunun farkına varmıştır. Belki sepete değdiğini ve tüpün oradan düştüğünü düşünmüştür. Orada yerde yatar halde kalmıştır, acılar içindedir; gözleri korkunç bir şekilde yandığı için yapışmış gibidir, hiçbir şey görememiştir. Önce nefes alamamıştır, bağıramamıştır, konuşamamıştır. Ebevenylerine seslenebilesiye değin bu böyle birkaç saniye sürmüştür. Önce annesi gelmiştir, fakat onu tek başına dışarı çıkaramamıştır, ardından babası gelmiştir ve ikisi onu dükkândan dışarı çıkarmışlar ve yere yatırmışlardır. Hemen yanlarındaki büfeden ambulansa ve itfaiyeye haber vermişlerdir. Ambulas da itfaiye de çabucak gelmiştir; ağrısı çok olduğu için sakinleştirici vermişlerdir. Sonra ise komadan ayılasıya değin başka bir şey hatırlamamaktadır.

Götzl tanığa kutuyu ilk kez ne zaman gördüğünü sorar. Tanık kutunun sepetin içinde olduğunu söyler. Kutu teslim edildikten birkaç gün sonra annesi kutuyu arkaya, onların okuldan sonra oturdukları mekana götürmüştür. O zaman kutunun nereden geldiğini sormuştur. Ona bir adamın alışveriş yapmak istediği, bu kutuyu hediye etmek istediği fakat dükkânda unuttuğu ve bir daha da gelmediği anlatılmıştır. Kutuyu açmak isteyen tek kişi o olmamıştır. Fakar ebeveynleri bu kutu bize ait değil, demişlerdir. O zamanlar pek az dükkâna gitmektedir; 19 Ocak, Cuma günü ise tesadüfen oradadır. Kutunun içinde ne olduğunu onun ilgisini çekmiştir: „Ve içinde bomba vardı.“ Götzl, kutunun ne zamandan itibaren dükkânda durduğunu bilmek ister. Sepet bırakıldıktan sonra hemen ertesi günü arka tarafa götürülmüştür, aralık ortalarıdır, yaklaşık bir ay öncesi olmalıdır, kimseyi rahatsız etmesin diye sepeti arkaya götürmüşlerdir. Bomba bir buçuk ay kadar her an patlamaya hazır bir şekilde orada durmuştur.

Bombanın patladığı andaki konumuna ilişkin tanık, mekanın arkasında büyük, masif çelikten bir yazı masası olduğunu, masanın arkasında da bir tür koltuk bulunduğunu söyler. Kutu, sağda arka köşedeki masanın üstünde durmuştur. Önce kutunun önüde durmuş, kutuyu çok az aralamıştır ve kutu hemen patlamamıştır. Ön bölümden arkada oturulacak alana geçmiştir. Çekmecede şahsi eşyalar vardır, bir ayna aramıştır. Başı masanın köşesinin hizasındayken başını hafifçe sağa çevirmiştir. Bir soru üzerine bombanın patlamasının birkaç saniye sürdüğünü söyler, beş on saniye kadar, Tanrı’ya şükürler olsun, bir metre kadar uzaklaşmasını sağlayacak ve yere eğilecek denli zamanı olmuştur. Orada başka kimin olduğu sorusu üzerine tanık, o günün sabahı ebeveynleri ve iki kardeşiyle birlikte dükkâna gittiklerini söyler. Onun ikiz kardeşinin okula gitmesi gerekmiştir, o orada yoktur. Kız kardeşi ve annesi önde yani dükkânın arka bölümündedir, babası ise dışarıda meyveleri yerleştirmektedir. Dükkânın hâlâ açılmamış olması tamamıyla tesadüftür; patlama bir saat sonra olmuş olsaydı kesinlikle o esnada pek çok öğrenci, 10, 15, 20 kadar kişi dükkânda olabilirdi.

Bir soru üzerine patlamanın, okulun başlamasından kısa bir süre önce, yani saat 7’den kısa bir süre önce meydana geldiğini söyler. Orada kısaca yardım etmiştir, sonra saat 8’de okula gitmesi gerekmektedir. Dükkân saat yedi buçuk sekiz buçuk arası açılmaktadır. Götzl kız kardeşinin konumunu sorar. Tanık, kız kardeşinin ön tarafta kasaların olduğu bölümde bulunduğunu söyler; arkadaki sosis ve peynirlerin bulunduğu tezgâhın orada, bir metre uzaklıktadır; o bölümle büro odasını sadece küçük bir koridor ayırmaktadır, iki üç metre mesafededir. Götzl tanıktan yaralanmaları hakkında bilgi vermesini ister; tanığın kendisi zaten doktordur, olayın onun ve ailesi için olan psikolojik sonuçları söz konusudur. Tanık çok gerilere gidip bombanın patlaması esnasında hissetiklerini anlatmak istediğini söyler. İlk andan itibaren sanki gözlerinin tamamen eridiğini hissetmiştir, var gücüyle gözlerini açmaya çalışmış ama başaramamıştır. Saçlarının ve yüzünün yanmış olduğunu hissetmiştir. Bir buçuk ay boyunca yapay komada kalmıştır ve entübasyon yapıldığı için zatürreye yakalanmıştır. Sonra adım adım komadan çıkma süreci başlamıştır, bu süreçte kısmende olsa olan bitenin farkındadır: Ailesi ona arkadaşlarının mektuplarını okumuştur. Neler yaşandığını somut bir şekilde algılamıştır. Liseden mezun olma sınavına az kalmıştır ve bunun olamayacağının farkına varmıştır. Görünüşünün çok vahim olduğunu bilmektedir; fakat bunu tahmin edememiştir. Kendisini aynada ilk kez gördüğünde birkaç hafta geçmiştir. Çok korkmuştur, yüzü morarmıştır, yüzünün tamamında kesik yaraları vardır, hiç saçı kalmamıştır, en kötüsü de budur. Neyseki göz yuvasının kırılmış olması büyük bir probleme yol açmamıştır. İki kulak zarı da param parça olmuştur, bu yüzden ameliyat edilmiştir. Pek çok kez yara izi düzeltme ameliyatı geçirmiştir. Karabarut yüzünün tamamına dağılmıştır, bu da yüzünde „dövme“ yaptırmış gibi lekeler oluşmuştur. Bu nedenle 10, 20, 30 kez lazer tedavisi görmüştür. Makyajını sildiğinde yüzünde hâlâ yaşananların izleri görülmektedir. Yara izlerinin bir kısmı kalmıştır; „onlarla yaşamak zorundayım, yaşayabilirim“.

Doktorların tavsiyelerine uymayarak mart ortaları gibi hasteneden çıkmış olduğunu düşündüğünü söyler. Uzu süre yoğun bakımda kalmıştır; orada sürekli sakinleştirici ve güçlü ağrı kesici ilaçlar vermişlerdir. İlaçların etkisi bayan O.’nun söylediği gibi gözle görülür derecededir. İlaçları bıraktıktan sonra dahi yan etkileri sürmüştür. Bedensel olarak yeterince stabil olduğu için eve gidebilmiştir. Evdeki ilk zamanlar çok zor geçmiştir, pek çok şeyi kendi yapamaz olmuştur, uzun mesafeleri yürüyememiştir. 50, 100 metre kadar gitmeyi başarabilmek için uzun bir süre fizik tedavisi görmüştür. Uzun süre dünyadan yalıtılmış bir şekilde evde kalmıştır. Arkadaş çevresi de ailesi de hep onun yanında olmuştur. İyi öğretmenleri olmuştur ve ona bitirme sınavını aynı yıl tekrarlama olanağı sunmuşlardır, o da Kasım ayında bu sınava girebilmiştir. Ardından hastanede kalmasını gerektiren diğer süreç başlamıştır; tedaviler, kulak ameliyatları, yara izi tedavileri, yıllar süren lazer tedavileri. Bir süre sonra hayatın onun için devam etmesi gerekmiştir. Üniversitede okumaya başlamıştır. İnsanların arasına karıştığında hiç de kolay olmamıştır: „Herkes onun başına gelenleri yüzünde görebilmektedir. “ Onun için en zoru da bu olmuştur. Ardından tıp okuma şansı olmuştur ve olan bitenle arasına mesafe koyabilmek için Köln’den taşınmıştır.

Götzl, o günden bugüne kalan ve kalmaya devam edecek olan şeyler nelerdir, diye sorar. Tanık dış görünüş anlamında yüzündeki yaralar olduğunu söyler. Patlama esnasınd abir yığın parçanın, yabancı maddedin ve kıymığın çenesine saplandığını ve çene cerrahisi tarafından sürekli ameliyat edilerek bu maddelerin çıkarıldığını söyler. Çene bölgesinde hâlâ bir yığın yabancı madde vardır ki onlarla başa çıkabilmektedir. İşitme kabiliyeti kısıtlanmıştır; bununla yaşamak zorundadır, fakat bunu becerebilmiş ve yaşantısına entegre etmiştir. Onun için en zoru yüzünde açık açık görünen yaralanmalardır. Bu hâlâ onun için çok zordur. Ailesi ona çok destek çıkmıştır; arkadaşları da hâlâ bugüne değin onun yanındadırlar. Okul ve öğretmenleri açısından da çok yardım almıştır. Bu yardımlar ona psikolojik anlamda belirli ölçüde hasar görmeden bu sürecin üstesinden gelip yaşamına devam etmesini sağlamıştır.

Götzl, soruşturma sürecinde sorumluların kim olabileceği hakkında düşünmüş müdür, diye sorar. Tanık soruşturma sürecinde biri geçmiş biri günümüz olmak üzere iki evrenin olduğunu söyler. O zamanlar uzun bir süre soruşturma sürecine dahil olamadığını söyler. Bayan O. da zaten onu nispeten geç bir dönemde sorgulayabildiğini belirtmiştir. Ailesi aracılığıyla, polisin saldırının aşırı sağcı bir arka planı olmadığını düşündüğünden haberdar olmuştur. O ve ailesi saldırının aşırı sağcı bir arka planı var mıdır, diye düşünmüş olsalardı, onlar da bunu ihtimal dışı görürlerdi. İran istihbarat servisinin bu işte parmağının olmayacağı ailesi için açıktır; çünkü İranla ilgili politik bir bağlam bulunmamaktadır. Sonra bu olasılık da kolayca devre dışı bırakılmıştır. Ona failin tek başına bu eyleme kalkıştığı, onun tesadüfi olarak kurban olduğu, saldırının birebir onunla ilişkilendirilemeyeceği söylenmiştir. Bunu ona söyleyen polistir, onun ve ailesinin dosyalara bakması söz konusu olmamıştır. Onlar da o dönem oldukça saf davranmışlar, bir avukat bile tutmamışlardır. Soruşturmanın tamamına baktığında bu sürecin nasıl işlediği konusunda dehşete kapılmaktadır. İnsanların ben değildim, bu işle bir alakam yok demesi yeterli gelmiş ve olay bu şekilde kapanmıştır. Konuyla ilgili bir kayıt düşülmüş ve sonra da soruşturma kapatılmıştır. Kendisi de bu noktadan hareketle, onunla birebir alakası olmadan failin tek başına böyle bir şey yapmış olabileceği sonucuna varmıştır. Taa ki sanığın olayı üstlendiklerine dair Spiegel TV’de yayınlanan videoyu ona göndermesine ve videoda dükkânlarını tanıyasıya değin düşüncesi bu olmuştur; fakat o andan itibaren şoka girmişlerdir.

O güne değin kökeninden dolayı saldırıya uğrayabileceğine dair bir ihtimale yer vermemiştir. Sonra suçla mücadele biriminden biri gelmiş bir şeyler söylemek istememiş, sadece onları basın konusunda uyarmak istemişlerdir. Ancak bir ay sonra sorgulamaya çağrılmıştır ve o zaman bile soruşturmanın içeriği hakkında bilgilendirilmemiştir. Ani bir tehlikeden nasıl korunabileceğini sorduğunda ona buna işaret edecek bir şey olmadığı söylenmiştir. Bnu anlayamadığı gibi soruşturmada da yapılan hataları da anlayamamaktadır. Sorgulamasının ardından polisle bir diyalogları olmamıştır; çok sonra avukat aracılığıyla dosyaya bakabilmişlerdir, diğer bilgilere ise medya aracılığıyla ulaşmaya çalışmışlardır. Aileyi kişisel olarak hedef alan ipuçları bulunmuş mudur, sorusu gündeme gelmiştir. Eli kolu serbest dolaşan başka suç ortakları da var mıdır, bilinmemektedir. Tüm bunlar kolay şeyler değildir. Burada bulanların hiçbiri ertesi gün kapısının önünde belirebilecek başka kişilerin olmadığı garantisini ona veremez. Bir önceki gün garaj kapısını açık bulmuştur; genelde kimse oraya gitmez, bu nedenle hemen bu kimdidiye düşünmüştür. Eğilip acaba arabanın altına bomba yerleştirilmiş midir, diye bakmıştır. Bu gibi şeyler onun günlük yaşamından kesitlerdir, „tümüyle bu olayın etkisinden kurtulamamıştır.“.

Götzl, saldırının ailesi için olan sonuçlarını sorar. Tanık ailesi için en kötü zamanın onun hastanede olduğu günler olduğunu söyler. Ebeveynleri için çocuklarını orada öyle yaralı görmek kolay olmamıştır. Ebeveynleri onu oradan çıkardıklarında etrafa koşup yardım çığlıkları atmışlardır. Hastanede kaldığı süre boyunca ebevyenleri onun başını beklemiştir. Dükkân tümüyle yerle bir olmuştur; dükkânın onarılması gerekmiştir. Babası geçimlerini ve dört çocuğunun eğitimi sağlayabilmek için dükkânı yeniden inşa etmeye çalışmıştır. Fakat annesi o dükkâna bir daha adım atamayacağını söyleyip orada çalışmayı reddettiği için bu mümkün olmamıştır; babası da bunu tek başına başaramamıştır. Sonra dükkânı satmak zorunda kalmışlardır.

Parasal anlamda yaşadıkları ziyan sorulduğunda tanık bunun binlerce euro olduğunu söyler. Saldırının dükkânın o anki zayiatından başka daha sonrasını da içeren sonuçları olmuştur; çünkü gelirleri olmamıştır. Ailenin ana gelir kaynağı bu dükkândır. Somut zayiatın üstesinden gelmek belki mümkündür, ama gelir kaynağı ortadan kalkınca insanın elinde hiçbir şey kalmamakta ve asıl o zaman zayiatın gerçek boyutu kendini göstermektedir. Götzl, saldırının kardeşleri için sonuçları nelerdi, diye sorar. Tanık ilk başlarda kardeşlerinin sürekli sorgulandığını söyler. Ve bu durum onlar için oldukça rahatsız edici bir şey olmuştur. Ayrıca kız kardeşlerini böyle ağır yaralı görmüş olmaları da kolay olmamıştır. Onlar birebir bedensel ya da psikolojik hasar yaşamamışlardır. Fakat hakikat şudur ki bu yaşananların ardından kökeninden dolayı sana şiddet uygulayabilecek, saldırabilecek, nihayetinde seni öldürmeye çalışabilecek insanların olması, özellikle burada yetişmiş biri olduğunda, insanı olumsuz anlamda fazlasıyla etkilemektedir. Onlar burada yetişmiş, akademik eğitimlerini tamamlamışlardır, Alman arkadaş çevreleri vardır ve sonra bu yaşananları söz konusu videoda görmüşlerdir. Tanık NSU’nun eski döneme ait bir videosundan saldırının kurban olarak kendisiyle ilişkilendirildiği bir bölümün adını verir ve şimdi şunu gördüğünü söyler: „Alman ulusunun devamının bizim için ne denli önemli olduğu.“ (43. Duruşma günüyle karşılaştırınız.) Tanık şöyle der: „Bu benim için çok üzücü, ailem için çok üzücü, yazık.“ “

Götzl, tanığın babasının söz konusu kişiye ilişkin bir tasviri olmuş mudur, diye sorar. Tanık ilk başlarda komadan uyandığı dönemde konuşulmadığını söylemek zorunda olduğunu belirtir. O dönem ebeveynleri bu konudan uzaklaşmaya çalışmışlardır. Sonraları ise tabii ki bu konu hakkında konuşulmuştur. Bunu kimin yapmış olacağı belirsizdir. O kendisi bizzat görmemiştir; bu nedenle herhangi bir tarifte bulunamayacaktır; sadece babasının bildirdiklerini söyleyebilir. Bir eksik bir fazla 30 yaşlarında bir adamdır, yaklaşık 180 cm boylarında, zayıf, muhtemelen Alman, herhangi bir aksanı olmayan, beyaz gömlekli, mavi kot pantalonlu, saçları uzun, kulak hizasının aşağısında, hafif dalgalı, sarışın biridir; göze çarpan kemikli bir yüzü vardır. Maalesef dikkat çeken bir hali olmadığını söylemek gerekmektedir. Götzl, söz konusu kişi sepeti verirken orada başka kimin olduğunu sorar. Tanık öncelikle babasının orada olduğunu söyler, kardeşleri de dükkândadır. Onlar ev ödevlerini yapmak üzere arkada büro odasındadırlar; sadece kısa bir süreliğine ön tarafa geçmişlerdir ve faili çok az algılamışlardır. Ayrıca başka bir tanık daha adamı görmüştür. O da babasına benzer bir tanımlama da bulunmuştur. Tanık söz konsuu kişinin birkaç hafta sonra tekrar geldiğini ve babası gidesiye değin orada beklediğini, daha sonra muhtemelen neden bombanın patlamadığına bakmak üzere dükkânın arkasına gittiğini belirtmiştir. Ayrıca söz konusu adamı görmüş olduğunu düşünen başka bir tanık daha vardır, o da benzer bir tanımlamada bulunmuştur.

Götzl, tanığın neden bir „hediyeden“ söz ettiğini sorar. Tanık öyle görünüyordu çünkü der; üzerinde yıldızlarla birlikte Noel motifleri vardır; bu nedenle de hediye etmek üzere kek, kurbiye ya da bir şişe alkol olabileceği tahmininde bulunmuştur. Söz konusu kişi de bunun bir hediye sepeti olduğuna değinmiş ve bir gıda maddesi aradığını söylemiştir. Tanık, kutunun üzerinde başka bir paket kağıdı olmadığını söyler. Götzl, tanığın 05.03.2001 tarihindeki ifadesinde kutunun etrafında bir hediye şeritinin olduğunu hatırladığını söylediğine dikkat çeker. Tanık bunu bugün tam olarak hatırlayamadığını söyler; fakat öyle olduğunu düşünemiyorum der, çünkü bu şeriti koparıp kutuyu açmak zor olurdu der. Kutuyu açmanın çok kolay olduğunu hatırladığını söyler. Kutunun kapağını tümüyle açmadığını söyler. Sadece belki 1 cm kadar açmıştır. Ona yemek pişirmek için olan türünden bir kamp tüpü gibi görünmüştür; fakat bir ateşleme tertibatı görmemiştir. İlk düşüncesi bunun ne kadar tuhaf bir hediye olduğudur. Tanık, eğer kutunun içinde ne olduğunu bilseydi dışarı koşup diğerlerini çağıracağını söyler. Götzl tanığın tıbbi sorulara ilişkin görüşlerine dair birkaç hatırlatmada daha bulunur ve sonraki üniversite eğitimine dair sorular sorar.

Müdahil avukat Daimagüler tanığa, bu yaşadıklarından sonra ve bu süreçte öğrendiklerinden sonra Almanya’yı terk etmeyi hiç düşünmüş müdür, diye sorar. Bunun üzerine tanık, video yayınlandıktan sonra, kökeni nedeniyle, İran’da doğmuş olması nedeniyle bir insanın bu denli düşmanlığa maruz kalabileceğini öğrendikten sonra aklından geçen ilk düşüncenin, eğer amaçladıkları şey buysa neden burada kalayım olduğunu söyler. Öylesine çabalamıştır ki, o entegrasyon için iyi bir örnektir. Ancak insanlar onun gibilere bile savaş açmışlarsa : „Ne işim var burada bemim?“ Fakat o insanların amaçladıkları şey tam da budur. Ardından onun evinin burası olduğunu ve hayatına burada devam edeceğini söyler: „Üstelik şimdi bu fazlasıyla benim hakkım.“ Onu Almanya’dan kaçırmalarına bu kadar kolay izin vermeyecektir. Avukat Erdal, faillerin olayı üstlendiklerine dair videoyu annesi gördükten sonra ona Beate Zschäpe hakkında bir şeyler anlatıp anlatmadığını sorar. Tanık kutunun verildiği sırada bir kadının dükkâna gelip ısrarla tuvaleti kullanmak istediğinin oldukça dikkat çekici bir durum olduğunu söyler. Bu dükkânın ön kısmından geçip arkadaki mekanlara bakabilmek için tek olanaktır. Tanığın annesi önce izin vermemiş, fakat bir süre sonra kadını başından atamadığı için ikna edilmeye izin vermiştir. Ondan sonra kadının arka kısma geçmesine izin vermiştir. İlk soruşturma çerçevesinde bu olay annesinin dikkatini çekmemiş olsa da daha sonra üç kişilik çekirdek yapıdan birinin kadın olduğu ortaya çıkınca dikkatini çekmiştir. Annesi bunu herhangi bir bağlam içinde değerlendirememiş ve söz konusu kişinin Zschäpe olduğunu söyleyememiştir; fakat kesin olan benzer özellikler göstermesidir. Dikkati çeken bir başka unsur ise, sepetin verilmesinden kısa bir süre sonra dükkân sahibinin aranılmış ve ona bu dükkânı bir daha yabancılara kiralamaması gerektiğinin söylenmiş olmasıdır.

Sonra SV (Bilirkişi) Peschel tanığa baygınlık geçirmediğinden emin olup olmadığını sorar. Tanık baygınlık geçirmediğinden yüzde yüz emin olduğunu söyleyebileceğini belirtir. Tanık, en başından itibaren bir patlamanın olduğunun farkındadır, geriye dönüşlü olarak hatırlama güçlükleri yoktur; bombanın nasıl patladığını nefes alamadığını, gözlerinin yapışmış olduğunu betimleyebileceğini, ailesinin içeriye gelişlerini ve yoğun acıları olduğunu tam olarak anlatabileceğini söyler. Göz yuvasındaki kırığa ilişkin tanık, bunun nasıl olduğuna ilişkin kimsenin bir açıklama yapmadığını söyler; patlamanın şiddetiyle parçacıklar yüzüne isabet etmiştir. Orada ne kadar çok cam parçasının ve madeni levhanın havaya uçtuğu görülmektedir. Bunun sadece belirli bir oranda olmasına ancak sevinebilir. Hastanede nefes almasına ne kadar süre yardım edildiğine ilişkin tanık, hatırladığı kadarıyla zatüreye yakalandığını ve bu nedenle ekstübasyonun mümkün olmadığını söyler. Trakeostomi (Nefes borusuna tıbbi amaçlarla gırtlak seviyesinin altından dışarı delik açılarak yeni bir nefes alma deliği elde etme işlemi) yapıldığını kabul etmez; sadece ağız yoluyla entübasyon işlemi uygulanmıştır. Tanık, ilaçlar nedeniyle başka komplikasyonlar olduğundan da söz eder. Sonra Peschel, tanığın gözü de yaralanmış mıdır, diye sorar, tanık hayır, der, o noktada çok şanslıdır.

Zschäpe’nin savunma avukatı , acil olarak tuvalete gitmek isteyen kişi konusunun nasıl açıldığını sorar. Tanık videodan hareketle bu konunun açıldığını söyler; böylece bir trionun, bir gurubun söz konusu olduğu ortaya çıkmıştır. Kendilerine neyi atladıklarını, daha önceden neyi kavramış olmaları gerektiğini sormuşlardır. Tanık, annesinin keşke sepeti daha önceden dışarıya çıkarsaydım ya da bu adamın sepeti bırakmasına izin vermeseydim diyerek kendini suçladığını bilmektedir. Bu suçlamalar ilk kez videonun yayınlanması bağlamında söz konusu olmuştur. Daha öncesinde bir zaman sonra bu konuya nokta koymuşlar ve her gün başka neler dikkatlerini çekmiştir diye konuşmamışlardır. Stahl tanığa annesinin bu kişiyi kimin gördüğünü anlatıp anlatmadığını sorar. Tanık şöyle der: „O.“ Annesinin bu kişiyi ne zaman gördüğü sorusuna tanık, pek tabii ki o zaman zarfında olması gerekir, der; sepet Noel öncesinde verilmiştir, birkaç hafta öncesi olmalıdır. Stahl, tanığa annesinin belirli bir benzerlik kurulması dışında söz konusu kişiyi tarif edip edemediğini sorar . Tanık, annesinin sorgulaması sırasında orada bulunmadığını söyler. Ayrıca hiçbir zaman birinin kesin olarak teşhis edildiğine dair bir şey iddia etmediğini sadece bir benzerlik olduğundan söz ettiğini belirtir. Stahl, burada sorgulamanın söz konusu olmadığını söyler ve annesinin ona birini tasvir edip etmediğini sorar. Annesi söz konusu kişinin Zschäpe’ye benzediğini söylemiştir ve kadını ayrıntılarıyla tarif etmiştir. Annesi sadece daha sonra video ortaya çıktığında yapı ve saçları itibarıyla Zschäpe’ye benzeyen bu kadın dükkâna geldiğinde tepki vermesi, bir şeyler yapması gerekliliği hakkında açıklamada bulunmuştur. Stahl video kamuoyunda yayınlandığında Zschäpe’nin teşhis edilemeyeceğini söyler. Tanık medyada nispeten çok hızlı bir şekilde bu konu hakkında fotoğraflarla birlikte yazılar yayınlandığını söyler; tabii ki Zschäpe videoda görülmemiştir: „Zaten videoda kendini göstermek oldukça düşüncesiz bir hareket olurdu.“ Stahl’ın tekrar sorması üzerine tanık, ancak karşılaştırılabilecek bir insan olduğunda benzerliklerin saptanabileceğini söyler. SV Mölle’nin sorusu üzerine tanık, başının patlama esnasında sepetten bir metre kadar uzakta olduğunu söyler. Vücudunun üst kısmının biraz daha ötede olduğunu doğrular. Eğildiği için ve masanın üst kısmı nedeniyle bir parça korunabilmiştir.

Sorgulamanın ardından Lunnebach müvekkilinin ifadesine ilişkin kısa bir açıklamada bulunur. Avukat müvekkilinin videodan kısa bir alıntı yaptığını söyler: „Sadece Almanya’da bu kadın gibi daha fazla insanın yaşamasını iyi bulduğumu söyleyebilirim […].“ Duruşmayı izleyenlerin bulunduğu balkon kısmından kısa bir alkış gelir.

Saat 13.27’ye değin öğle arası verilir. Daha sonra hakim Götzl, ziyaretçilerin bulunduğu balkona doğru konu ne olursa olsun alkışlarla tezahüratlarda bulunulmaması gerektiğini söyler: „Lütfen buna uyunuz.“ Ardından bilirkişi olan tanık Dr. Gu.’nun sorgulamasına geçilir.
Gu. 2007 senesine değin Köln’de Probsteigasse’deki saldırının mağduruna yüzündeki „dövme benzeri lekeleri“ ve yaraları giderebilmek için defalarca lazer tedavisi uyguladığını söyler.

Daha sonra bilirkişi Dr. Ju. dinlenilir. Tanık, mağduru muayene eden kulak burun boğaz doktorudur. Her iki kulaktaki kulak zarı yaralanmaları hakkında malumat verir ve kulak zarının ameliyatlar sayesinde ve bir tarafın ise kendiliğinden kapandığını söyler. Hastanın patlama sesi nedeniyle sağ tarafında iç kulağının hasar gördüğünü ve bu hasarın giderilemeyeceğini söyler; muhtemelen kulağında duyduğu çınlamalar sürekli kalacaktır.

Sonra bilirkişi olan tanık Dr. Me. dinlenir. Me. 2005 senesinde hastayla tanıştığını söyler. Hastanın üst dudağındaki şikayetler söz konudur. Röntgen filminde görülemeyen yabancı maddeler teşhis edilmiştir. Bu yabancı maddeler ameliyatla alınmıştır, ama hastanın hastanede kalması gerekmemiştir. Bunlar çok sayıda küçük küçük maddelerdir ki o bunları tahtaya benzer parçacıklar olarak değerlendirmiştir.

Ardından OStAin Greger BAW’nın Tibor Re.’nin (116. Duruşma Günü)mahkemeye çağrılmasına dair dilekçeye ilişkin görüş bildirir. Dilekçe hukuki açıdan reddedilmelidir. Kanıtlanması gerektiği iddia edilen olaylar, hakiki kimi gerekçeler nedeniyle önemsizdir. Tanık, Mundlos’la birlikte iltica edenlerin kaldığı yurdu kolaçan ettiklerini beyan etmek durumundadır. Ancak bunun sanıkla direkt bir ilgisi olmadığı gibi suçlandığı eylemlerle de direkt bir ilgisi yoktur. Burada suçlamada bulunulan eylemlerden ve terörist örgüt kurma suçlamasından daha önce işlenmiş münferit bir eylem söz konusudur. Mundlos’un aşırı sağcı tavrı ve yabancı düşmanı dünya görüşü pek çok delille çoktan ve yeterince kanıtlanmıştır. Bu üçlünün aşırı sağcı ideolojileri gurubun üyelerinin 1996’dan 1997’ye değin işledikleri suçlarla kanıtlanmıştır. Kanıtların gerçekliği ile davanın mevsuzu arasındaki temel bağlantı yadsınamaz. Senato yoğunlaştıkları kurallar ve davanın yavaşlamaması gerekliği prensibinden hareketle dilekçeyi kabul etmeyecektir. Avukat Stahl, Greger’in bu meselenin örgütünün kurulmasından önce olduğunu söylediğini belirtir. O, Greger’in Zschäpe’nin de dahil olduğu o üç kişiden söz ettiğinden yola çıkmaktadır. Ayrıca Greger, gurubun üyelerinin 1996 ila 1997 yıllarında işledikleri suçlardan sorumlu olduklarını söylemiştir. Greger, bu gurubun muhtemel üyesi Zschäpe’nin hangi suçları işlediğinin saptandığını açıklamak zorundadır. Müdahil avukat Hoffmann, Greger’e, sanığın Böhnhardt ve Mundlos ile olan şahsi yakın ilişkisinden dolayı ve Mundlos’un tanık Re. aracılığıyla saptanabilen idolojisinden hareketle tanığın, G., S. ve Wohlleben’in ideolojilerine ilişkin çıkarımlarda bulunulabileceği yanıtını verir. Daha erken dönemlerde ölümcül aksiyonları göze alabildiklerine göre gurupta bu konuda tartışmalar yapıldığına dair geriye dönüşlü çıkarımlarda bulunulabilir. Yabancı düşmanlığının ne denli güçlü olduğu, ilticacılara, yabancılara karşı olan dünya görüşlerini hem kişisel hem de grup olarak ne denli belirlediği saptamasında bulunulabilir. Ayrıca bu terör örgütünün belki çok daha önceleri pek çok kişi tarafından kurulmuş olabileceği düşüncesi gündeme gelmektedir. Avukat Stahl, genel üslup öyle olsa bile Greger’e verdiği yanıtın öylece konu dışı bırakılmaması gerektiğini söyler. BAW‚dan bu konuda görüş bildirmesini talep eder ve BWA’nın objektif olması gerektiğini söyler. Diemer, Hoffmann’a BAW’nın delillere ilişkin bir teklifte bulunduğu ve bunun zor bir şey olduğu yanıtını verir. Burada kısaca başvurusu yapılmış delilin ayrıca bir kez daha dile getirilmesinin gerekli olup olmadığını söz konusudur.

Son tanık olarak Prof. Dr. Sp. dinlenir; Sp. emekliye ayrılmadan önce Merheim Kliniği’nde çalışmıştır. Sp. hastanın önce üniversite kliniğinde çene cerrahisi bölümünde olduğunu ve sonra helikopterle onlara getirildiğini söyler. Mağdurun kafasının arka kısmında, yüzünde ve sağ elinde çeşitli türden kesik yaralarının olduğunu, vücudunun yaklaşık olarak yüzde beşinin yanmış olduğunu ve cildinde patlama nedenli değişik değişik, küçük parçacıkların olduğunu söyler. Mağdur altı yedi hafta kadar orada kalmış ve kendisine çoğu zaman entübasyon işlemi yapılmıştır; ancak daha sonra hastaneden çıkmasına izin verilebilmiştir. Tam bir yıl sonra hasta yeniden bir kez daha onlar tarafından ameliyat edilmiştir, bu şekilde çeşitli yara izleri giderilmiştir. Yara izlerinin tümüyle giderilmesi mümkün değildir; cilde işleyen parçacıklar için de aynı şey söz konusudur; fakat aslında oldukça iyi bir sonuca ulaşmış olduklarını düşünmektedir. Kesik yaralarına ilişkin ise Sp., yüzünün yarısını kapsar şekilde önemli bir kesik yaralanmasıyla birlikte hastanın daha 20 30 kadar küçük kesik yaraları olduğunu söyler. Yanıkların derecesi organ naklini gerektirecek derecede değildir; hasta bilinen özel sargılarla tedavi edilmiştir. Kıymıklara ilişkin ise normalde bunların vücuttan çıkarılması gereken yabancı maddeler olduğunu, fakat bazen fazlasıyla derine saplanmış olduklarını ve cerrahi anlamda müdahele etmenin daha çok zarar verebileceğini söyler. OStAin Greger’in sorusu üzerine Sp., hayati tehlikenin olmadığını söyler. Entübasyon işlemi yapılan hasta yeniden ayıldığında komplikasyon olsalığı ortadan kalkmıştır. Göze ilişkin bir soruya tanık, gözün kornea dokusundaki kanamaları sargıyla durdurabildiklerini söyler. Her yanıkta yüzde tümüyle kabarıklıklar oluşur; fakat bu kabarıklıklar birkaç gün sonra iner. Lunnebach, Sp.’ye hastayı görüp görmediğini sorar. Sp. iki günde bir viziteye çıktığını, hastayı ilk günü mü ikinci günü mü görmüş olduğunu bilmediğini söyler. SV Peschel’in sorusu üzerine tanık, entübasyon işleminin kendisi tarafından değil aksine diğer hastanede nakil için yapıldığını söyler. Daha sonra entübasyon işlemini sonlandırmanın zor olduğunu söyler. Zatürreeye ilişkin bir soruya Sp., aslında bunu teyit edemeyeceğini, evrakları arasında buna ilişkin bir kayda rastlamadığını söyler. Tüpün çıkarılması işlemi denendiğinde sorun yaşanmıştır; hasta yeterince hava alamadığı için aynı gün tekrar entübasyon işlemi uygulanmıştır; böylece zatürreye yakalanmasının önüne geçilmek istenmiştir. Avukat Lunnebach, Sp.’de hangi evrakların bulunduğunu sorar. Sp. evraklara baktığını, evraklar içinde mektupların, nakil işlemlerine ilişkin raporların ve ameliyat raporlarının olduğunu, fakat hasta kâğıdının olmadığını söyler. Hasta kâğıdının neden olmadığı sorusuna tanık, kâğıdın bulunamadığını söyler. SV Peschel’in kırık kaynaklı bir yara olup olmadığı sorusuna tanık hayır yanıtını verir. Sp. bunun basınç nedeniyle oluştuğunu düşündüğünü söyler. Avukat Erdal’ın tanıkta ameliyat raporunun bulunup bulunmadığı sorusuna tanık, ikinci ameliyat raporunun kendisinde bulunduğunu, fakat ilkinin onda olmadığını söyler.

Sorgulamanın ardından Stahl, OStAin Greger’in yazılı olarak bildirdiği görüşünü sunmasını Götzl’ün talep etmesi için başvuruda bulunduğunu söyler. Götzl, katılımcıların görüşlerini sözlü ya da yazılı bildirmelerinin onların iradesi dahilinde olduğunu söyler. Stahl, Greger’e sorduğunu, Greger’in „hayır“ yanıtını verdiği söyler. Götzl belki de Greger açıklamasını sunacaktır, der; aksi durumda Stah’ın elindeki verilerle çalışması gerektiğini söyler.

Duruşma günü saat 14:59’da sona erer.

Avukat Scharmer şu açıklamada bulunur:
„Bu genç kadının bombalı saldırının sonuçlarıyla bugüne değin nasıl mücadele etmiş olduğunu görmek çok etkileyici. Soruşturmayı yürüten kuruluşlar -diğer tüm davalarda olduğu gibi- en başından itibaren yanlış yönde soruşturdular. Fakat bununla kalmadı. NSU’nun 2011 senesinde kendini ifşa etmesinden sonra da soruşturmayı yürüten kuruluşlar aileye yaklaşımlarında hiçbir şekilde empati geliştirmediler. Ailenin yıllar boyunca çektiği ızdırap düşünüldüğünde bu yaklaşım tartışma kabul etmez. Bu olay hâlâ açıklığa kavuşturulmaya muhtaçtır ve o zamanlar görevli olan memurların eylemlerinin sonuçlarına katlanmaları gerekir.“