370. Duruşma Günü Özet Tutanağı – 29 Haziran 2017

0

Bugünkü duruşmada kanıtların değerlendirilmesine ilişkin reddedilen dilekçeler, yeni kanıt değerlendirmesi dilekçeleri ve bunlara ilişkin görüşler konu edilir. Yargıç Götzl, Ralf Wohlleben’in savunma makamının pek çok dilekçesini reddettiği için savunma makamı heyetinin yanlı olduğuna dair ret dilekçeyle tepkisini gösterir.

Uzman:

  • Prof. Dr. Henning Saß (’nin psikiyatrik durumu hakkındaki rapor)

Duruşma saat 9:45’te başlar. Kişi tespitinden sonra Götzl şöyle der: „Bugün Prof. Dr. Saß’ın dinlenilmesine devam edeceğiz.“ Saß öne doğru gider. Götzl: „Başka soru var mıdır?“ Zaschäpe’nin savunma avukatı Heer: „Evvelsi gün başka sorumuz olmadığını faks çekerek bildirmiştik. Bu vesileyle size uzman kişinin reddedilmesi, yani çağrılmaması için fırsat tanımak istemiştik. Daha sonra buna ilişkin bir açıklama yapacağız. “. Götzl: „Başka sorusu olan? Yok mu? O zaman uzman kişinin yemin etmesine gerek yok, gidebilir. Şu halde size teşekkür edebilirim, şu talimatı alın, zararınız karşılanacaktır.“ Saß salondan çıkar.

Götzl: „Açıklama yapılacak mı?“ Heer, Saß’ın 366. Duruşma gününde belirttiği görüşlere dair açıklamayı iletir; açıklama Saß‘ın Prof. Faustmann’ın raporuna ilişkin tutumunun nasıl olduğunu içermektedir:
Prof. Dr. Saß’ın adli-psikiyatrik raporunun metodolojisine ilişkin yapılan köklü ve ciddi eleştirilerin ardından Saß, bu eleştirilere meydan okuyan, ancak her türlü esastan yoksun beyanında Prof. Dr. Faustmann’ın içerik anlamında saptadığı belirsizliklere de yanıt verememiştir. Giriş kısmının aksine beyan edilen görüş raporun gerçek anlamda bir tamamlayıcısı olmamıştır.

Götzl: „Bugün için öngörülen dilekçe başvuruları var mı? Wohlleben’in savunma avukatı Nahrath şu olguların kanıtlanmasına ilişkin dilekçeyi yüksek sesle okur: 1. Tanık Andreas Temme’de el konulan eldivenlerin kurşun, baryum, kalay ve antimon parçacıklarından oluşan duman izleri taşıdığının kanıtlanması, 2. Sellier & Bellot adlı üretici firmanın 7.65 mm kalibreli silahının mermisi ateşlendiğinde oluşan dumandaki kimyasal bileşimlerin Temme’de el konulan eldivenlerdekiyle aynı olduğunun kanıtlanması ve BKA’dan SV Dr. Rüdiger Schumacher’in dinlenmesi. Bunun dışında atıcılık derneğinde Temme’nin Sellier & Bellot marka mermi atışı yapmadığının kanıtlanması ve Freie Presse Chemnitz gazetesinden tanık Jens Eumann‘ın dinlenmesi için dilekçe sunar. Bunu gerekçelendirmek için Nahrath duman parçacıklarının bulunduğu yere ilişkin eski dosyalara atıfta bulunur ve ardından tanık Eumann’nın uzun bir süredir cinayet silahını araştırdığını, Temme’nin de üyesi olduğu atıcılık kulübünün üyelerine sorular sorduğunu söyler. Nahrath, 7.65 mm kalibreli Sellier & Bellot mermisinin ya Temme’nin eldivenlerini kullanan biri tarafından ya da bizzat Temme’nin kendisi tarafından ateşlendiğini tanık beyanlarının ortaya koyduğunu söyler. Temme’nin Halil Yozgat cinayeti sırasında olay yerinde olmasından hareketle mahkeme heyeti talep edilen kanıtları göz ardı edemez. Wohlleben’in savunma heyeti internette konuyla ilgili bir yayın sayesinde bu bilgiye ulaşmıştır.

Ardından avukat Dierbach aşağıdaki kanıt talebini yüksek sesle okur:
1. Ekte bulunan, tanık Dr. Pilling’in yazdığı 24.03.2006 tarihli- Pilling e-postası denen- metnin çıktısı, metnin içeriğinin kanıtlanması için okunmalıdır, özellikle de şu bölümü: “2000’den beri Nürnberg, Münih, Hamburg ve Rostock’ta iş bağlantısı olan ve polisçe kayda geçirilmiş suçu olmayan toplam yedi Türk (sadece biri Yunanlıydı) öldürülmüştür. […]. […] Hürriyet’te bu cürümler haber yapılmıştır. (son olarak 2015’te) Cinayet silahı her seferinde aynı silahtır, ama kimse bu konuda bir şey bilmiyor. Bu meseleler hakkında konuşuluyor mu? Güpegündüz ve genelde kurbanın dükkânında işlenen bu cinayetler hakkında tartışılıyor mu? Muhbirlerin bu konuda söyleyecekleri şeyler var mı? Örneğin kurbanlardan biri Rostock’taki kebap dükkânında çalışıyordu, bir diğeri ise Nürnberg’deki döner dükkânında.”

2. LfV Hessen’in (Konrad-Adenauer-Ring 49, 65187 Wiesbaden) çağırısı üzerine tanık Dr. Iris Pilling‘in sorgulanmasıyla şu gerçeklik kanıtlanacaktır: Tanık, yukarıda alıntılan metni 24.03.2006 elektronik posta yoluyla LfV Hessen’in tüm birimlerine gönderdiğini beyan edecektir. LfV Hessen’in Kassel’deki dış birimi de postanın alıcılarındandır; çünkü o birimde de onun birlikte çalışan kişiler vardır. Tanık sözü edilen e-postanın içeriğinde iş talimatı olduğunu, daha doğrusu onun emrinde çalışan muhbir idaresinden sorumlu kişinin bilgi sağlanmasıyla görevlendirdiğini beyan edecektir. O dönemde görevlendirilen muhbir idaresinden sorumlu kişilerden biri de tanık Temme’dir.

3. Tanık Dr. Pilling tarafından 24.03.2006’da yazılan („Pilling-Mail“) ve ekte çıktısı olan metindeki ifadenin gerçekliğinin kanıtlanması için: Bu belge tanık Dr. Pilling’in makineyle yazılmış metninin yanı sıra pek çok paraf içermektedir. Bu paraflardan biri de metnin yanına atılan Temme’ye ait paraftır.

4. Adresi mahkeme tarafından bilinen tanık Andreas Temme’nin şu gerçekliğin kanıtlanması için tekrar dinlenilmesi: Tanık kendisine hatırlatılması üzerine daha önce dile getirilen parafta isminin kısaltmasının yer aldığını doğrulayacaktır. Tanık bir diğer hatırlatma üzerine Pilling- e- posta denilen yazının Halit Yozgat’ın 06.04.2006’da öldürülmesinden önce bilgisine sunulduğunu itiraf edecektir. Ayrıca yine kendisine hatırlatılması üzerine Halit Yozgat’ın öldürülmesinde daha önce görevi gereği bu seri cinayet cinayetler meşgul olduğunu kabul edecektir.

Gerekçelendirme: Kanıtların irat ve ikamet edilmesi önemlidir. Kanıtların irat ve ikamet edilmesi nihayetinde tanığın yemin etmeksizin yanlış beyanda bulunduğu gerçekliğinin ispatlanmasını belgeleyecek ve bu gerçekliğin tanığın ifadelerinin inandırıcılığı bağlamında dolaysız şekilde ele alınmasını sağlayacaktır. Tanık Temme burada 30.06.2015’te yapılan duruşmada dinlendiğinde marka silahla işlenen cinayetlerin , 06.04.2006’dan önce resmen konu edilip edilmediği sorusuna net bir şekilde hayır yanıtını vermiştir. Tanık Temme Federal Meclisin araştırma komisyonunda da aynı ifade de bulunmuştur. Resmi olarak bu seri cinayetlerle ilgili görevi sorulduğunda şu yanıtı vermiştir: “Hayır. Bu seri cinayetler 21 Nisan’a değin Anayasayı Koruma Dairesi’nde resmen konu edilmedi; o tarihten sonra ise ancak benim vesilemle konu edildi.” Bu beyanının doğru olmadığı delillerin irat ve ikamet edilmesiyle ortaya çıkarılacaktır.” Gerçekten de en geç 24.03.2006’ten itibaren seri cinayetler tanık Temme’nin resmen görev alanına girmişti.

Ayrıca Temme bu konuya ilişkin görev amiri tanık Dr. Pilling’den bir görev daha doğrusu bir çalışma talimatı daha almıştı. Ona verilen görev LfV Hessen’in Kassel’deki dış biriminde kaynak kişi idarecisi fonksiyonuyla onun bizzat yönlendirdiği ya da temsilci sıfatıyla bilgi edinmek üzere görevlendirilmiş muhbirlerden gerekli bilgileri direkt sağlamaktı. Tanık Dr. Pilling, PUA Bund’daki sorgusunda araştırma komisyonu başkanı Dr. ’in sorusuna şu yanıtı verdi: “Bu açıdan, sorunuza yanıt olarak: Bu aslında Temme Bey’in gerçekten de resmi göreviydi.” Tanık sorgulamada değinilen e- posta ve içeriğini dikkate alarak ayrıca şunları beyan etti: “Eğer burada olduğu gibi, muhbir liderlerine bir görev bildiriliyorsa, bu görevin içeriği talimatlarda yer aldığından her muhbir liderinin eline bu e-postanın geçtiğinden, bilgilendirildiğinden ve kaynak kişilerin mümkün olduğunca sorgulandığından hareket ederim.” Tanık e-postadaki işaretten hareketle söz konusu kişinin Temme olduğu bir süreci tasvir eder. Çalışma talimatı tanık Temme’nin bilgisi dahilindedir. Ona verilen görev emrini paraflamıştır.

Müdahil avukat Narin: „Buna katılmakla birlikte ekleme yapmak istiyorum. Yazı tanık Temme’ye paraf olmaksızın sunuldu ve o gerçeğe uygun şekilde yazıyı bilmediğini beyan etti.“

Müdahil avukat Langer, mahkeme heyetinin 05.07’de yapılacak sorgulamadan önce Zschäpe’ye Heisenbergstraße’deki dairenin bölümlenmesi ve kullanımı hakkında sorular sormak istediğini hatırlattı: Duvarla bölünen oda hangisiydi, kim hangi odayı kullanmıştı, kira sözleşmesi bitiminde ara duvar sökülmüş müydü? Bu meselenin içyüzü avukat Grasel’ in verdiği ifadeydi, bu ifadeye göre odalardan biri ara duvarla bölünmüş ve böylece üç odalık daireden dört oda çıkarılmıştı. Langer dairenin hangi kısmının bölündüğünün ve vaktiyle kimin hangi odayı kullandığının bilinmediğini söyler.

Ardından Götzl, Wohlleben’in savunma makamının 357. Duruşma günüyle ilgili olarak çok sayıda tanığın davet edilmesine ilişkin dilekçeleri karar açısından gerçekten bir önem arz etmediği gerekçesiyle reddettiğini açıklar.

Mahkeme heyeti meseleye topluca baktığında bir şeylerin saklı tutulması yolunda gösterilen genel çaba ve iletişim için başvurulan davranış biçimlerinden hareketle sanık Wohlleben’in bu hadisede de burada adı geçen tanığa karşı olan şiddeti içten içe onaylasa da şiddetin reddi anlamında davranış gösterdiği ya da beyanda bulunduğu sonucuna varmıştır. Tanık hakkındaki ifadelerinden ya da davranışlarından sanık Wohlleben’in şiddeti reddeden bir duruşu olduğuna dair çıkarımlarda bulunulamaz. Sanığın dışarıya karşı kendini nasıl ifade ettiğinin karar açısından gerçekten de bir önemi yoktur. Önemli olan daha çok sanığın edildiği cürüm açısından ne yaptığı, bunu şahsen bilip bilmediği ve isteyip istemediğidir. Sanık Wohlleben’in yukarıda sözü edilen bağlamda tanığa karşı ifadeleri ne bu türden bir eylemi ne de bir bilgi ve istemeyi kanıtlar. Buradan kimi çıkarımlara varmak da mümkün değildir.

Schneiders: „Bunun bir nüshasını ve prosedürle ilgili tedbirler hakkında danışmak için bir saatlik ara verilmesini talep ediyorum.

Başsavcı Greger önce avukat Dierbach’ın dilekçesine ilişkin görüş bildirir. Delil içeren olguların tamamının karar için bir önem içermemesi gerekçesiyle dilekçe reddedilir. Şimdiye değin toplanan kanıtlar, tanık Temme’nin Halit Yozgat cinayetine dahil olduğuna dair önem arz eden dayanaklar oluşturmamıştır. Dilekçeyi verenler de bu türden bir dahil olmayı iddia etmemektedir. Tanık pek çok kez dinlenmiş, internet kafedeki cinayetle ilgili olarak algıladıkları bağlamında uzun uzadıya sorgulanmıştır. Delillerin irat ve ikamesi için verilen dilekçe ile Temme Ceska marka silahla işlenen cürümden önce bu meseleyle resmen görevlendirilmiş miydi, bu konuda ifade verebilir mi ya da yanlış beyanda bulunmuş mudur gibi soruların açıklığa kavuşturulması gerekir. Temme’nin resmi görevi ve muhtemelen verdiği yanlış beyanın beş sanığın cezalandırılması ve cezalandırılacaksa nasıl cezalandırılacakları soruları açısından önemi yoktur. Bunun ayrı bir davada açıklığa kavuşturulması gerekir, der Greger. Kassel’deki hadiseye karışıp karışmadığı belli değildir, dilekçeyi verenler tarafından da böyle bir şey iddia edilmemektedir.

Narin: „Meslektaş Dierbach’ın kanıtların değerlendirilmesi dilekçesiyle ilişkili olarak gerçekten de Temme’ye karşı ayrı bir dava açıldığını eklemek isterim.“ Narin, yanlış beyanda bulunmaktan dava açıldığını söyler. Narin Kassel savcılığındaki dosya numarasını belirtir; Berlin savcılığına aktarıldığını söyler, ama oradaki dosya numarasını belirtmez.

Götzl: „Avukat Langer’in sorularına gelince. Sorular yanıtlanmalı mı Zschäpe Hanım?“ Grasel:“ Şimdiye kadar iletilen prosedürle devam edilecek, müdahil avukatların soruları Zschäpe Hanım tarafından yanıtlanmayacaktır.“ Götzl: „Tamam, fakat ben yine de soruları sormak isteyeceğim. Sorular yanıtlanmalı mı?“ Grasel: „Mahkeme heyeti bunu önemli buluyorsa bunu sakin bir şekilde tartışacağız.“ Göztl hafif sinirlenmiş şöyle der: „Bunu yapmakta özgürsünüz, o halde biz de bekleyeceğiz.“
Ardından Götzl, Wohlleben’in savunma makamının Mundlos ve Böhnhardt’la ilgili olarak bir psikiyatri uzmanının çağrılmasını talep eden dilekçelerinin karar için bir önem arz etmediğini gerekçe gösterir ve dilekçelerin reddedildiğini açıklar.

Dilekçeyi sunanlar, Mundlos ve Böhnhardt’ın asosyal kişilik bozukluğu nedeniyle cinayet arzusunun vasfı gereği cinayet işlemiş olduklarının kontrol edilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtirler. Ancak o zaman karar aşamasında ceza hukukunun § 28. Paragraf 1. Hükmünün sanık Wohlleben için geçerli olup olmadığı denetlenmiş olacaktır. Sanık Wohlleben’in cinayet işleme arzusuyla hareket etmiş olabileceğine dair dayanak noktaları bulunmamaktadır.

Mundlos ve Böhnhardt’ın işlemekle suçlandığı cürümlerdeki sebep pek çok şeyin yanı sıra vakıanın bir başlık altında değerlendirilmesinde ya da cürüme dahil olanların yargılanması çerçevesinde önem arz edecektir.

Bununla birlikte kanıtlandığı varsayılan gerçeklikler Mundlos ve Böhnhardt’ın suçu işleme sebepleri açısından bir şey ifade etmez.

DSM-5’e göre kişilik bozukluğundan anlaşılması gereken sosyal kültürel çevrenin beklentilerinden hem iç dünya hem de davranışlar anlamında yaşanan dikkate değer derecedeki ayrışmadır. DSM-5’e göre, kişilik bozukluğundan anlaşılması gereken sosyo-kültürel çevrenin beklentilerinden belirgin şekilde farklı olan kalıcı bir iç deneyim ve davranışlardan oluşan bir prototiptir. Bu prototip değişime açık değildir ve sorunlar oldukça derinde, esaslı sorunlardır ve sosyal, mesleki ve diğer önemli alanlarda ızdıraba ve kimi olumsuzluklara sebebiyet verir.
Kişilik bozukluğu kalıcı ve süreklidir, başlangıcı ergenliğe ya da erken dönem yetişkinliğe değin gider. Bu tanımdan görülebileceği gibi, anti sosyal kişilik bozukluğu için tanı ölçütleriyle birlikte – aynı durum ICD-10 F60 ve F60.2’ye göre asosyal kişilik bozukluğu için de geçerlidir – anti sosyal ya da asosyal kişilik bozukluğu, bu bozukluktan muzdarip kişilerin belirli bir motiften dolayı suç işlemelerine sebebiyet vermez.
Bu kişilik bozukluğundan muzdarip insanların, tıpkı böyle bir bozukluğu olmayan failler gibi, örneğin kıskançlık sebeplerinden, ekonomik sebeplerden veya ideolojik sebeplerden dolayı suç işleyebilmesidir. Bazı durumlarda, anti sosyal veya asosyal kişilik bozukluğu suçun işlenmesindeki çekingenliği azaltmada yardımcı bir etkiye sahip olabilir. Ancak söz konusu kişilik bozukluğu suçun işlenmesi için bir sebep oluşturmaz.

Schneiders: „Wohlleben‘in savunma makamı ret dilekçesi yazmak için iki buçuk saatlik bir ara verilmesi talebinde bulunuyor.“ Heer: „Sturm Hanım’da ben de avukatlarından birinin Zschäpe Hanım’a ret dilekçesi hazırlaması için ara verilmesi talebine katılıyoruz.“ Götzl: „Şu durumda ara verilecek ve saat 16:30’da kaldığımız yerden devam edeceğiz.“

Saat 17:06’da devam edilir. Schneiders mahkeme heyetinin tamamının yanlı olduğuna dair verilen ret dilekçesini yüksek sesle okur. Wohlleben’in savunma makamının bakış açısından meselenin prosedürünü bir kez daha ele alır. Kısa ve şeklen tespitlerden sonra hukuki değerlendirmede hakimlerin kanıtların değerlendirilmesi için sunulan dilekçeyi keyfi kararlarla reddettiklerini söyler. Duruşma saat 17:20’de sona erer.

-Nebenklage blogunun yorumu için bakınız: https://www.nsu-nebenklage.de/tr/2017/07/02/29-06-2017/