17. Duruşma Günü Tutanağı – 2. Temmuz 2013

1

Şahit olarak Kasım 2011’de Beate Zschäpe ile görüşmüş (sorgulama haricinde) ve normalde sessizliğini koruyan sanığa dair fikir verebilecek olan iki kriminal memuru çağrılmıştı. Biri Zwickau Polis Teşkilatı’ndan diğeriyse Federal Kriminal Dairesi’ndendi. İlk şahit eksik bir ifade iznini gerekçe göstererek sorgulama pratiği ve diğer yetkililerin/resmi yerlerin mevcudiyetine dair kimi soruları yanıtsız bıraktı. Bu durum müdahil davacılar tarafından eleştirilirken Federal Başsavcılık tarafından desteklendi.

[deutsch]

Duruşma 09:45’de başladı. André E.’nin avukatları ve Holger G.’nin bir avukatı bugün başkaları tarafından temsil edildi.

İlk olarak Zwickau Polis Teşkilatı’nda kriminal polis olan André P. sorgulandı. Kendisi Beate Zschäpe’yi 2011’in Kasım ayında sorguya çekmişti. Götzl P.’nin ifade iznini okudu. P. sorulara geçmeden önce kendisi olayları anlattı. Zschäpe 8 Kasım 2011’de Jena’da polise teslim olmuş ve kimlik bilgilerinin tespiti ve iz tespiti amacıyla kıyafetlerinin tesliminden sonra Zwickau’ya getirilmişti. Sanığın sorgulamasını onun yapması planlanmıştı. Baden-Württemberg polisinden Bayan H. ve bir sekreter de yanındaydı. Zschäpe haklarının açıklanmasından sonra olaylarla ilgili konuşmayacağını söyledi. Bunun üzerine kimlik bilgilerini tespit edip kısa sürenin ardından soruşturmayı sonlandırdılar. Zschäpe’nin Jena’lı avukatı Liebtrau’nun sorgulama sırasonda orada olmamasına şaşırmıştı, ama avukatın ertesi sabah sorgu hakiminin yanında olacağı kararlaştırılmıştı. Ardından Zschäpe, memure H. ve kendisi onun ofisine gidip Zschäpe götürülene kadar orada beklemişlerdi. Orada yapılan konuşmalarla ilgili kayıt tutmuştu. Sonrasında başlayan sorgulamada da en önemli konu bu konuşma oldu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Hakim Götzl’e göre P. ilk olarak olayları anlatmaya devam etmeliydi. P., Zschäpe’nin kendisini poliste giydiği eşofmanın içinde rahatsız hissettiğini söyledi. Ayrıca dikkatliydi ve konuşmayı takip edebiliyordu. Ona konuşmanın kaydını tutacağını önceden söylemişti, ama bu onun için uygundu. Olayla ilgili açıklamada bulunmama isteğini saygıyla karşılamışlar ve suçlandığı kundaklamayla ilgili soru sormamışlardı. Rahat bir konuşma olmuştu. Zschäpe bir kaç cümleyle nasıl büyüdüğünü, daha çok büyükannesiyle ilişki içerisinde olduğunu, annesiyle ilişkisinin daha uzak olduğunu, Zwickau’daki hayatının nasıl olduğunu ve ailesinin iki Uwe olduğunu anlatmıştı.

Yazılı olarak kaydını tutmasa da hatırladığı bir şey vardı. Bir şekilde bir suç eyleminin engellenmiş veya planlanmış olup olmadığı sorusunu sormuş ve Zschäpe buna “hayır” cevabını vermişti. Yine de birkaç gündür yolda olduğu ve “olayın artık geride kaldığına” sevindiği belli oluyordu. Sorgu protokollerini imzalarken uzun zamandır ilk defa kendi ismi olan Beate Zschäpe’yi kullandığını söylemişti.

Götzl P.’ye Zschäpe’nin ona daha önce nerede olduğunu söyleyip söylemediğini sorunca, P. Braunschweig dediğini düşündüğünü söyledi: “Orada beklenmedik bir olay gerçekleşmiş olmalıydı ve o da bunun polis tarafından zaten bilindiğini düşünüyordu.” Arkadaşlarını aramak istemiş ama hiçbir sığınağı bulamamıştı. P.: “Trenle yolda olduğunu ve Bahncard kullandığını not etmiştim. O zaman öyle söylemişti.” 6 günden bu yana yolda olduğunu söylemişti, ama  4 Kasım Cuma ve 8 Kasım Salı arasında beş gün vardı. Bunun dışında iki Uwe’nin de annelerini arayıp oğullarının hayatta olmadığı bilgisini vermişti. Uwe’lerin öldüğü bilgisine nereden ulaştığınıysa söylememişti. P. uzun zamandır yolda olduğu fikrine nasıl vardığını tam olarak söyleyemediğini belirtti. Bu onun izlenimiydi, Zschäpe stres içerisinde ve huzursuz bir izlenim vermişti.

Götzl P.’nin önüne konuşmayla ilgili kaydı daha da güçlü şekilde sürdü. P.’nin cevaplarında sıklıkla  “O zaman o da söylemiş olmalı.” gibi cümleler vardı.

Götzl’ün bunu belirtmesi üzerine P. Zschäpe’nin kendisini “büyükanne çocuğu” olarak tanımladığını söyledi. Ama bugün annesi ve büyükannesiyle olan ilişkisiyle ilgili ifade veremiyordu, çünkü her ikisinin de ifadelerini almıştı ve o yüzden bunu ayıramıyordu. Mundlosve Böhnhardt’ın aileleriyle ilgili olarak “iki Uwe’nin de korunaklı bir aile ortamında büyüdüğünü ve nasıl ve neden böyle bir yöne kaydıklarını anlayamadığını” söylemişti. Kedilerini seviyordu ve onlara ne olduğu hakkında bilgi edinmişti. Ona iki kedinin yaşadığı ve hayvan barınağına getirildiğini söyleyebilmişti.

İntihar etme niyeti olup olmadığını sorduğunda “bunu düşünmüş olduğunu, ama evin yanmasıyla bağlantılı değil yoldaki günleriyle ilgili olduğunu” ifade etmişti: Bu şekilde ortadan kaybolmak değildi amacı, intiharı daha sonra düşünmüştü.” Götzl bunun üzerine Zschäpe’nin kedilerini yangından önce aşağıya indirdiğini söyleyen bir kaydı okudu. P.:”Öyle yazdıysam bayan Zschäpe mutlaka öyle demiştir. Kedileri yangından sonra birine verdim ya da benzeri bir şey demişti.”

Zschäpe’nin avukatı Heer, sanığın hafızasında olanları daha iyi ifade etmesi gerektiği konusunda şikayette bulundu. P., kayıtları önceden okuduğunu, ama “ezbere  okuyamadığını” söyledi. P. devam etti: “Bana ne okuduysanız o yazılı kayıttaki gibi olmuştur.” Götzl’ün Uwe’lerle olan ilişkisini sorması üzerine Zschäpe’nin hiçbir şeye zorlanmadığını söylediğini anlattı.

Bir şeye zorlanmadığını söylediği ve konuyla ilgili avukatıyla görüşmesinin ardından ifadede bulunacağını söylediği bir kayıttan bahsedilmesi üzerine P.: “O zaman Bayan Zschäpe  hafızamda tam ifadesini hatırlayamasam da, nasıl formüle ettiysem öyle söylemiş olmalı.” Götzl ve şahidin cevaplarını kusurlu bulup “tüm dava katılımcılarının çıkarı adına” hafızasındakilerin ne olduğunu ortaya koymasına teşvik eden avukat Heer arasında bir tartışma yaşandı. Götzl sözünün kesilmemesini istedi. Heer bir dava dilekçesi vermek istediğini söyledi. Federal Savcı Diemer Heer’in sözünü geri almasını istedi. Zschäpe’nin avukatı Sturm’un da  buna katılması üzerine Götzl 10:44’de bir ara vererek duruşmaya 11’de devam etti. Aranın ardından sorguya devam etmek istiyordu, ama Heer sözünü kesti: Heer’e göre Götzl dilekçesini geçiştirmişti. Götzl davayı Heer’in istediği gibi sürdüreceğini söyledi ve konuya geri döndü.

P. Zschäpe’nin sorgu hakiminin önünde kundaklamayla ilgili beyanda bulunacağı izlenimini edinmiş olduğunu söyledi. Ancak bu gerçekleşmemişti. Tam olarak kullanılan cümleleri hatırlayamıyordu. Ama kaydı ertesi gün Zschäpe’nin sorgu hakiminin önüne çıkmasının ardından meslektaşı H. ile tutmuştu. Konuşma sırasında not tutmamıştı. Zschäpe’ye sorgu sırasında yöneltilen suçlama Frühlingstraße 26 numarada yangın hızlandırıcıların kullanılmasıyla ağır kundakçılıktı. Konuşma sorguyla birleşmişti ve yaklaşık yarım saat, hatta bundan bir kaç dakika daha fazla sürmüştü. Konuşma sırasında bir meslektaşı gelmiş ve Zschäpe’den tükürük örneği alınması için onyını istemişti. Zschäpe onay vermiş ve tükürük örneğini vermişti. Konuşma esnasındaki atmosfer ile ilgili olarak “Rahat bir konuşma atmosferi olduğunu söylemek istemiyorum, ama soru-cevap şeklinde ilerlemedi, öyle değildi. Bayan Zschäpe’nin kedilerinin nasıl olduğunu sormuş olması da bunu gösteriyor. Sorgu değil sohbet gibiydi.”

Konuşma mutlaka kriminal polisler tarafından teşvik edilmişti. Konuların sıralamasını hatırlamıyordu. Zschäpe’nin mimik ve jestlerini de hatırlamıyordu. Ama konuşma esnasında sigara içilip yemek yenmişti. Götzl P.’ye Zschäpe’nin konuşmanın kaydedileceği hususunda endişeleri olduğuna dair tutulmuş bir nottan bahsetti. P. ona sesli ya da görüntülü kayıt yapılmayacağını, ama konuşmanın yazıya geçirileceğini açıklamış olduğunu söyledi. Görünen o ki bu onu rahatsız etmemişti.

Ardından müdahil davacıların soruları geldi. İlk olarak avukat Pınar başladı. P.’nin Zschäpe’nin geleceğini nasıl öğrendiğini ve ona hangi bilgilerin sunulduğunu öğrenmek istedi. P. bunu polis şefinden öğrenmişti. Ayrıca Zwickau Sulh Mahkemesi’nden bir tutuklama emri gelmişti. Uwe’ler hakkında da bilgilendirilmişti ama ne hakkında olduklarını hatırlamıyordu. Soruşturma grubundaki bütün memurlar gibi olaylar hakkında bilgilendirilmiş , kimi toplantılar yapılmıştı. Soru üzerine toplantılar esnasındaki katılımcıların isimlerini söyleyemeyeceğini ya da grubun büyüklüğü hakkında bilgi veremeyeceğini söyledi. Bu ifade iznine dahil değildi. Bu sorular gerektiğinde soruşturma grubunun şefine sorulmalıydı.

Pınar bu toplantılarda iletilen bilgilerin yazılı kaydının tutulup tutulmadığını bilmek istiyordu. P. alışıldık sıralamaya göre önce durumun tespit edilip herkesin not aldığını ve sonra görevlerin dağıtıldığını söyledi. Böyle toplantıların akışını polisin soruşturma dosyalarında bulmak asla mümkün değildi. Kendisinin bir not defteri vardı, ama hala duruyor mu kontrol etmeliydi. Pınar bunu önümüzdeki arada yapabilir mi diye sorunca yapamayacağını söyledi. Pınar: “El koyma dilekçesi verebilirim.” dedi. Götzl şu an öncelikli olanın soru sormak olduğunu söyledi. Sonra konu P.’nin Zschäpe’ye yöneltilen diğer suçlarla ilgili hangi bilgileri ne zaman edindiğine geldi. P. yanan karavanda “öldürülen polis memurlarının” silahlarının bulunduğunu söyledi. Bayan H. bu nedenle soruşturmada yer almıştı. Kendisi “Soko Park Yeri’nde” polisin öldürülmesinin aydınlatılması konusunda görevliydi. Eğer Zschäpe  konuyla ilgili beyanda bulunursa polis memurlarının silahlarının karavanda bulunduğuna dair açıklamada bulunabilirdi. Pınar kendisiyle çeliştiğini, daha şimdi iki Uwe ile ilgili hangi bilgilere sahip olduğunu hatırlayamadığını söylediğini söyledi. P.:”Bu karavanla ilgili bilgiler bana sunulmuştu, ama anlayın, herşeyi burada detaylarıyla açıklamak benim için mümkün değil. Tüm bilgilerin detaylarını hatırlamıyorum.” Pınar Zschäpe’ye karşı başka suçlamalardan dolayı (terörist bir örgüte üyelik gibi) soruşturma başlatıldığını ne zaman öğrendiğini sordu. P. kesin bir tarih hatırlamadığını, ama bu suçlamanın Federal Kriminal Dairesi tarafından (Cuma günü Zschäpe’nin sorgusundan sonra) teslim alınması sonrasında bu şekilde formüle edildiğini söyledi. 10 kişinin öldürülmesinde rol oynadığına dair suçlama da daha sonra gelmişti.

Avukat Thiel P.’nin Zschäpe’nin Uwe’lerin böyle bir yöne kaymalarına şaşırması ile ilgili ifadesini sordu. Thiel: “Bu aşırı önemli ve bunu daha önce nasıl öğrenmemiş olduğumuza şaşıyorum.” P: “Konu bağlamı iki Uwe’nin birer suçluya dönüşmesiyle ilgili.” Thiel: “Bunlar Bayan Zschäpe’nin sözleri mi?” P: “Böyle bir şey söyledi mi, suçlular dedi mi demedi mi hatırlamıyorum. Olan şu ki Bayan Zschäpe korunaklı bir ailede yetişmelerine rağmen bu yöne gitmiş olmalarını açıklayamadığını belirtti. “ P., Zschäpe’nin Uwe’lerin ailelerine bilgi vermeye söz verdiğini söyleyip söylemediğini hatırlamıyordu. Zschäpe’nin kurtardığı kedilerle bağlantılı olarak Thiel P.’nin binada insanlar da olduğunu belirtip belirtmediğini bilmek istiyordu. P. hayır diyerek Zschäpe’nin konu hakkında konuşmak istemediğini ve buna saygı duyduklarını söyledi.

Ardından 13:05’e kadar öğlen arası verildi. Avukat Kolloge Zschäpe’nin sorgulanmasından önceki ekip toplantılara ya da daha sonraki toplantılara başka memurların da katılıp katılmadığını bilmek istiyordu: P. hayır dedi, sadece polis memurları vardı. Avukat Lucas’ın ardından avukat Narin söz aldı: P.’nin ilk ne zaman Eisenach’daki karavandaki yangından haberi olduğunu  bilmek istiyordu. “Pazartesi saabahı aranıp konudan bahsedildiğinde haberim oldu.” Kişilerin kimlikleri toplantı çerçevesinde o zaman bildirilmişti. Başka polis memurlarının katılıp katılmadıkları sorusuna P. ifade iznini gerekçe göstererek cevap vermedi. Avukat Lunnebach’ın sorusu üzerine yaşam ve sağlık suçları, 1 numaralı bölümünde görevli olduğunu söyledi. Politik bir bölüm vardı ama orada çalışmıyordu. Sorguyu onun ve Bayan H.’nin yürütmesi kararını mutlaka soruşturma grupları yönetimi vermiş olmalıydı. Lunnebach diğer suçlar ve Zschäpe’nin cevabıyla ilgili soruyu neden bilerek kayıtlara geçirmediğinin bilmek istiyordu. P.: “Çünkü Bayan H. ile birlikte çarşamba günü hafızamda kalanları kayda geçirmiştim ve bu duruşmaya hazırlanmakla meşguldüm.” Kaydı kendi inisiyatifiyle tutmuştu. Çarşamba günü  tutuklama hakimi tarafından gerçekleştirilen sorgunun ardından not almıştı, ama Zschäpe orada ifade vermediğinden dolayı değil. Bayan H. ve P.’nin genel anlamda ikili bir ekip mi olduklarını sordu Lunnebach. P.: “Bu konuda detaylı bilgi evrmeme, çünkü bunlar stratejik polis meseleleri, ama diğer soruşturmaları da Bayan H. ile yürüttüğümü söyleyebilirim sanırım.”

Ardından Federal Savcı Diemer şiddetli şekilde karşı çıkarak konuyla ilgili sorular sorulması gerektiğini, söz konusu olanın beş sanık ve onlara yöneltilen suçlamalar olduğunu söyledi. Götzl Lunnebach’a konudan uzaklaştığını söyledi. Lunnebach bunun üzerine P.’nin burada Zschäpe’nin bir şeye “zorlanmamış” olduğunu berlittiğini söyledi. Ama kayıtta “asla” sözü geçiyordu. P. kayıtta yazan neyse onun doğru olduğunu söyledi. Avukat Erdal Anayasayı Koruma Dairesi’nin P.’ye bildirimde bulunup bulunmadığını sorunca P. olumsuz cevap verdi. Avukat Behnke P.’nin Zschäpe’nin ilk sorgusu döneminde 1 Kasım 2011’de Döbeln’de bir Irak vatandaşının 4 kurşunla infaz edilmesinden haberi olup olmadığını, görev yerinin bu konuda soruşturma yüürtüp yürütmediğini sordu. P. hatırlayamadığı için bunu cevaplayamayacağını söyledi.

Avukat Bliwier memure H.’nin sorgunun ne kadar öncesinden bu yana görev yerinde olduğunu sordu. Federal Savcılık’tan Başsavcı Greger müdahale ederek sorunun konu dışı olduğunu söyledi. Götzl burada sorgulama durumunun sözkonusu olduğunu belirtti. Greger konuşmanın gidişatının tamamen  belirlenmiş olduğunu, burada işlenen suçların söz konusu olduğunu söyledi. Bliwier: “Soruyu tamamen meselenin özüne yönelik buluyorum, özellikle de bir sorgu görevlisi görev yerinden olmadığı için.. Bayan H.’yi ilk olarak ne zaman gördüğünüzü de sorabilirim. Daha önce hiç tanımadığınız biri görev yerinize geliyor.” P.: Öncesinde sohbet etme fırsatımız olduğunu söyleyerek soruyu cevaplayabilirim sanırım.” Bliwier bunun üzerine Bayan H.’nin görev yerinde ilk ne zaman göründüğünü, Zschäpe’nin o dönemde henüz teslim olup olmamış olduğunu sordu. P: “O haftasonu tam olarak ne zaman Bayan H.’nin veya başka birimlerin geldiği konusunda burada ifade vermeyeceğim. Buna iznim yok.” Bliwier: “Tahmininize göre Bayan H. Zschäpe’nin polise teslim olduğunu biliyor muydu ya da bunu Bayan H.’ye siz mi bildirdiniz?” P.: “Bilinmesi zor olmadığı üzere Bayan H. bu soruşturma grubunun üyesiydi ve bu yüzden Bayan Zschäpe’nin teslim olduğunu bilecektir.” Bliwier bunun dosyalarda olmadığını söyledi. Bayan H. ile yaptıkları ön görüşmenin içeriği sorgulamanın nasıl yürütüleceği sorusu olmuştu. Tam olarak nelerin konuşulacağı sorusunu, polis stratejisi alanına girdiği gerekçesiyle Götzl engelledi. Bliwier bunun üzerine: “Ama bu Ağır Ceza Mahkemesi’nin standart alanına giriyor. Bunun üzerine sadece yangın suçlamasıyla kısıtlanması kasıtlı mıydı, bu konuşulmuş muydu diye soruyorum?” P. konu hakkında bir şey söyleyemeyeceğini belirtti. Bliwier bir kez daha Kiesewetter suçlamasının gündeme gelmemesinin P. ve H. arasındaki bir karar mı yoksa bir yanlışlık mı olduğunu sordu. Federal Savcı soruya itiraz etti. P. tekrar ifade izni olmadığını söyledi. Bliwier bunu ifadeden kaçma olarak değerlendirdi ve Götzl’den şahide bu soruyu yanıtlamak zorunda olduğunu söylemesini rica etti. Sözkonusu olan soruşturmanın özüne dair bir durumdu. Diemer: “Belki müdahil davacıları olayları aydınlatmaya yönelik ilgilerinin nerede olduğunu sorabilirsiniz. Nereye gitmek istediğini ben anlayamıyorum.” Soruya itiraz etti. Bliwier şahidin eksik ifade iznini gerekçe göstererek bu soruyu yanıtlamaktan kaçınmasının protokole yazılmasını talep etti. Ardından savunmanın soruları geldi. İlk olarak avukat Heer söz aldı. P.’nin Zschäpe’nin farklı konuştuğu için H.’ye nereden geldiğini sorduğunu hatırlayıp hatırlamadığını öğrenmek istiyordu. P. hatırlamıyordu. P. kendisinin ve H.’nin kendilerini soruşturma memurları olarak tanıttıklarını ama fonksiyonlarından bahsetmediklerini söyledi. P. Zschäpe’nin bir vücut kokusunu hatırlamıyordu ama Zschäpe bir keresinde ter kokmasının onun için çok rahatsız edici olduğunu söylemişti. Ama izin verilseydi mutlaka duş almak isterdi. Sonra Zschäpe’nin sorgulanacak durumda olup olmadığı konusuna gelindi. P. Zschäpe’nin sorgulamayı takip edebildiğini düşünüyordu. Heer bunun üzerine P.’ye eğitimi esnasında ona sanıkların haklarıyla ilgili neler öğretildiğini sordu. Başsavcı Weingarten soruya itiraz etti, burada sözkonusu olan şahidin incelenmesi değildi. Götzl bir ara verdi. Ardından Heer sanığın tüm hakları ve yükümlülüklerinin üzerinden bir bir geçti ve P.’nin neyin iki kez Federal Savcılık tarafından itiraz edildiğinin farkında olup olmadığını sordu. Sonra P.’ye sanığın somut suçlama haricindeki konularla ilgili olarak açıklama yapma yükümlülüğü bulunup bulunmadığını sordu. P. sanığın kimlik bilgileri haricinde hiçbirşey söylememe hakkı olduğunu söyledi. Heer madem öyle neden P.’nin Zschäpe ile konuştuğunu sordı. Olaylar öyle gelişmişti sadece, sigara içip birşeyler yemişler ve o esnada da konuşmuşlardı. Heer P.’den neden bir konuşmaya önayak olduğunu bilmek istiyordu.P.: “Sorular yangın, karavan ya da bulunan silahlarla ilgili değil, genel olay yerleri, ailevi durumlar, iki Uwe’yle ortak yaşamı hakkındaydı.” Sonra tükürük örneğinin verilmesi konusuna gelindi. P. meslektaşının Zschäpe’ye muhakkak bilgi verdiğini, ama bu konuda somut bir şey hatırlamadığını söyledi. Zschäpe’nin avukatı Stahl’ın karavadan bulunan silahlarla ilgili olası iddialar ve Zschäpe’nin hangi fonkiyonuyla sorgulandığı sorusu üzerine P., Zschäpe konuyla ilgili açıklamada bulunsaydı suçlamada bulunulacağını söyledi. Böyle bir durumda o veya H. karavanda bulunan silahlarla ilgili sorular sorarlardı. Bu üç kişinin ortak bir evi paylaştıkları belliydi. Zschäpe diğer suçlarla suçlanmıyordu. Polis tarafından sadece Frühlingstraße’deki yangını çıkarttığından şüpheleniliyordu. P.: “Onu Kiesewetter cinayetine iştiraktan suçlamadım. Ama olabilirdi,neden ölü arkadaşlarının karavanında polis memurlarına ait silahlar bulunmuştu.” Avukat Sturm’un sorularının ardından avukat Stahl konuşmanın gerçekten de tesadüfi olarak mı gerçekleştiğini yoksa ek bağlantıların ortaya çıktığı bilgilendirici bir konuşma mı olduğunu sordu. Konuşma ve gişidatı tesadüfi gelişmişti. Örneğin Uwe’lerle ilgili olan bağlantılar ilk olarak konuşmalar sırasında ortaya çıkmıştı. Sonrasında Zschäpe’nin psikiyatri uzmanı Prof. Saß soru sordu.P. Zschäpe’nin görünür şekilde uykulu olmadığını, iyi konsantre olabildiğini ve belki biraz “gergin” olduğunu söyledi. Herhangi bir çöküş emaresine rastlamamıştı, kelime bulmakta güçlük ya da dil sürçmesi gibi sorunlar da yoktu. P. kendini her duygu durumunu aktarabilecek durumda görmüyordu. İki Uwe arasında bir ayrıım söz konusu olmamıştı. Annelerine haber verilmesine dair yapılan konuşma haricinde ölümlerinin konusu açılmamıştı.

Götzl Bliwier’e sorusunu bitirip bitirmediğini sordu. Bliwier: “Evet, amacım polisin şüphesinden bahsedilmemesinin bir polis entrikası olup olmadığını açıklığa kavuşturmaktı. Sorum burada sona erdi.”

Sonra kısaca avukat Pınar’ın P.’nin not defterini bulur bulmaz mahkemeye sunası talebi konuşuldu. Bu şahitlerin sorgularına son verilmesinden önce gerçekleşmeliydi. Federal Savcı Diemer bunun üzerine: “Şahidin eksiklikler oluşacak şekilde görevini tmamalamadan salonu terketmesi çok büyük bir yanlış beyan. Bir dilekçe verin!” Götzl P.’nin sorgulamasına ara vererek duruşmanın daha sonraki bir zamamında başka bir konuyla ilgili ifade vereceğini söyledi. Avukat Heer P.’nin ifadesinin Ceza Muhakemesi Kanunu’nu olası ihlalleinden dolayı değerlendirilmesine karşı çıktı.

Bir aranın ardından Pınar şahidin not defterinin dava dosyalarına eklenmesine dair dilekçesini okudu.  Bu kadar çok dosyanın kaybolduğu bir dava kompleksinde, hele ki sanığın sessizlik hakkını koruduğu bir durumda, bulunan tüm deliller toplanmalıydı. Stahl dilekçenin boşa gittiğini, çünkü şahidin konuşmayla ilgili not almadığını belirttiğini söyledi.

Ardından Federal Kriminal Dairesi’nde kriminal polisi olan şahit L. geldi. Götzl L.’nin ifade iznini okudu.

L. 13 Kasım 2011’de Zschäpe’ye Sachsen’den Başpolis S. ile birlikte Chemnitz-Reichenhain cezaevinden Karlsruhe’deki Federal Yüksek Mahkeme’ye kadar eşlik etmesi görevini aldığını söyledi. Saat 15:50’ye doğru Zschäpe’yi Chemnitz cezaevinde teslim almışlardı. Zschäpe’ye açıklamada bulunmuş, daha sonra cezaevinden helikoptere binecekleri uçuş pistine gelmişlerdi. Piste kadar olan yolda onunla sohbet etmişlerdi. Yolculuk sırasında sakin bir izlenim vermişti. İntihar niyetinin hala mevcut olup olmadığını sormuştu. Zschäpe olmadığını söylemişti. Konuşacakları herşeyin kendisi tarafından tutanağa geçirileceğini de açıklamıştı. Ardından Karlsruhe’ye uçmuşlardı. Kötü havadan dolayı 18:20’ye doğru Badan Baden’a inmek zorunda kalmışkardı. Yolculuk sırasından konuşmaları mümkün olmamıştı. 19:00’a doğru Karlsruhe’ye varmışlar ve mahkemeye çıkmayı beklemek zorunda kalmışlardı. S., Zschäpe ve kendisi bir bekleme odasında oturmuş ve orada konuşmuşlardı. Sorgulamanın sonundan kararın açıklanmasına kadar geçen 15 dakika-yarım saat arası sürede de sohbet etme fırsatı doğmuştu. Zschäpe ifade vermemek için teslim olmadığını söylemişti. Az çok tesadüfi olarak bulduğu Jena’daki avukatı Liebtrau’dan bahsetmişti. Camia avukatı değildi, öyle birinin kendini savunmasını istemiyordu. L. Zschäpe’nin üçlünün tavırları hakkında konuştuğunu, Zwickau’da ağırlıklı olarak bisikletle hareket ettiklerini söyledi. Konuşmanın devamında onun, Mundlos’un ve Böhnhardt’ın günün birinde yakalanacaklarının farkında olduklarını söylemişti. Kedileri sevdiğini, bir köpekleri de olmasını istediklerini, ama oturma yeri bildirimi sırasında dikkat çekebileceklerini söylemişti. L.’nin tahminine göre yeraltında nasıl kimliklerini gizleyeceklerine dair çok ayrıntılı şekilde düşünüyorlardı. Sonra Böhnhardt ve Mundlos’a eğer bir daha eve dönmezlerse bir şey yapmaya söz verdiğini söylemişti. L.: “Buradan anladığım “eğer ölürlerse” idi.” O durumda ailelerini arayacağını anlatmıştı. Ve son olarak yeraltında hakiki dostluklar kurmanın zor olduğunu söyleyen ifade gelmişti: “gerçek, sahici dostlar.” Bununla ne kastettiği açık değildi. 15 dakika sonra Federal Hakim’in önüne çıkarılmaya gelmişti sıra. Zschäpe bir “realite insanı” olduğunu, bir görüş oluşturabilmek için gerçeklere ihtiyacı olduğunu ve farklı görüşlere de değer verdiğini söylemişti. L.’ninonu burada ifade vermeye teşvik eden görüşünü de dinlemişti. Ardından ifade vermeyeceğini tekrarlamıştı. L. onu gözlemleyebilmişti ve Zschäpe’nin herşeyi nasıl bu kadar duygusuz şekilde karşıladığına şaşırmıştı. Böhnhardt ve Mundlos’un öldüklerine dair konuşmayı da aynı ifadesizlikle karşılamıştı. Sonrasında onu arabayla Köln-Ossendorf cezaevine bırakmıştı. Daha sonra 26 Kasım 2011 tarihi için Zschäpe’yi bir yere götürme görevini almıştı. Konu o dönemde Zwickau hayvan barınağında bulunan kedilerinin barınması ve Zwickau’daki kilerde bulunan değerli eşyalara ne olacağıydı. Ayrıca ona gözlüğünü de getirmişti. Gözlüğüne kavuştuğuna sevinmişti. Kedilerle ilgili olarak konuşmak istemediğini söylemişti, çünkü eğer ondan yola çıkıp ev ve kedilerle bir bağlantı kurulursa bu onun aleyhine olabilirdi. Değerli eşyalarla ilgili şaşkın görünüyordu, çünkü suçlardan gelen eşyalara sahip olunamadığını sanıyordu. L.’nin dediğine göre konu tekrar Uwe’lerin ailesini aramaya dair verdiği söze gelmişti. Bu bağlamda bu sözün 4 Kasım’daki banka soygunundan önce verilmiş olduğuna kanaat getirmişti.

Ardından Götzl soru sormaya başladı. Özellikle L. konuştuğunda Zschäpe’nin bir şey söyleyip söylemediğini sordu. L. Zschäpe’ye sorumluluk alıp ifade vermenin “ve prensipte ortalığı temizlemenin” neden iyi olacağını açıklamaya çalıştığını söyledi. Basında da çok olumsuz yazılar çıktığını, ona en ağır suçlamaların yöneltildiğini söyleyerek durumu açıklamış, sanık sorgulamasının ona olayları kendi açısıdan anlatma olanağını sunacağını söylemişti. Sorgu hakiminin önüne çıkmayı beklerkenki konuşmanın nasıl başkadığını gerçekten tam hatırlamıyordu, yalnızca Zschäpe’nin meslektaşının yanınd olan bebek havuçları meslektaşıyla paylaştığını hatırlıyordu. O dakikalarda bir soruşturma için hazır olup olmadığını anlamak amacıyla bir konuşma başlatmayı denemişti. Olası bir sorgulamada kendisinin de bulunmasının anlamlı olup olmayacağı söz konusu olmuştu Özellikle Mundos ve Böhnhardt’ın ailelerini aramasının nasıl gerçekleştiğini sormuştu. Zschäpe’nin Mundlos ve Böhnhardt’ın ölümlerinden nasıl haberi olduğu bugün hala bilinmiyordu. Götzl L.’ye Zschäpe’nin “sonunda evde de Beate Zschäpe ismine cevap vermediğini” söylediğinin yazılı olduğu bir kaydı okudu. Ama burada “özellikle son zamanlarda” demişti. L. “özellikle” sözünün tesadüf olup olmadığını bilmediğini söyledi. Ama ona kendisi için kullanılan herhangi bir takma adı söylememişti. Bir gün yakalanacaklarına dair söylediklerini artık tamı tamına aktaramıyordu, ama bir grup olarak üçünden bahstmişti. Zschäpe 1998’den bu yana ailesiyle bağlantısının olmadığını, ama annesiyle büyükannesinin nerede yaşadığını kamuya açık iletişim araçlarından öğrendiğini söylemişti. L.’ye göre muhtemelen telefon defterinden. Ardından L.’nin ona Ceza Kanunu’nun 46. maddesine göre pişmanlıktan yararlanan iddia tanığı durumundan bahsetmesinden sözedildi. Zschäpe’nin Köln-Össendorf cezaevindeki konuşma sırasındaki tavrıyla ilgili olarak çok girişken olduğunu ve soru sormasının onun için bir problem olmadığını hatırladığını söyledi. Konuyla ilgili olmayan şeyler konuşmak istemişti. L. sohbet etmek istediği izlenimine kapılmıştı. Kayıtlardan okunabileceği üzere sohbetleri 40 dakika kadar sürmüştü.

Götzl L.’ye, yarın da sorgulanması mümkün mü diye sordu. L. olumlu yanıt verdi, yanına yedek çorap almıştı. 16:30’da duruşma sona erdi.

 

Müdahil dava avuktı Scharmer anlattı:

“Sorgulama görevlisinin ifadesi Bayan Zschäpe’nin aleyhine. Kedilerinin kurtarılmasının anlatılması ve yangının intihar isteğinin sebebi olmadığı açıklaması bir kez daha yangını çıkaran kişinin Bayan Zschäpe olduğunu gösteriyor. Ortadan kaybolmasından, Uwe’lere karşı bağımsızlığından ve ölümlerinden haberi olmasından bahsetti. Bunlar grubun bağımsız bir üyesi olarak hiç de önemsiz olmayan suçlar işlediğini destekliyor, bu da yine suç ortaklığı suçlamasını güçlendiriyor.”