33. Duruşma Günü Tutanağı – 4 Eylül 2013

1

33. Duruşma Günü Tanıkları:

  • Kriminal Baş Komiseri Martin Gi. : Federal Kriminal Dairesi, Holger G.’nin sorgu memuru
  • Waltraud N.= İsmail Yaşar cinayeti tanığı

[deutsch]

Yaz tatilinin ardından duruşma bir Kriminal Boş Komiseri’nin Holger G.’nin sorgusuna ve ’da ortaklaşa işlenen suça dair ifadesinin alınmasıyla başladı. Sanık Holger G. mahkeme önünde ifade vermemeye veya başka açıklamalar yapmamaya devam edecek. Ardından bir çok delil aracı mahkemeye sunularak ve okunarak davaya dahil edildi: ’deki Keupstraße’den bir video, Zwickau’daki yangınla ilgili videolar, resimler ve acil çağrıların ses kayıtları ve son olarak sanık Ralf ’in kapsamlı sabıka kaydı. Daha sonra İsmail Yaşar cinayeti tanıklarının dinlenmesine geçildi: Bayan N. çok detaylı şekilde arabasıyla olay yerinden geçerken önce siyah kıyafetli iki erkeği bisikletleri üzeride gördüğünü ve bunun kısa süre ardından silah seslerini duyduğunu anlattı.

Duruşma günü 09:45’de başladı. Yoklamanın ardından ilk tanığın sorgusu gerçekleşti. Bu kişi Holger G.’yi bir kez sorgulamış olan Kriminal Baş Komiseri Gi. idi. Gi., 27 Kasım 2011’de tutuklu Holger G.’nin geçici olarak polis gözetimine teslim edildiği sırada birlikte Köln cezaevinden Zwickau’ya helikopterle uçmuşlardı. G. 25 Kasım 2011’deki bir sorgulama sırasında bir silahı Jena’dan Zwickau’ya getirdiğini anlatmıştı. Polise teslim edilmesi de, G.’nin silahın teslimi esnasında Beate Zschäpe ile birlikte Zwickau tren garından üçlünün Polenzstraße’deki evlerine yürüdükleri (bakınız 24. Duruşma günü tutanağı yolun rekonstrüksiyonu amacıylaydı.  Rekonstrüksiyonun ardından helikopterin indiği “Aero-Club”a arabayla dönmüşlerdi. G. orada sorgulanmıştı.

Bu esnada silah tesliminin gerçekleştiği zamanın netleştirilmesine çalışılmıştı. G. 25 Kasım’da bunu tam olarak belirleyememişti, bu yüzden bir deneme daha yapmışlardı. Zamansal bir sınırlamaya olanak tanıyan birden çok ipucu vardı. G.’nin tren biletini hangi para birimiyle ödediği bunlardan biriydi. Bilet Alman Markı olarak ödendiğine göre, Euro’ya geçilmeden önce, yani en geç 31 Aralık 2001 tarihinde olmalıydı. Diğer bir ipucuysa G.’nin 2001 yılı Haziran ya da Temmuz ayında aldığı ehliyetiydi. G. bu tarihten itibaren toplu taşıma kullanmadığını belirtmişti. Ayrıca polisin bildiği kadarıyla Polenzstraße’deki ev 1 Mayıs 2001 tarihinden itibaren kullanılmaya başlanmıştı. Ancak G. net bir tarih veremiyordu.

Baş Hakim Manfred Götzl binek aracın G. tarafından kullanılmasına dair soru sordu. Tanık Gi., G.’nin önce bir Opel Vectra kullandığını, ancak 2002 yılı ilkbaharında bir kaza yaptığı için 2002 Haziran ya da Temmuz ayına kadar arabası olmadığını, bunun ardındansa bir Honda Civic kullandığını anlattı. Götzl Gi.’nin notlarından, G.’nin ifadeye göre trenle yolculuk ettiği 2002 ilkbaharında bir zaman boşluğu olduğunu okudu.

Götzl, G.’nin sorgu sırasındaki tavırlarını öğrenmek istedi. Gi. gayet rahat bir sorgu gerçekleştiğini söyledi. G.’yi bu sorgudan önce de tanıyordu. Sorgu “Aero-Club” kulüp binasının bir yan odasında gerçekleşmişti. “Uçan personel” orada değildi.

Ardından Ralf Wohlleben’in avukatı Schneiders söz aldı. G. polise teslim edildiği sırada bir Aldi Market ile ilgili bir  ifadede bulunmuştu. Gi.  bunu hatırlıyor mu bilmek istiyordu. Gi., ifadenin muhtemelen 25 Kasım 2011’deki sorgudan olduğunu söyledi. Sadece Holger G.’nin yerel bir ipucu olarak yoldaki raylardan bahsetmesini hatırlıyordu. Kendisiyse yakınlarda bir süpermarket olduğunu hatırlıyordu. Ancak G.’nin Aldi’nin o zamanlar orada olmadığını söyleyip söylemediğini ve bunun soruşturmacılar tarafından araştırılıp araştırılmadığını hatırlamıyordu. Carsten S.’in avukatı Jacob Hösl, Holger G.’nin silahın menşeine dair bir şeyler bilip bilmediğini sordu. Gi. bunun 25 Kasımla bağlantılı olduğunu söyledi: G. silahı Jena’da Wohlleben’den aldığını ve silahın bir çantanın içinde olduğunu söylemişti. G. sadece dokunma duyusuyla  sözkonusu olanın bir silah olduğunu farkettiğini ve Wohlleben’in -G.’nin sorusu üzerine- G.’nin tüm bunları en iyisi hiç kurcalamaması, soru sormaması ve sadece kuryelik görevini yapması gerektiğini söylemişti. Müdahil dava avukatı Yavuz Narin’in sorusu üzerine Gi. bir kez daha 25 Kasım 2011’de G.’nin Kriminal Baş Komiseri Sch. tarafından yürütülen sorgusu sırasında orada olduğunu söyledi. Ama G. orada bir şey anlatırsa başına bir şeyler geleceğinden korktuğunu belirtti mi bilmiyordu. Gi. 25 Kasım’daki sorguyu kafasında toparlamamıştı, çünkü bugünkü konu 27 Kasımdı. Thorten Heise ismini duuymuştu, ama 25 Kasım’da adı geçti mi bilmiyordu. (karşılaştırınız: https://www..info/2013/07/protokoll-25-verhandlungstag-18-juli-2013/)

Sorgulama 10:05’de sona erdi, ardından 10:23’e kadar ara verildi.

Aranın ardından hakim Götzl sanık Holger G. açıklama yapacak mı diye sordu. G.’nin avukatı Rokni-Yazdi müvekkilinin açıklamada bulunmayacağını söyledi.

Ardından başka video ve fotoğraflar gösterildi. İlk olarak MDR-programı “Kripo-Live”ın , Böhnhardt ve Zschäpe’nin arama çağrısının yayınlandığı 1998 tarihli bir bölümü gösterildi. Üçlü bunun kısa bir süre öncesinde 26 Ocak 1998 tarihindeki bir aramanın kısa bir süre ardından ortdan kaybolmuştu. Arama fotoğraflarının yanında içinde yanıcı olmayan bombaların bulunduğu, Jena’daki Theaterplatz’da bulunan ve üzerinde bir gamalı haç olan bavul gösterilmişti. Sonra Jena Kriminal Polisi’nin bir temsilcisi konuşmuştu. Ardından müzik kanalı “Viva”nın Köln’deki binasındaki bir gözetleme kamerasının kayıtlarından kesitler gösterildi. Bina, 9 Haziran 2004’te çivili bomba saldırısının gerçekleştiği Keupstraße’nin çok yakınında bulunuyordu. Olay günü saat 14:18 ve 15:41 arasında binanın girişindeki merdivenlerde bulunan kameraların farklı açılardan çektiği görüntülerdi bunlar. Görüntüler arasında merdivenlerde iki bisikleti bina girişine doğru sürükleyen kasketli bir adam görünüyordu. Daha sonra kasketli başka bir adamın arkasında sert plastik bir bavul olan bir bisikleti girişin oraya nasıl sürüklediği görülüyordu.

Bu videoların ardından olay yeri sakinlerinden bir kadının Zwickau Frühlingstraße 26 numaradaki yangını görüntülediği bir video gösterildi. Sonrasında da yine aynı kadının çektiği 74 resim gösterildi. Resimler binayı yangından önce, yangın esnasında ve söndürme ve yıkım faaliyetleri esnasında gösteriyordu. Takiben bir komşunun çektiği iki yangın videosu ve bir kaç yangın resmi gösterildi. Yangının şiddeti açıklık kazandı.

Bunların ardından yangın sonrasında polise ve itfaiyeye yapılan acil yardım çağrıları dinlendi.

Federal Savcılık’ın, müdahil dava avukatı Başay’ın 32. duruşma gününden bir delil talebine yönelik görüş bildirmesiyle devam edildi. Başsavcı Greger, telefon numaralarının sahiplerine yönelik yapılan soruşturmaların sonradan teslim edilen dosyalarda zaten bulunduğunu söyleyerek bulunduğu yeri söyledi. Tanık Le.’nin sorgusunu Federal Savcılık reddetmiyordu, ama Le.’yi sorgulayan müdürün sorgusu hakkında Le.’nin buradaki sorgusunun ardından karar verilmesini önderdi.

Ardından André E.’nin avukatı Kaiser bir açıklamada bulundu. Kaiser’e göre Tanık Hänßler’in sorgusuyla bağlantılı olarak (bakınız 32. Duruşma günü tutanağı) özellikle müdahil davacılar tarafından olaylarla hiç ilgisi olmayan ve Hänßler’in daha önce çeşitli araştırma komisyonlarınım önünde yanıtlamış olduğu sorular sorulmuştu. Bu sorular izinsizdi ve davada hiçbir rol oynamıyorlardı. Müdahil davacıların ilgisi anlaşılırdı, ama bu Yüksek Heyet’in değil Federal ve Eyalet Araştırma Komisyonlarının göreviydi. Federal Meclis’in araştırma komisyonu yaklaşık 1350 sayfalık bir sonuç raporu yayınlamıştı. Mantıklı olan Federal ve Eyalet araştırma komisyonlarının tutanak ve sonuç raporlarının davaya dahil edilmesiydi, özellikle de davacıların kendilerinin okuması için. Sorgular sırasında edinilen şahsi izlenimlere bağlı kalınmamalıydı. Soruşturma hatalarının tespit edilmesi için daha fazlasına ihtiyaç yoktu, müdahil dava avukatları bilgileri o zaman müvekkillerine iletebilirlerdi. Bununla birlikte olayları aydınlatma isteği ve hızlandırma önerisine hizmet edilmiş olurdu.

Bir aranın ardından 11:48’de dava kapsamına alınan kimi dökümanların okunmasına başlandı. İlk olarak Ralf Wohlleben’e 1997 yılında –NS organizasyonlarının sembollerinin kamusal alanda kullanılmasından dolayı- verilen ceza okundu. Dört adet üzerinde “Jena/Thüringen” yazan “üçgen” söz konusuydu. Ceza 100 gün boyunca her gün 13 Alman Markı ödenmesiydi. Ardından Gera eyelet mahkemesinin 2000 yılından bir kararı okundu. Burada sözkonusu olan bir temyiz davasıydı. Wohlleben ve André K. Jena yerel mahkemesinin önünde tehlikeli şekilde yaralama sonucu şiddet kullanma ve hafif suçtan hüküm giymişlerdi. Temyiz geri çevrilmişti, sadece André K.’nin günlük ödemesi gereken miktar düşürülmüştü. André K.’nin kardeşi Christian K. ve Jana A. müdahil davacı olarak duruşmada bulunan iki kadına Christian K.’nın arabasını kundakladıklarını söyletmeye çalışmışlardı.  Onları ikna edemeyince André K. ve Wohlleben kadınların peşinden gitmişlerdi. K. kadınları yakalarından tutup bir tel bir çite dayamıştı. Wohlleben olay yerini kolluyordu. Wohlleben 100 gün boyunca her gün 50 Alman Markı ödeme cezasına çarptırılmıştı. Bu kararla bağlantılı olarak Wohlleben’in diğer sabıkaları ve kayıtları okundu: 1991 yılında bir hırsızık, 1992 yılında mala zarar verme, 1996 yılında yine bir hırsızlık, yine 1996 yılında yaralama, 1997 yılında icra memurlarına karşı gelme ve yaralama, 1998 yılında telekomünikasyon kanunlarına karşı gelme. Ardından Gera Yerel Mahkemesi’nin 2007 yılından bir kararı okundu. 2007 yılındaki duruşmada sağ camiayı terkeden bir kişinin Thüringen NPD’nin iki internet sayfasındaki yazısı tartışılmıştı.  Sitelerden birini Wohlleben diğerini ise Gera’lı Gordon Richter yönetiyordu. Wohlleben iftira nedeniyle 60 gün boyunca her gün 10 Euro ödeme cezasına çarptırılmıştı. Ardından yine Wohlleben’la ilgili olarak 2009 yılından bir ödeme bilgisi okundu: Wohlleben bir cezasına karşılık yaklaşık 55 Euro fazla ödemişti. Sonrasında Zschäpe’nin doğum belgesi, annesi ve ilk üvey babasının evlilik ve boşanma belgeleri ve Zschäpe’nin sebze bahçeciliği eğitim sözleşmesi okundu.

Öğlen arasının ardından 13:50’ye doğru kadın tanık N.’nin sorgulanmasına başlandı. Götzl, İsmail Yaşar’ın ’de öldürüldüğü 9 Haziran 2005 tarihinde yaşadıklarını anlatmasını istedi. Serbest müzik öğretmeni N., 8:30’da müzik dersi verdiğini ve bunun bir saat ardından arabasıyla Zerzabelstraße’de spora gittiğini anlattı. Normalde kullandığı Stephanstraße o gün trafiğe kapatılmıştı ve Regensburger ile Scharrerstraße üzerinden gitmişti. Scharrerstraße’de yön değiştiren bir araba ve yayalar yüzünden fren yapmak zorunda kalmıştı. Ardınan siyah giysili iki genç adamı ve bisikletlerini görmüş ve belki de bir bisiklet turu yapmaka olduklarını düşünmüştü. O tarafa bakmış ve adamlardan biri ona doğru dönmüştü. Korkmuştu, çünkü çok genç bir adam, bir ergen değil, tahminine göre kötü niyeti olan bir kişiydi bu. Daha sonra bir sonraki dönemeçe kadar arabasını sürmüş ve kırmızı ışıkta durmak zorunda kalmıştı. Zerzavelshofstraße o anda sakindi. Daha sonra silah seslerini duymuş ya da duyduğunu sanmışt. Belki postane veya ’ye saldırılmıştır diye düşünmüştü, ama düşünceyi kafasından atıp spora gitmişti. Götzl’ün sorusu üzerine fitness stüdyosunun Zerzabelhofstraße’de olduğunu söyledi. Ardından adamları nerede gördüğünü anlattı. Velburger Straße’den geçiyordu, orada Edeka’nın teslim yeri vardı, döner büfesi de orada duruyordu. İki erkekten biri orada penceresinden içeri bakmıştı. Diğeriyse ileride sokağın köşesinde duruyordu. Onunla göz kontağı kurmuştu. İki erkeğin yanından arabasıyla geçerken bir tanesi dönmüştü, çünkü döner büfesinin oraya bakan adama bakmıştı. Arabasına doğru baktığında bunun tesadüf olduğunu düşünmüştü. Döner büfesinin oraya bakan adamı tasvir edemiyordu. Diğeriyle yoğun bir göz teması olmuştu. Kahverengi gözleri ve biçimli bir yüzü vardı. Ayrıca sakalları uzamaya başlamıştı, ama sakalı yoktu, belki sadece kirli sakalı vardı. Ve güneşte çok yanmıştı. Boylarını tahmin etmek güçtü: Gözgöze geldiği belki 1.80 uzunluğundaydı, diğeri belki biraz daha uzun, ama pek kestiremiyordu.

Götzl adamın niyetinin kötü olduğu fikrine nasıl kapıldığını sordı. N: “Gerçekten sinirli bakıyordu.” O durumda arabadan inmek istememiş ve bir şeyler olduğunu anlamıştı. Kadına gerçekten gözlerini dikmişti. Duyduğu sesler boğuktu, tiz değil boğuk bir silah sesiydi, susturucuyla ateş edilmiş gibi. Götzl’ün sorusu üzerine gerçekten de belki de postane ya da Sparkasse’ye saldırdıklarını düşünmüş olduğunu ana daha sonra kendi çocuğunu düşünmüş olduğunu söyledi. Zaman kısıtlıydı ve yolda çok fazla insan vardı. Aklından geçenler doğru olsa başkalarının da farkedeceğini düşünmüştü. Döner büfesinin oradaki göz kontağı ile gürültüler arasında belki iki dakika geçmişti, daha fazla değil. Saat 10’da fitness stüdyosunda olmak istiyordu ve orada yaklaşık 1 saat kalmıştı. Fitnes stüdyosundan geri dönerken hep Scharrerstraße’yi kullanıyordu. Orada polis barikatını ve beyaz takımları içerisindeki kriminal polisleri görmüştü. Ama postane ya da Sparkasse’nin orada olmadığından üzerine düşünmemişt. Götzl, polisi arayıp sormayı düşünmedi mi diye sordu. N. hayır cevabını verdi. Ertesi gün gazetede bir cinayet gerçekleştiğini okuyunca “ama sen oradaydın” diye düşünmüştü. Daha sonra konuyu kapatmış, amcak zamanla yaşadıkları aklına gelmeye başlamıştı.

Ardından bisikletler sözkonusu oldu. Bir tanesi sokağın kenarındaki adamın yakınında, diğeriyse döner büfesinin oraya bakan adamın orada duruyordu. Adam bisikleti tutuyor muydu yoksa oraya dayamış muydu bilmiyordu, üzerinden çok zaman geçmişti. Diğer bisiklet sokak kenarında duran adamdan uzakta duruyordu, ama yol değiştirmesi gerekmemişti. Fitness stüdyosunun park yerine 10’a doğru ulaşmıştı, saati hep biraz ileriydi. Hızı saatte 30 km civarındaydı, radyo dinlemiyordu. Göz teması kurduğu adamın saç şeklini hatırlamıyordu, ama saçları siyahtı. Diğer adamın siyah saçları veya bir kasketi vardı, hatırlamıyordu. Arabanın arka penceresini aralık bıraktığını doğruladı. Götzl zamanı sorup eski bir sorgulamadan, döner büfesinin yaklaşık 10 metre ilerisinde kaldırımda bir adamın ondan 3 metre uzakta durduğunu ve o sırada saatin yaklaşık 9:55 olduğunu, çünkü Goldbachcenter’ın park evine girdiğinde saatin 9:57 olduğunu okudu. N. bunu doğruladı, ama saati hep 3 dakika ileriydi, gerçekte saat belki 9:45 idi. Götzl ilk adamı “tip itibariyle güneyli” olarak tanımlamış olduğunu belirtti. N. bunu da doğruladı: “Çünkü çok esmerdi.” Kendisi de bir güney şehrinde büyümüştü, orada pek çok “Güneyli” vardı. Adamın kahverengi gözleri vardı, saçlarını görmemişti. Adamın koyu renk, kısa saçları olduğu, ama kasketi olabileceğine dair verdiği bilgiyi hatırlamıyordu. Götzl’ün sorusu üzerine N. adamların kıyafetlerinin siyah olduğunu doğruladı. Götzl. bir kez daha saati sordu. Arabayı 10:02’de park ettiğini, buna göre 10’a bir kala olması gerektiğini söyledi. Bunu şu an da söyleyebiliyordu, çünkü sürekli saate bakması gerekmişti. Götzl bunun ardından bisiklet büyüklüğündeki metalik nesneleri sordu. N. bunun bisiklet olduğunu, ama yeşil mi siyah mı olduklarını bilmediğini söyledi. gürültülerin geldiği yönü tam olarak söyleyemiyordu, ama sağdan geldiklerini hissetmişti. N. sesleri Bestelmeyerstraße’ye gelmeden Zerzabelhofstraße’deki ilk ışıkların orada duymuştu. Götzl sağdan gelen dört veya beş silah sesine benzer ses duyduğunu eski sorgu metninden okudu. Soru üzerine N. sesler arasında mesafe olmadığını söyledi. N. bunun ardından öne doğru giderek bir taslak üzerinde arabasıyla hangi yoldan geçtiğini, adamları nerede gördüğünü ve sesleri nerede duyduğunu gösterdi.

Götzl N.’in sorgudan sonraki gün polise telefonla bir kez daha bilgi verip tasvir ettiği adamın belirgin şekilde esmerleşmiş bir yüz derisinin olduğunu söylediğini belirtti. N. bunu doğruladı. Fotoğraf örneklerinin sunumu sırasında hep bu tipte biri olduğunu ama hiç birini gerçekten tanımadığını söylemişti. Mundlos ve Böhnhardt’ın resimlerini basından tanıdığını Götzl’ün sorusu üzerine doğruladı. Son sorgulamada polise sokak kenarında duran kişiye en yakın gelen kişinin Mundlos olduğunu söylemişti. Ama “bu oydu” diyememişti.

Sanık André E.’nin “” dergisini okuduğu bir aranın ardından 14:45’te duruşmaya devam edildi.

N. müdahil dava temsilcisi Link’in sorusu üzerine döner büfesinin orada başka birini görmediğini söyledi. Müdahil dava temsilcisi Scharmer neden ertesi sabah polisi telefonla aradığını sordu. Adamın nasıl göründüğünü sorduklarında ten renginden tam emin olamamıştı. Bir kez daha düşünüp taşınıp adamın hafif esmer olduğu bilgisini düzeltmek istemişti.

Scharmer N.’in sorgu sırasında “Güneyli tipli” olduğunu, ertesi gün ise “bariz şekilde esmer” olduğunu söylemiş olduğunu, ikisinin arasında fark olduğunu belirtti. N. güneşte kolayca yanan genç Almanlar da olduğunu söyledi.  Kendisi kadar açık tenli olmadığını, güneşte çok kalmış biri olduğunu belli etmek istemişti. Scharmer N.’ye resim örneklerinde hangi kişilerin gösterildiğini sordu. N. uyruklarının mı kastedildiğini bilmek istedi. Scharmer bu şahısların benzer olup olmadıklarını sordu. N. olmadıklarını söyledi: “Orada gerçek suçlu yüzleri vardı.” Herkes “vahşi ve dağılmış” görünüyordu.
Ardından avukat Schneiders, tanığın bir robot resim sunup sunamayacağını sordu. Tanık resmi gözden geçirerek bunun bir polisle birlikte hazırladığı robot resim olduğunu söyledi. Çok defalar polise gitmişti ve son sorgusunda ona Mundlos ve Böhnhardt’ın resimleri gösterilmiş, ama bu NSU’nun ortadan kaybolmasından sonra gerçekleşmişti. Wohlleben’in avukatı Klemke son sorguyla ilgili bilgi almak istedi. N.’in anlattığına göre sorgu Nürnberg’de gerçekleşmişti. Sorgulayan kişi ise daha önceden hiç bir ilgisinin olmadığı Münih’ten bir kriminal polisti.

Duruşma günü 14:57’de sona erdi.

Müdahil dava temsilcisi sanık Holger G.’nin ifade tavrıyla ilgili olarak şunları dedi:

“Holger G., Ceza Kanunu’nun 46b numaralı maddesinden –çoğunlukla baş tanık düzenlemesi olarak tabir edilen madde- yararlanmak istiyor. Buna göre her kim olayların aydınlanmasına büyük katkıda bulunursa, belirgin şekilde daha düşük bir cezaya çarptırılır. (…) Duruşmada –ki buna yasal hakkı var- sadece yazdığı bir açıklamayı avukatına okuttu ve bu açıklama olaylara kendi katkısını olduğundan azmış gibi gösteriyor ve maalesef pek çok soruyu yanıtsız bırakıyor.  Holger G., önceki ifadeleri nedeniyle ümit ettiği “ceza indirimi”nin duruşmadaki tavrı nedeniyle belirgin şekilde sınırlanabilmesi tehlikesiyle karşı karşıya. Holher G.’nin kritik bir sorgulama sırasında kendisini öncekinden daha ağır şekilde suçlu gösteren detayları açık etmesi mümkün görünüyor.”