55. Duruşma Günü – 13 Kasım 2013

0

Tanıklar:

  • Andras Sch. (Wohlleben ve Carsten S.’e susturuculu silah temin ettiği iddia ediliyor)

olarak çağrılmış olan Andreas Sch. Camia Avukatı Klemke’nin verdiği ipucu uyarınca bir avukata danışmak için şahitlikten kaçınma hakkını kullandı. Duruşmanın geri kalanında çok sayıda başka dilekçe sunuldu ve yorumlar yapıldı. Bunlar arasında Müdahil Avukat ’in, Kassel’deki cinayet mahallinde bulunmuş olan Anayasayı Koruma Dairesi memuru Andreas Te. hakkındaki soruşturmaya dair, Federal Savcılıkta mevcut bulunan dosyalara ilişkin dilekçe de vardu.

Duruşma saat 9.46’da başladı. Carsten S.’in avukatı Pausch bugünkü duruşmada yerini tekrar aldı. Mahkeme Başkanı Hakim Götzl ilk olarak, Wohlleben’in savunma avukatı Klemke ve Müdahil Avukat Prof. Behnke arasındaki tartışmanın durumunu sordu. Klemke bu konuda kendisiyle bir görüşme yapıldığını ancak bir sonuca varılamadığını bildirdi. Götzl bunula ilgili olarak dünkü duruşmanın tutanağından alıntılar yaptı: “Prof.Behnke, Klemke’nin bir yargı mensubu olmasından kaynaklanan yükümlülüklerine ters davrandığını açıkladı.” Ancak Götzl “avukatların burada bir anlaşmaya varmalarını” tavsiye etti. “Bunun onların arasındaki bir konu olduğunu” ekledi.

İlk tanık olarak Andreas Sch. çağrıldı. Götzl tanığa haklarını ve yükümlülüklerini bildirirken 55 numaralı ceza yasaları prosedürüne de işaret etti [tanık veya yakınları hakkında kovuşturma olasılığı söz konusu olması durumunda  kişinin şahitlikten kaçınma hakkı] Daha Mahkeme Başkanı ilk sorusunu soramadan Wohlleben’in avukatı Olaf Klemke araya girdi ve “yeterli” olmaması sebebiyle bilgilendirmeye itiraz etti. “Kovuşturma olasılığıyla yüz yüze kalmadan hiçbir şey mümkün olmadığından, tanığın sadece bazısorular karşısında değil, tüm sorular karşısında sessiz kalma hakkının bulunduğunun bildirilmesi gerekir.” şeklinde bir açıklama yaptı. Sch. susturuculu bir silah temin ettiğini ve Carsten S.’e teslim ettiğini açıklamıştı. Buradan cinayete yardım ile ilgili bir maddi suç sözkonusu olduğu sonucu çıkıyordu. Federal Savcılığın suçun manevi unsuru ile ilgili makul şüphe  bulunmadığı şeklindeki bakış açısını, Klemke “kesinlikle aynı şekilde” paylaşmıyordu.  Klemke iddianameden alıntı yaparak, susturuculu bir silahın “proaktif ve sessiz kullanımı” anlattığını ve “İnsan öldürülmesine” işaret ettiğini söyledi. Ayrıca Sch.’nin silahın kesin olarak kim için olduğundan haberdar olduğunu gösteren ipuçları vardı. Camianın işyeri olan “Madley” sonuç olarak “Jena’dan bir *Eine Weltladen (Dünya Dükkanı, Adil Ticaret Dükkanı) değildi, Sch. üçlüyü tanıyordu ve Wohllben’in onlarla bağlantısı olduğundan haberdardı. Garajda Uwe Mundlos tarafından yazıldığı apaçık olan bir kağıt parçası bulunmuştu ve üstünde Wolfersdorf’tan Andreas Sch. diye birinin ve ayrıca Thomas St. (patlayıcı madde temin ettiği iddia edilen ve LKA Berlin’in ajanı bir kişi) diye birinin isimleri mevcuttu.

Avukat Heer de tanığa “tam kapsamlı bir şahitlikten kaçınma hakkı” bulunduğunun bildirilmesini talep etti. Federal Savcı Diemer ilk olarak Klemke’nin ifadelerine tepki gösterdi: “Her şeyden önce, sanık Wohlleben’in avukatlarından birinin burada makul şüphe konusunu adeta provoke ediyor olması, şaşırtıcıdır.”dedi. Ardından iğneleyici bir tarzda ekledi: “ Garaj listesinde ve ayrıca Frankentahl’daki Ordu Kışlasında sizin müvekkilinizin ismi de bulunmaktadır Bay Klemke.” Klemke Sch.’ye bir hukuki danışman edinmesini tavsiye etti.

Müdahil Avukatlardan Bliwier ve Narin söz aldılar. İkisi de Federal Savcıya destek verdiler: “Yardımcılık kastını cinayete yataklık ile ilişkilendirmeniz ilginç, böyle bir ilişkilendirme müvekkilinize de yansımaktadır.” ve Narin şöyle bir yorum yaptı: “55 numaralı ceza prosedürü tanığın korunmasını sağlmaktadır, müvekkilinizin değil.” Mahkeme Başkanı Götzl duruşmaya on dakika ara verdi. Ara uzadıkça uzadı ve bir saat sonra danışma arası tekrar uzatıldı. Götzl “susturuculu bir silah”tan yasadışı bir şekilde kazanç sağlanması, silahın satılması ve teslim edilmesi ile “ilgili olarak”, „Wohlleben, Mundlos, Böhnhardt, Ka. ve ’in iştiraki“ hakkında konuştu. Bunlar kovuşturmaya sebep teşkil eden şartlardı.

Avukatlar Klemke ve Schneiders –Klemke’nin sefilliğin resmi olarak adlandırdığı- tanığın hukuki danışma almasına olanak sağlayan yasal bilgilendirmede ısrar ettiler. Müdahil Avukat Edith Lunnebach kinayeli bir şekilde “Sefilliğin resmi yine de, talep üzerine „bir ateşli silah“ temin edebilecek durumdaydı. Ona bu derece merhamet göstermek mecburiyetinde değiliz“dedi. Müdahil Avukat ayrıca Sch.‘yi ilk olarak sorgulamış olan sorgulama memurlarının çağrılmasını talep etti. Tanık Sch. tekrar salona geldiğinde Götzl onu tam kapsamlı bir şahitlikten kaçınma hakkı konusunda bilgilendirdi. Tanığın yeni drumu anladığı açıktı, tanık “O halde, başımı belaya sokmadan önce avukatıma danışmak isterim.“dedi. Bunun üzerine Götzl , 11.30’a kadar sürmesi öngörülmüş olan arayı on beş dakika daha uzattı. Sch., Pazartesiye kadar bir avukat bulacağını ve onu mahkemeye bildireceğini ifade etti. Böylece Sch.‘nin sorgulması bugün için sona ermiş oldu.

Müdahil Avukat Bliwier diğer konuları içeren bir dilekçe daha sundu: Anayasayı Koruma Eyaleti Dairesinden [LfVH] Bayan Er.‘in tanık olarak çağrılması ve bir notunu okuması talep ediliyordu. Gerekçe: Tanık Andreas Te. kaynakları biraraya getiren ve kontrol eden görevliye Kassel’de öldürülen kurbanı tanımadığını ve mekanı görmeye gitmeyeceğini ifade etmişti. Tanık Te. konuyla ilgili olarak cinayetin yerel bir bağlantısı olmadığını söylemişti ki bu, bu bilgilere nasıl bu erken ulaşmış olduğu sorusunu akla getiriyordu. Bu durum tanığın güvenilirliği konusuna da dokunuyordu. Buna göre Anayasayı Koruma Hessen Eyaleti Dairesinden memur He., Te. ile telefonda görüşmüştü ve ona sorgulamada „gerçeğe mümkün olduğu kadar bağlı“ kalmasını tavsiye etmişti. Sonuç olarak Te.‘nin ifadelerine Eyalet Dairesi tarafından etkide bulunulmuştu. O tarihte zanlı olan kişi kasıtlı bir şekilde „yönlendirilmiş“ti. Anayasayı Koruma Dairesinde Polis ve Devlet Savcılığı ile gerçekleştirilen bir görüşmede Savcı Wi., Te.‘nin resmi ifadesini ve güvenlik dosyasını istediği açıklamıştı. Polis de Eyalet Dairesinin yardımcı olmasını beklemişti. Ancak Eyalet Dairesi Te.‘nin kullanmış olduğu kaynakların sorgulanmasını reddetmişti, hatta He. „bu Eyalet Dairesi için en büyük talihsizlik olabilirdi“ demişti ve bu durumda “Gelecekte bir ajanın yanına bir ceset koymanın“ Gizli Servise zarar vermek için yetebileceğini eklemişti. Nazi caimasının iyice içine yerleşmiş olan ve olay gününde Te. işe iletişime geçmiş olan ajan Gä., bu nedenle  zamanında sorgulanamamıştı. Avukat Bliwier dilekçesinde konuyla ilgili olarak şunu söylüyordu:“Delillerin iradı Eyalet Dairesinin Halil Yozgat cinayetinin aydınlatılmasını engellemek için elin geleni yaptığını göstermektedir.“ Bliwier ayrıca, ajanın sorgulanmasını engelleyenin Hessen İçişleri Bakanlığı olması sebebiyle, „Hessen İçişleri Bakanlığının 10 numaralı evrakta bulunan erişime engelleme açıklamasının“ yazılı belge olarak okunmasını talep etti. Ayrıca Mahkeme Heyeti Bakanlıktan şu ana kadar erişimi engellenmiş olan dosya bölümlerinin  karartılmamış  olarak talep etmeliydi. Federal Savcılık daha sonra açıklama yapacağını bildirdi. Avukat Anja Sturm dilekçelere destek verdi ve Mahkeme Heyetini, şu ana kadar geçerli olan Te. dosyalarını talep etmeme kararının gözden geçirmeye davet etti. Avukat Schneiders ile beraber Wohlleben‘in savunması da müdahil davacı dilekçesine katıldı. Aralarında Kollge, Hoffmann, Narin,Hartmann, Rabe, Lucas ve Basay’ın bulunduğu çok sayıda müdahil davacı avukatı da dilekçeye katıldı.

Avukat Kienzle, Andreas Te.‘nin soruşturulmasına dair Federal Savcılıkta bulunan envanter dosyasının, onun 3.12.2013  tarihinde yapılması planlanan sorgulmasından önce getirilmesi ile ilgili olan  Yozgat ve Kubaşık ailelerinin ortak dilekçesini okudu. Bu dosyalar sayesinde, bir yandan bu davadaki suç ve adalet soruları, diğer yandan tanık Te.‘nin güvenilirliğinin değerlendirilmesi açısından önemli olan gerçeklere ulaşmak mümkün olabilirdi. Kienzle’nin son derece detaylı olan gerekçelendirmesi özellikle şu noktalara odaklanıyordu:
– Mehmet Kubaşık ve Halil Yozgat cinayetlerinin işlenme tarihleri arasındaki dar zaman farkı. Dortmund ve Kassel neonazi camialarının bağlantıları da gözönüne alındığında, tanık Te.‘nin Yozgat vakasındaki gözlemleri Kubaşık vakasıyla ilgili sonuçlara da ulaşılmasını sağlayabilirdi.

 

  • Dosya envanteri ile ilgili aydınlatma gereği. Şu ana kadar sunulan dosyalar eksiktir, örneğin Tanık Te.‘nin ifadelerinin güvenilirliği şu ana dek sadece parça parça kontol edilebilmiş durumdadır. Daha halihazırda sunulmuş olan dosyalar dahi tanığın ifadeleri hakkında cddi şüpheler oluşmasına neden olmaktadır, örneğin ana davada verilen ifadede  tanık olay gününde internet kafede bulunmadığını söylemiştir. Buna karşılık amirlerine, olay gününde olay mahallinde olduğunu söylemişti. Buradaki sorgulaması konuyla ilgili, suskun kaldığı veya bastırmaya çalıştığı gözlemler yapmış olduğu izleninimini güçlendirmektedir.
  • BKA’daki „Üçlü“  BAO‘da  Te. ile ilgili 37 dosya bulunuyordu. Bunlar olmadan onların sonuç raporu anlaşılmaz kalıyordu.
  • Ayrıca soruşturmalarla ilgili sunulan dilekçede yeralan  „saldırı mekanları ile ilgili yapılmış olması muhtemel işaretlemeler“in belirlenmesi „ „erişime sunulmayan dosyalara geri dönük bir bakış olmaksızın“ mümkün olmayacaktır. Savcı Wi.‘nin sunduğu, Te.‘nin aşırı sağcılar ile bağlantıları veya ajan Gä ile ortak çalışması hakkındaki gibi bilgiler de, büyük ölçüde talep edilen dosyalara dayanmaktadır.
  • Daha Haziran ayında Federal Savcı, bütün dosyaların davaya ait olduklarını tahmin etmiş  ve çok sayıda karartma yapılmıştır.
  • Talep edilen dosyalar, “neredeyse bütün bağlantıların Te. kişisiyle olduğunu” gösterebilecek” olan Kassel’deki araştırmalar gibi,  yeni olguları ortaya koyabilirler. Kassel Sulh Mahkemesi 2006’da email sağlayıcısı cityline’ı email hesaplarıyla ilgili bilgi vermekle yükümlü kılmıştı. Bu soruşturmaların sonuçları bügüne kadar açıklanmamıştır. Te. “Jörg Schneeberg”, adı ve Bremer Str. 3 adresi ile ile alınmış bir adresi kullanmıştı. Keza “Untere Königsstr. 81 adresinin işaretlenmesini Te. ile bağlantılandırabilecek diğer bir dikkat çekici referans bağlantı noktası”nı gösterebilirdi. Talep edilen belgerin ortaya koyduğu gibi “Alexander Thomsen” Unteren Königsstr. 80 adresine kayıtlıydı. Bu sahte isimli kişiye komşu olan ev, NSU tarafından olası bir saldırı noktası olarak işaretlenmişti.
  • Te.‘nin görevi tam olarak, işaretlenmiş olan bu alanı içeriyordu.
  • Te. “Jörg Schneeberg” adını kullanmış olduğu için soruşturulamayacağını düşünmüştü. Soruşturma memurları onu ifşa ettiklerinde, orada bulunduğu bir günü söylemişti, ama bu başka bir gündü. Soruşturma memurları onu olay günü orada bulunduğu bilgisiyle yüzleştirdiklerinde, gerçekten orada bulunduğu günü söylemiş ancak hiçbir şey görmediğini ifade etmişti. Dolayısıyla tanık ifadelerini ard arda soruşturma sonuçlarına uydurmuştu.
  • Bir polis psikoloğu Te.’nin “rol yaptığı” sonucuna varmıştı. Te. kapının bir tahta kullanılarak açılmaması için sabitlenmiş olduğunu ve mobilyaların yeri değiştiriliyormuş gibi bir ses duyduğunu ifade etmişti. Ancak burada hiçbir ses duymadığını söylemişti. Kognitif sorgulamada Te. Halil Yozgat’ın nerede kalmış olduğunu çok düşünmüş olduğunu söylemişti. Bu, burada konuyu hiç düşünmemiş olduğunu söylemesiyle net bir zıtlık oluşturmaktadır.
  • Talep edilen dosyalardan tanık Te.’nin sorgulanma durumları konusunda eğitimli olduğu ve ek olarak, “Gä.‘ile olan ilişkisi hakkında şimdiye kadar verdiği ifadelerin hiçbir şekilde gerçekle uyuşmadıkları“ anlaşılabilir. Kendisi burada ya hiçbir kontaktan bahsetmemiştir  ya da sadece nadiren iş hakkında görüşüldüğünden  bahsetmiştir, „bu ifadelerin tam tersini gösteren bilgilere dosyalarda ulaşılabilecektir“ Örneğin 4.10.2006’da Te. ve  Gä. arasında Kassel‘deki „Burger King“‘de bir buluşma gerçekleşmişti, Te.‘nin ifşa olmasından sonra da telefon görüşmeleri devam etmişti. Soruşturma memurları telefon dinlemesinden, Te.‘nin „Gä. ile „şimdiye kadar aktarılandan daha yakın, arkadaşça bir ilişkisi olduğu“ izlenimi edinmişti. Onun aşırı sağ kaynağı ile burada anlatılandan farklı, senli bir ilişkisi söz konusuydu“.
  • Genel bir bakış, „muhafaza  altındaki“ 2006 soruşturma sonuçlarına „LfVS’nin( *Anayasayı Koruma Eyalet Dairesi) müdahelede bulunmayı“ denediğini gösterebilir. He. zanlı Te.‘ye ülke çapında işlenen cinayetlerden ne zaman haberdar olduğunu iyice düşünmesi gerektiği tavsiyesini vermişti. Te. sözü geçen memur ile hazırladığı görev raporunda buna uygun aktarımda bulunmuştu.
  • Te.‘nin görev raporu ve kognitif sorgusu arasında önemli tutarsızlıklar mevcuttu. Dosyalar ile bağlantı kurlmadan bunların takip edilmesi mümkün değildi.
  • Te.‘nin soruşturmalara karşı korunması için LfVH tarafından bir manipülasyon önerilmişti, kaynakların sorgulanmasına polis memurlarının „katılmış olduğu kurgusu“ tasarlanmıştı.
  • LfVH‘nin Kassel’deki cinayetle ilgili bir şu ana kadar sunulmamış bir soruşturma ekinin bulunduğu da, dosyalarda kanıtlanabilirdi: Bay He. LfVH’ye „ajanın fail“ olabileceği tezini bildirmişti.

Avukat Kienzle Federal Savcılık tarafından neden gösterilen, özellikle eski dosyalarda çok sayıda kişisel detayın yeraldığına dair „mahremiyeti koruma hakkı“nı ele aldı,. Orada kurbanın yakınları ve ailesi mercek altına alınıyordu. Onların yaşamlarına ve yakın çevrelerine dair soruşturma dosyaları, duruşmalara geritildiklerinde „kurban ailelerinin haklarına yüksek derecede zarar verebilir“di. Kienzle “GBA’nın (*Federal Savcılık), kendi bahçesinde „Panorama“ programının çekilmesine izin veren bir tanığın kişisel mahremiyet hakkını korumaya çalışması daha da şaşırtıcıdır“dedi. Kienzle tarafından okunan dilekçe çok sayıda müdahil avukat tarafından imzalandı. Götzl ‘nin avukatına, müvekkili tarafından „dün ele alınan konuda“ ek yapılıp yapılmayacağını ya da yazılı ifade verilip  verilmeyeceğini sordu, Avukat buna olumsuz cevap verdi. Ardından saat 14.00’e kadar öğle arası verildi.

Saat 14.13’te Mahkeme Başkanı, tanık Li.’nin saat 11.51’de rahatsızlığı sebebiyle bugünkü duruşmaya katılamayacağını bildirdiğini, “doktora sorulduğunu ve kendisinin gerçekten tedavi altında olduğu” cevabının alındığını bildirdi. Çok  sayıda avukat Avukat Kienzle tarafından okunan dilekçeye katıldıklarını bildirdiler, bu avukatlar arasında  Rabe, Basay, Hoffmann, Narin, Hartmann, Kuhn, Tikbas, Kolloge, vardı. Avukat Schneiders ile ’nin savunması da dilekçeye  katılırken, Sturm düzeltme eki yaparak Zschäpe’nin avukatlarının dilekçede ulaşılmak istenen amacı benimsemediklerini bildirdi.

Avukat Basay başka bir dilekçe okudu. Kuzey Hessen Emniyet Müdürlüğünden Adli Başkomiserler Fi. ve We. ile Hessen Polis Akdademisinden bir psikoloğun çağrılması talep ediliyordu. Bu kişiler 28.1.2009 tarihinde Andreas Te.’nin “kognitif sorgulama” denen sorgulamasını yürütmüşlerdi. Bu sorgulamanın ardından-ayrıca Te. Karşı açılan davanın durudurulmasının ardından-memurlar Te.’nin her şeyi anlatamadığı tahimini yürütmüşlerdi. Sık sık incelemelere katıldığından sorgulamalarla ilgili bilhassa eiğitimliydi ve –düzenli olarak atıcılık derneğine gittiğinden- silah seslerini tanıyabilirdi. Dilekçe avukatlar Rabe, Lucas und Kienzle tarafından imzalandı. Schneiders da buna katıldı.

Avukat Erdal, “sanık Z.’nin NSU manifestosunu yazanlardan bir olduğunun kanıtlanmasına” ile ilgili olarak dilbilimsel bilirkişi raporunun hazırlanmasına dair bir dilekçe verdi ve bu konuda “Stern” dergisinde yayınlanan, NSU mektubunun Zschäpe‘nin bir mahkuma yazdığı mektup ile karşılaştırılmasına dair biilirkişi raporuna atıfta bulundu.  . Müdahil Avukatlar Hoffmann ve Pınar buna katıldılar. Avukat Sturm konuyla ilgili sonraki gün bir açıklama yapılacağını bildirdi.

Kubaşık Ailesinin dört avukatı adına Avukat von der Behrens, 6.11 tarihinde Sch.’nin sorgulanmasına dair 257 numaralı Ceza Proderü ile ilgili bir açıklama okudu (bkz. 52. Duruşma Günü). Sorgulama, Dortmund’da da faillerin suç sebebinin kurbanın yakın çevresinde aranacağını hesaplamış olduklarını göstermişti. Yoğun bir şekilde yürütülen soruşturmalara rağmen bir suçlu çevresi ilgili hiçbir bağlantı bulunmadığı açığa çıkmıştı. İkinci bir profil analizi de soruşturma yönünü değiştirecek bir sonuç vermemişti. Ne olay yerinde iki Alman, “nazi”, gördüğünü söyleyen tanık Dz.’nin ifadeleri ne  vakanın sebebinin gözü dönmüş, göçmen nefretine dayanıyor olabileceğine dair Dortmund’daki  savcılığın tahmini ne de blundukları ortamda başka cinayetler işlnemiş olan bir militan nazi camiasının varlığı, soruşturmaları ırkçı bir motivasyona doğru yönlendirmemişti. Tanık “ırkçı bir motivasyona dair hiçbir somut soruşturma” gösterememişti ve  Westhoffstraße’de bir kundaklama gerçekleştiğinden ve bu derneğin „Üçlü“nün araştırma notlarında bulunduğundan habersizdi. Soruşturmalar ve polisin kamuoyu çalışması, örneğin BAO yönetcisi Wolfgang Geyer’in medyaya yaptığı „polis aslında toplumun yabancı unsurları ve onların düşünce yapıları hakkında ne kadar az şey biliyor“ açıklaması gibi, ailenin daha da dışlanmasına sebep olmuştu. Gamze ve Elif Kubaşık’ın burada dokunaklı bir şekilde aktardıkları gibi, şüpheler aileyi 2001 Kasım’ına kadar izlemişti. Göçmen toplumunda korku ve tedirginlik yayılmıştı.

Bu noktada Avukat Heer araya girdi: „Söz istiyorum.“ Götzl von der Behrens’i uyardı: „Şu anda öne alınmış bir kapanış konuşması alanına giriyorsunuz.“ Avukat Scharmer ve Avukat von der Behrens  sadece tanık Sch.‘nin ifadeleriyle ilgili olarak müvekillernin tanık ifadesini ilave ettiklerine  işaret ettiler. Götzl avukatın açıklmasını yapmasına müsaade etti. Von der Behrens “Korku ve tedirginlik yayılmıştı. Aileler motivasyon olarak sadece ırkçılığı görebiliyorlardı. Bu yönde bir soruşturma bulunmaması kurbanların tedirginliğinidaha da artırıyordu.“ Diye devam etti. Failler bu etkinin farkında ve bu etkiyi yaratmayı arzu etmiş olduklarından, bunlar ceza tayini ile ilgili konulardı.

Götzl tekrar, „olayı üstlenme vidyosunda bahsedildiği gibi bir NSU manifestosunun bulunduğu“nu yazan Erdal’ın delil dilekçesine döndü. Erdal „NSU mektubun“u da kastetmiş olduğunu ekledi. Müdahil Avukat Clemm gelecek hafta gerçekleştirilmesi planlanan Andre  Ka.‘nın sorgulanması ile ilgili konuşmak istedi. Şu ana ana kadar ulaşılamamış sorgulamalar açısından dosya inceleme nasıl olacaktı? Clem “BAW’nın (Federal Savcılık) vadetmiş olduğunun tersine dosyalar hala orada mevcut değil“ dedi, Federal Savcı Diemer bunların „tetkik“ edileceğini vadetmişti. Clemm bu bakımdan, dosyaların ve tali olarak zanlı sorgulamalarının getirilmesini talep ettti. Avukat Pınar „Orada tetkik edilecek ne var, Bay Dr.Diemer?“ diye sordu ve “Ka.‘nın neden sanık sırasında oturmadığını bilmiyorum“diye ekledi. Tekrar zaman harcanmasından kaçınılması için, Ka.‘nın tanık olarak hukuki danışma alıp almayacağının önceden belirlenmesi gerekiyordu. Diemer BAW’nin bugün sunulan dilekçeler hakkında yarın bir açıklama yapacağını bildirdi. Avukat Daimagüler, Avukat Erdal’ın sunduğu dilekçeyle ilgili olarak, „Stern“ haberinin „2002 tarihli NSU mektubuna“ atıf yaptığına işaret etti. Avukatlar Sturm, Klemke ve Hösl, Clemm’in Ka.‘nın dosyasına dair dilekçesine katıldılar. Avukatlar Schneiders ve Sturm, Zwickau‘dan „ek dosya VI“nın [Roma rakamıyla altı] kendilerine hala sunulmamış olduğunu söylediler. Götzl bunun üzerine bir ara verdi ve “O halde bunun şimdi gerçekleştirilmesi ile ilgilenmeliyiz“ dedi.

Yirmi dakikalık aradan sonra ilk olarak Avukat Erdal dilekçesini somutlaştırdı ve konunun “2002 yılında sabit diskte bulunan politik manifesto” olduğunu söyledi. André Ka.‘ya karşı olan dava dosyaları ile ilgili olarak BGH’den OSTA Weingarten açıklama yaptı. Esas itibariyle “sonlandırılmamış soruşturma dosyalarını inceleme talebi savcılığın reddi ile karşı karşıya kalıyordu.“ BAW KA. davasını „materyal açısından sonlanma aşamasında“ gördüğünden, „sonlandırmadan önce bir istisna“ ile yarın sorgulama tutanaklarını ve konuya ilişkin güncel raporu sunacaktı. Avukat Sturm öfkeyle her türlü sınırlandırmanın istisnai düzenleme olduğuna işaret etti. Dava „sonlanma aşamasındaysa“ eğer, „bütün dosyaların“ sunulması gerekirdi. Weingarten sert bir şekilde cümlesini somutlaştırarak “Yavaş yavaşhukuk açıklamaktan bulunmaktan yorulmaya başlıyorum“ dedi. Bu düzenleme sanıkların davasına dair dosyalar ile ilgiliydi, tanıklarınkiler ile değil. Mahkeme Başkanı saat 15.10’da duruşmaya son verdi, (istisnai olarak) ertesi gün saat 11.00‘de devam edilecekti.

Müdahil Avukat Wohlleben’in savunmasının stratejisi ile ilgi şu açıklamayı yaptı:

„Wohlleben’in savunmasının teşviki kendileri açısından bumerang etkisi yapabilir. Mahkeme şimdi, Schulz ile gerçekleştirilen sorgulamaların üç sorgulama memurunu dinleyecek. Büyük olasılıkla tutanaklara geçirilmiş, Wohlleben’i olduğu kadar Schultz’u da ağır bir şekilde suçlayan, ifadelerini doğrulayacaklar. Örnek olarak Schulz başlangıçtai susturuculu bir silah sipariş edilidğiini ve Wohlleben’İn siparişe dahil olduğunu söylemişti.“