106. Duruşma Tutanağı – Duruşma Tarihi: 15. Nisan 2014

0

Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatının eski bir çalışanı olan Andreas Te. bir kez daha sorgulanıldıktan sonra azat edilir. Öncesinde ise İsmail Yozgat, öldürülen Halit Yozgat’ın babası, ona bizzat sorular sormuş ve onun yanıtlarına inanmadığını açıkça ifade etmiştir. Gerçekten de bugünkü soruşturmada da asıl noktalar açıklığa kavuşturulamamıştır. Sabahleyin 1998 yılında Jena Garajında imalatı tamamlanmamış olarak bulunan bombaları inceleyen kişi ifade vermiştir.

Tanıklar:

  • Hans Helmut Er. (Thüringen Eyalet Kriminal Dairesi’nden (LKA Thüringen), Başkomiser (KHM),1998 yılında garajdaki buluntular.)
  • Andreas Te. (Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın eski bir çalışanı, Halit Yozgat cinayeti işlendiğinde olay yerindeydi.)

saat 9:48’de başlar. olarak Ayşe ve İsmail Yozgat ile birlikte Mustafa Turgut duruşmada hazır bulunmaktadırlar. Öncelikle bilirkişi olan TLKA‚den tanık KHM Er. dinlenilir. Er. görevinin geleneksel olmayan patlayıcı ve yakıcı mekanizmaları (USBV) etkisiz hala getirmek olduğunu söyler. Sadece savaştan kalma mermiler gibi buluntular değil değişikliğe uğrayan ya da kriminel çevrede imal edilmiş her şeyin söz konusu olduğunu söyler. Ayrıca bir suç eyleminin izinin sürülebilmesi için delillerin güvence altına alınması da söz konusudur. Soruşturmayı kendisinin yürütmediğini sadece soruşturmayı yürütenlere yardımcı olduğunu söyler. El konulan ipuçları sorulduğunda Er., raporu geçenlerde bir kez daha okuduğunu, fakat somut soruları yanıtlayabilmesi için rapora bir kez daha bakması gerektiğini söyler. Genel olarak anlaşılması için bir röngen filmi oluşturduklarını söyler; bu şekilde birçok ipucuna ulaşmışlardır. İçinde ne olduğunu bilmediğiniz bir nesneyi öyle basitçe açamazsınız. Bu nesneler özel tahrip maddeleri kullanılarak, ki bu maddeler patlama esnasında bir tür metal kesici özellik göstermektedir, belirli bir patlatma tekniğiyle açılmaktadır. Bu nesneleri bu şekilde açmaya çalışmışlardır. Kısmen içerik maddelerinin yanması durumu meydana gelmiştir. İçerik maddeleri elde edilemese bile ipuçları edinmek mümkündür. Patlayıcı maddenin yavaş yavaş yanması durumunda boru kesilirken içeri doğru eğilir; iç bölgede hafif bir patlama meydana geldiğinde boru tümüyle dışarı doğru eğilecektir; bir patlama söz konusu olursa ki bu TNT için karakteristik bir özelliktir, o zaman boru tipi bombadan geriye sadece kıymıklar kalacaktır.

Sonra Er. boru biçimindeki bombaların yapımına ilişkin bir şeyler söylemek ister. Pek çok durumda bir bisikletin ya da el fenerinin ampulunü röntgen filminde tetkik etmişlerdir. Eğer bu ampulle, boru biçiminde işleyen bir bomba imal etmek istenirse pil, borular ve şalterler gerekir. Fakat burada bunların hiçbiri mevcut değildir. Ve neden olmadığını söyleyemeyecektir. Ayrıca ampulün parçalarına ayrılmaması gerekir. Ampulün önceden parçalarına ayrılıp ayrılmadığını izah edememektedir. Barutun ampulün teliyle direkt temas etmesi gerekir ki bu belirli bir oranda el becerisi gerektirir. Bu olayda bombanın işlerliğinin ne olduğuna dair bir hükümde bulunamayacaktır. Kara barutun bir özelliğine ilişkin Er., boru tipi bombaların birinde ya da ikisinde ampulün telinin yakınında odun kömürü ve yemek tuzundan bir karışımın bulunduğunu, fakat bunun patlayıcı bir tortu olmadığını ve işlemediğini söyler. Bir keresinde siyah kutunun içinde gerçekten de kara barutun bulunduğunu ve bunun ampulün teli yardımıyla gerçekten de tutuştuğunu söyler. Burada askeri bir patlayıcı madde olan TNT tespit edilmiştir ki bu madde infilak etmektedir. Elbette patlamanın harekete geçirilmesi gerekir ki bunun için bir fitile ya da başlangıç için bir patlayıcı maddeye ihtiyaç vardır; bu işi kara barut göremez. Er., kara barutun TNT’yi patlar hale getiremeceğini söyler, TNT’nin boru tipi bir bombanın patlaması durumunda sadece etrafa saçılacağını, bir de belki yavaşça yanacağını söyler.

Götzl, Er.’in şimdi tek tek nesneleri ele almasını ve gerekirse dosyalarının yardımına başvurmasını ister. Er., raporunun önünde olmadığını söyler. Götzl evraktan 01 nolu nesnenin ne olduğunu okur: „Sarı ve beyaz iki teli bulunan metal bir boru“. Er., nesnenin bu tanımla gönderildiğini, fakat bunun plastik bir boru olduğunu söyler. Burada ellerinde bu ampul vardır ve ampulün çevresinde, borudaki tortu dışında başka bir dolgu maddesi saptamışlardır. Boru havaya uçurulduğunda tamamıyla yanmıştır. Bir soru üzerine Er., röntgen filmi çekilirken standart bir yöntemin uygulandığını söyler. Sonradan ölçebilmek üzere ölçü anlamında da uygun bir görüntü elde edilir. Götzl evraktan bu bilgilere ilişkin hatırlatmalarda bulunur: Çapı 20 mm, uzunluğu 190 mm olan bir plastik boru, her iki ucu da bir maddeyle kapatılmıştır; tellerin ucunda kalınlaşmalar mevcuttur, muhtemelen lehim yerleridir. Götzl, burada bir ampulden söz edilmemektedir, der. Er.: „Ah evet.“ der ve bir ampul teşhis edemediklerini fakat metal çerçevesi olmayan bir ampulün söz konusu olabileceğini söyler. Götzl, alüminyum bir kovanı sorar. Er. yandıktan sonra . Her koşulda siyah barutun alüminyum kovanın içinde bulunduğunu tahmin ettiğini fakat daha net bir ifadenin artık mümkün olmadığını söyler. Götzl, rapora göre, değerlendirilebilir içerik maddelerine rastlanmadığını yüksek sesle okur; Er. de bunu teyit eder.

Götzl evraktan 02 nolu nesnenin ne olduğunu okur: fitili olan, vidalanabilen siyah bir teneke kutu: Er. bunun „temelde“ bambu bahçe meşalelerinde kullanıldığını söyler. Götzl, 03 nolu nesnenin ne olduğunu okur: İki adet kör tapa ve iki tel ile birlikte, 1 ¼ inç su borusundan yapılma bir boru bomba. Götzl yüksek sesle borunun 200 mm uzunluğunda olduğunu ve her iki ucun da birer kapakla vidalandığını okur. Er. bu kapakların inşaat malzemeleri satan her dükkanda bulunduğunu söyler, genelde kapağın içine bir delik delindiğini ve böylece tellerin dışarı sarkıtıldığını söyler. Götzl içinde bir ampulün bulunduğu hatırlatmasını yapar. Er. bunun röntgen filminde gayet iyi göründüğünü söyler. Götzl şu hatırlatmayı yapar: cam şişenin mevcut olup olmadığı röntgen filminde görünmemektedir; daha sonra açık renkte taneli bir madde ile siyah taneli başka bir maddeye el konulmuştur. Er. açık renkte olan maddenin TNT olduğunu, koyu renkli olanın ise tuz ve odun kömürü karışımı olduğunu söyler. Götzl, bu karışımın patlayıcı bir etkisinin olmadığını ve bu nesnenin boru tipi bomba olarak işlevinin olmadığını hatırlatır. Er., bu siyah maddenin hiçbir şekilde patlayıcı bir etkisinin olmadığını söyler.

Götzl, 05 nolu nesnenin ne olduğunu okur: Boru tipi bir bomba, iki teli olan, bir tarafı ezilmiş metal bir boru. Er., bir tarafında manşonun vidasının açıldığını, fakat kapağının olmadığını plastilin ya da benzeri bir şeyle kapatıldığını söyler. Oraya baskı uygulanamaz. Götzl uzunluğunun 120 mm olduğunu söyler ve Er.’e muhtevasına ilişkin neler söyleyebileceğini sorar. Er., onun fikrine göre içinde TNT ile birlikte başka bir maddenin daha olması gerekir: „Fakat ben sadece kendi metnimi baz alabilirim.“ Götzl, borunun içinde sifon tipi fişek bulunduğunu yüksek sesle okur. Er. fişekte gayet pratik bir biçimde siyah barut bulunduğunu, boruda ise TNT olduğunu ve bunların sifon tipi fişek ile birbirinden ayrıldığını söyler. Götzl, sifon tipi fişeğin içine bir ampulün yerleştirilmiş ve tellerle bağlanmış olduğunu söyler; cam şişesi alınmış mıdır, röntgen filminden anlaşılmamaktadır; ayrıca borunun içine metal parçaları, özellikle de altıgenli somunlar yerleştirilmiştir. Bu pek alışılmadık bir şey değil, der Er., fakat eğer metal parçaları patlayıcı maddenin içine yerleştirilmişse büyük bir tesir beklenemez. Maddenin iki adımda „patlatma tekniği açısından etkisiz hale“ getirilmiş olduğunun hatırlatılması üzerine Er., iki tahrip maddesi yerleştirmeleri gerektiğini, bunun kısmen tümüyle yandığını, fakat biraz TNT’nin kaldığını söyler. Götzl, özün yavaşça yandığı hatırlatmasında bulunur; fakat burada hangi özün söz konusu olduğu açık değildir. Er., kesici tahrip maddeyle ateşlenmesinin sağlanabileceğini söyler. Ancak söz konusu şeyin kara barut olup olmadığına dair net bir şey söylenemez. Nesnenin boru tipi bomba olarak etkin olmadığı hatırlatmasına karşın Er., kapsülün içinde kara barut ya da odun kömürü-yemek tuzu karışımı olduğunu tahmin ettiğini, fakat kara barutla bir patlamaya sebebiyet verilemeyeceğini, her koşulda TNT’nin sadece „ufalanmış“ olacağını söyler.

08 nolu bir tarafı ezilmiş ve doldurulmuş olan bir boru parçasına ilişkin soruya Er., duvarları biraz daha ince olan bir boru olduğunu söyler; muhtemelen bu 8 nolu ipucuydu, der: „Dikkat edeyim de nesneleri birbirine karıştırmayayım.“ Götzl çapın 30 mm, uzunluğun ise 190 mm olduğunu söyler. Bu muhtemelen paslanmaz çelikten olan boruydu, der Er. Bunlar boru tipi bombalardır; açık olan kısımlarını kazıyarak bir parça TNT elde etmişlerdir. Götzl, boruda ayrıca plastilin ve muhtemelen üçüncü bir maddenin olduğunu, fakat bunlara el koyamadıklarını, bir ateşleme tertibatının mevcut olmadığını yüksek sesle okur. Ve Er. patlama tekniği kullanılarak açılan delikte hâlâ bir parça TNT kaldığının bariz olduğunu söyler ve hatırlatılması üzerine daha hassas olan maddenin muhtemelen TNT’yi itmeye hizmet ettiğini söyler. Fakat diğer boru tipi bombaların neden etkin olmadığı ya da içindeki maddelerin sadece pek az bir kısmının tepki vermiş olduğu sorusu hâlâ açıktır. Götzl, 09 nolu nesnin bağlanmış bir poşet olduğunu söyler; içinde toz halinde granürler vardır. Er. bu maddenin kimyacılara gönderildiği ve orada incelendiğini söyler; buradaki madde TNT’dir. Daha sonra ona bir fotoğraf gösterilmiş ve içindeki maddenin miktarını soruşturması istenmiştir. Poşeti niye tartmamış olduklarını anlamamaktadır. 10 nolu nesne ise içinde kara barut bulunan teneke bir kutudur. Er. neden yaptıklarını bilmemekle birlikte kutuyu kahverengi bir lastik eldivenin içine koyduklarını hatırladığını söyler. Yine boru tipi bombalardakine benzer bir yapı seçilmiştir. Teneke kutuda hakiki kara barut bulunmuştur; ayrıca TNT ve bir ampul da mevcuttur: „Prensipte kara barutun reaksiyonu sağlanabilirdi, TNT de dağılmış olurdu. Götzl, Er.’in az önce anlattıklarında 11 nolu nesnenin söz konusu olduğunu söyler. Üzerinde „5000 Umarex Diabolo-Kugeln“, yazan bir teneke kutudur bu ve lastik eldivenin içinde bulunmuştur; kutu TNT ile doldurulmuştur; muhtemelen ele geçirilemeyen ikinci bir madde de vardır içinde. Er. o zaman yanlışlık yaptığını söyler. Götzl, burada röntgen filminden yola çıkılarak ikinci bir madde olacağı tahmininde bulunulmuştur, der. Er., eğer bir madde yoğun olarak diğerini içeriyorsa, röntgen filminde bir alan daha koyu ya da açık renktedir, der.

Götzl, TNT’nin tutuşmasının pek olası olmadığını, düzeneğin etkin olmadığını ya da çok az bir tesirden söz edilebileceğini yüksek sesle okur. Er., evet, der. 10 nolu nesneye ilişkin Götzl, bilirkişi raporunda yer alan karışımı, odun kömürünü ve potasyum kloratı sorar. Er. normalde bunun kara baruta ait olduğunu söyler ve odun kömürünün parçalar halinde olması bir endüstri ürünü olmadığına işaret ettiği gibi potasyum klorat da endüstri ürünü değildir; fakat kişisel pek çok uygulamada kullanılmaktadır. Götzl, 12 numaranın ağzı vidayla kapatılmış 1 3/4 inç bir boru olduğunu söyler; iki ucu da kapakla kapatılmıştır. Er. eğer içinde ampul varsa buna değinmiş olacağını söyler. Götzl, bilirkişi raporunda buna değinilmediğini söyler ve dolgu maddesini sorar. Er., bu ipuçlarına el konulmuş mudur, okuması gerektiğini söyler. Götzl, hazırlık yapması anlamında bunları okumuş olması gerektiğini ve bir memur olarak hazırlığını yapmakla yükümlü olduğunu, bunun memur yasasında da yer aldığını söyler. Er., doğrudur, der; fakat bu denli uzun bir aradan sonra hatırladıkları net değildir. Boru tipi bomba müstesna bir şey değildir. Burada müstesna olan şey, TNT’nin kara barutla tutuşturulmaya çalışılmasıdır. Tekrar sorulması üzerine Er., raporunu bir kez daha okuduğunu, yapının genelini hatırladığını, fakat bu bilgiyi tek tek ipuçlarına aktarmanın mümkün olmadığını söyler.

1998 yılındaki uygulamaya ilişkin Er., patlayıcı maddelerle ilgili el yazısıyla notlar düştüğünü, boru tipi bombaların hepsinin fotoğraflarının çekildiğini ve röntgen filmlerinin de üzerlerine açıklamaların yazıldığını ve raporun buna göre hazırlandığını söyler. Götzl, Er.’nin „borunun TNT ile doldurulmuş olduğuna“ dair kimyasal bilirkişi raporuna dikkat çekmekle birlikte bir ateşleme mekanizmasının olmadığını yazdığını söyler. Er. bu nesnenin ne işe yaradığını anlamanın onun için çok zor olduğunu söyler. İçi bir yandan TNT ile doldurulmuş öte yandan ona ulaşılması zor kılınmıştır. Bu nesnenin boru tipi bomba olarak etkin olmadığına dair hatırlatmayı Er. doğrular. Boru tipi bomba için bir de ateşleme tertibatı gerekmektedir. Götzl, rapordan bir cümleyi yüksek sesle okur: „Bu nesneyi yapmak için büyük bir çaba sarfetmişlerdir .“ Er. önden bağlama sistemiminin tamamıyla eksik olduğunu söyler. Etkin bir bomba imal etmek istedikleri, fakat bunun için gerekli bilgiye ya da materyale sahip olmadıkları tahmininden hareket etmektedir. Fakat bayağı bir gayret etmişler ve parçaları birleştirmişlerdir. Er.: „Bu belirli bir amaçları olduğunu gösterir, böyle bir şey eğlence olsun diye yapılmaz.“ Götzl, rapordan hatırlatmada bulunur: TNT’nin kullanılması ve kendilerinin imal etmeye çalışmış olmaları, bu nesnelerin sahte bomba imal etmek için düşünülmediğini göstermektedir. Er., „kendilerinin imal etmeye çalışmalarını“ kara barutla ilişkilendirdiğini söyler. Sahte bombalara ilişkin ise Er., Thüringen’de bir dizi sahte bombanın bariz bir şekilde göze çarpan ve kamuya açık yerlere konduğunu ve arada bir bağlantının olması gerektiğinin tahmin edildiğini söyler. Jena’da tiyatro meydanına içinde bomba olan bir bavul bırakıldığında bunun sahte bomba olacağını tahmin etmişlerdir. Burada bulunanlarla benzerlikler göstermektedir. Fakat ateşleyici tertibattan yoksundur. İmal eden kişi infilak etme amacını gütmemiştir; pil yoktur, şalter yoktur. Er.: „İmal eden kişi böbürlenmek istemiş ve TNT’ye sahibiz, istersek yapabiliriz, demiştir.“ Çünkü kamuda böylesine bir etki yaratmak için TNT gerekli değildir. Sahte bombalarla dikkat çekmek istenmiştir. Bu yüzden sahte bombayla ilgili cümleye yer verilmiştir; çünkü bunların arasında bir bağ olacağı varsayımı üzerinde durulmuştur.

Götzl’den sonra önce Wohlleben’in savunma makamının soru sormasına izin verilir; onların sunduğu delil dilekçesinden hareketle Er. mahkemeye çağrılmıştır. Avukat Klemke’nin sorusu üzerine Er., teneke kutunun diabololarla gayet normal bir biçimde mekanik olarak kapatıldığını, kutunun bastırılmış olduğunu ve nispeten stabil olduğunu, açılmadığı için de patlatma tekniği ile açtıklarını söyler. Bir cam şişe tespit edilmiş midir sorusuna Er., hiçbir durumda cam şişeye rastlamadıklarını söyler. Klemke hiçbir koşulda cam şişe olup olmadığının tespit edilemediğini söyler; pil, şalter ve yemek tuzu-odun kömürü karışımı da yoktur. Er. bunu doğrular. Klemke, Er.’e diabolo kutusunda kara barut bulunduğundan emin olup olmadığını sorar. Er., rapora dikkat çekmem gerekir, der. Klemke, raporda muhtemelen ikinci bir maddenin olduğu, fakat temin edilemediği yazılıdır, der. Er., buna ilişkin kesin bir şey söyleyemeyeceğini belirtir. Klemke, öyleyse Er.’in bu tertibatın etkisinin az olduğu çıkarımına nereden vardığını sorar. Er. bunların etkin olmadığını ya da etkisinin çok az olduğunu yazdığını; çünkü mevcut olan kara barut ya da elde edilen sonucun çok az bir etkisi olacağını söyler. Klemke: „Tamamen varsayım yani?“ Er., evet, der. Hakimler heyetinden Er.’e bir soru yöneltilir; acaba insanın kendi güvenliği için bu tür cisimleri pil yerleştirmeden ve şalter koymadan saklaması mümkün müdür? Er., kendisinin ancak kullanmak istediğinde monte edeceğini söyler. Götzl, bunların kanıt değeri olan sorular olduğunu söyler.

Avukat Klemke’nin sorusu üzerine Er., bu nesneleri nispeten günümüz koşullarına uygun bir biçimde infilak ettirdiğini ve bunları incelediğini söyler. Klemke, değerlendirme raporunun 19.08.1998 tarihli olduğunu söyler. Er., patlama gerçekleştirildiğinde onun da orada hazır bulunduğunu söyler; bu bir takım çalışması dahilinde yapılır ve bilirkişi raporlarının, fotoğrafların ve röntgen filmlerinin ona önceden sunulmuş olması gerekir. Ve daha sonra bu raporu yazmıştır. Er., fotoğrafların ve röntgen filmlerinin hâlâ mevcut olduğunu doğrular; bunları bizzat kendi görmüştür; LKA‚da bulunmaktadırlar. Götzl, kimsayal raporun 24.09.1998 tarihini taşıdığını, kaydın tarihinin ise 19.08.1998 olduğunu söyler ve acaba sonuçlara Er.’e daha önceden sunulmuş mudur, diye sorar. Er., ayrıntıları hatırlayamadığını söyler; fakat bilirkişinin ifadesi onda mevcuttur. Er., röntgen filmlerine hazırlık amacıyla tekrar baktığını doğrular.

Müdahil avukat Narin, Er.’in 1997 Haziranında Stadtroda’da boru tipi bir bomba bulunduğunu hatırlayıp hatırlamadığını sorar. Tanık, söz konusu olan pompanın içindeki boru tipi bomba mıydı, diye sorar. Narin, sanıyorum evet, der ve eski bir NVA (Ulusal Halk Ordusu, Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin silahlı kuvvetleri) askeri olan Henning He. isimli birini hatırlayıp hatırlayamadığını sorar. Er., hayır, der; bu isim onun için bir önem teşkil etmemektedir. Parçaların imal ediliş biçimi ve menşei itibarıyla olası bir mutabakata varılması için Er., Stadtroda bulunmuş mavi pompadan yola çıktığını söyler. El yazısı çok değişiktir. Kara barut ve vidalar bulunmuştur; fakat TNT’den eser yoktur. Aralarında bir bağlantı olmadığını söylemek istemiyorum, der, ancak bu net bir durum değildir. Avukat Martinek, TNT’nin bir ateşleme kapsülü ile tutuşturulabileceği doğru mudur, diye sorar. Er.: „Kısmen.“ TNT’nin sıkıştırılmış olan ya da sıvı olarak dökülen biçimleri arasında bir ayrıma gitmek gereklidir. Sıkıştırılmış TNT’yi ateşleyici bir kapsülle tutuşturmak mümkündür; sıvı olarak dökülen TNT’de ise bir tahrip maddesi kullanılmalıdır ki, çalışıldığından emin olunulsun. Er. ateşleyici kapsülün geleneksel bir biçimde kara barut ile çalıştırılamayacağını söyler. Ateşleyici kapsülde iki patlayıcı madde olduğunu, birinin başlatıcı, diğerinin ise ikincil işlevi olduğunu söyler. Er. TNT’yi ateşlemek üzere kara barut ile ateşleyici kapsülün imal edilemeyeceğini söyler; kara barutun reaksiyon hızı oldukça azdır.

Avukat Hoffmann, eğer fitil olsaydı mekanizmada değişikliklerin yapılması gerekir miydi, diye sorar. Evet, der Er. Değişikliklerin yapılması çok uğraştırır mıydı sorusuna, Er., bunun mümkün olduğunu, fakat elinde ateşleyici kapsülü olsa boru tipi bombayı en başından itibaren bu kapsülü içine girecek biçimde yapacağını söyler. Avukat Klemke bunun sıkıştırılmış TNT olup olmadığını sorar. Er., sıvı olarak dökülen biçimi olduğundan yola çıktığını, TNT’nin sıvı olarak çok başarılı bir şekilde döküldüğünü söyler. Nesneler homojen bir şekilde doldurulmuştur; bunu kırıntılarla yapmak mümkün değildir. Zschäpe’nin savunma avukatı Sturm, Er. ‚in az önce TNT ile yapılan sahte bombanın da çok zaman alacağını söylediğini belirtir. Er., o noktada yanlış anlaşılmışım der. Tanık, sahte bombalara her zaman „matruşkalar“ ismini verdiklerini söyler; sahte bombaların yapımı, TNT nedeniyle değil, bir kap diğer kabın içine geçirildiği için zaman almaktadır. Sturm’un bir sorusu üzerine Er., TNT’nin röntgen filminde bal mumundan ayırt edilemeyeceğini, ancak çalışma sırasında tespit edilebildiğini söyler.

Götzl, arıtma tesisinin oradaki garaj kompleksinin sahiplerinin listesini, kimsayal bilirkişi raporunu ve H5 garajı için Klaus A. ile kiracı arasındaki kira sözleşmesini bizzat kendisinin yapacağı okuma çerçevesinde değerlendimeyi amaçladığını duyurur. El konulan nesnelerle birlikte garajın aranılmasına ilişkin tutanak da aynı şekilde bizzat kendisinin yapacağı okuma çerçevesinde değerlendirilecektir. Okuma hakkında kısa bir tartışma yaşanır.

Saat 11.25’e kadar verilen kısa bir aradan sonra Götzl, okumaların ertelenediğini söyler. Daha sonra müdahil avukat Bliwier delillere ilişkin bir dilekçeyi yüksek sesle okur. Deutschen Presse-Agentur (dpa)’dan yetkili bir temsilciyi mahkemeye çağırmak üzere dilekçe sunar. Dpa, Halit Yozgat’ın da aynı şekilde 7,65 silahıyla, 10.04.2006 tarihinde saat 14:56’da öldürüldüğünü ilk kez kamuoyuna açıkça belirten kaynak olarak bunu burada da beyan edecektir. Ayrıca Bliwier, basında yer alan pek çok yazının okunması ve incelenmesine dair de bir dilekçe sunar: 08.04.2006 tarihinde „Hessisch-Niedersächsischen Allgemeinen“ (HNA)’da yayınlanan „Nordstadt Matemde“ adlı yazı ile , „NH24.de“de 10.04.2006 tarihinde saat 15.40’da, „Focus“‚da 10.04. tarihinde saat 17.46’da ve „spiegel.de“de 10.04 tarihinde saat 18.47’de geçilen haberlerin incelenmesi. Suçun işlendiği silah hakkındaki bilginin Andreas Te.’nin ifadesinin aksine medya aracılığıyla duyurulmadığı ortaya çıkacaktır. Te., böylece faillerle ve olay hakkındaki bilgilerini ifşa etmiştir. Te. meslektaşı E. ile konuştuğunda bu bilgiye kamuoyunun ulaşamayacağını ve bu bilginin „Extra Tip“de de yer almayacağını söylemiştir. Tanık, pazartesi sabahı ve olayın işlendiği gün „Extra Tip“ ve HNA’nin elinin altında olduğunu söylemiştir. Te. daha sonra bu ifadesinden caymış, bu bilgiyi yazılı basından mı yoksa internetten mi edindiğini artık bilmediğini söylemiştir. Delillere bakıldığında tanığın, tanık E.’ye ifşa ettiği bilgileri saat 15.40’a değin medyadan edinmiş olma ihtimali yoktur. İlk haber dpa’nin haberidir ki bu haber saat 14:56’da geçilmiştir. HNA ise suçun işlendiği silah hakkında ilk kez 11 Nisan tarihinde haber geçmiştir. Avukat Topp, PP Nordhessen’den (Nordhessen Emniyet Müdürlüğü) tanık KOK (Suçla Mücadele Başkomiseri) Mü.’nün sorgulanması için dilekçe verir. ZK 10.’dan (Merkezi Kriminal Müfettişliği) Mü., Te.’nin onu ne ZK 10’da bulmak üzere aradığını ne de onunla bir konuşma yaptığını ortaya koyacaktır. Topp ayrıca ikinci olarak KOK Me.’nin sorgulanması için dilekçe verir. Böylece Me., Muhammed karikatürleri ile ilgili gösteri hakkında soruları olduğu için Te.’ye pazartesi günü saat 13 ile 15 arası görev yerine gelmesi ricasında bulunduğunu ortaya koyacaktır. Te. görev yerinde sadece 15-20 dakika kalmıştır. İnternet kafede işlenen cinayet hakkında konuşulmadığı gibi Me., suçun işlendiği silah hakkında da bilgi vermemiştir. Te.’nin davranışında göze batan herhangi bir şey olmamıştır. Ayrıca Me.,Te. ile buluşmasına ilişkin ezkaza tarihini yanlış yazdığı bir not düştüğünü de beyan edecektir. Bu notun okunması teklif edilir. Üçüncü olarak da der Topp, F.’nin ve T.’nin 02.05.2006 (104. Duruşma gününe bakınız.) tarihli sorgulamaları hakkında olan dilekçenin tanık E.’nin ifadesiyle tamamlanacak olmasıdır; E. ifadesinde Te.’nin ona ZK 10’daki ziyaretinden önce söz konusu silahın ülkenin genelinde gerçekleşen bir dizi suçta kullanıldığını ifşa ettiğini belirtmiştir. Senato, tanık Te.’nin inanılırlığını denetlemek için Irrgang ve E.’nin mahkemeye çağrılmalarını önemli görmüştür. Diğer tanıklar da tanık E.’nin inanılırlığını denetlemek için önemlidir. Tanık Temme’nin esas duruşmadaki ifadeleri çürütülebilir. F. ve T. adlı komiserlerin sorgulanmasıyla burada tanık E.’nin ifadeleri çürütülebilir. Delillerin ortaya konması, ki buna ilişkin dilekçe verilmiştir, Te.’nin failler ve olaya ilişkin tek başına bilgisi olduğunu gösterecektir. Avukat Bliwier, Eyalet Emniyet Müdürlüğü’nün 21.06.2006 tarihli kaydında, StA’nın (savcılığın) o zamanlar, Te.’ye verilen desteğin LfV tarafından çekilmesi gerektiği kanaatında olduğunu, çünkü ancak o zaman Te.’nin şimdiye değin kendine sakladığı bilgileri ortaya koyacağının düşünüldüğünün konu edildiğini ekler. Onlar ve müdahil Yozgat, Te.’nin daha fazla şey bildiği ve sadece LfV (Anayasayı Koruma Teşkilatı) ona bu konuda arka çıktığı için herhangi bir açıklama yapmadığı düşüncesindedirler. Tanıkların sorgulanması, özellikle de Fe.’nin sorgulananması, grotesk bir hal almış, gösterilen tavırlar ve „susma duvarı“ Te.’yi ifade verme biçimi konusunda desteklemiştir. StA’nın o zamanki tavrını paylaşmaktadırlar; Te. arkasında LfV’nin olmadığını deneyimlemesi durumunda bildiklerini ifşa edecektir.

Öğle arasından sonra saat 13.05’de Anayasa Koruma Teşkilatı’nın eski bir çalışanı olan Andreas Te. ile ( 92. Duruşma gününe bakınız.) sorgulamaya devam edilir. RA Narin, Te.’nin daha önce Reinhardshagen’daki „Scharfe Ecke“ birahanesini ve Walter Kr.’yi sadece medyadaki haberlerden tanıdığını söylediğini belirtir ve Te.’ye orada Uwe Mundlos’un B&H– und „Hells Angels“ten bir gurupla görüştüğünden haberi olup olmadığını sorar. Te., sanırım okumuştum, der. Narin, Stuttgarter Nachrichten’den alıntı yapar: Oranın müdavimleri „sır“ olan kişiyle kastedilenin Te. olduğunu ve Te.’nin zaman zaman bira içmeye geldiğini hatırlayacaklardır. Narin, Te.’nin bu mekanda bulunup bulunmadığını sorar. Te. hayır yanıtını verir. Narin, Te.’ye „Hells Angels“den Dirk Ma. adında birini tanıyıp tanımadığını sorar. Te., ismen sadece bay Sch.’yi tanıdığını, diğerini ise gördüğünü söyler; fakat bundan bir yere gidilip de bira içildiği anlaşılmamalıdır. Tekrar sorulması üzerine Te., Ma. isminin kendisine bir şey ifade etmediğini söyler. Narin, Te.’de seri cinayetlerle ilgili bir kitap bulunduğunu söyler. Te. evinde pek çok kitabın bulunduğunu söyler; ayrıca psikoloji alanından da kitapları vardır. Bu kitaptan polis sendikasına üyeliği sayesinde okuduğu bir dergide yer aldığı için haberdar olmuştur; kitabı hâlâ sonuna değin okumamıştır. „Panorama“ da polisin kitabın okunduğuna dair herhangi bir izi olmadığını belirttiği söylenmiştir. Te. kitabın reklamını görmüştür ve çeşitli şeylerle ilgilendiği için bu kitabı sipariş etmiştir. Narin, daha önce kitapların teması meselesinde „Judas Schuld. Eine deutsche Abrechnung“ (Juda’nın Suçu. Bir Alman Hesaplaşması) adlı kitabı sorduğunu söyler ve şimdi „Wille und Weg des NS“ (Nasyonal Sosyalizmin İradesi ve Yolu) başlığını verir. Te. bunların o zamanlar daktiloya geçirdiği şeyler olduğunu söyler. İçinden kimi sayfaları kopya ettiği kitabı belediyenin kütüphanesinden ödünç almıştır ve „nedenini bilmemekle birlikte“ kopya etmeye başlamıştır. Diğerleri ise okulun eski kitaplığındandır; bir zaman sonra elden çıkarılmıştır. Burada söz konusu edilen kitaplar değil kopya edilen şeylerdir. Narin, Te.’nin o zamanlar kaç yaşında olduğunu sorar. Te.: „Daha yeni yetmeydim.“ Narin, „Kriegsrechtsverletzungen durch polnische Zivilisten“ (Polonyalı Sivilistlerin Savaş Kuralları İhlalleri) ve „Lehrplan SS“ (SS’in Müfredatı) başlıklarına değinir ve Te.’ye genç bir delikanlıyken bunları mı kopyalamıştır, diye sorar. Te.: „Doğru.“ Bunları her yerde elde etmek mümkündür.

Narin, Te.’ye bir dönem hiç Skinhead ya da „Scheitel-Nazi“ olmuş mudur, diye sorar. Te. hiçbir zaman Skinhead olmadığını, ikinci kavramı ise bilmediğini söyler. Narin: „Nasyonal sosyalist.“ Te.: „Hayır.“ Narin, „Küçük-Adolf“ takma ismini sorar. Te. bundan „Panorama“ röportajları kapsamında haberdar olduğunu söyler. Hiçbir guruba dahil olmamıştır ve bu türden gurupların hiçbiriyle de diyaloğu olmamıştır. Hofgeismar’da ona „Küçük-Adolf“ ismini vermiş olmalarına çok şaşırmıştır; çünkü o gençliğini Hofgeismar’da geçirmemiştir. Narin beyzbol sopalarını, her iki tarafı da bilenmiş bir bıçağı ve metal copları sorar. Te. bir hançer bıçağının olduğunu, fakat bildiği kadarıyla metal coplarının olmadığını söyler. Okuldan bir arkadaşının ona hediye ettiği bir beyzbol sopası vardır. Ve bir tane de daha küçük ahşap bir sopası vardır. Fakat bunlar hiçbir zaman kullanılmamıştır. Narin, Süddeutschen Zeitung’da Te.’den alıntılar yapıldığını, onun „saldırıya maruz kalmış bir kurban“ olduğundan söz edildiğini söyler. Te. 2011 Kasım’ındaki habere ilişkin bir soruyu temel almış olsalar gerek, der. Kimin kurban olduğunun sorulması üzerine Te., haberlere bakıldığında medyanın kurbanı olduğum görülür, der. Ailesiyle birlikte birkaç günlüğüne kaçmak durumunda kalmışlardır. Kendilerini savunamamışlardır; her şey çok farklı bir biçimde yorumlanmıştır. Narin, Benjamin Gä.’nin Hessen’deki B&H hakkında ve ile onun erkek kardeşi hakkında bilgi verip vermediğini sorar. Te., Gä.’nin ona B&H meseleleri hakkında bilgi verip vermediğini raporlara bakmadan nihai bir biçimde söyleyemeyeceğini belirtir. Ancak Gä.’nin erkek kardeşi konusunda ihtiyatlı olduğunu düşündüğünü hatırlamaktadır. Bir muhbir yöneticisi olsan da zorlanamayacak sınırlar olduğunu ve bunların akrabalarda başladığını söyler. Narin, „Sturm 18″i, Michel Fr.’yi ve Stanley Rö.’yü sorar. Te., bu şeylerin kıyıdan köşeden elde edilmiş bilgiler olduğunu ve Gä.’nin asıl görevinin adı geçen partide olduğunu söyler. Gä.’nin 2003’den 2006 yılına değin kıyıdan köşeden edilen hangi bilgiler hakkında malumat verdiğini artık söyleyemeyeceğini belirtir. Narin, bu kıyıdan köşeden bilgilere „Sturm 18″‚in THS ile özellikle de, Jug Pu., ile olan diyaloğu da dahil miydi, diye sorar. Te. az önce sorulan soruya verdiği cevabın aynısının geçerli olduğunu söyler.

Narin, Zwickau ve Thüringen ile bağlantıları olan Bernd Tödter’i Kassel’den mi tanıyor, diye Te.’ye sorar. Te. bu ismi bir yerlerden duymuş olduğunu, fakat bunun için de aynı şeyin geçerli olduğunu söyler. Her sene 200 kadar soruşturma üzerinde çalışmıştır; elinden muazzam sayıda isim geçmiştir. Narin, Te.’nin Gä.’den Yozgat Beyin internet kafesinde buluşma ricasında bulunup bulunmadığını daha önce Te.’ye sorduğunu ve Te.’nin böyle bir şeyin gerçekleşmediği yanıtını verdiğini söyler. Fakat He.’nin düştüğü bir not vardır; bu nota göre, bilgiyi sağlayan kişinin (GP) uzun bir süredir internet bağlantısı yoktur ve bu nedenle Te. ona Holländischen Straße’deki bir internet kafesine gitmesini önerir; GP dükkan sahibinin Türk olması, yakınlarda bir akrabasının oturması, dolayısıyla da kirli mekanları bildiği gerekçesiyle oraya gitmeyi reddeder. Narin, Te.’ye şimdi hatırlıyor mudur, diye sorar. Te. hayır yanıtını verir; neden Gä.’ye onun oturduğu yerden çok uzak bir yerde kentin Kassel’in bir başka semtinde, üstelik bizzat kendisinin gittiği bir internet kafeye gitmesi önerisinde bulunması gerektiğini bilmemektedir. Te., kaynak kişiyi kendisinin özel olarak gittiği bir yere göndermesinin ihtimal dahilinde olmadığını düşündüğünü söyler. Narin,Te.’nin karısıyla yaptığı ve karısının şunları dediği telefon görüşmesini -ki bu görüşme dinlenilmiştir – sorar: „Fakat bana internet kafede olduğunu söylemiştin.“ Te. bunun isabetsiz olduğunu beyan etmiştir. Narin, Yozgat’la ilişkili ana dosyadaki kayıtta, Te.’nin karısına işi gereği internet kafede dolaştığını anlattığının yazılı olduğunu söyler. Te.: „Böyle bir şey söylemiş olabilirim.“ Bu olayın üzerinden sekiz yıl geçmiştir; karısıyla yaptığı konuşmaları tek tek hatırlaması beklenemez; ayrıca çok daha önceleri olmuş olması gerekir. Narin: „O zaman sadece bir sorum daha var: Halit Yozgat’a ateş ettiniz mi?“ Te.: „Hayır, tabii ki hayır.“

Avukat Kuhn, Te.’nin karısının sorgulamasından hatırlatmalarda bulunur. Te.’nin karısına dairelerinde internet var mıdır ya da kocasının sık sık bir internet kafeye gittiğinden haberi var mıdır, diye sorulduğunda, sadece, kocasının banka işlerini internetten yaptığını bildiğini, oğlunun bir bilgisayarının olduğu, fakat internet bağlantısının olmadığını, kocasının bazen laptopunu kullanarak internete girdiğini ve ayrıca ona işi gereği internet kafeye gittiğini söylediği yanıtını vermiştir. Bir soru üzerine Te., hatırladığı kadarıyla o dönem internet bağlantılarının olmadığını, zaman zaman açık bir WLAN hattı bulduğunda oradan internete girdiğini sandığını söyler. Kuhn, Te.’nin banka işlerini internetten hallettiğine dair hatırladığı bir şey var mıdır, bilmek ister. Te. karısının neyi kastettiğini bilmediğini söyler. Bu zaman zarfında Postbank’da bir hesabı vardır ve orada online bankacılık yapma fırsatı olmuştur. Fakat o dönem bu iş için interneti kullanmış mıdır ya da karısı ile bunun hakkında konuşmuş mudur, bilmiyordur. Trendelburg’da daha önceki dairesinde internet bağlantısı vardır ve interneti kullanmıştır. Kuhn, az önce Te.’nin işi gereği internet kafeye gittiğini karısına anlattığını itiraf ettiğini söyler. Fakat burada Te. pek çok kez kendini ifşa etmediğini, çünkü karısının yapılan yazışmaları öğrenmesinden endişelendiğini söylediğini belirtir. Te. karısına chat yapmak üzere hangi internet kafeye gittiğini somut olarak söylemekle işi gereği bir şeyleri araştırmak için bir internet kafeye gittiğini söylemek arasında bir fark olduğunu belirtir. Kuhn: „Peki ama söylemek zorunda mıydınız?“ Bilmiyorum der Te., o zaman duyguları gereği bu kararı almıştır. O zamanlar kararı bu olmuştur; bugün bir değerlendirmeye tabi tutulacak olsa karısına kesinlikle başka şeyler anlatırdı; „fakat şu an bunu bilmenin bir yararı yoktur.“

Kuhn, Te.’ye 06.04.2006 tarihinde „ilove.de“ sayfasında chat yaptığını hatırlayıp hatırlamadığını sorar. Te. somut olarak böyle bir şey hatırlamadığını, bu sayfaya girip girmediğine dair bir şey söyleyemeyeceğini belirtir. Bir soru üzerine Te. oradaki profili silip silmediğini bilmediğini söyler. Artık oraya gitmemesinin sebebi sorulduğunda Te., chatleşmek için pek çok kez gittiği o kafede birinin öldürüldüğünü söyler; 14 gündür hâlâ olayın bir gün öncesinde kafede olduğu fikrindedir; ayrıca „şimdi kendime başka bir kafe arayayım ve orada chat yapmaya devam edeyim“ gibi bir şey de yoktur. Hali hazırda bildiğinin bu olduğunu düşünmektedir; somut olarak hatırladığı başka bir şey yoktur. Kuhn, Te.’nin daha önceleri haftada pek çok kez chatleştiğini beyan ettiğini söyler ve evraklarda bunun bir müptelalık halini aldığına dair ifadeler yer aldığını ekler. Te.’nin şimdi hiçbir şeyi hatırlayamıyor olması zor bir durum der, Kuhn. Te.: „Eğer hatırlıyor olsaydım ilk sorunuza çoktan yanıt vermiş olurdum.“ Yozgat’ın internet kafesinin işinden eve dönüş yolu üzerinde bulunması orayı çekici kılmış olmaldır. Kuhn, Te.’nin karısı ile ilişkili evraktan bir hatırlatmada bulunur: Dün kocasıyla telefonda kısa bir görüşme yapmıştır; konuşmadan Te. internet kafede olduğunu söylemediği için ondan özür dilemiştir; ancak karısı onun kafede olduğunu ona söylediğini belirtmiştir. Kuhn, sanki burada söz konusu olan gün, olayın meydana geldiği gün, der. Te. bu telefon görüşmesinin ekstrem koşullarda yapıldığını söyler; tutuklanmıştır, polis merkezinin oradadır ve ancak birkaç saat sonra telefon etmesine izin verilmştir. Karısı hamileliğin ilerleyen aylarındadır ve birdenbire kocasının birçok kişiyi öldürdüğü gerekçesiyle tutuklandığı gibi bir durumla karşı karışıya kalmıştır. Te.: „İstesem de tek tek bu pasajları açıklayamam.“

Kuhn, Te.’nin karısına neyi kastetiğinin sorulduğunu; karısının da hatırladığı kadarıyla bunu pazar günü „Extra Tip“ de okuduğu ve ona, yani Te’ye anlattığı, Te.’nin de oradan geçtiğini ve öldürülen kişiyi tanıdığını söylediğini belirtir; karısı bu konu hakkında daha fazla kafa yormamıştır; çünkü bunun Te.’nin işiyle bir ilgisinin olduğunu düşünmüştür. Te. karısının kafasından neler geçtiğini pek tabii ki açıklayamayacağını, karısının kesinlikle ekstrem bir durumda bulunduğunu söyler. Te. Kuhn’a dönerek „Sizi ilgilendirmezmiş gibi arkanıza yaslansanız da böyle.“ der. Bir bayan polis karısına eğer bu olay basına yansıyacak olursa Yeni Zelanda’ya göç edebileceklerini söylemiştir. Kuhn, Te.’ye öldürülen kişiyi tanıdığına dair bir konuşma hatırlayıp hatırlamadığını sorar. Te.: „Muhtemelen bunu ona ben söylemişimdir, bilmiyorum.“ Kuhn, Te.’nin ifadesinde pek çok kez, iki hafta boyunca olayın gerçekleştiği günün bir gün öncesinde olay yerinde bulunduğu tahmininden yola çıktığını tekrarladığını söyler ve Te.’ye soruşturmada ifadesini istisnasız bu şekilde mi verdiğini sorar. Te., poliste böyle bir açıklama yaptığı düşüncesinde olduğunu söyler; bunu başka bir zaman başka bir şekilde açıklamaya çalışmış mıdır, bunu hatırlayamamaktadır; ayrıca poliste söylediklerini kelimesi kelimesine hatırlaması da mümkün değildir. Kuhn, 21 Nisan tarihinde sorgulamadan önce bir ön görüşmenin yapıldığını söyler ve Te.’nin burada söylediklerinin dışına çıktığını hatırlayıp hatırlamadığını sorar. Te. önce çok sayıda polisin olduğu bir mekanda olduğunu ve karman çorman bir yığın soru sorulduğunu hatırladığını söyler. Muhtemelen açıklamaya çalıştığı için böyle olmuştur; fakat pek çok kez lafını kestikleri için açıklamasına devam edememiştir. Kuhn, Te.’nin bu konuya ilişkin, perşembe günü, suçun işlendiği vakit internet kafede olduğuna dair yaptığı açıklamayı dosyadan alıntılar; Te. pazartesi günü, perşembe günü işyerinden çıkışını kaçta yaptığına bakmış ve o andan itibaren olayın gerçekleştiği saat orada bulunmuş olması gerektiğinin farkına varmıştır. Te. kesinlikle böyle bir şey söylemediğini, bunun kelimesi kelimesine tutulan bir tutanak olamadığını, sorgulamanın çok uzun sürdüğünü söyler. Kuhn, burada „ses bandından bir okuma kopyası“ başlığının yazılı olduğunu ve bunun tutanağın kelimesi kelimesine olduğunu gösterdiğini söyler. Te. onun sorgulamasını We. ile Bi.’nin yaptığını, We.’nin pasajları mütemadiyen tek tek dikte ettirdiğini, bu okuma kopyalarının muhtemelen polislerin diktafonunu temel aldığını söyler. Kuhn, Te. verdiği ifade ile hiç yüzleştirilmiş midir, diye sorar. Bilmiyorum, der Te., sonuçta pek çok kez sorgulama yapılmıştır. 21 Nisan tarihindeki sorgulamada „park makbuzu hikayesi diğer meselelerin önüne geçmiştir.

Kuhn, We.’nün düştüğü bir kaydı hatırlatır; buna göre Te.’nin meslektaşlarına olay günü, olay yerinde olduğunun önceden farkında olduğunu söylediğine dair bir suçlamada bulunulmuştur; fakat Te. daha sonra kendinden emin olmayan bir biçimde tepki vermiş ve yanıldığını, günlerden çarşamba olduğunu düşündüğünü söylemiştir; sorgulamada sakinleşmiş, böylece daha iyi hatırlar olmuştur. Te. muhtemelen kendini yanlış ifade ettiğini söyler. Kuhn, Te.’nin 6 Nisan tarihinde orada olduğunu açıkça söylediği kısmı az önce hatırlattığını söyler; şimdi ise Te.’nin neden o tarihte orada olamayacağına ilişkin açıklama getirdiği kısmı hatırlattığını, her koşulda Te.’nin ön görüşmede yanılmış olduğunu ifade ettiğini belirtir. Te., öyleyse Kuhn’u yanlış anlamış olduğunu söyler. Kuhn, Te.’nin buna ilişkin bir açıklaması varsa ve bunu tekrar edilirken yapılan bir hata olarak izah ediyorsa o zaman bunun güç bir şey olduğunu söyler: „Fakat hatırladığınız başka bir şey yok mu?“ Te. orada ne söylediğine dair hatırladığı başka somut bir şey olmadığını söyler.

Avukat Bliwier, burada, kaynak kişi Gä.’nin Te. tarafından yönetildiği, öncesinde ve sonrasında ise bu işin „Heinz“ tarafından yapıldığı konuşuldu, der. Te., „Heinz“ adlı takma ismi hakkında sadece medyada yer aldığı kadarıyla bilgisi olduğunu söyler. Te., Gä.’yi dış merkezin müdüründen teslim almıştır ve bu kişi Fe.’dir. (104. Duruşma gününe bakınız). „Heinz“ Fe. için kullanılan bir lakap değildir; en azından bildiği kadarıyla dğeildir. Kaynak kişinin yönetimini daha sonra kim üslenmiştir, bilmemektedir. Bliwier, Te.’nin geçen son 14 gün içinde LfV ile diyaloğu olmuş mudur, sorusuna, hayır yanıtını verir. Bliwier, Te.’ye ZK 10’da Me.’ye yaptığı ziyareti hatırlatır. Me. 15.05.2006, tarihli bir kayıtta -ki burada yanlışlıkla tarih 2005 olarak yazılmıştır- Te.’yi saat 13 ile 15 arası, Muhammed karikatürleriyle ilgili sorular nedeniyle makamına davet ettiğini yazmıştır. Muhammed karikatürlerinin kendisine bir şeyler ifade ettiğini söyler Te., fakat maalesef somut koşullara ilişkin bir şey hatırlamamaktadır. Kayıtta diye devam eder Bliwier, Te.’nin sadece pek az soruyu cevaplayabildiği, görüşmelerinin 15-20 dakika sürdüğü ve nihayetinde gösteriye katılanların fotoğraflarının ele alındığı da yazılıdır. Bliwier, buradan Yozgat cinayeti hakkında konuşulmadığını anlıyorum, der. Te., somut olarak hatırladığı bir şey olmadığını fakat muhtemelen başka meslektaşlarını gördüğünü ve onlarla konuştuğunu söyler. Bliwier’in bu kişi Mü. müydü sorusu üzerine Te., „Artık o gün orada kim varsa oydu.“ der.

Ardından avukat Topp, İsmail Yozgat’ın Te.’ye soruları olduğu ve bir kez daha video filmini göstermek istediğini bunun sorgulamaların karşılaştırılması çerçevesinde yapılması gerektiğini söyler. Götzl, Te.’den dışarı çıkmasını rica eder. Sonra Topp, Te.’nin tek başına sorgulanmasına ara verilip İsmail Yozgat’la birlikte sorgulamaların karşılaştırılmasına gidilmesi için dilekçe sunar. Tanık Yozgat, sadece sorgulamaların karşılaştırılması çerçevesinde, tanık Te.’nin konuşmalar, itirazlar, sorular ve hatırlatmalar aracılığıyla dile getirdiği bilgilerdeki çelişkiyi açıklayabilecektir . Tanıklar arasında bir tanışıklık meydana gelmiştir; Te.’nin şimdiye değinki sorgulamalarında onun pek çok şeyi gayet iyi idrak ettiği, fakat bunları sakladığı kanısı güçlenmiştir. Halit Yozgat’ın babasıyla yapılacak direkt bir yüzleştirme tanığı, bastırma davranışından vazgeçmesi yönünde harekete geçirebilir. Bu soruşturma çerçevesinde müdahil olana mekanlara ilişkin açıklama yapma hakkı verilmez, neticede sorgulamaların karşılaştırılması gereklidir; çünkü şimdiye değin toplanan delillerden Te.’nin inandırıcılığından ciddi bir şekilde şüphe duyulması gerekliliği ortaya çıkmıştır ki bunu BAW de itiraf etmek zorunda kalmıştır.

Götzl, İsmail Yozgat’a, onun açısından ifadesine ilave etmek istediği bir şeyler var mıdır, diye sorar. Yozgat’ın söyledikleri tercüman tarafından çevrilir. Yozgat, Götzl’ün sorusuna evet yanıtını verir. Te., onu, karısını ve oğlunu çok iyi tanımaktadır. Te. kafeyi de gayet iyi bilmektedir. Te. internetin nasıl açıldığını, nasıl ödendiğini vs. gayet iyi bilmektedir. Filmde Te.’nin 2 numaranın önünde durduğu ve parayı ödemek için Halit’i aramaya gittiği görülmektedir. Eğer Te. mekandan dışarı çıkmış olsaydı parayı ödemek için başka bir yöne bakması gerekirdi. Onun, Yozgat’ın burada gösterdiği gibi masayla Te.’nin durduğu yer arasında bir metre mesafe olmalıdır. Yozgat ziyaretçi koltuğundan bunu göremediğini göstermek için ayağa kalkar. Yozgat, Te.’nin Halit’i yerde yatarken görmüş olması gerektiğini, fakat Te.’nin dosdoğru önüne baktığını, dışarı çıktığını, sokakta sağına ve soluna bakıp tekrar geri döndüğünü söyler. İçeride sağına bakmış olsaydı Te. Halit’in orada olmadığını görecektir; fakat Te. tekrar dosdoğru önüne bakar ve internet odasına girer. Geri döndüğünde yine Halit’in yerde yattığını görmüş olması gerekir. Götzl, Yozgat’ın tekrar yerine geçmesini rica eder. Yozgat anlatmaya devam eder; masa 70 cm yüksekliğindedir. 50 Cent’i masaya koyarken Te.’nin masadaki kanı görmüş olması gerekir. Götzl, Yozgat’a onun sözünü kesmek zorunda olduğunu, fakat sorgulamadan sonra açıklama yapma fırsatının olacağını söyler. Ve eğer Yozgat tanığın meseleyle yüzleşmesini istiyorsa hatırlatmalarda bulunabilir ve sorular sorabilir. Fakat Götzl, Yozgat’ın kendi algılarını tasvir etmesine müsade edemez. Avukat Kienzle itiraz eder; masanın yüksekliğinin 70 cm. olması gibi bir algı söz konusudur. Götzl, bay Yozgat’ın da sorgulanabileceğini söyler. Kienzle, karşılık olarak, kısa bir ara verilmesi önerisinde bulunur; nasılsa dilekçe sunulmuştur. Götzl, dilekçenin koşullarının açıklığa kavuşturulmasının söz konusu olduğunu, çünkü bunun takdir etme meselesi olduğunu söyler. Götzl’ün nasıl bir yöntem izleyeceği Kienzle’nin sorunu değildir.

Götzl, görüş bildirilmesini rica eder. Başsavcı Greger, BAW açısından dilekçeyle başvurusu yapılan sorgulamaların karşılaştırılma talebinin bir gerekliliği olmadığını söyler; bunun koşulu tanık Te. ile Yozgat arasındaki çelişkilerdir ki burada buna uygun bir konuşmanın eksikliği duyulmaktdır. Tanık olay yerine daha sonra gelmiştir. Dilekçe çelişkilere dayanarak değil, çıkarımlara dayandırılarak temellendirilmiştir. Götzl, Yozgat’ın meselenin açığa kavuşturulması için neden tanık Te.’ye direkt sorular sormadığını anlamadığını söyler. Yozgat bu meseleye ilişkin sorular sorabilir, hatırlatmalarda bulunabilir ve sonra açıklamalar da yapabilir. Bu nedenle bu dilekçeye yanıt veremeyecektir. Avukat Topp, Te.’nin düzenli olarak 10 – 15 dakika kadar bu internet kafede olduğunu burada söylemiş olduğunu belirtir. Bay Yozgat, Te.’nin mütemadiyen bir iki saat kadar bu internet kafede olduğunu, kendisinin Te.’ye kahve ikram ettiğini, Te.’nin hem onun karısını hem de oğlunu tanıdığını ortaya koyabilir. Ayrıca Yozgat olay yerine ilişkin, masanın yüksekliği gibi, Te.’nin Halit Yozgat’ı görmüş olması gerektiği gibi bilgiler de verebilir. Götzl, Yozgat’ın davaya katılan biri ve müdahil olarak, az önce Topp’un formüle ettiği gibi sorular sorabileceğini, böylece direkt bir yüzleşmenin mümkün olacağını söyler. Topp: „Tamam, o zaman böyle yapalım.“

Sonra Te. tekrar salona alınır ve İsmail Yozgat, Te.’ye sorular sorar; Yozgat’ın soruları bir tercüman tarafından çevrilir. Yozgat: „İnternet kafeye geldiğinde Halit’i, Halit orada yoksa beni, ben orada yoksam karımı gördün hep.“ Te.: „Genelde evet.“ Te. onları iyi tanıyor mudur sorusuna , onları dükkâna gittiği için tanıdığını ve onları çok hoş insanlar olarak algıladığını söyler. Yozgat, Te.’nin bu internet dükkânını çok iyi bildiğini söyler ve internetin nasıl açıldığını ve hesabın nasıl ödendiğini sorar. Te., ona gösterilen bilgisayarda internete nasıl girildiğini ve genelde ne ödemesi gerektiğini bildiğini söyler. Yozgat, filmde görüldüğü gibi der Te. ayağı kalmış ve Halit’i aramıştır. Te., ön mekana geldiğinde Halit’i görmediğini, etrafına bakındığını ve sonra tekrar arkaya gittiğini söyler. Yozgat, o kadar ilerlemediğini söyler. Yozgat, Te.’nin internet odasından çıktıktan sonra aslında sola bakması gerektiğini, çünkü Halit’in masanın solunda oturuyor olması gerektiğini söyler. Te. son yıllarda bu soruları kendisine sürekli sorduğunu, fakat Halit’i gerçekten görmediğini söyler. Yozgat, eğer Te. sol tarafa bakmış olsaydı, Halit’in yüzü yere dönük yerde yatıyor olduğunu görecekti. Yozgat: „Neden o yöne doğru bakmadın?“ Te., bugün artık hangi yöne, yukarıya mı aşağıya mı baktığını söyleyemeyeceği yanıtını verir. Sadece onu görmediğini bilmektedir. Yozgat, Te.’ye 50 Cent’lik tutarı ödemek istediğinde Halit’i mi aradığını yoksa onu, İsmail Yozgat’ı mı aradığını sorar. Te. pek tabii ki öncelikle Yozgat’ın oğlunu aradığını söyler, elbette bu esnada korkunç şeylerän olduğunu ve onu masanın altında araması gerektiğini bilemez. Yozgat, masa ile duvar arasında 1 metrelik bir mesafe olduğunu, eğer Te. bu yöne bakmış olsaydı, Halit’i görebileceğini söyler. Yozgat, Te.’ye neden böyle kaçamak cevaplar verdiğini sorar. Te.: „Onu görmediğimi biliyorum ve maalesef bu konuda daha fazla bir şey söyleyemem.“ Yozgat, Te.’nin sokağa çıktığını, sağına soluna baktığını ve içeri girdiğinde sağına bakması gerektiğini söyler. Te., Halit’i beklercesine etrafına baktığını söyler. Onu görmediğini bilmektedir. Yozgat, filmde Te.’nin oraya bakmadığı görülüyor der. Film başka bir zaman kaydedildi, der Te. Yozgat, 50 Cent’i ödemek için Te.’nin sağına, Halit’in yattığı yere bakması gerektiğini söyler. Yozgat, Te.’ye beyaz gri renk masadaki kan damlalarını görüp görmediğini sorar. Te.: „Hayır, gözüme çarpmadı.“ Te. sadece orada pek çok bozuk paranın olduğunu ve paranın onun parası olduğunun görülmesi için 50 Cent’i biraz ileriye koyduğunu hatırlamaktadır. Yozgat, Te.’nin boyunun 186 cm olduğunu [daha önceki bilgiye göre Te.’nin boyu 196 cm’dir], masanın yüksekliğinin 73 cm, Halit’in boyunun ise 170 cm olduğunu söyler; Halit’in sadece bacakları masanın altındadır: „Onun vücudunun üst kısmını görmediniz mi?“ Te.: „Onu görmedim.“ Yozgat: „Üzgünüm, fakat size hiçbir şekilde inanmıyorum bay Te.“ Yozgat, 03.12.2013 tarihinde Te.’nin her zaman 20 dakika kadar internet kafede bulunduğunu söylediğini belirtir. Fakat İsmail Yozgat oradayken Te. orada iki saat kalmıştır. Karısı da Te.’yi orada görmüştür. Yozgat: „Doğru mu?“ Te. farklı zamanlarda ve farklı uzunluklarda orada bulunduğunu söyler: „Acaba orada hiç iki saat bulundum mu?“ Orada bu denli uzun kaldığını hatırlamamaktadır; her seferinde farklıdır. Yozgat, Te.’ye orada iki saat kaldığını ve para almaksızın ona kahve ikram ettiğini de mi unuttuğunu sorar. Te., Yozgat’ın ona çay ya da kahve ikram ettiğini hatırladığını fakat iki saat orada kaldığını hatırlamadığını söyler; kesinlikle orada düzenli olarak iki saat kadar kalmış olamaz. Yozgat, bir keresinde Te.’nin yanında bir kadınla oraya geldiğini, o zaman bir saat kaldıklarını, onun Te.’ye ve yanındaki hanıma kahve ikram ettiğini söyler. Ve son olarak da Halit öldürüldüğünde Te. on dakika süreyle internete girmiştir. Yozgat: „Bunları nasıl unutabilirsin?“ Bir kez daha söyleyeyim; sana hiç mi hiç inanmıyorum.“ Te. orada bir kadınla birlikte olduğuna dair hiçbir şey hatırlamadığını söyler. Ve mütemadiyen orada iki saatini geçirmişliği de yoktur. Daha sonra saat 14.18’de tanık Te. azat edilir.

Sonra avukat Bliwier şu açıklamada bulunur: Olayların burada anlattıkları gibi gerçekleşmiş olduğu izlenimi söz konusudur. Tanık bugün daha dayanıklı, neredeyse küstah ve belirli bir ölçüde kaba olduğu algısı yaratmştır. Te., Irrgang, E. ve Fe.’nin sorgulanmalarının ardından söz konusu devlet dairesinden her türlü güvenceyi aldığını bilmektedir; ayrıca bu daireye verdiği bilgilerin oradan başka bir yere iletilmeyeceğini de bilmektedir. İfade verme izni, hatırlama güçlükleri gibi şeyler ileri sürülecek ya da Fe.’de olduğu gibi yalan beyanda bulunmanın sınırlarında dolaşılacaktır. Fakat müdahil Yozgat çabalamaktan vazgeçmeyecek; o zamanlar StA’nın tavsiye ettiği şeyi, yani Te.’nin kurumdan aldığı desteğin çekilmesini sağlamaya çalışacaktır; böylece Te. en sonunda gerçeği söyleyecektir.

Duruşma günü saat 14:22’de sona erer.

Avukat Stolle duruşma sonlandıktan sonra şu açıklamada bulunur:
„Andreas T.’nin yeniden sorguya çekilmesiyle burada gerçeğin söylenmediği tüm katılanlar için bir kez daha açıklık kazandı ve sözümona Anayasayı Koruma Teşkilatı’ndan olan bu kişi, olayları örtbas etme çabasında, Anayasayı Koruma Hessen Eyalet Dairesi’nin muhtemel desteğinden faydalanmıştır.“

http://www.dka-kanzlei.de/news-reader/ich-weiss-dass-ich-ihn-nicht-gesehen-habe-mehr-kann-ich-dazu-nicht-sagen.html