236. Duruşma Günü Özet Tutanağı – 13 Ekim 2015

0

Bugünkü gününün aslında Frühlingsstraße’deki gözetleme  notlarının delil değerlendirmesi ile başlaması gerekiyordu. Ancak önce ’in savunmasının davanın durdurulması yönündeki dilekçesi geri çevrildi, ardından ’nin savunması tekrar tartışıldı.

Duruşma günü saat 09.49’da başladı. Zschäpe’nin savunma avukatı ’u vekaleten Avukat Lickleder salonda bulunuyordu. Yoklamanın ardından Götzl, Wohlleben’in savunmasının sanık Zschäpe‘nin „usüle uygun savunulması“ nın sağlanması için ana davanın durdurulması ve Wohlleben’in tutukluğunun kaldırılması, alternatif olarak , bunun yürülükten kaldırılması [235. Duruşma gününe bakınız] yönündeki  dilekçesinin reddedildiğini bildirdi. Götzl ardından her zamanki gibi, Wohlleben’in savunmasının  durdurma dilekçesine kadar olan sürecini de anlattı. Ardından, aydınlatma zorunluluğu ve adil bir sorgulanmanın teminat altına alınması zorunluluğunu gerektiren durumlarda , durdurma için öne sürülen gerekçelerin yanısıra talepler kontrol edilirken, davanın adil olarak görülmesinin teminat  altına alınmasının ve bunu izleyen koruma yükümlülüğünün dikkate alındığını söyledi.  Mahkeme, sanıkların savunma olanaklarının kesintiye uğramaması için bir dava formu oluşturulması ile meşgul olmuştu. Bu temel kabulleri dikkate alarak Senato dilekçeyi reddediyordu. Sanık  Zschäpe, avukatlar Sturm, , Heer tarafından usüle uygun olarak savunulmaya devam edilecekti. Davayla ilgili farklı bir durum söz konusu değildi.

Sturm, Stahl ve Heer soruşturma davasında hazır bulunuyorlardı, konuyu detaylarıyla incelemişlerdi, dosyaları biliyorlardı ve ana davaya düzenli ve aktif olarak katılmışlardı. Dilekçede yeralan, Sturm, Stahl ve Heer ve sanık Zschäpe arasında artık bir iletişim söz konusu olmaması durumu, usüle uygun savunmaya engel değildi. Bu savunmanın önlemleri, dilekçeleri ve soruları müvekkil ile beraber kararlaştırması mümkün değildi, ancak savunma buna rağmen savunma usüle uygun bir şekilde yürütülüyordu. Bu kendini özellikle, 20.07.2015 tarihinde  itibaren soru ve şikayet hakkını etraflıca kullanmalarında gösteriyordu, ayrıca 07.10.2015 tarihinde dava dilekçeleri sunulmuştu. Sanık ve üç avukat arasında, onların görevlerinin başlmasından 2015 ortalarına kadar yoğun bir iletişim söz konusuydu. Ana dava fazlasıyla ilerlemişti, delillerin değerlendirilmesinin büyük bir bölümümü gerçekleştirilmişti. Senato açısından usüle ugun  savunmayı engelleyecek bir durum bulunmuyordu.

Hapis cezasının söz konusu olduğu durumlardaki hızlandırma emri ve şimdiye kadar gerçekleştirilmiş olan duruşmaların sayısı, Ana Davanın durdurulmasına halihazırda karşı olan meselelerdi. Zschäpe’nin üç aydan beri Avukat Grasel tarafından meselenin özüne uygun olarak fazladan savunuluyor olup olmadığı, bu yüzden gözardı edilebilirdi.  Avukat Grasel konuyu yoğun bir şekilde incelemiş olduğunu söylemişti ve  atanmış avukat olarak tayin edilmesinden önce Sturm, Stahl, Heer tarafından konuyla ilgili özel olaylar hakkında bilgilendirilmişti. Sturm, Stahl, Heer Grasel’in çalışmasına katkıda bulunmaya hala hazırlardı. Götzl, Wohlleben’İn tutukluluk halinin kaldırılmasına dair dilekçenin reddedildiğini söyledi. Gerekçe olarak 22.12.2014’deki tutukluluk halinin devamı kararına, bunun tespitlerinin değişmemiş olarak geçerli bulunduklarına işaret etti. Davanın durdurulmasına ilişkin dilekçe reddedildi, dolayısıyla davanın görülmesinde bir gecikme yaşanmayacaktı. Wohlleben’in savunma avukatı Klemke bir dilekçe sureti sundu ve müvekkiliye görüşebilmek için 30 dakika ara talep etti. Götzl saat 10:30’a kadar ara verdi, ancak  ara saat 11:30’a kadar uzatıldı.

Saat 11:34‘de duruşmaya devam edildi. Wohlleben’in avunma avukatı (kadın) , Senatonun kararına karşı bir itiraz okudu. Schneiders, kararın tam olarak araştırılmamış gerekçelere dayandığını söyledi. Sturm, Stahl ve Heer aradaki güven ilişkisinin koşulsuz ve devamlı olarak sarsılması nedeniyle Zschäpe’yi usulüne uygun bir şekilde savunacak durumda olmadıklarını belirttiler. Stahl, kendisine göre çok büyük ağırlıkla kişisel sebeplerin, savunmayla ilgili ilişkilerin devam etmesini engellediğine dair bir avukat olarak garanti vermişti. Sturm  „lege artis“  (usulüne uygun) bir savunmanın yürütülmesinin artık mümkün olmamasına neden olan ciddi kişisel sebepler bulunduğunu söylemişti. Bu şimdiye kadar değerlendirilmemişti. Zschäpe’nin savunmasına olan karşı ihbarı da değerlendirilmemişti. Bu yüzden, Senatonun 2015 ortalarına kadar yoğun bir letişimin bulunduğunu nasıl tespit etmiş olduğu açık değildi. Son dilekçede ifade edilen bu gerekçeler, iletişimin en geç 20.07.2015 tarihinden itibaren kesintiye uğramış olduğunu gösteriyordu.

Mesele, dilekçeler sunulması ve sorular sorulması [duyulduğu şekliyle] değil aradaki ilişkinin sarsıntıya uğrayıp uğramadığıydı. Eğer koşulsuz ve devamlı bir şekilde sarsıldıysa, müvekkil ilişkisinin geçersiz kılınması gerekirdi. Usüle uygun bir savunma nesnel olarak bir güven ilişkisinin bulunuyor olmasını gerektiriyordu. 07.10 tarihli dava dilekçesinde     oybirliğine varılamamıştı..  Zschäpe varlığı tehdit eden bir suç işlemişti ve kullanabileceği sadece mahkeme kayıtlarıydı [duyulduğu şekliyle].  Sanık Zschäpe’nin, artık güvenmediği,  savunma avukatları tarafından usüle uygun bir şekilde savunulması artık kısıtlanmış değil, söz konusu olmaktan çıkmış durumdaydı. Wohlleben kendini, sanık  Zschäpe açısından da adil olan bir dava talep etmekte yetkili görmüştü. Federal Savcı Diemer, davanın yine de devam etmesinin gerektiğini söyledi. Götzl, zaten yakında zamanda ara verileceğini söyledi. Mahkemedeki katılımcılar arasında bir kadın izleyici duyulur bir şekilde “Hayır!“ diye bağırdı. Götzl katılımcıları uyardı, araya girme izni yoktu. Ardından “Tekrar yarım saatlik bir ara veriyoruz.“ dedi. Bunu saat 12:18’e kadar verilen ara izledi.

Sonrasında Götzl “Açıklama yapılacak mı?“ dedi. Yüksek Başsavcı Weingarten: “Uygun kısalık ve açıklıkta: Şu anki durumda mesele hiçbir şekilde, Zschäpe’nin savunmasında kimin kimle, ne zaman  konuştuğu değildir.“ Arada iletişim bulunup bulumadığı tamamen önemsizdir. Mahkeme Başkanı tarafından okunanlar, Zschäpe’nin savunmasının neden savunmayı yürütebilecek kapasitede olduğunu açıklamaktadır. Mesele avukatların faaliyetleri de değildir. Beş sanığın savunmasının da savunma kapasitesinden şüphe edilmeyecek, çok farklı faaliyet profillerinin bulunduğu görülmektedir.  İlişkilerin belirgin bir şekilde bozulması durumunda bile bu, bu hiçbir şekilde davanın durdurulmasına götürmemelidir. Ayrıca Wohlleben’in talepte bulunmaya, resmi olarak yetkili olması da buna uygundur. Olan yalnızca şudur ki, sanık Wohlleben‘in hukuki çevresi sanık Zschäpe’nin ilişkilerinde yaşadığı olası rahatsızlıklardan etkilenmemiştir. Wohlleben’in savunması bunu da açıklamamaktadır. Götzl: “O halde, gidişatı görüşmek için kısa bir ara daha veriyoruz. Saat 12:30’da devam edeceğiz.“ Bunu saat 12:32’ye kadar verilen ara izledi. Ardından Götzl “Bugünlük ana davaya ara veriyoruz.“ dedi. Duruşma günü saat 12:33’te sona erdi.

NSU Müdahil Davacıları“ bloğundan: „Genel olarak iki baş sanığın savunmasının da sefil durumda olduğu görülmektedir: Zschäpe’nin avukatları başarılı bir şekilde birbirlerine karşı oynadılar ve birbirlerini hareketsiz bıraktılar ve onlar daha çok oyun topudurlar yani olayın aktörüdürler. Zschäpe kendi savunmasını Wohleben’in avukatlarına teslim etmeyi tercih ediyor gibi görünmektedir. Tekrar tekrar, mahkemeyi yanlış yapmaya yönlendirme sopasına tutunmak istiyorlar, sorgulamanın sonucunun Wohllben’in hakkında direk olarak hüküm verilmesine götürebileceğini gayet iyi biliyorlar. Ancak Mahkemenin tutumu da sorulara neden oluyor: daha geçen haftanın sonunda durdurma dilekçesini duruşmada verilen arada görüşmek yerine ve en azından gün içinde başka bir sorgulama yapılmasına çalışmak yerine, duruşmaya gereksiz bir şekilde son verildi. Bugün de, Mahkemenin itiraza dair kararını neden görüşme için verilen arada ilan edemediği yine bilinmemektedir. Böylece yine en az iki gün savunma tartışmasıyla kaybedildi, üstelik, Senatonun sorgulamayı yaz öncesi olduğu gibi yaz sonrası haftalarda özel bir canlılıkla yürütmemesinin ardından.
http://www.nsu-nebenklage.de/blog/2015/10/13/13-10-2015/