262. Duruşma Günü Özet Tutanağı – 18 Şubat 2016

0

Bugünkü duruşmada ’daki Sparkasse şubesine 05.10.2006 tarihinde düzenlenen saldırıyla ilgili olarak çok sayıda tanık dinlendi. Bu tanıklar suçluların acımasızlığı konusunda birbiriyle örtüşen ifadeler verdiler. Ancak mahkeme heyetinin bunun öncesinde sanık ’in verdiği hakimin reddi dilekçesiyle ilgilenmesi gerekti.

Tanıklar:

  • Beate S., Sparkasse Zwickau çalışanı
  • Sybille R., Sparkasse Zwickau çalışanı
  • Franziska Q., Sparkasse Zwickau çalışanı
  • Monika N., Sparkasse Zwickau çalışanı

Duruşma 09:46’da başladı. Wohlleben’in savunması, heyetin tüm üyelerine yönelik red dilekçelerini hazırlamak üzere duruşmaya 90 dakikalığına ara verilmesini talep etti. Götzl 11:30’a kadar ara verdi. Duruşmaya 11:37’de devam edildi. Wohlleben’in avukatı Klemke müvekkilinin heyet üyeleri Götzl, Lang, Kuchnbauer, Odersky ve Kramer’i taraflılık şüphesiyle reddettiğini açıkladı. Bir önceki duruşmada heyet „Lothar Lingen“in ifade vermek üzere çağrılmasını reddetmişti. Buna gerekçe olarak 4. maddede şu gösterilmişti: „Duruşmada tekrar tekrar devlet mercilerinin sanıklara ve çevrelerine yöneltilen suçları önlememiş oldukları şüphesi dile getirildi(…).“ Klemke, müvekkiliyle görüştükten sonra gerekçede bahsi geçen suçların henüz ibraz edilmemiş olduğunu temin etmişti.

Bu da Wohlleben ve savunmasını, kararda söz sahibi olan hakimlerin Wohlleben’in suçlu olduğundan veya suça iştirak ettiğinden yola çıktıkları fikrine götürüyordu. Duruşmada verilen ara kararlar, içlerinde suç işlendiğine dair bir kanı belirtildiği takdirde prensipte bir reddi meşrulaştırmıyordu. Ama bunun genelleme şeklinde yapılması uygunsuzdu. Hakim delil tespiti dilekçesinin reddedildiği sırada henüz sanığın suçluluğuna veya suçsuzluğuna dair kesin bir kanaate sahip olamazdı. Hakim tarafsızsa, mahkeme hükmünün gerekçesinde net şekilde suça dair bir hipotezin sürdüğünü belirtmeliydi. Sanık bu nedenle hakimlerin, kendisine yöneltilen suçu gerçekten de işlediğinden yola çıktıklarını ve kendisine karşı tarafsız olmadıklarını  düşünüyordu. Götzl görüş bildirilmesini istedi.

’nin avukatı Grasel dilekçeye katılarak gerekçeyi sahiplendi. Federal Savcı Diemer, diğer heyete  görüş bildireceğini söyledi ve tanık sorgularıyla devam edilmesini istedi. Müdahil avukat Langer dilekçenin gerekçesiz olduğunu, çünkü giriş cümlesinde „sanığa yöneltilen suçlar“ dendiğini söyledi. Bu daha sonraki ifadelerle göreceleştirilmemişti. Götzl duruşmaya 11:45’te 15 dakikalığına ara verdi. 12:04’te duruşmaya devam edildi. Götzl red dilekçesine yönelik kararı geçici olarak erteleyerek tanık sorgusuyla devam etmek istedi. Klemke buna itiraz ederek mahkemenin karar vermesini talep etti. Buna ilavede bulunulmadı ve ardından duruşmaya yine 15 dakikalığına ara verildi.

12:21’de devam edildi. Götzl şu kararı bildirdi: Red dilekçeleriyle ilgili karar Ceza Muhakemeleri Usülü Janunu’nun 229. maddesinin 2. paragrafının birinci cümlesine göre geçici olarak ertelendi. Gerekçe: Duruşma, CMUK’nda belirtilen sınırlar içerisinde red ile ilgili karar verilmesine kadar devam edebilir. Öncelikle resmi görüşlerin ve davacıların görüşlerinin bildirilmesi gerekli. Heyet davaya devam edilmesini, davayı hızlandırma esasına uymak amacıyla gerekli görüyordu.

Götzl tanık Beate S.’yi çağırdı. Ondan Zwickau’daki Kosmonautenstraße’de bulunan Sparkasse şubesine 05 Ekim 2006’da gerçekleştirilen saldırıyla ilgili gözlemlerini anlatmasını istedi.  Saldırı, tanığın anlattığına göre saat 12’ye doğru gerçekleşmişti, o sırada önde vezne tarafında yedi kişiydiler, ikisi servis diğeri de danışma bölümündeydi. Yönetimdekiler ve temsilcileri yemek yemek üzere arka tarafa geçmişlerdi. Bir müşteri bankamatiğe gitmişti, sonra servis tarafına döndüğünden soyguncunun nasıl içeri girdiğini görmemişti. Soyguncu büyük adımlarla sıçrayarak içeri gitmiş ve elinde bir tabancayla bunun bir soygun olduğunu söyleyip „paraları verin“ ya da „kasayı açın“ diye bağırmıştı. Karşısında bir stajyer duruyordu ve havaleleri düzenliyordu. Soyguncu büyük adımlarla çalışma masasının oraya gitmişti. Gergin görünüyordu, adrenalin doluydu, çok aktifti. Çalışma masasının orada büyük ve ağır bir vazo duruyordu, vazoyu alıp mekanın içinde bir yere fırlatmıştı.

Ardından onun önünde durup silahını yüzüne doğrultmuştu. Bir kez daha bağırarak kasaya gitmek istediğini söylemiş ve „kasa dairesini açın“ demişti. Tabancanın namlusunı gördüğünde gerçek olduğunu anlamıştu. Donakaldığından tepki verememişti. Soyguncu birdenbire vantilatörü eline alıp kendisine onunla vurmuştu. Sol elini havaya kaldırınca soyguncu elini tutmuştu. „Ah“ diye bağırınca onu bırakmış ama başka bir iş arkadaşına doğru gidip vantilatörle var gücüyle kafasına vurmuştu. İş arkadaşı anahtarı almış ve onunla kasa dairesine gitmişti. Onunla kasa odasına girdiğinde kendisi arka tarafa gitmişti, bir meslektaşı ondan önce oradaydı, stajyeri o esnada görmemişti. Ardından fazla süre geçmeden başka bir iş arkadaşı koşarak gelip kapıyı arkasından kapamıştı. Kasa odasındaki silah seslerini duymamıştı, şoka girmişti. Kalan her şeyi başkalarının anlatmasından biliyordu.

Götzl yaralanmış mıydı diye sorunca tanık yaralanmamış olduğunu söyledi. Götzl bir kez daha suçluların nasıl göründüğünü sordu. S. pek hatırlamadığını söyledi. Adam gençti ve aksanı vardı. Maske takıyor olmalıydı, çünkü yüzünü hatırlamıyordu. Kendisinden daha uzundu, yaklaşık 1.70 boyundaydı. Silahı bir toplu tabancaydı, namlusuna bakmış ve gerçek olduğunu düşünmüştü. Götzl soygunun üzerindeki etkilerini sordu. Tanık travma geçirmiş olduğunu ve bunu asla atlatamadığını söyledi. Yaşamayanlar bunu anlayamazdı. Götzl tedavi gördü mü diye sordu. Tanık tüm çalışanların bir seferinde yarım saatliğine bir psikoloğa göründüklerini anlattı. Aralarında her gün bu konu hakkında konuşmuşlardı, bu onun için en iyi tedavi olmuştu. Götzl, darbeden dolayı ağrıları var mıydı diye sordu. Tanık darbenin ardından problem yaşadığını anlattı. Çok daha sonraları, yaklaşık yarım sene ya da dokuz ay sonra şikayetlerinin yeniden ortaya çıktığını ve ağrı kesici aldığını söyledi. Tanığın sorgusuna 12:38’de son verildi.

Bir sonraki tanık Sybille R. idi, o da Sparkasse Zwickau’nun çalışanıydı. Götzl ondan da soygun sırasında ne yaşadığını öğrenmek istedi. Sybille R. masasında oturuyordu. Soyguncu masanın kenarına atlayıp silahıyla masanın etrafında dolanmuş ve soygun hakkında bir şeyler bağırmıştı. Çalışma masalarının etrafında dolaşmış, sonra bir çiçek vazosunu alıp pencereye doğru fırlatmıştı. Kimse istediğini hemen yapmadığından masa üzerindeki bir vantilatörü eline almıştı. İş arkadaşı Beate S. ile birlikte bir sütunun ardında duruyordu. Vantilatör ile ikisine birden vurmuştu, Bayan S.’nin koluna kendisinin ise kafasına vurmuştu. Hemen harekete geçmezlerse tamamen kendini kaybedeceğini farketmiş ve onunla kasaya gitmişti. Sürekli „kasa odasını açın, kasa odasını açın“ diye bağırıyordu, ama kombinasyon için iki kişi gerektiğinden onu açamamıştı. Önce şefini çağırması gerektiğini söylemişti, ama onunla konuşmak mümkün değildi. „Şefi getiriyorum“ demiş ve müşteri tarafına koşmuştu. Orada bekleme odasına giden ve dışarıdan açılması mümkün olmayan bir kapı vardı ama kapı neyse ki açık duruyordu. İçeri girmiş ve kapıyı arkasından kapatmıştı. Ön tarafta ne olduğunu bilmiyordu. Götzl, darbe sonucunda yaralanmış mıydı diye sordu. Bayan R. şoka girdiğini ve acı hissetmemiş olduğunu söyledi. Daha sonra hastaneye gittiğinde tespit edilen bir yara olmamıştu. Götzl daha sonra şikayetleri oldu mu diye sordu. Tanık psikolojik şikayetleri olduğunu söyledi. Başlarda çalışmakta güçlük çekmişti. Soyguncunun para alamamış olması nedeniyle geri geleceğini düşünüp korktuklarından yanlarında bir bekçi duruyordu. Götzl, bunun ne kadar sürmüş olduğunu sordu. Tanık iki üç ay kadar olduğunu söyledi . Üzerinden zaman geçtikçe daha iyi başa çıkabildiklerini söyledi. Bir psikologla görüşme de gerçekleştirmişlerdi. Ama olanları tamamen unutmak mümkün değildi. Yaşananlar hala aklındaydı. Şimdi hepsi bir kez daha içinde uyanmıştı, duygusal olarak gergindi.

Götzl soyguncuyu daha ayrınıtlı şekilde tarif edebilir mi diye sordu. 1,70, 1.80 boylarındaydı, ince uzundu ve her yeri örtülüydü. Yüzünü hiç görememişti. Silahı daha ayrıntılı şekilde tarif edebilir mi sorusu üzerine edemeyeceğini söyledi. Götzl, bahsettiği şoku daha ayrıntılı şekilde anlatmasını istedi. Bayan S. o anın kendisine bir film gibi gelmiş olduğunu söyledi, net şekilde düşünemiyordu. Şoka girdiğini düşünmüştü, yoksa hemen acı hissetmesi gerekirdi. Götzl, diğer yaralılara ne olduğunu biliyor muydu diye sordu. Her şey sona erdiğinde öne gittiklerini ve stajyerin yerde yattığını gördüklerini söyledi. Doktor tarafından muayene edilmişti bile. Onunla konuşmuş, ailesine haber vermek gerekir mi diye sormuştu, gerekmediğini söylemişti, yoksa boş yere endişe ederlerdi. Ardından onu oradan götürmüşlerdi. Tanığın sorgusuna 12:49’da son verildi.

Bir sonraki tanık yine Sparkasse Zwickau’da çalışan  Franziska Q. idi. Saat 12’ye geliyordu diye anlatmaya başladı. Veznenin orada dört kişi duruyorlardı. Bir anda bir adam hiçliğin içinden çıkmışçasına fırlayarak gelmişti ve kasa dairesine gitmek istemişti. İsteğini hemen gerçekleştirmemişlerdi, onları hizmet yerlerinin orada kovalamış, büyük bir cam vazoyu üzerlerine veya stajyere fırlatmak istemişti. Ardından da pencereye fırlatmıştı. Eline bir vantilatör almış ve onunla iş arkadaşlarından birinin koluna var gücüyle vurmuştu. Bir başkasının da kafasına vurmuştu. Onu bir anahtarla birlikte kasanın oraya götürmüştü, o sırada kaçmayı düşünmüştü. Kasanın orada nasıl yalnız başına durduğunu görmüştü. Bir meslektaşına bunun bir soygun olduğunu söylemek için danışma odalarının oraya koşmuştu, ama arkadaşı orada değildi. İçeri girmiş ve kapıyı ardından kapamıştı. Kapının ardından bir itişme olduğunu duymuştu, sonra da ateş edilmişti. Arkadaki ikinci bir kapıyı kilitlemiş ve bir iş arkadaşını mutfağın oraya geçmesine izin vermişti.

Götzl soyguncunun nasıl göründüğünü sordu. Tanık kapüşonlu yeşil bir parka giydiğini, yüzünün hatırladığı kadarıyla siyah bir şeyle örtülü olduğunu, etrafına doğru salladığı bir toplu tabanca taşıdığını gördüğünü anlattı. O anda ölüm korkusuna ve kaçma düşüncelerine kapılmıştı. Soyguncu aceleci ve çok sinirliydi, bağırıyordu. Para açık bir halde kasanın orada durduğu halde kasa dairesine gitmek istemişti. Götzl olayın tanık üzerindeki etkilerini sordu. Olay gününde kendisi de adrenalinle dolmuştu. O gece hayatının en kötü gecesini geçirmişti. Her yere barikat kurmaları, ailesinin her yeri kilitlemesi gerekmişti. O sırada 22 yaşındaydı, ama bir daha hiç bir diskoya ya da benzer bir yere gitmemişti. Karanlık ve insan kalabalıkları onu hep ürkütüyor ya da korkutuyordu. Bunun dışında iş arkadaşlarıyla konuşmuştu, ama kısa bir görüşmenin dışında psikolojik danışmanlık almamıştı. Kendilerine bir gün izin verilmişti ve sonra „bir şey yokmuşçasına“ devam etmeleri istenmişti. Ama dört hafta boyunca koruma ve gözetleme altındaydılar, çünkü soyguncunun para alamadığından dolayı bir kez daha geleceğini düşünüyorlardı. Götzl hangi meslektaşlarının darbe aldığını sorduğunda tanık Bayan S. ve Bayan R.’nin olduğunu söyledi. Arka tarafta ateş edildiğini duymuştu, ikinci silah sesini de duymuştu, ama ne olduğunu ya da stajyerin mi vurulduğunu bilmiyordu. Saat 12:57’de tanığın sorgusuna son verildi.

Sparkasse Zwickau çalışanı Monika N.’e de yine soygunla ilgili hatırladıkları soruldu. Tanık kasa tarafında duruyordu. Dışarıda tuhaf  sesler duymuştu ve kasa dairesinin penceresinden neler olduğunu anlamak için dışarı bakmak istemişti. Neler olduğunu görememiş ve alarmı çalıştırmıştı. Arka taraftaki servis bölümünü görebilmek için gözetleme deliğinin oraya gitmişti. O sırada kapı açılmış ve soyguncu Bayan R. ile birlikte içeri girmişti. Onun önünde durmuş, silahını yüzüne doğru tutmuş ve kasa dairesini açmasını istemişti. Bunu yapacak durumda değildi, adeta taş kesmişti. Sadece bakmıştı, soyguncu da kafasını çevirmişti. Ve önce iş arkadaşı ardından da soyguncu mekanı terketmişti. Sonra da kasa dairesinin camından soyguncunun arka taraftaki müşteri bölümüne koştuğunu görmüştü. Söyleyebileceği daha fazla bir şey yoktu. Götzl kasa dairesinin açılması için neyin gerekli olduğunu sordu. Tanık ikinci bir kişi cevabını verdi. Silah sesi duymuş olduğunu, belki birden çok silah sesi duymuş olabileceğini, ama emin olmadığını doğruladı. Soyguncunun nasıl göründüğünü tarif etmesinin istenmesi üzerine siyah kıyafeti olduğunu düşündüğünü, kendisinden uzun, yani 165 cm’den uzun olduğunu söyledi. Silahı ve sesiyle ilgili bir şey hatırlamıyordu. Götzl soygunun üzerinde bıraktığı etkileri sordu. Şoka girmişti, uykusuz geceler geçirmişti. Travma geçirmişti, aylar hatta belki de bir ya da iki yıl sonrasında düzelmeye başlamıştı. Polisin kendisini sorgulamış olduğunu doğruladı. 5.10.2006 tarihli tutanaktan alıntı: Soygunun gerçekleştiği sırada kasada yaklaşık 180.000 avro vardı. Para aynen yerindeydi; ardından bir silah sesi ve onun kısa süre ardından da ikinci silah sesini duydum; soyguncuyla ilgili olarak: yaklaşık 185 boyundaydı, zayıf ve uzun boyluydu; sesi orta kalınlıktaydı…Çok gergin olduğu belli oluyordu; bir çeşit siyah kar maskesi vardı, üzerinde iki göz deliği açılmıştı, bunlar bir çeşit ağ ile örtülmüştü. Tanık tam olarak hatırlamıyordu. Tanığın sorgusuna 13:06’da son verildi. 13:08’de duruşma sona erdi.

Müdahil davacıların blogunda şöyle yazıyor:
„Bu tanıklar olayın nasıl gerçekleştiğine dair şu ana kadar verilen bilgileri, özellikle de suçluların acımasız davranışlarını doğruladılar. Tanıklar olayın bir süre ardından sinirlilik, korku ve benzeri ruhsal sıkıntılar yaşamışlardı.“

http://www.nsu-nebenklage.de/blog/2016/02/18/18-02-2016/