353. Duruşma Günü Özet Tutanağı- 09. Mart 2017

0

Duruşma gününün başlangıcında avukat , Beate Zschäpe’nin “eski savunması” denen avukatların Hakim ’e karşı vermiş oldukları red dilekçesini okudu. Bunun ardından Ralf Wohlleben’in savunması, Michèle Kiesewetter cinayetine yönelik bir delil tespit dilekçesi verdi. Müdahil avukat bu dilekçeyi bir ‘zırvalık dilekçesi’ olarak tanımladı ve bunun üzerine Hakim Götzl tarafından düzene uymaya çağrıldı.

Duruşma gününün 11’de başlaması planlanıyordu ve 11:11’de de başladı. Hakim Götzl yoklamanın ardından “Evet, Bay Avukat Heer, buyrun!”dedi. Zschäpe’nin avukatı Heer bunun üzerine dün duyurmuş olduğu ve Götzl’e karşı verilen reddi hakim dilekçesini okudu ve ayrıca Götzl`ün 351. duruşma gününde duyurmuş olduğu kararlara geçersiz oldukları gerekçesiyle itiraz etti.
Wohlleben’ın avukatı Schneiders: “Bay Wohlleben Bayan Zschäpe’nin bu dilekçesinin gerekçesini kendi red dilekçesi adına sahipleniyor.” Götzl: “O halde öğlen arası veriyoruz ve 13:10’da devam edeceğiz.”
13:17’de devam edildi. Eminger’in avukatı : “Sanık Eminger itiraz dilekçesine katılıyor.”
Götzl: „O zaman esas duruşmaya devam edilecek. Devam edilmesi davanın hızlandırılması prensibi nedeniyle gerçekleşen itiraza rağmen uygundur.” Wohlleben’in avukatı : “Wohlleben’in savunması başka dilekçeler verilmesi için esas duruşmaya 30 dakika daha ara verilmesinini talep ediyor.” Heer: “Ben de aramızda görüşmek üzere 30 dakika ara verilmesini talep ediyorum.” Götzl: ‘O halde esas duruşmaya 13:50’ye kadar ara veriyoruz.”
13:57’de duruşmaya devam edildi. Heer: “Esas duruşmaya devam edilmesine karşı çıkıyorum.” Bunun sebebi Heer’e göre müvekkilinin diğer avukatı Sturm’un hasta olmasıydı. Heer sözlerine şöyle devam etti: “Kendisiyle görüşmek niyetindeyim, ama şu anda bu mümkün değil. Zschäpe’nin savunması içerisindeki iletişim problemini biliyorsunuz.” Başsavcı Weingarten: “Bayan Zschäpe Federal Savcılığın görüşüne göre usüle yeterince uygun şekilde savunuluyor. Bu durumda Wohlleben’in savunmasının verme niyetinde olduğu dilekçenin karşısında duran bir şey yok. Üstelik bugün dinlenecek olan bir tanık da yok.”
Götzl, red dilekçesiyle ilgili kararı erteleyen kararının onaylandığını duyurdu. Götzl, bu kararın esas duruşmaya ara verilmesini gerektireceğini okudu. Ancak duruşmaya devam edilmesi uygundu ve tutukluluk işlerinde hızlandırma prensibi açısından da sanık Zschäpe’den talep edilebilirdi. Şimdi hangi görüşmenin gerçekleştirilmesi gerektiği anlaşılır değildi ve davaya planlandığı gibi devam edilmesi sadece Wohlleben’in savunmasının dilekçesini ve sanık Eminger’in katılmasıyla ilgili hukuki dinlenilmeyi kapsıyordu.
Bunun ardından avukat Schneiders şu konularda dilekçe verdi: 1. Baden-Württemberg NSU Soruşturma Komisyonu tarafından “’da Michèle Kiesewetter cinayetinin gerçekleştiği yerde FBI ajanlarının bulunması olasılığı” ile ilgili olarak sorgulanan tanıkların sorgu tutanaklarının getirtilmesi ve savunmanın dosyayı incelemesine müsaade edilmesi, 2. “ Michèle Kiesewetter cinayeti gerçekleştiği sırada mesleki sebeplerden Heilbronn’da Theresienwiese’deki olay yerinde bulunan ve olaya dair çeşitli algılarda bulunmuş olabilecek isimleri bilinmeyen FBI ajanlarının ve onların açık adreslerinin Baden-Würtemberg NSU Soruşturma Komisyonu’na veya „Federal Bureau of Investigation, J. Edgar Hoover Building, 935 Pennsylvania Avenue, Washington D.C 20535, USA“ya başvurularak soruşturulması, bu kişilerin tanık olarak çağrılmaları ve Michèle Kiesewetter cinayetine yönelik olası algılarıyla ilgili sorgulanmaları. Dilekçeye gerekçe olarak şunları öne sürdü: “İsimleri henüz bilinmeyen FBI ajanlarının cinayetin tanıkları olmaları söz konusu. Makamın aydınlatma yükümlülüğü bu nedenle kimliklerinin soruşturulmasını ve tanık olarak sorgulanmalarını gerektiriyor.”
Schneiders: “Savunma bu hususta Baden-Württemberg Eyalet Meclisinin NSU soruşturma komisyonuna yazdı ve söz konusu tutanakların yollanmasını rica etti.”

Avukat Schneiders yazısında Wohlleben’ın avukatı olarak olay günü Heilbronn’da gerçekten de iki Amerikan gizli servis yetkilisinin tanık olarak bulunduklarına dair bilgilerin mevcut olup olmadığı ve bu konunun açıklığa kavuşturulup kavuşturulamadığı ve ayrıca sözü geçen tanık sorguları aracılığıyla Kiesewetter cinayetiyle ilgili aydınlatılan olaylar olup olmadığı konularında bilgi talebinde bulunduğunu belirtiyordu: “Sizden gerektiği takdirde Münih Eyalet Yüksek Mahkemesine dilekçe verebilmem için bana tanıkların açık adreslerini vermenizi rica ediyorum.”
Schneiders’in yazısının devamında Eyalet Yüksek Mahkemesi’ndeki davada olayın aydınlatılması için başka yaklaşımların oluşabileceği yer alıyordu: “Sizden belirttiğim tanıkların sorgu tutanaklarının yollanmasının mümkün olup olmadığını denetlemenizi rica ediyorum.”
Schneiders bunun ardından soruşturma komisyonu başkanı Drexler’in 14.12.2016 tarihli cevabını okudu. Bu cevaba göre Schneiders’in ricası yerine getirilemeyecekti çünkü henüz devam etmekte olan soruşturma komisyonunun edindiği muhtemel bilgilerin açıklanması soruşturma komisyonu yasasının geçerli talimatlarına uymuyordu. Schneiders bu yazının da tamamını okumasının ardından yine soruşturma komisyonu başkanı Drexler’den gelen 23.02.2017 tarihli başka bir cevabı okudu. Drexler bu cevapta soruşturma komisyonu adına Schneiders’a tutanakların teslimini reddediyordu. Cevaba göre soruşturma komisyonu kurucu oturumunda kamuya açık ve kapalı tutanakların başka mercilere ve üçüncü kişilere prensip olarak teslim edilmediğine ve bu nedenle Schneiders’in dilekçesinin de bu konuda bir istisna teşkil etmediğinden reddedilmesine karar vermişti. Delil tespit dilekçesinin sonunda Schneiders şunu söyledi: “Makamın aydınlatma yükümlülüğü tutanakların getirtilmesini ve potansiyel olay yeri tanıklarının isimlerinin açıklanmasını ve sorgulanmalarını gerektiriyor.
Müdahil avukat Daimagüler: “Avukat Schneiders’in dilekçesiyle ilgili bir şey daha söylemek istiyorum: 2012 yılı ilkbaharında Federal medyada yayınlanan haberleri temel alarak FBI ile bağlantıya geçti ve FBI da 15.10.2012 tarihinde Amerikan Konsolosluğunda FBI Liaison Officer olan Stuart P. Wirtz’in şahsında görüş bildirdi. Wirtz, 2007 yılı ilkbaharında FBI’ın Almanya’da bir operasyon yürütmediğini ve olay gününde Heilbronn’da bir FBI memuru bulunmadığını açıklamıştı. Bu nedenle şimdi FBI memurlarından isim almaya çalışmak bir yere varmayacak. Raporlar 2012 yılında ortaya çıktılar, Federal Kriminal Dairesi tarafından kayda alındılar ve medyada da sık sık sadece dedikodu olduklarına işaret edilerek yer aldılar. Şimdi 350 duruşma gününün ardından böyle dilekçelerin gelmesini – ki geçtiğimiz aylarda defalarca Wohlleben’in oldukça uzun ama içeriği zayıf dilekçeleri geldi – hukuku suistimal eden bir sürüncemede bırakma olarak görüyorum.” Müdahil avukat Martinek: “Hukukun suistimali suçlamasına maruz kalma tehlikesini göze alarak: [Martin] A.’nın müdahil avukatları Wohlleben’in savunmasının delil soruşturma dilekçesine kesin bir şekilde katılıyor.”
Schneiders: “Meslektaşım Daimagüler’in bildirdiği görüşle ilgili olarak: Bunu nasıl kibar bir şekilde ifade edeceğimi bilmiyorum. Basında çıkan haberlerle ilgili bilginize saygım sonsuz ama bunun buradaki ceza davasıyla bir ilgisi yok, çünkü burada neyin nasıl sunulacağını belirleyen Ceza Muhakemeleri Kanunu. Bilginize saygım sonsuz, ama burada dava usülüne uygun bir şekilde sunulmuyor.” “Ben bunu kibarca ifade etmeye çalışmayacağım. Dört yıl davanın ardından tüm açıkça zırvalık olan dilekçelerin kabul edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.” Schneiders: “Sayın Başkan, Bay Daimagüler’i nesnelliği korumaya davet etmenizi rica ediyorum.” Daimagüler: “Bu ağır bir zırvalık dilekçesi!” Klemke: “Bunun tutanağa geçirilmesini talep ediyorum! Ve Bay Daimagüler’in yeniden münasebetsizlikte bulunmasına yine karşılık vermediğinizi tespit ediyorum, Başkan Bey. Wohlleben’in savunması şimdi kendi içerisinde görüşmek üzere 20 dakikalık bir ara talebinde bulunuyor.” Götzl: “O zaman ara veriyoruz ve 16:15’de devam edeceğiz.” 16:27’de duruşmaya 16:50’de devam edileceği duyuruldu.
16:51’de duruşmaya devam edildi. Götzl: “Bay Dr. Daimagüler, sizi mutlak surette düzene ve nesnelliğe çağırıyorum! O zaman Adli Teşkilat Kanunu’nun 182. maddesi uyarınca tutanağa geçirilecek: ‘09.03.2017 tarihinde esas duruşmada saat 15:50’ye doğru şu söz alışverişi gerçekleşti: Avukat Dr. Daimagüler kamuya açık esas duruşmada az önce verilmiş olan bir delil soruşturma dilekçesiyle ilgili sözlü görüş bildirdi. Bu esnada dört yıl davanın ardından her zırva dilekçenin kabul edilmemesi gerektiği de sözleri arasındaydı. Kendisine söz hakkı verilmeden Avukat Schneiders, avukat Daimagüler’i nesnelliğe davet etti. Avukat Daimagüler kendisine söz verilmeden araya girerek “ağır bir zırvalık dilekçesi” dedi. Avukat Schneiders kendisine söz verilmeden araya girerek bunun tutanağa geçirilmesini istedi. Ardından avukat Klemke kendisine söz verilmeden araya girerek 20 dakikalık bir ara talep etti.”
Götzl: “Size dönelim, Bay Heer. Bugün sizin tarafınızdan da bir dilekçe verilecek mi?” Heer: “Bayan Zschäpe şu anda başka bir red dilekçesi vermeyecek.” Götzl: “Bunun dışında başka bir açıklama var mı? Yok. Prosedürün devamı ile ilgili: Verilen red dilekçeleri hakkında ardı ardında farklı karar grupları tarafından karar verilmesi gerektiğinden 14.03., 15.03., 21.03. ve 22.03. tarihleri iptal ve 23.03. Perşembe günü devam edilecek. O halde ara veriyoruz. 23 Mart 2017, Perşembe günü saat 09:30’da devam edeceğiz.” Duruşma günü 17:21’de sona erdi.

NSU-Nebenklage blogunun yorumu: https://www.nsu-nebenklage.de/tr/2017/03/10/09-03-2017/