54. Duruşma Günü Tutanağı – 12 .Kasım 2013

0

Tanıklar:

  • Marco K. (Ekim/Kasım 2011’de karavan kiralama)
  • Bianca K.  (Ekim/Kasım 2011’de karavan kiralama)
  • Alexander H. (2000’den 2007’ye kadar karavan kiralama  )
  • Silvia Sch., kızlık soyadı Ro. ( Beate Zschäpe’nin kullandığı sağlık sigortası kartını teslim eden kişi)

Mundlos ve Böhnhardt’ın (veya sonuçta André E.  adını kullanmış olanı Holger G adına) adına araç kiralamaları konusunun aydınlatılması için iki Karavan Kiralama Acentesinden iki çalışan dinlendi.  Bunu, Holger G.‘nin aşırı sağ camiadan bir arkadaşının eşi olan Silvia S.‘in zorlu geçen sorgulaması izledi. Kendi sağlık sigortası kartını Holger G.‘ye, dolayısıyla Zschäpe’ye 300 avroya satmıştı. Sorgulama sırasında ortaya çıkan bir hadise gözleri yine dairelerin tutumuna çevirdi. Tanık koruma memurları, 2012 yazında Alexander ve hakkındaki dava devam eden zanlı  Silvia S. arasında iddianamenin konuşulduğu görüşmeye eşlik etmişlerdi.

Duruşma saat 9.45’te başladı. İlk tanık Marco K.‘ydi. K. karavanın [Schreiersgrün’de 2011 Ekim sonundan Kasım başına kadar] olağan bir şekilde kiralandığını söyledi. Karavanın kiralanması ve depozitonun alınması ile meslektaşı ilgilenmişti, kendisi aracı genç bir adama teslim etmişti. Ona karavan kullanmak hakkında yeterli bilgiye sahip olup olmadığını sormuştu ve olumlu cevap almıştı. On beş dakika sonra teknik ayrıntıları gözden geçirmişlerdi. Araç on gün için kiralanmıştı. Geri teslimden bir gün önce  bir telefon gelmiş ve sürenin iki gün uzatılması talep edilmişti. Daha sonra Zwickau adli polisinden bir telefon gelmiş ve plakanın kendilerine ait olup olmadığı sorulmuştu. Ardından polisler gelmiş ve el koydukları depozitoyu, makbuzları ve sözleşmeleri incelemişlerdi. Meslektaşının ifadesine göre kiralayan kişi olarak Holger G. diye biri görünüyordu. K. onun anahtar teslimi sırasında yalnız olduğunu söyledi. Teslim öğleden önce yapılmıştı. K., karavanın 25 Kasım’da teslim alındığı ve 14 Kasım’da talep edildiğini aktaran ’ü  doğruladı. K. kiralama süresinin  11 gün önceye, 4 Kasım’a kadar olduğunu da doğruladı, ilk polis sorgulamasında belgeler hazır bulunuyordu. Depozito nakit alınmıştı. Bir de uzun siyah saçlı bir kadın gördüğünü ama detay veremeyeceğini söyledi. Satış bölümündeki büro ve atölye arasında, oradan bakıldığında odadaki kişilerin görülebildiği bir penceresi olan küçük bir koridor bulunuyordu. Götzl kadın hakkındaki tanımı aktardı, kadın az ama „yerel bir dialekt“ile konuşmuştu, yaklaşık 30 yaşlarındaydı ve omuzlarına kadar inen saçları vardı. Bunu hatırlayamıyordu, ama o sırada bunu üzerinden iki hafta geçmişti Mesleketaşı bir de küçük bir çocuk gördüğünü söylemişti, en fazla birinci sınıfa gidiyor olmalıydı ancak onu da hatırlamıyordu. Müşteriler, olasılıkla başka kiralama acentelerinde araba bulamadıkları için kendilerine gelmeden önce telefon etmişlerdi. Götzl’ün, meslektaşının yabancı plakalı bir araba görmüş olduğunu aktarması üzerine K. kendisinin bir araç görmemiş olduğunu söyledi. Müşteri Almanya’da kısa bir yolculuk yapacaklarından bahsetmiş olabilirdi. Götzl’ün sorusu üzerine K., karavanın yeni sayılabileceğini, o zamanki değerinin 40.000 avro olduğunu söyledi. Götzl erkek hakkında yapılan tanımı aktardı, K.‘nın ifadesinde bu kişi sportif görünümlü, kaslı, 1.80 ila 1.85 boylarında, 30-35 yaşlarında ve çok kısa saçlı olarak tanımlanmıştı. K. konuşmasından onun Kuzey Almanya bölgesinden geldiğini tahmin etmişti. Üstünde kot pantolon ve uzun kollu tişört vardı. Ardından fotoğraflar gösterilmeye başlandı. 7 numaralı fotoğrafta sanık Holger G. görülüyordu. K. 7 numaralı fotoğrafın tanıdık olduğunu ama teslimatın bu kişiye yapıldığını yüzde yüz olarak söyleyemeyeceğini ifade etti. Ardından Mundlos, Böhnhardt ve Zschäpe’nin fotoğrafları gösterildi. K. fotoğrafalrı televizyondan tandıığını söyledi. Sonrasında Götzl K.‘nın 7 numara hakkındaki ifalerini aktardı, buna göre, kişinin kafa yapısı, kısa saçları ve vücut yapısı tanıma uyuyordu ama bu kişi bakımsız ve sakallı olması karavanı kiralayan kişide olmayan bir özellikti. Götzl, K.‘nın kişinin tıraşlı ve sempatik bir görünümü olduğundan önce yüzde 60, sonra yüzde 80 ve sonunda yüzde 100 emin olduğunu söylemiş olduğunu aktardı. K. bunun memurların kendisine fotoğrafları tekrar tekrar göstemiş olmalarından ve 7 numaranın bunlarla uyuşmuyor olmasından kaynaklandığını söyledi. K. kadının 30-35 yaşlarında olduğunu söyledi, gözlük takıyor olduğunu hatırlamıyordu. Götzl bir ifadeden alıntı yaptı, buna göre kadın 30 yaşlarında, „koyu renk saçlı bir tip“ti , 1.65 ila 1.70 boylarındaydı ve ince yapılıydı, Saksonya diyalekti değil „bölgemize uyan“ yüksek Almanca, belki Thüringen diyalekti konuşuyordu. K. bunu hatırlayamadığını söyledi. Kadın kalın bir ceket giyiyordu. Götzl K.‘nın önceki ifadesinde, kadının yakası kırmızı bir ceket giyiyor olduğunu söylediğini aktardı ancak K. kadını sadece 14 Ekim’de gördüğünü söylemişti. Müdahil Avukat Basay K.‘nın  “Sportboote Zi.” diye bir şirket bilip bilmediğini sordu. K. bunun karşılıklı olarak birbirlerine müşteri gönderdikleri ortak bir şirket olduğunu ama söz konusu müşterileri bu şirkete kesinlikle göndermemiş olduğunu söyledi. Avukat Behnke K.‘nın bir avukata danışıp danışmadığını öğrenmek istedi. K. ortada hala yanmış bir karavanın söz konusu olduğunu söyledi. Bunun için bir avukatı vardı. Ancak orada söyleyecekleri için özellikle hazırlanmamıştı. Avukatıyla oraya, mahklemeye gerektiği hakkında konuşmuştu ve ayrıca mahkemeye bir mektup gönderilmişti. K. avukatın adını söylemek istemiyordu. Avukat Reinecke’nin sorusu üzerine K., kiralama sırasında ehliyetin görüldüğü ve bilgilerin kaydedildiğini söyledi. Fotoğraf kısaca yüze bakılarak kontrol ediliyordu. Bu kontrolü meslektaşı yapmıştı. Reineceke, cep telefonu incelemesinin daha 26 Ağustos’ta, saat 10.58‘de üçlünün K.‘nın şirketiyle iletişime geçmiş olduğunu gösterdiğini öne sürdü. H. bununla ilgili bir şey hatırlamadığını söyledi, belki müsait araç sorulmuş olabilirdi. Sık sık müsait araç soran telefonlar geliyordu, bu tip aramalar kaydedilmiyordu. Avukat Behnke dosyalardan alıntı yaparak K.‘nın avukatının adını söyledi. Soru üzerine K., hasar gören karavan için şimdiye kadar bir yardım almadığını söyledi. Öncellikle, avukatı hakkında daha fazla soruya cevap vermeyeceğini bildirdi. Avukat Hoffmann tanığa bir fotoğraf gösterilmesini talep etti.  Kısa bir aradan sonra sanık André E.‘nin eşi  Susann E.‘nin fotoğrafı gösterildi. Tanık burada kişinin saçlarının örülü olduğunu, bunun için tanıyamadığını söyledi. Onu saçları örgülü olmadan düşünse bile bir sonuca varamadığını ifade etti. Sorgulama saat 10.49’da sona erdi.

Götzl tanıklar , Torsten Wa. [ikisi de aşırı sağ camiadan]ve Ra.‘nın [memur]daha sonra dinleneceklerini bildirdi. Tanık Bianca K.‘nın sorgulanmasına geçildi. K. aracın teslim alınması sırasında işyerinde olduğunu ancak diğer müşterilerle ilgileniyor olduğu için fazla bir şey farketmediğini söyledi. Bir defasında kendini Holger G. olarak tanıtan biriyle konuşmuş olduğunu ifade etti. Konu kiralama süresinin uzatılmasıydı. Bir çocuk olduğunu meslektaşından öğrenmişti, kendisi sadece çocuğun sesini duymuştu. Kadın zayıftı ve siyah saçları vardı, adam gözlüklüydü, kırmzı giysileri vardı ve 30-40 yaşlarındaydı. Adamın yüzü meslektaşına dönüktü, kadın rafların önünde duruyor ve kamping broşürlerine göz atıyordu. Götzl K.’nın polise verdiği ifadeden alıntı yaprak, onun çocuğun kız, 7-8 yaşlarında ve yaklaşık 1.20 boyunda olduğunu söylediğini aktardı. Bu konuda bir şey hatırlamıyordu, bunu kendisine daha önce meslektaşı söylemiş olabilirdi. Götzl ifadede adamın tanımının şöyle yeraldığını söyledi; 1.90 boylarında, sportif yapılı ve üst kısmı geniş, ceketinin altına kırmızı tişört giymiş bir adamdı. Kadın 1.70-1.75 boylarında, 30-35 yaşlarındaydı, zayıftı ve koyu renk saçları vardı. .K. kadının saçlarının toplanmış olmadığından emindi. Daha sonra konu, kiralama süresinin uzatılmasının konuşulduğu 7 Kasım 2011’de yapılan telefon görüşmesine geldi. Götzl, nüşterinin K. İle daha önce bir defa konuşmuş olduğunu, aracı 21 Ekim’de teslim almak istediğinin ama ancak 25 Ekim’de alabileceğinin konuşulduğunu aktardı. K. “Başından beri böyle bir, bir öyle bir böyle durumu söz konusuydu.” dedi.

Sonraki tanık, 2000’den 2007’ye kadar üçlüye araç kiralamış olan Chemnitz’deki karavan kiralama acentesinden Alexander H.’ydi. H. araçların her zaman G. adına kiralanmış olduklarını anlattı.  André E. ismi kendisine bir şey ifade etmiyordu. Araç kiralayan kişi, „medyadan tanınan kişi“ydi. Zaman zaman araç kiralıyordu. Fazla dikkat çekmeyen kısa saçlı bir tipti. „Genel olarak yalnız“dı. H. annesinin telefon etmiş veya kira sözleşmesi yapmış olabileceğini söyledi, „Ama araç teslimi araba bakım kısmında yapılmıştı. Ardından H.‘ye fotoğraflar gösterilmeye başlandı, 2 numaralı fotoğrafta Holger G., gözlüklü ve farklı bir saç kesimiyle görünüyordu. H. kendisiyle görüşenin bu beyefendi olduğunu söyledi. Aralarında  Zschäpe’nin fotoğrafının da bulunduğu diğer fotoğraflardaki kişileri tanımıyordu. Uwe Mundlos, Holger G. ve André E.‘nin fotoğraflarının bulunduğu diğer dosyadaki kişileri de tanımıyordu. H. kendisine gösterilen,  kiralayan olarak “André E.” isminin yazılı olduğu kira sözleşmesi formunun onun annesi tarafından doldurulmuş olduğunu söyledi. Ödeme nakit veya EC kartı ile yapılmıştı, depozitonun her zaman nakit ödenmesi gerekiyordu. Götzl’ün sorusu üzerine H., arkasında bir dergi unuttuğunu, kendisinin bunu unutulan eşyalar için ayrılmış bir karton kutuya koyduğunu söyledi. Götzl bunu bir „Örümcek Adam“ sayısı olduğunu aktardı. Yaklaşık 2 yıl sonra „G.“ aramış ve bu dergiyi sormuştu. H. polis sorgulamasında bunu 2010 yılında gerçekleştiğini söylemişti. H. bunu doğruladı. Götzl devam ederek, H.‘nin 2007’den sonra bir daha araba kiralanmadığını hemen hemen kesin olarak söyleyebileceğini ifade etmiş olduğunu aktardı. Yüksek Mahkeme Kurulunun sorusu üzerine H. bazen kışın araba kiraladıklarını, kışın da buna dahil olduğunu söyledi. 2008’den sonra uzun süre araba kiralamamışlardı. Müdahil Avukat Lunnebach’ın sorusu üzerine H.,  André E.‘nin ismini davadan dolayı bildiğini söyledi. Ancak sanık sırasında oturanlardan, medyadan tanıdığı  Zschäpe’den başka kimseyi çıkaramıyordu. Avukat Narin, 2000’den 2007’ye kadar 14 defa araç kiralandığını, ilk üç kiralmanın 2000 ve 2003 arasında “André E.” takma adıyla yapıldığını aktardı. H. aynı kişinin söz konusu olup olmadığını söylemeyeceğini ifade etti. H. „G.“‘nin Hannover’den geldiğini bildiklerini söyledi. H., Thomas Gerlach [Thüringen’den tanınmış bir ] isminin kendisi için bir şey ifade etmediğini söyledi. Narin’in sorusu üzerine H., kendi politik görüşünün sağ veya „milliyetçi“ olmadığını ifade etti. Narin H.‘nin sahip olduğu araçların plakalarını sordu. Araçların plakları A ve H ile başlıyordu. Bir plakadaki 28 sayısı H.‘ye bir şey hatırlatmıyordu. Michèle Kiesewetter cinayetini ilk defa sorgulama sırasında polisten duymuştu. 25 Nisan 2007’de, kullanılmış bir karavanı görmek için yoldaydı, mekan „yakınlarında“ olmalıydı. Daha önce ifadesi alınmış olduğundan polisin dikkatini çekmemişti. Avukat Langer kiralama sözleşmesinin faturasının bulunup bulunmadığını sordu. H. kira sözleşmlerinin fatura olduklarını söyledi. Langer sunulan örneğin farklı göründüğünü söyledi. Bunun üzerine H., bir kiralama sözleşmesinin zaten gerekli olduğunu, sadece faturayla kiralama yapılmadığını söyledi. Belgeler on yıl saklanıyordu. Bir faturanın sunulmak üzere aranması için ara verildi. Ardından fatura gösterildi. H. bunu şirketine ait bir fatura olduğunu söyledi, bir kira sözleşmesinin de orada olup olmadığını söylemesi için bir göz atması gerekiyordu. Eğer mevcutsa savcılık bunu mutlaka bulmuş olmalıydı ama yine de bir bakabilirdi. Langer’in sorusu üzerine H., kilometre kısıtlaması olmadığından yapılan kilometrelerin kaydedilmediğini söyledi. Aksi takdirde takometre takmaları ve kurşunla mühürlemeleri gerekirdi ki  o bunun maliyeti çok yüksekti. Çevrede  araba kiralayanlar, alışılmadık kişiler değildi. Behnke’nin sorusu üzerine H., sadece şahsi aracının plakasında “AH” harflerinin bulunduğunu söyledi. H. “O zamanlar bunu hiç düşünmemiştim ve plakasında AH harfleri bulunan her kişinin şüpheli olup olmadığını bilmiyorum.”dedi. Heilbronn’a yolculuğu ile ilgili bir defter tutmamıştı, karavan nakil aracı sadece iş için kullanılıyordu. Araç 2009 veya 2010 yılında bir kaza yapmıştı, bununla ilgili belgeleri sunabilirdi. Avukat Reineceke’nin sorusu üzerine H., kiralamalarda ehliyet ve kimlik kontrolü yapıldığını söyledi. Reineceke, dosyada André E. adına üstünde sadece kimlik numarasının yazılı olduğun bir sözleşme bulunduğunu söyledi. Genel olarak ehliyetin her zaman kontrol edildiğini ama bir defa böyle bir şeyin olmuş olabileceğini söyledi. Ehliyetlerdeki fotoğrafları kısaca kontrol ediyorlardı.

Bunu öğle arası izledi. Saat 13.06’da duruşmaya devam edildi. Üstünde Holger G.‘nin adı ve resmi bulunan bir ehliyet gösterildi. H. şimdiden bir fark görebildiğini ancak o tarihte bunu farkedip etmediğini hatırlamadığını söyledi. Avukat Behnke’nin sorusu üzerine H., Heilbronn’a yaptığı yolculukta babasının yanında olduğunu söyledi. Aynı gün radyoda kadın polisin öldürüldüğünü duymuş olabilirdi ama hatırlamıyordu. Behnke insanın böyle bir şeyi nasıl unutabieleğini sordu, H.‘ye inanmıyordu. itiraz etti, bunun üzerine Behnke Klemke’ye, yargı mensubu olmasından kaynaklanan sorumluluklarını hatırlattı, Klemke’nin sık sık bu sorumluluklarına ters düştüğünü belirtti. Klemke karşı çıkarak bu suçlamayı kabul etmediğini söyledi. H. bu defa kendisinin o karavanın sahibine gitmiş olduğunu, ismini hatırlayamadığını söyledi. H. devam ederek, aracın ilanının „mobile.de“ye konulmuş olduğunu ekledi. Bunların hepsi polis tarafından kontrol edilmişti. H. bugünkü ifadeleriyle ilgili olarak hiç kimseyle konuşmamış olduğunu söyledi.

Kızlık soyadı Ro. olan tanık Silvia Sch.‘nin dinlenmesine geçildi. Onun sorgulaması Beate Zschäpe tarfından kullnılmış olan bir AOK (sağlık sigortası) kartı hakkındaydı (bkz. 23. Duruşma Günü). Sorgulama oldukça sert geçti. Sch. tekrar tekrar bir şeyleri bilmediğini ve hatırlamadığını veya bir şeyleri açıklayacak cümleleri bulmakta zorluk çektiğini söyledi. Tanık sık sık çelişkili ifadeler kullandı. Götzl’ün kart hakkındaki sorusuna hatırlayamadığını söyleyerek  cevap verdi. Kendisi ve eşi „Holger“deydiler [sanık Holger G. kastediliyor], „arkadaşların yapıtığı gibi“ bir şeyler içiyorlarlardı. Sonra G. gruba içlerinde kartı olan birinin bulunup bulunmadığını sormuştu. Sch.  G.‘nin buna neden ihtiyacı olduğunu hiç sorgulamamıştı. G. ona hemen 300 avro teklif etmişti. Kartı bir hafta kadar sonra, tam olarak hatırlamıyordu, bloke ettirmişti sonra kısa sürede yeni kartı gelmişti. Götzl „Bu yaklaşık olarak ne zaman gerçekleşti?“ diye sordu. Sch. „Hatırlamıyorum.“diye  cevap verdi. Götzl “Ancak genel olarak zaman konusunda bir fikriniz vardır herhalde.“dedi. Sch. „Bunu gerçekten hatırlayamıyorum, uzunca bir süre önceydi.“diye cevap verdi. Götzl „Kaç yıl önceydi?“ diye sordu. Sch. suskun kaldı. Götzl Sch.‘nin tahmin etmesini söyledi. Sch.“2006, 2007, bilmiyorum, hatırlamıyorum.“dedi. Götzl “O sırada nasıl bir durum vardı, konu AOK kartına nasıl geldi?“ diye sordu. Sch. “Nasıl yani? Bu sadece kimin kartı olduğuna dair basit bir konuşmaydı. O anda parayı gördüm, sonuçta ben zavallı bir kuaförüm. Nokta.“dedi. Sch. hiçbir tahminde bulunmamış olduğunu, „kartla ne yapılacağını“ hiç düşünmemiş olduğunu ekledi. Konuşma Holger G.‘nin eski dairesinde gerçekleştirilmişti, orada eşinden ve G.‘den başka kimse yoktu. İş, tatil gibi „önemsiz şeyler“ hakkında sohbet etmişlerdi. G. ile ayda  iki üç defa, hafta sonlarında eğlenmek için buluşuyorlardı. Götzl „Bana o anki durumu detaylarıyla anlatmaya çalışın.“dedi. Sch.“Yuvarlak oluşturacak şekilde oturmuştuk ve bir ara Holger bana sağlık sigortası kartımın olup olmadığını sordu. Niye sorduğunu sormadım.“dedi. Sch. G.‘ye karta neden ihtiyacı olduğunu sormadığını söyledi. Götzl “Hiçbir şey sormuyorsunuz. Bununla ilgili hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Bunu hayal etmekte güçlük çekiyorum.“dedi. Sch., iyi htatırlayamadığını söyledi. Sch.“Şu Beate’yi de tanımıyorum, onu daha önce hiç görmedim, hapse girecek duruma düşeceğimi bilseydim kartımı da vermezdim.“dedi. Kartın bloke edilmesiyle ilgili olarak Sch., zaten kartın süresinin yakında bitecek olduğunu düşündüğünü ve bir hafta sonra kartın kaybolduğunu bildirdiğini söyledi. Söz konusu akşam para G.‘de hazır bulunuyordu ve kendisi de cüzdanındaki kartı o anda ona vermişti. Ona başka kart vermemişti. Götzl Sch.‘nin herhalde, G.‘nin kendisine böyle bir kart için 300 avro ödemesi hakkında düşünmüş olduğunu söyledi. Sch. itiraz ederek sadece parayı gördüğünü söyledi. Eşiyle bunu hakkında konuşmamıştı. Götzl tekrar durumu sordu. Sch.“Alkol almıştık ve belki biraz da esrar içmiştik, söylediğim gibi sadece 300 avroyu gördüm.“dedi. G.‘ye veya diğerlerine başka belgeler veya kartlar verdiğini iddiasını reddetti.

Sch. Holger G. ile, eşiyle aynı zamanda, 2005’te Hannover’deki „Soap Club“de tanışmıştı. Politik konular hakkında konuşmamışlardı, kendisi politikayla ilgilenmiyordu. G.‘nin o zamanki politik görüşü hakkında bir şey söyleyemiyordu. Götzl ona eşi Alexander Sch.‘nin ifadelerinden alıntılar okumaya başladı. Bunlarda Hannover’deki evinde gerçekleştirilen teslimden bahsediliyordu. Ayrıca bu kartın 2005’te kullanma yetkisi olmayan bir kişi tarafından kullanıldığından da habedar olmuştu. Alexander Sch. kartın yetkisiz bir kişi tarafıından kullanıldığını kimden öğrendiğini söylemek istemiyordu, bilgi ona kendisine gelen celp hakkında konuştuğu bir hukukçu tarafından iletilmişti. Silvia Sch. bunun hakkında bir şey bilmediğini söyledi. Daha sonra, kart hakkında eşiyle konuşmuş olduğunu ancak yine de kartın akıbetini bilmediğini ifade etti. Götzl, onun biraz önce, eşiyle konuşmamış olduğunu söylediğine işaret etti. Sch. kartın kime gittiğini ikisinin de bilmiyor olduklarını söyledi. Bunu ilk olarak sorgulamada öğrenmişti, Sch. ekledi:“İlk olarak polis beni odağına aldıktan sonra öğrendim. Bayan Sch. artık ünlüsünüz, tam adresiniz de burada.“ Hakim Götzl Sch.‘ye AOK kartının fotokopisini gösterdi. Sch. kartın son kullanma tarihinin 2008’de geçmiş olduğunu doğruladı. Götzl kart alışverişinin 2005’te yapılmış olduğunu, kart üzerinde, kartın süresinin Sch.‘nin söylediği gibi yakında dolacağını gösteren bir bilgi görülmediğini söyledi. Sch. sürekli olarak konunun içinde kaybolduğunu, kartı çalıntı olarak bildirmiş olduğunu söyledi. Götz,  bunun yeni bir versiyon olduğunu, daha önce kartı „kayıp“ olarak bildirmiş olduğunu söylediğini ifade ederek itiraz etti. Sch. o halde kendisini yanlış  ifade etmiş olduğunu söyledi. Sonrasında Götzl Sch.‘ye sırasıyla foroğrafları göstermeye başladı. En son bir kağıt parçası gösterildi. Sch. orada eski adresinin yazılı olduğun ancak yazının kendisine ait olmadığnı söyledi. Bunu üstünde Beate Zschäpe’nin fotoğrafının bulunduğu bir kütüphane kartı izledi (bkz. 23. Ve 38. Duruşma Tutanakları). Sch. hiçbir bir zaman bir kütüphane kartına sahip olmadığını söyledi. Üstündeki kendi adı ve adresiydi ama yazı kendinin değildi. Ardından Fielmann firmasının gözlük kartı, „Radmaxx“ firmasından bir bisiklet kartı, „Praktiker“ firmasının payback kartı, diş doktorundan alınmış bir tedavi faturası, sağlık sigortası üzerinden yapılan bir ödemenin fişi ve bonus defteri gösterildi. Sch. her defasında belgelerin kendisine ait olmadığını söyledi. Sorgulama gününde eşiyle konuşmuş ve hiç ilgisi olmayan bir şeyin „içine çekildiğini“ söylemişti. Götzl, polis sorgulamasında adı, adresi ve kendisine ait diğer bilgileri içeren belgelerle karşılaştığında bunların başkaları tarafından kullanıldığını düşünmüş olması gerektiğini söyledi. Sch. kafasının tamamen boş olduğunu söyledi. Götzl itiraz ederek, daha çok bu konuda bir söyleme „istemediği“ gibi bir izlenim oluştuğunu ifade etti. Götzl Sch.‘ye, eşini dinlemeden kendisini göndermeyeceğinden emin olabileceğini söyledi. Sch. eşiyle konuşmuş olduğunu, onun da bu durumu nahoş bulduğunu söyledi. Yinelenen soru üzerine Sch., eşiyle AOK kartı hakkında konuşmadığını söyledi. Çelişkili ifade sorulduğunda Sch., kendisinin ve eşinin bütün gece hiç uyumadıklarını sabah saat üçe doğru oraya geldiklerini ifade etti. Götzl duruşmaya ara verdi ancak Sch.‘ye eşiyle hiçbir şekilde iletişimde bulunmaması gerektiğini söyledi. Aradan sonra Götzl, sorgulamaya ara verileceğini bildirdi. Avukat Hoffmann [Keupstraße davasından müdahil avukat] itiraz ederek bunu uygun bulmadığını, öncelikle zaten orada bulunan eşin dinlenmesinin gerektiğini söyledi.  André E.‘nin savunması, tanığın Keupstraße davası açısından ne anlam ifade ettiğini bilmediğini söyledi. Hoffmann itiraz ederek sorunun NSU’nun nasıl ve ne tür belgeler elde ettiği olduğunu ve bunun bütün davaları ve iddianameleri ilgilendirdiğini ifade etti. Avukat Behnke Götzl’ün tanığa karşı yaklaşımının gerekenden daha sakıngan olduğunu söyledi. Götzl yaklaşımın ceza prosedürleri dahilinde bulunduğunu ifade etti. Avukat Lunnebach, Mahkeme Başkanının bu konuda mantıklı bir şekilde sabır gösterdiğini ifade etti. Lunnebach “Mahkeme Başkanınınki tamamen yerinde bir tutumdur.“diye ekledi. Bunu verilen başaka bir ara izledi ve ardından Götzl sorgulamaya ara verildiğini bildirdi.

Avukat Pınar, Alexander Sch.‘nin öncelikle dinlenmesini talep eden ve aksi takdirde delil kaybı yaşanması sebebiyle Mahkemenin karar verme yetisinin sıfıra ineceğini ifade eden bir dilekçe verdi. Diğer müdahil avukat buna katıldılar. Federal Savcılık, mahkmenin karar verme yetisinin sıfıra inmeyeceğini ancak, önce Alexander Sch.‘nin ve ardından tekrar Silvia Sch.‘nin sorgulanmasının makul olduğunu ifade etti. Wohlleben’in savunması Klemke uygulamaya itiraz etti. Diğer bir aradan sonra, saat 15.50’de tanık Brigitte Börnhardt’ın davet edileceği ve Silvia Sch.‘nin sorgulamasına devam edileceği bildirildi. Sch. tutuklanmasından önce Holger G. ile en son 2011’de görüştüğünü anlattı, önce Münster’deki Ortaçağ Pazarında ve sonra „onların evinde“ görüşmüşlerdi. En son görüşme ise Isernhagen’daki „Seehaus“ta gerçekleşmişti, tam tarihi hatırlamıyordu ama hava sıcaktı. Sch. bunun devam eden dava sırasında yaşandığını doğruladı. Konuşma sırasında G., Sch.‘yi bu işe karıştırmasından dolayı üzgün olduğunu ifade etmişti. Diğer kimlikler hakkında konuşulmamıştı, sadece sağlık sigortası kartı bahis konusu olmuştu. Sch. onun „onların bu kadar becerekli olabileceklerini asla tahmin etmemiş“ olduğunu söylediğini ekledi. Sch. Götzl’ün sorusu üzerine, G.‘nin hiçbir zaman Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe hakkında bir şey anlatmadığını, kendisinin G. ile asla silahlar hakkında konuşmadığını, böyle bir şeyi asla ağzına almadığını söyledi. Wohlleben’i tanımıyordu, G. kendisini bulunduğu bir ortamda hiçbir zaman Wohlleben’den bahsetmemişti. Kendisi sorgulandıktan sonra G. ile yapılan görüşmede, kartın kullanılmasından somut şekilde bahsedilmemişti. Sch. bunu medyadan ve polisten duymuş, G. bununla ilgili bir şey söylememişti. G. „bin defa“ özür dilemişti. Sch. eşinin kartın kime verildiği konusundan haberdar olduğunu reddetti. Eşiyle konuşmalarında  Böhnhardt, Mundlos, Zschäpe ve Wohlleben isimleri asla geçmemişti. Götzl’ün eşinin Skinhead camiası içinde bulunup bulunmadığı sorusu üzerine Sch. “Bu benden  önce olmuş olabilir“dedi. Diğer sorular üzerine, eşinin daha önce Skinhead camiasında aktif olduğunu ama artık böyle bir şeyin söz konusu olmadığını söyledi. Götzl Alexander Sch. ifadelerinden alıntı yaparak, Holger G. ile tanışmadan önce kendisini genellikle aşırı sağcı olarak tanıttığını söylemiş olduğunu aktardı. Sch. bunun kendisinden önce olduğunu yineledi ve G.‘nin politik görüşünü de bilmediğini söyledi. Göztl bütün bu zaman boyunca asla politik konuşma yapılmadığını mı sordu. Sch.“Benim bulunduğum bir ortamda hayır“ diye cevap verdi. Ardından Sch.,  o Laueneau’ya taşındıktan sonra Holger G. ile iletişimin azalmış olduğunu söyledi. Hakim Lang’ın sorusu üzerine Sch., kart tesliminin taşınmadan önce yapılmış olduğunu ifade etti. Bir ya da iki hafta sonra kartın kayıp olduğunu bildirmişti. Hakim Lang,  G.‘nin kartla ne yaptığını bildiğine göre, bunu sorgulamış olması gerekip gerekmediğini sordu. Sch. itiraz ederek bunu bilmiyor olduğunu söyledi. Lang, Sch.‘nin onları aptal gibi mi göstermeye çalıştığını sordu. Ardından, aksi takdirde, Sch.‘nin kendisi olsaydı böyle bir kartla ne yapabilecek olduğunu sordu. Sch. kendisinin bununla doktora gidebileceğini, bir başkasının da aynısını yapabilecek olduğunu söyledi. Ama bunun hakkında hiç düşünmemişti. Mahkeme Başkanı Götzl, onun kart için 300 avro aldığını ve kartın kayıp olduğunu bildirmek için beklediğini tekrar etti. Sch.‘nin bunun akla uygun gelip gelmediği hakkında düşünmesi gerektiğini söyledi. Sch. o tarihte bunu düşünmediğini söyledi,“Burada söylediklerim gerçekten de benim yaşadıklarımdır“diye ekledi. Hakim Kramer, bu konuda hiçbir şey düşünülmediğine inanmanın zor olduğunu söyledi. Kramer’in sorusu üzerine Sch. parayla yiyecek almış olduğunu söyledi. Federal savcı Diemer’in sorusu üzerine Sch., bir erkek olan Holger G.‘nin üstünde kadın adı yazılı bir kartla ne yapacağını da sorgulmadığını ifade etti. Ardından Federal Yüksek Başsavcı Weingarten sormaya başladı. Sch.‘nin başlangıçta, Holger G.‘nin orada kartı olan „biri“nin bulunup bulunmadığını sorduğunu anlatmış olduğunu söyledi. Sch. bununla direk olarak kendisinin değil, eşi ve kendisinin kastedilmiş olduğunu ifade etti. G. bunu “ortaya söylemiş“ti. Sch. gelen çok sayıda diğer soruya, sorgulamaya gelirken yolda eşiyle sorgulama hakkında konuşmamış olduğu şeklinde cevap verdi. Weingarten’ın soruları üzerine Sch., yol boyunca susup susmadıkalrından artık emin olmadığını söyledi. Ardından Weingarten, eşinin kartın başka biri tarafından kullanıldığını nereden bildiği konusunda Sch.‘nin bir açıklaması olup olmadığını sordu. Sch. buna olumsuz cevap verdi. Weingarten, Sch.‘nin daha önce „Beate’yi“ tanımadığını söylediğini ifade etti ve birbirini tanımayan yetişkin insanların birbirleri hakkında konuşurken isimlerini kullanmalarının alışıldık bir şey olup olmadığını sordu. Sch. böyle bir şeyi düşünmemiş olduğunu, yine de  Zschäpe’yi tanımadığını ve herhangi bir bağlılık hissetmediğini söyledi. Bunu saat 16.58‘ kadar süren süren kısa bir ara izledi. Federal Savcı Schmidt Sch.‘ye Holger G.‘nin ifadesinden bir alııntı okudu, burada Sch.‘yi „bela“ olmayacağını söyleyerek, „ağzından girip burnundan çıkarak“ kartı vermeye ikna ettiğini söylediği yazıyordu. Sch. böyle bir ifadeyi hatırlamadığını ama o tarihte, bunun „bela olacağını“ önceden düşünmemiş olduğunu söyledi. Hakim Götzl Sch.‘ye, eşinin G.‘nin kartın ne için kullanılacağı sorusuna cevap vermemiş olduğunu söylediğini, öyleyse bu sorunun elbette sorulmuş olduğunu hatırlattı. Sch. kendisinin kesinlikle sormadığını, eşinin sorup sormadığını da hatırlayamadığını söyledi. Müdahil Avukat İlkbaş’ın sorusu üzerine Sch., Isernhagen’daki son görüşmede G.‘nin kendisini arayıp dışarı çıkabildiğini söylediğini, ona kendisi, annesi ve kız arkadaşı ile buluşup „bir bira“ içimek isteyip istmediğini sorduğunu anlattı. Avukat Scharmer’ın, LKA tarafından sorgulanmasının kendisi için özel bir durum mu olduğu yoksa sıradan bir şey mi olduğu sorusu üzerine Sch.“Çok da özel bir durum değildi“ diye cevap verdi. Scharmer sorgulamanın ardından dönüş yolunda ne olduğunu sordu. Sch. kendisinin ve eşinin sorgulama hakkında konuştuklarını, kendisinin ağladığını ve bunun üzerine bir süre durduklarını eşinin kendisine sarıldığını anlattı. Holger G.‘nin avukatı Hachmeister sorunun daha önce sorulmuş olduğunu söyleyerek itiraz etti. Götzl sanıktan cevap almanın zor olduğunu söyledi. Hachmeister de müvekkili de arkalarına yaslanarak güldüler. Belki Hachmeister’in, burada konuşulana katkıda bulunmanının zamanının geldiğini müvekkiliyle görüşmesi gerekirdi. Hachmeister kendisinin tanığa gülmediğini söyledi. Scharmer şimdiye kadar gidiş yolculuğunun konuşulduğunu, kendisinin döünüş yolculuğunu sormak istediğini söyledi. Sch. konuşulanları tek tek hatırlamadığını, durumun “berbat” olduğunun konuşulduğunu söyledi. Scharmer, “’Berbat’ diye bir değerlendirme yapmadan önce durumun tanımlanmış olması gerekir.”dedi. Sch. “Hatırlamıyorum.”dedi. Ardından Scharmer, G.’yle son buluşmayı sordu. Sch. G.’nin tanık koruma programında olduğunu, iki sivil polisin de hazır bulunduğunu söyledi. Avukat polislerin bütün buluşma süresi boyunca orada bulunup bulunmadıklarını sordu, Sch. buna olumsuz cevap verdi. G. söyleyene kadar onun yanındakilerin kim olduklarını bilmiyordu. Bliwier bir kez daha sorgulama gününü sordu. Telefonla gerçekleştirilen davet ve polise gitmeleri arasında ne kadar süre geçtiğini öğrenmek istedi. Sch. bunu hatırlamadığını ama işten sonra olduğunu söyledi. Niçin ifade vermeye gitmesi gerektiğini bilmediği konusunda ısrar etti. Bliwier Alexander Sch.’nin konuşmuş olduğu hukukçuyu sordu. Bliwier: “Sorgulamada nasıl davranılacağını, bir hukukçuyla konuşmuş olan eşinizden hiçbir şekilde öğrenmediğinizi söylüyorsunuz” dedi. Sch. “Bilmiyorsam bilmiyorumdur” dedi. O kendisine bunu anlatmış olabilirdi, ama artık hatırlamıyordu. Sch. eşinin ve kendisinin poliste farklı ifadeler verdiklerinin konuşulup konuşulmadığını hatırlamıyordu. Avukat Hoffmann’ın sorusu üzerine Sch., eşinin aranıp aranmadığını hatırlamadığını, kendisinin ona bunu ilk olarak kesinlikle evde söylemiş olduğunu iafe etti. Eşi bütün bu süre boyunca kendisiyle beraberdi. Hoffmann, sorgulamanın konusu hakkında eşinin ne gibi tahminleri olduğunu sordu. Sch. “Kartım hakkında olabileceğini olduğunu düşünmüştü.”dedi. Hoffman’ın sorusu üzerine Sch., 2010 yılında bir süre eşinden ayrılmış olduğunu, bu sürede farklı evlerde yaşmış olduğunu ama aynı yıl terkar biraraya geldiklerini anlattı. Sch. Münih’e yapılan yolculukla ilgili olarak, saat sekizde yola çıkmış olduklarını ve saat üçe doğru Münih’e varmış olduklarını söyledi. Yolculuk sırasında house ve tekno müzik gibi “önemsiz” konular hakkında konuşmuşlardı. Eşi kendisine mahkeme salonunun yapısının nasıl olduğunu anlatmıştı. Eşi ona, kendisi hakkında bazı şeyleri anlatmaması gerektiğini söylememişti. Ona, sakin olmasını söylemişti:”Başka ne söyleyebilirdi ki?” Hoffmann, Alexander Sch.’nin arkadaşlarının isimlerini sordu. Silvia Sch., Holger G.’den başka yakın arkadaş tanımadığını, sadece tanıdıkları bildiğini söyledi. Hofmann Johannes Kn., Hannes Fr., Dorin Da., Thomas Dü., Marc Bo. isimlerini saydı. Sch. hiçbirini tanımadığını söyledi. Hoffmann tanıştıkaları sırada eşinin dış görünüşünün nasıl olduğunu sordu. Sch. onun dövmeleri olduğunu, kafasının her zamanki gibi 3 mm tıraşlı olduğunu ve kot pantolon ile tişört giyiyor olduğunu anlattı. Daha çok „Old school“ veya „Psychobilly“ tarzı olarak tanımlamak mümkündü. Aşırı sağ camiaya işaret eden dövmeleri yoktu. Ama göbeğinde „Skinhead“ dövmesi vardı. Holger G. normal görünüyordu, ona „Holgi“ veya „Ossi“ diyordu. Sch.‘nin kendisi Leipzig’ten geliyordu bu yüzden G.‘nin Jena’dan geldiğini öğrenince sohbet etmeye başlamışlardı. Hafta sonunda eğlenmek için genellike diskoda ama bazen de evde buluşuyorlardı. Evde sadece elektronik  müzik dinliyorlardı. Hoffmann, eşinin kartı G.‘ye vermiş ve paranın sadece bir kısmını almış olmasının mümkün olup olmadığını sordu. Sch. buna olumsuz cevap verdi. Sch. eşinin kendisiyle evliyken adam yaralamadan ceza almamış olduğunu söyledi. Hoffmann, Silvia Sch.‘nin 2008 yılında eşinin ağır bir şekilde yaralamasına tanık olduğunu bildiren Anayasayı Koruma Dairesinin bir notunu okudu. Sch. bunu inkar etti. Ayrıca eşinin son yıllarda Rock camiasıyla iletişim kurduğunu da kabul etmedi.

Avukat Langer tekrar kart teslimini sordu. Sch. kartın „birine“ ve „ortaya“ sorulduğundan bahsetmişti, bu söylediğinin kendi kartıyla ne ilgisi olduğunu öğrenmek istedi. Sch. bunun, kart hakkında konuşulmamış olduğunu gösterdiğini ifade etti. Langer “O halde hiçbir şey söylemeden kartları çantanızdan çıkarmıştınız.“dedi. Sch. bunu onayladı. Pazarlık böyle değildi, kartı bir iki hafta sonra bloke ettirmesi mümkündü, Pazartesi sabahı erkenden Sağlık Sigortasını arayabilir ve kartı bloke ettirebilirdi. Langer kartın 2.5.2006’da acil tedavi için kullanılmış olduğunu ve bonus defterine, 8.5.2006’da, yani bir hafta sonra kaydedilmiş olduğunu belirtti. Kartın kullanım süresi 2008’de bitmişti. Langer, kendisi ertesi gün bloke ettirebilecek olduğuna göre, Sch.‘nin kartın G. için ne ifade ettiğini düşünmüş olduğunu sordu. Sch. başta hiçbir şey düşünmemiş olduğunu söyledi. Avukat Sidiropulos, Sch.‘nin hiç,  birinin sağlık sigortası satmış olduğuna dair bir şeyler duymuş olup olmadığını sordu. Sch. buna olumsuz cevap verdi. Eşi kendi kartını kullanıma sunmak istemiyordu. Sch. „yaşamlarını sürdürebilmek“ için parayı eşiyle beraber harcamıştı. Avukat Kuhn, eşinin politikayla ilgilenip ilgilenmediğini sordu, Sch. buna olumsuz cevap verdi. Eşi oy vermeye de gitmiyordu, bir defasında beraber oy vermeye gitmişlerdi, eşi CDU’ya oy vermişti. Eşinin bir cemiyette dahil olmuş olduğunu biliyordu ama cemiyetin adını ve veya bunu ne zaman olduğunu bilmiyordu. Sch. beraber yaşadıkları evde hiç aşırı sağcı radikal gruplara ait müzik görmemişti. Kuhn ardından, eşinin arkadaşlarının isimlerini sordu. Bu, sorunun makul olup olmadığına dair uzun bir tartışmaya neden oldu.  Tanık çıktığında Kuhn, Holger G. ile ilgili dosyadan, G.‘nin söylediğine göre aşırı sağdan, çok sayıda tadığın söz konusu olduğunun, ancak kendisinin sadece özel kontaklarının bulunduğunun bilindiğini söyledi. Alexander Sch. içinde durumun aynı olup olmadığıyla ilgileniyordu. Alexander Sch.‘nin rolü farklı olabilirdi, bu rol aşırı sağ camiaya bağlılıyla ilgili olabilir ve kart teslimini teşvik etmiş olabilirdi. Diğer yorumların ardından Götzl, eğer en yakın arkadaş çevresi ile ilgiliyse sorunun makul olduğunu söyledi.

Avukat Kuhn’un sorusu üzerine, tekrar geri gönmüş olan tanık, yakın arkadaş olarak Sascha ismini verdi: “Bu bizim dövmecimizdi.“dedi. Kuhn sorusuna, kocasının nazi geçmişini hiç sorgulamamış olduğu cevabını verdi. Acukat Lunnebach, Sch.‘nin G.‘nin tutuklanmasından nasıl haberdar olduğunu öğrenmek istedi. Sch. bunu televizyondan öğrendiğini söyledi. Lunnebach, ancak orada tam ismin söylenmediğini ifade etti. Sch. Holger G.‘den bahsedildiğini söyledi. Sch. soru üzerine, G.‘nin tutuklanmasından ilk olrak sorgulamadan sonra haberdar olduğu cevabını verdi. Avukat Clemm, G.‘nin tutuklandığından beri yalnız bir defa mı buluşulduğunu sordu, Sch. bunu doğruladı. Ama G. ile ayda hatta haftada iki-üç defa buluşuyor olduklarını, sonrasında iki üç ay hiçbir buluşma gerçekleşmemiş olduğunu söyledi. Clemm durum kontrol edildiğinde bunun anlaşılıp anlaşılmadığını öğrenmek istedi. Sonunda Sch. kendi sorgulamasından önce G.‘nin tutuklanmasından haberdar olmuş olduğunu söyledi. Yine sorgulamadan önce onun eşiyle de iletişime geçmişlerdi. Ancak onunla asıl olarak kocası hakkında konuşmuşlardı. Avukat Daimagüler Sch.‘ye, eşinin veya G.‘nin hiç yabancılar veya Türkler hakkında konuşup konuşmadıklarını sordu, Sch. buna olumsuz cevap verdi. Damiagüler ifade vermeyle ilgili olarak, neler söylemesi gerektiği hakkında birinden tüyolar alıp almadığını sordu. Sch.“Hayır, görüldüğü buraya hiç hazırlanmadan geldim.“diye cevap verdi. Müdahil davacılardan tanığa, Türkler hakkında çekinceleri olup olmadığı sorusu geldi. Sch.“Ben sağcılara karşı değilim, solcu değilim, yabancılara karşı değilim, bu konularda nötrüm.“diye cevap verdi. Avukat Pınar’ın sorusu üzerine, kartı kayıp olarak bildirdiğinde herhangi bir amacı olmadığını söyledi. G.‘nin tanık koruma programına alınmasıyla ilgili olarak Sch., eşinin G.‘nin bu programa alınmış olmasını garip bulmuş olduğunu söyledi. Ancak sonrasında bununla ilgili „etraflıca“ konuşmamışlardı. Ardından Avukat Pınar, Sch.‘nin sorgulama sırasında verdiği, „bilmediği ve bilmek istemediği“ cevapları sıraladı ve tanığa bunları tekrar onaylattı. Avukat Kolloge, Alexander ve Silvia Sch.‘nin polis sorgulamasında verilen farklı adreslerini sordu. Sch. bunların „harmanlanmış“ olabileceklerini, birbirlerine uymadıklarını söyledi. Avukat Reineceke, kartın üstünde ne doğum tarihi ne de adres bulunduğunu, iki adresin diğer belgelerde yeraldıklarını söyledi. Reinececke, Sch’nin, bu bilgilerin sahte kimlik hazırlamış olan üçüncü kişinin eline nasıl geçtiklerini düşünmüş olup olmadığını sordu. Sch. buna olumsuz cevap verdi. Reinecke onun bilgileriyle hazırlanmış dokuz kimliğin bulunduğunu söyledi, eşine veya G.‘ye bununla ilgili bir şey sormuş olup olmadığını öğrenmek istedi. Sch. olumsuz cevap verdi. Weingarten Sch.‘nin burada tekrar tekrar, sorgulama daveti ve sogulama arasında, konunun ne olduğu ile ilgili olarak eşiyle konuşmamış olduğunu söylediğini ifade etti. Sadece Avukat Hoffmann’a, eşinin bunun kartla ilgili olabileceğini tahmin etmiş olduğunu söylemişti. Weingarten tekrar konuşmalarını ne hakkında olduğunu sordu. Sch. “Bunun kartla ilgili olabileceği hakkında“diye cevap verdi. Sorgulamaya saat 19.24’te ara verildi ve 28 Kasım’da devam edileceği bildirildi.

Avukat Bliwier, tanığın, Holger G. ile tutuklanmasından sonra buluştuklarını, onu konuşma sırasında orada bulunmayan iki sivil meeurun getirdiğini ve götürdüğünü söylediğini ifade etti. O halde tanık koruma programının, tanığın transferini gerektiren, tanık ve sanık arasındaki böyle bir buluşmayı olanaklı kıldığını söyledi. Bu olayın kayıtlar, notlar, görevle ilgili yorumlar ve memurların tanık olarak sorgulanmaları eşliğinde aydınlatılmasını talep eden bir dilekçe sundu. Bir anlaşma yapılması veya bununla ilgili çalışılması durumları dışında bu, tanık koruma programının bütün kurallarına karşıydı. Yüksek Federal Savcı Weingarten itiraz ederek, tutuksuz yargılanan bir sanığın tutuklu olmayan kişilerle istediği takdirde buluşabileceğini söyledi. Buluşmanın polis koruması altında gerçekleştirilmiş olması, tanık koruma programından kaynaklanan bir durumdu. Bu yüzden aydınlatılacak bir şey yoktu. Avukat Scharmer, tanık koruma programı kurallarının normalde önceki kontaktlar ile iletişimi kısıtladığını söyledi. Konu sanığın ne yapabileceği ve tanık koruma programının ne yaptığıydı. Avukat Hachmeister müvekkilinin tanık koruma programını özel anlaşma yapmak için kullanmadığını ifade etti. Gerektiği takdirde görüşmeye katılan diğer kişiler dinlenebilir, böylece bu „cadı avı“na son verilebilirdi. Avukat Bliwier itiraz etti, Gerektiği takdirde görüşmeye katılan diğer kişiler dinlenebilir, böylece bu „cadı avı“na son verilebilirdi. Avukat Bliwier itiraz ederek, Holger G. açıklama yapmadığı takdirde dilekçenin sunulacağını söyledi.

Ardından Avukat Klemke, saatler önce sunmak istediği bir dilekçeyi okudu. Ana davanın görülmesi sırasında işlenen bir cürümün tespit edilmesini talep ediyordu. „Prof.Dr.Behnke“ kendisinin, avukatlık görevi yükümlülüklerini şimdiye kadar bir çok defa çiğnemiş olduğunu söylemişti. Bunun sadece, kendisinin burada, ana davanın görülmesi sırasında avukatlık görevi yükümlülüklerini çiğnediği anlamına gelebileceğini ki bunun çirkin bir iftira olduğunu ifade etti. Behnke onuru zedeleyeci bir iddiada bulunmuş, Mahkeme Başkanı  şimdiye kadar, uygunsuz iki soru dışında kendisini kınayacak bir neden görmememişti. Avukat Behnke, Klemke’nin doktor ünvanını silmesini rica etti, ünvanı istismar etme suçlamasına maruz kalmak istemiyordu.

Duruşma saat 19.39’da sona erdi.

Avukat Scharmer, Alexander Sch. ile Silvia Sch. ve Holger G. arasındaki buluşmayla ilgili bir açıklama yaptı:
“Holger G. kendisinin tanık koruma programında bulunduğu devam eden soruşturma sürecinde, diğer bir zanlı ve onun organizayon işleri ile meşgul bir nazi olarak tanınan olan eşiyle buluşmuştur. Bu olay tek başına Holger G.‘nin tutumuna ve bu davadaki ifadelerine yeni bir ışık tutmaktadır. Ek olarak tanık koruma programından memurların Holger G.‘ye eşlik etmiş olmaları bir skandaldır. Holger G.‘nin aşırı sağ camia tarafından korunuyor olabileceği hesaba katılmalıdır. Tanık koruma programı dahilinde genellikle kişinin önceki çevresiyle  olan iletişimini kesmesi gerekmektedir. Bu özellikle diğer zanlılarla olan iletişim için geçerlidir. Her halükarda, tanıklarla veya diğer zanlılarla olası ifadeler hakkında anlaşmalar yapılamaz. BKA’nın tanık koruma memurlarının, Holger G.‘ye böyle bir buluşmada eşlik dahi etmesine olanak sağlayan şeyin ne olduğunu öğrenmemiz gerekmektedir.“