69. Duruşma Günü – 18. Aralık 2013

0

Tanık

  • Prof. Dr. Siegfried , Uwe Mundlos’un babası

69. gününün tek tanığı Uwe Mundlos’un babası Prof. Dr. Siegfried Mundlos’tu. Oğlunun Beate ve Uwe Böhnhardt’la olan ilişkisiyle ilgili olarak sorgulandı ve oğlunun politik tavrı ve faaliyetleriyle ilgili düşündüklerini anlattı. Siegfried Mundlos ifadesi esnasında sürekli Heyet Başkanı Hakim Manfred Götzl ile çatışma yaşadı. Siegfried Mundlos’un sorgusu bugün sona ermedi ve önümüzdeki duruşma gününde devam edecek.

Bugünkü duruşmanın başlaması defalarca ertelendi. Saat 10:32’de heyet nihayet salona geldi. Yoklamanın ardından Hakim Götzl tanık Charlotte E.’nin video sorgusunun teknik sebeplerden dolayı planlandığı gibi bugün gerçekleşemeyeceğini duyurdu.

Yani bugünün tek tanığı, Uwe Mundlos’un babası Prof. Dr. Siegfried Mundlos idi. 67 yaşında ve emekli olan Mundlos bundan önce enformatik profesörü olarak çalışmıştı. Götzl tanığı sorgu konusunda bilgilendirdi. Mundlos şöyle dedi: “Anladım ve gerçeklere olabildiğinde sadık kalmaya çalışacağım.” Götzl Mundlos’tan öncelikle oğlunun şahsi ilişkileri ve gelişiminin yanında Beate Zschäpe ve Uwe Böhnhardt ile olan ilişkileriyle de ilgili bilgi vermesini istedi. Mundlos belli ki kağıttan okumak istedi, ama Götzl notlar olmadam ifade vermesini rica etti. Mundlos doğrudan tanık ifadesine ait olmayan kimi açıklamalarla başlamak istediğini söyledi. Götzl konunun ne olduğunu sorunca, dava katılımcılarından basındaki masumluk tahminini göz önünde bulundurmalarını rica etmek istediğini söyledi. Götzl sözünü keserek Mundlos’un böyle görüşler bildirmek üzere burada olmadığını, konunun delil göstermek olduğunu söyledi. Mundlos: “Cümlemi bitirmeme izin verin.” Götzl soru sorma hakkını öne sürünce Mundlos memnuniyetle cevap vereceğini söyledi. Götzl davanın nasıl ilerleyeceğine karar verecek olan kişinin Mundlos olmaıdğını söyledi. Mundlos bu duruşmanın öncesinde Federal Savcı Dr. Range’nin bir ifadesini dinlemek durumunda kaldığını ve bu ifadeye göre önemli delillerin sunulmuş olduğunu ve geri kalan herşeyin komplo teorisi olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Götzl araya girerek Mundlos’un burada tanık olarak gerçekler hakkında bilgi vermesi gerektiğini, kendisinden spekülasyonda ve delillerin değerlendirilmesinde bulunmasının beklenmediğini söyledi. Önemli olan yalnızca çağrılmasının nedeni olan konulardı. Mundlos konuyu uzatmak istemediğini, kendisi için önemli olanın, her şeyin aydınlığa çıkması ve olayları açıklığa kavuşturacak her şeyin konu edilmesi olduğunu söyledi. Götzl tekrardan Mundlos’un tanık olarak görevinin davayı yürütmek olmadığını söyleyince Mundlos sadece tanık değil aynı zamanda bir “yaralı” olduğu cevabını verdi. 15 yıldan bu yana burada aslında varolmayan bir bomba imalathanesinin varolduğunu dinlemek zorunda kalmıştı. Bunu söyledikten sonra anlatmaya başladı.

Oğlu 1973 yılında doğmuştu, gayet normal şekilde bir kreşe gitmiş ve kendisinden iki yaş büyük olan özürlü kardeşine karşı hep çok yardımsever davranmıştı. Daha sonra Jena-Nord’da ortaokula gitmişti, notları iyi ve pek iyi arasında değişiyordu. Uwe,1990 yılından kısa süre önce özürlülere uygun bir ev için verdiği mücadelede ona büyük destek vermişti. Uwe Stasi’ye karşı gösterilere de katılıyordu: “Tamemen sistemi eleştiren bir savaşçı haline gelmişti.” Oğlu çok dürüst olduğundan, “tabii ki” zorluklarla karşılaşıyordu, başkalarıyla fiziksel çatışmalara girdiği oluyordu, böylelikle sağa yönelmişti. Uwe daha sonra Carl Zeiss’da veri işleme elemanı olarak eğitim görmüştü, eğitimini 1994 yılı baharında tamamlamıştı. 1991 veya 1992 yılında ilk kız arkadaşı olan Zschäpe ile tanışmıştı. Zschäpe Siegfrid Mundlos’un dediğine göre daha tarafsız giyimli genç bir adamla dans etmeye gitmeyi tercih ederdi. Babası olarak, Beate’nin Uwe’yi belki de sağ çevreden uzaklaştıracağını düşünmüştü. Andreas Re. ile sosyal hizmetler görevlisi ve “eski Stasi elemanı Thomas Grund”un, Uwe Mundlos’un daha 1990 yılından önce bir “faşo” olduğu yönündeki iddiaları doğru değildi. 1992 yılından 1994 ortasındaki ordu zamanına kadar oğlu ve Zschäpe arkadaşlardı, oğlu bazen Zschäpe’nin yanında kalıyordu. Beate 1994 yılında Uwe Böhnhardt ile tanışıp arkadaş olmuştu. Gençlerin farklı yaşam koşulları vardı, çoğunun finansal sorunları vardı, aileleri kısmen işsizdi. “Polis ve barış güçleri” de ortadan kaybolmuştu, bu yüzden “hafif hırsızlık gibi suçlar” yaygınlaşmıştı. “Anlamsız kavgalar ve bu tarz şeyler” de. Oğlunun bunlara ihtiyacı yoktu, arkadaşlarını da engellemek istemişti ama bu her zaman mümkün olmamıştı. Gençler “aptalca fikirler” için “insan avcılarının” eline geçmesin diye Mundlos onlara çeşitli boş zaman aktiviteleri sunmuştu. Örneğin Beate, Uwe ve arkadaşları olan bir çiftin Mecklenburg’daki Krakow am See’de kamp tatili yapmalarına olanak sağlamıştı. Zeitz çevresinde bir baraj gölü bulmuştu ve oraya gitmeleri gerektiğini, orada yüzüp çadır kurup kamp ateşi yalabileceklerini söylemişti. Böylece gençler aptalca hareketlerde bulunmayacaklardı. Mütevazi bir çapta onlara makul alternatifler sunmaya çalışmıştı: “Ve bunu iyi karşılamışlardı.”

Anlatılanlardan gençlerin daha sonra da kendi kendilerine deniz kenarına gittiklerini öğrenmişti. Mundos bunun üzerine: “Şimdi sağcı görüşle ilgili mesele geliyor.” dedi. Bu onu kızdırmıştı, ama Zschäpe’nin tanıdığı kadarıyla kesinlikle sağcı olmadığını vurgulamak zorundaydı. Hatta “sol spektrum”dan olduğunu düşünmüştü. Bunun dışında Zschäpe’nin babası Rumendi, onda “yabancı düşmanlığı” olduğunu hiç gözlemlememişti. Zschäpe’nin anaokulu öğretmeni olmak istediğini, ama bahçıvanlık eğitimi gördüğünü, hayalindeki mesleğin bu olmadığını düşünüyordu. Mundlos: “Şimdi beni düzeltebilir, ama maalesef hiçbir şey söylemiyor.” Oğlu 1995 baharına kadar ordudaydı, orada dış görünümü ve düşüncesi değişmemişti. Yine bombacı ceketi ve çizme giymeye devam ediyordu. Ama Siegfried Mundlos oğlunun o zamanlar sağ çevrenin “geri çekilemeyecek kadar” içerisinde olmadığı konusunda komutanının hükmüne katılıyordu. “Basının galeyana getirdiği” ve Uwe’nin 1994 Ağustosunda ’de Anayasa karşıtı semboller nedeniyle suçlandığı yönündeki hikaye Savcılık’ın hakiki bir saldırısıydı. Kendisi tatilden dönmüş ve Uwe’nin cüzdanında Charlie Chaplin’in “Büyük Fatih” (muhtemelen Büyük Diktatör’ü kastediyor) filminden bir resminin olduğu bir kartvizit bulmuştu. Uwe’ye bunun yalnızca sorun çıkaracağını, herkesin espriyi anlamayacağını söylemişti, ama Uwe buna rağmen kartı yanına almıştı.

Bir gün sonra üç polis özürlü oğlunun evine gelmiş ve Uwe’nin Chemnitz’de propaganda malzemeleriyle yakalandığını ve evinin aranması için izin vermesi gerektiğini söylemişlerdi. “Polis memuru” evin altını üstüne getirmek istemişti. Polisler oğlunun sırt çantasını aramışlar ve AC/DC ve Udo Lindenberg’in müziklerinin olduğu bir çok kaset bulmuşlardı. Hallerinden memnundular. Bunun ardından oğlunu almak için Chemnitz’e gitmişti. Pazar akşamı geceyarısına doğru Chemnitz’e varmıştı, orada 30-40 gencin serbest bırakıldığını görmüştü. Uwe’ye onu götüreceğini söylemişti. Ama Stefan A.’nın (bkz. 61. ve 62. duruşma günü tutanakları) köpeğinin de alınması gerekiyordu, “o da tutukluydu”. Bunun üzerine bunu ertesi gün yapmayı teklif etmişti, ama “Jenalılar” onunla gitmek istememişlerdi. Daha sonra bunun Savcılık’ın “mutlak bir saldırısı” olduğunu öğrenmişti, çünkü söz konusu olan sadece tek bir kartvizitti. Ve oğlunu bu olay yüzünden iki seneden uzun bir süre yıpratmışlardı. İtiraz mühletini sadece bir günle aştığından dolayı ona haksızca 720 Euro ceza “koymuşlardı.” Siegfried Mundlos bunu Schäfer Raporu’nda (Gerhard Schäfer’in Thüringen devlet mercilerinin ve Savcılıklar’ın “Zwickau Üçlüsü” takibindeki davranışlarına dair bilirkişi raporu) oğluyla ilgili tek kayıt olarak okumuştu.

Mundlos salonda basından birileri var mı diye sorunca Götzl şu anda soru soran kişinin kendisi olduğunu, Mundlos’un ona konsantre olması gerektiğini söyledi. Mundlos: “Tek tek tüm gazetelere yazmak zahmetinden kurtulmak istiyorum.” Bu olay hakkında sürekli yanlış haberler çıkıyordu. Uwe’nin 1995 yılı Eylül’ünden itibaren Ilmenau’da abitur yapma şansını kullanmasına sevinmişti. Okula yolladığı başvuruda, abiturun ardından işletmecilik alanında okumak üzere veri işleme elemanı olarak bilgilerini kullanmak istediği yazılıydı. Mundlos Uwe’nin sağ çevreden ayrılacağına, “gözlerine inen perdenin” kalkacağına dair umutlanmıştı. Ama bu maalesef gerçekleşmemişti. Kendine neyin yanlış gittiğini sormuştu. Bir yandan Uweler André K. ve Tino Brandt gibi “eski tanıdıklar” idiler. Mundlos ardından Anayasayı Koruma Dairesi’nin Tino Brandt’a 200.000 Alman Markı üzerinde para sıkıştırdığından ve onun bununla genç insanları Bavyera’da bir konsere gitmeye ikna edebileceğinden bahsetti. Ve Brandt aynı zamanda telefonda muhbirlerin başına konserin Heilsberg’de olduğunu söylemişti. Brandt onu ne zaman davet etse tam saat 24’te polis gelip kontrolleri gerçekleştiriyordu. Saatlerini buna göre ayarlayabileceklerinin lafı edilmişti. Götzl Mundlos’a kendi yaşadıkları ve gözledikleri bunu gösteriyor mu diye sordu. Mundlos okumuş olduğu bir tanık ifadesine işaret etti. Götzl Mundlos’un kendisinin yaşayıp duyduklarından burada verebileceği yeterince bilgi olduğunu söyledi. Mundlos “Bana Tino Brandt’ın çağrılacağını işaret etmek istiyorsunuz.” Götzl Mundlos’a hiçbir şey işaret etmek niyetinde olmadığını söyledi. Mundlos böyle bir tutanağı kendi gözleriyle gördüğünü ve bununla devam edeceğini söyledi. Götzl Mundlos’un sözünü kesti. Mundlos Götzl’ün ona oğlunun nasıl olup da değiştiğini sorduğunu ve nedenin apaçık olduğunu söyledi. Götzl yeniden sözünü keserek Mundlos’u delil konusuna sadık kalması konusunda uyardı ve şu an konunun oğlunun Zschäpe ve Böhnhardt’la olan ilişkisi olduğunu söyledi. Mundlos: “Lütfen konuşmama izin verin, o zaman her şeyi öğreneceksiniz.”

Oğlu Böhnhardt’ı 1994 yılından önce görmüştü ama ancak ordu döneminin sonrasında Ilmenau’dan eve döndüğünde Zschäpe ve Böhnhardt’ın da hemen geldiklerini ve ona yapıştıklarını söyledi. Ve Böhnhardt ile Zschäpe’nin o arada sağ çevrenin içine daha yoğun şekilde girdiklerini öğrendiğinden bunun sağ bir bağlantı olduğunu düşünmüştü. Diğer bağlantı André K. ve Brandt üzerindendi. Wohlleben gördüğü çevrede daha ufak bir rol oynuyordu. Diğer bir bağlantı Thomas St. isimli bir tutuklunun korunmasıydı. Thomas St.’nin oğlu üzerindeki etkisi büyüktü. Siegfried Mundlos bunu bir nevi sosyal yardım olarak görmüştü. Polis dosyalardan ve basından Böhnhardt ve Mundlos’un haftasonları gösterilere gittiğini biliyordu.

Götzl müdahalede bulunarak Siegfried Mundlos’dan kendi bildiklerini aktarmasını istedi. Mundlos oğlunun 1996 yılında Jena’da kendin ait bir evi olduğunu söyledi. Ama daha henüz ailesinin yanında otururken Uwe’nin bilgisayarının başında bir tutukluya mektup yazdığını farketmişti. Orada St.’nin ismi geçmişti, Chemnitz bölgesindendi ve Siegfried Mundlos St.’nin oğlu üzerinde büyük etkisi olduğunu hissetmişti. Götzl bunu nasıl olup da hissettiğini sordu. Genç bir adam bu kadar çok zaman ayırıp bir mektup yazıyorsa bu bir işaretti. Ve oğlu bu kişi hakkında konuştuğunda, St.’ye hürmet ettiğini izlenimini edinmişti. Bununla kastettiği oğlunun St.’nin söylediklerini daha ciddiye almasıydı. Götzl’ün örnek vermesini istemesi üzerine veremeyeceğini söyledi.

St.’nin nerede tutuklu olduğunu bilmiyordu. “Ama Bayan Zschäpe’ye sorun.” Götzl Mundlos’un şu anda tanık olarak orada olduğunu, bu söylediğinin biraz “cıvık” olduğunu söyledi. St. Mundlos’un dediğine göre hapishanede ziyaret edilmişti ve oğlu orada yalnız değildi, yanında St.’yi Uwe’den daha iyi tanıyan bir iki kişi daha vardı: “Ama siz benden daha iyi biliyorsunuz.” Götzl Mundlos’u yeniden uyararak kendi bildiklerine bağlı kalmasını istedi. Mundlos yine de devam ederek basından St.’nin Berlin Eyalet Kriminal Dairesi’nden bir muhbir olduğunu ve iddialara göre patlatıcı maddeyi de tedarik ettiğini öğrenmişti. Götzl Mundlos’a bir kez daha oğlunun Böhnhardt ve Zschäpe ile ilişkisi konusundan uzaklaşmaması hususunda ihtarda bulundu. İkisi oğlunu, geri dönmesinin kısa süre sonrasında neredeyse her haftasonu gelip arabayla alıyorlardı, oğlu da hemen onlarla “sıvışıyordu”. Bunu anlamamıştı. Götzl Böhnhardt Zschäpe’nin yeni erkek arkadaşı mı diye merak etmişti. Yalnızca oğlunun bunu kısaca belirttiğini biliyordu.

Siegfried Mundlos sorgunun başından bu yana önünde duran elmayı ısırdı. Götzl eğer acıktıysa on dakika ara vereceğini söyledi. 11:39’a kadar ara verildi.

Götzl bunun ardından Mundlos’a kendini toparladı mı diye sordu. Mundlos Götzl’ün otoritesine karşı gelmek istemediğini, sadece boğazının kuruduğunu söylei. Götzl Mundlos’a eğer molaya ihtiyacı varsa söylemesi gerektiğini, uzun zamandır “bu işi” yaptığınu, ama Mundlos’un “burada yemek yiyen” ilk tanık olduğunu söyledi. Mundlos oğlunun askerlik zamanından, “zırhlı piyade Mundlos’un orduda sadece olumsuz olarak değerlendirilmediğini” gösteren bir belge vermek istedi. Götzl şu anda konunun Uwe Mundlos’un Zschäpe ve Böhnhardt ile olan ilişkisi olduğunu tekrarladı. Mundlos yanıtlamaya başladı ama Götzl sözünü keserek Mundlos’un soruyu henüz duymadığını söyledi. Göztl Mundlos’un 1992-1994 arasında oğlu Zschäpe ile arkadaş olduğu süre içerisinde Zschäpe ile ne sıklıkta kontağı olduğunu öğrenmek istedi. Zschäpe düzenli olarak ziyarete geliyordu, kuzeninin çocuklarına bakıyordu, bir çok aile görüşmesinde oradaydı. Ve Uwe yaklaşık 1992 ortası-sonundan 1994 Martına kadar Beate ve annesiyle yaşamıştı. Götzl Uwe o zaman da eve geliyor muydu diye sordu. Mundlos Uwe’nin “genç erkeklerin yaptığı gibi” çamaşırları kirlendiğinde eve geldiğini, o zaman annesnin çamaşırlarını yıkadığını söyledi. Ve Uwe ile Beate en azından haftada bir kez onlarla orman tesisinin lokantasında yemeğe geliyorlardı. Mundlos Götzl’ün sorusu üzerine “duymak istediğiniz buysa” birbirleriyle iyi huylu ve eşitlikçi şekilde geçindiklerini söyledi. Götzl bir şey duymak istemediğini söyledi.

Siegfried Mundlos ikisinin etrafta çok fazla gezdiğini, bir keresinde “Çekoslovakya”ya gitmiş olduklarını, ama tam olarak neresi olduğuu bilmediğini söyledi. Başka nerelere gittiklerini de bilmiyordu, ama vedalaştıklarından dolayı seyahate çıktıklarını farkediyorlardı. Zschäpe’nin yanına taşınmasının nedeni genç insanların daha özel bir ilişki içerisinde olmak istediklerinde yaptıkları gibi daha yakın şekilde birlikte oturmak istemeleriydi. İnsanın kendi odasının olmaması iyi değildi. Mundlos soru üzerine oğlunun daha sonra kendi odası olduğunu, ama Beate oraya taşınsa karısının bunu hoş karşılamayacağını söyledi. Mundlos Zschäpe’nin evinde hiç bulunmamıştı. Oğlu taşınıvermişti: “Aile meclisine sormamıştı.”

Ailedeki durumun sorulması üzerine Mundlos bir karısı ve engelli bir oğlu olduğunu, oğlunun tekerlekli sandalyede olduğunu ve sürekli bir bakıcıya ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu yüzden aile olarak engelli oğlunun oturduğu dairenin üstünde oturuyorlardı. Oğlunun Zschäpe ile olan ilişkisinin neden bittiğini bilmiyordu. Oğluyla sadece bunu tuhaf bulduğu için Zschäpe ve Böhnhardt ile halen görüşmesi hakkında konuşmuştu. Ama Uwe bununla ilgili başka bir şey söylemmeişti. Uwe 1994 yılında henüz ordu zamanında gelip yeniden onların yanına taşınmak istediğini söylemişti, bundan bu şekilde haberleri olmuştu. Ve bir gün sonra polis gelip sırt çantasını aramıştı. Götzl Mundlos’a bunu tekrar sormak için bir fırsatı olmadı mı diye sordu. Uwe, Zschäpe’nin yeni bir erkek arkadaşı olduğunu söylemişti, yeni erkek arkadaş ile ilgili olarak oğluyla konuşmamıştı.

Götzl, Uwe Mundlos’un 1992 yılından 1994 yılına kadar olan politik görüşüyle ilgili olarak Siegfried Mundlos’un şu ana kadar sadece asker çizmeleri ve bombacı ceketleriyle ilgili açıklamada bulunduğunu ve bir de kasetlerin sözünün geçtiğini söyledi. Mundlos 1995 baharına kadar geçen zamanda sadece “Chemnitz Hikayesi”nden haberi olduğunu söyledi. O noktada oğlunun, onu eve getirme teklifini geri çevirmesine şaşırmıştı. Bu onun karakteriyle ilgiliydi. Oldukça dürüsttü ve yoldaşlığa önem veriyordu. Belki de Chemnitzlilerin “ödlek” olduklarını düşündüklerine inanmıştı. Götzl daha somut şekilde açıklamasını istedi. Geceyarısı Chemnitz’de gözaltından bırakılan 30-40 genç kişi gelmişti. Bir gösteri ya da bayrakların varlığını görmemişti. Uwe ve bir iki Jenalıya onları eve götürmeyi teklif etmişti, ama onlar Chemnitz’deki arkadaşlarında kalmak istemiştiler. Köpeğin sahibi olan Stefan A.’yı tanımıştı. Götzl nereden tanıdığını sordu. Mundlos: “ Eğer hala bilmiyorsanız, o Beate Zschäpe’nin kuzeni”. Zschäpe ve Stefan A. eskiden birlikte oynar ve yaramazlık yaparlardı. Bunu oğlundan biliyordu. Soru üzerine tesadüfen Stefan A.’nın polise ipucu verdiğini öğrenmiş olduğunu söyledi. Oğlu genç bir adamla kavga etmişti, o zaman bir gazete ilanı çıkmıştı, suçlu ve kurban uzlaşması söz konusuydu. Kendisi kurbanın ailesine gidip şahsen özür dilemişti. Annesinden polisin sadece Stefan A.’nın ipucu üzerine olaya müdahale edebildiğini söylemişti. Götzl ısrarla sormaya devam etti. Mundlos oğlunun ve adını söylemediği birinin daha birini yere devirdiklerini ve diğer genç adamın kurbanın cüzdanını çaldığını söyledi. Götzl kurbanın kim olduğunu sırdu. Mundlos bunu söyleyebilir mi bilmiyordu, Götzl’e başbaşayken ona söyleyebileceğini söyledi. Götzl burada konunun Uwe Mundlos’un o zamanlarda kimlerle bağlantısı olduğu olduğunu, kurbanın adını bilmek istediğini söyledi. Mundlos o halde bir tanık vekili istediğini belirtti. Götzl Mundlos’un burada neden güçlük çektiğini anlamadığını söyledi. Mundlos adamın isminin Gr. olduğunu (fonetik olarak), olaya karışan diğer kişininse H. olduğunu (Nsu-watch’ın notu: tahminen ) söyledi.
Oğlunun Stefan A. ile olan ilişkisi, Uwe Stefan A.’nın hırsızlık yaptığını, aşırı alkol aldığını ve işe yarayabileceğinden polise ara sıra ipucu vermekle böbürlendiğini öğrenene kadar iyiydi. Bundan sonra oğlu Stefan A. ile ilişkisini koparmıştı. Bu bilgileri oğlundan almıştı. Stefan A. “sadece kötü bir herif” değildi, ama biraz fazla içiyor ve kontrolü kaybediyordu.
Götzl Mundlos oğluyla oğlunun politik görüşü hakkında konuştu mu diye sordu. Mundlos konuştuğunu söyledi, örneğin André K. “yine bir çıkartma yapıştırma eylemi” ya da gösteri haberi verdiğinde konuşmuştu. K. ondan bir merdiven istediğinde bunu öğrenmişti. Ona merdiveni vermeyi reddetmişti. Oğluna sormuştu: “Eğer başa geçerseniz uzmanlara ihtiyaç duyulmayacak diye mi düşünüyorsunuz?” Uwe’ye André K. o zaman “tıp profesörü” ya da “sağlık bakanı” olabilir mi diye sormuştu. O zamanlar sadece oğlunun nereden bilgi aldığını merak etmişti. Ardından Anayasayı Koruma Dairesi’nin gençleri Bavyera veya Chemnitz’e gitmeye ikna etmek için ne kadar para döktüğünü öğrenmişti. Bunu kendi ceplerinden karşılayamazlardı. Tino Brandt Mundlos’un anlattığına göre Rudolstadt’ra üyelik aidatlarını ödemek suretiyle 80 NPD üyesini buna teşvik etmişti. Mundlos bunun üzerine “Bu yüzden Anayasayı Koruma’yı bu davadan ayıramazsınız.” dedi.

Götzl André K.’nin sözü geçen yapıştırma eyleminin konusunun ne olduğunu öğrenmek istedi. K. sürekli posterler yapıştırılması veya gösterilerin bildirilmesi gerektiği düşüncesine kapılıyordu. Oğlu, Böhnhardt ve tahminen Zschäpe de “şu ya da bu eylemi” belediyeye bildirmekle görevlendiriliyordu. Posterleri görmemişti, evine böyle bir şey gelmemişti. Oğlu ona bir merdiven ya da römork verebilir mi diye sormuştu. Mundlos: “Ona aptal olmadığımı söyledim.” Mundlos DDR zamanlarında Stasi’nin insanları nasıl tuzağa düşürdüğüne şahit olmuştu. Götzl Mundlos’un oğlunun düşüncelerini gerçekçi değil diye değerlendirdiğini söyledi ve bunların hangi düşünceler olduğunu sordu. Mundlos bunların “acemi düşünceler” olduğunu, örneğin gençlerin başarılı bir seçim mücadelesiyle bir devletin yönetimini üstlenecek durumda olduklarına inandıklarını söyledi. Bu “hayal kurma” idi. Politik güce kavuşmaları durumunda halkın isteklerini yerine getiremezlerse “şamar oğlanına” döndüklerini görmüşlerdi. Oğlu Mundlos’a göre oldukça saftı. Götzl’ün sorusu üzerine oğluna bunun gerçeklikten uzak olduğunu söylediğini, ama oğlunun bunun farkına varamadığını söyledi. Götzl Uwe’nin ne düşündüğünün içeriği hakkında konuşuldu mu diye sordu. Mundlos oğlunun yüksek bir sosyal bilince sahip olduğunu, arkadaşlarının ailelerinden bir çoğunun maddi olarak mücadele içinde olduklarını ve bunun oğlunu rahatsız ettiğini söyledi. Almanya’nın birleşmesinin ardından değerlerde büyük bir değişim yaşanmıştı, bu yüzden kimilerinin yönlerini geçici olarak şaşırmalarını anlamak mümkündü. Götzl konuşmalarla ilgili bir fikir edinmek istediğini söyledi. Mundlos: “Şu anda aklıma gelen bir şey yok.” Götzl Mundlos “saf” derken neyi kastediyor diye sordu. Mundlos Almanya’nın birleşmesi öncesindeki dönemden bir örnek verdi. O zamanlar ehliyet almak istemiş, önce üvey babasının arabasıyla deneme yapmaya gitmişti ve oğlu tramvayda annesine babasının daha önce ehliyeti olmadan araba sürmüş olduğunu söylemişti. O kadar saftı ki kimi şeylerin konuşulmaması gerektiğini anlamamıştu. Götzl Uwe’nin o zamanlar kaç yaşında olduğunu sordu. Mundlos “beş yaşında” dedi.

Götzl oğlunun ileriki yaşlarında nasıl olduğunu sordu. Uwe kendisine Tino Brandt’ın nasıl biri olduğunu anlattığında Siegfried Mundlos için alarm çanları çalmaya başlamıştı. Uwe’nin nasıl olup da sürekli ulaşım araçlarını finanse eden ve her zaman yeterli parası olan Brandt’ın arkasında onu finanse eden biri olabileceği fikrine kapılmadığına şaşırmıştı. Götzl bunun ne zamana tekabül ettiğini sordu. Mundlos “Yaklaşık 93’ten bu yana olduğu kesin”. Uwe Tino Brandt’ın İçişleri Bakanı Dewes ve Roewer’i (o zamanlar Thüringen Anayasayı Koruma’nın Başkanı) tanıdığını da anlatmıştı. Bu durum Siegfried Mundlos’u şaşırtmıştı, ama elinde bir kanıt olmadığında ve oğlu bunu Brandt’a hemen anlatacağından bir şey söylememişti. Götzl Mundlos’un “sosyal bilinç”ten kastının ne olduğunu sordu. Oğlu arkadaşlarına yardım etmeye çalışmıştı. Mundlos Uwe’nin tatili kafalarına göre uzatmak istediklerinde onlarla birlikte Mecklenburg’da olan 17 yaşındaki kız arkadaşı ile bunu konuşmuş olduğunu anlattı. Uwe orada “ahlaki bir sorumluluk hissine” kapılmıştı.

Bunun ardından Mundlos Bayan Böhnhardt’ın oğlunu Uwe Böhnhardt’ı kapı kapı satış dolaşanların elinden almaya yolladığından bahsetti. (bkz. 57.,58. ve 59. duruşma günleri) Oğlu, Uwe Böhnhardt’ın yardımına bir çok kez koşmuştu. Götzl başka örnekler de vermesini istedi. Mundlos bunun şimdi Bayan Böhnhardt’a çok sert geleceğini söyledi. “Manken gövdesi” nedeniyle Uwe Böhnhardt’a karşı dava açılmıştı. Dava kapsamında Bayan Böhnhardt Siegfried Mundlos’u arayarak okul zamanına denk geldiğini bildiği halde oğlu kendisini duruşmaya götürebilir mi diye sormuştu. Bunun sonrasında Bayan Böhnhardt’ın oğlundan hatır için Uwe Böhnhardt’ın suç esnasında başka yerde dair olduğuna dair ifade vermesini istemiş olduğunu öğrenmişti. Yani Bayan Böhnhardt gençleri bir suç eylemine teşvik etmişti. Bunu su duyurusu olarak da Federal Savcılık’a yollamıştı, onlar da Thüringen’e iletmişlerdi ve zamanaşımına uğraması nedeniyle iptal olmuştu. Götzl Uwe Mundlos Uwe Böhnhardt’ı kapı kapı dolaşanların elinden almak için girişimde bulundu mu diye sordu. Bunu bilmiyordu, sadece “bu Bayan Böhnhardt”ın gençleri sürekli “ateşle oynamaya” teşvik etmesi onu sinirlendirmişti. Soru üzerine ’ın gençleri “pirzolası” için para transfer etmeye yönelttiğini basından öğrenmişti. Götzl onu ilgilendirenin Mundlos’un kendi bildikleri olduğunu söyledi. Mundlos iki örnek verdiğini, daha fazlasını bilmediğini söyledi. Kapı kapı dolaşanlarla ile ilgili bilgiyi oğlundan edinmişti. Bu, Bayan Böhnhardt’ın oğlunun “tamamen bir saatli bomba” olduğunu bildiği halde başkalarını oğluna yardım etmeye azmettirdiğinin bir örneğiydi. Götzl Mundlos’a oğluyla olan konuşmasının neticesini sordu. Oğlunun bunu sağ salim atlatmasına sevinmişti, böyle bir durumda aslında polis devreye sokulurdu. Her ihtimalde bu 1998 yılından önce gerçekleşmişti.

Ardından 13:47’ye kadar öğlen arası verildi.

Götzl aranın ardından Mundlos’un Uwe Böhnhardt ile ilgili olarak kullandığı “saatli bomba” sözüyle ne kastettiğini sordu. Mundlos karşı soruyla cevap verdi: “Schäfer Raporu’nu biliyor musunuz?” Götzl burada Mundlos’un soru soramayacağı cevabını verdi. Mundlos: “Tüm katılımcılar için prosedürü kısaltmak istedim.” Ardından Böhnhardt’ın 1998 yılından itibaren “sistematik olarak kriminel bir yola girdiğini”, 1993 yılında tutuklandığını ve 1994 yılında salındığında çok kısa süre içerisinde yeniden üç senelik ceza almasına yol açacak suçlar işlediğini anlattı. Yani genç adamla ilgili “yolunda gitmeyen bir şeyler” vardı, bu yüzden onun işleyen bir saatli bomba olduğunu söylemişti. Ve o zamanlar camiadan tanıdıklar kendisine Uwe Böhnhardt’ın çok tehlikeli biri, bir “psikopat” olduğunu, yanında dikkatli olunması gerektiğini söylemişlerdi. Mundlos Götzlün sorusu üzerine bunu örneğin oğlunun arkadaşlarından biri olan Alexander Ha.’dan duymuş olduğunu anlattı. Böhnhardt ailesi bunlarla ilgili olarak “sistematik olarak susuyordu.” Oğlunun o zamanlar, 1995 yılında yanıbaşındaki “yardım ihtiyacındaki kişinin” kim olduğundan haberi yoktu. Götzl, Siegfried Mundlos’un bunu oğluyla konuşmasının gerekli olduğunu söyledi. Mundlos bunun üzerine “Siz küçük bir ukalasınız” dedi. Götzl sesini yükselterek “Nasıl olup da benimle bu şekilde konuşuyorsunuz?” diye sordu. Mundlos’a “Dr.” olarak mu yoksa “Prof.” olarak mı hitap edilmesi gerektiğine dair bir tartışmanın ardından Mundlos “üm bu gelişmeleri” Schäfer raporundan bildiğini, onun dışında hiçbir yerde görmediğini söyledi.

Götzl, Mundlos’a camiadan kişilerle şahsen konuştu mu diye özellikle sorduğunu, Mundlos’un evet cevabını verdip Alexander Ha.’nın ismini verdiğini, ardından kendisinin haklı olarak Mundlos’un oğluyla neden bu konu hakkında konuşmamış olduğunu sorduğunu söyledi. Mundlos sorunun haklı olmadığını, bununla ilgili belgeler olduğunu söyledi. Götzl konunun belgeler olmadığını söyleyerek sorusunu tekrarladı. Mundlos tüm bu gelişmeleri o zamanlar bilmediğini söyledi. Ve oğlunun arkadaşlarıyla yaptığı tüm konuşmaların üzerinden oğluyla bir kez daha geçmesine gerek yoktu. Bunun ardından Götzl’ün bu konuda “çok kibirli” davrandığını söyledi. Götzl: “Sizi uyarıyorum, benimle bu şekilde konuşmanıza izin vermeyeceğim. Mundlos: “Bay Prof. Mundlos.” Götzl bunun üzerine “Dr. Mundlos” diye hitap etmeye devam etti. Götzl ısrarla sorusuna hala yanıt vermediğini söyledi. Mundlos oğlunun arkadaşlarıyla olan tüm konuşmaları oğluyla tekrar tartışmadığını tekrarlardı. Götzl bunun ardından Alexander Ha. Mundlos’un bu konu hakkında konuştuğu tek kişi miydi diye sordu. Mundlos, başkalarıyla Uwe Böhnhardt’ın tehlikeli olduğunu konuşmak için bir gerekçe görmediğinğ söyledi.

Mundlos’un “sağ tarafa kaymak” ile ne kastettiğinin sorulması üzerine oğlunun “geleneksel olarak nasıl sağcı, solcu, punk” ayrımı varsa görsel olarak o şekilde giyindiğini söyledi. Oğlu asker çizmeleri ve bombacı ceketi giyiyordu. Götzl bunu farkettiği başka durumlar da var mıydı diye sordu. Mundlos: “Oğlumla bir tartışma akşamı düzenleyecek kadar yakın bir bağlantım olmadı. Ama bazı şeyler gerçekten de hoşuma gitmiyordu, bunu itiraf ediyorum, evet.” dedi. Götzl oğluyla olan bağlantısının nasıl olduğunu sordu: “Ben babaydım, o da oğlum”. Konuyla ilgili söylenecek daha fazla şey yok mu sorusu üzerine Mundlos o halde bunu yine tekrar etmesi gerektiğini söyledi. Siegfried Mundlos son okul yıllarında düzenli olarak oğlunun sınıfını desteklemiş, sınıfı ve oğlunun yararına bilgisayar dersleri vermiş, projeler düzenlemiş, elektronik makinalar ve blok evler kurmuştu. O zamanlarda oğlu “sistemi eleştiren bir çocuk olarak tanımlanabilecek” biriydi. Uwe’ye bir keresinde Zwickau’daki Sachsenring Autowerk ile ilgili DDR’de yayınlanmış bir kitap göstermişti. Kitapta Sovyetler Birliği’nin savaş sonrasında DDR ekonomisine 50 traktör verdiği, ama aynı sene Zwickau’daki fabrikanın demonte edildiği anlatılıyordu. Oğlu bunu okumuş ve bir kompozisyonda kaleme almıştı. Bu şekilde oğlu DDR’in sonuyla ilgili “tam olarak sistemi eleştiren bir tavra dönmüştü.” Uwe bunun dışında “engelli oğlu için ev savaşında babasını desteklemişti.” Siegfried Mundlos’un, 90. yaş günü vesilesiyle ziyaret ettikleri ve batıda yaşayan bir büyükanneye sahip olma gibi bir “şansı veya talihsizliği” vardı. Oğluna hesap makinesi olan bir kol saati hediye etmişti ve oğlunun okula bu saatle gitmemesi gerekiyordu. “Kaktüs denen” Thomas Grund’un ifadelerinin aksine oğlu “faşo” değil “sistemi eleştiren bir öğrenciydi.” Diğer veliler çocuklarını oğluyla bağlantı kurmamaları yönünde uyarmışlardı. Andreas Re.’nin ailesi de buna dahildi. Re.’nin annesi yeniden birleşme öncesinde Sosyalist Birlik Partisi’nde kariyer yapmıştı, o zaman çökmüşlerdi. Bu yüzden uyuşmazlıklar ortaya çıkmıştı ve oğlu “aptalca kıyafeti üzerinde” dokuz kişi tarafından dövüldüğü köy diskosunda tuzağa düşürülmüştü. Bunu kendisine oğlu anlatmıştı. Oğlu kendi intikamını almasın diye bunu polise bildirmişti. Ama bu sonuç vermemişti, çünkü muhtemelen hazırlıklara katılmış olan Andreas Re., ifade vermeye hazır değildi.

Oğlu yeniden birleşmeye kadar “sistem muhalifi” kimliğini korumuştu ve Stasi’ye karşı gösteri yürüyüşlerine katılmıştı. Ardından “tuhaf şekilde” şiddet eğilimli kişilerle bir araya gelmişti, güçlü kişilerin yanında olmayı seviyordu ve bu kişiler “daha çok sağ sektördendi”. Beate’yi bu şekilde tanımıştı, Beate o zamanlar sağcı değildi, hatta kıyafeti nedeniyle “hemen sağcı olarak sınıflandırılan” bir erkek arkadaşı olması rahatsız bile ediciydi, çünkü biri “tamemen zararsız bir ruha” sahip bile olsa bugünlerde bu böyleydi. Götzl bunun Zschäpe’yi rahatsız ettiğini nereden biliyordu diye sordu. Uwe ile “Casablanca”ya gitmek istediklerinde onu tepeden tırnağa süzmüş ve “dolaylı olarak” başka bir şey giyemez mi diye sormuştu. Ama oğlu kendisine laf ettirmemişti. Arkadaşları da böyle dışarı çıkarsa başlarına iş açılacağını söylemişlerdi. Mundlos Götzl’ün sorusuz üzerine oğlunun 1992 ile 1004 yılı arasında dokuz kişi tarafından dövüldüğü cevabını verdi. Zschäpe’nin politik görüşleriyle ilgili olarak bir şey diyemiyordu. Onu “görece uzak bir mesafeden” sağdan ziyade sola yönelimli normal bir genç kız olarak görmüştü. Daha çok solcular, punklar ve alternatiflerin gittiği “Casblanca”ya gidiyordu.

Götzl oğluyla olan ilişkisini sordu. Mundlos her zaman iyi olduğunu söyledi. Belki yeteri kadar zamanı yoktu, ama düzenli olarak oğluyla ilgili konularla ilgileniyordu ve örneğin kıyafeti gibi yanlış bulduğu şeyleri doğrudan yüzüne söylüyordu. Oğlu bazı konularda kendisine tepki vermiyordu. Götzl Mundlos’un “bazı konularla” ne kastettiğini sordu. Mundlos sağ sektördeki faaliyetlerinin kapsamını ilk olarak polisin ve gazetecilerin tutanaklarından öğrendiğini söyledi. Oğlunun Güney Almanya veya Sachsen’da bulunduğunu ve gösterilere katılmaktan dolayı dikkay çektiğini bilmiyordu. Götzl ilişkilerinin değiştiği bir dönem olup olmadığını sordu. Mundlos her zaman iyi bir ilişkileri olduğunu ve abitur yapmaya karar vermesi üzerine oğlunun “daha net düşündüğü” sonucuna vardığını anlattı. Annesiyle olan ilişkisi de çok iyiydi, karısı sevecen bir kadındı. 1998 yılında kaçtığında bile babası ve annesinden kaçması için bir neden yoktu. “Ve sağ camiaya yönelmesi için ailevi bir neden yoktu.” Büyükbabasının bu kadar erken ölmüş olmasına hep üzülüyordu, çünkü o oğluna “Üçüncü Reich”ı anlatabilirdi. Kendisinin Birinci Dünya Savaşı’nda bacağını kaybetmiş olan bir büyükbabası vardı ve “Siegfried, savaşta hep küçük adam kaybeder, o hep aptal olandır” derdi. “Tüm bu budalalığı” daimi olaran anlaması için bu yetmişti.

Götzl oğlu annesiyle bu konu hakkında konuştu mu öğrenmek istedi. Mundlos pek politik tartışmalara gitmediklerini, yetiştirmeleri gereken bir oğulları olduğunu, başlarında çok iş olduğunu ve Uwe’nin bunu kendiliğinden anlayacağını düşünmüş olduklarını söyledi. Uwe’nin engelli kardeşiyle olan ilişkisi dokunaklıydı. Onunla inanılmaz derecede faza ilgileniyordu. Onu suçlayabilecekleri nokta 1998 yılında kaçtığında belki bir gün ailesi eskisi kadar zinde olmadığında kardeşine yardım etmesi gerektiğini düşünmemiş olmasıydı. Götzl Mundlos’u kamp alanına ve denize götüren gençlerin kimler olduğunu sordu. Mundlos onların kesinlikle sağcı bir grup olmadığını söyledi. Kuzen Stefan A. aralarındaydı; ama askere gitmek, “devlete hizmet etmek isteyen”, ama bunu başaramamış olan ve “sağ ya da sola ekstrem bir yönelimi olmayan gayet normal bir kız arkadaşı olan” genç bir adam da. Bir büfenin camlarını indirmekten başka işlerle de ilgilenmeleri için onlara “başlangıç yardımında” bulunmuştu. Götzl bu bağlantılar hala korunuyor mu diye sordu. Mundlos buna Zschäpe’nin cevap vermesi gerektiğini söyledi. Gençler orada kampçılar gibi yaşıyorlardı, mangal yapıp, denize girip “oyunlarını oynuyorlardı.” Sağcı birini görmemişti, ama daha sonraları oraya gittiği de olmamıştı. Stefan A. dışında verebileceği bir isim yoktu.

Götzl yeniden Uwe Mundlos’un görüşünü sordu. Siegfried Mundlos yeniden oğlunun kıyafetlerinden bahsetti. Bunun yanında anlamsız bulduğu eylemler de olmuştu. Ama gösterilerin tek tek içeriklerini artık hatırlamıyordu. Mundlos sadece André K.’nın gençlerin belediyeye haber vermelerini istediğini biliyordu. Götzl oğlunun André K. ile olan ilişkisini sordu. K., Jena’da Thüringen Vatan Koruma olarak tanımlanan grubun lideri gibiydi. TVK hakkında Mundlos ve oğlu arasında konuşma geçmiş miydi diye sorulunca geçmediğini söyledi. Oğlunun bununla birlikte anıldığından haberi yoktu. Ona bu tanım “daha çok bir kalem odasında icat olmuş gibi” geliyordu. Gençlerin tüm yapılanmadan haberlerinin olmadığı muhakkaktı. Götzl somut olarak hangi gösterilerin düzenlendiğini, hedef aramayı ve mesajlarını sordu. Mundlos olayı hep pratik olarak ele aldığını söyledi. Oğlunun bir keresinde André K.’nın baskısıyla Leipziger Straße’de karısının çalıştığı süpermarketin yanındaki bir gösteriyi bildirmesi gerekmişti. Bunun üzerine oğluna onu haftasonu Thüringen’de ormanda bir yürüyüşe götüreceğini ve polis gençleri haftasonu için “polis vazife kanunu” uyarınca yine tutuklamak isterse Uwe Mundlos’un orada olmayacağını söylemişti. Daha sonra gösteri gerçekleşmemişti. Bu, böylesi olaylara karşı gelmek için kendi “mütevazi yöntemiydi”. Oğlu bu konuda rahatlamıştı. Götzl daha sonra André K. ile ne olduğunu sordu. Mundlos problemin çözüme kavuşmadığını, oğlunun André K. ile bağlantısının devam ettiğini söyledi. Mundlos Götzl’ün sorusu üzerine oğlunun hiçbir zaman camianın derinliklerine girmediğini, bunun ordudaki komutanının değerlendirmesi olduğunu söyledi. Siegfried Mundlos’un örnek aldığı “insani açıdan düzgün bir değerlendirmede” bulunmuştu. Değerlendirmede kastedilen fikirler değil, sağ çevrede kök salmaydı. Örneğin gençlerin suç olaylarının sır ortağı olması, camiadan ayrılmaları nedeniyle intikan alınması ve benzeri olaylar… Tahmini oğlunun o zamanlar kendini baskı altına sokmadığı ve camiadan çıkabileceği yönündeydi.

Mundlos’un sesi kısıldı ve Götzl konuşmaya devam edip edemeyeceğini sordu. Mundlos konuşabileceğini, şimdi “konunun özüne” gelmek istediğini söyledi. Götzl konunun özünün ne olduğunu sordu. Mundlos üçlünün kaçmasına ve Chemnitz’e gitmelerine bilerek izin verilmesi olduğunu söyledi. Götzl, Mundlos’un oğlunun Ilmenau kolejine gittiği zamanda başka arkadaşlar edinmeyi umup ummadığını sordu. Mundlos Uwe’nin abitur yaparsa belki başka bir bölgede eğitim görmeyi ve böylece sağcı çevreden daha kolay şekilde ayrılmayı umduğunu söyledi. Oğlu ona bir keresinde ormana yürüyüşe çıktığında çok geçmeden bir araba geldiğini ve “ona psikolojik baskı uygulamak amacıyla” onu izlediklerini anlatmıştı. Ordu zamanında da Anayasayı Koruma onu kovalamaktan geri kalmamıştı. “Psikolojik terör” André K. ve Uwe Böhnhardt’ın Jena polisine gidip sivil araçları not almalarına neden olmuştu. İkisi bunun üzerine yakalanmış, içeri götürülmüş ve “dayak yemişlerdi.” “Anayasayı Koruma’nın psikolojik terörü” Böhnhardt gibi kişilerin ve muhtemelen oğlunun da “daha da delirmelerine” neden olmuştu. Daha sonra Federal Savcılık’a dönerek: “Altını çizerek söylüyorum, Federal Savcılık’tan beylerin de” dedi.

Götzl konuyu bir kez daha oğlunun sağcı görüşlerime bağlamak ve içeriklerle ilgili soru sormak istediğini söyledi. Mundlos: “Daha başka bir içerik yok” dedi. Duyduğu veya gördüğü başka büyük konular yoktu ve bu konuda konuşmamışlardı.” Götzl ısrarla sormaya devam ederek, hoşuna gitmeyen konuların neler olduğunu sordu. Mundlos yürüyüşü kıyafetler açısından başka türlü tahayyül ettiğini, oğlundan daha çekingen olmasını beklediğini, herkese kapılmaması gerektiğini söyledi. Oğlunun bir çok ilgi alanı vardı, örneğin arkadaşlarıyla bisiklete binmeyi seviyordu. Bunun dışında “bilgisayar işleriyle” de ilgileniyordu. Oğlunun bir sürü hobisi vardı, silahlar bunlar arasında değildi. Mundlos Götzl’ün sorusu üzerine oğlunun biri Cospeda’da diğeriyse Jena’daki Leipziger Straße’de olan ve 1997 yılında taşındığı kendine ait iki evden bahsetti. Oğlunun André K. ile ne zaman tanıştığını bilmiyordu. Ralf Wohlleben yakın arkadaş çevresine dahil değildi. Wohlleben’i daha yakından tanıyordu, çünkü oğluna kaçacağı arabayı vermişti. Siegfried Mundlos arabasına yeniden kavuşuncaya kadar Wohlleben’i Rothenstein’daki işine getirip götürmeyi kabul etmişti. Bu bir buçuk hafta içerisinde Wohlleben’in “bu bomba imalathanesi gibi aptallıklarla” işi olmayacağı izlenimine kapılmıştı. Wohlleben ona bilinçli biri gibi gelmişti, işini çok ciddiye alıyordu ve bir demokraside seçimler ve bir parti aracılığıyla belli bir güç kazanılabileceğine inanıyordu. Wohlleben Jena-Winzerla’da belediye meclisi üyesiyedi. Mundlos ılımlı biri olduğu izlenimini edinmişti. Wohlleben ile oğlunun kaldığı yer hakkında konuşmamıştı, Wohlleben’in konuyla bir ilgisi olmadığı izlenimine kapılmıştı. Götzl ısrarla sormaya devam edince Mundlos cevap verdi: “Rahatsız edilmeden bir kaç cümle edebilirsem…” Götzl sorusuna vereceği cevapla ilgilendiğini, sorunun anlaşılan Mundlos için pek hoş olmadığını söyledi. Mundlos bu sonuca varılmasının yanlış olduğunu söyledi. Wohlleben’in araba takası haricinde bu konuyla bir ilgisi olmadığı izlenimini edinmiş olduğunu söyledi. Götzl bir kez daha Mundlos Wohlleben’e oğlunun nerede kaldığını sormadı mı diye sordu. Mundlos: “Tabii ki sordum, bir şey bilmediğini ve böyle boktan bir şeyle ilgisi olmadığını” söyledi.” Neden 1,5 haftanın sonunda Wohlleben’i işe götürmediği sorusu üzerine Mundlos diğer oğluyla akşamları hep arabayla dolaştıklarını ve arabanın bir sokakta durduğunu gördüklerini ve bunu zabıtaya ve ertesi gün de hedef aramadan Wunderlich’e söylediklerini anlattı. Mundlos’un firar etmesinin ardından oğluyla bir kez daha bağlantı kurup kurmadığının sorulması üzerine kurmadığını söyledi ve hedef arayan kişiye aracı aramaya dahil etti mi diye sormuş olduğunu anlattı.Wunderlich araba Wohlleben’in bir teyzesine ait olduğundan veri koruma kanunuyla ilgili sepeplerden bunun mümkün olmadığını söyledi. Mundlos bunun üzerine kredi kartınınsa aramanın başarıyla sonuçlanmasına yol açtığını söyledi. O konuda şüpheci davranmıştı ve kredi kartını sadece arama için öneminin yazılı olarak bildirilmesi kaydıyla teslim edeceğini söylemişti. Götzl Mundlos’un neden kartını vermesi gerektiğini sordu. Mundlos’un cevabına göre çekilen paralar vasıtasıyla üçlünün nerede olduğunun belirlenmesi gerekiyordu. Kredi kartını Juliane W.’ye vermesi gerekmişti, bu da ona tuhaf gelmişti. Daha sonradan W.’nin Anayasayı Koruma Dairesi’nin muhbiri olduğunu öğrenmişti. Juliane W.’yi tanıyor muydu sorusu üzerine bir ev araması sırasında orada olduğunu ve kredi kartını üçlüye vermesi gerektiğini anlattı. Eğer bu kişinin kartı teslim etmesi gerekiyorsa onu iyice sorguya çekmek gerek diye düşünmüştü. Götzl Juliane W.’nin oğluyla nasıl bir ilişkisi olduğunu sordu. Mundlos W.’yi ilk kez orada gördüğünü, Wohlleben veya André K. ile nasıl bir ilgisi olduğunu bilmediğini söyledi. Götzl Mundlos oğlunun kaldığı yerle ilgili bilgi aldı mı diye sordu. Mundlos oğluyla bağlantısı olmadığını ve nerede kaldığını bilmediğini söyledi.

Mundlos bunun ardından sordu: “Ama firar aracı meselesini sona erdirebilir miyiz?” diye sordu. Götzl yine Mundlos’un sorduğu soruları cevaplaması gerektiğini tekrarladı. Mundlos, eğer haberi olsaydı oğlunu “garajla ilgili propaganda yalanları açıklığa kavuşturulsun diye” teslim olmaya ikna edeceğini söyledi. Götzl Mundlos’a Böhnhardt ailesiyle bağlantı kurdu mu diye sorunca Mundlos kurduğunu söyledi. Kaçmalarından birkaç gün sonra Uwe Böhnhardt’ın arabasını görmüşlerdi, araba polis kontrolünden geçmişti. Ama sürücü başka bir genç adamdı. Böhnhardt ailesini aramışlardı ve Böhnhardt’ın annesi Uwe Böhnhardt’ın kaçmasının nedenini 2,5 yıllık hapis cezası tehdidi olduğunu söylemişti. Bayan Böhnhardt bunu “yürek parçalayıcı” bir şekilde anlatmıştı. Böhnhardt ailesi onlara üçlünün Mecklenburg’da Böhnhardt ailesinin akrabalarının yanında sığınacak bir yer bulduklarını söylemişti ve o da orada aç kalmayacaklarnı ve suç işleriyle uğraşmayacaklarını düşünmüştü. Ama Böhnhardt ailesi maalesef onlara affedilmez şekilde yalan söylemişti. Ne karısına iletmeleri gereken selamları iletmişti, ne de oğlu geri dönmek istemediğinden iddia edilene göre başarısızlığa uğrayan bir geri dönüş teklifinden bahsetmişti. Böhnhardt ailesi Federal Savcılık’tan iki buçuk yıllık tutukluluğun ortadan kalkmasını talep ettiği için geri dönüş planı başarısızlığa uğralmıştı. “Beate” ve oğluna karşı açılmış bir dava yoktu, Uwe Böhnhardt ise yasal olarak hüküm giymişti. Mundlos anlatmaya devam etti: “Böhnhardt ailesi bizi ağır şekilde hayal kırıklığına uğrattı.” Özellikle de Böhnhardt’ların onlara geri dönüş teklifiyle ilgili bilgi vermemeleri ve oğulları Uwe Mundlos’u etkileme olasılığını ellerinden almalarına kızmıştı: “ Anlattığı (Brigitte Böhnhardt) her şey, tahminen burada anlattıkları da, hep kendi çıkarına.” Böhnhardt ailesi dört sene boyunca bağlantıda kalmışlardı ve en kötüsü gençleri de buna teşvik etmişlerdi. Çünkü “öğretmen Böhnhardt’ın elinden geçen” her kurye suç işlemişti, ama kadının bundan haberi yoktu. “Bu da kendine öğretmen diyor.” 10 cinayet bir yana Brigitte Böhnhardt oğluna bir kaç senelik özgürlük kazandırmak için “Beate Zschäpe ve Uwe Mundlos’u dadı olarak” görevlendirmişti, onlar da bununla geleceklerini mahvetmişlerdi. Mundlos Bayan Böhnhardt’tan oğluyla konuşmayı talep etmişti. “Bunu utanmaz bir şekilde reddetti. Bu yürek parçalayan ana rolü ona uymuyor.” Götzl “utanmaz” ile ne kastettiğini sordu. Utanmazlık oğlunun selamını annesine iletiyormuş gibi yapmasındaydı. Siegfried Mundlos oğluyla konuşmak istediğini söylediğinde buna karşı gelmiş ve küstahlaşmıştı. Mundlos: “Bu kadın bana göre çok alçak” dedi. Götzl Mecklenburg’u kinden öğrendiğini sordu. Mundlos Brigitte ve ’tan olduğunu söyledi. İkisinden biri de söylemiş olabilirdi. Üzerinde durmamış, onlara “masala” inanacak kadar körü körüne güvenmişti. André K. ile konu hakkında konuşmamıştı, ama karısı konuşmuştu. K., Beate ve Uwe’nin (Mundlos) teslim olabileceklerini, işledikleri bir suç olmadığını söylemişti. Karısı Wohlleben’i muhakkak tanıyordu. Götzl karısı herhangi bir bilgi edinmiş miydi diye sordu. Mundlos karısının sadece yabancılar lejyonunda olduklarına dair söylentileri duyduğunu söyledi. “Ama bunlarda o kadar Anayasayı Koruma kokusu vardı ki, hiç dikkate almadım.”

Götzl oğlu 1998 Ocak ayında onunla veya karısıyla vedalaşmış mydı diye sordu. Mundlos vedalaşmadığını söyledi, o sıralarda André K. Uwe’nin etrafındaydı, sadece oğlunun vedalaşmak istediğini söylediği kısa bir telefon görüşmesi olmuştu. Mundlos 15 dakika konuşabilselerdi sevineceğini söyledi. Bunun ardından: “Şimdi garaj konusunda neden propaganda yalanları tabirini kullandığımı sorun haydi.” Götzl şu anda firarla ilgili soru sorduğunu, duruşmanın ciddi bir şekilde yürütüldüğünü ve Mundlos’un onlara burada dosyaları açıklaması gerekmediğini söyledi. Telefon görüşmesi konusuna sadık kalması gerektiğine yeniden dikkat çekildikten sonra Mundlos 2011 yılına kadar oğlundan bir haber almadığını söyledi. Götzl bağlantı kurmaya çalıştı mı diye sordu. 1998 yılında bir avukatı devreye sokmuştu, avukat Gera Savcılığı’na müracaat etmişti, ancak o da üçlüye ait bir yaşam belirtisine ulaşamamıştı. Ardından 2001 yılında davanın geçici olarak takipszliğiyle ilgili bir mektup almıştı. Mundlos bunun ardından MDR’nin “Kripo Live” programında “üç tehlikeli bombacı teröristin çocukları neredeyse havaya uçurduklarıyla” ilgili haberi anlattı. Bu bilgiyi nereden edinediklerini öğrenmek üzere kanalı aramıştı. Mundlos ailesi bir tanıdık aracılığıya tesadüfen bavulda sadece boş bir alüminyum boru olduğunu öğrenmişlerdi. Önce çeşitli tiyatro gruplarına bavul bir aksesuar mı diye sorulmuştu, ama kimseye ait değildi. Tiyatronun şefi bavulu Eyalet Kriminal Dairesi’ne teslim etmişti ve orada bu bavul iddia edilene göre 10 gram TNT içeren borulu bir bavula dönüşmüştü. Ve programda çocukları havaya uçuracak bir bavul haline gelmişti. Ama adres listesinden üçlünün Chemnitz bölgesinde kalıyor olduğu sonucuna varılması gerektiği söylenmiyordu.
Götzl Mundlos’un sözünü keserek Mundlos sorularına hiç cevap verecek mi diye bazen merak ettiğini söyledi. Mundlos cevap vermek istediğini söyledi. Ve devam etti: “Beni baştan savmak istiyorsunuz.” Götzl, Mundlos’un oğluyla bağlantıya geçmek için ne yaptığıyla ilgili hiçbir şey anlatmadığı cevabını verdi. Mundlos bomba meselesinin neden yayıldığını sormak istediğini, ama Uwe Böhnhardt’ın tutukluluğundan dolayı aranmasını ve televizyon programında halkın tehdit altında olduğu yerin adının neden verilmediğinin söz konusu olmadığını söyledi. Telefon görüşmesinin ardından bunun Federal Kriminal Dairesi’nde kime kadar gittiğiyle ilgili bilgi edinmemişti. Bunun oğluyla olan bağlantısıyla ilgisi ne diye sorulunca: “Peki, o zaman devam edelim.” dedi. Mundlos bir kayıp ilanı vermişti, ama bu ancak aramanın durdurulmasının ardından mümkün olmuştu. Ama daha sonra bir şeyden haberi olmamıştı. Gotha polis şefi 2011 yılında neredeyse mucizevi bir şekilde bir cesedi görür görmez Mundlos için kayıp ilanı verilmesi gerektiğini söylemişti. Götzl Mundlos’un Thomas St. ile hiç bağlantısı oldu mu diye sorunca Mundlos olmadığını söyledi. Garajdaki adres listesi de ona verilmemişti. Götzl bunun dışında oğluna cep telefonu, arkadaşları veya tanıdıklar yoluyla hiç ulaşmaya çalıştı mı diye sordu. Mundlos çalışmadığını söyledi. Böhnhardt ailesi ona üçlünün Mecklenburg’a gitmiş olduğunu anlattığından Chemnitz ve Sachsen’a bakmaktan vazgeçmişti. Henüz 1994 yılında Chemnitz’den Jenalıları eve götürmek istediğinden daha önce bunu yapmayı düşünmüştü, yeni binaların olduğu bölge de aklında kalmıştı. Mundlos, Böhnhardt ailesi ona bunları anlatmasaydı bir iki iş gününe kıyıp araştırma için oralara gideceğini söyledi. Ama maalesef aklına gelen bu fikri hemen takip etmemişti. Ama hedef aramanın da bundan haberi olduğundan yanlış yapmamıştı. Götzl bunun André K. ve onun adına olan bir dağ bisikletiyle ne ilgisi olduğunu sordu. Mundlos oğlunun evi arandığında arama sonrasında evi boşalttıklarını (topladıklarını?) ve orada bir çok eşyanın eksik olduğunun gözlerine çarptığını anlattı. Onlara belki de el konulduğunu düşünmüşlerdi. Olanlar kendisine daha o zaman “tuhaf geldiğinden” memurların denetlenmesi yönünde şikayette bulunmuştu, çünkü üçlünün ortadan kaybolmasına izin vermişlerdi. Mundlos önceden arama sonlandırılıncaya kadar üçlüyü tutuklama olasılığının bulunduğunu söyledi. Avukatı da konu hakkında pek bir şey yapamamıştı. Bir vesileyle oğlunun dağ bisikletinin de eksik olduğunu tespit etmişti. Erfurt Federal Kriminal Dairesi’deki kişiler ona candan davranmışlardı ve Devlet Güvenliği bölümünün bürosunda ağırlamışlardı. Büronun orası olduğunu tahmin ediyordu, çünkü duvarda “bugün Thüringen Vatan Koruma adı verilen çevreler” diye bir dosya klasörü görmüştü. Ve “subay” ona suçluları, isimlerini vermeden çok anlaşılır şekilde tarif etmişti. Bu sayede söz konusu olanın kimler olduğunu anlamıştı. Mundlos Zschäpe’yi ve André K.’yı tanımıştı. Memur ona bunun yanında “anıtın itibarına leke sürülen” “bu Rudolstadtlı hikayelerini” de anlatmıştı. Bunun dışında “biraz daha iri olanın” o sırada “neredeyse yere devrildiğini” de söylemişleri. Daha sonra polis memuru eğer oğlunu görürse ona önemli tanık koruma kapsamında korunabileceğini söylemesi gerektiğini belirtmişti. Daha sonra “Kahverengi Ordu Fraksiyonu” gibi sözler sarfedilmişti. André K. ile ilgili ipucunu yararlı bulmuştu. Andre K.’nın evine gitmişt ve ona K.’nın bir gammaz olduğunun, gammazlık sevilse de gammazlığın sevilmediğinin söylendiğini anlatmıştı. Daha sonra K.’ya bisikletin nerede olduğunu sormuştu. Bir saat sonra bisiklet tekrar ortaya çıkınca “bu Andre”nin “aslında düzgün bir herif” olduğu kanaatine varmıştı.

Götzl bir kez daha kredi kartıyla ilgili konuşmak istedi. Mundlos kredi kartını vermediğini, çünkü arama için gerekli olduğunun kendisine yazılı olarak bildirilmediğini söyledi. Bunun dışında daha DDR zamanında Stasi’nin inanları nasıl içeri tıktığının farkına varmıştı. Belki iki ya da üç yıl sonra tüm bu ödemelerin nereden geldiğini açıklamak konusunda başına dert açılacaktı. Mundlos eğer kendisine yazılı bir açıklama gönderilseydi kartı “eğerler ve amalar olmadan” teslim ederdi. Soru üzerine Uwe Böhnhardt’la bir ilişkisi olmadığını söyledi. Beate’nin yeni erkek arkadaşıyla konuşmak için bir gerekçe görmemişti. Gerçi oğlunun kaçmasından önce söylemiş olduğu gibi bu ilişki de bitmiş olmalıydı: “Çünkü, Beate, St. ile birlikte olmalıydın.” St. ile ilgili olarak basında garajdaki patlayıcıyı temin ettiği yazıyordu. Uwe Böhnhardt evlerinde hiç bulunmamıştı. Oğlu ondan bir keresinde Uwe Böhnhardt’ın bir CV’sinin çıktısını almasını istemişti. CV’nin hiçbir yerinde Böhnhardt’ın sabıkasıyla ilgili bir bilgi yoktu. Bu yüzden oğlunun Uwe Böhnhardt’la ilgili olarak buzdağının görünen ucundan bile haberi olmadığını düşünmüştü.
Götzl Siegfried Mundlos’un sorgusundan Uwe Böhnhardt’ı tahmin edilemez ve şiddet yanlısı olarak tarif ettiğini okudu. Mundlos tanıdık çevrelerde Uwe Böhnhardt’ın yanında hep bıçak taşıdığının bilindiğini söyledi. Alexander Ha.’nın ismini zaten vermişti, ama oğlundan da Böhnhardt’ın açık bir araba penceresinden bir durakta bekleyen kız arkadaşına ateş ettiğini duymuştu. Oğlunun sürekli Bayan Böhnhardt tarafından Uwe Böhnhardt’ı “bir pislikten” kurtarmakla görevlendirilmesi onu hep sinirlendirmişti. Uwe Böhnhardt bir keresinde bir kamyon ile Hermsdorf’ta kenar hendeğine girmişti, oğlunun orada da yardım etmesi gerekmişti. Oğlunun Böhnhardt’a dadılık yapması gerekiyordu ve Siegfried Mundlos oğlunun bunu yapıp bu arada okulla ilgili sorumluluklarını ihmal etmesine şaşırıyordu. Siegfried Mundlos bunu ardından: “Uwe Böhnhardt zaten problemli bir çocuktu.” dedi. Götzl’ün sorusu üzerine Uwe Mundlos’un kısmen oğluyla tek yumurta ikizi gibi giyindiğini söyledi. İkisinin de kahverengi gömlekleri, çizmeleri vardı ve “böyle bir pantolon” giyiyorlardı. Oğluna sürekli karnaval zamanı olmadığını söylüyordu, o da şaşkın şekilde bakıyordu. Götzl, Mundlos’un oğluyla sıklıkla konuştuğunu ama oğlunun bu esnada hiçbir zaman kafası dumanlı gibi olmadığını söylemiş olduğunu ifadesinde söylemiş olduğunu hatırlattı. Tanık bunu doğruladı. Konuşmuşlardı, ama uzun süre tartışmamışlardı. Mundlos eğer biri tartışmak istemezse bunun zaten bir şey getirmediğini söyledi. Götzl Mundlos’un ifadesine göre oğlunun Rudolf Heß’e rastlamasına şaşırmış olduğunu hatırlattı. Mundlos oğlunun bir “Rudolf-Heß hayranı” gibi davrandığını söyledi. Ama adres listesine bakıldığında bu bağlantıların nasıl oluştuğu da anlaşılıyordu. Tino Brandt Bavyera Anayasayı Koruma Dairesi’nden bir Heß kutlaması gerçekleşeceğine dair haber almıştı ve bunun üzerine otobüsler ayarlanıp oraya gidilmişti. Mundlos anlatmaya devam etti: “Anayasayı Koruma Dairesi’nin hem maddi hem de manevi desteğinin altı çizilmeli.” Ve “bu ağ kapsamında” oğlunun ilk kez bu etkinliklerden haberi olmuştu ve Heß’in anlatıldığı kitaplar edinmişti. Götzl Mundlos’a böylesi konuşmalar geçti mi diye sordu. Mundlos hayır cevabını verdi, geçmediğini tahmin ediyordu. Götzl Mundlos’un oğlunun bir keresinde Rudolf-Heß anma gününe gitmiş olduğunu düşündüğünü söylediği ifadesini okudu. Mundlos’un söylediğine göre bu çok eskidendi, ama Uwe’nin böyle etkinliklere gitmiş olduğunu biliyordu. Ama gazetecilerden Uwe’nin gittiği tüm yerlerle ilgili polis tutanaklarını edinmişti. Götzl bu tutanakları kendisi mi istedi diye sorunca Mundlos istemediğini, ona adeta zorla verildiğini söyledi. “Spiegel” muhabiri Scheuermann onu arayıp cuma günü Jena’da olacağını söylemişti. O da elinde işlenen suçları aydınlatmaya yarayacak böylesi önemli bilgiler varsa o zaman dersten sonra hemen “Schwarzer Bär“e [Jena’da bir otel] geleceğini söylemişti. Gazeteci ona “böyle yığınları” göstermişti, kimileri gerçekten yeniydi, kimileriyse önemsiz. Scheuermann’a bir şey yayınlanmasını istemediğini söylemişti ve bir hafta sonra basında şunu okumuştu: “Profesr Mundlos kurbanlardan özür dilemek istiyor.” Mundlos bunun üzerine kurbanlara yönelik kısaca bir şey söylemek istediğini söyledi. Tamamen bu olayın açıklığa kavuşturulması gerektiği kanaatinde olduğunu söyledi. Kurbanların, yakınlarının öldürülmesinden duydukları acıyı derinden hissettiğini temin edebilirdi. Ancak “bu pisliğin ardında ne yattığını” tamamen öğrenirse rahat yaşayabilirdi. Ve “Federal Savcılık’tan Beylere” dönerek olayları ancak Anayasayı Koruma ile ilgili soru sorarlarsa aydınlatabileceklerini söyledi. Mundlos konuşmaya devam etti: “Alman halkı bunu yutmayacak” dedi. Başsavcı Weingarten araya girerek Mundlos’un “nutuk atmak” için burada olmadığını söyledi. Mundlos yine kurban yakınlarına dönerek olayların nedeni ne olursa olsun onların acısını paylaştığını, olayların mutlaka aydınlatılmasını istediklerini bildiğini ve Federal Savcılık’ın bu davada ne kadar “kabız” davrandığını gördüğünü söyledi. Ardından bunun gülünecek bir şey olmadığını, on ölü için üzüldüklerini, “bunu aslında oniki ölü anlamına geldiğini” söyledi.

Götzl Mundlos’un oğlunun Ilmenau’daki çalışma masasında Heß’in bir resminin durduğunu söylemiş olduğunu hatırlattı. Mundlos öyle olduğunu, buna şaşırmış olduğunu söyledi. Götzl bu konuyu oğluna açtı mı diye sordu. Mundlos: “Resmi elinden alabilirdim, ama bu hiçbir şey sağlamazdı.” Oğlunun bu kişinin yanlış bir idol olduğu fikrine kendi kendine varması gerekiyordu. Oğlunu uzun vadeli olarak bu yoldan alıkoymak için olası olarak gördüğü her şeyi yapmıştı. Ama yetişkin birini etkileme olasılığı kısıtlıydı. Götzl yarın devam etmek üzere sorguya ara vereceğini söyledi. Mundlos: “Elma ile otoritenizi sarsmak istemedim. İyi öyleyse, bitti, üzerine sünger çekelim.”

Siegfried Mundlos’un salonu terketmesinin ardından Götzl, tanık E.’nin video sorgusunu cuma gününe erteledi. Cuma günü gelmesi planlanan tanık
André K. tahliye edildi.

Duruşma günü 16.11’de sona erdi.
Avukat ve avukat Dr. Björn Elberling’in blogu NSU-Nebenklage’de duruşma günüyle ilgili olarak şu yorum yer aldı:

“Mundlos’un babası oğlunun ve ailesinin tüm suçlarını ve sorumluluklarını reddetmek için çaresizce çabaladı. Oğlu sadece Anayasayı Koruma Dairesi’nin muhbirleri ve Uwe Böhnhardt’la olan bağlantısı aracılığıyla sağa yönelmişti. Kendisi oğlunu bu yoldan çevirmek için elinden geleni yapmıştı. Federal Savcılık “Üçlü’yü” haksız şekilde takip etmişti, bu yüzden yeraltına kaçmışlardı. Olayların devamının sorumluluğunu da devlet makamlarına yükledi ve Federal Savcılık’tan birçok kez devletin faaliyetlerinin deliller arasına alınmasını talep etti.”