72. Duruşma Tutanağı – Duruşma Tarihi: 8 Ocak 2014

0

Bugünkü duruşmada Sch. çifti, Beate , Silvia Sch.’nin sağlık sigortası kartını kullanmış olduğu için sorgulandı. Silvia Sch.’nin sağcı camia ile ilgisi olduğuna dair bilinen bir şey yokken Alexander Sch.’nin camiasında aktif olduğu ve orada Holger G.ile tanıştığı bilinmektedir. Alexander Sch. bunların geçmişte kaldığını söyledi ve sağlık sigortasının kimin için olduğuna dair ne kendisinin ne de karısının herhangi bir açıklamadan haberdar olmadığını söyledi.

Tanıklar:
Alexander Sch. (Holger G.’nin uzun yıllardan bu yana arkadaşı)
Silvia Sch. (kızlık adı Silvia Ro., Beate Zschäpe’nin kullandığı sağlık sigortası kartını veren kişi.)

Dava planlandığı gibi bir saat sonra başlar. Saat 10:49’da orada hazır bulunanların tespiti yapılır.

İlk tanık olarak Alexander Sch. sorgulanır. Sch. karısının Beate Zschäpe’ye verdiği sağlık sigortası hakkında bildiklerini izah etmelidir. Alexander Sch. hatırladığı kadarıyla bir hafta sonu buluştuklarında Holger G.’nin, acaba Sch.’nin karısı sağlık sigortası kartını satar mı, diye sorduğunu söyler. Karısı bunu onaylamış ve Sch. çifti bunun karşılığında 300 Euro almıştır. O akşamki vaziyete ilişkin hatırladığı başka ayrıntılar yoktur; ya Holger G.’de ya da onlarda oturmuşlardır; içtikleri, neşeli bir akşamdır. Söz konusu akşamı daha ayrıntılı tasvir etmesi rica edildiğinde Alexander Sch., az önce söylediklerini tekrar eder. Akşama ne zaman başlamışlar ve kimler sırasıyla orada oturmuştur, hatırlayamamaktadır. Holger G., bu karta neden ihtiyaç duyduğunu söylememiştir; ayrıca konuşmanın seyrini, örneğin Holger G. bu konuyu ona mı karısına mı açmıştır, artık bilmediğini söyler Alexander Sch. bir soru üzerine, karısının da aynı şekilde karta neden ihtiyaç duyulduğunu sormadığını söyler. Akşamı tasvir edilmesi bir kez daha rica edildiğinde Alexander Sch., sus pus olur ve tam olarak hatırlayamadığını söyler; hatırladıkları parça parçadır. O akşam Holger G. ’nin yanında para var mıydı, hatırlayamadığını söyler; bu konuda kafa yormamıştır; kartın neden istendiği onu ilgilendirmemiştir.

Bir soru üzerine Alexander Sch., karısının 300 Euro aldığını belirtir; fakat bunun ne zaman olduğunu hatırlayamamaktadır. Bu zaman dilimini somutlayabilmek adına kısıtlama yapması istendiğinde Alexander Sch., araştırdığı kadarıyla paranın 2005 ya da 2006 senesinde teslim edilmiş olması gerektiğine işaret eder. Bunu nasıl araştırdığında dair soruya ise LKA, karısını telefonla aradığında kendisinin de avukat ’i aradığı yanıtını verir Alexander Sch.; çünkü bir bağlantı olduğunu düşünmüştür. Telefondaki konuşmada ağırlıklı olarak sosyal alanda dolandırıcılığa yardım etme suçunun zaman aşımına uğrayıp uğramadığı ve karısının ifade verip veremeyeceği ele alınmıştır. Bunun için zamansal bir sınırlamaya ihtiyaç duymuştur. Araştırmalarında 2005 ya da 2006 yıllarına nasıl vardığı sorusuna ise Alexander Sch. LKA’nın karısını aradığını ve ikisinin de tutuklu bulunan Holger G. hakkında sorgulanmasını istediğini söyler. Bunun üzerine Alexander Sch., Holger G.’nin avukatını aramış ve sağlık sigortası kartının söz konusu olup olmadığını sormuştur. Avukat bunu doğrulamış ve kartın ilk kez 2006 yılında kullanıldığını ve bu nedenle de zaman aşımına uğradığını söylemiştir.

Kartın verildiği dönemdeki kişisel durumu sorulduğunda Alexander Sch., o zamanlar karısıyla altı aydan beri birlikte olduklarını ve Hannover’de Holger G.’nin dairesinden pek de uzak olmayan bir yerde iki odalı bir dairede oturduklarını söyler. Kendisi satıcı karısı da kuaför olarak çalışmıştır. Oturdukları sokağın ismini tam olarak hatırlayamamaktadır, fakat üç ya da dört yıl kadar orada oturmuşlardır. Hakim Götzl, kartın verildiği dönemde orada mı oturmuşlardır, bilmek ister. Sch. o akşamın artık hafızasında yer almadığını söyler. Buna benzer pek çok akşamları olmuştur ve genelde hep neşe içinde geçmiştir. Holger G. de pek çok akşam orada bulunmuş, diğerlerinden daha az alkol almıştır; fakat amfetamin kullanmıştır. Bir akşam sona ererken ebleh bir hal almıştır, bolca çene çalmış, konsantrasyon güçlüğü çekmiş, durmadan hareket halinde kıpır kıpırdır. Bunun tam olarak ne anlama geldiğine ilişkin bir soruya Sch., durmadan bacağını sallama ya da işin sonunu getirmeden bir işi bırakıp diğerine geçme açıklamasını yapar; somut örnekler ise veremeyecektir. Kartın verildiği akşam Holger G.’nin davranışlarına ilişkin Alexander Sch. artık bir şey söyleyemeyecektir; fakat genelde az önce tasvir ettiği gibi olduğundan, o akşam da öyle olması gerektiği fikrinden yola çıkıyordur.

Hakim Götzl, Alexander Sch.’nin Holger G. ile olan ilişkisi hakkında daha net bilgiler edinmek ister. Sch., Holger G.’yi birkaç yıldır tanıdığını, fakat onunla ne zaman tanıştığını bilmediğini söyler; o Hannover’e geldikten bir yıl sonra olması gerekir. Onunla bir doğum günü kutlamasında tanışmıştır. 2000 senesinde olmalıdır; çünkü LKA ne zaman Hannover’e geldiğini söylemiştir. Kimin doğum günüydü sorusuna Alexander Sch., Andreas Re.’nin doğum günüydü, yanıtını verir. Nasıl tanıştıklarına dair ayrıntılar sorulduğunda Sch. onu bir tanıdığının Holger G.ile tanıştırdığını söyler; böylece aralarında bir konuşma gelişmiştir. Holger G. ilk başlarda ona pek de sempatik gelmemiştir, fakat ortak arkadaşlar sayesinde sıkça temasları olmuş, konserlere, sinemaya gitmişlerdir ve bir süre sonra arkadaş olmuşlardır. Ağırlıklı olarak hafta sonları buluşmuşlardır. Holger G.’nin o zamanki durumunun sorulması üzerine Sch., G.’nin genelde bir depoda gece vardiyasında çalıştığı ve annesinin yanında kaldığı yanıtını verir. Holger G.’nin özel yaşantısı sorulduğunda ise Sch., G.’nin sürekli olarak kız arkadaşlarını değiştirdiğini bildiğini ve parasal sıkıntılarından haberdar olduğunu söyler.

Hakim Götzl, Sch.’den Holger G. ile olan diyaloğunu daha ayrıntılı tasvir etmesi, ayrıca politik anlamdaki temaslarından da söz etmesi ricasında bulunur. Götzl, sürekli soru sormayı istememektedir. Sch. konserlere ve sinemaya gittiklerine değinir; birlikte gösterilere katıldıkları da olmuştur; fakat hiçbir zaman birlikte gösteri düzenlememişlerdir. Sch. Hildesheimer çevresindeki bir yoldaşlar grubunda etkinlik göstermiştir ki bu grupla seyahatler düzenlenmiştir. İki grup biraraya geldiğinde Holger G.’nin orada olması genelde tesadüfidir. Her ikisinin de politik dünya görüşüne ilişkin soruya Sch. şu yanıtını verir: “İkimiz de o zamanlar nasyonal sosyalist bir görüşe sahiptik.” Bu görüşlerin taşıdığı amaçlar neydi sorusuna Sch. (sanki ezberden konuşurmuş gibi) toplumu, nasyonal sosyalist bir hal alasıya değin değiştirmeye yönelik somut bir ilgilerinin olduğu açıklamasını yapar. Onun angajmanı, üstendiği yükümlülükler somut olarak nelerdi diye sorulduğunda Sch. gösterilere gittiği ve el ilanları dağıttığı yanıtını verir. Götzl üsteler ve Sch. için bu bağlamda söz konusu olan şey neydi, bilmek ister. Sch. yan çizer ve 1 Mayıs gösterilerinin, bir de Wunsiedel ‚deki Rudolf-Heß gösterisinin söz konusu olduğunu söyler.

Hakim Götzl, daha ayrıntılı bilmek istese de Sch. ayrıntıya inmez, genelde kalır. Sch. onun için politik bir hareketin desteklenmesinin söz konusu olduğunu söyler. Nasyonal sosyalist bir dünya görüşüne sahip olmuştur; katıldığı gösterilerde kendini güvende hissetmiştir. Götzl, Alexander Sch.’nin nasyonal sosyalist dünya görüşünden ne anladığını bilmek ister. Alexander Sch.: “Bugün artık bu görüşe sahip değilim. Durumum hakkında uzun uzadıya düşündüm, ondan çark ettim; bunu burada kapsamlı bir şekilde anlatmam gerektiğini zannetmiyorum.” Götzl üsteler ve Alexander Sch.’nin politik gayelerini ve onu harekete geçiren nedenleri tam olarak bilmek ister. Sch. kaçınır, yanıt vermek istemez. Rudolf Heß’e ilişkin kamuda olan algının, sunuluşun haklı olmadığını söyler. Götzl’ün ısrarlı sorularını karşılıksız bırakır. Bunun üzerine Götzl, oturuma 20 dakikalığına ara verdiğini söyler ve Alexander Sch.’yi bu esnada sorular üzerinde bir kez daha düşünmesi konusunda uyarır.

Saat 12:05’e değin ara verilir.

Aradan sonra hakim Götzl, Alexander Sch.’nin politik gayelerine ve onu harekete geçiren nedenlere ilişkin sorusunu yineler. Sch. yine az önce verdiği yanıtları verir ya da çok genel ifadelerde bulunur. Götzl sabırsızlaşır ve tanığa suskun kalmanın da bir suç unsuru oluşturabileceği hatırlatmasında bulunur. Götzl, Rudolf Heß konusuna geri döner ve Sch.’ye kamuoyundaki tasvir ya da algı konusunda onu tam olarak rahatsız eden şeyin ne olduğunu sorar. Bu bir savaş suçlusunun tasviridir. Onun gözünde Rudolf Heß’in nasıl tasvir edilmesi gerektiği sorusuna Sch., kendini barış için ortaya koymuş, çabalamış biri olarak yanıtını verir. Başka örnekler vermesi istendiğinde, tanıdıkları birinin iki kızının annesinin sağcı camiadan biri olarak sınıflandırıldığı gerekçesiyle Waldorfschule’den uzaklaştırıldıklarını örnek gösterir. St. bunun tarih olarak doksanlı yılların sonunda yaşandığını söyler. Bunun dışında örnekler aklına gelmemektedir.

Hakim Götzl, günlük yaşantıları ve Sch.’nin dahil olduğu yoldaşlar grubunun organizasyonuna ilişkin ayrıntılı bilgi edinmek ister. Sch. yoldaşlar grubunun o zamanlar Tanja Prievenau tarafından yürütüldüğünü söyler. Gösterilere gidilmeden önce düzenli olarak buluşmalar olmuştur. El ilanları hakkında konuşmuşlardır. Kaç kişinin orada organize olduğuna dair soruya tanık on kişi der ve Bay Ba., Bay Prievenau ve Simon B. olmak üzere üç kişinin adını verir. Aklına daha fazla bir şey gelmemektedir. Bayan Prievenau’nun çocuklarının okuldan uzaklaştırılmasına karşı el ilanları aksiyonları olmuştur; bir tanesinde de çocukların ırzına geçenlere yönelik daha ağır cezalar talep etmişlerdir. Daha fazla bir şey hatırlamamaktadır. Diğer etkinlikler sorulduğunda Sch. gösterilere gidildiğinden söz eder; esasında hepsi bu gösterilerle sınırlıdır. Bir soru üzerine sadece Leipzig’deki 1 Mayıs gösterisini ve bir matem yürüyüşünü hatırladığını söyler. Tekrar sorulması üzerine tanık 1996’dan 2003-2004 yılına değin on ila yirmi arası gösteriye katılmış olabileceğini söyler. Sonrasında ne oldu, diye Götzl bilmek ister. O zaman onun yaşam koşulları arkadaş çevresi ve etkinlikleri bağlamında değişmiştir; politik meselelere daha fazla ilgi duymamıştır. Sch. hafta sonları ağırlıklı olarak elektronik müzik konserlerine gittiğini ve zaman içinde arkadaş çevresinin değiştiğini söyler. Tekrar sorulması üzerine bu konunun onun için kesin olarak ne zaman sonlandığına ilişkin bir tespitte bulunamayacağını söyler; belki 2003 ya da 2004 senesidir; onun politik dünya görüşünün kendi yaşam gerçeğiyle pek bir alakası kalmamıştır

Götzl, bunu daha ayrıntılı anlatmasını ister. Sch. tanıdıklar çevresinde yabancıların da olduğunu söyler; Yahudilerle çalışmıştır. Götzl’ün sorusu üzerine çevresinin belirli bir yönde geliştiğini ve bunun belirli düşünceler içeren pozisyonları temsil etmeyi kaldırmadığını söyler. Bu pozisyonların çağa uygun olmadığı sonucuna varmıştır. Bu pozisyonlarla ne kastettiği sorulduğunda tanık yabancı düşmanlığı ve ulusalcı fikirler der. Götzl, bu pozisyonun ne zaman geliştiğini sorar. Erken yaşlarda başlamıştır ve bu yapı içerisinde yetişmiştir. Yaklaşık olarak 15’li yaşlardayken sınıfındaki yabancı öğrencilerle sorunları olmuştur; önce sadece inat olsun diye uygun bir şekilde giyinmiş, bir zaman sonra yakınlık göstermeleri üzerine sağcı camiadan kişilerle tanışmıştır. Götzl, tam olarak ne olduğunu bilmek ister ve tanığı bir kez daha genel yanıtlar vermemesi konusunda uyarır. Götzl, sorusunu yeniler, “sağcı camia içinde yetişmek” nasıl bir şeydir diye sorar. Alexander Sch. az önce söylediği gibi okulda sorunlar yaşadığını, bir gerekçe olmaksızın düzenli olarak dövüldüğünü ve hakarete uğradığını söyler. Öncesinde neler yaşandığına ilişkin soruya Alexander Sch., 9.sınıftayken sınıfını değiştirdiğini ve ilk kez yeni sınıftayken onlarla diyalog geliştirdiğini söyler. Hakim Götzl, sağcı camia ile diyaloğun nasıl kurulduğunu sorar. Tanık, o zamanlar ki kız arkadaşıyla avcı kutlamalarına katılmıştır; orada sağcı biri onunla konuşmuş, onun niye böyle giyindiğini sormuştur. Sonra birbirlerinin telefon numaralarını almışlardır; nasıl giyinmiş olduğu sorusuna Alexander Sch., saçlarının kısa olduğu, üzerinde Polo tişörtü, savaş uçağı pilotu ceketine benzer bir ceket ve ayağında paraşütçü çizmeleri olduğunu söyler.

Hakim Götzl, Holger G.’nin politik dünya görüşünü sorar bu kez. Sch. onu sağcı biri olarak tanımıştır. Bir soru üzerine tanık, Holger G.’nin yabancı düşmanı ifadelerde bulunduğunu ve Almanya’da gereğinden fazla yabancının yaşadığı düşüncesinde olduğunu söyler. Politik anlamda birlikte yaptıkları bir şey olmamıştır. Sch.’nin Holger G.’nin daha önceki yaşantısına ilişkin bilgisi olup olmadığı sorusuna Sch., hayır yanıtını verir. O hafta sonlarını sadece özel yaşantı anlamında Holger G. ile vakit geçirmiştir; birlikte konsere gitmişlerdir. Götzl, hangi konserlere gittiklerini bilmek ister; fakat Sch. hatırlayamaz. Götzl, şimdi de Holger G.’nin 2003-2004 yıllarında Sch.’de görülen değişimlere nasıl tepki verdiğini sorar. Tanık, Holger G.’nin de bu yoldan geçtiğini ve bu değişikliklerin onda da yaşandığını söyler. Götzl, Sch.’nin bunu nasıl tasavvur ettiğini söyler. Sch., Holger G.’nin bu ideallerin peşinden artık gitmediğini duyumsadığını söyler. Davranışları, ifadeleri yüzünden bu düşünceye varmıştır. Biri sürekli yabancı düşmanı ifadeler kullanıyor ve günün birinde artık bu ifaledere yer vermiyorsa Sch. bir şeylerin değiştiğini varsaymaktadır. Eğer biri artık ulusal konulardan söz etmiyorsa önem verdiği başka bir görüşün olması gerekir. Götzl, bu konuda konuşmadınız mı, diye sorar. Tanık, hayır, der. Bu türden şeyler konuşulduğunda, bir zaman sonra Holger G. ya da Alexander Sch. artık bu türden şeylerle ilgilenmediklerine dikkat çekmişlerdir. Götzl, Holger G.’nin de mi yaşam koşulları değişmiştir, bilmek ister. Kutlamalar, partiler başlamıştır ve Holger G. giderek daha fazla uyuşturucu kullanır olmuştur. Ve böylece o çevreden iyice uzaklaşılmıştır. Götzl, ortak arkadaşlarını sorar. Tanık en yakın arkadaşlarının Sebastian W. olduğunu söyler ya da Benjamin P. Şu an dilinin ucuna başka isim gelmemektedir. Onların politik görüşleri de onunki gibidir; ancak onların 2003’ten sonraki seyrini tahmin etmesi güçtür. Sonraları o kadar da yakın diyalog içinde olmamışlardır; üç ayda bir görüşür olmuşlardır. Götzl, Alexander Sch.’nin yakın arkadaşları hakkında söyleyecek şeyinin bu denli az olmasına şaşırır.

Götzl, avukat Hachmeister ile olan diyaloğu sorar. Tanık, LKA ona telefon açtıktan sonra Hachmeister’ı aradığını söyler. Bu duruşmadan önce de onunla görüşmüşlerdir. Hachmeister, kendi avukatı tarafından ona tavsiye edilmiştir. Kendi avukatı Sch.’nin savunma avukatı ile diyaloğa geçmesini önermiştir; böylece tanık yardımı alabileceğine dair dilekçe verip veremeyeceğini sorabilecektir. Avukat Hachmeister, yasal olarak böyle bir dilekçe verme hakkı olmadığını söylemiştir. Alexander Sch., avukat Hachmeister’ın -2006 yılında sağlık sigortası kartının kullanılışına- ilişkin dosyalamayı nereden edindiğine dair onu bilgilendirip bilgilendirmediği sorusuna hayır, yanıtını verir.

Duruşmaya saat 13:54’de devam edilir.

Hakim Götzl, Holger G.’nin güncel diyaloğlarını sorar. Sch. sıkı bir diyalogları olmadığını, bundan iki ya da üç ay önce birlikte dondurmacıya gittiklerini söyler. Suçlamalar hakkında sadece kıyısından köşesinden konuşmuş ve bu meselenin tamamı hakkında bir şey bilmediğinin güvencesini vermiştir. Sağlık sigortası kartı hakkında konuşmamışlardır; neden konuşmadıklarını bilmemektedir. Sch.’nin karısı ile buradaki ifade hakkında konuşup konuşmadıkları sorusuna Sch., evet, der; bu sorgulama onlar için oldukça zordur; çünkü geçmişte olan bitenleri tam olarak hatırlayamamaktadırlar. Götzl, Sch.’nin LKA‚ya kartın verildiği yere ilişkin ne söylediğini bilmek ister. Sch. kartın mutfakta teslim edildiğini söylediği yanıtını verir. Götzl, eğer şimdi hatırlayamadığını söylerse bunun bir çelişki olacağına dikkat çeker. Sch., LKA‚da verdiği ifadenin karısının verdiği ifade ile örtüşmediği, bunun üzerine içine kapanıp iyice düşündüğünü, lakin somut bir mekan hatırlayamadığını söyler. Sch.’nin o zamanlar Holger G.’nin kız arkadaşı olan Brigitte E. ile diyaloğu olup olmadığı sorusuna Sch., hayır yanıtını verir; Böhnhardt, ya da Zschäpe’yi tanıyor mu, sorusuna da aynı şekilde hayır cevabını verir. Ralf Wohlleben’i ise Holger G.’nin Thüringen’deki doğum günü kutlamasından tanıyordur. Başka bir diyalog ise gelişmemiştir.

Götzl, tanığa LKA tarafından 24.01.2012 tarihinde yapılan sorgulamadaki ifadesini hatırlatır; bu ifadeye göre, Sch. sağlık sigortası kartının usulsüzce kullananın kim olduğunu kimden öğrendiğini söylemek istememiştir. Götzl, Sch.’ye neden bu ismi açıklamak istemediğini sorar. Sch. hukuki danışmanlık konusunda bir şey demek istemediğini söylemiştir. Bu konuda söyleyecek başka bir şeyi yoktur. Kartı usulsüzce kullananın kim olduğunu avukat Hachmeister ona söylemiş midir, tanık bunu da hatırlayamamaktadır. Hakim Götzl, tanığa bir diğer ifadeyi hatırlatır: “Bu karta ilişkin şu beyanda bulunabilirim: Bu kart 2005 yılında olacak birisi tarafından usulsüzce kullanıldı; şu halde kartın verilmesi bu tarihten önce olsa gerek.” Götzl, avukat Hachmeister ve tanık arasında bu konu hakkında bir konuşma geçmiş midir, bilmek ister. Sch. ifadesini ne denli az hatırlıyorsa aralarında geçen konuşmayı da o denli az hatırlıyordur.: “Kartın verilişi benim Hannover-Botfeld’deki dairemde gerçekleşti. O vakit Holger G. bizi ziyarete geldi; bana ya da karıma AOK sağlık sigortası kartı için 300 Euro tutarında para verdi.” Sch. bu ifadesinde tahminlerden hareket etmektedir.

Alexander Sch.’nin Holger G.’yle Hannover’e taşındıktan bir ya da bir buçuk yıl sonra Sebastian W.’nin doğum günü partisinde tanışmış olduğuna dair hatırlatmayı tanık doğrular. Tanık, doğum gününe gelenlerin çoğunun sağcı dünya görüşüne sahip olduğu hatırlatmasını da doğrular. O zamanlar ifadesinde partiden kişilerin katılıdığını yadsıyamayacağını söylediğini, bugün ise buna şaşırdığını çünkü onlardan kimseyi tanımadığını söyler. Sch., ifadeyi doğrular, “fakat misafirlerin çoğu Skinhead olarak adlandırılan camiadandı.” Bu zaman dilimi içinde o da kendini bu insanlardan biri saymaktadır. Bu camiayı nasıl tanımlardı sorusuna aşırı sağcı bir camia olduğunu ve pek çok kez kutlamalar yaptıklarını söyler. Götzl hatırlatmada bulunmaya devam eder: “Bir soru üzerine Gerlach ile tanışmadan önce kendimi alenen sağcı olarak sunmakta olduğumu beyan ediyorum.” Tanık: “Evet, giyim kuşamım, çizmelerim, kısa saçlarım ve üzerinde bu görüşe denk düşen yazıların olduğu tişörtlerim.” Hatırlatma: “Gerlach ile birlikte yaptığımız ilk politik toplantı, tanışmamızdan bir yıl sonra oldu.” Tanık: “Ne kadar çok şey biliyormuşum, şaşırdım doğrusu.” Hatırlatma: “Ne tür bir toplantıydı, artık bilemediğim için söyleyemem.” Tanık: “Öyleyse bu ifadeyi de tahmin edilenler kısmına dahil edebilirim.” İlk gösteriye ilişkin soruya Sch. tahminimce 1996 senesinde Leipzig’deydi, der.

Hatırlatma: “Holger G. bana Tino Brandt’ın muhbir olduğunu söyledi ve bu bağlamda kendisinin THS‚ye olan bağından söy etti.” Sch. bu ifadeyi söylediğini doğrular; fakat THS hakkında söyleyebileceği başka bir şey yoktur. Holger G., ne THS‚de yaptıklarına ilişkin bir şey anlatmış ne de kimlerin THS‚ye dahil olduğundan söz etmiştir. Sch. silahlar ya da şiddet hakkında konuştuklarını hatırlamadığı gibi Holger G.’nin yanında hiçbir zaman silah görmemiştir. Tutuklandıktan sonra Böhnhardt, Mundlos ya da Zschäpe hakkında konuşulmuş mudur, sorusuna Sch., Holger G.’nin ihanete uğradığını düşündüğünü ve tüm bunların onun yardımıyla yapıldığını aklının almadığını söylediği yanıtını verir. Söyledikleri ile tam olarak neyi kastettiği sorulduğunda Sch. kiralanan karavanlar, ehliyet ya da onun adına düzenlenen pasaport yanıtını verir. Holger G. silah sevkiyatı hakkında bir bilgi vermiş midir sorusuna tanık, hayır yanıtını verir.

Götzl, Sch.’nin karısına geri döner; karısının bu durumla nasıl başa çıktığını sorar. Tanık, karısının iki üç gün sonra kartını kaybettiği ya da çalındığına dair ibarede bulunduğunu ve ona yeni bir kart gönderildiğini söyler. Satılan kartın süresinin ne olduğunu bilmemektedir. Holger G.’nin tutuklandığı süreye değin bir daha bu konuyla hiç meşgul olmamışlardır. Bir soru üzerine tanık, daha sonra kartı Holger G.’ye hiç sormadığını söyler. Götzl şimdi de Ralf Wohlleben’i sorar ve onu Wohlleben ile tanıştıranın kim olduğunu bilmek ister. Tanık, Holger G.’ydi yanıtını verir. Bu kişi ona Ralf olarak tanıtılmıştır. Bir soru üzerine Sch., Ralf W.’nin Holger G. ile olan ilişkisini bilmediğini, tatilden de haberi olmadığını, sadece Thüringen’e kız kardeşe yapılan yolculuğu bildiğini söyler. Tatille ilişkilendirilen kişiler anlamında da sadece Thüringen’deki kız kardeşten söz edilmiştir.

Savcılık tanığın şu ifadesini hatırlatır: “Bay G. sorulduğu halde kartın hangi amaçlar için gerektiğini bize SÖYLEMEDİ.” ve tanığın sorduğu belli olduğu halde söz konusu kişiyi hatırlayamadığını söylediğine dikkat çeker. BAW (federal savcı) Weingarten, Sch.’nin sorgulamadan önce avukat Hachmeister’ı aradığına dikkat çeker ve Sch.’nin sorgulamada neyin mevzu edileceğini nereden bildiğini öğrenmek ister. Sch. sadece Holger G. ’nin tutuklanmasının söz konusu olabileceğini, diğer durumların henüz arz edilmemiş olduğu yanıtını verir. Avukat Hachmeister ile neden temasa geçtiği sorusuna Sch. aklına ilk gelen ismin o olduğu yanıtını verir. LKA ona meselenin ne olduğunu söylemiştir. Weingarten, Sch.’nin az önce Holger G.’in tutuklanmasına değin kart meselesini unuttuğunu beyan ettiğini, fakat bu tutuklamanın LKA’nın telefon etmesinden önce olduğunu söyler. Tanık, Holger G.’nin tutuklanmasından sonra açığa çıkan tüm meselelere ilişkin kartla bir bağlantısı olabilir mi diye spekülasyonlarda bulunduklarını söyler. “O zaman kartla ilgili sorunlar daha önce de aklınıza geldi.” “Mümkün.” Weingarten, bu unutulmuş akşamın sadece yeniden hatırlanmasının Holger G. tutuklandığı için tuhaf bir durum olduğunun altını çizer ve Sch.’nin bu meseleyi daha önceden de zaman zaman hatırlayıp hatırlamadığını bilmek ister.Tanık bu soruya hayır yanıtını verdiği gibi, kartın verilmiş olmasının onu tedirgin edip etmediğine de hayır yanıtını verir. Holger G.’nin tutuklanmasını neden kendi durumuyla ilişkilendirdiği sorusuna Alexander Sch., medyada sahte kimliklerden söz edildiğini örnek verir; böylece Holger G.’nin kartı bu amaçla kullanıp kullanmadığına dair kafa yorduğunu söyler. Weingarten, az önce kartı usulsüzce kullananın kim olduğuna dair soruya Sch.’nin bir fikri olmadığı yanıtını verdiğini hatırlatır. Alexander Sch., “Spekülasyon yapmak gerekirse” verir, “kim?” , “Beate Zschäpe” yanıtını verir. Weingarten, son üç dakikada üç yalan beyan ortaya çıkardığının altını çizer.

Müdahil avukat Bliwier, tanığa yalan beyanda bulunmaktan dolayı hiç hüküm giyip giymediğini sorar; tanık, hüküm giydiğini doğrular. Bir trafik suçu söz konusu olmuştur. Ayrıca Sch. 2000 senesinde ağır bir şekilde adam yaralamadan dolayı hüküm giymiştir; tanık buna olabilir, yorumunda bulunur. Hatırladığı somut bir şey yoktur. Tanık 2000 senesinde trafikte içkili araba kullanmaktan dolayı hüküm giydiğini doğrular; aynı sene silahlı çete kurmak ve Göttingen’de asayişi bozma suçuna dair şüpheli olarak görüldüğünden ise haberi yoktur. Bliwier, Alexander Sch.’nin sağcı camiadan ayrıldığı 2003-2004 tarihlerindeki sürece gelir. Bu süreci tam olarak hatırlayabiliyor mudur, sorusuna hayır yanıtını verir Sch. ve “Yahudilerle hoş bir akşam” gibi somut olaylara ilişkin de diyebileceği bir şey olmadığını söyler. Bliwier, tanığın 2004 senesinde Essel’de askeri bir mezarlıkta çelenk koyma törenine katıldığına değinir. Tanık bu türden kesin bir yanıt veremeyeceğini söyler. Bunun ne anlama geldiği sorusuna Alexander Sch. bu türden organizasyonlara katıldığını, fakat somut olarak tarihini hatırlayamadığını söyler. Bu hadiseye Holger G.’nin kardeşi Dirk G.’nin katılmış olduğuna dair ipucu dahi tanığın hafızasının canlanmasına yardımcı olmaz.

Bliwier, Neustadt, Rübenberge’de 2004 Aralık’ında yapılan kış gündönümü kutlamasına dikkat çeker. Tanık, mümkündür, diye itirafta bulunur. Kış gündönümü kutlamalarına katılmıştır; fakat hangi tarihlerde olduğunu bilmemektedir. Bliwier, sözkonusu bu hadiselerle, sözüm ona Sch.’nin sağcı camiadan ayrıldığı dönem arasındaki zamansal paralelliklere işaret eder ve kış gündönümü kutlamalarının aşırı sağcılarla ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceğini sorar; tanık ilişkilendirilebileceğini doğrular. O zaman der Bliwier, Sch.’nin dünya görüşündeki değişimin daha sonra gerçekleşmiş olması gerekir. Çünkü Sch. 2003 yılında Neumünster’de “Wehrmacht (Nazi Almanyası Silahlı Kuvvetleri) Sergisi”ne karşı düzenlenen bir gösteriye katılmıştır. Tanık, dünya görüşündeki değişimin sessizce ve yavaşça gerçekleştiğini tasvir eder ve buna rağmen bu türden toplantılara katılmış olmasının mümkün olduğunu, çünkü o zamanlar hâlâ aynı çevreye sahip olduğunu söyler. Avukat Bliwier, 2004 yılında Hannover’de Hells Angels arazisindeki Skinhead konserinden sonra Nazi grubunun bir Türk diskosuna girmeye çalıştıklarını hatırlatır. Tanık itiraz eder; kimsenin bir Türk diskosuna girmek istemediğini ve üstüne basarak bunun aşırı sağcı bir konser olmadığını, çünkü kendisinin de orada bulunduğunu söyler. Orada hangi müzik grubunun çaldığı sorusuna Hollanda’dan “Disziplin” adlı grubun çaldığı yanıtını verir ve o bu grubu futbol çevresinden olarak sınıflandırır. Avukat Bliwier, Sch.’nin dünya görüşündeki değişimini, ne zaman tamamlanmış olarak addettiğini sorar. Tanık, 2005 senesi diye tarih bildirir; ancak buna ilişkin somut bir neden gösteremeyecektir. Avukat Bliwier, Holger G.’nin de 2003 yılında Neumünster’de olduğunu hatırlatır; fakat tanık bu konuda bir şey bilmediğini iddia eder.
Avukat Bliwier, Sch.’nin avukat Hachmeister’a telefon açaması meselesine gelir ve bu kişinin neden o zamanlar Sch.’ye en yakın kişi olarak göründüğünü bilmek ister. Tanık, çünkü davayı biliyordu, yanıtını verir ve avukat Hachmeister’ın Holger G.’yi savunduğunu bildiğini izah eder. Bunu ne zamandan beri bildiği sorusuna Alexander Sch. bunu nispeten erken bir tarihte öğrendiği yanıtını verir; bu zamana ilişkin net bir yanıt vermesi istendiğinde ise Sch. Holger G.’nin tutuklanmasından bir ya da iki hafta sonraydı, der. Bunu hayat arkadaşından öğrenmiştir. Tanık, ilk temasın ne zaman olduğuna dair soruya telefonda temasa geçildiği yanıtını verir. Daha sonra ise Holger G.’yi ziyaret etme izni bağlamında temasları olmuştur; çünkü onun avukatı bu meseleyle ilgilenmiştir. Avukat Hachmeister ile onun arasında özel bir buluşma olmuş mudur sorusuna tanık hayır yanıtını verir.

Daha sonra avukat Bliwier, Holger G. ile dondurmacıda gerçekleşen buluşmada başka kimlerin olduğunu bilmek ister. Tanık, Holger G.’nin, G.’nin hayat arkadaşının ve kendi karısının olduğunu söyler. Tanık korumadan kişiler de bu buluşmada hazır bulunmuşlar mıdır sorusuna Alexander Sch., hemen ötelerinde içinde iki kişinin bulunduğu ve onları izleyen bir aracın olduğunu söyler. Bliwier, Holger G. ile olan diyaloğun nasıl cereyan ettiğini sorar. Sch. ona bir mesaj atmıştır, herhangi bir polis birimi harekete geçirilmemiştir; tehlikesi, riski olmayan bir buluşma istemiştir; bir de dondurma yemeyi. Bir soru üzerine tanık, kişisel olarak son diyaloglarının altı ila sekiz hafta öncesi olduğunu söyler; annesinde buluşmuşlardır. Buluşmayı hangi tarafın istediğine dair bir şey söyleyemeyecektir. Sch.’nin Holger G.’ye telefonla ulaşıp ulaşamadığı, G.’nin telefona bakıp bakmadığı sorularına tanık, evet yanıtını verir. Buluşma bir ya da bir buçuk saat sürmüştür; genel geçer şeylerden konuşmuşlardır, bu buluşmada dava hakında bir şeyler konuşulmuş mudur, bilmemektedir. Bu başka bir zaman gerçekleşmiş olabilir. Dava hakkında ne konuşulduğu sorusuna tanık, Holger G.’nin vaziyetinin tamamını ona izah ettiğini, olayların nasıl cereyan ettiğini, koşulları anlattığını söyler; burada biraz sıradışı bir dava söz konusudur. Bir soru üzerine Sch., mahkeme celpleri gelesiye değin onların da bu davada tanık olarak ifade vermeleri gerektiğinin belli olmadığını söyler. Dondurmacıdaki buluşmadan önce mahkeme celpleri ellerinde miydi, sorusuna tanık, hayır yanıtını verir ve LKA‚daki ifadesinin detayları hakkında Holger G. ile konuşup konuşmadığını hatırlayamadığını söyler. Fakat ona gerçeğe uygun biçimde LKA‚da ifade verdiğini söylemiştir.

Avukat Bliwier, bu ifadeden kuşku duymaktadır; arkadaşlar arasında dava hakkında böyle konuşulduğuna inanmadığını söyler. Tanık, sorgulamanın ne kadar sürdüğünü ve kendisine neler sorulduğunu da muhakkak anlatmış olacağını söyler. Her şeyi neden Holger G.’ye anlattığı sorusuna ise Sch. tanıdığım biri çünkü yanıtını verir. Buna ihtiyaç duymuştur; Holger G. onun çevresinde konuşabileceği tek kişidir. Holger G.’nin buna ilişkin bir yorumu olmuş mudur, sorusuna tanık, G.’nin pek çok kez onu böyle bir duruma soktuğu için özür dilediğini söyler. Bu zaman diliminde ifadeden haberi var mıydı sorusuna Sch. hayır, der. Bir diğer soru üzerine ifadeyi bilip bilmediğine dair konuşmadıklarını söyler Sch. Tanık, onun dosyaya zaten bakmış olduğundan böylece de ifadeyi bildiğinden yola çıkmıştır. Holger G.’nin ifadeyi bilip bilmediği hakkında konuşmamışlardır. Bir diğer soru üzerine Sch., ifadeyi düzeltme ricasında da bulunmadığını söylemiştir. Avukat Bliwier, madem Holger G. ifadeyi öyle ya da böyle bir şekilde okumuştu, ona ifadeyi anlatmanın mantığının ne olduğunu sorar ve konuşmanın bu şekilde seyrettiğine inanmadığını açıklar.

Avukat Bliwier, Holger G.’nin serbest bırakılmasından sonra bir kafede geçen buluşmalarını sorar. Tanık, bunu doğrular. O, karısı, Holger G.’nin hayat arkadaşı ve annesi de oradadır. Nasıl oldu da böyle bir buluşma oldu sorusuna Sch. aslında G.’nin serbest bırakıldığı gün bir ziyaretçi randevusu olduğunu söyler. Oradayken ona G.’yi hemen götürebileceği söylenmiştir. Sonra da Holger G. ona bir mesaj yazmış; Iserhagen’de göl kenarındaki evde buluşmak isteyip istemediğini sormuştur. Yakınlarda polis var mıydı, sorusuna tanık evet, der. Bunu ona Holger G. söylemiştir; polis memurlarını JVA’nın park yerinde görmüş, onlarla konuşmamıştır. Bir soru üzerine tanık, buluşmanın yaklaşık olarak bir buçuk saat sürdüğünü söyler. Tekrar kazanılan özgürlüğe kadeh kaldırmışlardır. Bir soru üzerine Sch. tutukluluk süresi hakkında konuştuklarını anlatır ve Holger G. olan biten hiçbir şeyden haberi olmadığını ona temin etmiştir. Holger G. ona ithamlarda bulunmuş mudur sorusuna, Sch. hayır yanıtını verir. LKA‚daki ifade hakkında aynı şekilde konuşulup konuşulmadığına dair tanık kesin bir şey söyleyemeyecektir; bunu zamansal olarak bir dizgeye oturtamamaktadır.

Şimdi hakim Götzl, tanığın ne Neustadt Rübenberge’deki kış dönümünden sonra Holger G. ile bir kez daha gösteriye katılıp katılmadığını bildiğini ne de Holger G.’nin daha sonra başka gösterilerde olup olmadığı bildiğini söyler. 2004 yılında Holger G.’nin kız arkadaşının kim olduğu sorusuna tanık Brigitte E.’ydi yanıtını verir. Bu ilişkide yaşanan bir hadiseden söz edildiğinde tanık, bir şey hatırlamadığını söyler ve tekrar sorulması üzerine Claudia adında bir kadının olduğunu, G. ile arasında bir aşk ilişkisi olduğunu, fakat bu kadınla Sebastian W. arasında da bir şeyler olduğunu söyler. Bir soru üzerine Sch., Holger G.’nin moralinin bozulduğunu, hayal kırıklığına uğramış olduğunu söyler. O zamana değin Holger G. ve Sebastian W.’in araları iyidir; sonra ise eskisi gibi sıkı fıkı değillerdir. Sch., Holger G. ile hayat arkadaşının aralarının tahmin ettiği kadarıyla iyi olduğunu söyler.

Müdahil avukat Scharmer, 2012 yazından sonraki diğer buluşmaları sorar. Bir keresinde onun annesinde buluşmuşlardır; bu buluşmada karısı da yanlarında bulunmuştur. Telefonla görüşmüşler midir, sorusuna tanık, mesajlaştıklarını, nadiren G.’nin hayat arkadaşıyla da mesajlaştıklarını söyler. Tanık bir diğer soru üzerine bu mesajlarda her seferinde Holger G.’nin söz konusu olduğunu söyler ve karısının ifade verdiği dava gününden sonra G.’nin hayat arkadaşı, onun karısının tüm bunlara maruz kalmasından duyduğu üzüntüyü dile getirmiştir. Somut olarak Holger’in tüm zaman boyunca Silvia’yı düşündüğü söylenmiştir. Tanık, bir diğer soru üzerine karısının Holger G.’nin annesiyle ya da hayat arkadaşıyla bir daha diyaloğu olmadığını söyler. Emin olmamakla birlikte karısının, Holger G.’nin cep telefonu numarasını sildiğini bilmektedir. Avukat Scharmer, Sch.’nin karısının ifadesinde sadece bir buluşmada yanlarında olduğunu söylediğini hatırlatır ve Sch.’nin diğer üç buluşmada karısının da bulunduğuna dair ifadesinde kalıp kalmadığını bilmek ister. Tanık, bunu doğruladığını söyler.

Yirmi dakikalığına ara verilir.

Saat 15:31’de duruşmaya devam edilir. Müdahil avukat Hoffmann, Holger G.’nin ne için özür dilediğini bilmek ister. Alexander Sch. bunun onun tutuklanmasından sonra olduğunu söyler. Bir soru üzerine tanık ifadesinde önce Holger G.’nin ona karta neden ihtiyaç duyduğunu açıkladığını, yani Beate Zschäpe’nin doktora gitmesi gerektiğini söyler. Bir başka soru üzerine ama tanık Holger G.’nin bu şekilde bir açıklama yaptığı ifadesini geri çeker; bunu uydurduğunu, buna ilişkin de net bir şeyler hatırlamadığını söyler. Holger G.’nin bunu Zschäpe için neden yaptığına dair bir açıklama da hatırlamıyordur; sadece bu kişinin kendini aldatılmış hissettiğini hatırlıyordur. Bu da serbest bırakıldıktan sonra nehir kıyısındaki evinde olmuştur. Bir soru üzerine tanık, Holger G.’nin neden aldatıldığı duygusuna kapıldığını, tam olarak kime yardım ettiğini anlatmadığını söyler; en azından böyle bir şey hatırlamamaktadır. Sonra avukat Hoffmann, tanığın NS ideolojsinden koptuğunu iddia ettiği (2003-2004) sürece döner. Hoffmann, Sch.’ye Nazi çevresinden tanıdığı kişileri, arakadaşlarını sorar. Sch., tek tek kişilerle sıkı bir temas içinde olmamıştır. Holger G. ile olan ortak arkadaşlıklarının hâlâ devam edip etmediği sorusuna tanık, Sebastian W. ismi ile yanıt verir. Bay M.’nin buna dahil olup olmadığı sorusuna Sch. bu kişinin eskilerden bir tanıdığı olduğunu; fakat artık onun iletişim bilgilerine sahip olmadığını söyler. Avukat Hoffmann, Sascha O.’nun dövmesini sorar, tanık bunu doğrular ve onunla sıkça diyalog içinde olduğunu söyler. Bu kişinin sağcı biri olup olmadığı sorusuna Sch., hayır yanıtını verir.

Duvara Sch.’yi iki adamla birlikte gösteren bir resim yansıtılır. Tanık, onun sağındaki adamın Sascha O. olduğunu doğrular. Bu adamın üstünde balık yakalayan kuş sembolü olan bir tişört vardır. Bir soru üzerine tanık, bu sembolün ne anlama geldiğini bilmediğini ve bunun herhangi bir grupla bir ilgisi var mıdır, bunu da bilmediğini söyler. Sonra “Artgemeinschaft”ın kendini takdim edişi yansıtılır. Sch. bu sözcüğün ona bir şey ifade ettiğini, ancak sembolü bilmediğini beyan eder. Bu sözcüğü nereden bildiği sorusuna tanık bunu tam olarak bilmediğini, tarif edemeyeceğini söyler. Avukat Hoffmann, bu bir Nazi kampına ait midir, diye sorar; tanık evet, der. Bunu pozitif bulan kişileri ise tanımıyordur. Bir soru üzerine “Artgemeinschaft” Buluşması diye bir şey var mıdır, bilmediğini söyler; bu konuda bir şeyler okumuş olması mümkündür. Bunun üzerine avukat Hoffmann, bir kez daha Sascha O. ve Holger G. onun tanıdığı kişiler midir, diye sorar; tanık, evet yanıtını verir ve bir kez daha Sascha O. ‚un sağcı kamptan sayılamayacağını söyler. Bir diğer soru üzerine Manuel Be.’yi tanımadığını söyler.

Holger G. ile facebook üzerinden de teması olup olmadığına dair sorulara hayır yanıtını verdiği gibi G.’yi facebook sayfasından tanıdığına da hayır, der. Holger G.’yi tanıdığı dönemde onun nasyonal sosyalist olduğunu ve Tanja Prievenau yönetimindeki “Kameradschaft”ta (Yoldaşlık) olduğunu doğrular. Başka yoldaşlıkları olmuş mudur sorusuna hayır, yanıtını verir; KS 77 ona bir şey ifade etmemektedir. Holger G. daha sonra yoldaşlıklardan birinde olmuş mudur, haberi yoktur. Avukat Hoffmann, Neumünster’deki gösteriye geri döner; gösterinin ve sonunda polisin müdahale ettiği konserin ona bir şeyler hatırlatıp hatırlatmadığını sorar. Tanık, evet yanıtını verir. Fakat oraya kiminle gittiğini tanık hatırlamamaktadır. Avukat Hoffmann, Holger G., Herr Ma., Bejamin Pe., Martin Gö. Dirk Bo. gibi isimleri sayar. Tanık, mümkündür, der. Bir diğer soru üzerine, silahlı çete kurmaktan dolayı olan dava hakkında bir şey bilmediğini söyler. Avukat Hoffmann, içlerinde tanığın da bulunduğu bir grubun kriminal araştırma servisinin yöntemlerince elden geçirildiklerine dair evrağa düşülen bir nota dikkat çeker; polisin tahminince bu grup, bir diğer grupla Arischen Bruderschaft (Ari Kardeşlik) ile kavga etmeye gidiyordur. Avukat Hoffmann, bunların ona bir şey ifade edip etmediğini bilmek ister. Sch. bir hadisenin meydana geldiğini itiraf eder ve bu bağlamda Marcel Ri. adını verir. Avukat Hoffmann’ın bu meselede söz konusu kişinin Dieter Riefling [Neonazi-Kadrosu] olup olmadığı sorusuna tanık evet yanıtını verir. Bu kişi Arischen Bruderschaft tarafından demir çubukla ya da buna benzer bir şeyle dövülmüştür ve sonra bu kişiler Northeim’a doğru gitmişlerdir. “Biz” sözcüğü ile kimin kastedildiği sorusuna Sch., kendisiyle birlikte Markus Mü. ve Benjamin Sch. adında birkaç kişiyi sayar. Bu kişilerin Blood & Honour çevresine dahil olup olmadıkları sorusuna tanık, bildiğim kadarıyla hayır, der. Bir diğer soru üzerine ise kendisinin bu çevreye dahil olmadığını söyler.

Avukat Hoffmann, tanıkla nasyonal sosyalizm hakkındaki konuşmaya geri döner ve tanığın bundan ne anladığını bilmek ister. Sch. bir kez daha buna ilişkin net bir şey söyleyemeyeceğini, klasik anlamıyla ilişkilendirdiğini söyler. Bir soru üzerine tanık o zamanlar revizyoncu bir düşünüşe sahip olduğunu söyler; endüstriyel bir biçimde Yahudilerin imha edilmesini doğru bulur muydu sorusuna Sch. inanmış bir rasist olduğu, fakat ötenazi taraftarı olmadığını söyleyerek yanıt verir. Türkleri Almanya’dan sürmek istediğini de doğrular. Avukat Hoffmann, tanığın sağcı eylemlerin başladığı 1996 yılı ile 1992/1993 yıllarındaki pogramlar ve cinayetler arasında zamansal bir bağ kurar. Tanık, bu eylemleri olumlu bulduğunu doğrular. Holger G. de bunu aynı şekilde mi görmektedir; bilmiyordur. Avukat Hoffmann tanığa bir önceki ifadesinde birinin artık yabancı düşmanı sözler sarf etmemesi durumunda dikkat çekeceğini söylediğini hatırlatır; bunun üzerine Sch., Holger G.’nin Mölln’deki suikastlara ilişkin olumlu ifadeler kullanmamış olsa gerek açıklamasında bulunur. Peki ne tür ifadeler kullanmıştır sorusuna Alexander Sch., burada gereğinden fazla yabancı unsurların etkisini gördüğünü söylemiştir; fakat Holger G. tam olarak böyle mi söylemiştir, bunu doğrulayamayacaktır. Bir diğer soru üzerine Sch. konserlerde göçmenlerin cinayetlere kurban gitmesinin hoş karşılanmış olduğunu dışlayamayacağını söyler. Bu türden müzik grupları tanıyor mudur sorusuna ise evet yanıtını verir ve sorulmasına üzerine Landser adlı müzik grubunun adını verir. Ayrıca Holger G.’nin de bu türden müzikler dinlediğini ve bu tür CD’leri olduğunu doğrular. Bir soru üzerine bu CD’leri çöpe atmış mıdır, sorusuna bilmediği yanıtını verir Sch. Büyük bir çekmece dolusu gösteri kayıtları olmuştur; fakat günün birinde hepsi çöp tenekesini boylamıştır.

Müdahil avukat Langer’in Sch. hiç siyasi bir partide bulunmuş mudur sorusuna tanık hayır yanıtını verir. Avukat Langer, Sch.’nin karısının verdiği ifadeye dikkat çeker; karısı ifadesinde Holger G.’nin grup içinde kartını satmak isteyen biri var mı, diye sorduğunu söylediğini belirtir. Tanık ifadesini değiştirmez; Holger G.’nin karısına kartını satıp satmayacağını direkt sorduğunu söyler. Fakat tanık bu konuya ilişkin başka ayrıntılar hatırlamamaktadır. Karısıyla kartını kaybettiğini ne zaman bildirdiği ya da yeni bir kart için başvuruda bulunup bulunmadığı gibi şeyleri konuşup konuşmadığını bile hatırlamamaktadır. Karısı yeni kartı olduğunu ona söylediği an bunu öğrenmiştir. Sağlık sigortasının posta yoluyla kartı başkasının kullanıp kullanmadığını sorması hakkında karısı ona bilgi vermiş midir sorusuna Sch. hayır yanıtını verir. Holger G.’nin maddi sıkıntıları olduğu halde kart için 300 Euro ödemesi ve hiçbir koşul koymaması hakkında o zamanlar kafa yormadığını söyler.

Müdahil avukat Narin, bir gösteri yürüyüşü fotoğrafı gösterir; fakat tanık kimseyi tanımadığını söyler. Avukat Narin, tanığa lakabının ne olduğunu sorar. Baby olduğu yanıtını verir ve diğer bir soru üzerine Facebook’da bu isimde bir kulanıcı hesabı olduğunu söyler. Avukat Narin, bu fotoğrafların Holger G.’de bulunduğunu ve bu fotoğraf dosyasının adının Chrisch, Nadine, Baby vs. ile birlikte Hannomag olduğunu söyler. Avukat Narin, bu adamın kim olduğunu bilmek ister. Tanık bu adamın Holger G.’nin bir tanıdığı olduğunu ve onu sadece yüzeysel olarak tanıdığını söyler. Avukat Narin, bir gösteri yürüyüşü fotoğrafı daha gösterir. Bu fotoğrafta tanık, Manni ile birlikte görülmektedir. Üzerinde bir Combat 18 tişörtü vardır. Combat 18’den ne anlaşılması gerektiği sorusuna Sch., bunun Blood & Honour’un İngiltere’deki silahlı kolu olarak tanımladığını söyler. Pek çok soru üzerine bu kolun ne yaptığını bilmediğini, onların bir üyesi olmadığını, lakin Holger G. ile birlikte konserlerinde bulunduğunu söyler. Blood & Honour isminin onda ne çağrıştırdığı sorusuna Alexander Sch., her şeyden önce konser organizatörleri olduğunun aklında kaldığını söyler. Bu konuda gelen bir soru üzerine aşırı sağcıların konserleri olduğunu ekler.

Avukat Narin bir resim göstermek ister, fakat hakim Götzl, dosyanın orada olmadığına dikkat çeker ve öncelikle burada iddia edilen suçun ele alınması gerektiğini söyler. Avukat Narin, Blood & Honour’un NSU’nun stratejisini öğütlediğini hem tanığın hem de Holger G.’nin Blood & Honour ve Combat 18 ile yakınlıklarının ortada olduğunu söyler. Bu şekilde aradaki bağlantı çok açıktır, der.

Müdahil avukat Clemm’in az önce ele alınan soruları yenilemesi üzerine tanık, yeniden hiçbir beyanda bulunmaz ya da hiçbir şey hatırlamadığını söyler; bunu müdahil avukat Kuhn’nun soruları izler. Kuhn, Sch.’nin karısının AOK sağlık sigortası kartının Holger G.’ye verildiği akşamın ardından kartın süresi hakkında Sch.’ye bir şey söyleyip söylemediğini bilmek ister. Tanık, hayır yanıtını verir. Bir soru üzerine Alexander Sch., KS Northeim sözcüğünün ona bir şeyler ifade ettiğini, Arischen Bruderschaft (Ari kardeşlik) ayarında bir şey olduğunu düşündüğünü söyler. Bir soru üzerine tanık bir keresinde dövüşmek istedikleri dışında aralarında bir bağ olmadığını söyler. Avukat Kuhn, tanığın Bay [Thorsten] Heise adında birini tanıyıp tanımadığını bilmek ister. Sch. söz konusu kişinin Northeim’dan tanınan aşırı sağcı biri olduğunu bildiğini, onunla bir kez buluştuğunu, fakat bu kişiyle yakın anlamda bir alakasının olmadığını söyler. Avukat Kuhn’nun bir sorusu üzerine avukat Jauch’u da tanımadığı yanıtını verir. Kuhn, 2008 yılında adam yaralama suçuyla tanığa karşı açılan bir davaya dikkat çeker. Bu davanın konusu neydi sorusuna tanık, trafikte sabrının taştığını söyler.

Avukat Kuhn, Holger G.’nin yabancı düşmanlığı içeren ifadelerini ve kaba kuvvet kullanmaya yönelik eğilimine ilişkin daha ayrıntılı bilgi edinmek ister. Tanık mütemadiyen duyduğu bir cümleyi söyler: “Almanya Almanlarındır, yabancılar dışarı!” Fakat Holger G.’yi hiçbir zaman kaba kuvvet kullanmaya meyilli biri olarak yaşamamıştır. Ayrıca artık Holger G. ile kahverengi binaya gidip gitmediklerini ve Hannover’den geriye nasıl döndüğünü hatırlayamadığını söyler. Hannover’e gitmiş olan Sebastian W. und Olaf N. isimlerini de hatırlamamaktadır; ayrıca başka ayrıntılar da hatırasında mevcut değildir. Müdahil avukat Stolle, tanığa Hannover’den aşırı sağcı biri olarak olarak tanıdığı, CD alıp satan Markus Z.’yi sorar. Tanık, onun konserler düzenlemediğini, ayrıca hiçbir organizasyona dahil olmadığını söyler. Bir başka soru üzerine Holger G.’nin de onu tanıdığı yanıtını verir. Markus Z.’nin Thüringen ile olan bağını pek hatırlayamadığı gibi Markus Z. ile Ralf W.’ın daha önceki buluşmalarını da hatırlamamaktadır.

Avukat von der , bir kez daha sağlık sigortası kartı meselesine geri döner ve tanığın ya da karısının bu kartın ne için kulllanıldığını sonradan sorup sormadıklarını bilmek ister. Fakat tanık, ayrıntılara ilişkin bir şey hatırlamadığını söyler. Behrens, kartın kayboluşunun bildirildiğine dair bir konuşma yapıldığını tanığın ifadesinde söylemiş olduğuna dikkat çeker. Sch. bunları ona ilk kez karısının anlatmış olmasını, avukat hanımın bir çelişki olarak yorumladığını söyler. Tanık, bir çok noktada kendini karısıyla bir bütün olarak gördüğünü söyler. Tanığın sorgulanması aşamasındaki diğer bilgilerinde bu çekince ile mi değerlendirilmesi gerektiği sorusuna tanık, hayır yanıtını verir.

Avukat Hanım, Holger G.’nin parasal sorunlarını ve bu sorunların bu süreç zarfında bitip bitmediğini sorar. Tanık, hayır yanıtını verir. Başka bir soru üzerine Holger G.’nin ondan da ödünç para aldığını ama bu tutarın 50 Euro’yu geçmediğini söyler. Bunun dışında başka bir bilgisi yoktur. Holger G.’nin ifadesinde 10.000 Euro aldığını söylemesi tanığa bir şey hatırlatmaz. Behrens tanığın avukat Hachmeister ile kararlaştırdığı şeylere değinir ve tanığın bu bilgileri karısına iletip iletmediğini sorar. Tanık, karısına ifade verebileceklerini söylediğini beyan eder. Bunu karısına ne zaman söylediği sorulduğunda ise LKA’nın onları aradığı gündü, der. Avukat Hanım tekrar Sch.’nin karısının LKA‚daki sorgulamadan önce kocasıyla kart hakkında konuşmadığını pek çok kez ifade etmiş olmasına değinir. Tanığın tepkisi şu olur: “Ne diyebilirim ki!” Tanığın ya da başka birinin karısına hatırlamıyormuş gibi yalandan bir tavır almasını söyleyip söylemediği sorusuna ise tanık, hayır yanıtını verir.

Avukat , Nisan 2011’den Kasım 2011’e değin olan süreye değinir. Telefon şirketi Vodafone 28 Nisan ile 20 Ekim 2011 tarihleri arasında Alexander Sch. ve Holger G. arasında 95 kez telefon bağlantısıkurulduğunu,yani haftada iki kez telefonlaşıldığını kaydetmiştir. Schön, bu telefonlaşmalarda nelerden konuşulduğunu bilmek ister. Alexander Sch. hatırlayamadığını söyler. Böhnhardt, Mundlos ya da Zschäpe bu konuşmaların içeriğini oluşturmuş mudur sorusuna tanık hayır der ve onların arasında bu konunun hiç geçmediğini tekrarlar.

10 dakikalığına ara verilir.

Duruşmaya saat 16:50’de devam edilir. Müdahil avukat Narin tanığa bir fotoğraf gösterir. Fotoğrafın bir yerinde üç, diğer yerinde iki genç Nazi görülür. Resimdekileri tanıyıp tanımadığı sorusuna tanık, tanıyorum yanıtını verir. Ortadaki daha önce adı geçen Manni’dir; soldakinin ismini bilememektedir; belki Christian’dır. Avukat Narin, tanığın neden 2006 yılında Combat 18’e dahil olduklarını söyleyen kişilerle gösterilerde birlikte olduğunu bilmek ister. Tanık bundan haberi olmadığını, ayrıca kişilerin hangi görüşe dahil olmak istediklerini kendi arzularına bıraktığını söyler. Tanık, Sebastian W.’nin onun en yakın arkadaşlarından biri olduğunu doğrular ve onun lakabının Bassi olduğunu söyler. Avukat Narin, Bassi’nin Mailand’daki bir Hammerskin konserine Holger G.’yi davet ettiği mesajına dikkat çeker. Tanık bundan haberi olmadığını söyler; Hammerskins çevresinden de kimseyi tanımadığını iddia eder. Avukat Narin, bugün tanığın değindiği bay B. ile Casjen B. mi kastedilmiştir, diye sorar. Tanık, bunu doğrular. Bu çevreden olan [Daniel] Giese ismini ise bilmemektedir. Bir diğer soru üzerine tanık, “Gigi ve Kahverengi Kent Müzisyenleri”ni ve KS Daha İyi Bir Hannover’i (KS ) bildiğini söyler ve Marc-Oliver Ma.’nın onların lideri olduğunu doğrular. Sorulması üzerine tanık, bu kişiyle 2005 yılına değin teması olduğunu söyler.

Müdahil avukatlardan davada kendini ilk kez gösteren biri, tanığın başka kişilere kimlik belgeleri verip vermediğini bilmek ister; tanık hayır, der. Her hangi bir belgesini kaybetmiş midir sorusuna ise tanık evet der ve bu olayın 2011’de olduğunu söyler. Bu bir konserde mi olmuştur, yanında Holger G. var mıdır, hatırlamamaktadır. Bir diğer soru üzerine bu meseleyi Holger G. ile konuşmadığını söyler. Mahkeme başkanı olarak hakim Götzl, bu kayıp meselesinde 2011 yılındaki bir olayın söz konusu olduğunu fakat avukat hanımın Hannover kentinden kimliğin 2010 yılında kaybolduğuna dair bir belgeyi hatırlattığını söyler. Acaba böyle bir şey daha 2001 yılında mı meydan gelmiştir sorusuna Sch. küstah bir tavırla olabilir yanıtını verir. Nüfus cüzdanını on iki yıl önce kaybetmiş midir, bilmemektedir. Holger G. ile ona kendi sağlık sigortası kartını da verebileceğine dair bir konuşma yapmış mıdır sorusuna tanık hayır, yanıtını verir. 2009 yılında hastalandığını ve bu nedenle genelde gitmediği bir doktora gitmesi gerektiğine dair de artık bir şey bilmemektedir. Holger G., göğüs kısmındaki ağrılarından şikayetçi olmuş mudur sorusuna da tanık, yanıt veremeyeceğini onun sivil hasta bakıcısı olmadığını söyler.

Avukat Heerr’in tanığın ifadesindeki tavrından dolayı Holger G.’nin ona karşı bir şey söyleyip söylemediğine dair sorusuna tanık hayır, yanıtını verir. Avukat Stahl, karta ne olduğuyla tanığın ilgilenmediğini tanığa bir kez daha teyit ettirdikten sonra Holger G.’nin uyuşturucu kullanımını sorar; tanık buna ilişkin neredeyse hiçbir şey söylemez.

Tanık Alexander Sch.’nin sorgulaması saat 17:17’de sona erer.

Bunu müdahil avukat Hoffman‚ın şu an Polonya’da bir JVA’da bulunan Christoph Sa.’nın sorgulanmasına ilişkin dilekçesi izler. Bu kişiye sanık Ralf Wohlleben araçları sabitlemesi için bir tekerlek kelepçesi sağlamış ve karşılığında ondan bir silah almıştır. Teslimat Jena’da yapılmıştır. Ralf Wohlleben, bu aletin VW otobüsü ile VW-LT (Volkswagen’in küçük yük taşıtı) için gerekli olduğu açıklamasını yapmıştır. Tanık silahın nerede saklandığını ifadesinde belirtecektir. Böhnhardt ve Mundlos gibi sanık Zschäpe de 2006 yılından 2011 yılına değin gerçekten de VW LT kullanmışlardır. Böylece tanığın temin ettiğin aletin NSU’nun işlediği suçlarla ilgisinin olması ihtimali gündeme gelmektedir. Frühlingsstraße’de ve karavanda bulunan silahlar, üçlünün bayağı silah temin ettiklerini göstermektedir. Ralf Wohlleben’e silah temin etmiş olmakla suçlanmaktadır. Silahdaki izlerle Wohlleben’in Zschäpe ile olan diyaloğu kanıtlanabildiği sürece, bu Wohlleben’in sanık için silah temin ettiği fikrini güçlendirecektir. Çalınan arabaların kullanılmış olması ve sanığın üyeler için materyal sağlayan biri olarak görev yapmış olması ihtimal dahilindedir. Ralf Wohlleben, bu dilekçeyi kayıtsız bir şekilde kabul eder. BAW Diemer, savcılığın bu meselenin üzerine gittiğini ama şimdiye değin tanığa ulaşılamadığını söyler. Belki gelecek hafta bu konuda görüş bildireceklerdir. Avukat Stahl, iddia makamının da görüş bildirme hakkını saklı tuttuğunu vurgular.

Avukat Stahl, Alexander Sch.’nin yasanın 257 sayılı paragrafına göre sorgulanmasının ardından tanığın ifadesinden hareketle Holger G.’nin ifadesindeki davranışın değerlendirme olasılığının az olduğu sonucuna varır. Tanığın beyanına göre sağlık sigortası kartıyla neler yapıldığı tanığı ilgilendirmemiştir; ayrıca Holger G.’nin hafızasının uyuşturucu kullanımı nedeniyle sınırlı olduğu da dikkate alınmalıdır.

Avukat Hoffmann, gelecek hafta yasanın 257. paragrafına göre açıklama yapmak istediğini bildirir.

Saat 17:27’de Alexander Sch.’nin karısı Silvia Sch.’nin sorgulanmasına başlanır. Bir kez daha sağlık sigortası kartının verilmesi konu edilinir. Hakim Götzl, öncelikle Holger G.’nin o akşamki durumunu bilmek ister; tanık “gayet normaldi”, der. Bir soru üzerine içtiklerini, keyiflerinin yerinde olduğunu söyler. Götzl özellikle G.’yi sorar, tanık göze çarpan fevkalade bir şey olmadığını söyler. Götzl, Holger G. serbest bırakıldıktan sonra kaç kez buluştuklarını bilmek ister. Silviy Sch. göl kenarındaki evde olan bu buluşma dışında bir keresinde G.’nin annesinde bir keresinde de dondurmacıda olmak üzere iki kez daha buluştuklarını söyler. Son sorgulamasında ise bu son buluşmayı hatırlamamıştır. Götzl’ün bunu sorması üzerine bugün bu buluşmayı hatırlayabildiğini, çünkü üzerinde düşündüğünü söyler. Bu meseleyi bugün kocasıyla konuşmamıştır, fakat o günlerde konuşmuşlardır. Götzl, buluşmalarda neler konuşulduğunu bilmek ister. Tanık, Tanrı’dan, dünyadan, iş güçten, havadan sudan konuştuklarını söyler. Sağlık sigortası kartı hakkında konuşmuşlar mıdır sorusuna tanık, hayır der; aynı şekilde Holger G.’ye karşı yapılan suçlamaların da konu edilmediğini söyler. Tanık, son buluşmanın bir yaz günü olabileceğini söyler.

Avukat Hachmeister ile diyaloğunun olup olmadığı sorusuna ise tanık, onu tanımadığı yanıtını verir. Fakat bu kişinin Holger G.’nin avukatı olduğunu nihayet hatırlar ve yine de hayır, der. Kocasının bu kişiyle telefonda görüştüğünü, fakat bunun ne zaman olduğunu artık bilmediğini beyan eder. Götzl’ün pek çok kez üstelemesi üzerine Silvia Sch., geçen sene olsa gerek, der. Kasım ayı da olabilir. Götzl, konu neydi, bilmek ister. Tanık söze “hukuksal şeyler…” diye başlayıp “kocam sadece bilgi almak istiyordu” diye sözü bitirir. Sonra Götzl, Holger G.’nin uyuşturucu kullanıp kullanmadığını bilmek ister; bunun üzerine tanık bilmediğini söyler. Tanık, Holger G.’yi ifadesi hakkında bilgilendirmiş midir sorusuna hayır yanıtını verir. Götzl, tanığa Holger G.’nin şu ifadesini hatırlatır: “Onu ikna etmek için bir güzel lafladım ve ona bu kartla boktan şeyler yapılmayacağının teminatını verdim.” Götzl, tanığın buna ne söyleyeceğini bilmek istediğini ekler. Tanık, tam olarak hatırlamadığını söyler. Hakim Götzl, G.’nin onu ikna etmek için onunla konuşup konuşmadığı sorusunda ısrar edince tanık, hayır yanıtını verir.

Avukat Narin, tanığa Manni diye adlandırılan Manuel B.’yi tanıyıp tanımadığını sorar. Tanık evet, der ve bu kişiyi Holger G. aracılığıyla tanıdığını beyan eder. Bassy diye adlandırılan Sebastian W.’yi ise tanımamaktadır. Avukat Stahl, bir kez daha Holger G.’nin uyuşturucu kullanımı konusuna geri döner ve o gün kocasının Holger G.’nin uyuşturucu kullanımında kendini alıkoyamaması hakkındaki ifadesinden gerçekten haberi yok mudur, bilmek ister. Tanık hiçbir şekilde haberi olmadığını beyan eder. Bir diğer soru üzerine tanık, kendisinin uyuşturucu kullanmadığını söyler; kahve ve sigara içmektedir. Müdahil avukat, buluşmalarda politikadan konuşulmuş mudur, bilmek ister. Tanık, asla yanıtını verir.

Saat 17:50 de sorgulama ve duruşma sona erer.

Bu duruşma gününe ilişkin NSU-Nebenklage’de şunlar yer almaktadır:

“Sonuçta ifade şudur: Tanık hiçbir şey hatırlamamaktadır; sağlık sigortası kartının kullanımına ilişkin bir konuşma yapılmamıştır; tanık bu konuda kafa yormamıştır, ayrıca olguda bir çelişki vardır; üçlünün dairesinde Silvia Sch. adına kayıtlı bir gözlük karnesi, bir kütüphane kimliği ve başka evraklar da bulunmuştur; bu evraklarda sadece ona ve kocasına ait olan kişisel bilgiler kayıtlıdır. Yani yoğun geçen konuşmaların olması gerekir. Mahmeke başkanı Götzl, bu çelişkileri ve hatırlamada yaşanan güçlükleri, tanığın üzerindeki baskıya yüklenmeden olduğu gibi kabul etmiştir. Götzl için sağlık sigortası kartının verilmiş olmasının tespiti yeterli görünmektedir. En azından savcılık tanığı, yalan beyanda bulunma yüzünden bir ceza davası başlatmakla tehdit etti. Karısının sorgulaması kısa sürdü ve aynı şekilde bir sonuca varılamadı. Bu evli çiftin kayıplara karışan NSU üyelerinin bakımlarını ne oranda üstlendiği, bu işe ne kadar karıştıkları meselesi ise belirsiz kaldı.”

http://www.nsu-nebenklage.de/blog/2014/01/08/