75. Duruşma Günü – 16. Ocak 2014

0

75. duruşma gününü, şimdiye değin alenen tebliğ edilmemiş, NSU’nun olası son cinayeti olan Michèlle Kiesewetter cinayeti belirledi. Baden-Württemberg eyaletinin şehri Heilbronn Theresienwiese’deki suikastın ardından olay yerine gelen ve orayı inceleyen ilk polis memurlarının sorgulanması sonrası suikastta hayatta kalan ve bugün 31 yaşında olan, öldürülen kişinin meslektaşı Martin A.’nın sorgulamasına geçildi.

75. Duruşma Tutanağı. Duruşma Tarihi: 16.01.2014

Tanıklar:

  • Kerstin Ki. (Polis, Heilbronn’da görevli, Th. ile birlikte Heilbronn Theresienwiese kutlama alanına gitmek üzere harekete geçirildi.)
  • Joachim Th. (Polis, Heilbronn’da görevli, Ki.. ile birlikte Heilbronn Theresienwiese kutlama alanına gitmek üzere harekete geçirildi.)
  • Roland Ze. (Kriminal Soruşturma Birimi Heilbronn’da görevli, telefonla aramanın zamanını soruşturdu.)
  • Stefan Ri. (Kriminal Soruşturma Birimi Heilbronn’da görevli, kurbanın resmi teçhizatı ve resmi çalışma planını soruşturdu.
  • Martin A. (Michèle Kiesewetter’in meslektaşı, Heilbronn’da başından vurulmasına rağmen kurtuldu.)

Günün ilk tanığı Heilbronn Polis Müdürlüğü’nden Başkomiser Kerstin Ki. Heilbronn Theresienwiese’deki olay yerine bir meslektaşıyla birlikte ilk gelen memurdur. Mahkeme Başkanı Manfred Götzl, Ki.’den 25 Nisan 2007 yılında olanları hatırladığı kadarıyla anlatmasını rica eder. Ki., şu şekilde hareket ettik diye yanıt verdi: Bir taksi sürücüsü arayıp Theresienwiese’de bir polis arabasının içinde vurulmuş polis memurlarının bulunduğunu bildirdiğind Heilbronn Karakolu’nda oturmaktadırlar. Aceleyle oraya gitmişler ve orada polis aracını iki kapısı da açık bir şekilde bulmuşlardır. Ki.’nin meslektaşı, kadının yanına gidip kadının ölü olduğunu söylemiştir. Diğer polis memuru ise yerde yatmaktadır, bir an için gözlerini açar. Ki., başka birileri var mı diye evin arkasına bakmış telsizle çağrı yaptıktan sonra A. adlı meslektaşına ilk yardımı uygulamıştır. Bunlar 14: 10 civarında olmuş, oraya meslektaşı Joachim Th. ile gitmiştir. “Biz gerçekten de iki dakika içerisinde oradaydık; arabayı çok hızlı kullandık.”

Kadın polis memuru A-Holm yönünde dışarıya doğru sarkar bir halde yatmaktadır; erkek polis memuru ise daha önce söylendiği gibi dışarıda yerde. Şoför koltuğunun yanındaki koltukta bir güneş gözlüğü ve sigara bulunmaktadır. Kadın polis memurunun kayış sistemi yandan kıvrılmıştır. Erkek polis memurunun ilkin başının kanadığını görmüştür. Kadın polis memurunu kenara taşımışlar, erkek polis memurunun ise çelik yeleğini açmışlardır. Polis memuru A. başını tutmak istemiş; ancak Ki., kulağını ellememesi için onun elini tutmuştur. Polis memuru ambulansa taşındığında, Ki.’ye memurun teçhizatı verilmiştir; Ki., o an silahın eksik olduğunu fark etmiştir. Ayrıca koltukta bir yerlerde sıkışmış mermi kovanı gördüğünü de düşünmektedir. Eşyaları meslektaşı Th. delil inceleme ve kayıt altına alma ekibine (Spusi) teslim etmiştir. Başkomiser olarak (PHK) Th. yaralının nabzını ilk kez ölçtüğünde, yaralı A. gözlerini açmıştır. Sonra PHK. Hi.’yi onlara doğru koşarken görmüştür; Hi. sağlık görevlisi olduğunu söylemiştir. Soru üzerine tanık, yaralı meslektaşının arabanın dışında yerde uzandığını, ancak ayaklarının arabada olduğunu eder.

Avukat Wolf ( Kiesewetter’in avukatı) Ki.’den aracını tam olarak nereye park ettiğini öğrenmek ister. Ki. aracının mavi ışığı yanar halde diğer arabaya kadar gittiğini ve sadece iki metre uzaklıkta durduğunu söyler. Wolf, Ki.’ye olayı bildirdikten sonra başka kimlere ve nasıl haber verdiğini sorar. Allak bullak olmuşlardır, öylece çevredekilere seslenmişlerdir. Dört ekip olarak işe koyulmuşlar; orayı terk eden ilk o ve meslektaşı olmuştur. Hakim Götzl, Theresienwiese’nin ona bir şey ifade edip etmediğini bilmek ister. Tanık, evet yanıtını verir, o da zaman zaman oraya gitmiş, dondurma falan yemiştir. Götzl, sormaya devam eder; bu mekan polislerin öğle arasında uğradıkları bir mekan mıdır? Tanık evet der: orası gölge ve kimselerin pek geçmediği bir mekandır. Çevik kuvvet polislerininse (BePo) öğle arasını nerede verdiklerini bilmemektedir. Avukat Erdal, olay saatinde orada sanatsal bir sergi var mıydı, diye sorar. Tanık bunu bilmediğini söyler. Tanığın gitmesine izin verilir.

Ardından Heilbronn’da başkomiser olan 44 yaşındaki Joachim Th. içeri çağrılır. Hakim Götzl, onun da 25.04.2007 tarihindeki hadiseyi betimlemesini rica eder. Karakolda gece mesaisine kalmışlardır ve o, o akşamki ekibin başıdır. Saat 14:18 sıralarında meslektaşı Ki. tarafından iki meslektaşının Theresienwiese (TW)’de devriye aracının yanında vurulmuş bir halde bulunduğu konusunda bilgilendirilmiştir. TW’ye giderken trafo binasının önünde bir taksi şoförü durmuş ona aracı işaret etmiştir. Aracın iki kapısı da açıktır ve meslektaşı dışarıda yerde yatmaktadır, üniformasının kimi parçaları da etrafa yayılmıştır. Th. şoförün bulunduğu tarafa gitmiştir; kadın meslektaşı Kiesewetter başından vurulmuş, bedeninin yarısı dışarıya sarkmaktadır. İlk yardım müdahalesinde bulunmamıştır: “Bence meslektaşım ölmüştü.” Sonra erkek meslektaşının yanına gitmiş, nabzını ölçmüştür; o esnada meslektaşı gözlerini açmıştır. Onun gömleğini yırtmışlar ve çelik yeleğini çıkarmışlardır. Sonra Hi. adlı meslektaşı gelmiş ve arama kurtarma teknisyeni olduğunu söylemiştir. Kiesewetter’e suni solunum uygulamıştır, fakat bir işe yaramamıştır. İdare kurtarma birimlerine devredilmiştir. Meslektaşlardan biri silahların eksik olduğuna dikkat çekmiş o da bunu diğerlerine bildirmiştir. Bir adet kelepçe ve bir şarjör eksiktir; fakat kimin nesi eksiktir, daha fazla soruşturmamıştır. Polisi arayan taksi şoförüdür; o da tesadüfen oradan geçen bir bisikletliden almıştır haberi. Götzl, burada mevzu bahis olan taksici Ka. mıdır diye sorar. Olabilir diye yanıt verir Th., merkezi bir santralden aranılmıştır; isminin nasıl tespit edildiğini hatırlamamaktadır. Telsizci POM , görüşmeyi yapmış olabilir. Bisikletlinin adı da Sch. olabilir. Hayatını kaybeden meslektaşlarının aracı, ön yüzüyle doğuya, Theresienwiese’nin çıkışına doğru, trafo binasına paralel durmuştur; her iki kapısı ve penceresi açıktır; nisan ayı için alışılmadık şekilde sıcak bir gündür. Evet, bir cep telefonunu da hatırlamaktadır. Kadın polisi yere yatırdıklarında kucağından cep telefonu düşer. Daha önce telefon neredeydi, bilmemektedir.

Götzl, ona, polis memuru Ku.’nun ifadesinde silahların eksik olduğuna dikkat çektiğini bildirdiğini hatırlatır. Kiesewetter’in silahının, şarjörünün, göz yaşartıcı spreyinin ve kelepçelerinin eksik olduğunu, diğer memurun ise sadece silahının eksik olduğunu tespit etmişlerdir. Götzl, Theresienwiese onun için de bildik bir yer midir bilmek ister. Tabii ki yanıtını verir tanık; TW onların görev alanı dahilindedir. Fakat orayı çalışma aralarında gidilen bir yer olarak bilmemektedir; daha sonra meslektaşları öyle olduğunu söylemişlerdir. Avukat Martinek (A.’nın müdahil avukatı) ekip müdürünün, Kiesewetter’e verilen görevle ilgisinin olup olmadığını sorar. Hayır der tanık, hiçbir şekilde bununla bir ilgisi olmamıştır. Çevik Kuvvet (BePo) genelde müdürlük tarafından araştırma ve soruşturma grupları olarak bölümlere ayrılmaktadır. BePo’dan olan meslektaşları zaman zaman görmekle birlikte onların asıl görev alanlarıyla bir alakaları yoktur. Tanık mahkeme salonundan çıkar.

Heilbronn, Kriminal Soruşturma Biriminden (KHK ) 55 yaşındaki tanık Roland Ze., kısa bir tanıklıkta bulunur: Olayın bildirildiği zaman dilimini soruşturmakla yükümlüdür. Götzl, polis memurlarının bulunduğu bilgisinin ona tam olarak ne zaman ulaştığını sorar. 25.04.2007, Çarşamba günü, tren garı durağından bir taksici aramış, Theresienwiese’de bir devriye aracının olduğu, vurulmuş polis memurlarının araçtan sarktığı gibi şeyler söylemiştir. Zamanı tam olarak saptamak zordur; bu nedenle santral verileri değerlendirilmiş, taksi sürücüsü Kandil’in saat 14:12’de aradığı saptanmıştır. Tanık mahkeme salonundan çıkar.

Bir diğer tanık ise Kriminal Soruşturma Biriminden 44 yaşındaki Stefan Ri.‚ dir. Ri.’nin görevi, 25.04.2007’de bu olaya kurban giden Kiesewetter ve A.’ya ait eşyaları soruşturmaktır. Tanık şunları söyler: Eyalet polisleri temel bir teçhizata sahiptir. Çevik kuvvet Böblingen, mermileriyle birlikte 9 milimetrelik bir tabancanın, yedek şarjörün, kelepçenin ve bir adet göz yaşartıcı spreyin teslim edildiğini bildirmiştir. Daha sonra ise Martin A.’nın sadece tabancasının eksik olduğu, Michèle Kiesewetter’in ise tabancasının, şarjörünün, göz yaşartıcı spreyinin ve kelepçesinin eksik olduğu meydana çıkmıştır. Victorinox marka bir çakının kaybolup kaybolmadığı ya da çalınıp çalınmadığı ise tespit edilememiştir. Hakim Götzl, „Heckler & Koch“ marka, numaralı ve M büyüklüğünde bir silahın mevzu bahis olduğunu tanığın ifadesinde belirtmiş olduğunu hatırlatır. Tanık bunu doğrular; silah için araştırma başlatabilmek adına bu malumatta bulunulmuştur. Tanık, Kiesewetter’in silahı, şahsi bir numara altındadır; çakı ise yıldız şeklinde bir tornavidadan ibarettir, diye eklemede bulunur. Dört haneli kelepçe numarası ise 5.032’dir. Silah ve teçhizatlar, sağlamlıklarının incelenmesi için polise ait bir silah tamirhanesine getirilir; eşyaların aidiyetinin kesin bir biçimde sağlanabilmesi için ise şahsi numaralar gerekmektedir. Götzl, dosyadan kurbanın göz yaşartıcı spreyinin şahsi numarası olan „5.219“yi alıntılar. Bu esnada Michèle Kiesewetter’in teçhizatına ilişkin çekilen fotoğraflar incelenir: bir adet „Minimaclite“ el lambası da BePo’nın teçhizatına dahildir, der tanık. Aynı şekilde BePo’ya özgü „5.219“ numaralı göz yaşartıcı sprey, H&K P2000 9×9 mm’lik tabanca ve „Cleuso“ marka kelepçe.

Tanık 25.4.2007’deki görev planının nasıl oluşturulduğuna dair soruşturmayı da üstlenmiştir. Bu konuda şu beyanda bulunur: Olaydan hemen sonra görev planından sorumlu POK Ho.’nun bulunduğu Böblingen’deki 5. Çevik Kuvvet-Birimiyle diyolağa geçmiştir. 16 ya da 17 Nisan 2007’de, 25.4.2007 tarihine ilişkin ki tatil haftasıdır, bir müracatta bulunulmuştur der oradaki. Ho. o vardiyayı üstlenmek isteyen gönüllüler için bir duyuru hazırlar ve asar. 19 Nisan tarihinde Kiesewetter başvurur ve kendisinin görev emrine dahil edilip edilemeyeceğini sorar, birkaç saate ihtiyacı vardır. Yoksa öyle boş boş oturacaktır; bu şekilde birkaç saat işe yarar şeyler yapabilecektir. Vardiyanın tamamında yer değiştirebileceği Lars De. adında bir meslektaşını bulur.

Götzl, dosyadan okuyarak eksikleri tamamlar: Ho., Kiesewetter’e Thüringen’e gidip gitmeyeceğini sormuştur. O da evet demiştir: Hafta sonu; fakat daha sonra geri dönmüştür. Bu nedenle de vardiya görevine ilişkin isteği yerine getirilebilmiştir. Götzl, bu görevin saatlerini de tam olarak bilmek ister. Tanık şöyle der: O gün 514 nolu birim ve BePo Böblingen’in delil-tutuklama birimi (BFE) görevdedir. Bir seferinde saat 8:30’da bir başka sefer ise saat 11’de başlanmıştır; birimlerin yerleri değiştirilmiştir. Tanık, bu tür yer değişimi
normal olduğu açıklamasında bulunur.

Götzl, polis memurlarının neden Theresienwiese’de vakit geçirdiklerini sorar. Tanık: Münih’teki gibi bir kutlama alanı söz konusudur. Polis birimlerince yemek yemek ve ara vermek için bilinen bir yerdir. BePo Böblingen’deki soruşturmalarda, pek çok polis biriminin TW’yi çalışma aralarında gidilecek bir mekan olarak bildiğini, ancak pek azının gerçekten aralarda oraya gittiği sonucuna varılmıştır. A.’ya ve Kiesewetter’e gelince, A. görev için ilk kez Heilbronn’da bulunmuştur; Kiesewetter ise oraya daha sık gitmiştir; lakin ne kadar sıklıkla orada olduğunu bilmemektedir. Avukat Martinek tanığa devriyelerin ara verildiğinde nasıl davrandıklarını, görevde olmadıklarını bildirip bildirmediklerini bilmek ister. Tanık, bunu söylemek zor der: genelde devriye gezilirken yiyecek bir şeyler alınır ve görev halindeyken yenir. Yalnızca arabadan ayrıldıklarında, ulaşılırlığı her daim sağlama adına bunu bildirme zorunluluğu vardır. Böyle bir durumda bu bir mecburiyettir.

Avukat Bliwier, tanıktan, Kiesewetter’in geçmişteki görevlerine ilişkin de bir soruşturma başlatıp başlatmadığını bilmek ister. Tanık, BePo’deki verilere baktığı yanıtını verir. Bliwier, “Özel bir nedenle 2006/2007 yıllarında gerçekleştirilen görevler”i hatırlatır ve tanığa bunun dökümünü çıkarıp çıkarmadığını sorar. Evet, bu türden dökümler çıkarmıştır; fakat alıntılanan dökümler onlar mıdır, bilmemektedir. Kiesewetter bu görevleri üniformalı mı sivil mi yerine getirmiştir, onu da bilmemektedir. Bliwier, Kiesewetter’in sağcılara karşı düzenlenen gösterilerde aldığı bir dizi görevi sayar: Stuttgart 28.01.2006: sağcı bir gösteri nedeniyle; Ulm, 13.02.06, aynı nedenle; Pforzheim 23.02.06, sağcı gösteri; Göppingen 15.06.06, sağcı gösteri; Friedrichshafen, 2006, sağcı gösteri. Aulendorf, 2006, sağcı gösteri. Tanık, Kiesewetter’in görev nedeniyle bu gösterilerde bulunduğunu düşünmektedir. Bu görevler BePo’de kayıtlıdır. Pforzheim ve Stuttgart, Heilbronner bölgesine dahil değildir; bu bilgiyi olduğu gibi BePo’den almıştır. Bliwier, tanık, Kiesewetter’in görevlerine ilişkin kayıtlarda da böyle mi davranmıştır, bilmek ister. Tanık, Kiesewetter acaba bir şeyler kaydetmiş midir ve BFE-Memuru olarak neler kaydetmiştir, benim için net değildir, der. Soruşturma açılmış mıdır, suikast ile sağcılara karşı daha önce yerine getirilen görevler arasında bir bağlantı var mıdır, bilmiyorum, der tanık. Nihayetinde onun soruşturmaya ilişkin işi görevlerin bir listesini oluşturmaktan ibarettir; devam niteliğinde başka bir vazifesi olmamıştır. Bliwier, diğer meslektaşlarının bu türden bir vazifesi olup olmadığı konusunda ısrar eder. Tanık, „Soko Parkplatz“ bağlamında böyle bir vazife gündeme gelmiş midir, bilmediğini söyler.

Hakim Götzl, söz konusu birimin delil-tutuklama birimi (BFE) 523 olduğunu tanığa doğrulatır. Avukat Wolf, tanığın, A.’nın ve Kiesewetter’in 2007 Mart’ında katıldığı görevden haberi olup olmadığını bilmek ister. Tanık, bu konuya ilişkin bir şey söyleyemeyeceği yanıtını verir. Vardiya planı nasıl şlan edilir diye sorar Wolf. Tanık, Ho. Bey’in Böblingen BePo’daki ofis memuru olduğunu söyler. Bir görev olduğunda ve ayrıca çalışma saatlerine ihtiyaç duyulduğunda kişi kendini bu listeye kaydedebilir. Bu liste Böblingen’deki ofistedir ve herkese açık değildir. Wolf, Kiesewetter’in, rica üzerine mi listeye dahil edildiğini ya da kendi kaydını bizzat kendisinin mi yaptığını sorar. Tanık, bunu bilmiyordur. Wolf sormaya devam eder, eğer Kiesewetter 19.04 tarihi için başvurmuşşsa tanığın listeye dahil edildiğini biliyor olması gerekmiyor mudur? Hayır der tanık, fakat 20 Nisan tarihindeki görevin reservasyonunun yapıldığına dair not düşülmüştür; en geç o zaman Kiesewetter’in listede yer alması ve rezervasyonunun yapılmış olması gerekmektedir. Wolf, Kiesewetter ‚in daha sonra bir ara yerini değiştirmiş olup olamayacağını sorar. Tanık kendisine iletilenin bu olduğunu söyler. Götzl, “rezervasyon yapılmanın” ne anlama geldiğini sorar. Tanık, bunun polis jargonu olduğunu, birinin görev için uygun görüldüğü anlamına geldiğini söyler. Fakat resmi bir üslup değildir.

Avukat Erdal, „Soko Parkplatz“ın soruşturma şefinin kim olduğunu bilmek ister. Tanık, meslektaş Hu.’ydu der. Erdal, Ku-Klux-Klan’ın (KKK) üyesi olan memurların vazifeleri nelerdi diye sorar. Bizde KKK üyesi olan bir memur yoktur, der. Kendisi bizzat kimseyi tanımamaktadır. „Soko Parkplatz“ bu yönde bir soruşturma yapmamıştır; bu yüzden de bu konuda herhangi bir bilgi veremeyecektir. Erdal, KKK-Hikayesi medyada yer aldığı için bu soruda ısrar etmek istese de Götzl, soruyu daha sonra ispat oluşturacak metinle birlikte yeniden sormasını ister.

Avukat Langer, BePo-Görev ekiplerinin, vardiya başlangıçlarını ne zaman değiştirdiklerini bilmek ister. Ne zaman olduğu belli değildir, diye açıklar tanık. Fakat hemen 25. Nisan tarihinde olması ihtimal dışıdır; iki gün öncesi gerçekleşmiş olmalıdır. Tanık, bu değişikliğin yapılmasında tuhaf bir şey yoktur der; fakat değişikliğin neden yapıldığını söyleyemez. Langer, buna ilişkin herhangi bir yere not düşülmüş müdür diye sormaya devam eder. Bir değişiklik olduğunda BePo- ekiplerinin ofisinde not edilir, der tanık. Avukat Erdal, KKK-Komplex’ine ilişkin 31.07.2012 tarihli Berliner Morgenpost gazetesinden bir makaleyi sunar. Tanık, bu tarihte „SoKo Parkplatz“a dahil olmadığını söyler.

Kısa bir aradan sonra diğer tanık gelir: 51 yaşındaki, Kriminal Başkomiser Peter Fi., 25.4.2007’den Mayıs 2009’a değin „SoKo Parkplatz“ın bir üyesidir ve orada kriminal teknik ve iz incelemeden sorumludur. 14:50 sıralarında olay yerinde bulunduğunu, meslektaşı Ke.’nin çoktan fotoğraf çekmiş olduğunu belirtir. İş bölümüne gidilmiştir; ona polis aracının detaylarını inceleme işi düşmüştür. Kurban Kiesewetter’in kendisinde ve olay yerinde saptanan ipuçları şunlardır: Arabanın önünde sağda bir kovan, çap 7, 62, marka: Tokarev; bir kovan, çap 9 mm. arabanın arkasında bulunmuştur. Sürücü koltuğunda bir mermi sıkışıp kalmıştır; o da 7, 62 mm.’dir. Trafo binasının kuzeyinde duran aracın yanındaki ışıklıkta da iki mermi parçası bulunmuştur. Biçimi tamamıyla bozulmuş bir adet mermi ve bir adet 9 mm çapında bakır giydirme; sürücü koltuğunun arkasındaki koltukta ise bir adet mermi parçası bulunmuştur, 7, 62 mm çapındadır. Araçtaki ve parmak izleri alınmıştır; toplam sekiz adet parmak izi bulunmuştur; bunlardan dördü kayda değer durumda değildir; ikisi meslektaş A.’ya aittir; biri Kiesewetter ile ilişkilendirilmiştir; birinin ise kimlik tespiti yapılamamıştır. Aracın üstünde sağda mavi ışığın orada da bir ize rastlanmıştır. Aracın içindeki ve kapılarındaki, ayrıca A sütunu ile B sütunu ve arabanın tavanının çerçevesindeki DNA izleri öncelikle olaya kurban giden iki kişi ile ilişkilendirilmiştir. Olay yerindeki aramalar sonucu aracın kuzey tarafında bir yığın izmarit ve küçük küçük deliller ortaya çıkmıştır. Diğer günlerde de aramalara devam edilmiş, trafo binasının diğer ışıklıkları da aranılmış ve bir yığın izmarit bulunmuştur. Tanıkların ve polislerin uyarıları dikkate alınarak incelemek üzere bulunan şeylere resmen el konulmuştur.

Bu noktada fotoğraflar tetkik edilir. Googlemaps’ten alınan çıktıda Theresienwiese, Neckarkanal, Berlin – Stuttgart arası demiryolu, ve Böckingen semtinden Heilbronn’un merkezine olan bisiklet yolu görülmektedir. Bir polis helikopterinden çekilen fotoğraf ise polis aracıyla birlikte olay yerini göstermektedir; olay yeri kurban Kiesewetter’in görünmesini engellemek için çadırlarla çevrilmiştir. Heilbronn kent planının olay yerinin bulunduğu kısmının pek çok sureti gösterilir; tanık bunları açıklar. Olay yerinin krokisini Stuttgart Kriminal Soruşturma Birimi’nden 3D-Bölümü çıkarmıştır: Önce 3D-Lazer aletiyle iç mekan scan edilmiştir. Kurbanın kanı ağırlıklı olarak orta konsolda toplanmıştır; ayrıca Tokarev mermide ve A.’nın gözlüğünde de mevcuttur. Diğer krokiler ve delillere ilişkin durum planları, bulunmuş parçaları ve ipuçlarını numaralanmış ve işaretlenmiş halde göstermektedir. Aracın iç mekanının 3D düzleminde yeniden oluşturulması sonucu sürücü tarafında marşpiyelde, sürücü koltuğunun sırt bölümünde ve ön yolcu koltuğunda kan lekelerine rastlanılmıştır. Diğer fotoğraflar, Kiesewetter’in cesedinin konumunun, fotoğrafı çeken polis memuru Ke. tarafından değil de oraya giden devriye memurları tarafından değiştirilmiş olduğunu gösterir. Bir fotoğraf, devriye aracının önünde yatan orta düzey bir polis yetkilisinin sırtını gösterir. Fotoğraflarda, marşpiyele, koltuğa, orta konsula bulaşmış kan görülmektedir; ayrıca sürücü koltuğunun sırt bölümünde mermi, ön yolcu koltuğunda izmarit ve bir gözlük görülmektedir. Arka camın önünde, üzeri kanla lekelenmiş belgeler bulunmuştur; ayrıca koltuğun üzerinde bir polis şapkası, yerde bir diğer polis şapkası bulunmuştur ve hepsine kan bulaşmıştır. Bir diğer resimde: Polis itfaiyenin yardımıyla trafo binasının çatısını kotnrol etmektedir; aracın arkasındaki 9 mm.lik bir kovan ile iki izmaritin yakın çekim fotoğrafı; arabanın önündeki 7, 62’lik kovanın yakın çekimleri, bodrumun penceresinde bulunan mermi parçacıkları; olay yerinin daha sonraki günlere ait çiçeklerle döşenmiş resimleri; trafo binasının ışıklığının önündeki parmaklıkların fotoğrafları. Tanık, faillerin oradan sıvışmış olma olasılığından dolayı orada DNA izlerinin alındığını belirtir. Bu DNA alanından herhangi bir veriye ulaşılamamıştır. Polis aracının bagaj kısmının çekildiği resimlerde, içinde hafif makineli silahların olduğu bir Amox kutusu ve memurların görev çantaları görülmektedir – herhangi bir eksik yoktur. Olası ateş hattına ilişkin çok sayıda 3D canlandırmalar gösterilir: Sarı nokta, diye açıklar tanık, kurbanın kafasının olası pozisyonunu göstermektedir; böylece atışın seyri ve merminin izlediği yol kurgulanabilecektir. Scan simulasyonları, varsayımsal tahminleri temel alır ki bu tahminlere bodrum penceresindeki sekme izleri sayesinde varılmıştır. Atışın seyrini, merminin izlediği yolu ve balistik bulguları değerlendirebilmek için kurbanlar aracın içerisinde canlandırılmıştır. Memurları, olay yerinde bulundukları haliyle yeniden canlandıran fotoğraflar gösterilir; tanık, burada görev silahlarının ulaşılabilirliğinin mevzu bahis olduğunu söyler. Bir fotoğrafta, memurun arabada otururkenki hali gösterilir; üzerindeki silah koltuğa dayanmasıyla kaymıştır. Tanık, meslektaşlarının kurbanı bu şekilde yerleştirdiği açıklamasında bulunur. Burada mevzu bahis olan tanıkların doğudan bakıldığında kurbanı görüp göremedikleridir. Bir başka resim, kurbanların bulundukları durumu yeniden kurgulamaya çalışır. Suçun farkına varan ilk kişi bisiklet sürücüsü Sch.’dır der tanık; Sch. tesadüfen geçtiği bir bisiklet yolundayken görmüştür; gördükleri görüş açısının aşağısında kalmıştır.
Tanığın elinde sayfalarını çevirdiği dosyanın otopsi resimleri dosyadan çıkarılmıştır ve gösterilmeyecektir. Sadece kurban Kiesewetter’in başının, Robert-Bosch- Hastanesi adli tıbbında çekilen bilgisayarlı tomografi resimleri gösterilir: Merminin sol yanaktan arkaya doğru sol kulağın üzerinden yarıp geçerek kafatasında ağır bir hasara yol açtığı açık açık görülmektedir. Aynı şekilde, hayatta kalan polis memuru A.’nın bilgisayarlı tomografi resimleri de incelenir. Kiesewetter’in gömleğinin resimleri: kana bulanmış parça parça olmuştur; tanık, gömleğin asıl rengi bejden eser kalmamış olduğu yorumunda bulunur. Kiesewetter ve A.’nın emniyet kayışının sistemi ve tabanca kılıfının resimleri: bu noktada delil inceleme ve kayıt altına almada oldukça kompleks tedbirlere başvurulmuştur; özellikle de LKA BaWü’de (Baden-Württemberg Eyalet Kriminal Dairesi) DNA ipuçları, BKA‚da (Federal Kriminal Dairesi) parmak izleri değerlendirilirken. Daha sonra DNA izleri bir kez daha değerlendirilmişse de hiçbirinin kayda değer bir durumda olmadığı saptanmıştır. Kiesewetter’in kayış sistemi tümüyle boştur; A.’nın ise sadece silahı eksiktir. Kiesewetter’in koltuk altı tabancı kılıfının emniyet kilidi normal bir biçimde açılmışken A. da güç uygulanarak açılmıştır. Bunun için 50 kilogram kuvvet gücünde bir güç uygulanmıştır. A. olaydan sonra kurtarma helikopteri ile Ludwigsburg’a götürülmüştür; tanık bir resimden hareketle A.’nın giysisindeki kan lekelerini açıklar; Kiesewetter’in giysisiyle karşılaştırıldığında bu lekeler daha azdır. A.’nın pantolonundaki yanık deliği ise muhtemelen yanan izmaritten kaynaklanmaktadır; çelik yeliği ise kan içindedir. Bir diğer fotoğrafta ise A.’nın Beck’s bira amblemli gösterişli cüzdanının içindekiler görülmektedir.

Tanık devam eder: İlk günlerin o sarsıcı ortamında pek çok delil ortaya çıkmış; ancak hepsini değerlendirmek mümkün olmamıştır. Resmen el konulan delillere ait birkaç fotoğraf gösterilir; mesela çakmağıyla birlikte „Sopainae“ marka bir sigara kutusu. Olay yerinden 1,5 kilometre uzakta DNA’ya uygun materyal içeren bir çakmak bulunmuştur. Bir adet saat, bir şişe Moskovskaya, DNA izi olmayan bir adet güneş gözlüğü. Softball-Silahının kundak kısmı pipeti ve kapağıyla birlikte bir kupa, alışveriş arabaları için olan türden jeton. Tanık, pek çoğunun işlenen suçla bir ilgisi olmadığını söyler. Hakim Götzl, tanığın ’deki delillerin değerlendirmesiyle bir ilgisi olup olmadığını bilmek ister. Tanık, hayır der, onun görevi 2009’da sona ermiştir. BAW Greger, 2011 yılındaki bir göz yaşartıcı spreyde onun adının neden geçtiğini bilmek ister. Aynı isimde, Wolfgang Fi. adlı başka bir meslektaşı söz konusudur; bunu mahkemeye çoktan iletmiştir.

Avukat Wolf, olay yerindeki apoletin ve düğmenin aidiyeti belirlenmiş midir diye sorar. Tanık, A.’nın gömleğindeki apoletin eksik olduğunu açıklar. Konum düşünüldüğünde düğmenin de A.’nın düğmesi olma ihtimali vardır. Lakin avukat Wolf’un sorduğu gibi A.’nın gömleğinde bir düğme eksi midir, soruşturulmamıştır, der tanık. Avukat Narin el konulan delillerdeki jetonu ve anahtarlığı sorar. Hayır der tanık, bunlar da araştırılmamıştır. Narin jetonun üzerinde, „LSI-GmbH: İnşaat Firması, Leipzig Sachsen“ adlı bir yazının olduğunu belirtir ve buna ilişkin ipuçları var mıdır, bilmek ister. Hayır yanıtını verir Fi.; buna ilişkin bir soruşturma yoktur. Ya kanla lekelenmiş mendiller? Bu zamanı takip eden diğer zaman dilimlerinde 4 ya da 5 mendil emniyet altına alınmış ve değerlendirmeye tabi tutulmuştur; sonuçlar hakkında şu an bir bilgisi yoktur. Bu 2009 yılında mı gerçekleşmiştir, tanık bilmiyordur.

Avukat Langer, Kiesewetter ve A.ya ait olmayan izmaritlerin sınıflandırılıp sınıflandırılamadığını sorar. Evet, der tanık, otomobilin arka kısmında ve ışıklandırmalarda pek çok sigara izmaritine rastlanılmıştır. Bunların ait olduğu düşünülen birkaç kişi vardır; ancak bu kişilere dair bir soruşturmaya gidilmiş midir, bilmemektedir. Hiç gecikmeden farklı farklı görev birimlerine soruşturma işi verilmiştir. Langer, çevrenin panorama resimlerinin yer aldığı bir DVD’nin hazırlanışına dair bilgisi olup olmadığını sorar. Evet, hazırlanma aşamasında LKA Stuttgart’ta bulunmuştur. Sadece teknik gereği orada bulunmuştur. Herhangi bir sonuç alınmış mıydı, bilmemektedir. Avukat Stolle, olay yerinin resimleriyle ilişkili olarak, Theresienwiese’nin batı yakasındaki Neckarkanal’a paralel asfaltlı bir yol var mıdır, diye sorar. Tanık evet, der: Neckarufer boyunca Theresienwiese’nin güneyde biten kısmına değin yaya ve bisiklet yolu vardır.
Avukat Bliwier, Kiesewetter davasında daha başka soruşturmalara gidilmiş midir, diye sorar. Bunun hakkında malumatı olmadığını söyler tanık. Bliwier, Umfeld adlı soruşturma grubunu bilip bilmediğini sorar. Evet der tanık. Bu grup LKA BaWü’nün emriyle görevlendirilmiştir ve Baden-Württemberg’deki NSU meselelerine ilişkin soruşturma yapmaktadır. Soruşturmanın içeriğine ve sonuçlarına ilişkin bir bilgisi yoktur. Avukat von der Behrens, kanın ölünün üzerindeki giyside kurtarma çalışmaları esnasında mı dağıldığını bilmek ister. Tanık, buna ilişkin bir şey denemeyeceğini, çünkü henüz incelenmediğini söyler. Von der Behrens, tanık Sch.’nin kullandığı bisiklet yolunun polis aracına ne kadar uzaklıkta olduğunu bilmek ister. Bu hareketin hızına bağlıdır; 5 ile 10 saniye arasıdır diye tahminde bulunur tanık. Avukat Erdal, o günkü görev planından haberdar olan polis memurlarının bir listesi var mıdır,, diye sorar. Tanık bir bilgisi olmadığını söyler; onun yetki alanına girmemektedir. Zschäpe’nin avukatı Anja Sturm, bisiklet yolundan çekilen resimlerin olayın işlendiği saatte uygun bir zaman diliminde çekilip çekilmediğini sorar. Bunu bilmemektedir, çekimler yapılırken orada değildir. Bu soru meslektaşı Ke.’ye sorulmalıdır.

Avukat Stolle bir kez daha bisiklet yolunu sorar; kuzey-güney yönünde Theresienwiese’ye paralel giden bisiklet yolu, Neckar üzerinden doğu-batı yönündeki bisiklet yoluyla birbirine bağlanıyor mudur? Tanık, yolu gösteren bir haritayı inceleyerek evet der.

Tanık salondan çıkar.

Öğle arasından sonra tanık Martin A. çağrılır. LKA Baden-Württemberg’de görevli 31 yaşındaki polis memuru 25.04.2007 tarihinde Michèle Kiesewetter’in öldüğü suikasttan sağ kurtulmuştur. O korkunç güne ait anılarını betimler: Saat sekiz sekiz buçuk gibi kalkmış, kahvaltı etmiştir. Genelde iş yeri yakın olduğu için işe bisikletle gider; ancak o gün arabayla gitmiş, çelik yeleğini giyip silahını kuşanmıştır. Devriye ekipleri oluşturulmuş ve teçhizat dağıtılmıştır. Sonra görevle ilgili görüşmek üzere Heilbronn’a John-F.-Kennedy-Caddesi’ndeki polis karakoluna gitmişlerdir; o karakoldaki meslektaşlarıyla müzakere edecekleri şeyler vardır. Kiesewetter pek çok kez orada bulunduğu için o gün de gitmiştir. Kiesewetter ona her şeyi göstermek istemiştir; o bölgenin mutlaka gidilmesi gereken önemli yerlerini bilmektedir. Onun içinse kentin güvenliğine ilişkin tasarı çok önemlidir; çünkü Heilbronn’da ciddi bir biçimde uyuşturucu sorunu vardır. Bu sorunla ilgili kilit kişileri bulup, kontrol edip gerekirse o bölgeye girme yasağı koymak zorundadırlar. Daha önce bir kez bu bağlamda Theresienwiese’de bulunmuşlar; orada sigara molası vermişler; ancak kayda değer bir şey olmamıştır. Öncesinde ve sonrasında bir fırına uğramışlar, ardından tekrar karakola gitmişlerdir. Orada onlara Heilbronner usulü ihbarda bulunma öğretilmiştir. Oradan da doğrudan doğruya Theresienwiese’ye gitmişler ve elektrik dağıtım trafosunun oraya geçmişlerdir. Hallenbad Fontäne’de bir grubu kontrol etmişlerdir; kontrol sorunsuz geçmiştir. Orada bulunma yasağı olduğu halde orada olan bir kadın, sınıfıyla birlikte havuzda olan okul çağındaki çocuğunu beklediği konusunda onları inandırmıştır. Eskiden eroinman olan birini mezarlıkta kontrol etmişlerdir. O da onlara vücudundaki eski iğne izlerini göstermiş ve temiz olduğunu söylemiştir. Onlarda da onu bu kategoriye dahil olmayan birinin gündüzleyin mezarlıkta vakit geçirmesinin iyi bir şey olmadığı konusunda kibarca uyarmışlardır.O noktada birden her şey sona erer: Theresienwiese sokağın birkaç metre ötesindedir. Oraya park etmiş olduklarını sadece daha sonra gördüğü resimlerden biliyordur. Olayın cereyan ettiği saate ilişkin bir şey hatırlayamamaktadır; hafızasında buna ilişkin bir şey yoktur.

Hakim Götzl, yeniden anımsayabildiği andan itibaren anlatmasını rica eder. Yedi hafta boyunca komada kaldığını düşünmüştür; oysaki sadece iki ya da üç hafta komada kalmıştır. Kendine geldikten sonra bu bir talim miydi diye kendi kendine sormuş ve espri yapmıştır: “Bu, tatbikatları çok gerçekçi olan meslektaşlarımın kötü bir şakası olsa gerek.” Üzerindeki şeyleri parçalamış ve bu yüzden çok kan kaybetmiştir. Ailesi ve kız kardeşleri de oradadır. Ona bir kaza geçirdiği söylenmiştir. O da yaralarından hareketle bir motor kazası geçirdiğini düşünmüştür. Fakat sonra motorsiklet ehliyeti olmadığı gibi motorsikletinin de olmadığını hatırlamıştır. Meslektaşını sorduğunda ise ona “Michele’in artık orada olmadığını”, kendisininden kafasından vurulduğu için komada yattığını söylemişlerdir. Hastane odasında ayna yoktur, televizyon ya da dış dünyayla bağlantı kurabileceği herhangi bir şey, iletişim araçları yoktur; iki hafta boyunca dünyayı algılamadan orada öylece yatmıştır. Orada gözyaşlarına boğulmuş ve onu kaldrımak istediğini düşündüğü meslektaşının karnına vurmuştur. Komadayken korkunç derecede kilo kaybetmiş, öyle ki uyluğunu eliyle kavrar olmuştur; birkaç adım sonrası ise bacağına kramp girmiştir. Ondaki hasarın ne olduğunu bilmedikleri için psikologlar onu dikkat testine tabi tutmuşlardır. Kısa zamanlı ve uzun zamanlı hafızası kısıtlıdır ve bedeninin sağ tarafı felç olmuştur. Hareket etmek istemiştir; fakat hareketleri de kısıtlıdır: ellerini ve kollarını sadece belirli bir oranda hareket ettirebilmiştir; ona sanki kendi uzvu değilmiş gibi gelmiştir. Eskiden sağ elini kullanmışsa da sağ elini tekrar kullanabilmesi epey zaman almıştır. Daha sonra Neresheim’daki kaza konusunda uzmanlaşmış bir kliniğe getirilmiştir. Kliniğin uzmanlık alanı beyindeki hasarlardır; komadan uyandırılmak üzere oraya getirilmiştir. Sağlığı kendini toparlayıp da gitmesine izin verdiğinde Stuttgart-Gerlingen’de bir kura gitmiş ve iki ay boyunca ona tedavi uygulanan bir klinikte kalmıştır. Yeniden aktif görevlerde yer alacak şekilde iş kabiliyetini kazanmak istemiştir. Eylül başlarında ekibe geri dönmüştür; ancak hiçbir şey eskisi gibi değildir. Eğitimin hemen ardından başlayacak polis yaşantısına sevinmiş; üstelik bir de BFE eğitimi almış, ardından bir haftalık tatili olmasına rağmen gönüllü olarak Heilbronn’daki vardiyaya başvurmuştur. Heilbronn’daki görevinin ilk ve son günüdür o gün. Sokakta silah taşıdığı son gündür; sonrasında silah taşımadığı gibi ona silah da verilmemiştir; kendisi de artık silah istememektedir.

Suikastın hayatına ne gibi etkileri olduğu sorulduğunda ise tanık, sakatlık derecesine değin pek çok etkisi olduğunu anlatır. Özellikle de travmanın kendisi: “Böyle bir suikasti kolay kolay unutmanız, sineye çekmeniz mümkün değildir!” Meslektaşı birden kaybolup gitmiştir. O ise uyuyamamaktadır, uykusu sürekli bölünmektedir. Normal bir polis olmaya ilişkin çocukluk rüyası yitip gitmiştir. İşitme kaybı vardır. Doktorlar bu hasarları kabul etmesi gerektiğini söylemişlerdir. Merminin geçtiği yer denge duyusuna da zarar vermiştir; özellikle de geceleri ayağa kalktığında dengesini sağlayamamaktadır. Başı bir harita gibidir; acil bir operasyonla kafatasını açmışlar, beyninde su toplamasını engellemek amacıyla kanal oluşturmak üzere delikler açmışlardır. Yüksek oranda epilepsi tehlikesine maruzdur; fakat kafasına mermi yemiş biri için bu normal bir şeydir. Fakat artık yaraların acısından başka hiçbir ağrı duymamaktadır.

Götzl, başka ameliyatlara gerek olmuş mudur, diye sorar. Tanık, kafasındaki merminin üç parçaya ayrıldığını, bunlardan ikisinin ameliyatla çıkarıldığını, üçüncüsünün ise hala kafasında olduğunu söyler. Doktorlara göre, bu parçanın olduğu yeri ameliyat etmek büyük bir risktir. Ağrıların yeniden baş göstermesi ya da bu parçacığın başka bir yere kayması ya da ısınması durumunda ameliyat söz konusu olabilir. “Tanrıya şükürler olsun ki hayattayım; bundan böyle kimsenin kafamı ellemesine izin vermem.” Bir işitme cihazı kullanacaktır; implant yapılmasını istememiştir: bir tane sağlıklı kulağın yeterli olduğundan hareketle bundan vazgeçmiştir. Bu durum artık yaşamının bir parçasıdır; pek çok şeyi olduğu gibi kabul etmek zorunda kalmıştır. Gerçek anlamda yasını dindirememiştir; bu da hayatının son yedi buçuk yılını olan biteni anlamaya çalışmakla geçirmiştir. Artık doktor gözetiminde değildir; ancak travma terapisi yapmaktadır. Kiliseden psikolojik yardım almaktadır, bir travma terapisti de onunla ilgilenmektedir.

Tekrar sorulması üzerine tanık, bir kez daha özet geçer. Olayın hemen ardından uçakla Ludwigsburg ‚a götürülmüştür; ardından ise sekiz hafta Neresheim’da bulunmuştur: orada tıbbi anlamda gerekli müdahaleler yapılmıştır. Stuttgart-Gerlingen’de iki ay boyunca ayakta tedavi gördüğü bir kura katılmıştır. Sonrasında ise ona iki ay tatil verilmiştir: Polisin psikolojik destek biriminden bir kadınla konuşmuş, bu konuşmalarda hem iş anlamında hem de polisliğin dışında konulara yer vermişlerdir. Kendisine pek çok yardım teklifi gelmiştir; gelecekteki dayanıklılığı mevzu bahistir. Sonra kulağından ameliyat edilmiştir: kulağının arkasındaki yumuşak dokuyu sağlamlaştırmak için uyluğundan bir parça alınıp oraya yerleştirilmiştir. Sonrasında başı yeterince korunamayacağı için dışarı çıkmak istememiştir. 2008 yazı için belirleyici olan psikolojik yardımlar ve travma terapisiydi. 2008/2009 yıllarında işinde yükselebilmek için üniversitede okumaya başlamıştır. Düzenli olarak Elektroensefalografi (EEG) yapılmıştır; buradaki amaç metal parçasının hareket edip etmediğini ya da manyetik reonaslı görüntüleme yapıldığında ısınıp ısınmadığını saptamaktır. Okuduğu süre boyunca bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanının gözetiminde olmuştur. Posttravmatik stres bozukluğu (PTSD) içindedir; ancak bunu çok önemsememiştir. Bu nedenle öğrenimini bitirdikten sonra altı ay kadar işe gidememiştir: Bu da onda yeni bir travmaya neden olmuştur. Bu dönemde polisliğe karşı antipati geliştirmiştir: Meslektaşları için endişelenmektedir. Onca psikolojik yardımlar ve terapi sonrasında, şimdi polis olarak iç hizmette çalışmaktadır; durumu olabildiğince iyidir.
Götzl, bir türlü sonuçlanamayan duruşmaların onu nasıl etkilediğini, bunları nasıl karşıladığını sorar. Hâlâ büyük bir memnuniyetsizlik içindedir. Olaya ilişkin bir sebep görülemediği gibi olay şimdiye değin aydınlatılamamıştır Soruşturmalar hep boşa çıkmıştır. Onun dünyası yıkılmıştır. Zamanla bunu kabul etmek zorunda kalmıştır; bu olayın açıklığa kavuşmayacağını düşünmüştür. Bunu da şu bağlamda düşünmüştür: “Mümkün mertebe size yardım edeceğim; siz de bu yardımı almasını bilin.” Umudunu tesadüflere bağlamıştır; fakat o da bu olaya ilişkin bir sebep görememiştir. Götzl, sağcı camianın herhangi bir gösterisinde görev almış mıdır, bilmek ister. Tanık hayır, der, hiç yer almamıştır. O dönemde eğitim sürecindedir; sonra ise önce Böblingen’e BePo’ya gelmiştir. Hipnoz altındaki sorgulamasına ilişkin düşüncesi ise kendisine anlatılanları, medyadan öğrendikleriyle birleştirmiş olabileceğidir. Suçun işlendiği o on dakikalık süreç, hafızasında kocaman kara bir deliktir ki bu boşlukları tamamlaması gerekmiştir; ancak hiçbirini tamamlayamamıştır. Bunun dışındaki her şey yeniden kurgulanabilir.
Götzl, suikast sonrasında tanığın sakatlık derecesini sorar. Tanık, tutanağa yüzde yetmiş oranında olduğu bilgisini verir: Yüzde otuz beyin hasarı, geri kalan ise denge kaybı ve travmadır. 2007 Eylül’ünden itibaren iç hizmetlerdeki görevine başladığını teyit eder. Daha üst düzeydeki bir görev için eğitimi 2008’den 2011 yılına değin sürmüştür; sonra iki ay çalışmış ve ardından altı ay kadar evde kalmıştır. Götzl, yaşananların ailesi üzerindeki etkisini sorduğunda tanık, yaralarının çok kötü olduğunu söyler. Başlangıçta onu taşımaları gerekmiştir ya da onun onlara tutunması gerektiğini. Bu ailesi için çok ama çok yıpratıcı olmuştur: ailenin tek oğlu ölümden dönmüştür. Daha önceleri hayat doludur.İşletme enformatiği bölümünde okurken polis olmak üzere başvurmuştur. “Beni alacaklar mı” bunu bilmek istiyordum der. Bu meslek onun çocukluk düşüdür. Kabul edilmiştir. Baden-Württemberg polisinin 2004 yılında mesleğe kabul sayısı henüz düşük olduğundan orta düzeyde bir görevle yetinmesi gerekmiştir. Öğrenimini yarıda bırakması ailesini dehşete düşürmüştür. Ailesi, suikastan sonra onun yaşadığı hayal kırıklığından dolayı kendini “yiyip bitirmiştir”. Yeni hayatı düşlediği hayat değildir, şimdi iç hizmettedir. Götzl, ilaçlara devam etmesi gerekiyor mudur, bilmek ister. Tanık, artık ilaç almadığını söyler. Hastanedeyken tromboz tehlikesine karşı kan sulandırıcı ilaçlarla birlikte pek tabii ki yaraların iyileşmesi için antibiyotik almıştır. Artık daha fazla ilaç kullanmak istememektedir: Zaten o hep çok ağır hasta olmadığı sürece doktora gitmeyen biri olmuştur. Götzl, Michèle Kiesewetter’i bu görevden önce tanıyor mudur, bilmek ister. 2007 yılında eğitimini tamamlamıştır; Kiesewetter’le o zamanlar tanışmıştır; Kiesewetter oradaki eğitimcilerden biridir; fakat doğru dürüst bir diyologları olmamıştır. Kiesewetter, “ele avuca sığmaz, bir kız”dır, cıcıl cıvıl çekincesizdir; o ise çok utangaç biridir. Kiesewetter, sonradan mesleki yüksek eğitim akedemisine girme diplomasını almıştır, o dönemde tanışmışlardır; Kiesewetter, “oldukça angaje, hayat dolu, harika bir kızdır.”

Avukat Scharmer, bayan Kiesewetter’in o birime nasıl getirildiğini sorar. Tanık, bilmiyorum yanıtını verir. Orada sekreterliğin önünde bir duvar panosu vardır. O vardiya için olan liste çoktan dolmuştur; fakat bir zaman sonra listeden biri silinince listeye kendi adını yazmıştır.

Scharmer, ne zamandan itibaren listenin belli olduğunu bilmek ister. Tanık, görevden önceki perşembe günü liste asılıydı der. Pazar günü Kiesewetter onu aramış ve vardiyaya birlikte çıkalım mı diye sormuştur. Görev planları artık asılmamaktadır; geçmişte yaşananlardan bunu öğrenmişlerdir. Scharmer, Theresienwiese’e ilk gidişlerini sorar. Kiesewetter’in önerisi üzerine der tanık, herkesin bildiği bu mola yerine gitmelerinin nedeni budur. Hatta der tanık, arabadan inmişlerdir. Scharmer, bunu telsizle bildirmişler midir diye ısrarla sorar. Hayır der tanık: el telsizleri olmadığı için görev yerinde bulunmayışlarını bildirememişlerdir.
Langer, listeye kendini kaydettiği görevle yaptığı görev aynı mıdır diye sorar. Evet der tanık, kimi değişiklikler olmuştur. Fakat kim ne zaman kendini listeye kaydetmiş ya da listeye alınmıştır ya da listeden silinmiş, sonra tekrar eklenmiştir, bilgisi yoktur. Heilbronn ‚da belirli çalışma saatleri vardır; ancak onun dışındaki her şey esnektir; göreve ilişkin müzakereler belirlenmiş olmakla birlikte diğer şeylerde esnektirler. Başlangıçtaki yer değiştirmelerden haberdar olup olmadığını bilmek ister Langer. Tanık, bu konudan haberdar olmadığını söyler. O böyle bir değişlikliğe gitmemiştir. Langer, mola verdiklerinde arabadan inmedikleri halde sigara içmişler midir, diye sorar. Tanık, evet der, trafo binasının oradayken sigara içmişlerdir.
Avukat Lex, devriye arabasıyla Theresienwiese’ye ilk geldiklerinde aynı yere mi park etmişlerdir, bilmek ister. İlk defasında yaklaşık otuz metre öteye park etmişlerdir. Avukat Stolle, ekibin nasıl oluşturulduğunu sorar. Tanık şu beyanda bulunur: Hangi ekibi kimin kurduğuna ilişkin bir bilgileri yoktur. Kiesewetter, onu tanımak istemiştir; yeni meslektaşlar kimdir diye merak etmiştir. Görevden sorumlu amir bunu bilmektedir ve kabul etmiştir.

Tanık Martin A. saat 15’i az geçe duruşmayı terk eder.

Hakim Götzl, 21.01.2014’e ilişkin değişiklikleri duyurur: Sanık André E.’nin karısı Susann E. davaya çağrılmıştır. Ayrıca geçen hafta herhangi bir özür bildirmeksizin gelmemiş olan Ahmet A. yeniden ortaya çıkmıştır: gelmek ve ifade vermek istiyordur. Michèle Kiesewetter’in annesi de mahkemeye çağrılmıştır. Avukat ’nin müdafisi Pausch,avukat Hoffmann’ın delillere ilişkin dilekçesi üzerinde durulmasını istediklerini açıklar. (72. duruşma gününe bakınız.) Savunma Schultze de bu dilekçeye katılır.

Avukat Scharmer günü yorumlar: “Polis memuru kimliğiyle devletin bir temsilcisi olan Michele Kiesewetter ‚in, gerçekten bir tesadüf sonucu mu NSU’nun kurbanlarından biri olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. İddianın bu versiyonu en azından şüphe uyandırıcıdır. Federal Savcılık ve soruşturmayı yürüten kriminal polis memurları, şimdiye değin asıl soruşturmayı sürüncemede bırakmışlardır. Bir polis memurunun bir dizi sağcı gösteride göreve katılmasından, üçlü ile aynı civardan geliyor olmasından hareketle, bu memurun, bilerek, kişisel tercih gereği seçilmiş bir kurban olma olasılığı değerlendirilebilirdi. En azından bu meselenin değerlendirilmesi gerekir. Neden bu noktada soruşturmaya devam edilmedi, bütünüyle belirsizdir.”