96. Duruşma Tutanağı – Duruşma Tarihi: 20 Mart 2014

0

André Kapke üçüncü kez sorgulandı. Bir kez daha olan bitenden hiç haberi yokmuş gibi davrandı ve tüm “iyi niyetine, istemesine” rağmen pek çok ayrıntıyı hatırlayamadığını iddia etti. Sanığı bu şekilde aklamaya çalıştı.

  • Tanıklar:
    André Kapke (THS aktivisti ve kayıplara karışanların olası destekçisi)

Mahkeme Başkanı Götzl, gelecek hafta salı günü 02.12.2011 tarihinde Max-Florian Bu.’nun sorgulanması bağlamında tanık KHK Benger’in çağrıldığını ve buna uygun olarak Benger’in katılacağını açıklar.

Günün tek tanığı, daha önce de tanıklık etmiş olan ve bugün burada danışman avukatı Dirk Waldschmidt ile hazır bulunan Jenaer André Kapke’dir. (59. ve 84. duruşma günlerine bakınız.) Öncelikle el konulmuş olan Pogromly adlı oyunun oyun tahtası, oyuna ait Reichsmark kağıt paraları, kent kartları ve oyun klavuzu incelemeye alınır. Tanık, daha önce oynadığı oyunun bu olduğunu düşündüğünü söyler. Belki de tam olarak bu oyun değildir; fakat bunu tüm iyi niyetiyle ne denli hatırlamaya çalışırsa çalışsın bilememektedir; çünkü üzerinden 17 yıl geçmiştir. Yine de evet evet, bu olsa gerektir; şu an ayrıntılara ilişkin bir şey söyleyemeyecektir. Götzl, oyun klavuzunu görüp görmediğini bilmek ister. Nereden bileyim yanıtını verir tanık, iyi niyetine, istemesine rağmen söyleyebileceği 90’lı yılların ortası olduğudur.

Götzl, konuyu değiştirerek Jana Ap. ile olan ilişkisini sorar. Ap. onun çok ama çok iyi, sevimli bir kız arkadaşıdır. Onunla ne zaman ve nasıl tanıştığını şimdi söyleyemeyecektir. Ap.’nin Berlin’e taşındığı ilk yıllara değin çok sıkı bir diyalogları olmuştur. Sonra ise giderek azalmıştır; şimdilerde hiçbir şekilde diyalogları yoktur. Son olarak bir ya da bir buçuk yıl önce diyalogları olmuştur. Kapke, bütün olan bitenlerden sonra Ap.’nin onunla görüşmek istemediğini düşündüğü için Ap. ile diyaloğa geçmeye çalışmamıştır. İnsan olarak Ap. onun için her zaman vardır; bunu yadsıyamaz. Götzl, Ap.’nin ne zaman Berlin’e gittiğini sorar. 1999/ 2000 yıllarında olmalıdır. Götzl, birlikte neler yapmışlardır, diye sorusuna devam eder. Mümkün olan her şeyi der Kapke; iyi bir arkadaşla neler yapılırsa onları, birlikte yemek yapmak, sergilere gitmek vs. gibi şeyleri.

Götzl, 1998 yılında, üçlünün kayıplara karışmasından sonra, Ap.’nin onun aktivitelerinde hangi rolü üstlendiğini bilmek ister. Kapke, Ap.’nin hiçbir rolü olmadığını söyler; aralarındaki ilişki tamamen kişiseldir. Kapke’nin düşüncesine göre durum hakkındaki konuşmaları yürüten sadece Ralf Wohlleben ve Tino Brandt’tır. Götzl, acaba konuşulan konu Bayan Ap. ile de görüşülmüş müdür, diye ısrarla sorar. Pek tabii ki, der Kapke, bu konu günceldir, baskı konusu da öyle. Götzl, ya yurtdışı konusu, pasaportlar diye ısrar eder. Kapke bunun konu edilmediğinden oldukça emin olduğunu söyler. Götzl, Kapke’ye Ap.’nin o dönemlerde onun en yakın kız arkadaşı olup olmadığını sorar. Kapke: Evet, eskiden kesinlikle öyleydi. Götzl, bu konular hakkında aralarında hiçbir konuşma geçmemiş midir, diye sorar. Kapke: Mutlaka bu konu ele alınmıştır; fakat düşünüldüğü gibi pasaportlar ya da üçlünün nerede bulunduğu gibi meselelere ilişkin değil. Kapke, er ya da geç günün birinde yakayı ele vereceklerinden ve o zaman neden diye sorular sorulacağından yola çıkmıştır. Böyle bir durumda kendinize yakın olan bir insanı konuşturmaya hiç çalışmazsınız, der.

Götzl, doğum günü gazetesinin ortaya nasıl çıktığını sorar ve onun bu gazetedeki payı nedir? Kapke, Jana Ap. o zamanlar benim en iyi kız arkadaşımdı der ve Güney Afrika’dan dönüşünden sonra bu gazete ona gösterilmiştir. Kapke teşekkürlerini dile getirmiştir; fakat gazetenin oluşumu hakkında konuştuklarına dair bir şey hatırlamamaktadır. Tekrar sorulması üzerine Kapke böyle şeylerin nasıl oluştuğunun tartışılabilir bir şey olmadığını söyler, bu bütünüyle dünyadan bihaber olmaktır. Ap. sürekli ufak tefek el işleriyle meşgul olan biridir; oldukça kişisel hediyeler de yapmıştır; zaman zaman insan bunları nasıl yaptığını sormuştur; fakat bu gazete işinde değil. Götzl, fotoğrafların nereden geldiğini sorar. Kapke bunu bilmiyordur; Ralf Wohlleben’den gelmiş olabilir, bilmiyordur. Götzl, Holger G. meselesine gelir. 90’lı yıllar ve sonrası diyalogların gelişimi nasıldı, diye sorar. Kapke, diyalogların Ralf [Wohlleben] ve Uwe çevresinde geliştiğini söyler. Gerlach Hannover’e taşındığında ise dağılmışlardır. Arada sırada toplantılar için orada bulunmuştur ya da konserlerde karşılaşmışlardır.

Götzl: Ya Carsten S.? Kapke: Aynı şekilde. Arada sırada görüşmüşlerdir; sonuç olarak Jena çok büyük bir şehir değildir; haftada bir iki kez görüşmüşlerdir; arkadaşça bir bağları olmuştur. Her şey tam olarak ne zaman başlamıştır, bilmiyordur, 95/96 yıllarında olmalıdır. Götzl, S.’nin bu camiadaki rolünü sorar. Kapke: S. onların gözünde nispeten olumlu bir şekilde kendini geliştirmiştir; JN’de görevler üstlenmiştir. Düsseldorf’a gittiğinde ise diyalogları kopmuştur. O arada sırada Jena’ya geldiğinde ise selamlaşmışlar, kısaca havadan sudan konuşmuşlardır. Bu da 2001/2002/2003 yıllarıdır. S.’nin gitmesinin nedenleri nedir, diye sorar Götzl. Kapke: Üniversiteye başlamıştır çünkü. Götzl, “olumlu bir şekilde kendini geliştirmek”le bunu mu kastettiğini sorar. Kapke, alt kültürlerde bu türden insanlar olduğunu söyler; bayağı bir kargaşalık, curcuna çıkarırlar ve resmin en iyi resim olmadığını göstermeye çalışırlar. Fakat S.’de böyle değildi; o daha aklı başında biriydi. Onun işi genç insanlarlaydı; yeni nesillerle ilgilenirdi. Kapke’nin aklında biraz kalan S.’nin cinsel anlamda daha farklı olduğuna dair çıkan dedikoduydu. Jana Ap. S.’nin kendine başka şeyler aramasının daha iyi olacağını, çünkü bu camiada eşcinsellerin hoş görülmediğini düşündüğünü söylemiştir. Böyle bir durumda kendini mütemadiyen inkar etmesi gerekir. Götzl, bu konu aralarında konuşulmuş mudur, diye sorar. Kapke, Jana’nın bir keresinde onunla bu konuyu konuştuğunu sandığını söyler. Konuşmanın içeriğini istese de hatırlamamaktadır. Götzl, camianın bu duruma gösterdiği tepkileri sorar. Kapke, aslında pek de tepki gösterilmedi, yanıtını verir.

Götzl bir kez daha doğum günü gazetesini sorar. Tanığın bu hediyeye verdiği değer nedir; ne de olsa tanık bu hediyeyi saklamıştır. Kapke bunun kendisi için şahsi bir değeri olduğunu söyler; hediyenin gazete formunda olması değil Jana’nın bunu kendi elleriyle yapmış olması önemlidir. Bu onun için abartılı bir hicivdir. Bu bağlam içinde durumun daha farklı göründüğünün farkındadır. Eğer bir şey olmasaydı; kimse bugün bu gazete hakkında bu denli konuşmayacaktı.

Götzl, şiddet temasını sorar ve “THS‚de ( Vatanı Koruma Timi) örgütlenmelere gitmekte ve cinayetler planlamaktalar” cümlesini bir kez daha alıntılar. Tanık bunu abartılı olarak tanımlamıştır, bununla neyi kastetmektedir. Kapke, bunun THS ile ilgili olduğunu söyler; THS alt kültür imajından kurtulmak istemiş ve yerel siyasette kendine bir yer açmak, tutunmak istemiştir. Onlara karşı öne sürülen şeyleri istese de hatırlayamamaktadır. Örneğin Rudolstadt/Heilsberg’de onların kullandığı bir birahane polis tarafından aranılmıştır. Basın ise şöyle bir manşet atmıştır: “Silah depolarının en büyüğü Thüringen’de bulunmuştur.” Fakat burada yapılan polisin sandalyeleri parçalayıp silah diye sunmasıdır. Basında hep böyle saçma sapan şeyler yer almaktadır. Ya da bir keresinde onun ve erkek kardeşinin aranıldığına dair BKA bağlamında sahte bir ilan verilmiştir; bu sahte ilanı veren solculardır; bunların hepsi birer sahtekarlıktır.

Müdahil avukat Hoffmann, doğum günü gazetesi ve Pogromly oyunu bağlamında tanığın ve çevresindekilerinin bu zaman diliminde Nasyonal sosyalist olup olmadıklarını sorar. Kapke, bu nasıl tanımladığınızla ilgili bir şeydir, der; Hoffmann’ın Nasyonal sosyalizmi başka bir biçimde tanımladığını varsaymaktadır. Tarihsel bağlamlarla oynanmaktadır; bu bağlamda insanlar Stalinizmle ilişkilendirerek de buna benzer şeyler yapmışlardır. Kapke, bugün böyle saçma sapan şeylerin propagandasını yapmaz. Hoffmann, oyunun Yahudilerin öldürülmesi ile ilişkilendirildiğini söyleyerek bu konuda ısrar eder. Kapke, bu türden şeylerde farklılıkların çok iyi gözetilmesi gerektiğini söyler; bugünün çocukları bilgisayarda adam öldürme oynuyor diye onlardan gerçekten de adam öldürmeleri beklenemez, der ve birinin oyunu oynadıktan sonra dışarı çıkıp Yahudileri ya da yabancıları öldürmesi gibi bir fikirden de yola çıkılamaz, diye ekler. Hoffmann, ya çevrenizdeki kahverengi gömlekliler, diye sorar. Kapke, bunun pankçılarda olduğu gibi, toplumun normlarına uymama, toplumla mutabık olmama gibi tam karşı biçiminin söz konusu olduğunu söyler. Bunu konuşabilmek adına yapılan bir tür provokasyon olarak görmüştür. Hoffmann, halkların bayramını (FdV) kimlerin ve ne zaman organize ettiğini sorar. Tam olarak ne zaman olduğunu bilmemektedir; 2005/2006 yıllarında olsa gerektir.

Avukat Hoffmann resimler gösterir; fakat Kapke’nin avukatı buna itiraz eder. Ne de olsa bu resimlerin yasal yollardan edinilmeme olasılığı vardır. Hoffmann, bu resimlerin kendisine ulaştırıldığı açıklaması yapar ve ilk resmi Kapke’nin önüne koyar ve ona pankartı sorar. Kapke, bu resmi FdV’den bildiğini söyler. Resimdeki konuşan kişiyi ise tanımamaktadır. Hoffmann, Kapke’ye onun açısından bu resmin Avrupalı SS’ye dahil olmaya dair açık bir itiraf olup olmadığını sorar. Kapke, ulusalcılığa dair bir itiraf belki der, pankartı hazırlayan o değildir. Hoffmann, sahnedeki asıl düzenlemeyi yapan kimdi, diye sorar. Kapke buna ilişkin bir sorunu olmadığını söyler. Hoffmann müzik gruplarını sorar. Kapke ne denli istese de bunları tek tek hatırlayamayacağını söyler. İsviçre’den „Zensiert“ grubu vardır örneğin, ama başkasını da bilmiyordur. Hoffmann, İtalya’dan olan „Block 11“ grubunu sorar ve grubun ismini Auschwitz’deki Blok 11’den yani imha blokundan aldığını bilip bilmediğini sorar. Kapke, bu söylenenleri bilmediğini söyler. Pek çok şey, diyaloglar ve camia üzerinden yürümüştür. Hoffmann, Ralf Wohlleben’in görevlerini sorar. Kapke, Wohlleben’in internet sunumundan ve konuşmacılardan sorumlu olduğunu söyler; bu meseleler her zaman çok iyi kararlaştırılmıştır. Hoffmann, 11.06.2005 tarihinde konuşma yapan kişileri sorar. Bunlar Romanya’dan Eisernen Garde’den (Demir Muhafızlar) gelen Clauio Mihuti ile Yunanistan’dan Goldenen Morgenröte’den (Altın Şafak) gelen Nick Joalas’tır. Kapke, Claudio ile bizzat tanıştığını, Joalas ile de diyaloğu olduğunu söyler. Hoffmann, Kapke’ye Hollanda’dan Konstantin Kusters’i davet etmiş midir, diye sorar.

Buna avukat Waldschmidt müdahale eder. Bu camianın dikizlenmesini tümüyle anlayışla karşıladığını; ancak bunun davayla ilgisinin ne olduğunu göremediğini ve bu nedenle de bu soruları kınadığını söyler. Götzl bu sorulara neden izin verilmemesi gerektiğini sorar; bu sorular belirleyici sorulardır. Waldschmidt, bu soruların davanın asıl mevzusuyla bir ilgisi olmadığını söyler. Götzl, soruyu uygun gördüğünü söyler. Waldschmidt, bir mahkeme kararı istediği yanıtını verir. Savcı Weingarten, bunun geçersiz olduğunu, tanığa danışmanlık yapan birinin şikayet hakkı olmadığını söyler. Avukat Scharmer, danışman avukatın nasıl olur da davanın mevzusuna ilişkin bilgisi olduğunu sorar; danışman avukat olarak dosyalara bakma izni yoktur. Bunun üzerine avukat Klemke, Scharmer’in kitle medyasından bihaber olduğunun ortada olduğunu söyler; onun ifadesi saçmadır ve kendisi de aynı şekilde Hoffmann’ın sorularına itiraz eder. Waldschmidt parlar: Demek ücretler de büyük bir artış görülse Jena telefon rehberindeki tüm isimler tek tek sorgulanacaktır. Klemke, meslektaşı Hoffmann’ın kim kimi davet etmiştir yolundaki sorularının hiçbir surette davanın mevzusuyla alakası olmadığını söyler. Müvekkelinin itham edildiği cürüm 2000 yılına uzanmaktadır; ilk FdV ise 2005 yılına aittir. Götzl, belgelere ilişkin soruların geçerli olduğunda üsteler. Kapke, belgeler hâlâ mevcut ise BAW‚de olmaları gerekir, der. Ve hangi konuşmacıların davet edildiğine ilişkin soruya; SPD gibi yerleşik düzen partilerinden de konuşmacıların davet edildiğini söyler; eğer bu kişiler gelmemişse onun yapabileceği bir şey yoktur.

Hoffmann, az önce dile getirilen şeyin sadece kendine mahsus olduğunu söyler. Blood & Honour ve Hammerskins konteksindeki başlıca müzik grupları gelmiştir. Waldschmidt tanıkla fısıldaşır; Hoffmann buna müdahele eder. Avukat Klemke, bunun davanın mevzusuyla ilgisi olmadığını, soruya izin verildiği takdirde bir mahkeme kararı talep ettiğini söyler. Buna ilişkin ise avukat Hoffmann görüş bildirir. Burada kayıplara karışmadan önceki ideolojik etkilenmelerinin tespiti söz konusudur. Tanığın açıklamaları konuyu oldukça sınırlamaktadır; Avrupa’nın bütün militan faşist hareketi FdV’ye gelmiştir. Burada Holokost’u (Yahudi soykırımı) azımsayan ve yücelten müzik grupları çalmıştır. Önemli olan, NSU’nun söz konusu olduğu bu yıllar içinde kimin kimle uluslararası düzeyde diyaloğu olduğudur. Soru, uluslararası hangi temasların NSU‚ya yardımcı olduğu sorusudur. Klemke, burada edinilen bilgiden kuşku duyduğu konusunda üsteler. Yapılan suçlama ve soruların mevzusu zaman açısından birbirinden oldukça ayrı düşmektedir. Ralf Wohlleben’e karşı yapılan suçlama 1998 yılına aittir ve 2005 yılı ile hiçbir ilgisi yoktur. Götzl sorulan her sorunun sadece onunla ve müvekkeliyle ilgisi olmadığını söyler. Klemke, soruların André E., ve diğerleriyle de ilgisi olmadığı yanıtını verir.

Kısa bir aradan sonra soruların geçerli olduğuna dair karar açıklanır. Kapke’nin FdV’nin organizatörü olarak B&H ve Hammerskins ile olan temaslarının, davanın mevzusu ile ilgisi olduğu muhakkaktır. Tanığın nasyonal sosyalizm başlığı altında ne anladığı, sanığın dünya görüşüne ilişkin çıkarımların görülmesine izin vermektedir. Avukat Klemke, soruların uygun sorular olmadığını; çünkü soruyu soranın hangi müzik grubunu kastettiğinin ve müzik gruplarının B&H ile ilgisinin açık olmadığını söyler. Avukat Hoffmann, müzik grupları listesinde yer alan tüm grupları burada tek tek ele alıp davanın herkes için can sıkıcı bir hal almasını istemediğini söyler. Avukat Klemke, can sıkmak değil burada söz konusu olan, müdahil avukatların sorularında zaten can sıkıcılık kaçınılmaz bir şey, der. Götzl, nesnel olmaları konusunda uyarıda bulunur ve kısa bir aradan sonra Hoffmann’ın hangi müzik grubunun B&H ve Hammerskins çevresinden olduğunu açık bir şekilde belirtmesi gerektiğine dikkat çeker. Hoffmann: Niederladen’den „Brigade M“. Kapke: Evet, onlar çaldılar. Hoffmann: Şarkıcı Dave Blom, B&H grubundadır. „Before the War“’ın şarkıcıları B&H Engerau’da aktif miydiler, diye sorar. Kapke bu söylenenlerin ona bir şey ifade etmediğini, bilmediğini söyler. Hoffmann: İsveç’ten „Notung“. Kapke: Evet, bir keresinde çaldı. Hoffmann: Macaristan’dan müzik grupları. Kapke: Evet, pek çok grup. Hoffmann: „Verzeröde“. Kapke: Evet. Hoffmann, bu müzik grubu politik olarak aktif miydi, diye sorar. Kapke: Evet, öyle olduğu varsayılabilir. Hoffmann: Varsaymak ne demek? Kapke: Nerden bileyim. Hoffmann: İsviçre’den „Indiziert“. Kapke: Evet. Hoffmann: „Defiance“. Kapke: Evet. Hoffmann: „Nemesis“. Kapke: Evet. Hoffmann, şarkıcının adını biliyor mudur, diye sorar. Kapke, hatırlayamadığını söyler. Hoffmann, John Cartwright, olabilir mi der? Kapke, öyle olsa gerek der. Hoffmann: „Legion of Thor“. Kapke: Evet. Hoffmann, bu müzik grubunun nereden geldiğini sorar. Kapke, sanırım Almanya’dan der.

Hoffmann, Kapke’nin üçlü kayıplara karışmadan önce Wohlleben ile birlikte konserler ve toplantılar organize edip etmediğini bilmek ister. Kapke evet, der. Üçlü de bu organizasyonlara katılmış mıdır, bunu söyleyemeyecektir; fakat ağırlıklı olarak hayır, der. Hoffmann, organizasyonlarda ona kimin yardımcı olduğunu sorar. Kapke, bunun ortada olduğunu söyler. Bay Brandt’ın ve alt kültürden birilerinin, bir de muhtemelen Bay Tauber’in yardım ettiğini söyler. Bir soru üzerine Kapke, kent merkezi dışındaki tenha lokaller uygun olduğu zaman toplantıların düzenlendiğini söyler. Tam olarak hatırlamasa da Vogtland’da olmuştur örneğin. Apolda yakınlarında da olmuştur. Devasa rock konserleri değildir bunlar; bir kamyonla gidilmiş ve polisin erkenden haberi olmaması, konseri dağıtmaması için bir komplo uygulanacakmış gibi nispeten dikkat ederek hareket edilmiştir. Hoffmann, THS de yapısal olarak bunlara katılmış mıdır, diye sorar. Kapke, yapısal sözcüğünün göreceli olduğunu bunların THS‚den kişilerle birlikte tertip edildiğini söyler. Hoffmann, FdV’den resimler gösterir: Üzerinde yolu kapama bariyeri olan THS’nin afişinin olduğu bir resimdir bu; arka planda ise sosyal konutlar görülmektedir. Kapke, bunun 2005 senesi olamayacağını; Jena’da 2005 senesinde kırma taşlardan oluşan bir yer olduğunu ve arka planda hiçbir yapının olmadığını söyler. Avukat Schneiders de bu 2005 senesi değildi, der. Diğer resimlerde Ralf Wohlleben, Kapke ve Thomas Gerlach görülmektedir. Hoffmann, Gerlach’ın da organizasyonların düzenlenmesi işine katılııp katılmadığını sorar. Kapke, böyle ifade edilemeyeceğini söyler. Gerlach, nasıl yardımcı olabilecekse o şekilde yardımcı olmuştur. Thomas Gerlach da konuşmacı olarak yer almış mıdır, bunu söyleyemeyecektir. Hoffmann, Thomas Gerlach’ın sık sık yardımcı olup olmadığını sorar. Kapke, pek çok insanın yardımcı olduğunu, bu nedenle net olarak bir şey diyemeyeceğini söyler. Hoffmann, Kapke’nin erkek kardeşinin B&H gazetesi ile röportaj yapıp yapmadığını, kardeşinin müzik grubunun kayıplara karışanlarla ilgili bir şarkı besteleyip bestelemediğini ve yine kardeşinin „Hamburger Sturm“ ile bir konser düzenleyip düzenlemediğini sorar. Kapke, tüm bu soruların cevabını bilmediğini, bu soruların erkek kardeşine yöneltilmesi gerektiğini söyler. Sonra NK (müdahil avukat) Reinicke, soru sorar. Kapke, o zamanların başka bir dönem olduğunu, o günlerde olan biteni bugün başka bir gözle gördüğünü söylemiştir. Reinicke, THS adı nereden gelmektedir, diye sorar. Kapke, bunu tam olarak bilmediğini, bira içtikleri çakır keyif oldukları bir anda bu ismin konduğunu söyler. Bunun bir kuruluş olmadığını, içki sofrasında ortaya atıldığını ve sonra ise tekrar tekrar ele alındığını söyler. Sonra Tino Brandt’ın olduğu kısa bir video gösterilir. Yanında Wohlleben’in olduğu bir röportajda Brandt, THS’nin “kriminel kişilere, solculara ve kızıllara” karşı bir programın adı olduğunu söyler. Reinicke Kapke’ye onun da bunu böyle mi gördüğünü, sorar. Kapke, aksine der, bildiği kadarıyla bu röportaj Brandt’ın THS‚ye girme yasağı almasına neden olmuştur. THS‚dekiler yerel siyasette aktif olmak istedikleri için bu türden ifadelere yer vermezler. Reinicke, THS’nin afişlerini sorar. Kapke, bunun hazırlanan ilk afiş olduğunu ve gösterilerde ön sıralarda taşındığını söyler. Üzerinde şu yazmaktadır: “Demirin gelişimine izin veren Tanrı köleleri olsun istememiştir. “ [Ernst Moritz Arndt, Vaterlandslied, 1812]. Reinicke, bu cümle ile tam olarak neyin ifade edilmek istendiğini sorar. Kapke, şiirin tamamını bilseydi, anlayabileceğini söyler. Reinicke, bu şiirin THS’nin kuruluş şiiri olup olmadığı konusunda ısrar eder. Kapke, böyle söylenemez, der. Ve buraya on kez gelip de böyle saçmalıklara alet olmaktan hoşlanmadığını söyler. Reinicke şiirden alıntı yaptıktan sonra Kapke, kusuruma bakmayın ama hiç de böyle saçma sapan şeylerle uğraşma heveslisi değilim, der. Sözün özgürce dile getirilmesinin mümkün olmadığı bir yerde, özgürlüğün de olmadığı ve böyle bir ülkede bir tür özgürlük kavgasının verildiğine ilişkin fikirlerin yer aldığı paragraflar söz konusudur. Bunun arkasında özgür bir toplum düşüncesi yatmaktadır; Kapke bugün de bunu böyle görmektedir. Reinicke, Kapke’ye “Doğu’nun Ayaklanması Konsept”inden haberi olup olmadığını sorar. Kapke, hayır der. Reinicke, Kapke, Leichsenring’i (NPD Sachsen’ın vefat etmiş bir üyesi) tanımış mıdır, bilmek ister. Kapke, kişisel olarak tanımadığını söyler. sorulduğunda ise Kapke güler ve onu tanıdığını doğrular. NPD’nin o zamanki Federal Yönetim Kurulu başkanı Udo Voigt’in yer aldığı bir video gösterilir. Udo Voigt, kurduğu karışık, anlaşılması zor cümlelerle silahlı bir kavga çağrısında bulunmaktadır. Reinicke, o zamanlar ana vatanın tehlikede olduğuna dair tartışmalar yapılmakta mıydı, diye sorar. Kapke, kesinlike hayır, der. Eğer patetik bir şekilde düşmanın içeride olduğu kastediliyorsa, bunun altına imza atacaktır.

Şimdi de müdahil avukat von der Behrens, ev aranırken bir şeyler alınmış mıdır, diye sorar. Kapke, tek tek neler alındığını söyleyemeyeceğini, fakat temelde tabletler, bilgisayar, dizüstü bilgisayar gibi sahip olduğu her şeyin götürüldüğünü söyler. Sonra da bunların hepsini geri almıştır. Bir soru üzerine bilgisayarında şifrelenmiş hiçbir şeyin olmadığını söyler. Evraklar, birkaç karton da getirilip götürülmüştür; bunlar arasında onun firmasına ait dosyalar da vardır. Bunun dışında daha ayrıntılı bir bilgisi yoktur. Tanığın danışman avukatı Waldschmidt müdahale eder: Bunlar ne anlama geliyor? İstenen BAW’nin bazı evrakları zimmetine geçirmekle itham edilmesi midir? Avukat von der Behrens, kanıtların değerlendirilmesine dair dilekçe verebilmek üzere, götürülen şeyler arasında dava için önem arz edebilecek dosyalar da var mıydı, bunu anlamaya çalıştığını söyler. Ayrıca von der Behrens, 1997 yılına ait evrakların ve el ilanlarının da götürülenler arasında yer alıp almadığını sorar. Kapke, bunu söyleyemeyeceğini, çünkü bilmediğini sorar. Bir süre gazete makaleleri arşivi olmuştur. Bazen el ilanlarını sakladığı da olmuştur. Von der Behrens, çıkartmalar ve spukiler de arşive kaldırılmış mıdır, diye sorar. Kapke, olabilir der, bazen bir iki örneği sakladığı olur. Avukat BKA’nın sahte arama emrini sorar. Ardından da Kapke’nin sözünü ettiği Heilsberg’deki lokalde yapılan aramayı sorar. Kapke “gözü dönmüş kafasında kaskları olan bir güruh” size saldırırsa nasıl olabilir ki, der. Von der Behrens silahları sorar; bir balta, bir topuz, sapan için demir bilyeler, beyzbol sopası vs. Kapke, bunların kısmen duvar süslemesi için olduğunu ve baltanın da lokalin şöminesine ait olduğunu söyler. Tek tek kimin yanında ne vardı, bilmediğini söyler.

Von der Behrens, Kapke’nin bir arabanın ateşe verildiğine dair ifadesini sorar. Tanık, iki ya da üç arabanın yandığını söyler. Lastikleri kesilen ve camları kırılan arabalarda ise saymayı bırakmıştır. Noel zamanı Wohlleben’in evinin önünde de arabanın biri yanmıştır, bunu uzaktan görmüştür. Götzl müdahale eder, von der Behrens’den neden böylesine bir ayrıntıyı sorduğunu öğrenmek ister. Tanık dışarı gönderildikten sonra avukat hanım, tanığın sürekli hatırlayamadığını söylediği açıklamasında bulunur. “Kendi birliklerine” karşı yapılan saldırılarda gayet iyi bir hafıza sergilemekteyken, mahkemeyi neden üç gündür meşgul etmektedir. 1998 senesine ilişkin mutlaka hatırladığı çok net şeyler vardır.

Tanık tekrar salona alındıktan sonra avukat hanım, Kapke’ye erkek kardeşinin şarkısının adını sorar. Kapke şarkıyı onun yazdığını bile bilmediğini, şarkı yazılırken onun yanında oturmadığını söyler. Von der Behrens: Şarkının adı neydi? Kapke, bunu ona söyleyemeyeceğini belirtir. Von der Behrens, hatırlamak mı istemiyordur, diye sorar. Kapke, bilmediğini ve söyleyemeyeceğini belirtir. Von der Behrens, erkek kardeşinin üçlü ile yakın olup olmadığını sorar.. Kapke, böyle bir şeyi düşünemeyeceğini söyler. Von der Behrens bir kez daha “5 Şubat” adlı şarkıyı sorar; metinde üçlü ile 5 Şubat tarihindeki buluşma konu edilmiştir; orada ne yaşandığını sorar. Kapke, bilmediğini de istese de yanıtlayamayağını söyler.

Von der Behrens, Brandt için 1999 yılında konan giriş yasağını sorar. Kapke birdenbire akla gelen bir şey olduğunu söyler. Oy birliğiyle Tino’nun bir daha THS adına konuşmaması kararlaştırılmıştır. Zamanını tam olarak hatırlayamamaktadır; fakat 1999/2000 yıllarından itibaren THS adına kimse herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Von der Behrens, THS’nin internet sayfasında, “sistem eleştirilmekte ve sisteme düşmanca yaklaşılmakta”, söz konusu olan “nasyonal sosyalizmdir”, kültürel çeşitlilik “insanlığa karşı işlenen en büyük suçtur” ve “halkların yok edilmesine” sebebiyet verir, dendiğini söyler. Von der Behrens, doğru mudur, diye sorar. Kapke, ağırlıklı olarak evet, yanıtını verir: Soru burada neyin yanlış olduğudur. Bir afiş gösterilir. “Döner yerine sosis” ViSdP (Basın yasası bağlamında sorumlu kişi) André Kapke. Kapke, bunu hazırlayanın Brandt olduğunu ve onun Tino’ya böyle şeylerin bir daha olmaması gerektiğini söylediğini açıklar.

Von der Behrens, aynı zamanda Carsten S’nin yakın arkadaşı olan bir tanığın (Christina Ha.) verdiği ifadeyi hatırlatır: En hastalıklı beyinler Ralf Wohlleben ve André Kapke’dir; döner yiyenlerin canına okumuşlardır; onları şınav çekmek zorunda bırakmışlar, bu esnada da kırbaçlamışlardır. Kapke: Eğer biri böyle deli saçması şeyler yapmışsa o da muhbir Tibor Re.’dir. Öyleyse bu tanık da buraya çağrılmalı yemin eşliğinde bir kez daha ifade vermelidir. “Böyle bir saçmalık.”

Von der Behrens, KSJ’de bir organizasyon mu yoksa arkadaş çevresi mi söz konusuydu, diye sorar. Kapke dernek yasası örnek alınarak hareket edildiğini söyler; finans sorumlusu, başkan vb. unsurlar vardır. Fakat derneğe ait bir araçları olmadığı gibi yazıcıları da olmamıştır. Yoldaşlara ait cep telefonu da olmamıştır. Von der Behrens, KSJ’nin ne anlama geldiğini sorar. Kapke, “Jena Yerel Yönetim Servisi” anlamına da gelebileceğini söyler. Von der Behrens, bir posta kutusu olup olmadığını ve sahibin kim olduğunu sorar. Posta kutusunun sahibi kendidir, fakat ne tür mektuplar aldığını istese de söyleyemeyecektir. Von der Behrens, bir gazete projesi var mıydı, diye sorar. Kapke hayır, der, öyle ciddi boyutlu bir şey. Bir soru üzerine fikrin ona ve Jana Ap.’ye ait olduğunu söyler; adını da “Carpe Diem” olarak düşünmüşlerdir. “Jena Ulusalcı Hareketin Kitapçığı” başlığı ona hiçbir şey ifade etmemektedir. Bu kitapçıktan birkaç sayfa ele alınır ve avukat hanım aytıntılar içeren birkaç yeri yüksek sesle okur. Kapke, bu konuda söyleyebileceği bir şey olmadığını iddia eder. ViSdP sorumlu kişi sıfatıyla posta kutusunun sahibi olarak adlandırılmasına dikkat çekildiğinde Kapke, isminin o zamanlar genel olarak kullanıldığını söyler. Bu ise ona hiçbir şey ifade etmemektedir. Avukat von der Behrens, tanığa doğruyu söyleme yükümlülüğünü hatırlatır. Kapke: Evet, ama bunlar yirmi yıl öncesi olan şeyler. Eğer ona artık bilmediğini söylüyorsa, pek tabii ki bilmiyordur.

Öğle arası verilir. Sonra avukat von der Behrens devam eder ve Kapke’ye, Uwe Böhnhardt’ın1996 yılındaki sorgulamasını hatırlatır. Sahte bomba bağlamında Böhnhardt şunları demiştir: “Ben Almanım ve kendimi Alman gibi hissediyorum; ayrıca Alman Devleti’nin Alman kalması için elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum.” Acaba Böhnhardt onun yanında da bu türden ifadelerde bulunmuş mudur? Kapke, böyle bir şey hatırlayamadığını söyler. Yabancılara karşı bir şeyler yapmak gerektiğine ilişkin tartışmalar olmuş mudur, sorusuna Kapke, hayır yanıtını verir. Avukat von der Behrens, Tibor Re.’nin ifadelerinden birini hatırlatır; KSJ Jena’da, Forst’ta bir mülteci yurdunu gözetlemiştir. Uwe Mundlos’un yanında bir fotoğraf makinesi vardır; fotoğraflar çekmiştir. Nöbetçilerin değiştiği saati öğrenmek istemişlerdir. Zschäpe orada değildir; bu olay yaklaşık olarak 96 senesinde gerçekleşmiştir. Re. ile ilişkisi sorulduğunda Kapke, siyasal anlamda pek birlikte çalışmamış olduklarını söyler. Re. olmasını istemedikleri şeyleri kesin olarak izah etmiştir: sarhoş olasıya değin içmek, adam dövmek. Gözetleme konusunda ise hizmet edilen beylere danışılmalıdır.

Von der Behrens, gençlerin çalıştığı atölyeden René Sch.’yi sorar ve Sch.’nin ifadesini hatırlatır; bu ifadeye göre Böhnhardt sahte bomba meselesine karışmıştır. 1994 yılında mültecilerin yerleştirilmesi gereken çok katlı bir binaya yönlendirilmiştir. Kapke, o tarihlerde Böhnhardt’ı tanıyıp tanımadığını bile bilmediğini söyler. Von der Behrens, Jürgen He.’yi tanıyor mudur, diye sorar ve ona bir resim gösterir. Kapke, bu ismin ona tanıdık geldiğini ama onu çıkaramadığını söyler. Eğer şu an bir şeyleri karıştırmıyorsa Ralf’ın tanıdıklarından biridir. Avukat hanım, Helbig’in Wohlleben, Böhnhardt ve André Kapke ile aynı kliğe dahil olduğunu söylediği ifadesini hatırlatır. Kapke, o zamanlar bu klikten biri olmadığını söyler. Bir soru üzerine Kapke, He. ve Böhnhardt’ın politik anlamda birlikte birşeyler yapmış olduklarına dair bir şey söyleyemeyeceğini belirtir. Bizzat kendisi Böhnhardt ile çalışmış mıdır sorusuna Kapke, evet yanıtını verir. Von der Behrens, He.’nin BAW‚deki sorgulanmasında Böhnhardt hakkında söylediklerini hatırlatır; Böhnhardt yabancıları KZ’ye (toplama kampına) tıkmak istemektedir; onların bizzat kendileri için en iyi olan şeyse gazla öldürülmeleridir. Sadece silah delisi biri değildir; gerektiğinde silahları yabancılara karşı kullanmayı da bilir. Savunma avukatı Sturm, madem öyle von der Behrens’in tamamını okumasını ister; çünkü cümle şu şekilde devam etmektedir: “Lakin ben hiçbir zaman kavganın silahlı bir mücadele içinde verilmesine geçilmesine dair bir konuşmaya tanıklık etmedim.” Kapke, yabancıların gazla öldürülmeleri gerektiğine ilişkin herhangi bir bağlam olmadığını söyler. Ayrıca Böhnhardt’ın böyle bir şey söylediğini de hatırlamamaktadır.

Müdahil avukat Wierig, Kapke’nin ifadesinde Beater Zschäpe için onun fikrini beyan eden biri olduğunu belirttiğini hatırlatır ve Kapke’nin bununla neyi kastettiğini sorar. Kapke, Zschäpe o zamanlar kendi ayaklarının üzerinde duran biriydi ve kimsenin peşine takılıp gitmezdi, kendi fikirleri vardı ve ilgilendiği şeylere sahip çıkardı, yanıtını verir. Wierig, somut örnekler var mıdır, diye sorar. Kapke somut örneklerden ziyade insana özgü genel bir resim söz konusudur, der. Hazır, somut bir örneği yoktur. Wierig, o zaman Zschäpe fikrini nasıl ortaya koyuyordu, diye sorar. Kapke “sözel” olarak yanıtını verdikten sonra Wierig, sorusunu açar, örneğin istihza ederek mi, ironiyle ya da sesini yükselterek mi, der. Kapke, Zschäpe’nin düşüncelerini nesnel bir şekilde ve gayet normal formüle ederek dile getirdiğini söyler, kesinlikle bağırmamıştır; histerik biri de değildir. Fakat buna ilişkin öyle net şeyler hatırlamamaktadır. Avukat soru sormaya devam eder; Kapke’nin ifadesinde Zschäpe’ye insan olarak çok kıymet verdiğini söylediğini belirtir ve Kapke’ye bununla neyi kastettiğini sorar. Kapke, işte öyle sempatik biriydi, der. Wierig, Kapke’nin bu salon dışında sözcük bulmada gayet iyi olduğunu ve bu yüzden de Kapke’nin kısaca burada konuşmaya pek de hevesinin olmadığı izlenimine kapıldığına işaret eder ve Kapke’ye pek kısır olan sözcüklerine acaba biraz daha hayat katması mümkün müdür diye sorar. Kapke, Zschäpe’nin iyi konuşabilen biri olduğunu bu nedenle de ona değer verdiğini söyler; Wierig tam olarak ondan ne istemektedir? Zschäpe aklı başında biri olduğu ve onunla makul şeyler konuşabildiği için insani anlamda ona yakınlaşmıştır. Hangi konularda konuştuklarına ilişkin ise söyleyebileceği hiçbir şey yoktur. Wierig, silahlı mücadeleye ilişkin Kapke’nin ifadesinde söylediklerini hatırlatır: Bunu yapabileceğini düşündüğü kişiler sadece Mundlos ve Böhnhardt’tır. Kapke, kesinlikle böyle bir şey söylememişimdir, der. Buna diyebileceği bir şey yoktur. Ralf Wohlleben hakkında daha iyi bir değerlendirmede bulunabilir; çünkü onu uzun bir süredir tanıyordur. Wohlleben böyle şeylerin adamı değildir, insani açıdan öyle değildir. Böhnhardt’ın silahlara olan meyli ise bilinen bir şeydir.

Müdahil avukat Langer, Kapke’ye geri iade edilen“ Pogromly”nin “kötü çekilmiş renkli fotokopisini” sorar. Kapke, birkaç ay önceydi, der; BAW ve BKA‚dan el konulmuş pek çok şeyi geri aldığını söyler. Langer, NWJ ve KSJ çevresindeki etkin sağcı camiada 1996 – 98 yılları arasında kadınların payının ne olduğunu sorar. Kapke, istatistik tutmadıklarını, belki yüzde 10 yüzde 20 civarında olabileceğini söyler. Kapke’ye kimi fotoğrafların çok kötü çekilmiş fotokopileri gösterilir: Önce küçük bir oğlan çocuğunun resmi, sonra büyürkenki hali ve nihayetinde iri yarı yetişkin hali. Kapke her fotoğrafı tek tek yorumlar ve fotoğraftaki kişinin kendisi olabileceğini söyler. Langer, Zschäpe, Mundlos ve Böhnhardt’la yapılan seyahatleri sorar. Kapke, zaman zaman birlikte çadır kurduklarını, Zeitz’de ve Çekya’da bulunduklarını söyler. Langer, Rostock’a yapılan bir yaz seyahatini sorar. Kapke, olumsuzlar, bir kez olsun oraya gitmeye dair fikri olmamıştır. Kısa bir aradan sonra ona Zschäpe, Mundlos ve Böhnhardt’ın farklı vaziyetlerdeki resimleri gösterilir. Kapke yine de ısrar eder: “Hatırlıyor muyum? Azıcık bile olsa hayır.” Langer, Toralf St. adlı tanığın sorgulamasından bir hatırlatmada bulunur: 95 yazında Ho., üçlünün Baltık Denizi’ne doğru yola çıktığını ve acaba onda kalabilirler mi diye St.’ye sorduğunu söylemiştir. Sonra da onlar üç kişi eşliğinde gelmişler ve iki gece onda, bir gece de Ho.’da kalmışlardır. Kapke, “gerçekten de” böyle bir şeyi hatırlayamadığını söyler. Müdahil avukat Basay, Kapke’ye Juliane Wa.’yı tanıyıp tanımadığını sorar. Bu kişi Ralf Wohlleben’in hayat arkadaşıydı, der; ancak ne zamana kadar böyle olduğunu bilmemektedir. Basay, Kapke’ye polisin dosyaya düştüğü bir notu hatırlatır; buna göre Juliane Wa. bir vekaletle polise gelmiş ve uzun süredir görmemiş olduğunu iddia ettiği Zschäpe’nin dairesinin anahtarını almak istemiştir. Polis memuru anahtarı teslim etmeyi reddettiklerinde ise polis tarafından tanınan André Kapke ortaya çıkmış ve anahtarı teslim etmeleri için onları bir avukat aracılığıyla zorlamıştır. Kapke, böyle bir şeyi hatırlayamadığını söyler. Basay, Kapke’ye en son ne zaman Wa. ile görüştüğünü sorar. Kapke, Wa.’nın ona iki yıl önce yazdığını söyler; Ralf’ın tutuklanması nedeniyle yazdığını düşünmektedir. Bir keresinde Anayasayı Koruma Teşkilatı için çalıştığı ortaya çıkmıştır. Basay, kayıtlardan Wa.’nın verdiği ifadeyi hatırlatır. Kapke ile olan ilişkisinin nasıl bir ilişki olduğu sorulduğunda Wa. onu Wohlleben’in iyi bir arkadaşı olarak tanımlamıştır. Facebook üzerinden mahkeme celbini sormuştur. Kapke ona cevap yazmış, VS’nin dosyasında nelerin olduğunu Wa.’nın kendisinin bildiğini, ayrıca Wa.’nın tanık olark çağrıldığını yazmıştır. Kapke, Wa.’nın Anayasaı Koruma Teşkilatı için çalıştığının bilindiğini söyler.

Holger G. ile son olarak ne zaman görüştüğü sorulduğunda ise Kapke, bunun birkaç yıl önce, yani üçlünün kayıplara karışmasından sonra olduğunu söyler. Onu bir konserde görmüş olduğunu zannetmektedir. Basay, Kreissparkasse Weißenfels’in bir çekini sorar; avukat Thomas Jauch tarafından Holger G. adına düzenlenmiştir. Kapke, Jauch’un bir keresinde onu avukat olarak temsil ettiğini söyler; 2000 yılı gibi olması gerekir. Basay, çekin içeriğini alıntılar: Kapke’ye ve diğerlerine geri ödeme; öyleyse çekin neden G.’ye iletildiğini bilmek ister. Avukat Klemke, soruya itiraz eder. Basay sorusuna devam eder. Kapke, bunu Bay Jauch’a sorması gerektiği yanıtını verir; ona talimat veren de çeki düzenleyen de o değildir. Basay, ona sormuş olsalardı, Jauch’u görevden alır mıydı, diye Kapke’ye sorar. Kapke: “Hayır.”
Basay, Ceska serisi hakkında bir röportajı hatırlatır: [02.12.2011 tarihli Junge Freiheit Nr. 49/11: http://jungefreiheit.de/service/archiv/?www.jf-archiv.de/archiv11/201149120240.htm]
“Soru: Belki de yabancılardan nefret ettikleri için bunları yaptılar? Kapke: Öyleyse toplumumuz için pek değer gözetmeyen kişileri seçmek daha akıllıca olurdu. Eğer bir şeyleri değiştirmek istiyorlarsa ki videoda buna inanıldığı gösterilmekte, o zaman ben olsam gidip de suçsuz bir manavı öldürmem. Böyle bir durumda daha çok, basın mensubu kişileri, avukatları, hakimleri ya da politikacıları seçmeleri gerekirdi.” Kapke, hatırlamadığını fakat böyle olabileceğini söyler. Eğer insan acayip mantıklar yürütmek isterse, dünya tarihinde turlamak ve çalışıp bir düzen kurmaya çalışan insanları vurmak bütünüyle bir saçmalık olur; ayrıca böyle bir şey vatandaşlarda sempati uyandırmaz. Meselenin köküne inmek daha anlamlı olur. Basay, röportajdan alıntı yapmaya devam eder: “Soru: Eğer insan bu denli yakın bir temas içindeyse patlayıcı maddelerden ve boru biçindeki bombalardan haberi olmaz mı? Kapke: Ben en başından beri böyle bir gidişata meyletmediğimin anlaşılması için elimden geleni yaptım. Ve bunlardan da haberim olsun istemedim. Şöyle bir anlaşma vardı; biri cezai yaptırımları olabilecek bir şeyler mi yapmak istiyor, o zaman bunu kiminle paylaşacağını iyice düşünmeli. Daha o zamanlar bizim çevremize sızıldığı ortadaydı. Ve bir şeyler ortaya çıkacak olursa kimin “ihanet ettiğini” bulmak için aramaya ilk kendi sıralarından başlanacaktır. Bundan kaçınmamız gerekirdi.” Basay, bu anlaşmanın hükmünün ne olduğunu sorar; acaba Kapke bu anlaşmaya ilişkin bir şeyler söylemiş midir. Kapke bunun kendiliğinden anlaşıldığını söyler. Burada somut bir suç eylemi temel alınmamıştır. Genelde durum budur ve öyle ya da böyle bunda anlaşmışlardır. Basay: Zschäpe, Mundlos ve Böhnhardt ile de mi? Kapke: Evet, bundan yola çıkmaktadır.

Müdahil avukat Scharmer, 1. Mayıs 2000 tarihinde ’i Anma Günü’nden dolayı yapılan tutuklamalara Kapke’nin de maruz kalıp kalmadığını sorar. Kapke, Heß’in Ağustos ayında doğum günü olduğunu ve onun da maruz kaldığının muhtemel olduğu yanıtını verir. Scharmer, Jauch’un onun avukatlığını üstlenip üstlenmediğini bilmek ister. Kapke, evet olabilir, der. Scharmer, orada medeni hukuk mu işledi diye sorar. Kapke (avukatıyla fısıldaşır) “eh”, der, bu meselede de Jauch’u susma yükümlülüğünden muaf tutamayacaktır. 2000 senesinde medeni hukukla ilgili bir meselenin söz konusu olabileceğini söyler. Scharmer, Jauch da politik olarak aktif miydi, diye sorar, Kapke hayır, der. Scharmer, tanığa, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın THS hakkındaki bilgilerine dair hatırlatmada bulunur: Devletin Keyfiliğine ve Polise Karşı Menffat Birliği’nin () bir gösterisinde Carsten S.’nin on günlük bir muafiyet tutuklamasına çarptırıldığını, André Kapke’nin pek çok şeyin yanı sıra Jena’da bir gösteri için başvurduğunu söyler. Yasaklama sebeplerini güçleştirmek için avukat Jauch IPGS’ye konuşmacı olabileceği tekflinde bulunmuştur. Kapke, Jauch’un onları gösteri hakları konusunda bilgilendirdiğine dair somut olarak hatırlamadığını söyler.

Sonra müdahil avukat Stolle, Jana Ap. ile olan arkadaşlıklarını sorar. Kapke, muhtemelen birbirimizi karşılıklı olarak sempatik bulduğumuzdan aramızda bir arkadaşlık gelişti, der. Gençlik klubünde pek görüşmemişlerdir; daha çok özel bir ilişki gelişmiştir. Stolle, Ap., sağcı camiadan biri miydi, diye sorar. Kapke, ilk zamanlar için böyle bir şey denebilir, diye belirtir. Politik toplantılarda pek bulunmamışlardır, hatta zaman zaman bulundukları söylenebilir. İki gösteriyi, belki bir de kongreyi hatırlamaktadır. Kapke, Özgür Yayıncılık Birliği’nin kongresiydi der. Stolle, Kapke’ye Ap. ile birlikte Berlin’de bulunmuş mudur, diye sorar. Kapke, Berlin’de bir gösteriye katıldığını söyler. Tanığın danışman avukatı Waldschmidt soruya itiraz eder. Stolle soru sormaya devam eder; 12.02.1998 tarihinde Kapke, Berlin’e Frank Schwerdt ve Rita Bönisch’i ziyaret etmeye gitmiş midir, diye sorar. Kapke, olabilir der, fakat Ap. de onunla birlikte miydi, bundan emin değildir. Stolle, Kapke’nin dürüst olmadığına dair ithamların olduğunu ve bu konuda Ap. ile tartışıp tartışmadıklarını sorar. Üçlü için toplanan paraların ihtilas edilmesi söz konusudur. Kapke bu konuya dair bir şey bilmediğini, sonuçta ortada pek çok dedikodunun döndüğünü söyler. Stolle, Tino Brandt’ın Kapke hakkındaki ifadesini hatırlatır. Ralf Wohlleben’in suçlaması doğru değildir; Kapke’ye iftira atılmıştır ve Carsten S. ile Jana Ap. onunla olan tüm diyaloğunu kesmiştir. Kapke, hayır der, bu soruların Brandt’a sorulması gerekir. Ap.’nin ilişkilerini bitirmesi gibi bir şey olmamıştır.

Stolle, Kapke’nin Beate Zschäpe hakkındaki görüşlerinin olumlu olduğunu söyler; Kapke de bunu doğrular. Stolle, Ap.’nin Anayasayı Koruma Teşkilatı ile çalışıp çalışmadığını ve başka diyalogların olup olmadığını sorar. Kapke, bunu bildiğini söyler. Ap. onu aramış ve Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın onunla konuştuğunu anlatmıştır. Söz konusu olan kişi Kapke’dir. Bayan Ap. bu kişilerle konuşmasını sürdürmemiştir. Bir soru üzerine Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın çoktandır onun hakkında bir şeyler bilmek istediğinin bilindiğini söyler. Bir davada onlara karşı G10 tedbirlerinin uygulandığı bir karışıklık sonucu öğrenilmiştir. Normalde G10 tedbirlerinin buna maruz kalan kişilere bildirilmesi gerekir; fakat ona bugüne değin herhangi bir bilgilendirmede bulunulmamıştır. Stolle, üçlünün kayıplara karışması bağlamında 1998 senesinde polis tarafından sorguya çağrılmış mıdır, diye sorar. Kapke: Şüphesiz, pek çok kez. Evinde aramalar yapılmış mıdır? Kapke, olabilir, der, fakat kaç kez yapıldığını bilmemektedir. Atış talimleri ve Güney Afrika sorulduğunda Kapke, bir keresinde orada atış yaptıklarını söyler; atış için teneke kutular kullanmışlardır.

Müdahil avukat Kuhn, Kapke’nin B&H kapsmında “silah taşıyan iki kadın” hakkındaki ifadesini sorar. Kapke, istese de bu isimleri söylemeyeceğini belirtir. Kuhn, söz konusu kadın „Whitepower-Mandy“ lakaplı Mandy St. miydi, diye sorar. Kapke gülerek hayır der. Ardından Kuhn, Mike Ge.’yi ve 129’ar davasını sorar. Kapke davadan haberi olduğunu söyler. Kriminel çete kurma nedeniyle açılmış bir davadır. 90’lı yılların başı, ortası gibi olmuştur. Kuhn, soruşturmanın 1997 senesine ait nihai raporundan bir hatırlatmada bulunur; dava on iki kişiye karşı açılmıştır; bunların arasında Brandt, Br., Kl., Ge., Sch., Ni., Kapke, Gr., Gordon Ri., Sven Ro. Acaba Kapke, Milbitz’de GUS-Silahlı kuvvetlerine ait tatbikat alanında askeri spor idmanlarına katılmış mıdır, diye sorar. Kapke hayır, der; bu isim ona bir şey ifade etmemektedir. Kuhn, Karl-Heinz Hoffmann’ı bizzat tanıyor mudur, diye sorar. Kapke: “İki üç yıl önce bir toplantıda kendisiyle tanışma şerefine ulaştım.” Kuhn, müzik gruplarıyla kendileri mi diyaloğa geçmişlerdir ya da aracı kişiler mi olmuştur, diye sorar. Kapke her ikisi de, der. Çoğu zaman müzik gruplarının birbirlerini tanıyan üyeleri vasıtasıyla diyalog kurulmuştur. Kişiler sorulduğunda Kapke, Yves Ra. ve Dobby isimlerini verir. Bir soru üzerine Daniel Giese’yi gerçekten tanımadığını söyler. Burada avukat Klemke müdahale eder ve sorunun azıcık da olsa davayla bir ilgisi olduğunu göremediğini söyler.

Kuhn, Jürgen Lä.’yi sorar. Kapke, tanıyorum demek abartılı olur, der. Onu ilk kez ne zaman gördüğünü söyleyemez. Onun Jena’da tanınan biri olduğunu ve Lobeda’da evin yakınlarında bir yerde oturduğunu söyler. Lä.’nin sağcı camiadan biri olup olmadığına ilişkin soruya Kapke, hayır, değildi, der. Lä.’nin daha önceleri aktif biri olup olmadığını ise bilmediğini söyler. Kuhn, Bay Wohlleben onu tanıyor muydu, diye sorar. Kapke, ondaki duruma benzer bir durumun olduğunu tahmin ettiği yanıtını verir. Kuhn, Enrico Th.’yı sorar. Kapke onu tanımadığını söyler. Ron ve Gil Er.’i tanıyor mudur, diye sorulunca Kapke, onların Jena’da nispeten tanındıklarını söyler; fakat o onları şahsen tanımıyordur. Kuhn, Kapke’ye Ka. soyadlı birini tanıyor mudur, diye sorar; müdahil avukat olarak kendi bilgilerinden hareketle pasaportların temini bağlamında bu ismin gündeme geldiğini söyler. Burada savunma avukatı müdahale eder, savunma makamı olarak kendisinin bir ayrıcalığı olduğunu, fakat Ku.’nun böyle bir şeye sahip olmadığını, bu nedenle de bilgisini ortaya koyması gerektiğini söyler. Götzl, Kuhn’a sorusunda üsteliyor mudur, diye sorar; Kuhn evet der. Hakim Götzl soruyu reddeder; bunun üzerine Kuhn, mahkeme kararı talep eder. Müdahil avukat Narin soruya müsaade edilmesi yolunda fikir beyan eder; çünkü Ka. ile Li. arasındaki bağlantı, silahların ve pasaportun temin edilmesi konusunda önem teşkil eder. Kısa bir aradan sonra Götzl, sorunun bu meseleyle ilgisi olmadığını söylerek sorunun reddedildiğini ilan eder. Davayla doğrudan ilgisi olmayan spekülasyonlar söz konusudur.
Kuhn soru sormaya devam eder; Kapke Michael See adında birini tanıyor mudur? Kapke, ismin ona tanıdık geldiğini söyler. Haberlerin sunumundan hareketle bir fikir oluşturmaya çalışmıştır; ancak basındaki resimler ona hiçbir şey ifade etmemektedir. Kuhn, Weilrode’deki “Zum Grünen Wald” adlı lokali sorar. Kapke, olumsuzlar. Kuhn, Kapke’ye 1996 senesinde şarkı akşamlarına katılmış mıdır, diye sorar. Kapke şarkı akşamlarına katıldığını, ancak bu akşamların Weilrode’de düzenlenip düzenlenmediğini bilmediğini söyler. Kuhn, Spiegel’in bir makalesinden hatırlatma yapar: Aynı zamanda Michael See adıyla tanınan Bay Dolsperg, Kapke ile çokça telefonlaştığını ve onu davet ettiğini söylemiştir. Kapke, olabilir der. Kuhn, See’nin kendisine üçlüyü saklayıp saklayamayacağının sorulduğunu beyan ettiğini söyler. Kapke, bunu kabul etmez; onu tanımadığını dolayısıyla da telefonda böyle bir şey sormadığını söyler.

Müdahil avukat Hoffmann, Kapke’ye “Sonnenbanner” adlı dergiyi bilip bilmediğini sorar. Kapke, bu adın ona bildik geldiğini söyler. Hoffmann, o zamanlar Jena’da onun arkadaş çevresinde okunup okunmadığını sorar. Kapke, böyle bir şey söyleyemem der. Bu dergide örgütlerin yapılanmasından söz edildiğini teyit eder; bunu dergideki yazıdan bilmektedir. Hoffmann, Matthias Fischer’i sorar. Kapke, onu bazı toplantılardan tanıdığını söyler. 2000 yılının ortası gibidir. Bir soru üzerine Kapke, Fischer’in Jena’daki kişilerle bağlantısı olup olmadığını bilmediği yanıtını verir. O da orada bulunmuştur. Bir keresinde onu FdV için davet etmiştir. Hoffmann, Carsten S.’nin ifadesini hatırlatır; Brandt, Kapke aracılığıyla ev aramaları konusunda uyarıda bulunmuştur; acaba somut öneriler var mıdır? Kapke hayır, der. S.’nin savunma avukatı Hösl, müdahale eder ve müvekkilinin böyle bir şey söylemediğini belirtir. Hoffmann, özür diler, o bu şekilde bir not düşmüştür. Hoffmann, S. eşcinsel olduğu için sorunlar yaşamış mıdır, diye sorar. Kapke, onun “nehrin öte yakasından” olduğunu, ancak onun ayrılışından sonra bunun ortaya çıktığını söyler. Bu onunla yaşanan bir diğer sorundur.

Avukat Narin, Heilsberg’deki lokali ve tanığın üçlü ile bu lokalde buluşup buluşmadığını sorar. Kapke, 1998 yılında kira sözleşmesininin sonlandığını söyler. Narin, temasa geçmeye ilişkin evden telefonlaşıp sonra buluşmak gibi kararlaştırılmış bir biçim var mıydı, diye sorar. Kapke, hayır der. Narin, Ralf Wohlleben ile birlikte politik nedenli şiddet eylemleri olmuş mudur, diye sorar; tanık aynı şekilde bunu da kabul etmez. Narin: Ateşe verilen arabalar ve Jana Ap. bağlamında da mı hayır, der. Kapke, sözümona adam yaralama suçundan bir hükmün olduğu yanıtını verir. Narin, iki kızın tutulup parmaklıklara itildiğini söyler. Kapke: Bu adam yaralamaksa evet, der. Bir soru üzerine erkek kardeşinin aracının yandığını söyler. Onlara saldırıyla karşılık verilmemiştir. Kadınlar yanmış yeni koltuk kılıflarıyla övünmüşlerdir. O kişiler daha sonra kardeşiyle sözleşmişlerdir; o da sonra oraya gitmiştir; bunu yapan kişilern kim olduğunun açığa kavuşması gerekmektedir. Narin, Jana Ap.’nin üslendiği rolü sorar. Kapke, buna ilişkin bir şey söyleyemeyeceğini belirtir. Konuyu açıklığa kavuşturmak için bu iki kadınla bir buluşma noktası kararlaştırılmış ve onlarla bir birahanede buluşulmuştur; Ap.de orada hazır bulunmuştur. Narin, tehlikeli bir biçimde adam yaralama ve zor kullanma nedeniyle dava açıldığını söyler ve Kapke’ye kızlara ne yapılacağı konusunda Wohlleben ile görüşmüşler midir, diye sorar. Kapke, hiçbir şey planlamadıklarını söyler; oraya öylece gitmişlerdir. Karşılarında kadın bulmayı da beklememişlerdir; aksine aşırı solcu, maskeli bir ayaktakımı ile karşılaşacaklarını düşünmüşlerdir.

Narin JF röportajı ile ilgili olarak “iç düşman”la kastedilenin kim olduğunu sorar. Kapke, öncelikle kimseyi öldürmediğini söyler. Ülkedeki en büyük sorun halkın kendisidir, der. Yolumuzu kesen genelde “biz” kendimiziz. Kapitalizm kendi akışına bırakıldığında kültür yozlaşmaktadır. Narin, sözü edilen davada onu avukat Jauch mu temsil etmiştir, diye sorar; bunun üzerine Kapke bunu tam olarak bilemediğini söyler. THS’nin yasaklanması ihtimali gündeme geldiğinde Jauch ile bu konuda birşeyler kararlaştırılmış mıdır, diye sorar. Kapke hukuki açıdan ona danışmış olabileceğini söyler; nihayetinde bu onun görevidir. Narin, THS’nin internet sayfasında onun hakkında yer alan yazıları alıntılarak onu bu konuyla yüzleştirir: André Kapke’nin pagan olduğu ve Ra., Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe ile pek çok kez ceza alarak dikkat çektiği gibi şeyler yer almaktadır. Kapke, bunun çok basit bir mesele olduğu yanıtını verir. Onlar kriminel bir örgüt oldukları gerekçesiyle kovuşturulmuşlardır ve bu nedenle resmi olarak bir mesafe konması gerekmiştir. Çünkü THS bir organizasyon olarak değil bir platformdur ve isim olarak vardır.

Narin, Max Se. adında birini sorar. Kapke, tanıyorum desem, abartılı olur, der. Narin, Se.’nin bir ifadesini hatırlatır: Se. üçlünün İsviçre’de ikamet ettiğini bildiğini ve Kapke’den de üçünün yılda üç dört kez kente gittiğini öğrendiğini söyler. Bu 2003 tarihine ait bir şeydir. Kapke, Se.’yi yıllardır görmediğini söyler. Narin, ’i sorar. Kapke, onu toplantılardan tanıdığını söyler. Çarşamba dosyası Kapke’nin bildiği bir kavram mıdır, diye sorar Narin, Kapke, hayır yanıtını verir. Cermen mitolojisine ilgi duyup duymadığına ilişkin bir soruya Kapke, bazen çok bazen az yanıtını verir. Narin, çarşambanın ölüm günü olduğundan ve neredeyse tüm cinayetlerin çarşamba günü işlendiğinden haberi var mıdır, diye sorar. Kapke hırçın bir şekilde yanıt verir: Ah tabii, o da üzerinde Run harfleri bulunan birkaç taş bulup getirebilir. Narin, ilk cinayetin işlendiği birkaç gün önce yayınlanan bir Ittner-el ilanından alıntı yapar; bu konu hakkında konuşulmuş mudur, diye sorar. Kapke, Ittner ile pek canı gönülden konuşmadığını söyler.

Narin’in Mandy St., Marcel Wi. ve Marcel We.’yi tanıyor mudur, sorusuna Kapke hayır, der. Bir davada tanıkları korkutmaya yönelik bazı kişilere talimat vermiş midir, sorusunu Kapke reddeder. Narin, Kapke’ye Jena’dan eski bir polis olan Uwe Schi.’yi tanıyor mudur, diye sorar. Kapke bu ismin kendisine bir şey ifade etmediğini söyler. Desbach’daki İsveç tabyası da ona bir şey ifade etmiyordur. Narin, buranın Oberweißbach civarında olduğunu söyler. Kapke, bilmediğini fakat buna da inanmadığını söyler. Narin, polis Maik We.’yi tanıyıp tanımadığını sorar; Kapke tanımadığını söyler. Ardından Narin ’deki sağcı camia ile olan diyaloglarını sorar. Kapke, aslında diyaloğum yok, der; bazen Thomas Starke ile buluştuğu olmuştur. Jörg Wi. ismi de ona bir şey ifade etmiyordur. “Mangal partisi” başlığında Neonazi konserleri düzenlemiş midir, sorusuna ise Kapke, hayır yanıtını verir. Kapke, bir dönem Leipzig’de dolandığını, orada bir koordinasyon buluşmasına gittiğini söyler. Mangal partisi ona hiçbir şey ifade etmemektedir. Benjamin Gä., Ivette ve Dennis Sch.’yi tanıyor mudur, sorusuna, bu kişileri tanımadığı yanıtını verir. Ne tür bir mangal partisi olduğuna dair söyleyebileceği hiçbir şey yoktur. Narin, THS’nin ön oluşumlarını ve Ostthüringen’i sorar. Kapke, pek tabii ki onları tanıdığını söyler; pek çok kez onlarla ilişkilendirilmişlerdir. Bu isimler boş laflardan ibarettir. Anti-Antifa’yı en ücra yerlerde bile bulmak mümkündür. Bu isimlerin nasıl oluştuğunu söyleyemeyecektir; bu sözcükleri Bay Brandt’tın bulmuş olması muhtemeldir.

Müdahil avukat Ünlucay, BRD‘ deki (Almanya Federal Cumhuriyeti) yabancı halk gruplarından konuştuğunda kastettiği belirli bir halk grubu var mıdır, diye sorar; Kapke, hayır yanıtını verir. Ünlucay, onun için bir Hollandalı ile bir Türk eş değerde midir, diye sorar. Kapke, buna atfedilecek bir değer olmadığını söyler. Türklerle bir sorunu yoktur; Türkiye’de tatil de yapmıştır. Ancak Türkiye’deyken sadece Türkleri görmek istemektedir. Ünlucay, FdV’ye Türk müzik gruplarını da davet etmişler midir, diye sorar. Kapke, bu bir Avrupa festivaliydi, der; bildiği kadarıyla Türkiye Avrupa’da değildir. Ünlucay, Hollandalılara duyduğu antipati ile Türklere duyduğu antipati aynı mıdır, sorusunu sorar. Kapke, coğrafik olarak Hollandalıların ona daha yakın olduğunu, kuşkusuz tarihsel ve kültürel anlamda da öyle olduğunu söyler. Acaba Türk halkının ükeyi terk etmesini ister mi sorusuna tanık, Almanya’daki Türk sayısını çok fazla bulduğunu söyler.

Savunma avukatı Hösl, THS, KSJ ve NWJ’yi sorar ve bu üç ismin kullanılışında zamansal bir dizge olup olmadığını sorar. Kapke, hatırladığı kadarıyla en eskisinin KSJ olduğunu, ama kısmen paralel olarak bu isimlerin kullanıldığını söyler. 2001 senesinde Brandt’ın kimliğinin ifşa olması üzerine THS isminden vazgeçtiklerini söyler. KSJ’den ise 90’lı yılların ortasında itibaren söz edilmediğini söyler. NWJ 1990’ların sonuna tekabül eder; istese de başka bir şey bilmemektedir.

Savunma avukatı Klemke, Kapke’nin Mario Br. ile Güney Afrika’da bulunduğunu ve “sağcı camiaya” ait diğer üyelerin de Güney Afrika’ya seyahat edip etmediklerini sorar. Kapke, ondan bir süre sonra birkaç arkadaşının da orada bulunduğunu söyler. Klemke, Güney Afrika seyahatinde meydana gelen Mike St. ile ilgili bir olayı sorar. Kapke, St.’nin bir tanıdığının Nordbruch’un arazisinde “oradaki söyleyişle yerliler tarafından” vurulduğunu söyler; Fail soruşturulmamıştır. Bundan nasıl haberi olduğunu artık tam olarak bilemiyordur. Belki de ona biri anlatmıştır. Klemke, bunun Jena ve çevresindeki “sağcı camiada bir tema oluşturup oluşturmadığını sorar. Kapke, bunun Thüringen’de tema edildiğini fakat her gün konuşulmadığını söyler. Onun da gitmiş oladuğu bir arazidir bu. Klemke, St.’nin Mundlos ve Böhnhardt ile olan bağlantılarını sorar; Kapke böyle bir şey olduğunu reddeder. Klemke, St.’ye eşlik eden kişiyi sorar. Kapke, adının ne olduğunu bilmediğini, Börn, Burn ya da benzeri bir şey olabileceğini söyler.

Klemke, kabaca başlarına gelen tahmini kaç ateşe verme ya da mala zarar verme olayının olduğunu sorar. Kapke, kesin 50, 60, 70 cam kırılma olayının ve yine kesin 20 kadar delinmiş lastik olayının olduğunu söyler. Klemke, kişilere saldırılmış mıdır, diye sorar. BAW buna itiraz eder. Bunun açıklanması için tanığın dışarı çıkması gerekir. Klemke, açık bir şekilde burada şiddet tartışmalarının söz konusu olduğunu, solcu şiddete ilişkin sorunun da bunun mantıki bir sonucu olduğunu söyler; çünkü bu şiddet sağcı camianin reaksiyonlarını proveke etmiştir. OStA Weingarten, tanık Kapke’nin kurban niteliğine meyletmesinin bu dava için bir önem teşkil etmediğini söyler. Götzl sorunun sorulmasına izin verir. Kapke tekrar içeri alındıktan sonra Klemke, bedensel saldırıları sorar. Kapke, evet der, pek çok kez. Fakat somut olarak hatırlamamaktadır. Bir keresinde birinin onu arabayla ezmek istediğini söyler. Ona tanınmış aşırı solcu kişiler sataşmışlar ve pek çok kez onu ezmeye kalkışmışlardır. Faile destek gelmesinden korkmuştur ki, on dakika bile geçmeden 20 30 kadar maskeli kişi gelmiştir. Ardından polis de gelmiş ve tutuklamalarda bulunmuştur. O kişide silah ve uyuşturucu da bulunmuş ve sonra da hüküm giymiştir. Klemke, daha sonra misillemede bulunmak ya da öç almak gibi şeyler düşünmüşler midir, diye sorar. Kapke: Hayır, böyle bir şey yok. Sadece kendini korumak söz konusu olmuştur. Polisin pek bir yardımı olmamıştır. Klemke, Noel gecesi yanan arabaları sorar ve onun Wohlleben tarafından telefonla arandığını bildiğini söyler. Kapke, olabilir, der. İçkili bir aile kutlamasından dönerken yolda otoban köprüsünde bir yangın gördüklerini söyler.

Şimdi avukat Schneiders, 04.11 2011 tarihinde Wohlleben ile konuşulmuş mudur, diye soru sorar. Kapke: Konuşulduğunu düşünmektedir, mantıken böyledir. Schneiders, medyadaki haberlere ilişkin Wohlleben’in tepkisini sorar. Kapke, haberlerin sunulma biçiminin hepsini şok ettiğini ve kızdırdığını söyler. Genel olarak spekülasyonlar yapılmış ve ortaya pek çok yalan atılmıştır. İlkin bunu hiç hoş karşılamamıştır; bunlar kısmen saçma sapan şeylerdir; insanın bu tür şeylere dahil edilmesi yapıcı bir şey değildir. Schneiders, bir kez daha Wohlleben’in tepkisini sorar. Kapke, hakarete uğradıklarını, sonuçta bir ailesinin olduğunu söyler. Kamuda alenen aşağılanmak hiç de hoş bir şey değildir. Ralf’a da hakaret edilmiştir. Wohlleben ile olan arkadaşlığı sorulduğunda ise Kapke, “meselenin kökünden halledilmeye ve arkadaşların birbirine düşürülmeye” çalışıldığından yola çıkıldığını düşündüklerini söyler. Önce tutuklayalım sonra süzgüden geçiririz ilkesine göre hareket etmişlerdir. Sonra Schneiders bir gazete makalesi getirtir : [http://jg-stadtmitte.de/wp-content/uploads/2011/11/THS1.jpg] Burada Kapke, Sachsen’daki bir sel felaketinde aşçı olarak gösterilmiştir; Schneiders bunun THS‚ye ait bir etkinlik mi olduğunu bilmek ister. Kapke, eğer Schneiders bunu böyle adlandırmak istiyorsa evet, der. Schneiders, Haskala adlı internet sitesini kaynak olarak gösterir.

Avukat Klemke bir kez daha Carsten S.’yi sorar. Carsten S.’nin üs komutanı rolünü üstlenmesinin nasıl cereyan ettiğini sorar. Kapke, bunu teşvik eden kişinin Brandt olduğunu söyler. Arasıra diyalogları olmuştur. Klemke, S.’yi buna katılmaya iten nedenleri sorar. Kapke, bunu hatırlamadığını söyler. S.’nin şikayettte bulunup bulunmadığına dair soruya ise Kapke, hayır, der.

Avukat Narin, Kapke Güney Afrikada’yken Bay Terreblanche ile diyaloğu olmuş mudur ve orada pasaportlar meselesi açılmış mıdır, diye sorar. Kapke, her iki soruya da hayır yanıtını verir. Narin, “dev” lakaplı birini sorar. Kapke, Marcel Degner diye tahmin yürüttüğünü söyler. Bu kişinin muhbir olduğunu bilip bilmediğine ilişkin soruya ise tanık bunu bildiğini lakin o dönemde değil sonradan öğrendiğini söyler.

Götzl, pasaportları ve holigan camiasından olan birinin ismini bilip bilmediğini sorar. Kapke, bilmediğini söyler. Götzl: Belki Kalisch? Kapke, hayır, der. Götz, 1998 senesinde ile yaptığı Güney Afrika seyahatinde Jauch ile olan seyahatten söz edilmiş midir, bilmek ister. Kapke, bunu söyleyemeyecektir. Daha sonra Kapke çıkar.

Son olarak savunma avukatı Sturm, André Kapke’nin telefon listesine ilişkin verdiği ifadenin kullanılmasına itiraz eder; zaten halihazırda buna ilişkin bir itiraz mevcuttur.

Bunu BWA’den üç fikir bildirimi izler. OStA Weingarten, avukat Kuhn’un 18 Mart tarihli (94. duruşma gününe bakınız) delillere ilişkin dilekçeye, „Sonnennbanners“ın incelenmesine ve makalenin yüksek sesle okunmasına karşı gelinmediğini söyler. Tanığın sorgulanmasına ilişkin dileçeyi ise BAW reddetmek zorundadır. Dergiyi yayınlayan ve makaleyi yazan tanık mıdır, BfV için “Tarif” adıyla muhbir olarak çalışmış mıdır, Neonazi organizasyonları ile halen diyaloğu var mıdır gibi soruların bu davada hiç karşılığı olmamıştır. THS‚deki isyan stratejlerine ilişkin tartışmalar,bu davanın ilgi odağını oluşturmamaktadır. Böhnhardt/Mundlos/Zschäpe’nin barındıkları yerin açıklığa kavuşması, onların kayıplara karışmasından sonra önem teşkil etmemektedir; çünkü bunu temin etmeleri mümkün olmamıştır. Sonuçta suçun seyrine ilişkin soruya bir katkısı olmadığı için delillerin toplanmasına ilişkin herhangi bir şeyin açıklığa kavuşturulması gerekmemektedir. Ve tanık, Spiegel’den alıntılanan ifadesine göre 2002 yılından bu yana kahverengililer çevresine sırtını dönmüştür.

Avukat von der Behrens’in Thomas Gerlach’ın tanık olarak çağrılmasına ilişkin delil dilekçesine karşı çıkılmamaktadır. BAW, Gerlach’ın Zschäpe ile yaşadıkları, Mandy St. ve André E. ile olan diyaloğu ve St.’nin kişisel bilgilerinin Zschäpe’ye verilmesine ilişkin düşünceleri bağlamında sorgulamayı gerekli görmektedir;

BAW temsilcisi Schmidt, tanık Carsten Ri.’nin ifadelerine ilişkin tutanak dilekçesinin reddedildiğini söyler. Yargılama teşkilatı kanununun koşullarınca, tanığın davranışlarında suç unsuru oluşturabilecek bir şey görülmemektedir. Ayrıca tanıklığı sona erdiğinden ifadesinin zaptı onanamaz.

Avukat von der Behrens’in, acaba BAW görüşlerini daha sonra yazılı olarak iletecek midir sorusuna oturumun temsilcisi Diemer, beyan ettikleri bu görüşleri yazıya dökmek niyetinde olmadıklarını söyler: “Görüşler sözlü olarak beyan edilmektedir; sadece dikkatle dinlemeniz gerekir.”

Avukat Scharmer, Kapke’nin ifadesine ilişkin açıklamalarda bulunur: “André K.’nin, kimliği ifşa olmuş muhbirlere ilişkin şeyleri gayet iyi hatırlaması dikkat çekicidir; fakat ne zaman ideolojik ve yapısal anlamda sorular söz konusu olsa hatırlama güçlüğü çektiğine ilişkin bir kaçış söz konusu olmuştur. Yine de tanık, somut ihtarlar olduğunda ya da kendini proveke edilmiş hissettiğinde Thüringen Vatanı Koruma Timi çevresindeki camianın insanları aşağılayan, ırkçı ve şiddete hazır ideolojik düşünce tarzını ortaya koydu ki Zschäpe, Wohlleben ve Holger G. adlı sanıklar ve Carsten S. de bu düşünce tarzından gelmektedirler.”