108. Duruşma Tutanağı – Duruşma Tarihi: 28 Nisan 2014

0

Duruşmanın başlaması teknik bir sorun nedeniyle saat 11:10’a değin gecikir.
Orada hazır bulunanların tespitinden sonra bugünün tek tanığı Enrico ’nin (94. gününe bakınız.) sorgulanmasına geçilir. Theile’nin yanında danışma avukatı Boysen vardır. Hakim Götzl, Theile’nin, Ceska 83 tipi bir silahın İsviçre’den ’ya teslimatı hakkında, bu silahın Andreas Sch. ya da Jürgen Lä.’ye teslim edilip edilmediği hakkında bilgisinin olup olmadığının söz konusu olduğunu söyler. Theile’nin mikrofonu bozuk olduğu için oturuma tekrar ara verilir. Saat 11:29’da devam edilir. Götzl: “Bugün için teknik sorunların halledilmiş olduğunu umalım.” Theile: “Ne yapmış olacağıma ve neler yaşanmış olduğuna dair her şeyi okudum. Söyleyebileceğim başka bir şey yok.” Theile’nin silahla bir ilgisi yoktur, herhangi bir silah satın almamıştır, satmamıştır, ticaretini yapmamıştır: “Kısaca durum budur.”

Götzl, Theile’ye Lä.’yi, Sch.’yi ve sanığı sorar. Theile Lä.’yi çok uzun süredir tanıdığını söyler. Theile, Jena’da büyük bir konut bölgesinde oturmaktadır ve oradaki yaşıtlarının hepsini pek tabii ki tanımaktadır. Lä.’yi ta okul zamanlarından, 8. sınıftan itibaren tanımaktadır; Theile, Lä.’den biraz daha büyüktür. Böhnhardt’ı da okul yıllarından tanımaktadır; o zamanlar Böhnhardt 15 16 yaşlarındadır; kendi ise ondan iki yaş daha büyüktür. Fakat o bölgede oturanların yarısı Lä. ile Böhnhardt’ı tanımaktadır. Lä.’yi tanıyalı çok olmuştur ve son on yılda da sıkça görüşmüşlerdir. Buluşup mangal yakmışlardır. Lä.’nin arabasını tamir eder: “Dost olduğumuzu söyleyebilirim.” İlgi alanları birbirine benzerdir. Hatırladığı kadarıyla en fazla altı ayda bir Böhnhardt’la buluşmuşlardır. Bu konuda çok düşünmüş ve okumuştur. Onun bildiği kadarıyla Böhnhardt o zamanlar paraşütçü çizmesi giymemiştir. Bir başka hatırladığı şey ise kavga ettikleridir. Theile, Jugendweihe’de (çocukluk döneminden çıkıp gençlik dönemine geçişin kutlanması) ona para hediye edildiğini ve bu parayla bir mopet satın aldığını söyler. Günün birinde mopetini yere devrilmiş olarak bulur ve arkadaşları ona bunu yapanın Böhnhardt olduğunu söylemiştir. Böhnhardt’la ilgili hatırladığı son şeyler bunlardır. Kavga da etmişlerdir; ancak ne için kavga ettiklerini artık bilmemektedir. Dokuzuncu ya da onuncu sınıfta, Jugendweihe’den hemen sonra olması gerekir. Böhnhardt’ı bu zaman diliminde tanımıştır, konuşmuş ve buluşmuşlardır.

Götzl: “Bununla söylemek istediğiniz nedir?” Theile, Böhnhardt’ın onun için bir mefhum olduğunu söyler; kafasında kimi resimler vardır; lakin bunun dışında bir şey yoktur. Daha sonraları bir ara gazetede uzun bir yazıda Böhnhardt’ın ve diğer iki kişinin garaj olayı yüzünden arandığı yayınlanmıştır; polis garajda arama yapmıştır: “İnsan, Böhnhardt nereye gitmiştir ne zamandır ortalarda yoktur gibi bu konuda kafa yoruyordur tabii.” Götzl, Theile’nin bu gazete yazısını okuduğu dönemde Böhnhardt’la diyaloğu olup olmadığını sorar. Theile: “Evet, böyle bir şey şu an aklıma geliyor.” Gazete yazısı daha sonraya ait bir şeydir; fakat daha önce annesinin DDR (Doğu Almanya) zamanından bu yana 300 metrekarelik bir garaj yeri vardır ve Theile, 1997 senesinde Böhnhardt’ı orada bir iki kez araba yıkarken görmüştür: “Fakat iddasına girerim ki birbirimizin yanından geçip gitmişizdir.” Sohbet etmemişlerdir, araları eskisi gibi samimi değildir; o zamanlar neden kavga etmiş olduklarını artık bilmemektedir. Daha sonra Böhnhardt’la tekrar bir diyalogları olmuş mudur, sorusuna , bildiğim kadarıyla hayır, der. Böyle bir şey hatırlamamaktadır.

Götzl, gazetedeki yazı bağlamında diğer kişileri sorar. Theile, tanıdıklar çevresinde Böhnhardt’ın kayboluşu hakkında konuşulmuştur, der. Fakat o söz konusu olan diğer iki kişiyi tanımamaktadır. Artık Mundlos ve Zschäpe ismi de onun için bir mefhumdur. Mundlos ve Zschäpe’yi birebir tanımış olmayı reddeder; onlarla bir diyaloğu olmamıştır. Onları simaen bile tanımamaktadır: “Hayır, sanmıyorum.” Wohlleben ismini bilmektedir; yani bu kişinin kim olduğunu biliyordur. Eskiden, okula gittikleri vakit, Wohlleben sokağın köşesinde oturmaktadır. Fakat Wohlleben kendisinden yaşça büyük müdür küçük müdür, söyleyemeyecektir. Arkadaşlıkları sorulduğunda Theile, belki akşamları buluştuklarını söyler; fakat bilmiyordur. Daha sonraları ise Wohlleben ile herhangi bir diyaloğu olmamıştır.

Götzl, Theile ve Lä.’nin son yıllarda ne kadar sıklıkla buluştuklarını sorar. Theile, belki iki haftada bir görüşüyorduk, der. Lä.’yi pek çok kez sokaklarda dolaşırken görmüştür; yemeğe, kahve içmeye gitmişlerdir ya da Lä. ona gelmiştir ve birlikte garajda bir arabayı kurcalayarak tamir etmeye çalışmışlardır. Ya da kentteki havadisleri birbirlerine anlatmışlardır. Götzl, ortak ilgi alanlarının neler olduğunu sorar ve Theile, işte birbirimizle anlaşıyorduk, der. Theile’nin Jena’dan çok arkadaşı yoktur; o birkaç yıl ’de yaşamıştır. Lä. taşınırken ona arabasını ödünç vermiştir ve onu orada ziyaret etmiştir. O Hessen’de kalırken Lä. dışında kimse onun ziyaretine gitmemiştir. Götzl, Theile’nin İsviçre’den kişilerle temasları var mıdır, diye sorar. Theile yıllardır bay Mü. adında bir İsviçre’li tanıdığını söyler; zamanı ve tatil izni olduğunda onu ziyaret etmiş ya da onunla birlikte tatile çıkmıştır. Mü. ile ilk kez bir arabası olduğu zamanlarda tanıştığını sanmaktadır. Mü.’nün o zamanlar eski otomobillerin değerlendirildiği bir yeri vardır ve orada çalışmaktadır. Theile, birileri aracılığıyla ona gitmiş, bir şekilde onunla tanışmış ve sürekli onun ihtiyaç duyduğu şeyler olduğu için oraya gitmiştir. Orası alet edavat da barındırdığı için Theile’in araba deyince gittiği ilk yer olmuştur. Daha çok bir hurdalık gibidir, Camburg yakınlarında adı Kaatschen olan bir yerdir; Jena’dan 30 km uzaklıkta oldukça sapa bir yerderdir. O zamanlar Theile 19 yaşındadır. Mü. İsviçre vatandaşıdır ve bir süre sonra İsviçre’ye geri dönmüştür. Theile diyaloglarının nasıl devam ettiğini söyleyemeyecektir, fakat o Mü.’yü ziyaret etmiştir. Mü. günümüzde Thun yakınlarında bir köyde yaşamaktadır.

Götzl, Mü.’nün nasıl bir insan olduğunu sorar; Theile, neredeyse babam olacak yaştaydı, der, “hayır, o kadar da yaşlı değildi.” Mü. sakin ve oldukça misafirperver biridir. Götzl, Theile’ye Mü.’de hiç silah görmüş müdür, diye sorar. Theile: “Kısaca hiç silah görmedim ya da onda silah görmüş olduğumu hatırlamıyorum.” Yıllar yıllar önce Mü.’nün arkadaş çevresinin evleri aranmıştır. Bazen akşam yemeklerinde bundan konuşulmuştur. Theile, Hessen’de tren istasyonlarındayken, silahlar ve “döner cinayetleri,” nedeniyle aranıyor ilanı asılıdır. Ve akşamları bazen aralarında Mü.’nün arkadaş çevresinde aramalar yapıldığına dair konuşmalar geçmiştir: “Bu konuyla nasıl bir bağlantı kurmuştuk, artık bilmiyorum.” Bu ev aramalarında aranan şeyin, aranıyor ilanlarında yer alan silah olduğu duyulmuştur. Bu konuşmaların ne zaman yapıldığına ilişkin bir zaman dilimi belirtmesi istendiğinde Theile, kısa bir esten sonra muhtemelen 2009 yılındaydı, der; aslında tam olarak bilemiyordur. İşinden yola çıkarak bunu söylemiştir; Montabaur tren istasyonu söz konusudur, o zamanlar sık sık yollardadır. O zamanlar çokça ödül hakkında konuşulduğunu sanmaktadır; Mü. bir afişin asılı olduğunu, korkunç derece yüksek bir rakamın ödül olarak konduğunu anlatmıştır: “ Ve sanırım bana İsviçre’de yapılan ev aramasını anlatmıştı.”

Götzl, Th.’nin ne zaman Hessen’de yaşadığını sorar. Theile, 2005 senesinden 2012 yılında onun evinde yapılan aramaya değin Lahn nehri kıyısındaki Limburg’da yaşamış olduğunu söyler. SEK (özel harekat komandosu) kapısını kırıp da içeri girdiği gün o daireden taşınmıştır. Bir soru üzerine Theile, Mü. ile olan konuşmanın İsviçre’de gerçekleştiğini söyler. Sorulması üzerine Theile, ödülün ne kadar olduğunu artık bilemediğini, fakat uç derece anormal yüksek bir rakamın söz konusu olduğunu söyler. Theile, bu konuyu kendisinin açtığını sanmaktadır; para hakkında konuşmuşlardır. Mü.’nün karısının da yanlarında olduğunu düşünmektedir; fakat bunu iddia edemeyecektir. Götzl, aranan şeyin, aranıyor ilanlarında yer alan silah olduğunun duyulmasıyla ne kastedilmiştir, diye sorar. Theile, aramanın “döner cinayetleri” ve silah bağlamında yapılmış olması gerektiğini söyler. Bu nedenle İsviçre’de evlerde aramalar yapılmıştır ve bu silah aranmıştır. Götzl: “Bay Mü. bu konuya ilişkin neler söylemiştir?” Theile: “Bu konuda artık size bir şeyler söyleyemem.” Ayrıca bu konu hakkında aralarında uzun uzun konuşmalar da geçmemiştir.” Mü. ile olan konuşma ancak, Böhnhardt’ın muhtemelen içinde olduğu karavan yandığında tekrar aklına gelmiştir.

Götzl, Theile’den bu konuşmanın nasıl geçtiğini mümkün mertebe anlatması ricasında bulunur. Theile tam olarak bir şey söyleyemeyeceğini, şu an kafasında bir bağlantı oluştuğunu, bir konuşma yapıldığını, arama ilanı ile ödüle değinildiği ve Mü.’nün bu bağlamda İsviçre’de silah ve “döner cinayetleri”yle ilgili olarak aramalar yapıldığından haberi olduğunu söyler. Konuşmanın uzun bir konuşma olmadığını sanmaktadır. Götzl, aramanın nerede yapıldığını sorar. Theile bunu kesin bir şekilde söyleyemeyeceğini ya Mü.’nün tanıdıklarında yapıldığını ya da Mü.’nün bunu duyduğunu belirtir. Theile bu noktada bir şeyleri karıştırıyor da olabilir; çünkü iddianamede de ev aramalarının yapıldığı yazılıdır. Götzl, Theile’den yüksek sesle konuşmasını ister. Theile, iddianamede de İsviçre’de ev aramalarının yapıldığının yazılı olduğunu sandığını tekrarlar. Götzl, Theile’nin hangi iddianameden söz ettiğini, hangi bilgilere sahip olduğunu sorar. Theile: “Eh, benim dairemin aranmasına ilişkin kararın yer aldığı iddianame.” İddianamede neyin yer aldığı sorusuna Theile, bunun 2012 yılında olduğunu ve bir daha o belgeye bakmadığını söyler. Götzl, birebir değil de manaca ne yazılı olduğunu sorar. Theile: “Hepsini birbirine karıştırırım şimdi.” İnternette çok fazla şey okumuştur; ona karşı “kışkırtma” amaçlı pek çok şey yazılmıştır.

Götzl, kararın esasını oluşturan neydi, diye sorar. Theile: “Terörist bir örgütün kurulması; tam olarak söyleyemem, son zamanlarda gereğinden fazla şey okudum.” Götzl, Theile’nin neler okuduğunu sorar. Theile: “Gazetelerde neler yazıyorsa onu. Ayrıca bazı bloglarda tanıkların döner cinayetleriyle ilgili olarak burada verdiği ifadeleri, görmüş olduklarını söyledikleri şeyleri, bir de videoları.” Götzl bu soruda üsteler ve Theile silahın İsviçre’den gelmiş olabileceğini ve Mü.’nün bu silahı bulundurmuş olabileceğini okuduğunu söyler. Pek çok kez bu türden şeyler yazılıp çizilmiştir. Theile: “Ve sonra hemen bu meselenin benimle bir bağlantısı olduğu ortaya atıldı; şimdi benim bu silahla bir ilgim olması gerekiyor.” Götzl, böyle bir bağlantının nasıl kurulduğunu sorar. Theile, muhtemelen Böhnhardt’ı vaktiyle tanımış olduğu ve Mü. ile bir temasının olduğu bilindiği içindir, der. Götzl: “Peki bu konuda ne okudunuz, demek istediğiniz nedir, bağlantıyı kuranlar kimdi, diye sorar. Theile, bu bağlantıyı kuran muhabirlerdi, der. “Ne istiyorlarsa onu yazıyorlar.” Pek çok kez silahın İsviçre’den geldiği, onun Jena’dan olduğu ve bir İsviçreli’yi tanıdığı yazılmıştır: “Bu nedenle de şimdi burada oturuyorum. Bunu kendime bşaka türlü açıklayamıyorum.”

Götzl, burada hangi silahtan konuşulmakta, diye sorar; Theile “aranıyor ilanı”ndan söz etmiştir. Theile buna ilişkin şimdi bir şey söyleyemeyeceğini belirtir; “döner cinayetleri” söz konusuydu, der; ilanlarda silah resimleri vardır. Daha sonra ise Ceska silahının söz konusu olduğu okunmuştur. Götzl, Theile’in o zamanlar Montabaur istasyonunda farkına vardığı şeyin söz konusu olduğunu söyler. Theile oradan yemeğini almış, biraz yürümüş, sonra durmuş ve oradaki yazıyı okumuştur. Üç silah resmi gördüğünü sanmaktadır, fakat bunların hangi silahlar olduğunu artık söyleyemeyecektir. Orada herhangi bir bağlantının farkına varmamıştır ya da bir şeylerin farkına varması için bir sebebi olmamıştır. Götzl, tekrar üsteler. Theile, İsviçre’de yapılan aramalarda “döner cinayetlerinin” ve bu silahın söz konusu olduğunu söyler. Bu bağlamda arama ilanında yer alan silah ve söz konusu ödül onun dikkatini çekmiştir. Bu şekilde de İsviçre’deki konuşma gündeme gelmiştir ve Mü. bu bağlamda İsviçre’de aramaların yapıldığına değinmiştir. Götzl, Mü.’nün aramaların sonucuna dair bir şey söyleyip söylemediğini sorar. Theile, buna ilişkin artık bir şey söyleyemeyeceğini, konuşmanın kısa bir konuşma olduğunu ve böyle bir konuşma yapıldığını sonradan hatırladığını belirtir. Götzl, Theile’nin söylediği biçimiyle “döner cinayetleri meselesi” hakkında Mü.’nün neler bildiğini sorar. Theile: “Mü. bu mesele hakkında bir şeyler duymuş, okumuştur, bilmiyorum.” Bu konunun sadece bir kez açıldığını düşünmektedir. Herhangi bir isimden söz edilmiş midir, artık şu an bilmiyordur; söz edilmiş olsa bile şu an hatırlaması mümkün değildir.

Götzl: “Mü. ve silahlar konusunda genel olarak neler söyleyebilirsiniz.?” Theile, silahlar hakkında aklına gelen hiçbir şey olmadığı yanıtını verir. Mü. ile ilandan hareketle konuşmuş olmaları dışında hiç silahlar hakkında konuşmuşlar mıdır, hatırlamamaktadır. Götzl, Mü.’nün silah bulundurma sebebiyle hiç sorun yaşayıp yaşamadığını sorar. Theile, Mü.’nün kendisine hiç böyle bir şey anlatmadığını söyler; fakat internette Mü.’nün eski kız arkadaşının ifadesini ve bu ifadede herhangi bir silahın söz konusu olduğunu okuduğunu belirtir. Götzl, Theile’ye internette ne okuduğunu sorar. Theile orada Mü.’nün eski kız arkadaşının silahlar bağlamında bir ifade verdiği türünden bir şeyler okuduğunu sandığını söyler. Fakat tam olarak ne okuduğunu şu an çıkaramıyordur. Götzl, Theile’nin Mü. ile Theile’de yapılan arama hakkında konuşup konuşmadığını sorar. Theile: “Evet, pek tabii ki!” Theile, Mü.’ye orada neler olup bittiğini anlatmıştır. Mü. de havaalanında tutuklanmış ve İsviçre’de nezarethaneye atılmıştır. Orada da tıpkı kendisinde olduğu gibi aynı mesele yani “döner cinayetleri “adı verilen mesele gündeme gelmiş gibi görünmektedir. Götzl: “Görünmekte midir? Somut bir şeyler yok muydu?” Onun “kapısının kırılmasına” sebebiyet veren mesele neyse Mü.’de de meselenin aynı olduğunu ve bu bağlamda arama yapıldığını söyler. Theile, kendi evinde aramanın yapıldığı gün yaşanan her şeyi ona anlatmıştır; böylece tasını tarağını toplayıp Hessen’i terk etmiş, başka bir yerde yeni bir iş edinmiştir. Dairesinin sözleşmesini çoktan feshetmiş ve boşaltmıştır. Taşınmak için kapısının önünde iki adet panelvan tipi araç beklemiştir: “Biz sabahı çoktan taşınmıştık.” Sabah saat beş, beş buçuk gibi SEK kapıyı kırıp içeri hücum etmiştir.

Götzl, Theile bunu Mü.’ye anlatmış mıdır, diye sorar. Theile: “Sanırım, buna benzer bir şey anlatmıştım.” Bunun nedenleri hakkında konuşulmuş mudur, diye sorulduğunda Theile, Mü.’ye arama kararını göstermiş olabileceğini söyler. O zamanlar bu kâğıt parçasını yanında taşımış ve herkese göstermiştir; Mü.’ye de okuması için vermiş olduğunu sanmaktadır. Dairesinin arandığını Mü.’ye önce telefonda anlatmış olabilir ve sonra Mü.’yü ziyaret ettiğinde olup biteni Mü.’ye izah etmiş de olabilir. Götzl, telefonda ve buluştuklarında neler konuştuklarını sorar. Theile bunu açıkça ifade edemeyeceğini söyler: “İş yerinde, kız arkadaşımla olan ilişkimde ya da arkadaş çevremde bunun ne denli bir soruna yol açtığından haberiniz var mı sizin?” Bu duruma nasıl “düştüğünü” söyleyemeyeceğini; 2012 yılından beri bir yığın bilginin onun üstüne üşüştüğünü ve şimdi her şeyi karıştırdığını söyler. Götzl sorusunu tekrarlar. Theile, şimdi kendisinin neler söylemiş olduğunu ya da Mü.’nün ya da ailesinin, arkadaşlarının neler söylediklerini çıkaramadığını, biraraya getirmediğini söyler.

Götzl, öyleyse Theile’nin Mü.’den ne öğrendiğini bilmek ister. Theile, günün birinde Mü.’yü ziyaret ettiğini, Mü.’nün kendisinin ya da karısının ona Mü.’nün tatil dönüşünde havaalanında yakalandığını ve nezarethaneye atıldığını anlattığını söyler. Ve her şeyle Mü.’nün karısı ilgilenmek ve bir avukat bulmak zorunda kalmıştır. Götzl, Theile’nin bunu hangi esnada öğrendiğini sorar. Th. bunu söyleyemeyeceğini, bazen yılda bir kez bazen de iki kez oraya gitmiş olduğunu söyler; önce onun dairesi aranmış, ardından Mü. de arama yapılmıştır. Götzl: “Yani Mü.’nün tutuklanması hakkında Mü. ile mi yoksa onun hayat arkadaşıyla mı konuştuğunuzu söyleyemeyeceksiniz.” İlk konuşmalarında Mü. hâlâ nezarethanede midir, bilmediğini, ayrıca kiminle konuştuğunu da bilmediğini söyler. Götzl: “Öyleyse size verilen bilgiler nelerdi, onu anlatın.” Theile orayı aradığını ve Mü.’nün karısının ona Mü.’nün tutuklandığını ve evde olmadığını söylediğini düşünmektedir. Sonra bir ara oraya gitmiştir; Mü. de oradadır ve bu olanlar hakkında konuşmuşlardır. Mü. elindeki yazılı belgelerin tamamını ona göstermiştir; o da en azından bunları, Mü.’nün neyle suçlandığını okumuştur. Götzl, Theile’nin gördüğü şeyin ne olduğunu sorar ve Theile, arama kararını gördüğünü söyler. Kararda ne yazılıydı diye sorulduğunda Theile, onun düşüncesine göre söz konusu meselenin onun da şu an burada oturmasına neden olan “döner cinayetleri” olduğunu söyler. Götzl, öğle arası verileceğini söyler ve Theile’ye dönerek “Bu meseleler için kafa yormanız ricasında bulunacağım bay Theile.” der.

Saat 13:38’de devam edilir. Götzl, “İçinizde herhangi bir eklemede bulunmak isteyen var mı?” diye sorar. Theile: “Benim şu an kalıma gelen bir şey yok.” Götzl, İsviçre’de Mü. ile yapılan görüşmelerde kalındığını söyler ve kaç görüşmenin yapıldığı ile bu görüşmelerin içeriklerini sorar. Silah konusuna ilişkin Theile, direkt silahları konu edinmediklerini Mü.’nün maruz kaldığı aramanın konuşulduğunu söyler. Götzl, mevzu bahis olan içerik, der. Theile, bunu şimdi birebir tekrar edemeyeceğini söyler. Götzl, çok evvel zamanda yaşanmış bir şey değil bu, der. Theile: “Basın vb. şeyler karşısında kendimine denli savunmak ya da hesap vermek zorunda kaldığımı bilmiyorsunuz!” Her şeyi birbirine karıştıracaktır. Götzl, Theile’ye hiçbir şeyi atlamaması gerektiğini hatırlatır. Götzl, Theile’nin şu an neyle itham edildiğini sorar. Theile: “Söz konusu belge yanımda, yüksek sesle okuyabilirim.” Götzl, Theile’nin bunu kendi cümleleri ile söylemesini ister. Theile, kararın cinayet ithamına ve terörist bir örgütün üyesi olmasına dayandırıldığını söyler. Götzl, bu ithamların kime yönelik olduğunu sorar. Theile: “Bana yönelik.” Theile’nin danışma avukatı müdahale eder ve burada BGH’nin (Almanya Federal Adalet Mahkemesi) Wohlleben’e karşı olan kararının mevzu bahis olduğunu söyler. Theile, karıştırdım o zaman, der: “Suçlandığımı hissettim, çünkü kapım kırıldı.”

Götzl, Mü.’nün neyle itham edildiğini sorar; burada söz konusu olan metnin tamamı değildir. Theile metni baştan sona okuduğunu, ancak kendisinin itham edildiği metni bile hatırlamadığını söyler. Götzl, bunun onda makul bir yanıt izlenimi yaratmadığını söyler ve bu olayın üzerinden ne kadar zaman geçtiğini sorar. Theile: “İki yıl.” Götzl, bunun ciddi bir mesele olduğunu, Mü. ve Theile’ye karşı ithamlarda bulunulduğunu ve Theile’nin bu konuda bir şey hatırlamadığını söyler. Theile, polislere de aynı şeyi söylediğini bu yaşanılanların bir masal kitabına özgü bir şey olduğunu, hiç akla yatkın olmadığını söyler. Götzl, Theile’nin bugün hâlâ olaya ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu şu halde orada yazılı şeyleri biliyor olması gerektiğini söyler: “Bu konudan kaçınıyor izlenimi yaratıyorsunuz.” Götzl, Theile’yi hiçbir şey saklamaması konusunda bir kez daha uyarır. Burada Mü. ile Theile arasında geçen konuşmalar söz konusudur. Theile: “Söyleyecek bir şeyim yok, bir şey bilmiyorum çünkü.” Mü. ile son kez şubat ayında diyalogları olmuştur; Tayland’a tatile gitmişler, yaklaşık üç hafta kalmışlardır. Götzl, tatildeyken Theile’nin bu meseleyi Mü. ile konuşma fırsatı olmuş mudur, diye sorar. Theile, sürekli buraya geldiğimi söylemiş olabilirim, der. Götzl üsteler ve Theile, sanırım ona anlattım, der. Götzl başka neler konuşulduğunu sorar. Theile, aslında bu konu hakkında bir daha konuşulmadı, der: “Çünkü Mü. konuyu geçiştirmekte ve bir daha bu konu hakkında konuşmamaktadır.” Götzl, hangi esnada bu konuyu geçiştirdiğini sorar. Theile sürekli mahkemeye çağrıldığını ve Münih’e gitmesi gerektiğini söylemiştir: “Hepsi bu kadardır.” Götzl: “O zamandan beri bir daha bu konuda konuşmadığınızı mı söylüyorsunuz.” Theile: “Yoğun bir şekilde konuşulmadı; çünkü insanın sinirini bozuyor ve ben daha fazla bu konuyla meşgul olmak istemiyorum.”

Götzl: “Daha önce hiç yanlış beyanda bulunmaktan dolayı cezaya çarptırıldınız mı? Evet yanıtını verir, Theile. Tam olarak ne zaman olduğunu bilmiyordur, belki sekiz yıl olmuştur. Götzl, Mü. ile bu ithamlar hakkında ne kadar sık konuştuklarını ve bu konuşmaların içeriğini sorar. Theile, gerçekten de hatırlayamadığını söyler. Bir soru üzerine Theile bildiği kadarıyla Lä.’nin ve Mü.’nün birbrilerini tanımadığını söyler. Theile onun dairesinde arama yapıldığına dair Lä. ile konuşmuş olduğunu doğrular. Lä. Theile’nin arama kararını okumuştur; o da Lä.’ninkini. Götzl: “Bu konuda konuşulmuş değildir tabii.” Theile, konuştuklarını fakat hangi cümlelere ve sözcüklere yer verildiğini artık bilmediğini söyler. Lä., polisin gecenin bir yarısı onun evini kuşattığını anlatmıştır. Theile ise polisin ona hazırlıksız geldiğini, onun taşındığından haberi olmadığını ve orada bir kadının olduğunu, kısaca hiçbir şeyden haberleri olmadığını anlatmıştır. Arama yapılırken Lä.’de bir şeyler bulunmuş mudur, sorusuna Theile: “Silah mı? Bildiğim kadarıyla hayır.” Götzl, Theile, Lä.’ye silah meselesiyle ilgisi olup olmadığını sormuş mudur, diye sorar. Sanmıyorum der Theile, insanlara silah ticareti yapıyor musunuz ya da kriminel örgütlerle işiniz olur mu gibi sorular sormuyorum, der. Götzl: “Bu konuda bir şeyler söylemiş midir, diye sordum.” Onun fikrince Lä., bu konuda bir görüş bildirmemiştir.

Bir soru üzerine Theile, Lä.’nin de onun gibi sorgulanmak üzere Karlsruhe’de ve aynı zamanda burada, Münih’te bulunduğunu söyler. Götzl, onların Lä.’nin duruşmada verdiği ifade hakkında konuşup konuşmadıklarını bilmek ister. Theile, Lä.’nin ona bir şeyler anlattığını fakat şimdi bunları tekrar etmesinin mümkün olmadığını söyler. Götzl, internette yer alanlarla Lä.’nin anlattıkları arasında farklılıklar var mıdır, diye sorar. Bilmiyorum, der Theile, bu mesele onu ilgilendirmemiştir. “Sadece uzun süre burada kalmamıştır.” Götzl, soruşturmayı yürüten kurumların sorgulamalarını sorar, bunlar da internette yer almış mıdır? Theile, Lä.’ye Karlsruhe’de başına gelenleri anlatmıştır; Lä.’de de sürecin buna benzer işlemiş olması gerekir. Götzl tekrar ifadede belirtilen şeylerin içeriğinin söz konusu olduğunu söyler; Theile de tekrar hatırlamadığını söyler. Bir soru üzerine Lä.’ye ona sadece Karlsruhe’de nasıl muamale edildiğini anlattığını sandığını söyler. Bir soru üzerine bir kez Karlsruhe’de bir kez de evinde arama yapıldıktan sonra olmak üzere iki kez sorgulandığını söyler. İlk sorgulanmasının ardından Lä. ile de bu konu hakkında konuşmuşlardır; o dönem taşınmak için Lä.’nin arabası onda, Limburg’dadır. Orada da arama yapılmıştır. Her şeyin nasıl cereyan ettiğini ona anlatmıştır.

Götzl tekrar Mü.’yü sorar. Theile, bir ara Mü.’ye Karlsruhe’de olduğunu ve sorgulandığını anlattığını söyler. Götzl, ifadesinde neler beyan ettiğini Mü.’ye anlatmış mıdır, diye sorar. Theile: “Sanmam.” Götzl: “Bunun böyle olduğunu düşünmek benim için çok zor.” Theile, ben kendim bile hatırlayamıyorum, der: “Bu konularla böyle yoğun şekilde ilgilenmeyen insanlar da var.” Götzl: “Lakin şu an beni ilgilendiriyor!” Götzl, Theile’nin kimleri kastettiğini sorar. Theile Mü.’den söz ediyorum, der; Mü. bu meseleleri sormuyordur: “Başıma gelenleri ona anlattım, bu kadar.” Götzl, Th’nin “başına gelenler” nedir diye sorar. Theile, örneğin olayların nasıl cereyan ettiği, der. Götzl: “İçerik değil mi?” Theile: “NSU meselesinin tamamına ilişkin kararda yer alan şeyler.” İçerik açısından söylenebilecek çok şey yoktur; ayrıca o zamanlar Karlsruhe’de neler anlatmış olduğuna dair de şimdi bir şeyler söyleyemeyecektir. Bir soru üzerine Theile Karlsruhe’de silahlar söz konusu olmuştu, der. Silahların ne anlama geldiği sorusuna Theile, bunu artık bilmediğini söyler. Bu zaman diliminde o kadar çok şey okumuştur ki öyle ilk elden aklına bir şey gelmemektedir.

Götzl, Theile için “arkadaşlık” ve dostluk arasındaki ayırıcı özelliğin ne olduğunu sorar. Theile böyle bir şeyi söyleyemeyeceği yanıtını verir. Onun yakın bir dostu yoktur, genelde arkadaşları vardır. Mü. çok misafirperver bir arkadaşıdır, ne zaman isterse oraya gidebilir. Götzl, o zaman dostluğun belirleyici özelliği nedir, diye sorar. Theile: “Bilmiyorum, bu mesele hakkında hiç derin derin düşünmedim.” Götzl, Theile’nin belirli sözcükler kullanarak her ikisi arasında sınır çizdiği karşılığını verir. Theile, dostluğun daha çok aile içinde olduğunu, son yıllarda edindiği deneyimler sayesinde çok dikkatli olduğunu söyler. “Çevremdeki insanların hepsi benim sadece arkadaşlarım.” Bunlar insanın işinin olduğu ya da birlikte tatile çıktığı kişilerdir, yakın bir dostlukları olması gerekmez. Erkeklerin bazıları bir hafta geçtikten sonra karşısındaki kadına seni seviyorum diyebilirler. Onun bir ilişkiye dostluk adını vermesi uzun, çok uzun zaman alır. Belki de Mü. ile ilişkisi dostluk ilişkisidir, çünkü ilişkileri birkaç yıldır böyledir. Fakat bu onun şahsi meselesidir ve bu konuyla alakası nedir, bilmiyordur. Götzl, Theile’nin Mü. ve Lä. ile olan ilişkisinin nasıllığıyla alakalı olduğunu söyler.

Sonra Götzl, Theile’nin Lä.’de yapılan aramadan Mü.’ye bahsedip etmediğini sorar. Benzer bir aramanın yapıldığı başka bir kişinin daha olduğundan bahsetmiş olabileceğini, fakat Mü.’ye bunları neden anlatmış olması gerektiğini bilmediğini, bunu zannetmediğini, neden Mü. ile Zschäpe ve “hikayenin tamamı” hakkında konuşması gerektiğini bilmediği söyler. Götzl: “Çünkü sizin eviniz aranmıştı; çünkü bay Mü. tutuklanmıştı; bunlar sebep oluştur muyor mu?” Mü. ile Lä. hakkında konuşmadığını zannetmektedir; belki başka şeylerin yanısıra değinmiştir, hatırlamıyordur. Bir soru üzerine Theile, Lä. ile Mü. hakkında konuşmuş olabileceğini söyler; Theile, İsviçre’de yaşayan bir kişi tanıdığı için ithamlara maruz kaldığını, aynı şeyin onun da başına gelebileceğini söylemiştir belki. Götzl konunun onun için Theile’nin Lä. ile Mü. hakkında konuşup konuşmadığı olduğunu söyler. Theile, Mü.’nün hapiste olduğunu ve başına gelen şeyleri Lä.’ye anlattığını sanmadığını söyler. Mü.’ye de Lä. ile ilgili şeyleri anlatmadığını sanmaktadır. Götzl, Mü.’nün onun arkadaşı olduğunu ve Theile, Mü. ve Lä.’nin maruz kaldığı durumların burada söz konusu olduğunu söyler ve bunlar hiç konuşmalarınızın konusunu oluşturmadı mı diye sorar. Theile, başlarda konu edildiğini söyler: “Fakat daha sonraları konuşulmadı, sadece sinirimizi bozuyordu çünkü.” Mahkemeye her seferinde yeniden çağrıldığında internete baktığını Mü., Lä. ya da diğer insanlar hakkında değil de kendi hakkında okuduğunu söyler.

Bir soru üzerine Theile, onun fikrince Mü.’nün ve Lä.’nin birbilerini tanımadıklarını söyler. Götzl: “Buna nereden vardınız?” Theile: “Onlara bir sorun.” Bu kişilerin daha önce birbirlerini görmüş olduklarına dair bir algısı yoktur. Götzl, Theile’nin sorgulamalarda nasıl davranması gerektiği üzerinde Mü.’nün bir etkisi olmuş mudur, diye sorar. Theile: “Bildiğim kadarıyla hayır.” Böyle bir şey hatırlamıyordur. Götzl aynı soruyu bu kez Lä. ile ilişkilendirerek sorar. Theile, Lä. ile ifade verme zorunluluğu olup olmadığı gibi hukuki meseleler hakkında konuştuğunu, ancak özellikle bu ithamlar konusunda konuşmadığını düşündüğünü söyler. Bu meselenin gerçekten de zaman aşımına uğrayıp uğramadığı konu edilmiştir. Bir soru üzerine Theile şöyle der: “Burada tanıklara anlatıldığı gibi zaman aşımına uğramış mıdır, uğramamış mıdır?” Zaman aşımına uğramadığı düşüncesinde kalmışlardır. Bu o zamanlar Lä.’nin düşüncesidir, bu arada artık onun da düşüncesi böyledir. Götzl, zaman aşımına uğramış olması gereken şey neydi diye sorar. Theile pek çok tanığa meselenin zaman aşımına uğradığı, ifade vermeleri durumunda başlarına bir şey gelmeyeceğinin söylediğine dair açıklamalar olduğunu belirtir. İsterlerse pek çok tanığa bildiklerini anlatabileceklerine dair şeylerin söylendiğini okuyabilirler. Götzl, meselenin ne olduğunu, neyin zaman aşımına uğramış olduğunu sorar. Theile: “Buradaki meselenin tamamı, burada sorduğunuz sorular, terörist bir örgütle ilişkilendirilmek.”

Bir soru üzerine Theile, sözümona Lä.’nin ifadesinde bu mesele dahilinde bir silah sattığını belirttiğini söyler. Götzl: “Peki bunun sizinle ilgisi nedir?” Theile kendisinin de bunu bilmediğini, fakat onların bunun hakkında konuştuğunu söyler. Lä. ile konuştuklarına ilişkin hatırladığı şeyler ise parça parçadır. Götzl, şimdiye değin Theile’nin sadece Lä. ile ilgili şeylerden söz ettiğini söyler: “Ya sizi ilgilendiren şey nedir?” Theile basında her yerde bu meselenin tamamında onun aracılık ettiğinin yazılı olduğunu söyler. Bu yüzden şimdi onun meselesinde silah ticareti de konu edilmektedir. Bu konu hakkında konuşmuş olmalılardır. Bunun da iç yüzü, burada ifade verme zorunluluğu olup olmadığıdır: “Çünkü bu şekilde kendimi suçlanmış hissediyorum.” Onu kapısı kırılmıştır ve şimdi bu kapıdan çıktığında fotoğrafları çekilecektir: “İnternette, gazetelerde yazılanlar delilik. Buraya, Münih’e pek çok kez gidip gelmem gerekiyor.”

Götzl, Theile’nin hesap numarasından büyük miktarda paralar çekip çekmediğini sorar. Theile, burada bir polisin ifade verdiğini, onun Wohlleben’in tutuklanmasının ardından para çekmiş olduğunu söylediğini belirtir. Son yıllara ait dekontlarını memnuniyetle burada gösterebileceğini söyler. Bir miktar parası olur olmaz hesabını daima boşalttığını, sadece Wohlleben tutuklandığı için böyle yapmadığını belirtir. Kimseye güvenmemektedir; bankaya da güvenmez. Theile, bu polisin verdiği ifadeye ilişkin memnuniyetle bir şeyler daha söylemek istediğini belirtir. Söz konusu polis arama yapmayla görevlendirilmiştir; ifadesinde navigasyon cihazlarının değerlendirmesinin yapıldığını ve Theile’nin Chemnitz’de okulların önünde durduğunu ve ’da, üçlünün oturduğu varsayılan bir sokağı arabasıyla pek çok kez baştan aşağı dolaştığını söylemiştir. Bunun üzerine Theile, iş verenine görev planını gönderebilir mi, diye sorar; 10.04.2008 tarihinde Hessen’de gece vardiyasında çalışmıştır. Bu bilgi sözümona bir navigasyon cihazından elde edilmiştir. Theile buna el konulduğunu doğrular; bir adet „TomTom“ söz konusudur. Bu açıklamalarla söylemek istediği sadece pek çok tanığın burada gerçeğe uymayan ifadelerde bulunduğudur. Theile okulların yakınlarında durmuş olduğunu kabul etmez; o gün çalışmıştır ve hiçbir şekilde Jena’da ya da Zwickau’da bulunmamıştır; büyük bir ihtimalle polisin biri bu türden bir ifadede bulunmuştur. Götzl, burada söz konusu olan polis memurunun adını sorar. Theile, şu an için polisin adını söylemeyemeyeceğini, fakat yazıcıdan çıktı aldığını söyler. Elindeki kâğıtları karıştırır ve 18. Şubat 2014 tarihindeki 85. duruşma gününü esas almaktadır. Saat 14:53’e değin ara verir.

Sonra Götzl hatırlatmalara geçer. Önce 26.04.2012 tarihindeki sorgulamada Th.’nın, iki yıl önce Mü.’yü ziyarete gittiğini, Mü.’nün akşam yemeğinde onun tanıdıklarından birinde arama yapıldığına değindiğini yüksek sesle okur.

Götzl, birinin ismi geçti mi diye sorar. Th.: “Geçmiş olsa bile hatırlayamam.” Th., daha sonra “Anton” adında birinin adını okuduğunu; ancak Mü.’nün ona bu isimden bahsettiğine dair bir şey söyleyemeyeceğini belirtir. Götzl ifadeyi yüksek sesle okur: Th. yanan karavanı ve bulunan silahı duyduğunda çok uzun bir süredir ortada görünmediği için hemen Böhnhardt’ı düşünmüştür. Radyoda, çok uzun süredir kayıp olan ve aranan Jena’lı kişilerin söz konusu olduğu belirtilmiştir; böylece Th.’nın aklına hemen Böhnhardt gelmiştir. Tekrar sorulması üzerine Th. onların tümüyle ortadan kaybolduğunu ve Böhnhardt’ın bir daha ortaya çıkmadığını söyler. Arada sırada okul döneminden arkadaşlarıyla görüştüğünde bu konuya değinmişlerdir. Götzl, medyada ya da başka bir yerde Uwe Böhnhardt’tan söz edilmiş midir, diye sorar; çünkü önündeki tutanakta bu isme yer verilmemiş olsa da Th.’nın bunu düşündüğü yazılıdır. Th. söz konusu kişinin o olabileceğinin sadece bir tahmin olduğunu söyler. Karavanda bulunan iki kişinin muhtemelen Jena’dan olan ve aranan kişiler olduğu haberi verilmiştir. Bu da onun kişisel düşüncesi olmuştur.

Götzl, Th.’ye Kasım 2011 tarihinde para çekip çekmediğini sorar. Th: “Sürekli.” Bankada sadece hesap işletim ücreti ödemesini gerektirmeyecek kadar para bıraktığını söyler. Çektiği paraları 50 Euro yerine 500 Euro’luk banknotlar olarak halinde değiştirmek istemiştir ve kendi bankası onu para aklama gerekçesiyle ihbar etmiştir. Götzl: “Para çekmenizin nedenleri nelerdi?” Th.: “Sadece paramı çektim.” Götzl, Th.’nın el konulan bir objeye ilişkin verdiği ifadeyi hatırlatır; Th. zarfın üzerinde 1000 Euro yazılıysa kaybolmuş olan 1000 Euro’luk tutar söz konusudur, demiştir. Th. Limburg’da muhtemelen trende küçük çantasını kaybetmiştir. Her zaman yanında içinde 1000 Euronun bulunduğu küçük bir çantası olmuştur ki bugün de öyledir; işte bu çantayı kaybetmiştir. Götzl, Th.’nin soruşturma tutunağında, “şu Nazi melesesi” gündeme geldiğinde Mü. ve silahla ilgili konunun ucunun kendisine de dokunacağını düşünmüş ve hapse girmesi gibi bir durum için yanında nakit para bulundurmak istemiştir. Th.: “Şu an buna ilişkin söyleyecek bir şeyim yok. Bu cümle şu an benim için…” Şimdi bu konuda ne söylemesi gerektiğini bilmemektedir. Götzl: “O zamanlar bu ifade de bulunmuş muydunuz?” Th. belki başka bir şekilde ifade etmiştim; bunu açıklayamam. Gerçek şudur ki, Jena’dayken bir yığın sorunu olmuştur, bir çok suçlamayla karşılaşmış ve beraat etmiştir; bir şey olur da ihtiyaç duyarsam diye yanında hep nakit para bulundurmuştur.

Götzl, Th.’nın tutuklanma hali için mi para çektiğini bilmek ister. Th., olabilir, der, sonuçta böyle bir şey birkaç kez başına geldiği için bu ihtimali hesaba katmıştır. “İşte gördüğünüz gibi şu an karşınızda oturuyorum.” Götzl tekrar eder: “Mü. ve silahla ilgili konunun ucunun bana da dokunacağı malumdu.” Th. böyle söylemediğini, bu anlatımın ona ait olmadığını belirtir. Bu cümleyi bu şekilde kurup oraya yazan kişi başka biri olmalıdır. Götzl, sorgulamada Th.’nın kendisine yöneltilen NSU soruşturması bağlamında hapse gireceğine dair neden kaygıları olduğu ve yine neden bu kaygıların Mü. ve silahla ilişkilendirildiği sorularına Böhnhardt’la olan eski tanışıklığının ortaya çıkacağı ve Müller ile olan dostluğunun duyulacağı ki Mü.’nün zaten bir kez Almanya’daki bir silah meselesi yüzünden tutuklandığı yanıtını verdiğini hatırlatır. Th.: “Olabilir?” Götzl: “Ne olabilir?” Th. bu meseleleri birbiriyle ilişkilendirmiş ve ihtimal dahilinde değerlendirmiş olabileceğini söyler. Nihayetinde silah bağlamında kapısı kırılan odur. Bu ifadeyi dairesinin arandığı ve pek çok şey okuduğu dönemde vermiştir. Sorulması üzerine Th., “evet”, der, Bay Müller silah meselesiyle ilişkilendirilmiştir. Götzl, burada söz konusu olan hapishaneye girmeye ilişkin kaygı der. Th., şu an burada oturmasının nedeninin de aynı şey olduğunu söyler. Bu nedenle de bunun çok saçma sapan bir düşünce olmadığını görmektedir.

Götzl, Mü.’nün Almanya’da tutuklanmasına sebep olan silah meselesini sorar. Th. buna ilişkin net bir şey söylemeyeceğini belirtir; Mü.’nün bir keresinde Almanya’da tutuklandığını zannettiğini söyler. Götzl: “Size sorduğumda bunu bana neden söylemediniz?” Th. sürekli her şeyi düşünemeyeceğini, pek çok bilgi tarafından kuşatılmış olduğunu söyler. Götzl, sorgulamada Th.’ye hapishane için nakit para temin etmenin herhangi bir açıklama ifade etmediği uyarısı yapıldığını, bunun üzerine Th.’nin silahların hepsinin Müller’in olmasından dolayı kaygılandığını söylediğini yüksek sesle okur. Th: “Olması gerekir.” Th., böyle söylemediğini belirtir. Götzl, Th.’nin silahların Müller’in olması ifadesiyle neyi kastettiğini sorar. Th. İsviçre bağlantısından, yani silahı almış olması gereken Anton’dan hareketle onun dairesinde arama yapıldığını söyler. Götzl, Th.’dan şimdiye değin bu „Anton“ hakkında bir şey duymadığını söyler. Th. az önce değindim ya, diye karşılık verir. Mü. hiç „Anton“ dan söz etmiş midir sorusuna Th. hayır yanıtını verir; arama kararında bu bilgiye yer verilmiştir. Mü. ile bu konu hakkında konuşmuş olabilir; fakat şu an buna ilişkin de bir şey söyleyemez. Götzl tekrar eder: “Fakat silahların hepsinin Müller’in olmasından dolayı kaygılandım. Th. sanırım böyle bir şey söylemedim, der. Götzl tutanaktan alıntı yapar: tanık, tutanağı baştan sona okuduktan sonra böyle söylemediğini belirtmiş ve sorgulama memurlarının üçü de o bölümü tutanaktan çıkarmayacaklarını söylemişlerdir. Th: “İşte tam olarak böyleydi; bu cümle haksız yere bana yüklenildi.”

Sorgulamanın nasıl cereyan ettiği ve orada bağrılıp çağrıldığı da yazılı değildir. Th. bir soru üzerine orada esip gürlediklerini, birinin ayağa kalkıp bağırıp çağırdığını ve masaya vurduğunu söyler. Götzl: “Hangi bağlamda?” Sorgulama bağlamında der Th. ve öyle bir cümle kurmadığını belirtir. Götzl hangi konu açıldığında ayağa kalkılıp esip gürlendiğini sorar. Th. artık bunu söylemeyeceğini, sorgulama esnasında genel bir tavır olduğunu belirtir. Götzl, Th. bağrılıp çağrıldığını bilmekte, fakat bunu yapak kişiyi hatırlamamaktadır, der. Th. bir ara savcının yerinden zıpladığını ve “ekstrem derece bağırdığını” ve kendisini tehdit altında hissettiğini söyler. Th. bir soru üzerine savcının şu an burada yanında oturduğunu söyler. (Söz konusu kişi OSta Weingarten’dır.) Bu olayın hangi konularda yaşandığını şu an söyleyemeyecektir.

Götzl, Th.’ye sorgulama esnasında Kasım 2011 yılında karavan hakkındaki bilgileri duyduğunda direkt Böhnhardt’ı düşündüğünün kendisine hatırlatıldığını ve Böhnhardt, Mü. ve kendisi arasındaki bağlantı ile neden tutuklanacağına dair korku duymasının açıklığa kavuşmadığını belirtir. Bunun üzerine Th.’ya silah ve işlenen suçlar arasında bir bağlantı olduğunu sezmiş midir, diye sorulduğu ve Th.’nın “benim düşüncem bu yöndeydi” diye yanıt verdiğini söyler Götzl. Th., “son cümleyi istediğiniz şekilde yorumlayabilirsiniz.” yanıtını verir. Götzl: “Bu meselenin tamamına ilişkin bir çözümlemede bulunacağız.” Th. orada sadece bir noktayı kastettiğini zannettiğini, fakat hangisinin olduğunu artık bilemediğini, örneğin Böhnhardt’ın olabileceğini söyler. Ayrıca bunu imzalamış olduğunu da düşünmemektedir. Götzl, neden olmasın, diye sorar. Th., çünkü kendisinin böyle bir şey söylememiş olduğunu belirtir: “Bu iddiayı, sorgulama metninden çıkarılıp ele alınan bu iki üç cümleyi” kabul etmemektedir. Götzl, doğru olanla olmayan arasında net bir ayrıma gitmeye çalıştığını söyler. Th. daha önce söylediklerinin birebir tekrar edemeyeceğini söyler. Götzl, sorduğu sorulara Th.’nın verdiği yanıtlar doğru mudur yoksa düzeltmeye ihtiyaç var mıdır, diye sorar. Th.: “O zaman cümleleri tek tek ele almamız gerekir.” Götzl, o zaman cümleler tek tek ele alınacaktır, der. Th.’nın az önce ona söylediği şeylerin gerçek dışı olup olmadığı onu ilgilendirmektedir. Öncelikle der Th., bu sorgulama yapılalı çok zaman oldu. Götzl’ün şimdiki sorgulamanın söz konusu olduğunu söylemesinin ardından Th. kısa bir es verir ve: “Burada saatlerdir konuşuyoruz.” Sadece orada yazılı olan cümlelerin onun hoşuna gitmediğini ve kendisinin böyle şeyler demediği saptamasında bulunduğunu söyler. Götzl duruşmaya saat 15:41’e değin ara verir.

Sonra Götzl bir kez daha sorgulamanın 1000 Euro içeren zarf ile ilgili kısmını hatırlatır; Th. hapishane için nakit para bulundurmak istemiştir; çünkü bu “Nazi meselesi” dolayısıyla kapısının kırılacağını ve hapse gireceğini hesaba katmıştır. Th. o zaman nasıl cümleler kurduğunu şu an bilmediğini fakat her hâlükârda böyle demediğini ve söylemek istediği şeyin başka bir şey olduğunu söyler. Bir soru üzerine Th. öyle der: “Silahların İsviçre’den geliyor olmalı ve ben Jena’da oturuyorum, İsviçre’den birini tanıyorum ve kendimi yine bir soruşturmanın içinde buluyorum.” Tekrar sorulması üzerine yanında her zaman nakit para bulundurduğunu söyler; belki de bunu biraz abartmıştır, bilmiyordur. Götzl tekrar sorgulamaya ilişkin hatırlatmada bulunduktan sonra Th. artık şu an hiçbir şekilde hatırlamadığı yanıtını verir: “Saat üçte uyandım, çok asap bozucu olduğunu söylemek zorundayım.” Götzl: “Sorularım asabınızı mı bozuyor?” Th. bunu demek istemediğini, Götzl’ü kastetmediğini söyler. Götzl: “Evet ama kulağa böyle geliyor.” Avukat Boysen, Th.’ya çok yüklenildiğini söyler. Th: “Yıllardır bana çok yükleniliyor.” Götzl bir kez daha Th.’nın silahların hepsinin Mü.’nün olmasından hareketle kaygı duyduğuna dair ifadesini hatırlatır. Th., bu cümleyi böyle söylemediğimi zannediyorum, der. Götzl: “Zannediyorum ne demek?” Th.: “Ben böyle bir şey söylemedim.” Götzl, Th.’nin bir kez böyle bir tahminde bulunduğunu sonra ise böyle bir şey söylemediğini dediğini belirtir. Silahların hepsinin Mü.’nün olduğunu kesinlikle söylememiştir: “Silahların kime ait olduğunu nereden bileyim?” Bu cümleyi bu şekilde kuran başkasıdır. Th.’nın sorgulamada bir önceki cümleyi söylemediği açıklamasının ve tutanağı tutanların hepsinin onu bu şekilde anlamış olduğunun hatırlatılması üzerine Th., muhtemelen böyleydi, der. İtiraz ettiği başka durumlar olmuş mudur, artık bilmiyordur.

Götzl, Th.’nın sorgulamada Ceska tipi silahın Mü.’nün aracı kişileri yardımıyla Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe’ye ulaştığından haberi olmadığını söylediğini hatırlatır. Götzl, bunun üzerine Th.’nın Mü.’nün iki sene önce bir tanıdığının evinin arandığından söz ettiğini, Mü.’nün o zamanlar bizzat kendisinin suç işlenen silahla ilişkilendirildiğine değinmediği; Kasım 2011 yılında karavan ve silahlar hakkında haber yapıldığında hemen Böhnhardt’ı düşündüğü ve bunun daha sonra doğru olduğunun ortaya çıktığını hatırlatır. Th. buna benzer bir şey olması gerekir, der; artık net bir şekilde söyleyemeyecektir. Ardından Götzl, Th.’nin silahlardan birinin Mü.’nün silahı olduğunu biliyor muydu ya da sezmiş miydi sorusuna verdiği yanıtı hatırlatır: “Benim düşüncelerim bu yöndeydi.” Th. düşüncelerinin mütemadiyen bu yönde olduğuna dair bir şey söyleyemeyeceğini belirtir. Götzl, belki de Th.’nin bu meseleyle ilgisi olduğu için ona bu hatırlatmanın yapıldığını söyler; Th. hayır yanıtını verir, bu meseleyle bir ilgisi yoktur.

Sonra Götzl, Th.’nın Mü. ile bir silah meselesi yüzünden Almanya’da tutuklanması hakkında konuşup konuşmadığını sorar. Th. bilmediğini belki bir yerlerde okuduğunu, çünkü onun kız arkadaşının böyle bir ifade verdiğini söyler. Th.’nin kendisinin silahı olmuş mudur sorusuna Th., silahlar de nedir şimdi, diye yanıt verir. Götzl, Th.’nin silah sözcüğünden ne anladığını sorar. Th. susar ve Götzl, Th.’nın hiç tabancası ya da tüfeği olmuş mudur, diye sorar. Th: “Eğer böyle sorarsanız, hayır.” Onda bir şeyler bulunmuş ve bulananlardan biri kalem silah olarak adlandırılmıştır; aslında bu sinyal işareti veren bir alettir ve bunu büyük bir liman bölgesi olan La Rochelle’de tekne, yat malzemeleri satan bir dükkandan almıştır. Götzl, Th.’nin sorgulamada kalem silahı nereden edindiği sorusuna bilmiyorum yanıtını verdiğini yüksek sesle okur. Götzl Th.’nin ifadesinde neden La Rochelle’den söz etmediğini sorar. Th. düşündüğünü, şu an hangi kısmı konuştuklarını bilmediğini söyler. Götzl, pek çok kısım mı vardı, diye sorar. Th. susar. Götzl üsteler ve Th. yapılan aramalarda arabasında işaret fişeği tabancası bulunduğunu söyler. Götzl, Th.’ye bundan dolayı hüküm giymiş midir, diye sorar; Th. tabii ki, der. Başka hangi gereçler söz konusuydu sorusuna Th. birkaç yıl önce yine bir suçlamanın söz konusu olduğunu ve yine hüküm giydiğini zannettiğini söyler; fakat artık tam olarak hatırlayamıyordur. Buna benzer bir gereç söz konusudur. Götzl, kalem silah tanımı doğru bir tanım mıdır, diye sorar. Th. sanırım der, yine işaret fişeği tabancası söz konusuydu. Bir soru üzerine bu gereci taşımaktan dolayı iki kez hüküm giydiğini söyler; ikinci gerecin nereden edinildiğini söyleyemeyecektir.

Götzl, Mü.’nün kalem silahı onda mıdır, sorusuna Th.’nin bilmiyorum yanıtı vermiş olduğunu yüksek sesle okur. Th. tekrar susar ve sorulması üzerine Mü.’nün de böyle bir şeyi olup olmadığına dair bir fikri olmadığını söyler. Götzl, 2004 yılında Th.’nin arabasında bir kalem silaha el konulduğunun soruşturmada belirtildiğini hatırlatır. Th. böyle sorulmuş olabilir, der. Götzl, Th.’nin sorgulamada şu sorunun gerçekte başka türlü sorulduğunu açıkladığını yüksek sesle okur: “2004 senesinde sizde bulunan bir kalem silaha el konulmuştur.” Th. o zamanlar nasıl olduğunu artık bilmediğini söyler. Götzl aradaki fark şu der; “arabanızda” ve “yanınızda.” Th. susar ve Götzl, Th.’nin yanıtı olarak olabilir, artık bilmiyordur notunun düşüldüğünü söyler. Götzl, Th.’nin onda bu türden bir kalem silaha el konulmuş mudur, sorusuna bunun mümkün olduğunu, bu nedenle hüküm giydiği yanıtını verdiğini hatırlatır. Th: “O zamanlar olayların nasıl cereyan ettiğini artık bilmiyorum.” Götzl, bu ifadede “olabilir” den “mümkün” e ve “bu nedenle hüküm giydiğine” geçildiğini söyler. Th. bu nedenle hüküm giymiş olduğunu söyler. Götzl: “Peki neden en başında “olabilir” kullanılmakta? Neden tutanakta böyle bir davranış biçimine yer verilmekte” Th: “Artık hatırlayamıyorum.”

Bir soru üzerine Th. Andreas Sch. isminin arama kararında geçtiğini zannettiğini söyler. “Kimdir ki bu kişi? Madley dükkânından olan kişi midir?” Th. Frank Li.’yi tanıdığını, fakat onunla nerede tanıştığını artık söyleyemeyeceğini, bir keresinde onunla birlikte tatil yaptığını ve onun Wagnergasse’deki Madley dükkânının sahibi olduğunu söyler. Götzl, bir kez daha 26.04.12 tarihindeki sorgulamanın söz konusu olduğunu, Mü.’nün silahlarla bir ilgisi olup olmadığı sorusuna Th.’nin İsviçre’de herkesin bir silahı olduğu ve Mü.’nün ona bir keresinde bir tüfek gösterdiği, belki ikinci bir tüfeğinin de olabileceğini yanıtını verdiğini söyler. Fakat der Götzl, Th. bugün Mü.’de hiç silah görmediğini söylemektedir. Th., Mü.’nün kendisine bir tüfek gösterdiğine dair bir şey hatırlayamadığını söyler. Götzl, sorgulamanın 26.04.2012 tarihinde yapıldığını ve Th.’nin herhangi bir şey hatırlayıp hatırlayamadığını sorar. Th: “Hayır.” Götzl, Th.’nin sorgulamada Böhnhardt’ı sonraları paraşütçü çizmeleri içinde görmüş olduğunu söylediğini fakat bugün Böhnhardt’ın paraşütçü çizmeleri olmadığını söylediğini belirtir. Th. okul yıllarında Böhnhardt’ın paraşütçü çizmeleri olmamıştır, der; onu garajın orada arabasını yıkarken gördüğünde çizmeleri giymiş olabileceğini söyler. Götzl, Th.’nin sorguya çekilmesine son verir ve tanığın tekrar gelmesi gerektiğini söyler.

Müdahil avukat Stolle, müdahil avukatların Jana J.’nin ifadesine (93. ve 107. duruşma günlerine bakınız.) ilişkin imzaladığı açıklamayı yüksek sesle okur: Sorgulama davalıların dahil olduğu bu camianın ideolojisine ve düşünce dünyasına ilişkin ciddi şekilde bilgi edinmemizi sağlamıştır. J. “Nazi camiasından” söz etmiştir ve André Kapke’yi Nazi olarak tanımlamıştır. J. ifadesinde tarihsel bağlamdaki Nasyonal Sosyalistlerin (NS) yüceltildiğini söylemiştir. Camia varolan sisteme düşmandır; Yahudi alehytarıdır ve zaten yabancılara karşıdır. Amaç bir NS sistemi kurmaktır. Camia kendisini tarihsel bağlamdaki Nasyonal Sosyalistlerin geleneksel yapısı içinde görmüştür. Ayrıca inaçlarının gençlere özgü bir tavırdan ziyade ideolojik anlamda sağlamlaşmış bir yapı halini aldığı kesinlik kazanmıştır. Jena’daki camianın düşünsel ve ideojik temelleri, özellikle Wohlleben’inki, doğum günü gazetesiyle bir manifesto halini almıştır. İfade, Wohlleben’in gazeteye olan mühim katkılarını kanıtlamaktadır. Ayrıca J.’nin bugün hâlâ tanık Kapke’ye ve sanık Wohlleben’e hissettiği derin bağlılığı iyice belirgin bir hal almıştır. J.’nin hiciv metninin oluşturulmasına dair hiçbir şey hatırlamıyor olmasının inandırıcılığı yoktur. J.’nin ancak sorulması üzerine Wohlleben ile 2007 yılına değin diyaloğu olduğunu hatırlmış olması da dikkat çekicidir. J. hem Kapke’yi hem de Wohlleben’i olumlu karakterler gibi göstermeye çalışmıştır. J. kayıplara karışanlara yardım ettiğine dair ihtarları tümüyle reddetmiştir. J. kendi ifadesine göre camiadan uzaklaştığı dönemde bile VS‚ye bilgi vermeye hayır değildi.

Müdahil avukat Hoffmann, Mandy St.’nin ifadesine ilişkin bir açıklama yapar (son olarak 105. duruşma günü) : Sorgulama, St.’nin 1998 yılında ve sonraki yıllarda Chemnitz ve Nürnberg’deki yapılanmalarında sağlam bir yeri olduğunu göstermiştir. B&H Chemnitz ile birebir özdeş olan “ 88ern“den biridir St. ve Starke ile diyaloğu olmuştur. Tanık önce inkâr etse de 2001 yılında Starke’yi aradığını itiraf etmiştir. St.’nin Neonazi yapılanmalarına olan güçlü bağı, onun Matthias Fischer, Frank Aksiyon Cephesi, Christian Wi., Thomas Gerlach ve Richard Lorenz olan bağlantılarını göstermektedir. St. ayrıca Eminger’ler ile özellikle de André Eminger ile yakın bir diyaloğu olmuştur. St., „White Power“ ideolojisine bağlı olduğunu, bir tartışma süreci dahilinde kendisinin Lorenz ile birlikte yazdığı „Landser“ adlı yazıda, ulusun “kanı ari” olan kişilerden oluşması gerektiğini söylediği cümle ile açıkça ifade etmiştir. „Landser“ adlı yazı, St.’nin Lorenz ile birlikte camiayı birleşmeye çağırdığını ve bunu sadece yerel alanda değil ülke genelinde bastıklarını da göstermektedir. Kaçanlara destek sağlayanların çoğu „88er“ çevresindendir. St. daire aramalarına yardım ederek, AOK sağlık sigortası kartını onların hizmetine sunarak ve kimlik belgelerinin alınmasını sağlayarak Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe’yi sadece şahsi olarak değil aksine bir Neonazi örgütlenmesinin parçası olarak desteklemiştir.
Tanığın, onun naif bir kimlik olduğuna inanılmasını umut ettiği açıktır. Fakat kendine güveni dolayısıyla kendi pozisyonunu savunmuş olduğunu belirtmesi bu çizmeye çalıştığı tabloya uygun değildir. Bu. elinde silah onu tehdit ettiğinde St. gururla onu kapı dışarı ettiğini anlatmıştır. Poliste yapılan sorgulamada ifade vermeyi reddetmiştir, mahkemede ise her soruya hayır yanıtını vermiştir. Bu.’dan ayrıldıktan sonra üçlü ile diyaloğunun olmadığını iddia etmesinin ise bir inandırıcılığı yoktur. Sorgulama, NSU‚yu destekleyenler çevresinde kadınların aktif ve eşit bir rol üstlendiğini açıkça göstermiştir.

Wohlleben’in savunma avukatı Klemke, KHM Er.’in ifadesine ilişkin bir açıklama yapar: (106. Duruşma günü) İfadeler “boru tipi bombalarda” nihayetinde sadece sahte bombaların mevzu bahis olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Hiçbir durumda bir kez olsun işler durumda olan bir ateşleme tartibatına rastlanmamıştır. Bilir kişi, kara barutun TNT’nin ateşlenmesi için yeterli olmadığını izah etmiştir. Bunu güçlendirecek „Booster“ denen bir şey ihtiyaç vardır. Er. bunu yapanların amaçlarının ne olduğunu anlamanın kendisi için güç olduğunu belirtmiştir. Böhnhardt’ın bir silah delisi olduğu ve işleyen bir bombanın nasıl imal edileceğine dahil bilgi edindiği düşüncesinden yola çıkılabilir tabii. Yüksek bir tehdit potansiyeli arz etmesi gereken sahte bombalar imal edilmiştir. Böylece gerçek bir bomba yapabileceklerini göstermişlerdir. Bu objelere tehdit potansiyeli taşımaları dışında bir anlam yüklenemez. İşlerliği olmayan sahte bombalardır bunlar; yani “sahte patlayıcılar.”

Duruşma günü saat 16:37’de sonlanır.