125. Duruşma Tutanağı – Duruşma Tarihi: 9 Temmuz 2014

0

Bugünkü duruşmada önce Matthias ’in sorgulanması gerekiyordu; ancak Dienelt hali hazırda ona karşı bir soruşturma yürütüldüğü için ifade vermeyi reddetti. Bu nedenle de Dienelt’i daha önce sorgulamış olan memur, sorgulama hakkında bilgi verdi; Dienelt, Zwickau’da kayıplara karışan üçlü için iki kira sözleşmesi yaptığını itiraf etmiş, geri kalan diğer şeylerle ise hiçbir ilgisinin olmadığını iddia etmiştir. En sonunda da Uwe Böhnhardt’ın erkek kardeşi, ailesiyle olan ilişkileri ve kardeşi hakkında neler bildiği konusunda sorgulandı.

Tanıklar:

  • Matthias Dienelt (Üçlünün olası destekçisi, daire kiralamaları)
  • Volker Fl. (KHM, PD Zwickau, Matthias Dienelt’in 06.11.2011 tarihinde sorgulanması)
  • J. Böhnhardt (Uwe Böhnhardt’ın sorgulanması)

Sanıklar saat 09:43’te salona girer. salondan hemen çıkar. Duruşmanın başlaması gecikir. Biraz sonra seyirci salonuna, Zschäpe’nin başının ağrıdığı, fakat mahkeme başkanının duruşmanın az sonra başlayacağı konusunda iyimser olduğu açıklaması yapılır. Bu esnada eyalet mahkemesi doktoru salonun giriş bölümünde koşuşturmaktadır. Saat 10:21’de Zschäpe tekrar salona gelir. Hemen ardından senatör de salona gelir ve Götzl oturumun devam edeceğini duyurur.

İlk tanık 38 yaşındaki Matthias Dienelt‚tir; işsiz olduğunu beyan eder. Götzl, Dienelt’in adresini sorduğunda tanık adresini vermek istemediğini, çünkü vermesi durumunda tekrar gazetede yayınlanacağını söyler. Götzl adresi söyler. Götzl, BAW‚ye (Federal savcı) Dienelt hakkında bir soruşturma yürütülüyor mudur, diye sorar; federal savcı evet yanıtını verir. Ardından Götzl tanığı StPO’nun (Ceza Muhakemesi Kanunu) § 55 maddesi gereği hakları konusunda bilgilendirir. Götzl, Dienelt’e kapsamlı bir susma hakkı bulunduğu görüşünde olduğunu bildirir. Dienelt: „Öyleyse bu haktan yararlanıyorum.“ Böylece sorgulama sonlanır.

Ardından tanık Fl. ile devam edilir; Fl. PD Zwickau’da kriminal polis memuru olarak çalışmaktadır. Götzl, Matthias Dienelt’in 06.11.2011 tarihindeki sorgulamasının mevzu bahis olduğunu söyler. Fl., günlerden pazar olduğunu ve sorgulamayı yapmakla görevlendirildiğini söyler. Bunun arka planını Dienelt’in avukatının bir gün öncesi PD’ye gitmesi ve müvekkilinin ona verdiği görev doğrultusunda neler olduğu hakkında bilgi almış olması oluşturmaktadır. Telefon görüşmesini Fl.’nin bizzat kendisi yapmamıştır. Memur, Baumgart’a müvekkilinin acilen sorgulanması gerektiğini söylemiştir. Bunun üzerine pazar günü saat 14’de görüşülmesi kararlaştırılmıştır. Avukat Dienelt ile birlikte gelmiştir. Haklarının bildirilmesinin ardından Dienelt’in önce kendiliğinden bir şeyler anlatmasına izin vermiştir. Fl., bu konuda nispeten bilgi sahibi olmaksızın sorgulamaya gittiğini ifade etmek zorundadır. İki gün önce ise Frühlingsstraße’de patlama olmuştur. Nihayetinde onun bilgisi o güne değin banka soygunlarına ilişkin duyduğu şüpheden ibarettir; hadisenin boyutunun tamamından haberi yoktur.

Dienelt 2003 yılında Neumarkt’taki [sesçil yazım] bir nakliyat firmasında kamyon şoförü olarak çalıştığını anlatmıştır. Gece sürüşleri yapmış, Johannstadt’ta [= Johanngeorgenstadt] oturmuştur ve Zwickau’da geceleyebileceği oradan işe gidebileceği bir oda aramıştır. André Eminger adlı bir arkadaşı aracılığıyla „Max-Florian Bu.“ ile diyaloğa geçmiştir. Bu kişi onun için bir daire aramıştır; fakat Schufa’daki kayıtlar gereği kira sözleşmesi imzalama yetkisi olmamıştır. Dienelt’in daireyi kiralaması ve „Bu.“nun kirayı ödemesi konusunda anlaşmışlardır; Dienelt’in bir odası olacaktır ve ödemesini „Bu.“ya yapacaktır. Ayrıca Dienelt, „Lise“ ve „Gerri“ adında diğer kişilerin de geldiğini belirtmiştir. Bir süre sonra „Bu.“ daireden hoşnut kalmamıştır. Dienelt’e başka bir dairenin de kira sözleşmesini imzalar mı diye sormuşlardır. O güne değin kiranın ödenmesinde hiçbir sorun yaşanmadığı için Dienelt bunu kabul etmiştir. Bu. Frühlingsstraße’de bir daire bulmuştur. Dienelt kira sözleşmelerini hiçbir şekilde görmediğini, sadece „Bu.“nun alt kiracı sözleşmelerini aldığını ve imzaladığını anlatmıştır.

Dienelt’in üçü ile olan ilişkisi sorulduğunda Dienelt, odayı yalnızca yatmak için kullandığını söylemiştir. Üçü ile diyaloğu sadece birkaç sözcükten ve birlikte kahve içmekten ibarettir; boş zamanlarını onlarla geçirmemiştir. Hiç herhangi bir araç, otomobil ya da karavan görmüş müdür diye sorulduğunda Dienelt, hayır yanıtını vermiştir; onların aracı olup olmadığını, üstelik ehliyetleri var mıydı, onu bile bilmediğini söylemiştir. Fl. daha sonra Dienelt’in söz konusu kişileri tasvir ettiğini söyler; ardından da Fl. büronun onun kullanımına sunduğu resimleri göstermiştir. Eğer doğru hatırlıyorsa ilk sayfada Zschäpe, Mundlos ve Böhnhardt vardır. Dienelt, Zschäpe’yi bildiği ismiyle „Lise“ olarak tanımıştır; Lise hem Polenzstraße’de hem de Frühlingsstraße’de oturmuştur; Mundlos ve Böhnhardt konusunda ise tam olarak emin değildir. Resimlerin eski resimler olduğu açıklaması üzerine Dienelt, söz konusu kişilerin „Böhnhardt“ [muhtemelen „Bu.“yu kastediyordur]ve „Gerri“ olarak tanıdığı kişiler olabileceğini beyan etmiştir.

Fl., Dienelt hakkındaki izleminine dair Dienelt’in yanında avukatıyla gelmiş olmasının onun için tuhaf bir durum olduğunu söyler. Tabii bu onun hakkıdır, der Fl., ancak mesleki deneyimi gereği bunun alışılmadık bir şey olduğunu söyler. Dienelt baskı altında değil oldukça serbest bir biçimde konuşmuştur ve genelde avukatına danışmamıştır; konuya nesnel yaklaşmıştır. Fl., Dienelt’i bir parça naif bulmuştur. Sanki Dienelt bu işler için kullanılmış gibidir ve muhtemelen bu işlerin arkasında neler döndüğünden haberi yoktur. Fl., bunun kendi izlenimi olduğunu söyler ve gerçekten böyle olup olmadığına dair bir şey iddia etmek istememektedir. Götzl, Fl.’nin bu sonuca varmasına neden olan koşulları sorar. Dienelt’in kendini ifade etme biçimi, olayları betimleyişi ona bunu düşündürtmüştür. Fl., Dienelt’in ona „yalan dolan anlattığı“ ya da anlattığı şeyler dışında başka şeyler olabileceği izlenimine kapılmamıştır. Ayrıca Dienelt izlerin karşılaştırılması için parmak izini ve DNA’sını vermeye hazırdır. Dienelt üçlüyü son olarak patlamadan birkaç hafta önce Frühlingsstraße’deki daireye görmeye gitmiştir. Gitmesenin nedeni de ek giderlerin tutarının Dienelt’in hesap numarasına yatırılmış olmasıdır. Dienelt bu parayı üçlüye getirmiş ve „Bu.“‚ya vermiştir, sonra da bir kahve içip gitmiştir. Cep telefonu numaraları sorulduğunda Dienelt olumsuz yanıt vermiştir, o aramamış, onlar tarafından aranılmıştır. Dienelt onların cep telefonlarının ya da telefonlarının olmadığı izlenimini edinmiştir. Bir telefon kulübesinden aranıldığını düşünmektedir. Fl., şu an ismen söyleyemeyeceği başka kişilerin de Dienelt’e gösterildiğini, fakat onun bu kişilerden kimseyi tanımadığını söyler. Mahkemenin otopsi kayıtlarından dövme resimleri ve Mundlos’un bir resmi gösterilir. Dienelt, Mundlos’u tanıyamamıştır; fakat dövme resimlerinin şüphesiz „Gerri“ isimli kişiye ait olacağını belirtmiştir.

Götzl tutanaktan bir hatırlatmada bulunur; Dienelt ölülerden birinin resmine dair hiçbir şey söyleyememiş ve kimseyi tanıyamamıştır. Fl. bu hatırlatmayı doğrular. Götzl, Dienelt’in „Lise“yi tanıdığını hatırlatır ve orada başka bir isimden daha söz edilmiş midir, diye sorar. Fl. hayır, der; Dienelt sorgulama esnasında Zschäpe’yi sadece „Lise“ ismiyle tanıdığını söyler. Hatırlatma: 2 numaralı kişinin „Gerri“ olup olmadığına ilişkin Dienelt tam olarak bir şey söyleyemeyeceğini, en fazla yüzde elli diyebileceğini belirtir; resimlerin eski resimler olduğu söyleniyorsa, „Gerri“nin saçlarının daha az olduğunu söyler; Dienelt, o kişinin kulakları kepçe miydi, bilmiyordur; 3 numaralı resimdeki kişi ise yüzde seksen ya da doksan „Bu.“dur. Fl.: „Evet.“ Götzl üzerinde sekiz kişinin resmi olan üç sayfanın gösterildiği hatırlatmasında bulunur. Dienelt resimlerdeki kişilerden hiçbirini tanıyamamıştır. Götzl dövmeye ilişkin şu hatırlatmada bulunur: „Gerri“, Dienelt’e bir keresinde dövmesini göstermiştir; ya sağ kolunun üst kısmında ya da sol kolunun üst kısmındadır; çelik miğferli bir kuru kafadır bu, etrafında defne yaprağı vardır. Fl. bunu doğrular; Dienelt’e resimlerden önce bunu sormuştur. Hatırlatma: Dienelt’in hâlâ bildiği tek şey sadece „Gerri“nin disk kayması sorunları olduğu ve bu nedenlede sırt egzersizleri yapması gerektiğidir. Fl. bu hatırlatmayı doğrular. Fl., Dienelt’ten kişileri tarif etmesini istediğini doğrular; ancak tutanağa bakması gerekir. Hatırlatma: Max’ın yaşı tahminen 30’ların ortasıdır; Dienelt’ten biraz daha uzundur; Dienelt 180 cm boyundadır, Max zayıf biridir, saçları kısadır ve yanlardan dökülmüştür, kaşları çalı gibidir. Gerri aşağı yukarı Max’la aynı boylardadır, yüksek bir alnı vardır ve saçları Max gibi koyu renktir; onun da saçları kısadır; Max bilgisayarla pek çok şey yapmıştır; bir egzersiz sehpası vardır; ayrıca barfiks için bir direk de vardır; Fl. bu içeriği doğrular. Bir soru üzerine Fl., Dienelt’ten „Lise“yi tarif etmesini istemiştir; fakat şu an boyunu ve tahmini yaşını Fl., bilmemektedir.

Fl. sorgulamanın işleyişine ilişkin yanında bir tutanak katibinin olduğunu söyler. Dienelt cevap vermiş Fl. de mümkün mertebe dikte ettirmiş ve Dienelt’e uygun olup olmadığını sormuştur. Bu haliyle de tutanağa geçirilmiştir. Ayrıca Dienelt,“Lise“nin samimi bir insan olduğunu ve öyle aşırı bir şekilde makyaj yapmadığını söylemiştir. Hatırlatma: 170 cm boylarında, kadınsı bir beden, şişman değil, fakat balık etli, gözlüğü, küpesi var, siyah saçları hafif dalgalı, aşırı bir makyajı yok, diğer ikisi gibi o da samimi ve açık. Fl. bu hatırlatmayı doğrular. Fl.’nin çocukları sorduğu doğrudur. Bu soruyu sormasının nedeni, Firma K.’nın verdiği ifadede, karavan kiralanırken yanlarında bir çocuğun bulunmuş olmasıdır. (54. Duruşma günü). Dienelt ise ifadesinde herhangi bir çocuk görmediğini, fakat „Lise“nin yatağının altında oyuncaklar olduğunu söylemiştir.

Dairenin bodrum katına inmiş midir, diye sorulduğunda Fl., Dienelt’in hayır yanıtını verdiğini söyler. Hatırlatma: Dün, yani 05.11.2011 tarihinde, Dienelt, onu arayan André Eminger’den binada patlama olduğunu öğrenmiştir; Fl. bunu doğrular, Dienelt bu telefon görüşmesi üzerine gazete almış ve binanın bir resmini görmüştür. Bu durumun kiracı olarak doğuracağı sonuçlardan korkmuş, avukatıyla diyaloğa geçmiştir. Hatırlatma: Baumgart dairelerin sahipleriyle diyaloğa geçmiş ve onlardan olayla polisin ilgilendiğini öğrenmiş; bunun üzerine polisle diyaloğa geçmiş ve polis tarafından acilen Dienelt’in sorgulamasının yapılması ricasında bulunulmuştur; çünkü bu bağlamda iki kişi hayatını kaybetmiştir. Fl. hatırlatmayı doğrular, Dienelt’in alt kiracılara ilişkin sözleşmelerin birer nüshasını getirdiğini sanmaktadır. Götzl, André Eminger’in anlattıklarını sorar. Fl., Dienelt’in „Bu.“ ile diyaloğa Eminger aracılığıyla geçtiğini söylediğini belirtir. Sadece Dienelt’in „Bu.“nun telefon numarasını öğrenmek için Eminger’i aradığı; ancak Eminger’in de elinde bir numara olmadığı bilgisine ulaşıldığı not düşülmüştür. Hatırlatma: Dienelt,“Bu.“ ile 2003 senesinde Eminger’in yanında tanışmıştır; o Eminger’le birlikte Johannstadt’ta büyümüştür; onun tek istediği her gün Johanngeorgenstadt’a gitmemek için yatacağı bir odasının olmasıdır. Fl.: „Evet.“ Teknik işleyişe ilişkin yani kimin hangi insiyatifi üstlendiğine ilişkin soruya Fl., Dienelt, her şeyin „Bu.“ tarafından düzenlendiğini söylemiştir. Dienelt sadece imzalamıştır.

Hatırlatma: „Gerri“ ve „Lise“ o dairede oturmuşlardır, muhtemelen onlar bir çifttir. Fl.: „Evet.“ Götzl, Dienelt’in orada bulunduğu zamanları sorar. Fl., Dienelt’in gündüzleri orada olması gerektiğini söyler; Dienelt sadece gece sürüşlerine çıkmıştır çünkü, en azından ilk çalıştığı nakliye şirketinde böyledir. Daha sonra ise Dienelt, Münih’teki bir nakliye şirketi için çalışmıştır; ardındansa uzak seferlere çıkan başka bir nakliye şirketinde. Dienelt patlamadan önce dokuz ay kadar orada hiç kalmadığını söyler. Götzl onların neden Frühlingsstraße’ye taşındıklarını sorar. Dienelt motamot öyle olmasa da üçlünün o çevreyi beğenmediklerini söylemiştir. Hatırlatma: Orada Hartz-4’ten (devlet yardımı) yararlanan pek çok kiracı olduğu için rahat edememişler ve yeni bir daire bulmuşlardır; bu dairede Frühlingsstraße’deki dairedir. Fl., Dienelt’in bu konuda başka açıklamalar yapmadığını söyler. Ödemeyi Dienelt’in yaptığını söyler Fl., orada ne kadar kaldığına bağlı olarak ödeme yapmıştır ve parayı „Bu.“‚ya vermiştir. Götzl hatırlatmada bulunur: En başından beri „Bu.“ kirayı ödemiştir, böylece Dienelt açısından alt kiracı sözleşmesi gündeme gelmiştir; Dienelt artık ne kadar olduğuna bağlı olarak 50 ila 70 Euro arası ödemiştir; hiçbir zaman ihtar çekilmediği için, „Bu.“nun kirayı düzenli olarak ödediğini düşünmüştür. Fl.: „Evet, tam olarak böyle.“ Frühlingsstraße’deki kira sözleşmesini Dienelt imzalamıştır. Hatırlatma: Ellerinde yeni sözleşme ile Dienelt’e gelmişlerdir, böylece alt kiracı sözleşmesi de hemen hazırlanmıştır. Götzl gelenler kimdi, diye sorar. Fl., Dienelt’in üçünden söz ettiğini sandığını söyler. Götzl, daha önce ama der tutanakta üçlünün yeni bir daire bulduğu, kendilerinin mal sahibi ile oturduğu ve ellerinde sözleşme ile geldikleri yer alıyordu.

Ardından Götzl, Dienelt’in onların istediklerini bir kez daha yaptığını, aksi durumda odasını kaybedeceğini söylediğini hatırlatır. Fl. bu hatırlatmayı doğrular. Götzl, kira sözleşmesinin tarihini hatırlatır: 18.05.2003 [sesçil yazım]. Buna ilişkin Fl., sözleşmenin sadece değiştirildiğini söyler; söz konusu bu tarih ilk sözleşmenin tarihidir. Götzl hatırlatır: Burada bir yanlışlık söz konusudur, başlangıç tarihi 01.03.2008’dir, bu da metinden anlaşılmaktadır. Fl. doğrular. Götzl pasaportu sorar ve Fl., Dienelt ilk kira sözleşmesi imzalandığında pasaportu talep etmiş ve almıştır da. Oradaki resmi „Bu.“nun resmiyle karşılaştırıp karşılatırmadığı sorusuna Dienelt en azından kimi farklılıklar olduğu yanıtını vermiş, bunu da yaş farkına bağlamıştır. Götzl, Dienelt, işletme masraflarına ilişkin bir şeyler söylemiş midir, diye sorar. Fl., buna değindiğini, en son buluşmalarının işletme masrafları yüzünden olduğunu söyler. Eğer çok fazla ödenmişse Dienelt’in hesabına yatırılmıştır; Dienelt de bu parayı „Bu.“ya vermiştir. Götzl: „Ne kadar sıklıkla ?“ Fl.: „Şüphesiz her zaman olduğu gibi senelik.“ Götzl, son olarak 14 gün önce olduğunu hatırlatır. Götzl, üç hafta da olabilir, diye bir ilave yapılmıştır. Dienelt bundan pek emin değildir, evde tekrar bakmayı teklif etmiştir.

Dienelt, sadece 500 Euro çekebildiğini söylemiştir, geri kalan kısmın daha sonra çekilmesi konusunda anlaşmışlardır. Götzl hâlâ 300 Euro’luk bir açığın bulunduğunu hatırlatır ki Fl. bunu doğrular. Fl. bir soru üzerine Dienelt’in buluşmada üçünün de orada bulunduğunu ve nispeten kısa bir süre görüşmüş olduklarını söyler. Hatırlatma: Bir kahve içmişlerdir, Dienelt, Max’a parayı vermiştir; dairede iki kedi vardır, bu kedilere uzun süredir sahiptirler. Bir soru üzerine Fl., Dienelt üçülünün herhangi bir iş yapmadığını düşündüğünü söylediğini belirtir. Dienelt, Max’ın ona babasının Jena’da profesör olduğunu ve para probleminin olmadığını söylediğini belirtir. Götzl buna denk düşen hatırlatmalarda bulunur. Hatırlatma: Daire normal bir şekilde döşenmiştir; yoksul değildir, standart biçimdir. Fl.: „Evet.“ Götzl son ziyaretin dokuz ay kadar önce olduğu, hatta daha fazla olabileceği hatırlatmasında bulunur. Götzl, „Burkhardt“ adına düzenlenmiş pasaportun bir nüshasıyla karşılaştırılmasına ilişkin Dienelt’in, „Burkhardt“ ile tanıştığında bıyığı olmadığını fakat saçlarının seyrekleştiğini söyler. Özel fotoğraflara ilişkin soruya olumsuz yanıt vermiştir. Götzl burada posta kutusundan söz edildiğini söyler. Hatırlatma: Dienelt bilmiyordum, ancak öyle olduğundan yola çıkıyordur. Fl. doğrular. Fl, Dienelt’e kapının üzerindeki isimleri sormuştur; kapının üstünde Dienelt isminin olması üzerine kafa yormuş mudur sorusuna Dienelt bunun aslında onu ilgilendirmediğini söylemiştir. Götzl yüksek sesle okur: Kapıda sadece Dienelt’in adının olduğunun hatırlatılması üzerine Dienelt bununla ilgilenmediğini, „Bu.“nun neden bunu yaptığını bilmediğini, borçları yüzünden ulaşılmak istemediğini bilmediği söyler; tıpkı „Gerri“ ve „Lise“de olduğu gibi bimiyordur.

„Susann Dienelt“e ilişkin soruya böyle birini tanımadığını söylemiştir. Bir soru üzerine Fl., „Lise“nin kendini böyle tanıttığından Dienelt’in haberi olmadığını söyler. „Lise“nin diğer arkadaşlarını sormuştur, sorusuna Fl., evet yanıtını verir. Dienelt, „Lise“nin her koşulda André Emiger ve karısıyla diyaloğu olduğunu söylemiştir; diğer insanlarla olan diyaloğlarına değinmediklerini zannetmektedir. Götzl, Dienelt’in diğer kişilerin onların kira ilişkilerine ilişkin bir şeyler bilip bilmediği sorusuna ne yanıt verdiğini bilmek ister. Fl., Dienelt’in mal sahibinin bu durumdan haberdar olduğu düşüncesinden yola çıktığını söyler. Götzl buna uygun düşen bir hatırlatmada bulunur; Kira sözleşmesi Dienelt’in eline geçmemiştir bile, her şeyi onlar düzenlemiştir. Fl. doğrular. Bir soru üzerine Fl., Dienelt’in kendisine onun adına internet bağlantısı yaptırıp yaptırılamayacağının sorulduğunu söylediğini belirtir. Dienelt tamam olur, demiştir; çünkü kirada herhangi bir sorun yaşanmamıştır. Götzl, kiranın Dienelt’in hesap numarasından çekildiği ve söz konusu tutarın senelik olarak ona ödendiği hatırlatmasında bulunur. Götzl, Dienelt’in kendisine hatırlatılan dövmeyi tarif edildiği biçimiyle teşhis ettiğini ve bunun „Gerri“ye ait olacağını düşündüğünü söyler. Fl. doğrular. Fl., cep telefonlarına ilişkin Dienelt’in daha önce de değindiği gibi herhangi bir telefon numarası bilmediği ve dairede hiç cep telefonu görmediğini söylediğini belirtir. Sonra dosyadaki kimi evraklar incelenir. İlki der Fl., „Bu.“nun pasportunun bir nüshasıdır; bunu dosyaya konmak üzere Dienelt getirmiştir. Diğer iki evrakta Dienelt’in kimliği görülmektedir. Bir sonraki evrakta Zschäpe, Böhnhardt ve Mundlos’un resimleri vardır. Fl. bunlar kesinlikle vesikalık resimlerdi, der.

Müdahil avukat Lunnebach, Fl.’nin sorgulamada pek az bilgiye sahip olduğunu söylediğini belirtir ve Fl.’ye bu vesikalık resimleri kimden edindiğini sorar. Fl. önce kendisine az sayıda bilgi iletildiğine dair bir şey söylemediğini belirtmek zorunda olduğunu, onun ifadesinde kendi açısından 6 Kasım tarihindeki bilgiyi kasettiğini, kendisinden bilgi saklanması gibi bir durumun olmadığını söyler. Lunnebach bunu kasetttmediğini söyler ve sorusunu yineler. Bunu bilmediğini söyler Fl.; o zamanlar iş yerinde oldukça hareketli bir dönem geçirmişlerdir. Sorgulamadan önce Dienelt’in aşırı sağcı alana dahil olduğuna dair bilgileri olup olmadığına dair Fl., bilmiyordum, yanıtını verir. Lunnebach aynı soruyu André Eminger bağlamında sorar. Fl. bu ismi ilk kez sorgulamada duyduğunu, daha önce kendisine bir şey ifade etmediğini söyler. Lunnebach, Fl.’ye onların aralarındaki temas hakkında, örneğinin ikisinin birlikte 2000 senesinde „Weißen Bruderschaft Erzgebirge“ye katıldıklarına dair bilgisi olup olmadığını sorar. Fl.: „Hayır, bilgim yoktu.“

Zschäpe’nin savunma avukatı Stahl, mahkeme başkanının az önce imzalı tutanaklardan hatırlatmalarda bulunduğunu ve Fl.’nin „evet“, „tam olarak“ ve „aynı şekilde“gibi yanıtlar verdiğini söyler. Ve Fl.’ye bununla neyi kastettiğini sorar. Fl. az önce sorgulamanın nasıl geçtiğini tasvir etmeye çalıştığını söyler. Dienelt sorulara yanıt vermiştir ve Fl., yanıtları mümkün mertebe sözcüğü sözcüğüne normal cümlelerle formüle etmiştir ve Dienelt’in de duyabileceği şekilde tutanağa geçirilmek üzere dikte ettirmiştir. Eğer her şeyi sözcüğü sözcüğüne aktaramamışssa, Stahl’ın ona gücenmemesi gerekmektedir. Stahl, Fl. bunun böyle olduğunu hatırlıyor mudur yoksa öyle olduğu düşüncesinden mi hareket ediyordur. Fl. sadece yanlış bir şeyler demek istemediğini söyler. Mahkeme başkanı yanıtı yüksek sesle okuduğunda tekrar somut biçimde hatırlamıştır. Stahl, tanığın dairelerin kiralanışı hakkında açıklama yaptığı süreç 2003 yılından 2011 yılına değindir ki bu da sekiz yıl yapar: „Üçlü ile ya da üçlüden biriyle ne kadar sıklıkla temasa geçtiği hakkında bir şey söylemiş midir?“ Fl.: „Sorgulamada yer alandan başka bir şey söylememiştir.“ Fl., sorgulamadan sonra meselenin ehemmiyetinin farkına vardığında sorgulamayı daha kapsamlı, daha yoğun yürütmesi gerektiğini düşündüğünü söyler. Sorgulama yapıldığı zaman,bilgilerin büyük oranda kullanıldığı, sadece bunların doğrulanması gerektiğini düşünmüştür. Fakat onun için Dienelt’in bir kez daha sorgulanmasına gerek olmamıştır.

Stahl, Dienelt’in entellektüel yeteneklerini sorar; Fl., Dienelt’i oldukça naif bulduğunu söyler. Fl., Dienelt’i entellektüell yetenekleri açısından değerlendirmeye kalkışmak istemediğini, sorgulamanın kısa bir zaman diliminde yapıldığını, naif olmasına ilişkin söylediği şeyin ise Dienelt’in onda bıraktığı nesnel izlenim olduğunu, çünkü sonuçta Dienelt’in kendisine yapılanlara izin verdiğini söyler. Stahl tutanakta üçlünün yeni bir daire bulduğunun yazılı olduğunu söyler ve Dienelt’in kimin ne yaptığına dair daha ayrıntılı bir açıklama yapıp yapmadığını sorar. Fl.: „Hayır.“ Orada yazalı olanlar Dienelt’in formüle edişleridir, der Fl.; Dienelt’in sözcüklerinin tutanağa geçirilmesi için çok titiz davranmış, çok dikkat etmiştir. Stahl, temelde Dienelt’in kirayı her seferinde „Bu.“ ile düzenlediğini söylediğini belirtir. Stahl, acaba Dienelt başka birine yöneldiğine dair bir şey söylemiş midir, diye sorar. Fl.: „Bildiğim kadarıyla hayır.“ Fl., hâlâ Dienelt’in üçüyle de diyaloğu olduğu düşüncesindedir. Stahl, GBA’nın Zschäpe’yi parayı idare etmeden sorumlu olmakla suçladığını söyler ve Fl.’ye bu konuda bilgisi var mıdır, diye sorar. Fl. hayır yanıtını verir. Stahl: „Duymak istediğim buydu. Tamam.“ Zschäpe’nin savunma avukatı Sturm, Dienelt’in orada ne kadar sıklıkla kaldığına dair imalarda bulunup bulunmadığını sorar. Fl., maalesef sayı olarak sormadığını söyler.

Sorgulamadan sonra Stahl açıklamada bulunur: GBA, müvekkilini başka şeylerin yanısıra üç kişinin parasını yönetmiş olmakla da suçlamaktadır. Bu özellikle de çıkılan tatillere dayandırılmaktadır. Bu oldukça tuhaf işleyen bir süreçtir, neredeyse sekiz yıllığına kiralanan mekanların bilgisinin değerlendirilmesinde sadece „Bu.“nun ismi geçerken ve asla Zschäpe’nin ismi geçmemişken bundan sorumlu tutulmuş olmasını anlamamaktadır.

Ardından avukat Lunnebach, BAW‚ın Lunnebach ve avukat Clemm’in (124. Duruşma günü) delillere ilişkin dilekçelerini reddedişine ilişkin görüş bildirir. Ailenin dükkânına patlayıcı maddeyi kimin koyduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiği gibi aynı şekilde H., aşırı sağcı camiadan biri midir ve şuçun işlendiği zaman Köln’de midir gibi soruların da yanıtlanması gerekir. Bu konuya ilişkin adı geçen tanıklar duruşmada açıklama yapabilirlerdi. 2004 yılına ait bütün bedenin çekildiği resim, dosyaya girecek nitelikte değildir. Ne yüzün hatları bellidir ne de bu yardımcının cüssesine ilişkin bir tespit de bulunulabilir. OStAin Greger tarafından dün verilen bilgiye göre kişinin boyunun 174 cm olması da H.’ya ilişkin diğer bilgiler açısından bir ehemmiyet taşımamaktadır, diye değerlendirilmiştir. Her iki devleti koruma kurumunda da Johann H. hakkında dosyalar olduğu barizdir ve bu dosyaların sunulması gerekir. Bölüm şefi Mittler ile Lothar Sch.’nin tanık olarak çağrılmalarına dair dilekçenin reddedilmesine ilişkin açıklamayı Lunnebach yüksek sesle okur:
Tanık Mittler de İran istihbarat birimlerinin bu işte parmağının olabileceği tezinden hareket etmek istediğini belirtmiş ve hem devleti koruma biriminin hem de anayasayı koruma biriminin bombalı saldırı olacağı konusunda yakın zamanda bilgilendirildiklerinin kesin olduğunu bildirmiştir. Bu nedenle davanın ehemmiyeti açısından oradan kimi bilgiler edinilmiştir. Bu konuda Mittler asıl duruşmada hiçbir açıklamada bulunmamıştır. Federal Meclisin araştırma komisyonunda ise Mittler bu konuda ayrıntılı açıklamada bulunmuştur. Adı geçen tanık Sch., kendi biriminin ve aynı zamanda VS kurumlarının davanın üstlenilmesini gerçekleştirmediği ve kimi ipuçlarını değerlendirmediği bilgisinden hareketle bu konuda açıklamalar yapacaktır. Avukat Stahl, her iki dilekçede de davanın meselenin konu edilmediği hakkında düşünülmesi gerektiğini belirtir.

Öğle arasından sonra saat 13:13’te tanık J. Böhnhardt‚ın sorgulanması ile devam edilir. Götzl, burada Böhnhardt’ın erkek kardeşi Uwe ve diğerleri ile olan diyaloğlarının söz konusu olduğunu söyler; Böhnhardt öncelikle kardeşinin yaşamı hakkında bilgi vermelidir; kardeşi nasıl büyümüştür, B. ile ne denli diyalogları olmuştur, davranış biçimi nedir, kişiliği nasıldır gibi sorulara yanıt vermelidir. Böhnhardt: „Nereden başlayayım, onun çocukluğundan mı?“ Götzl, Böhnhardt’ın öyle rahatça anlatmaya başlamasını söyler. Böhnhardt ne demesi gerektiğini bilmediğini söyler : „Küçükken küçüktü işte.“ Uwe büyüdüğünde, kendisi yani J., 18 yaşında evden ayrılmıştır. Uwe onu sık sık ziyaret etmişir, bir süre son „kayıplara karışmıştır“. Aralarındaki yaş farkı sorulduğunda Böhnhardt, Uwe ve onun arasında sekiz yaş fark olduğunu söyler. O evden taşındığında Uwe on, on bir yaşlarındadır. O zamana kadar araları çok iyidir, Uwe „küçük, zeki bir oğlandır“; „erkek kardeşlerin araları nasılsa öyle“ eleştirilecek hiçbir şey olmamıştır. Daha sonraları Uwe okulda kimi sorunlar yaşamıştır, fakat onun Uwe’yle sorunları olmamıştır. O taşınasıya değin Uwe belki örnek öğrenci değildir ama kötü bir öğrenci de değildir. Sonra nasıl devam etti sorusuna Böhnhardt, diyaloglarının sadece kardeş olarak sürdüğünü, Uwe’nin onu sıkça ziyaret ettiğini söyler. Sadece bu camianın içine düştüğünü bildiğini, fakat bunun çok kötü bir şey olduğuna dair bir izlenimi olmadığını söyler. Bir soru üzerine Böhnhardt, Uwe’nin çizmeler ya da başka şeylerle dolaştığının farkına vardığını yani „düşüncesinin başka türlü“ olduğunun farkına vardığını, fakat onun için Uwe’nin her zaman erkek kardeşi olduğu ve Uwe’nin onu hiçbir zaman bu konularda zorlamadığını ya da onu da bu meselenin içine çekmeye çalışmadığını söyler.

Götzl, „düşüncesinin başka türlü“ olması ile neyin kastedildiğini sorar. Böhnhardt: „Sağcı görüşlerinin olması.“ Götzl, bu görüşler nelerdi, diye sorar. Böhnhardt: „Sağcı işte.“ O zamanlar Uwe’nin o yapı içerisinde pek de önemli bir yeri olmadığını düşünmüştür. Böhnhardt, Uwe’nin bir guruba dahil olmak istediğini, fakat o gurubun içinde ne denli yer aldığını bilmediğini söyler. Götzl’ün üstelemesi üzerine Böhnhardt, Uwe’nin okuldan ayrıldığını, sistemle sorunları olduğunu söyler. Uwe sık sık ona gitmiştir; bu da bir süre sonra onu rahatsız etmiştir; çünkü karısı ve çocuğu vardır; sonra da Uwe kendine onlarla birlikte bir şeyler yapabileceği, biçimlenmeleri aşırı sağcı olan bir gurup aramıştır. Götzl söz konusu kişileri sorar. Böhnhardt: „İşte Uwe Mundlos ve .“ Diğerlerini bilmiyordur; Zschäpe, Uwe’nin kız arkadaşıdır, Uwe Mundlos’u sadece iki üç kez görmüştür; fakat onunla birebir diyaloğu olmamıştır. Götzl ne zamandı, diye sorar. Böhnhardt: „Onlar kopup gitmeden önceydi.“ Mundlos’u sadece kardeşi kentteyken Mundlos da onun yanında olduğu için görmüştür. Mundlos onların evine hiç gelmemiştir. Mundlos ile öyle doğru düzgün sohbet etmişliği yoktur; onu tanımıyordur. Kardeşi onun adının da Uwe olduğunu söylemiş, fakat onları doğru düzgün tanıştırmamıştır; olan biteni daha sonra gazeteden ve televizyondan öğrenmiştir. Böhnhardt, Mundlos ismini bildiğini doğrular. Bu kişi aynı zamanda Beate’nin eski erkek arkadaşıdır. Götzl: „Kardeşinizle Uwe Mundlos hakkında konuştunuz mu?“ Böhnhardt konuşmuş olabiliriz, der; fakat artık bilemiyordur. Mundlos hakkında kayda değer bir bilgi edindiğinden söz edilemez. Sadece Mundlos’un Winzerla’dan geldiğini öğrenmiştir, başka bir bilgi edinmemiştir.

Götzl, Zschäpe’yi sorar. Onlar birlikteyken sık sık onları ziyarete gelmişlerdir ki bu da doğal bir şeydir, der Böhnhardt. Zschäpe’nin davranışına ilişkin Böhnhardt, gayet normal, dostane ve samimi olduğunu söyler; „bir erkek kardeşin kız arkadaşı nasılsa işte öyle“. Zschäpe kötücül biri değildir, gayet normal kıyafetler giymiştir. Zschäpe’nin yaşam koşulları hakkında onun Winzerla’da annesinin ya da büyükannesinin yanında oturduğunu ve kendine ait bir odası olduğunu öğrenmiştir. Zschäpe’nin ne iş yaptığını artık bilmiyordur; fakat onun çalışmış olduğunu sanmaktadır. Gayet sıradan şeyler hakkında sohbet etmişlerdir; nasıl olması gerekirse öyledir; ne iş yaptığını ya da eski karısının ne iş yaptığını, güzel bir Noel gecesi geçirdiklerini falan: „Gayet sıradan şeyler.“ Zschäpe ile kardeşinin arası gerçekten çok iyidir. Bir çift birbirine nasıl davranırsa o şekilde birbirlerine davranmışlardır; kardeşi onu hiç dövmemiştir ya da Zschäpe de onu dövmemiştir. Zschäpe ona karşı da hep dostane tavırlar içinde olmuştur. Önce onun bu camidan biri olmadığını düşünmüşlerdir. Ancak daha sonraları onun da bu camiadan biri olduğunu algılamışlardır. Zschäpe hiçbir zaman çevrede o“tuhaf giysiler“ içinde dolaşmamıştır; gayet normal bir şekilde giyinmiştir. Götzl, Böhnhardt’ın daha sonraları farkına vardık derken neyi kasettiğini sorar. Bir soru üzerine Böhnhardt, erkek kardeşinin ve Zschäpe’nin iki sene öncesinden beri birlikte olduklarını söyler. Zschäpe’yle tanıştığı tarihe ilişkin bir şey söyleyemeyecektir; belki onların biraraya gelmesinden iki ay öncesinde tanışmışlardır. Zschäpe’yle muhtemelen ayda bir kez diyaloğu olmuştur; çünkü ne zaman kardeşiyle görüşmek istese ikisi birlikte gelmişlerdir. Ailenin diğer üyeleriyle olan diyaloğu da onunla olan diyaloğu gibi normaldir.

Götzl, Böhnhardt’ın ailesi ile Zschäpe arasındaki ilişkiyi sorar. Böhnhardt, annesinin Zschäpe hakkında hiçbir zaman kötü bir şey söylemediğini belirtir. Onların ilişkisi anlamında her şeyden haberdar olmuş mudur, bilmiyordur; fakat aralarının iyi olduğunu biliyordur. Böhnhardt, o zamanlar ebeveynleri ile Zschäpe hakkında konuşmuş mudur, artık bilmediğini söyler. Götzl, sağcı camianın Uwe ya da Zschäpe için bir sohbet konusu olup olmadığını bilmek ister. Böhnhardt olabilir, der; fakat onu bu konuşmaların içine çekmeye çalışmamışlardır. İkisini de o camiadan çekip çıkarmak isterdim, der Böhnhardt, ayrıca Uwe onu ziyarete geldiğinde çizmelerini çıkarmak zorundadır. Mutlaka bu konuda bir şekilde konuşmuşlardır; fakat konuşulanları şu an hatırlamıyordur. Götzl: „Onları gerçekten de bu camiadan çıkarmak mı isterdiniz?“ Böhnhardt: „Evet, benim için bir mahzuru olmazdı.“ Götzl, kardeşinin ve Zschäpe’nin bu camiada neler yaptığını sorar. Böhnhardt, bilmiyorum, der. O her zaman onların gayet normal birer oportünist olduklarını düşünmüştür: „O zamanlar bu herkesin kendince algıladığı bir kült ya da kült gibi bir şeydi.“ Gösteriler ya da aksiyonlar hakkında hiçbir zaman bir şey anlatmamışlardır. Götzl, Böhnhardt’a sanıkları tanıyıp tanımadığını sorar. Böhnhardt, bu isimleri sadece televizyondan duyduğunu söyler. Belki „Ralf“i görmüştür; fakat onu tanıdığını söyleyemez. ’yi ya da ’ı tanımadığını söyler.

Götzl, Uwe’nin Böhnhardt’lardan taşındıktan sonra okul durumunun nasıl olduğunu sorar. Tanık pek çok ayrıntıyı bilmediğini söyler. Buraya mahkemeye gelmeden önce ailesiyle konuşmuştur. Uwe’nin nezarethanede kaldığını bildiğini söyler. O esnada Böhnhardt da onunla birliktedir; fakat Uwe’nin tutuklanıp yargılandığını bilmiyordur: „Bana 15 sene boyunca kimse bir şey sormamıştır; bugüne değin 15 sene boyunca kimse bu meseleyle ilgilenmemiştir.“ Bir soru üzerine Böhnhardt kardeşinin neden nezarethanede kaldığını bilmediğini söyler. Ebeveynleri ona sadece Uwe’nin nezarethanede olduğunu söylemişlerdir. Ne olduğuna dair onunla konuşmamışlardır. Uwe her zaman suçsuz olduğunu söylemiştir ve içeride de uzun süre kalmamıştır zaten. Götzl, ebevenlerinin Uwe’nin bu durumuyla nasıl başa çıktıklarını sorar. Böhnhardt: „Şöyle söyleyelim, pek de iyi değil.“ Uwe kopup gittikten sonra ebeveynleri onunla tekrar buluşmuş olsa da bu durumu doğru bulmamaktadırlar. Götzl, hangi durumu kastettiğini sorar. Böhnhardt: „Neyi olacak, onların kaçmasını“ Götzl tanığın bundan nasıl haberdar olduğunu sorar. Çok sonraları ebeveynlerinden öğrendiğini söyler. Ona Uwe’nin kaçtığı, çünkü bir şeyler yapmış olmasından dolayı ondan şüphelenildiği söylenilmiştir. Zaten o, Uwe’nin artık onları ziyarete gelmemesine şaşırmıştır. Götzl, bunun ne kadar zaman sonra olduğunu sorar. Uwe’nin artık gelmeyeceğini ebeveylerinin öğrenmesinden üç, dört ya da beş hafta sonra olması gerekir.

Götzl, Uwe’nin neyle itham edildiğini sorar. Böhnhardt bunu bilmediğini, herhangi bir bombanın söz konusunu olduğunu söyler. Babası da garajı boşaltmış, bomba aramış fakat bir şey bulamamıştır. Televizyonda yayınlananlardan hareketle silah arandığı gibi pek çok şeyin söylenebileceğini, fakat somut bir suçlamaya ilişkin bilgisi olmadığını söyler. Götzl, Uwe’yi ve silahları sorar. Böhnhardt, Uwe’nin silahlarının olduğunu sanmaktadır. Fakat onun silahları nerede bulunmaktaydı, bilmiyordur; zaten silahlara polis tarafından el konulmuştur. Böhnhardt bir havalı tüfekten söz eder ve Uwe’nin bir tatar yayı olduğunu söyler. Uwe’nin bıçak ya da tabanca, başka silahlarının olması da imkan dahilindedir; tam olarak bilmiyordur. Götzl, Uwe’nin silahlarla olan ilişkisini sorar. Böhnhardt: „Oldukça iyi.“ Uwe silahı satın almış, sonra da çok pahalı olduğu için duvara asmıştır. Diğer şeyler ise kullanmasına fırsat kalmadan onun elinden alınmıştır. Bir tabancanın ya da bıçağın daha olması gerekir. Gazetede bir resmi yer almıştır. Götzl, Böhnhardt’a bunları nereden bildiğini sorar. Uwe bir keresinde tatar yayına değinmiştir; bu yayla bahçede atışlar yapmıştır. Böhnhardt, Uwe’nin oku çok pahalı bulduğu için Beate’nin duvarına astığını sandığını söyler. Gazetede bir resim gördüğünü, resimde arka planda bir tatar yayı bulunduğunu sandığını söyler. Böhnhardt, Zschäpe’nin evinde bulunmadığını söyler.

Götzl: „Ya diğer silahlar? Onları nereden biliyorsunuz?“ Böhnhardt gazetede el konulan nesneleri gösteren bir resim yayınlandığını söyler. Götzl, Böhnhardt’ın Uwe’nin silahlarıyla gurur duyduğunu söylediğini belirtir. Böhnhardt, Uwe’nin bu zırvalıklara sevindiğini; bunları gayet normal satın almanın mümkün olduğunu söyler. Ayrıca fotoğraf da gayet iyi görünmektedir; fakat fotoğrafı çeken Uwe midir, bilmiyordur. Havalı tüfeği Uwe bahçede atışlar yapmak için kendi satın almıştır, fakat bahçede kullanması mümkün olmamaıştır. Ayrıca Uwe’nin bir adet de havalı tabancasının olması gerektiğini söyler. Böhnhardt bunun konuşmalarının içeriğini oluşturduğunu kabul etmez. Götzl hiç şiddet hakkında konuşmuşlar mıdır, diye sorar. Böhnhardt, Uwe’nin birini dövdüğü ya da şiddete meyilliği olduğu yönünde gözüne çarpan herhangi bir şeyin olmadığını söyler. Böhnhardt, Uwe’nin hiçbir zaman yaralanmış bir halde, morarmış gözle ya da bedeninde sıyrıklarla eve gelmediğini söyler; en azından o öyle bir şey bilmiyordur. Kuşkusuz Uwe, Almanya’da yabancıların olmasından hoşlanmadığı ya da benzeri şeyler hakkında görüş bildirmiştir, fakat şu an bunlar tam olarak hatırında değildir. Götzl, Uwe’nin „yabancıların” nesinden hoşlanmadığını sorar Böhnhardt: „Bu hemen yanıt verebileceğim bir soru değil.“ Bunun ne zaman olduğunu, eğitimi bıraktığı dönemde olup olmadığını artık bilmiyordur. Götzl, sadece yabancılar sözcüğü geçmemiştir, der. Böhnhardt, konuşmanın nasıl başladığını bilmediğini söyler. Sadece konuşmuş olduklarını bilmektedir; pek çok şey onun da hoşuna gitmemektedir. Almanlarla alakadar olan başka şeyler de söz konusuydu, der. Götzl örnek vermesini ister. Böhnhardt: „Artık bilmiyorum, işte öylesine bir şeyler konuşuldu.“

Götzl, buna karşı neler yapılabileceği, kimi değişikliklere gidilip gidilemeyeceği yönünde konuşmuşlar mıdır, diye sorar. Böhnhardt hayır, der; Uwe hiçbir zaman herhangi bir değişiklik istediğini söylemememiştir. Uwe hiçbir zaman onu bu camiaya dahil etmeye çalışmamıştır. Uwe onun öyle biri olmadığını, karısının ve çocuğunun olduğunu bilmiştir ve bundan da memnun olmuştur. Uwe o dönem içinde bulunduğu durumdan ise hoşnutsuzdur, çünkü işi yoktur ve işsizlik parası almaktadır. Götzl, Uwe’nin günlük yaşamını sorar. Hatırladığım kadarıyla der J. Böhnhardt, Uwe sabahları uzun süre uyumuştur, sonra ise kente gidip avare dolaşmışlardır. Ve Uwe ondayken Tanrı hakkında, dünya hakkında, bahçede bir şeyler yapıp yapmak istemediği hakkında konuşmuşlardır, bunlar önemsiz konuşmalardır. Sonra Uwe de onların yanına oturmuş ve gayet normal onun kızıyla oynamıştır. Götzl, kardeşinin hoşlandığı şeyleri sorar. Şu an Uwe’nin neleri yapmaktan hoşlandığını bilmediğini söyler. Aslında tembel tembel yatmak dışında pek bir şey yapmamıştır. Uwe’nin bir hobisi var mıydı, şu an bilmiyordur. Götzl diğer kişileri sorar. Böhnhardt, Uwe’nin beraberinde kimseyi getirmediğini söyler; onu bir gurup içinde de görmemiştir; genelde iki kişi gelmişlerdir ya da bazen üç kişi; fakat bunun dışında kimseyi tanımıyordur.

Götzl: „Siz bizzat kendiniz aşırı sağcı camianın herhangi bir gösterisine katıldınız mı?“ Böhnhardt: „Hayır.“ Bir soru üzerine Böhnhardt, ebeveynlerin kardeşiyle tekrar buluştuğunu söyler. Ona onların teslim olmak istemedikleri, saklanmaya devam edecekleri ve iyi oldukları söylenmiştir. Götzl ebeveynlerinin ne kadar sık buluştukları sorusu üzerine Böhnhardt bunu bilmediğini söyler. Götzl yılı sorar. Böhnhardt bilmediğini söyler; belki iki yıl sonrasıdır, 2000 ya da 2001. Ailesi birkaç gün sonra ya da bir hafta sonra ona bundan söz etmiştir. Götzl: „Size bunu kim anlattı?“ Böhnhardt, annesinin anlattığını söyler. Götzl annesinin ona buluşma yeri ve görüşmenin nasıl sağlandığına ilişkin daha ayrıntılı bir bilgi verip vermediğini sorar. Böhnhardt hayır, der; detaylar ona anlatılmamıştır. Götzl: „Hiçbir şey mi?“ Böhnhardt: „Hayır, hiçbir şey.“ Götzl, ebeveylerinin onların teslim olmak istememeleri hakkında ne anlattıklarını sorar. Böhnhardt ona, Uwe’nin bomba ya da silah bulundurmaktan tutuklanacağının söylendiğini belirtir, ayrıca ona başka suçlar da yüklendiği için teslim olmak istemediği anlatılmıştır. Tam olarak neyin söz konusu olduğunu bilmiyordur; her koşulda Uwe’nin ortaya çıkmak istemediğini anlamıştır. Götzl, Böhnhardt’ın bu konuyu ebeveynleriyle görüşüp görüşmediğini sorar. Ebeveynleri onu bu işe karıştırmak istemedikleri için Uwe’yle buluştuklarını anlatmamışlardır. Götzl: „Peki ya siz sordunuz mu?“ Böhnhardt evet, der; ancak onların ne söylediklerini aslında artık bilmiyordur. Teslim olmaları konusunda bir çaba gösterilmiş miydi sorusuna Böhnhardt, annesinin Uwe’nin teslim olması için çabaladığını ve bir avukatla görüştüğünü söylediğini belirtir. Avukatın hangi avukat olduğunu bilmediğini söyler; bu duruma ilişkin başka bir şey bilmiyordur.

Götzl, B.’nin kendisinin kardeşiyle bir daha temasa geçip geçmediğini sorar. Böhnhardt, hayır der. Uwe’yi son olarak ne zaman görmüştür sorusuna Böhnhardt, Noel zamanı olduğunu düşündüğünü söyler, çok uzun zaman önce olmaması gerekir; gayet normal şekilde ailevi diyalogları olmuştur. Götzl, Uwe de Zschäpe de orada mıydı, diye sorar Böhnhardt: „İkisi de oradaydı.“ Aklında öyle fevkalade bir şey kalmamıştır; Uwe’nin yeğenine ne hediye ettiğini bile bilmemektedir. Götzl, ebeveynlerinin onlarla olan temasının sayısını sorar. Böhnhardt, sanırım iki kez buluşmuşlardı, der; fakat hangi zaman diliminde olduğunu bilmiyordur. Götzl, Böhnhardt’tan ebeveynlerinin ya da başka kişilerin onlara bir şeyler verip vermediğini ya da onları maddi anlamda destekleyip desteklemediğini bilmek ister. Böhnhardt bunu bilmediğini, sadece ebeveynlerinin herhangi başka bir sorunla karşılaşmamak için Uwe’yi mirastan men ettiklerini bildiğini söyler. Fakat buna ilişkin ayrıntıları bilmiyordur. Götzl, Böhnhardt’ın Mundlos ve Zschäpe açısından teslim olmak ya da olmamak konusunda neler bildiğini sorar. Böhnhardt, ebeveynlerinin sadece kardeşini kurtarmak için çalıştıklarını bildiğini, fakat belki de üçünün de teslim olmak istediğini ya da teslim olmak zorunda olduklarını söyler. Ebeveynleri ona sadece Uwe’nin teslim olması için uğraştıklarını söylemiştir.

Götzl, Böhnhardt’ın onların ikamet ettikleri yere ilişkin bir şey öğrenip öğrenmediğini sorar. Böhnhardt, hayır der. Götzl buluşmaların nerede yapıldığını sorar. Nerede buluştuklarını ebeveynleri ona söylemek istememiştir; ayrıca nerede oturduklarını ebeveynlerinin kendisi de bilmemektedir. Götzl, ebeveynlerinin Uwe ile son kez ne zaman temasa geçtiklerini sorar. Böhnhardt kesin on on iki yıl önceydi, diye yanıt verir. Götzl, B.’nin bu konuda neler bildiğini sorar. Ebeveynleri ona sadece bir kez daha Uwe’nin geri dönmeyeceğini, bulunduğu yerde kalacağını ve durumunun iyi olduğunu söylemişlerdir. Ayrıca ondan Uwe’yi bir daha görmeyeceği fikrine alışmasını istemişlerdir. Bir soru üzerine Böhnhardt, kardeşinin ve diğerlerinin ne yaptıkları hakkında kendisine bir şey anlatılmadığını söyler. Yurtdışı hakkında konuşulmuş olduğunu kabul etmez. Götzl onların kendi aralarında kardeşinin hayatını nasıl idame ettirdiğine dair konuşup konuşmadıklarını sorar. Böhnhardt bu konuda konuştuklarını ancak ikisinin de ya da üçünün, yani ebeveynlerinin ve kendisinin onların hayatını nasıl idame ettirdiğini bilmediğini söyler. Bir soru üzerine Böhnhardt, annesinin üç oğlu olduğunu söyler. Önce Peter ölmüştür. Bunun bir kaza olması gerekir; ancak sebebi hiç açıklığa kavuşmamıştır. 1986, 1987 yılıdır. Peter ondan bir buçuk yaş daha küçüktür ve bildiği kadarıyla 16 yaşına değin gelmiştir. Polis bunun bir kaza olduğunu söylemiştir; Peter kapılarının önüne konmuştur: „Kimse daha fazla bir şey söyleyememiştir ya da söylemek istememiştir.“ Kimi dedikodulara göre Peter, Lobdeburg’a tırmanmış ve oradan düşmüştür: „Bu mesele hiçbir zaman açıklığa kavuşturulmamıştır.“ Götzl, kardeşi Uwe’nin Peter ile olan ilişkisini sorar. Böhnhardt onunla arası nasılsa onların ilişkilerinin de aynı şekilde olduğunu söyler; Uwe çocukluğu döneminde Peter’i pek tanımamıştır. Götzl, Peter’in ölümünün ailede bıraktığı izleri sorar. Böhnhardt, bunun ailesi için çok kötü olduğunu söyler. Böylece Uwe ailenin göz bebeği olma şansına sahip olmuştur; ama Uwe’nin bu nedenle buna sevindiğini zannetmemektedir. Doğum günlerinde ve ölüm yıldönümünde bu konu hakkında konuşmuşlar, mezar ziyaretine gitmişler ve hatıra olarak da ondan birkaç şey saklamışlardır. Fakat yine de nadiren bu konuyu açmışlardır: „Yaşananları geriye sarıp değiştirmek mümkün değildir.“ Götzl saat 14:32’ye değin ara verir.

Ardından Götzl, yeniden buluşma konusuna geri dönmek istediğini söyler ve Böhnhardt’ın hiç resim görüp görmediğini sorar. Böhnhardt, hayır der. Ardından Götzl tanığa kardeşinin sağcı camiadayken giydiği giysileri sorar. Böhnhardt savaş uçağı pilotu ceketi benzeri ceketlerden ve çizmelerden söz eder. Bazen de kot pantolonu üstünden düşer gibi görünmüştür. Uwe’nin onun evinde zaten çizmesini çıkarması gerekmiştir; bu nedenle de ona bir daha çizmeyle gelmemiştir. Götzl, Uwe’nin odasının düzenleniş şeklinde onun dünya görüşünü belli eden şeyler var mıydı, diye sorar. Böhnhardt: „Hayır.“ Ardından Götzl dinledikleri müziği sorar. Böhnhardt, Uwe’nin başka tür müzik dinlediğini sorar. Uwe’nin dinlemek üzere koyduğu müziği onlar tekrar çıkarmışlardır. Götzl, Böhnhardt’ın kardeşinin Mundlos ve Zschäpe ile arasının nasıl olduğunu sorar. Böhnhardt aralarının her zaman iyi olduğunu söyler; kavga etmemişlerdir, en azından o onların yanındayken keyifleri yerindedir. Buluştuklarında hep üç kişilerdir. Götzl, Mundlos’un Zschäpe’nin eski erkek arkadaşı olmasının bir sorun yaratıp yaratmadığını sorar. Böhnhardt, hayır der, kardeşi ona bunun kendisi için bir sorun olmadığını anlatmıştır.

Götzl, Böhnhardt’a „Madley“ sözcüğünün kendisi için bir şey ifade edip etmediğini sorar. Böhnhardt, bunun Jena’da bir dükkân olması gerektiği yanıtını verir. Götzl: „Kardeşinizle bir bağlantısı var mı?“ Böhnhardt: „Bildiğim kadarıyla hayır.“ Böhnhardt kendisinin de o dükkâna muhakkak gitmiş olabileceğini, fakat bunun ne ile ilişkilendirilmesi gerektiğine dair bir fikri olmadığını söyler. Götzl tanığa StPO.’nun § 55 sayılı paragrafı hakkında bilgi verir. Ardından Böhnhardt’a kardeşinin kayıplara karıştığı zaman zarfında kardeşini ya da sanığı hiç destekleyip desteklemediğini sorar. Böhnhardt: „Hayır, hiçbir zaman desteklemedim.“ Kardeşinin ölümünden nasıl haberdar olduğu sorusuna Böhnhardt, bunu annesinden öğrendiği yanıtını verir. Annesi ona hemen ulaşamadığı için perişan bir haldedir. Annesi ona kardeşinin öldüğünü ve bu konuda başka bir şey söylemek istemediğini bildirmiştir. Ve o oraya gelir gelmez annesini ziyaret etmelidir. Ve sonra annesi ona kardeşinin öldüğünü anlatmıştır. Sadece cumartesi akşamı annesinin onu aradığını bilmektedir; pazartesi günü BKA ya da LKA annesinin yanına gitmiş ve ona oğlunun vurulduğu ya da kendisinin intihar ettiği söylenmiştir. Götzl: „Ya anneniz ölüm haberini kimden almıştır?“ Böhnhardt: „Beate’den.“ Götzl, annesinin telefon görüşmesinin içeriği hakkında bir şeyler anlatıp anlatmadığını sorar. Böhnhardt hayır, der; annesi sadece Beate’nin aradığını ve ölüm haberini verdiğini anlatmıştır. Bu cumartesi akşamı olmuştur; tam olarak ne zaman olduğunu bilmiyordur. Annesi konuşmanın ayrıntıları hakkında bilgi vermemiştir.

Ardından Götzl, Böhnhardt’ın sorgulanmasından hatırlatmalarda bulunur. Böhnhardt’ın Uwe ile iyi bir ilişkisi olmuştur; Uwe sorunları olduğunda ona gitmiştir. Böhnhardt, bunu doğrular; Uwe problemleri olduğunda ayda bir ya da iki kez ona gitmiştir ve koltukta oturmuştur: „Kapım ona her zaman açık olmuştur.“ Götzl, söz konusu sorunların okulda ya da çıraklık sürecinde yaşanan sorunlar olduğu hatırlatmasında bulunur. Böhnhardt: „Evet o zamanda çıkıp gelmişti.“ Götzl, Uwe’nin çıraklık eğitimini neden yarıda bıraktığını söyleyip söylemediğini sorar. Anlatmış olabilir der Böhnhardt, fakat artık bu konuda bir bilgisi yoktur. Hatırlatma: Uwe yaptığı aptalca şeyleri ona anlatmamıştır; Böhnhardt bunları sonradan öğrenmiştir. Götzl bunları kimden öğrendiğini sorduğunda Böhnhardt ebeveynlerinden öğrendiğini söyler. Bir soru üzerine Böhnhardt, bazen bu meseleler hakkında Uwe’yle konuşmaya çalıştığını söyler. Götzl, Uwe’nin tepkisini sorar. Böhnhardt, Uwe’nin mesafeli davrandığını ve bu konuda konuşmak istemediğini söyler. Hatırlatma: Her zaman sonradan öğrenmiştir; çünkü Uwe suçlu olduğunu söylemiştir. Götzl kastedilenin ne olduğunu, B.’nin neyi söylemeye çalıştığını sorar. Böhnhardt, bunu bilmediğini, Uwe’nin çoğu zaman başını belaya soktuğunu söyler. Uwe’nin ona tatar yayı ile ceviz ağacına atış yaptığını, oku ağaçtan çıkaramadığı ve ok çok pahalı olduğu için ardından pişmanlık duyduğunu anlattığını söyler.

Hatırlatma: Böhnhardt daha sonra Uwe’nin durdurulduğunu ve ondan silahların alındığını duymuştur. Böhnhardt: „Bu havalı tüfekle olan meseleydi.“ Hatırlatma: Böhnhardt’ın silahlarla kastetiği havalı tüfek ya da havalı tabanca ile küçük bıçaklar olduğunu söyler; bu bıçaklar daha sonra polis tarafından geri verilmiştir. Böhnhardt bu hatırlatmayı doğrular ve bıçakları görmediğini söyler; Uwe silahların kısmen eline yeniden geçtiğini söylemiştir. Götzl, tanığa kardeşinin Zschäpe’den önceki kız arkadaşlarını tanıyıp tanımadığını sorar. Böhnhardt, umarım daha önce başka kız arkadaşları olmuştur, der. Verebileceği herhangi bir isim yoktur. Hatırlatma: Kardeşinin politik görüşü Uwe 15, 16, 17 yaşlarındayken B.’nin dikkatini çekmiştir; Uwe ilk kez 17 yaşındayken kafasını kazıtmıştır. Evet aşağı yukarı böyle olmalıdır der Böhnhardt. Hatırlatma: Neden Uwe seyrek saçların ikisine de babasından miras kaldığını söylememiştir, bu saklanılabilecek bir şeydir; daha sonra ise ceket ve çizmelerle çıkıp gelmiştir. Böhnhardt, her şeyin o zamanlar başladığını, fakat başlangıç tarihinden yüzde yüz emin olmadığını söyler. Hatırlatma: Uwe, Böhnhardt’a sağcı olduğunu ve sağcı müzik dinlediğini de anlatmıştır ve bazen ona bu türden müzikler dinletmiştir; Uwe ayda bir iki kez Böhnhardt’a gitmiştir; ilk başlarda bunun yaşıyla ilgili bir sorun olduğunu ve her kesin böyle saçma hallerinin olduğu bir dönemden geçtiğini, şimdi kısa saçın moda olduğunu düşünmüşlerdir. Böhnhardt şimdi kendisinin de saçlarının kısa olduğunu söyler.

Götzl, Böhnhardt ile kardeşi arasında hiç bomba yapımı ya da sahte bombalar hakkında konuşmalar geçmiş midir, diye sorar; Böhnhardt hayır yanıtını verir. Götzl: „Ya da bir kuklanın asılmasına ilişkin?“ Böhnhardt, şimdi olduğu gibi bu konunun televizyonda ya da basında yer aldığını fakat o zamanlar bu konunun hiçbir surette açılmadığını söyler. Hatırlatma: Uwe, Böhnhardt’a kendisinin de bir keresinde sahte bomba yaptığını ve bu nedenle yargılandığını anlatmıştır. Böhnhardt: „Böyle bir şeyden haberim yok, yani şu an böyle bir şey bilmiyorum.“ Hatırlatma: Uwe bir keresinde nezarethanede kalmıştır ve Böhnhardt onu tutukluluk süresinde Hohenleuben’de ziyaret etmiştir. Böhnhardt: „Doğru.“ Götzl: „Şimdi bir kez daha konunun ne olduğunu düşünseniz!“ Böhnhardt emin olmadığını, belki onun konuya değindiğini, ama şimdi gerçekten bunun ne olduğunu bilmediğini söyler. Uwe’nin nezarethanede kaldığını biliyordur; fakat neden kaldığını bilmiyordur. Hatırlatma: Böhnhardt bir çeşit „Yahudi kuklasının“ otobana asıldığını kendisinin de bildiğini söyler; fakat Uwe ona çok net bir şekilde bu işi yapan kişinin o olmadığını söylemiştir. Böhnhardt, Uwe’nin bunu olumsuzladığını ve böylece konunun kendisi için kapandığını söyler. Götzl daha önce Böhnhardt’ın kukla hakkında konuşmamış olduklarını söylediğini belirtir. Böhnhardt: „Direkt bu konu hakkında konuşmadık, gerçekten konuşmadık.“ Götzl fakat şimdi bu hatırlatmada bulunduğunda Böhnhardt’ın bir kez bu konuda konuşmuş olduklarını söylediğini belirtir. Böhnhardt, kukla ile sahte bomba arasında bir şekilde bir bağlantının olması gerektiğini söyler. Hatırlatma: Hatta Uwe, Böhnhardt’a bunu yapanların kim olduğunu bilmediğini söylemiştir. Böhnhardt bu konu hakkında konuşmuş olabileceklerini, fakat şu an bilmediğini söyler. Götzl: „Ebeveynlerinizle bu konu hakkında konuştunuz mu?“ Böhnhardt: „Evet tabii ki, fakat ne zaman, bilmiyorum.“ Götzl konuşmanın içeriğini sorar. Böhnhardt, bir şeyler olduğunda, gazetede bir şeyler yer aldığında ya da babasının garajının her aranılışının ardından konuşulduğunu söyler. Daha sonra babasının garajı aranılmıştır; en az üç dört kez arama yapılmıştır. Götzl: „Evet, babanız yüzünden mi?“ Böhnhardt: „Yok hayır, her seferinde kardeşim yüzünden.“ Götzl neyle itham edildiğini sorar. En son bomba yüzünden olduğunu, bu nedenle de kaçtıklarını söyler. Daha önceleri ise sahte bombalar nedeniyle olması gerekir.

Bir soru üzerine Böhnhardt, önce Zschäpe ile tanıştığını, fakat ne kadar zaman sonra Mundlos ile tanıştığını bilmediğini söyler. Hatırlatma: Böhnhardt, Mundlos ile daha sonraları tanışmıştır; onların kayıplara karışmalarından bir bir buçuk sene önce tanışmış olmaları gerekir; daha öncesinde Mundlos’u tanımıyordur. Böhnhardt bunu doğrular. Zamansal dizge doğru olabilir, fakat sadece aylar da geçmiş olabilir. Mundlos’u, Zschäpe’yi ve kardeşini sıkça birarada görmüşse de bu abartalı bir sıklıkta değildir. Hatırlatma: Onları çok nadiren birarada görmüştür. B. onların ikisinin onu sadece ayrı ayrı ziyaret ettiğini, üçünü birarada ise ancak dışarıda gördüğünü söyler. Hatırlatma: B., Uwe’nin başka silahlara sahip olup olmadığı sorulduğunda bunun dosyadan okunabileceğini, bir adet havalı tabancanın, iki adet havalı tüfeğin ve bir tatar yayının olduğunu, polisin bu silahların Uwe’nin elinden almasından önce Uwe’nin bu silahlarla atış yapmadığını söyler. Böhnhardt: „Doğru.“ Götzl bunun dosyadan okunabileceğini söylemekle neyi kastettiğini sorar. Böhnhardt, 15 yıl boyunca kimsenin bir şey bilmek istemediğini, fakat sonra birdenbire gazetenin ya da televizyonun bu meseleye karıştığını söyler. Götzl: „Ve dosyaların içeriğini biliyor muydunuz?“ Böhnhardt: „Hayır.“

Götzl, Böhnhardt’ın NSU, Nationalsosyalist Yeraltı Örgütü kavramını, bu kavramın basında yer almasından önce duyup duymadığını sorar. Böhnhardt, hayır der. Götzl zaman aşımı ya da başka şeyler hakkında konuşulmuş mudur, diye sorar. Böhnhardt, bir keresinde ebeveynleri ve kendisi arasında bunun konu edildiğini söyler; çünkü o, Uwe’nin neden kaçtığını, teslim olmadığını, zaman aşımı diye bir şeyin mümkün olup olmadığını bilmek istemiştir. Ebeveynleri bu noktada da ona herhangi bir yanıt verememiştir. Annesinin avukat aracılığıyla bu sürecin çok uzun olabileceğini öğrendiğini zannetmektedir; Uwe ise bu süreyi kabul etmeyecektir. Annesinin her şeyden haberi olup olmadığını bilmediğini söyler. Götzl: „Hangi suçlar ve zaman aşımı söz konusuydu öyleyse?“ B. artık bilmediğini söyler.

Ardından müdahil avukat Narin soru sorar. Böhnhardt, Narin’in sorması üzerine 20 yıldan bu yana bu sokakta oturduğunu söyler; önceleri karısıyla birlikte daha sonra evlenmelerinin ardından ise bir başka numarada ama aynı sokakta oturmuşlardır. Ardından karısının ismini söyler. Karısı da Uwe’yi tanımış mıdır, sorusuna evet yanıtını verir, karısı da onların yanında olmuştur. Komşularından Sebastian B. ya da Max S. isimli kişileri tanıdığını kabul etmez. Narin, Uwe’nin silahları nereden edindiğini sorar. B. silahların eskiden serbest bir şekilde satıldığını söyler; sanırım „Waffen Peters“ adlı dükkandaydı, der. Kendisinin de silahları olduğunu doğrular, fakat silahları duvarda asılıdır. Böhnhardt, eskiden kendisinin de havalı tüfeği olduğunu doğrular. Kardeşinin bu silaha ulaşıp ulaşamayacağı sorusuna Böhnhardt, aslında hayır der, kardeşim o zamanlar çok küçüktü. Narin, Böhnhardt’ın, kardeşinin politik çevresinden başka kimleri tanıdığını sorar. Böhnhardt, hiçbir zaman o camianın içinde bulunmadığını söyler; o camiadan kimseyi tanımamaktadır ve herhangi bir şekilde birilerini görmüş olsa da isimlerini bilmemektedir. „Madley“i işleten kişiyi tanımadığını söyler. Frank Li. diye birini de tanımamaktadır. KS Jena’dan Marc Rüdiger H. adında birini de tanımamaktadır.

Böhnhardt, kardeşinin kayıplara karışmasının ardından onun hesap numaralarına erişimi olduğunu, bir banka kartı olduğunu ya da para çekmiş olduğunu kabul etmez. Narin, Böhnhardt’ın ebeveynlerinin o zamanlar Böhnhardt’ın kızının resimlerini Uwe’ye vermiş olup olmadıklarını hatırlıyor mudur, diye sorar. Evet der, Böhnhardt, ebeveynleri ona bundan söz etmişlerdir. Bunu onun izni olmadan yapmışlardır; çünkü ona önceden bir şey söylememişlerdir; fakat bu durum daha sonra onu rahatsız etmemiştir; nihayetinde onun kızı Uwe’nin de yeğenidir. Ardından Uwe Böhnhardt’ın ailesine gösterilen bir resim incelenir. Fotoğrafta bir arabanın yanında duran aralarında Uwe Böhnhardt’ın da olduğu pek çok kişi görülür. Böhnhardt fotoğrafta kendisinin ve kardeşinin olduğunu söyler; fakat diğerlerinin kim olduğunu bilmiyordur. Nerede olduklarını da bilmiyordur. Narin, söz konusu fotoğrafın 24.11. tarihinden 1.12.1997 tarihine değin yapılan bir gözetlemeden olduğunu söyler ve ona hatırladığı bir şey olup olmadığını sorar. Böhnhardt hatırlamadığını söyler; ayrıca araba ne onun ne de kardeşinin arabasıdır.

Avukat Basay’ın sorusu üzerine B., kardeşinin kırmızı Hyundai marka bir arabası olduğunu doğrular. Bir soru üzerine B. aracın haftalarca ya da aylarca sonra satıldığını söyler. Ardından Basay, Marc S.’nin 2003 tarihinde yapılan sorgulamasından bir alıntı yapar; S. polis memurlarına, „Mundlos“ ile kastedilen kişinin Böhnhardt olduğunu ve onun düzenli olarak Jena’da bulunduğunu ve kırmızı bir Hyundai sürdüğünü anlatmıştır. Ardından Basay, Marc S.’nin bir başka sorgulaması daha olduğunu söyler. Basay, S.’nin ifadesinde 2003 senesinde Böhnhardt’ı Jena plakalı, Hyundai marka kırmızı bir araçta gördüğünü söylediği hatırlatmasında bulunur; fakat bu tam olarak doğru değildir; S. Böhnhardt’ı bir kavşakta görmüştür; bu Seidelparkplatz’da trafik ışıklarının olduğu yer olabilir. Ardından Basay, söz konusu bu yerin B.’nin oturduğu yere olan uzaklığını sorar. B. dört beş kilometre uzakta olduğunu söyler. Basay tanığa kardeşinin söz konusu araçla dolaştığı hakkında bilgisi var mıdır, diye sorar. Böhnhardt sadece ebeveynlerinin Porstendorf’daki [sesçil yazım] bir galeriden bir araba aldıklarını ve bu arabanın daha sonra tekrar satıldığını anlattıklarını bildiğini söyler.

Ardından Basay, Böhnhardt’ın eski karısının sorgulamasından alıntı yapar. Eski karısı, J. Böhnhardt ile yaptıkları bir konuşmadan söz etmiştir; bavul bomba saldırısı olmuştur ve Uwe Böhnhardt’ın bu olaya karışmış olduğuna dair dedikodular çıkmıştır ki bu dedikodular J.’nin kafasını meşgul etmiştir. Daha sonra J.’ye bu meseleyi daha ayrıntılı bir şekilde sormuştur; bunun üzerine J. üçünün yurt dışında olduğunu ve örgütleri tarafından para ve evrak anlamında desteklendiğini söylemiştir. B. söz konusu kişinin onun ayrıldığı ikinci eşi olduğunu söyler; fakat direkt bu şekilde bir şey söylememiştir. O sadece huzuru kaçmasın istemiştir; çünkü 26 yıldır aralarında bir savaş sürmektedir. Basay: „Örgütleri tarafından para ve evrak anlamında desteklendiklerini söylediniz mi?“ Böhnhardt bunu doğrular, o sadece karısını başından savmak istemiştir; onun Uwe’nin gittiğini düşünmesini sağlayarak kendisini bu konuda rahatsız etmesini sonlandırmak istememiştir. Eski eşinin sorgulamasından hatırlatma: J.’ye kardeşiyle buluşup buluşmadığını sormuştur; bunun üzerine J. üzerinde buluşma yerinin yazılı olduğu bir kartpostal aldığını söylemiştir. Böhnhardt: „Doğru değil.“ Basay: „Size hiç kartpostal gönderilmedi mi?“ Böhnhardt: „Asla.“ Bir kartpostal aldığını söylemiş olduğunu da kabul etmez.

Ardından SV Prof. Saß soru sorar. Böhnhardt, Zschäpe ile kardeşi arasında görüş farklılıklarının olabileceğini, fakat neden, nasıl ve ne ölçüde olduğunu bilmediğini söyler. Uwe’nin aşık olduğunu ve aslında mutlu olduğunu bildiğini söyler. Saß sorusuna bazen genç insanların ilişkisinde birinin diğerinden daha önde olduğunu söylerek başlar. Avukat buna itiraz eder. SV.’nin sorusu üzerine bir münakaşa başlar. OStAin Greger temel bir ilkeye değinmek istediğini söyler ve itiraz etme hakkının uzman kişinin soruları için geçerli olmadığını, uzman kişinin hangi soruların sorulmasının gerekli olduğuna kendisinin karar verdiğini belirtir. Saß gözlemlere ilişkin de sorular sorabileceğini söyler ve konuşmayı daha çok götüren kişinin kim olduğunu sorar. Böhnhardt onların ilişkilerinde kimin „sopayı elinde tuttuğunu“ bilmediğini söyler. Saß, Zschäpe’nin, onun erkek kardeşini bu camiadan çıkarabileceğine dair bir umut var mıydı, diye sorar. Böhnhardt kendisinin ve ebeveynlerinin Zschäpe’nin de bu camiaya ait olduğundan haberleri olmadığını söyler. Ve için için Uwe’nin zamanını bu camiadan ziyade kız arkadaşı için harcayacağını umut etmişlerdir. Zschäpe’nin bir etkisi var mıydı, bilmemektedirler. Bir soru üzerine Böhnhardt, Zschäpe’nin mesleki tasavvurlarına ilişkin bir şeyler söylemiş olabileceğini, fakat artık bir şey bilmediğini ve hatta Zschäpe’nin ne eğitimi aldığını bile bilmediğini söyler. Çatışmalar hakkında Zschäpe ile konuşmamıştır.

Sorgulama saat 15:30’da sona erer. Ardından müdahil avukat von der Behrens ile avukat Narin, ayrıntılı bir kanıt dilekçesini yüksek sesle okurlar. Dilekçeyle şu başvuruda bulunmaktadırlar: 2000 ve 2001 yıllarına ait „The Aryan Law and Order“ 1 ve 2’nin orjinallerinin ya da kopyalarının, ya da Saksonya LfV aracılığıyla talep edilip incelenmesini ve yüksek sesle okunmasını istemektedirler. Dergilerde „Weißen Bruderschaft Erzgebirge“nin (WBE) duyurumlarının yer aldığı ve bu dergilerde USA’dan alınan silahlı savaş stratejilerinin ırk anlamında aşağı görülen insanların sürülmesi için kullanılması hakkında tartışıldığı, dergilerde pek çok kez Hammerskin’lerin görüşlerinin temel alındığı ve sanık Eminger aracılığıyla Saksonya Hammerskin’leri ve WBE arasında bir işbirliğine gidilmesinin kararlaştırıldığı; ayrıca 1 ve 2 sayılı yayınların „A.“ harfiyle imzalanarak yayınlandığı ve „Camianın bugünü“ başlığının yer aldığı bu yazılarda camianın birleşmesi çağrısında bulunulduğu ve amacın „sevgili ülkenin“ yeniden kazanımının olduğunu gerçeğinin kanıtlanılması istenmektedir. Ayrıca tanık Steffen Hi. ve tanık André Kö.’nün mahkemeye çağrılması talep edilmektedir. Sanık André Eminger’in erkek kardeşi Maik Eminger ile WBE’yi kurduğu ve her ikisinin de yeni üyeler kazanılması ve örgütün mali yapılanmasından sorumlu olması ve iki kardeşin WBE „The Aryan Law and Order“ başlıklı duyurumların fikir babası ve yaratıcısı olması ve aynı zamanda orada yer alan makaleleri ve metinleri yazan kişiler olmasının ve „A.“ olarak imzalanan yazıların André Eminger tarafından ve „M.“ ile imzalanan yazıların tanık Maik Eminger tarafından kaleme alındığının, ayrıca WBE’nin haftalık buluşmalarında „devlet“e ve „yabancılara“ karşı kullanılacak şidder hakkında tartıştıkları ve „yabancılara karşı uygulanacak şiddetin“ tartışmalarda asıl konuyu oluşturduğunun gerçeğinin kanıtlanması için gereklidir. Ayrıca BKA‚dan KHK Sch.’nin (116. Duruşma günü) mahkemeye çağrılması başvurusunda bulunulur. „CN Memory Space Loop“ adlı hard diskte 19 sayılı bir dosyada, ayrıca 17 sayılı bir başka dosyada „The Aryan Law & Order dergisinin numaralandırılmamış kimi sayfalarının yer aldığı gerçeğinin kanıtlanması için dilekçe sunulmaktadır. „Anavatanlardan oluşan bir Avrupa“ 3 numaralı sayısı da yer almaktadır. Ayrıca el konulan bir objenin incelenmesi başvurusunda bulunulur; burada üzerinde el yazısıyla yazılmış „The Aryan Law & Order 3, Evraklar“ yazılı bir CD kapağı söz konusudur.

Duruşma günü saat 16’ya doğru sona erer.

Matthias Dienelt’in sorgulamasına ilişkin NSU-Nebenklage’de şunlar yer almaktadır:
„Dienelt gayet isabetli bir şekilde Mundlos, Zschäpe ve Böhnhardt’ı Lise, Mac ve Gerry’i olarak tarif etmiştir. Hikayesinin geri kalan kısmı inandırıcı değildir; bu nedenle de ifade vermeyi reddetmiş olması sonucundan söz edilebilir. Ayrıca pek çok şey Dienelt’in daireyi neden ve kimin için kiralamış olduğunu gayet iyi bildiğini ortaya koymaktadır. Dienelt, André Eminger ile birlikte onların doğup büyüdükleri yer olan Johanngeorgenstadt’taki Nazi camiasında vaktiyle politik olarak aktif olmuştur.“
http://www.nsu-nebenklage.de/blog/2014/07/09/09-07-2014/