237. Duruşma Günü Özet Tutanağı – 14 Ekim 2015

0

Bugünkü duruşma gününde Götzl öncelikle, Senatonun „Zschäpe’nin savunmasının usüle uygun bir şekilde düzenlenmesi“  ile meşgul olması  ve Wohlleben hakkındaki tutukluluk kararının kaldırılması veya buna alternatif olarak uygulanmaması talebinin reddedilme nedenlerini açıkladı. Bunun üzerine Wohlleben’in savunması,Senatoya karşı tarafgirlik hakkındaki dilekçesini yeniledi, Zschäpe’nin savunması buna katıldı. Tek tanık, yeniden çağrılan ’ydi.

Tanık: Mario Brehme (, eski THS () üyesi , Böhnhardt, Mundlos, Zschäpe, Wohlleben hakkında bilgiler)

Duruşma günü saat 09:46’da başladı. İsim yoklamasının ardından Götzl bir kararı bildirdi: 13.10.2015 tarihli karar ile, Senatonun Zschäpe’nin savunmasının usüle uygun bir şekilde düzenlenmesi  ile meşgul olması ve Wohlleben hakkındaki tutukluluk kararının kaldırılması veya buna alternatif olarak uygulanmaması yönündeki dilekçelerin reddedildiği belirlendi. Ardından Götzl Senato kararının dayanağını açıkladı: Avukat Heer, Stahl ve Sturm 20.07.2015 tarihindeki görevden azledilme dilekçelerinde, sanık Zschäpe ile aralarındaki savunma bazındaki ilişkiyi değerlendiler. Ancak buradan, sanığın usülüne uygun bir şekilde savunulmasının artık mümkün olmadığı sonucu çıkmıyor. Açıklama, sanığın usüle uygun bir şekilde savunulmasının dilekçeyi sunan üç kişi için artık mümkün olmamasına yol açabilecek şartları, kaba hatlarıyla dahi tarif etmiyor. Bu durum tek başına önem teşkil etmiyor, çünkü bu öncelikle savunma ve müvekkili arasındaki güven ilişkisi ile ilgilidir. Heer, Stahl ve Sturm 07.10.2015 tarihinde Zschäpe’ye önceden bildirmeden ve onun onayını almadan farklı dilekçeler sundular. Bu durum, usüle uygun bir savunmayı olanaksız kılacak bir neden teşkil etmiyor.

Bunun ardından Klemke Senatonun tümüne karşı bir ret dilekçesi [tarafgirlik hakkında dilekçe]okudu: Reddedilen hakimler, Avukatlar  Heer, Stahl, Sturm’un görevden azledilme taleplerini haksızlık sergileyerek sınırlayıcı bir şekilde değerlendirdiler. Zschäpe’nin savunma kapasitesinin kabul edilemez şekilde kısıtlanması, sanık Zschäpe’nin işlediği iddia edilen esas suçlara yardakçılık ettiği iddiasıyla sanık konumunda bulunan Wohlleben’in yasal durumunu da etkiliyor.
Mantıklı düşünen bir sanık, kararın gerekçesinden reddedilen hakimlerin davayı ne pahasına olursa olsun devam ettirmek istedikleri sonucunu çıkaracaktır. Bu onun, reddedilen hakimlerin ona ve davasına karşı tarafsız ve önyargısız yaklaşmadıkları şeklindeki endişesini haklı çıkarmaktadır.

Müdahil Avukat Bliwier savunmanın dilekçesine dair şöyle konuştu: “Bu kadar gerçek dışı bir dilekçeye çok nadir tanık oldum.“

Saat 13.35’te duruşmaya devam edildi. Avukat Grasel: “Bayan Zschäpe tarafgirlik hakkındaki dilekçeye katılıyor ve şahsına atfedildiği kadarıyla söylenenleri benimsemesini gerekçe gösteriyor.“

Ardından Gözl, tanık Mario Brehme’nin [ son olarak 218. Duruşma Günü] sorgulanmasıyla devam edileceğini söyledi.
Bir bilgi paylaşımından aktarım: Jena’lı aktivist Ralf Wohlleben 27.10.2000 tarihinde kişisel bir sohbet sırasında THS aktivisti Brehme, Brandt ve André Kapke’ye, 25.10.2010 tarihinde Stern dergisinin Berlin yazı kurulundan bir gazetecinin kendisiyle üç kaçak hakkında konuşmuş olduğunu söylemiş; gazeteci olayı belgeliyormuş ve kaçaklarla bir canlı röportaj yapmakla ilgileniyormuş, iletişim kurulması ve röportaj randevusu ayarlanması için 50000 ila 60000 mark ödemeye hazırmış; Wohlleben düşünmek için zaman istemiş, talep gazeteci tarafından hemen kabul edilmiş ve kendisiyle telefon aracılığıyla iletişimde kalınması kararlaştırılmış. Götzl zamanı sordu. Brehme: “Zaman uyuyor, evet. Kontağın Berlin üzerinden kurulduğunu bilmiyordum, Hamburg üzerinden olduğunu sanıyordum.“

Aktarım: Kapke ve Wohlleben teklif edilen ücretin yüksekliği nedeniyle onu kabul etme eğilimindeyken, güvenilmez ve politik olarak riskli olması nedeniyle Mario Brehme tarafından reddedilmişti. Brehme: “Daha çok, bana fazla nazik bir durum gibi gelmiş olduğu için reddettiğimi düşünüyorum.“ Götzl: “Neden fazla nazik bir durum?“ Brehme: “THS’in yasaklanması amacındaki devletin takip stratejileri, bunu mümkün kılacak başka gerekçeler sunmaktan kaçınmamıza neden olacak derecede geliştirilmişti. Bu röportajın yapılmasını sağlamış olsaydık, basın bunu İçişleri Bakanlığını gülünç duruma düşürmek için kullanabilrdi ve bu onun üzerindeki baskıyı arttırabilirdi ve bu bize karşı kullanılırdı.“ Götzl Brehme’den, bunun THS ya da THS’in yasaklanmasına gidilmesi üzerinde ne ölçüde etkisi olduğunu açıklamasını  talep etti. Brehme: “Yalnızca  konunun ikimiz arasında, yani Brandt ve ben arasında, tartışılmış olmasının bile etkisi olabilirdi.

Götzl: “Röportaj kimle gerçekleştirilecekti?“ Brehme: “Röportaj kaçaklar ile gerçekleştirilecekti.“
Götzl: “Wohlleben THS’te miydi?“ Brehme: “Öyle olduğunu söyleyemem.“ Götzl: “Önümdeki zorlukların neden kaynaklandığını görmeniz için tekrar soruyorum.“ Götzl, Brehme’nin  bir yandan  Wohlleben’in THS’e dahil olduğunu söyleyemeyeceğini, Wohlleben’in sadece elçilik yaptığını ifade ettiğini, diğer yandan Brehme’nin THS’in tehlikeye düşmesi riskinden bahsettiğini söyledi ve devam etti: “Ancak şimdi, eğer sizin bilginize göre Ralf Wohlleben’in THS ile bir bağlantısı yoksa, THS’in tehlikeye düşmesi riski nereden kaynaklanıyordu?“ Brehme, THS’in bir yıldan beri İçişlerinin ve LKA‘nın (Eyalet Kriminal Dairesi) gözüne batmakta olduğunu, onların sadece THS’in ortaya çıkmasını ve bu fırsatı kullanmayı bekliyor olduklarını söyledi. Aktarım: Kapke görüşme katılımcıları tarafından, Brehme’nin fikrini Wohlleben’le paylaşmaya ve gazeteciyle iletişimi kesmeye teşvik edilmişti. Brehme: “Evet, mantlıklı geliyor.“ Götzl, konunun Brehme’nin hatırında olanlar, bildikleri olduğunu söyleyerek karşılık verdi. Brehme: “Konuyla ilgili ayrıntılı bilgim yok. Ama bu durumda da sadece elçi olarak davrandığı açık. O, talimatlara bağlı hareket ediyordu, bu durum bunu gösteriyordu.“ Götzl: “Peki talimatlara ne ölçüde bağlıydı?“ Brehme: “İletilen talimatlar hakkında kendisi karar veremezdi. Onun sonraki demokratik partisinde durum nasıldı bilmiyorum.“ Brehme [görünüşe  göre salondan gelen tepkiye kaşılık bir tepki olarak]: “Araya sıkışan sorular varsa, lütfen yüksek sesle sorun!“ Götzl: “Soruları şu anda ben soruyorum.“ Brehme: “O halde lütfen sükuneti sağlayın.“ Götzl, Wohlleben’in talimatları nereden aldığını sordu. Brehme: “Benden ve Tino Brandt’tan.“ Götzl: “O halde size şunu sormalıyım: THS ile ilgili olarak kaçakların oynadığı rol neydi?“ Brehme: “THS açısından direk olarak oynadıkları bir rol söz konusu değildi, ama bir bütün olarak milliyetçi camiaya dahildiler. Yandaşlara daima onları hatırlatıyorduk, kış ve yaz fetivallerine onları hatırlıyorduk.“
Götzl: “Ne tür iletişim imkanları bulunduğuna dair soru hakkında. Kaçaklar ile kurulabilecek kontak olasılıkları konusunda bilginiz var mıydı?“ Brehme: “Hayır.“ Götzl, ilk görüşme sırasında bu konuda bilgisi olan başka birinin bulunup bulunmadığını sordu. Brehme: “Ben sadece Tino Brandt’ın kontağı olması ihtimalini düşünmüştüm. Bunu başaracak biri varsa, bu ancak Tino Brandt olabilirdi.“
Götzl: “THS’in yapılanması nasıl görünüyordu?“ Brehme: “Bir merkezi başvuru yeri vardı, bu Tino Brandt ve bendim. Bilgiler bize iletiliyordu ve biz de bilgilerin gelmesini talep ediyorduk. Bu da gerçekten faal bir şekilde işliyordu. Götzl: “Merkezi başvuru yeri mi? Bu ne demek?“ Brehme: “Dikkat çeken bir şey olduğunda bize bildiriliyordu.“ Götzl: “Bildirimde bulunanlar hangi bölgedendi?“ Brehme:“Bütün Thüringen.“ Götzl talimatlara bağlı olanların kimler olduğunu sordu. Brehme: İnsanın rastgele tepki veremeyeceğinin farkına varan herkes bilgiler iletmişti ve bunlar aynı zamanda talimatlardı. Ancak herkesin el birliği ederek çalışması ile ilerleme sağlanabilirdi.“
Götzl, Mundlos ve Böhnhardt ile ilgili olarak şiddet kullanılması hakkındaki tartışmaları sordu. Brehme: “ Onların şiddet kullanılarak tehdit edildikleri hakkında bir şey duymadım.“ Götzl: “Ya Bayan Zschäpe?” Brehme: “Onun şiddet kullanılarak tehdit edildiği hakkında bir şey duymadım.“ Götzl: “Soru Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt tarafından şiddet uygulanıp uygulamadığı hakkındaydı.“ Brehme: “Benim  önümde şiddet uygulamadılar, hakkında fazla da konuşmadılar.
Müdahil Avukat Lunnebach: “Kaçışın başlamasından beri…“ Brehme araya girdi: “İsminiz lütfen!“ Lunnevbach: “’nun kaçışının başlamasından itibaren…“ Brehme Lunnebach’ın ismini öğrenmek istedi. Götzl: “Şu anda Avukat (kadın) Lunnebach sorusunu soruyor.“ Tanık bu arda ayağa kalktı ve müdahil avukatın bulunduğu yöne döndü, “onun gözlerine  bakmak“ istiyordu. Sonra tekrar oturdu ve şöyle konuştu: “Ben herkesin gözlerine bakabilirim, müdahil davacıların bunu yapabilip yapamayacaklarını bilmiyorum [duyulduğu şekliyle]“ Tanık bir şey not aldı. Ne yazdığının sorulması üzerine “Adınızı“ diye cevap verdi. Lunnebach: “NSU’nun kaçışının başlamasından itibaren Bayan Schneiders ile nasıl bir kontağınız vardı?“ Brehme: “Bayan Schneiders’i Jena sürecinden tanıyorum. Onun Jena’daki öğrencilik yıllarından. Sözde NSU’nun kaçışının başlamasının ardından onunla sanırım, bir defa buluştuk.“ Lunnebach: “Dava hakkında konuştunuz mu?“ Brehme: “Hayır.“ Lunnebach: “Ne hakkında?“ Brehme: “Çocuklar hakkında.“ Lunnebach: “Ya Bay Klemke ile?“ Brehme: “Bana bu görüşme sırasında tanıtıldı.“ Lunnebach: “Bu ne zamandı?“ Brehme: “2012 gibi olduğunu sanıyorum.“ Lunnebach: “Bay Klemke ve Bayan Schneiders ile bir lokantada buluştunuz ve orada çocuklar hakkında konuştunuz, öyle mi?“ Brehme: “Evet.“ Lunnebach: “Dava hakkında konuşmadınız, öyle mi?“ Brehme: “Doğru.“
Avukat Narin: “Bay tanık, benim adım Narin.“ Narin, daha önce Brandt‘ın muhbir olabileceğine dair söylentiler söz konusu olup olmadığını sordu. Brehme: “Daha önceki yıllarda basın raporu söz konusu olmuştu…“ Brehme durdu ve sonra şöyle devam etti: “Yani, tamamen dürüst olmak gerekirse, böyle bir şey kabul edilemez.. Tanık burada arkası dönük olarak sorgulanıyor, özgürce yapılan bir tanık sorgulaması açısından bu bir başlama noktası değildir [duyulduğu şekliyle].“ Tanık ayağa kalktı, müdahil avukata ve dolayısıyla sırtını da Mahkemeye döndü. Götzl onu tekrar yerine oturmaya davet etti. Brehme: “Bu böyle olmaz, o halde mahkeme salonunu bana göre inşa edin, beni ilgilendirmez.“ Sonra şöyle devam etti: “Önceki yıl Güney Thüringen’de bir gazete makalesi söz konusu oldu. Orada Brandt muhbir olarak tanımlandı. Brandt bunu reddetti ve bunu tamamen basının provakasyonu olarak gösterdi.“
Narin: “MAD veya Anayasayı Koruma Dairesi için hiç muhbirlik yaptınız mı?“ Brehme, tanık danışmanı ile görüştü. Klemke soruya itiraz etti, çünkü cevap olumlu olursa, ifade verme izninin sınırlılığı nedeniyle  tanık soruya cevap veremezdi. Götzl: “O halde tanık buna izni olmadığını söyleyebilir .“ Brehme’nin tanık danışmanı Avukat Böhmer  “Sözü geçen nedenlerden dolayı kendisi soruyu cevaplayamaz.“ dedi. Narin: “Eğer kendisi muhbir değildiyse, soruyu çekince olmaksızın cevaplayabilir, bu yüzden soruda ısrarlıyım.“ Brehme: “Soru için teşekkür ediyorum, bu çok değerli bir soru. Olasılıkla bu konuda başka sorular da vardır, bu yüzden BRD’nin (Federal Almanya) gizli servislerinin tümünden ifade verme izni alınmasını talep ediyorum.“ Müdahil Avukat Hoffmann: “Tanık biraz önce, soruyu yanıtlayamacağını gereken şekilde açıklamamıştır. Kendisinin tanık danışmanı, Avukat Klemke’nin açıklamalarına göndermede bulunmuştur. Tüm gizli servislerden izin alınmasını söyleyerek tanığın ta kendisi, bunun kendisi için önemli olmadığını ifade etmiştir. Ayrıca, bunun sessiz kalma zorunluluğunu ihlal edeceğini de söylememiştir, aksine, meselenin mahkemeye karşı zorbalık etmek olduğunu ortaya koymuştur.“

Bir aradan sonra Götzl şöyle: “Bay Brehme, buraya tekrar gelmeniz gerekiyor. Bugünlük burada bırakıyoruz.“ Duruşma günü saat  17:15’te sona erdi.

NSU Müdahil Davacıları“ bloğundaki yoruma şu adresten ulaşılabilir:  http://www.nsu-nebenklage.de/blog/2015/10/14/14-10-2015/