Öyle derin yaralar vardır ki*

0
In einem Lebensmittelgeschäft in der Probsteigasse in der Kölner Altstadt explodierte ein Sprengsatz in einer Keksdose beim Öffnen der Dose, dabei wurde eine 19-jährige schwer verletzt. (Foto: apabiz)

-’de bulunan bir bakkal dükkanına içine patlayıcı madde yerleştirilmiş bir hediye kutusu bırakıldı. Kutuyu açan genç kız bombanın patlaması sonucu ağır yaralandı (19 Ocak 2001). Foto: apabiz

2000 yılının Aralık ayı yani noelden hemen önceydi. ’nın Köln şehrinin Probsteigasse adlı sokağında İranlı göçmen bir ailenin işlettiği bakkal dükkanında sıradan bir gündü. Genç bir adam dükkana geldi, alışverişini yaptı ve aldıklarını yanında getirdiği alışveriş sepetinin içine koydu. Sepetin içinde ayrıca bir de yılbaşı için hazırlanan bir hediye kutusu vardı. Parasını evde unuttuğunu söyledi aksansız konuştuğu Almancasıyla. Sepetini bakkalın kasasında bıraktı, birazdan geri geleceğini söyleyerek oradan ayrıldı. Bu genç adam bir daha oraya hiç gelmedi. Bakkal sahibi sepeti dükkanın arka odasına koydu; müşterinin geri geleceğini düşündüğü için de çocuklarını kutunun onlara ait olmadığı konusunda tembihledi.

Dört hafta sonra, 19 Ocak 2001’de, ailenin 19 yaşındaki genç kızı haftalardır orada duran hediye kutusunun içinde ne olduğunu merak etti ve kutuyu araladı. İçinde tüpe benzer bir şey gördü ancak ne olduğunu tam anlayamadan kutuyu tekrar kapattı ve yerine koydu. Masanın etrafında bir şey aramak için eğilmişti ki, saniyeler sonrasında büyük bir gürültüyle patlama gerçekleşti. Bir an için ortalık tümüyle aydınlandı, sonra da her şey tümüyle karardı. Orada yerde yatar halde kalmıştı, acılar içindeydi; gözleri korkunç bir şekilde yandığı için yapışmış gibiydi, hiçbir şey göremiyordu. Önce nefes alamadı, bağıramadı, konuşamadı. Anne ve babasına seslenebilmesine değin bu böyle birkaç saniye sürdü. Önce annesi geldi, fakat onu tek başına dışarı çıkaramadı; ardından babası geldi ve ikisi onu dükkândan dışarı çıkarıp yere yatırdılar. Hemen yanlarındaki büfeden ambulansa ve itfaiyeye haber verdiler. Ambulas da itfaiye de çabucak gelmiş; ağrısı çok olduğu için sakinleştirici vermişlerdi. Sonra ise komadan çıkana kadar başka bir şey hatırlamadı.**

Hediye şeklinde hazırlanmış kutunun içine yerleştirilen bomba patlamıştı. Genç kız patlama sonucu ağır yaralandı, yüzünde ve vücudunda ağır yanıklar vardı. Haftalarca komada kaldı, sonrasında çok sayıda ameliyat geçirdi. Hayatta kalması tamamen ‘sanş eseriydi’. Bombadan bir metre kadar uzaklaşacak ve yere eğilecek kadar zamanı olduğu için ağır yaralı da olsa hayatta kalmayı başardı. Olay günü sabahı anne ve babası, iki kardeşi ile birlikte dükkâna gitmiş, ikiz kardeşi okula gitmesi gerektiği için oradan ayrılmıştır. Kız kardeşi ve annesi dükkanın ön bölümündeyken, babası ise dışarıda meyveleri yerleştiriyordu. Dükkânın henüz açılmamış olması ve patlama anında genç kızdan başka kimsenin olmaması sonuçları daha da ağır olacak bir felaketin de önünde geçmişti. Geçmişti geçmesine ancak, bomba, 19 yaşında bir genç kızın, hayatının, en güzel anlarının ve o ana kadar ailesiyle huzur içinde yaşadığı bir hayatın felaketi olmuştu.

Bir buçuk ay sonrasında komadan çıkan genç kıza ailesi arkadaşlarından gelen mektupları okudu. Neler yaşandığını artık anlayan genç kız, kendisini aynada ilk kez gördüğünde çok korkmuştu. Yüzü morarmış, yüzünün tamamında kesik yaralar vardı. Hiç saçı kalmamıştı, onun için en kötüsü de buydu. Neyseki görebiliyordu. İki kulak zarı da paramparça olduğu için, yüzünde oluşan yara izleri ve lekeler için ameliyatlar geçirdi. Bugün makyajını sildiğinde yüzünde hâlâ yaşananların izleri görülmektedir. Yara izlerinin bir kısmı kalsa da, o bügün ”onlarla yaşamak zorundayım, yaşayabilirim” deme gücüne ve cesaretine sahip, 30 yaşlarında genç bir kadın doktor olarak yaşamını sürdürmektedir.

Bombayla birlikte genç kız ve ailesinin hayatlarında derin bir yara açılmıştır. Onlar yaralarını sarmaya, kızlarını yeniden hayata döndürmeye çabalarken Köln polisi de aileyi izlemeye başlar. Bombayı genç kızın ailesi ve çevresinden biri veya birilerinin yerleştirmiş olduğunu düşünen polis soruşturmayı bu yönde yürütür. Polisin aileden şüphelenmesi için hiçbir ipucu yokken, İranlı ailenin telefonları dinlenir, gelirlerini nereden elde ettikleri ve politik faaliyette bulunup bulunmadıkları araştırılır. Patlayıcı maddenin aşırı sağcılar tarafından yerleştirilmiş olabileceği ihtimaline ise polis ve yargı tarafından bir perde çekilir. Olaydan 10 yıl kadar sonra, 2011 yılının Kasım ayında bombayı adında ırkçı bir terör grubunun yerleştirdiği ortaya çıkar. Nasyonalsosyalist Yeraltı Örgütü, kısa adıyla NSU, bir itiraf videosu çekmişti. Bu videoda İranlı ailenin işlettiği bakkal dükkanından da görüntüler vardı. 2001’de Köln’ün Probsteigasse sokağında patlayan bu bomba NSU‘nun işlediği ilk suç değildi. 2000-2007 yılları arasında on kişiyi silahlı saldırılar düzenleyerek katleden aşırı sağcı örgüt, ayrıca Köln’ün Keupstrasse sokağında da 22 insanın yaralanmasına yol açan büyük bir bombalı saldırı gerçekleştirmişti. Genç kız ve ailesi tüm bu yaşananları tıpkı diğer kurban aileleri ve mağdurlar gibi sonradan televizyondan öğrenmişti.

Bugün kendisi doktor olan ve yaşamını Almanya’da sürdürmeye devam eden genç kadın, 2 yıl 8 aydır sürmekte olan NSU Davasının müdahil davacılarından biri. O da diğer aileler ve mağdurlar gibi yaşadığı ülkede adalet yerini bulsun istiyor. Ailesinin, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin desteğiyle yaşadığı travmayı atlatıp eğitimine devam eden, üniversiteyi bitiren genç kadın tüm cesaretiyle duruşma salonunda şöyle demişti: (…) kökenim nedeniyle, ’da doğmuş olmam nedeniyle bir insanın bu denli düşmanlığa maruz kalabileceğini öğrendikten sonra aklındam geçen ilk düşünce, eğer amaçladıkları şey buysa neden burada kalayım oldu. Öylesine çabalamıştım ki, (…) entegrasyon için (…). Ancak insanlar benim gibilere bile savaş açmışlarsa: Ne işim var burada benim? Fakat o insanların amaçladıkları şey tam da bu. Benim evim burası ve hayatıma burada devam edeceğim. Üstelik şimdi bu fazlasıyla benim hakkım. Beni Almanya’dan kaçırmalarına bu kadar kolay izin vermeyeceğim. ***

Özge Pınar Sarp (NSU-Watch)

___________________________________
* Barbara John: Zaman Yaralarımızı Sarmaya Yetmez – Kurban ve yakınları için NSU Terörü ne anlama geliyor? (Unsere Wunden kann die Zeit nicht heilen. Was der NSU-Terror für die Opfer und Angehörigen bedeutet, Herder Verlag Freiburg im Bresisgau, 2014,), s. 40.
Yazının başlığı Barbara John’un kitabındaki ”Manche Wunden sind einfach zu tief” başlıklı yazıdan alınmıştır. Yazının başlığı ve olay gününe dair anlatılanlar aynı kitaptan Türkçeye çevrilerek derlenmiştir.
** 118. Duruşma Tutanağı, Duruşma Tarihi: 4 Haziran 2014

118. Duruşma Tutanağı – Duruşma Tarihi: 4 Haziran 2014


*** 118. Duruşma gününde mahkemede olay gününü ve yaşadıklarını anlatan mağdurun tanık olarak verdiği ifadelerinden derlenmiştir.