27. Duruşma Günü – 24 Temmuz 2013, Çarşamba

0

Bugün , Uwe ve Uwe Böhnhardt’ın Zwickau Frühlingsstraße’deki hayatlarıyla ilgili olarak bir komşunun ve Zschäpe’nin bilgisayarını inceleyen bir polis memurunun anlattıklarından pek çok bilgi edinildi.  Saksonya Eyalet Kriminal Dairesi’nden bir yangın uzmanı duruşmanın sonunda kundaklama tehlikesi ve Zschäpe’nin suçlandığı patlamayla ilgili görüş bildirdi. Uzun bir aranın ardından ziyaretçi locasında yeniden dava sürecindeki Neonaziler yerlerini aldı.

[deutsch]

günü 09:44’de başladı. İzleyici olarak bugün Neonazi camiasından üç erkek ve bir kadından oluşan bir grup da oradaydı. Aralarında Saksonya-Anhalt’dan farklı görevler yürüten ve NPD Thüringen Kyffhäuser Bölge Başkanı Patrick Weber de vardı.

Bugün ilk şahit olarak Frühlingstraße’deki 26 numaralı binanın çatı katında yaşamış olan Olaf B. dinlendi. Öncelikle orada yaşayan diğer komşuları saydı: Lutz W., Bayan E., yaşlı kadın ve en aşağıda da eskinde bir Schlecker Ecza Marketi vardı. Aşağıdaki diğer girişte  bir Yunan Tavernası vardı. Çatı katında Thomas K. yaşıyordu. Buraya yaklaşık bir yıl kadar sonra iki adamla birlikte bir kadın taşınmış ve restoranın üzerindeki 60 metrekarelik iki evden 120 metrekarelik bir ev yapmışlardı. Kadınla bir “komşuluk” ilişkisi vardı, kendini “Susann Dienelt” olarak tanıtmıştı. Ara sıra evin arkasında rastlaştıklarında “Tanrı ve dünya” üzerine kısa konuşmalar yapar ve bazen evin arkasında otururlardı. Götzl örnek vermesini isteyince:  “Bir keresinde Avrupa veya Dünya Futbol Kupası sırasında televizyonu aşağı getirmiştik ama kadın maalesef o zaman orada değildi. Ama bir keresinde bize pizza getirmişti.” Zschäpe’nin anlattığına göre biri erkek arkadaşı diğeriyse onun kardeşi olmalıydı. Onlarla “az iletişim” kurmuştu.: “Bisikletle geldikleri zaman sadece selam verip sonra da kilere iniyorlardı.” Zschäpe iki erkeğin taşıt nakliyatı yaptıklarını, bu yüzden bir karavanın çoğunlukla evin arkasında durduğunu anlatmıştu. Kendisiyse bilgisayar başında çalışıyordu ve neredeyse her zaman evdeydi. Avluda karavanın yanında bazen T-5 otobüsleri dururdu. Dağ bisikletleri “biraz daha iyiydi”. Üçü de sıklıkla onları kullanıyordu. Zschäpe çok sık jogging yapıyordu. Misafiri olduğunda binek araçlar da görünüyordu aşağıda. Genç bir adam ile çocuklu genç bir kadın özellikle perşembeleri düzenli olarak geliyordu. Bu ziyaretçileri üstünkörü görmüştü.

Erkeklerle “iyi günler” dışında bir diyaloğu yoktu, daha çok Zschäpe’den birşeyler öğrenmişti. “Fehmarn Adası’nda tatile gittikleri (…) gibi önemsiz şeyler.” Bu tatil için üçü birden karavanı hazırlamışlar, tepesine sörf tahtaları ve bisikletleri yerleştirmişlerdi. Mahkeme Heyeti Başkanı Götzl’ün sorusu üzerine B. gözüne çarpan son aracın daha sonra Eisenach’da yanan karavan olduğunu söyledi. Önce evin arkasında, daha sonra da orsda çalışan işçiler yüzünden evin önünde durmuştu. Internette haberleri okurken görmüş ve “ama bu aracı biliyorum, Vogtland plakası V bu” diye düşünmüştü. Kadım başında, “patlama gerçekleşmeden” yaklaşık bir hafta önce görmüştü bunu. Götzl ziyaretçileri sordu: Şahit genç, siyah saçlı ve sırtı dahil pek çok sayıda dövmesi olan bir kadını hatırlıyordu. Erkeğin de kolunda renkli dövmeler vardı, çocuklar yaklaşık 5 ve 7 yaşlarındaydılar.

Götzl 4 Kasım 2011’e dair hatırladıklarını sordu. İnşaat yerindeyken birisi arayıp eve gelmesini, evde patlama olduğunu ve yanmakta olduğunu olduğunu söylemişti. 16:30-16:45 sıralarında eve gelmişti. Götzl bunun ardından sorgu tutanaklarından şahit B.’nin eski ifadelerini gözden geçirdi: İki erkek boy itibariyle birbirlerinden sadece yarım kafa kadar farklıydılar. “Dienelt”in (yani Zschäpe’nin) erkek arkadaşı, daha uzun olandı. Eski ifadelerinin (“Hatırladıklarım arasında sürekli ‘Yunan’a sinirlenmeleri ve oranın hep kötü koktuğunu söylemeleri var”) okunması üzerine B.: “Onlara ben de hak vermiştim, sarımsaktan nefret ediyorum ve aşağıda bir Yunan mekanı kokuyorsa eyvallah.”

Mahalleden Bay Armin K. ve Uwe M. ile birlikte düzenli olarak buluşurlardı. “Avrupa/ Dünya Kupası İzlerken” Zschäpe bir keresinde aile boyu bir pizza getirmiş, ama kendisi onlarla oturmamıştı. Götzl buna uygun olarak eski bir sorgudan “Takip eden dönemde daha sık bizimle oturmuş ya da kilerime gelmişti.” cümlesini okudu. B. kendini haklı çıkarmaya çalışarak cevap verdi “Bunda rezil olan bir şey yok yok, doğuda böyledir.” Bir şeyler içmişler miydi? Evet, Zschäpe her zaman Prosecco, Sekt ya da şarap içiyordu ve aslında bırakmayı istese de ara sıra sigara. İki erkek onun aksine çok çekingendi ama candandılar. Onlarla hiç bira içmemişlerdi.

Götzl, şahit B.’nin Bayan “Dienelt’in “kızkardeşi” olduğu iddia edilen kadın ziyaretçiyle ilgili bir ifadesini okudu: “Kızkardeşi yaklaşık olarak Bayan Dienelt kadar uzundu, onun gibi uzun siyah saçları vardı ve sırtıyla kolları tamamen dövme kaplıydı. Erkek arkadaşı kısa boylu, tıknaz, güçlü, kısa saçlı ve yine kolları ve sırtı dövmeliydi. Çocuklar beş ile yedi yaşları arasında iki erkek çocuğu olmmalıydı.” B. söylediklerini yeniden doğruladı. Bunun dışında bildiği tek ziyaretçi tatiller sırasında Bayan “Dienelt”/Zschäpe’nin iki ev kedisiyle ilgilenen yaklaşık 50 yaşlarındaki, “kedi ana” denen bir kadındı. Üzerinde “Evlere Servis” yazan bir steyşın arabası vardı ve günlük olarak gelirdi. Üçü yılda bir kez yaklaşık üç haftalığına tatile çıkarlar, ama genellikle “ancak altı hafta sonra eve dönerlerdi (…)evet, bunu çok güzel geçtiğinden daha uzun kalmalarıyla inandırıcı şekilde açıklarlardı. (…) Son yıllarda Fehmarn adalarındaydılar, bana anlatmıştı ve orada sörf de yapıyorlardı. Karavanla yola çıkarken bisikletlerini hep yanlarına aldıklarını da görmüştüm, çünkü onları hep sörf tahtalarına bağlıyorlardı.” Şahit üçlünün bu sene nereye gitmiş olduklarını bilmiyordu, ama 13 Ağustos 2011 akşamı, yani “Siedlerfest” (göçmen festivali) günü geri dönmüşlerdi: Bu tatile üzerinde zwickau.de araba kiralama firmasının yazısının olduğu yeni model siyah bir T5 ile çıkmışlardı.” Götzl ardından fotoğraf örneklerine geçti. Şahit ilk olarak o zamanlar gösterilen resimleri hatırlayarak iki adamı, Bayan “Dienelt”i ve kız kardeşi olduğu iddia edilen kişi ile onun erkek arkadaşını tanımış olduğunu söyledi. Gösterilen resimler arasında sanık André E. ile karısı Susann E. de vardı. Şahit B. burada da o resimlere işaret etti. Bunu dışında poliste yapılan ve Zschäpe’nin gösterildiği bir “karşılaştırma”yı hatırlıyordu. Peki orada ne demişti? “Evet, tabii ki bu benim eski komşum, niye inkar edeyim ki.” Ardından o zamanki fotoğraf örnekleriyle devam edildi. O zamanlar gösterilen 4 numaralı resimde sanık Andre E.nin ikizi Maik E. görülüyordu. B. bugün konuyla ilgili olarak “O zamanlar adamı tanımadığımı söyleyerek saçma bir şey dedim, ama daha önce evin arkasında gördüğüm dövmeyi tanıdım.”  Susann E.’nin (5 numaralı) resmine baktığında “kızkardeş olduğu iddia edilen” kişinin o olduğunu söylemişti. O zaman kendisine André E.’nin bir fotoğrafı da (1 numaralı) gösterilmişti ve onunla ilgili olarak Götzl’ün dediğine göre şunu söylemişti: “Şahıs, kızkardeş olduğu iddia edilen kişinin erkek arladaşı olabilir. Yüzünden dolayı böyle düşünüyorum. Ama bir gözlük taktığı gözüme çarpmamıştı. Onu tek tük binada görmüştüm. Belki 3-4 kez.” B. bugün artık hatırlayamıyordu. Götzl bu arada “4 numaralı resim” ile (Maik Eminger) ilgili o zamanki ifadesini bulup okudu: “Kahretsin, galiba karıştırdım ya da belki de değil. Her ihtimalde dövmeler tanıdık geliyor. Bana kalırsa Dienelt’in kız kardeşinin erkek arkadaşının dövmeleri.” B. o zamanlar sözlerini şöyle tamamlamıştı: “Böyle görünüyordu. Aklımda kalan dövmeler de renkliydi ve bileğinden başlayıp bütün alt kolunu kaplıyordu. (…) Hangi kolunda olduğunuysa bilemiyorum. Onları sadece aileyi evin girişinde gördüğümde üstünkörü şekilde gördüm.” Şahit B. hem bunu hem de o zaman vermiş olduğu şu ifadeyi doğruladı: “Ancak resimdeki kişinin yüzü bana tanıdık gelmiyor. Ama benziyordu. Onun da yuvarlak bir yüzü vardı ve kısa ve tıknazdı.” Götzl’ün belirttiğine göre 5 numaralı resimle (Susann E.) ilgili olarak o zamanlar şunu demişti: “Zannedersem bu kızkardeşi, onun da düz saçları vardı. Karakteristik yüzünü ve doğum lekesini hatırlıyorum. Dar omuzları ve biraz geniş kalçaları vardı, koni gibi.” Götzl binada yaşamış olan şahit B.’den binada hareket sensörü, kamera ya da benzeri şeyler olup olmadığını öğrenmek istedi. B. polise verdiği ifadede “Dieneltler kiler girişindeki merdivenin oraya ışık sensörleri yerleştirmişlerdi, bu da herkesin işine geliyordu” demişti ve duruşmada da bu ifadesini doğruladı. Hiç herhangi bir silah gördü mü diye sorulması üzerine B. beklenmedik bir cevap verdi: “Yani, askerliğimi yaptım ve kadın bir tanıdığımla atış poligonuna gittim.” Götzl daha açık şekilde sordu: “Bu kişilerde bir silah gördünüz mü?” B. “hayır” cevabını verdi. Götzl B.’nin sorgusundan başka ifadeleri okumaya devam etti. Örneğin: “Karavanın 1 ya da 2 Kasım tarihleri civarında yerinde olmadığını sanıyorum” ve “Bayan Dienelt’i son gördüğümde karavan da oradaydı. Zannedersem aracın orada ilk durduğu gündü. (…) 25/26 Ekim 2011 tarihinde olmalı.” Götzl bunun üzerine şahit B.’ye doğrudan sordu: “Evinizde Adolf Hitler’in bir resmi var mı?” Şahit olduğunu söyledi, Bayan Zschäpe de resmi görmüş olabilirdi “çünkü kilerde televizyonun üzerinde duruyordu.” Nedeni sorulunca bunun Thomas K. anısına olduğunu söyledi. “(…) Onun televizyonunun üzerinde duruyordu ve onun anısına kendi evimde sakladım.” Götzl B.’nin politik görüşünü öğrenmek istedi. “Herhangi bir dine inanmıyorum ve politika konusunda da, şöyle diyeyim, olayları olduğu gibi kabulleniyorum.” Bayan Zschäpe’nin bir takma adı var mıydı sorusu üzerine evet cevabını verdi: “Diddl-Maus (çizgi karakter olan bir fare) (…) Birincisi ismi Dienelt ikincisi de güzel göründüğünden.”

Federal Savcılık şahide “kızkardeşin iki çocuğu dışında başka çocuklar görüp görmemiş olduğunu” sorunca şahit “hayır” cevabını verdi. Yangının kişisel etkileri hakkında “içeride olan her şey bir konteyner içinde geldi, sil baştan başladım herşeye.” dedi. Zwickau belediyesinden fesholan kira sözleşmesi için tazminat almıştı. Menkul mallarını yanına alabilirdi. Kıyafetleri kesif duman kokusu yüzünden atması gerekmişti. Üçlü gereçekten de o evde mi oturuyordu? B. şöyle açıkladı: “Orada oldukları zaman, üçü de oradaydı, üçü de binadan kayboldu” Federal Savcılık’ın sorusu üzerine hiç silah sesi duymadığını söyledi. 11:00’dan 12:00’a kadar süren aranın ardından avukat Başay Conny Sch.’yi tanıyıp tanımaıdğını sordu. B. tanıdığını söyledi. “Bir tanıdığım, o da bir kez bodruma gelmişti.” Başay bu şahsın ifadesinden bir bölüm okudu: “ ‘Adolf’un zamanında böyle şeyler olmazdı’ gibi cümleler sıklıkla sarfediliyordu.” B. bunu açıklayamayacağını söyledi: “Bu fikre nasıl kapıldığı konusunda bir şey diyemeyeceğim.” Avukat Scharmer buluşmalarda başka kimlerin orada olduğunu da sordu. B. saydı: M., Christian, Bay Sch., K., Armin, K., Reiner, karıları, K., Thomas, “büyük bir topluluktuk”. İki Uwe’nin neden gelmedikleri hiç konuşulmuş muydu? Hayır, bu onları ilgilendirmemişti, “ bir erkek grubuyduk, güzel bir kadın geldiğinde seviniyorduk.” Hiter’in resmi hakkında şikayet eden olmuş muydu? “Hayır.” Avukat Behnke’nin sorusu üzerine B., Hitler resmiyle ilgili olarak Zwickau polisinin resmi “dört duvarı arasında” tutmasına izin verdiğini söyledi. Avukat Wierig mahkeme salonunda tanıdık yüzler görüp görmediğini sordu. B. etrafına bakınarak görmediğini söyledi. Avukat Pınar kiler ve kiler kapısıyla ilgili sorular sordu. B.’ye göre üçlünün yaptırdığı tadilatın ardından oradaki basit ahşap kapının yerini bir yangın kapısı almıştı. Avukat Ilius şahide ait olan ve “3. Reich zamanından kalma üzerinde gamalı haç bulunan bir çuvaldan” bahsetti. B. çuvalın evinde asılı olduğunu doğruladı, onu bir tahliye sırasındaki ıvır zıvırların arasında bulmuştu. Bayan Zschäpe’nin evindeki çiçek kasaları dikkatini çekmiş miydi? Evet, Bayan Zschäpe’nin çiçek sandıkları vardı dedi B. Başka bir müdahil dava avukatı daha şahide Zschäpe’nin politik duruşuyla ilgili ifkir verebilecek olan konuşmaları sordu. “Bununla ilgili bir şey diyemem, iyi ve cana yakın bir komşuydu. Eğer böyle bir görüşe sahipse bu farkedilmiyordu.” dedi B.

Avukat Lunnebach kızkardeş olduğu iddia edilen kişinin ve onun erkek arkadaşının kimliğinin tespit edilmesi konusuna geri döndü. Şahide eski bir sorgudan bir bölüm okudu: “Erkek arkadaşı kısa boylu, tıknaz, güçlü, kısa saçlı ve onun da kolu ve sırtı dövmeli.” Lunnebach, sanık sırasında B.’nin o zaman kimliğini tespit etmiş olduğu kadının eşinin oturduğuna dikkat çekti. Ancak şahit şimdi (bugün sakallı bir şekilde orada oturmakta olan) sanık Andre E.’yi tanımadı. Avukat Lange Bayan “Dienelt” ile başka bir yerde de görüp görmediğini sordu. Zwickau şehir merkezinde üçü de bisikletleriyle dolaşıyordu. Bir kez de Penny Markette görmüştü onu. Fırıncı R. Zschäpe’nin oradan alışveriş yaptığını anlatmıştı ona. “Kızkardeşin” ziyaretleri sırasında iki erkek de orada bulunuyorlar mıydı peki? B. bunu bilmiyordu. Onlardan daha yaşlı olan kadın komşuları E.’nin (bakınız 29. Tutanak) fiziksel durumuyla ilgili olaraksa merdivenleri tek başına çıktığını ve küçük alışveriş poşetlerini kendisinin taşıdığını, ara sıra yürüteç ile gezintiye çıktığını ve kısa mesafelerde baston kullandığını söyledi. Diğer müdahil dava avukatları ilk “aile boyu pizza” hakkında soru sordular. 2008 Avrupa Kupası sırasında mı yoksa Dünya Kupası sırasında mıydı bu? B. artık hatırlamıyordu. Bayan “Dienelt” onlarla oturmuş muydu? Hayır, zamanı olmadığını söylemişti. Alkol de içiyor muydu? Evet, prosecco, şarap ve köpüklü şarap. Şahit B.’ye polise üzerinde “Bayan Dienelt” olduğu iddia edilen kişinin yani Zschäpe’nin parmak izleri bulunan ve birden fazla günde tek başına bitirdiği bir Prosecco şişesi  teslim ettiği de hatırlatıldı. Giriş katındaki Yunan restoruna hiç gitti mi diye sorulunca şahit şunu dedi: “Kulağa ırkçı gelmesini istemiyorum, ırkçı değilim ama sarımsağa biraz alerjim var. Kokusu bile yetiyor.”  Olaf B. Beate Zschäpe’ye “Dienelt-Maus” takma ismini vermiş o da gülümsemiş ve kendini onurlanmış hissetmişti. B. “Hayır, asla bir asılma olmadı”dedi ve ekledi “Teşekkürler, kalsın, mutlu bir bekarım.”Avukat Lunnebach’ın sorusu üzerine sanık E.’yi Zwickau’dan tanımadığını söyledi. Avukat Scharmer’in yaptığı hatırlatma üzerine Olaf B. üzerinde “Dienelt”/ Zschäpe’nin olası parmak izlerinin bulunduğu şişeyi “polis cinayeti meselesinin de söz konusu oluğunu” öğrendikten sonra telsim ettiğini doğruladı. Zschäpe de binanın arkasında birlikte oturdukları sırada oldukça çok içmişti, örneğin bir buçuk şişe şarap, ama bu yüzden asla çenesi açılmamıştı. Olaf B. “demirden haçları” olan bir Volkswagen pikap kullandığını doğruladı. Onu “ Federal Almanya Cumhuriyeti’nin üstünlüğünün sembolü” olarak görüyordu, Hitler resmi ve gamalı haçlı çuval açıısndan da politik bir bağlantı görmüyordu. Bay. S.’in NPD’nin “Sübyancılara Ölüm Cezası” kampanyasının bir çıkartmasına sahip olduğunu bilmiyordu. Avukat akşamları binanın arkasındaki, bina girişindeki ve kiler girişindeki ışıklandırmanın durumunu sordu. “Oldukça karanlıktı” dedi B. Hatta Bay K. tamamlanmamış inşaat yerine takılıp düşmüştü. Avukat Sturm binada yaşayan Bayan E.’nin muhtemel ziyaretçilerini öğrenmek istedi. Torunlarının yanısıra haftada bir kez daha yaşlı bayanlar uğruyordu. Avukat Klemke “Zwickau Belediyesi’nin kira sözleşmesinin satışına” ne kadar paha biçtiğini  (“Beş haneli bir rakam”) ve “bu Hitler portresini ne zaman kilerden kaldırdığını” sordu. B. yanıtladı: “Bir ara polise dilekçe verdim ve bana kiler boşaltma izni verdiler, o zaman o resmi aldım (..) iki üç ay sonra (…) dışarıda bir güvenlik görevlisi durup bunu gözetliyordu.”  Avukat ’in sorusu üzerine B. daha önce polis ve itafiye ile birlikte evden nakit para ve banka kartını almasına izin verildiğini anlattı. ’in avukatı bunun ardından yangın sonrası konulan barikatlar ve yangın yerinde olay gecesi bulunmayan kişi hakkında sorular sordu: Busch’un hatırladığına göre “Yangının akşamında önce arabalarla, sonra da şerit ve çitlerle set çekilmişti.” “200 metre bir tarafa, 200 metre diğer tarafa” Ve sivil kıyafet giymiş olan sadece “Zwickau-Weißenborn’dan olay yerini seyredenler ve tanıdıklardı.” Bilirkişi Saß bir kez daha kilerde veya binanın arkasında gerçekleşen dost akşamlarıyla ilgli soru sordu: B.’nin anlattığına göre her akşam toplanılıyordu, Zschäpe ise “düzensiz olarak, katılıyordu, bazen haftada ik kere oradaydı, bazense üç hafta gözükmüyordu.” İki Uwe ise hiç eşlik etmiyordu. Onlarla hiç “sohbet etmemişti”, Bayan Zschäpe ile birbirlerine “sen” olarak hitap ediyorlardı: “İkisi ile hiç bağlantım olmadığına üzülmüyordum. Bayan Zschäpe ile bağlantım olması bana yetiyordu.” Onu karavanda bavullarını toplarken iki Uwe ile gördüğünde “birbirleriyle makul şekilde geçindiklerini” düşünmüştü. Beate Zschäpe ile “makul bir komşuluk ilişkisi” vardı ve örneğin bir “sarışın şakasına” gülmüşlerdi. Öğlen arasının ardından 13:30’da Zwickau polis memuru Ronny Bo. çağrıldı. Frühlingstraße’deki evden bir bilgisayarı incelemişti. İfadesinde bilgisayarı yargısal olarak kopyaladığını, islenmiş olan bilgisayarın harddiskinin hala çalışır halde olduğunu söylemişti. “PC” ve “Liese” kullanıcılarının kullandığı bir Windows XP sistemi yüklüydü. “PC” isimli kullanıcı için bir şifre konmuştu, “Liese” içinse yoktu. “Liese” bilgisayarı son olarak 4 Kasım’da kullanıp iki kez başlatmıştı. 2010 yılına kadar olan internet geçmişini görebiliyordu.4 Kasımda saat 14:30’da bilgisayar gayet normal şekilde kapatılmıştu. Şarjının bitmesi gibi bir durum yoktu, birisi kapatmıştı. UTC zamanıyla 13:26’da (gerçek zaman: 14:26) son internet kaydı tutanağa geçirilmişti.Şahit Bo. ziyaret edilen internet sitelerinin kapsamlı şekilde yer aldığı bir DVD’ye işaret etti. 4 Kasım tarihinde “en çok kazalarla ilgili şeyleri aramışlardı.”: “Orta Almanya araba kazası, 1.11 araba kazası gibi her gün aranmayan şeyler” ve  Zwickau çevresindeki hayvan barınağı ve Greenpeace ve Biyo Hayvancılık ilgili yazıları arama. Götzl’ün alıntı yaptığı ve son ziyaret edilen sitelerin bulunduğu dökümanda yer alanlar arasında “Saksonya Haberleri”, “Promi Haberleri”, “Bild” ve “Saksonya Radyosu” da vardı. Aramalar arasında “Greenpeace”, “kürk karşıtlığı” (“peta.de”), “Biyo Hayvancılık” (“Markplatz Mittelstand.de), “Zwickau Biofleisch” (Zwickau Biyo Et), ve “Zwickau Haberleri” (“Freie Oresse”) vardı. Google’da “ 3110 araba kazası” aranmış ve ardından polis haber sitesi “scouty” girilmişti. 9 Mayıs 2011’de 19:19’da ve son olarak 14. Haziran 2011’de 8:39’da Deutsche Bahn’ın seyahat planı aramasına girilmişti. 10 Mayıs 2011’den bir girş ve takip eden üç giriş de “seyahat planı talebi” nedeniyle seyahat planı olan internet sitelerine işaret ediyordu. Götzl’ün dikkati çektiği konular üzerine şahit 11 Mayıs 2003 (Disneyland Paris Girişi), 17 Mayıs 2011,9:24 (“Mecklenburg VP Kamp Yeri Sörf) ve 22 Mayıs 2011’de (“Çadırlar”, “Kiralık Araçlar”, “Chimsee PlusKaya Çadırı”, “8 kişilik Kaya Çadırı”, “Camping Wulfener Hals”) yapılan google aramalarını anlattı. 21 Haziran 2011’de google’da “Olaf Busch” ve “Eisenach kamp yerleri” aranmıştı.

Götzl dosyalardan, 13 Ekim 2011’de yapılan “yeni sağlık kartında hangi veriler bulunuyor” araması yapıldığını okudu. Polis memuru Bo. “Bundesregierung.de” sitesine ve daha spesifik olarak “Elektronik Sağlık Kartı Geliyor” başlığına giriş yapıldığını doğruladı. Götzl, “çatıdan düşme” ve “işsizlik parası” konularına dair üç aramadan bahsetti. Sonuncusu 24 Ekim 2011 tarihinden bir Wikipedia aramasıydı. Ayrıca 24 Ekim 2011 tarihinde Google’da “ATU Zwickau” aranmıştı. Götzl şahitle birlikte dosyaları gözden geçirdi, buna göre hayvan barınakları da aranmış ve konuyla ilgili sitelere girilmişti. 4 Kasım’da 13.01 sonrasında örneğin Fielau hayvan barınağının sitesine giirlmişti. Federal Savcılık temsilcisi Schmidt’in sorusu üzerine şahit 6 Kasım’da geçici verileri zamansal nedenlerden dolayı gözden geçiremediğini, daha sonraysa prosedürün başkaları tarafından yürütüldüğünü söyledi. Avukat Scharmer 4 Kasım 2011’den önce girilen internet sitelerini sordu: Brigitte’nin hastalıklarla ilgili siteleri: “Yumurtalık, kistler.” Götzl 29.9.2011 tarihinde saat 10:22’deki bir aramayı ekledi. Şahit Bo. bunu doğruladı. Avukat Narin’in sorusu üzerine “giriş hizmetleri”nin kaydedilmediğini söyledi.
On dakikalık bir aranın ardından 14:45’de Saksonya Eyalet Kriminal Dairesi’nde kriminal baş komiseri olan Thomas Redmer’in sorgusu başladı.

Kasım 2011’in sonunda BAO (Özel Yapı Organizasyonu) üçlüsünün bir hasar raporu talebi olmuştu. Zwickau Frühlingstraße 26 numarada yangınla sonuçlanan patlamanın hasar değerlendirmesine dair böyle bir bilirkişi raporunu 2012 yılında Federal Başsavcılık’ın isteği üzerine şu temel noktalarla hazırlamıştı: “ Üçüncü şahısları tehlikeye atma, kundaklama şüpheleri, cephane parçalarıyla hasar” Konuyla ilgili belgeler Zwickau polisi ve itfaiyenin yanısıra Eyalet ve Federal Kriminal Daireleri’nin kısmi raporlarından gelmişti. Üstteki evi tamamen tahrip edecek derecede bir patlama meydana gelmiş, sadece yangın gerçekleşmemiş basınç dalgası nedeniyle dış duvarlar da çökmüştü. Basınç dalgasının yayılmasının yanında üstte bulunan katın, yani çatı katının yanmasıyla birlikte çok güçlü bir termik tahribat meydana gelmişti. Frühlingsstraße 26a’nın birinci katında,  doğrudan ara duvarın orada bulunan bir kişi oluşan yırtılmayı göstermişti. Bunun yanında patlamanın gerçekleştiği esnada bisikletli bir kişinin sokaktan geçtiği ve bu kişinin şok nedeniyle ayakta tedavi görmesi gerektiği dosyalarda kayıtlıydı. Üst kattaki kişiler şahidin söylediğine göre “ciddi şekilde” zarar görebilirlerdi, ikinci bir acil çıkış yolu olmayan binayı zarar görmeden terketmek için “neredeyse hiç şansları yoktu”. “Redmer’e göre “şahıs sadece şanlıydı. Başka bir patlama ara duvarı da yıkabilirdi.
Eve büyük miktarda benzin dökülmüştü. Benzin-hava karşımı; bir alev, elektrostatik ya da tahrip kalıbı (geliştirilmiş patlayıcılar) vs. sonucunda tutuşabilirdi. Ateşleme şüphesiyse açıklığa kavuşmamıştı: “Ne fünye ne de koridorda bir iz bulduk.” Adli emanetteki eşyaların listesinde “yangın ile bağlantı olma ihtimalleri göz önünde tutulabilecek” kimi malzemeler vardı. Cephane parçaları ve silahlar da bunların arasındaydı: “Bir kovan ayrıldığında ,bu bir hasara yol açabilir, ne de olsa merminin bir yere gitmesi gerek. Bir silah termik olarak yüklendiğinde ve doluysa, sadece içinde mermi kalmadığında veya takıldığında ateşlemeyi durdurur.” Ancak termin basınç açısından bunlar duruma uymuyordu. Götzl hazırlanan bir videoyu sordu. Şahit bir cep telefonuyla kaydedilen filmler olduğunu, onlarda “büyük bir yüzeye yayılan eritme kaybının yanısıra yıkılan duvarların,umuma açık alandaki tuğlaların ve evin büyük bölgelerinin nasıl yandığının” görüldüğünü söyledi. Hakim Götzl, itfaiyenin 15:11’de çağrıldığını, 15:15’den 16:05’e kadar yangının söndürülmeye çalıştığını alıntıladı. Şahit “bir mekan tamamen yanana kadar 20 dakikanın bile geçmediğini, aksine en kısa zamanda neredeyse tüm katın yandığını” ekledi. Götzl bilinen yangın kaynaklarını sorunca Redmer cevap verdi: “özellikle burada şüphe edilenler: “açık bir alev, elektronik araçların şalterleri, elektrostatik yük muhtemelen değil, ama geliştirilmiş bir patlayıcı da kullanılmış olabilir.” Böyle bir patlama için benzinden tutuşabilir bir buhar-hava karşımının oluşabilmesi için belli bir süre , kendi deneyimlerine göre en azından beş dakika geçmesi gerekir. “Kedi odası, yatak odası, oturme odası ve koridorun oldukça büyük alanlarındaki” tipik yangın izlerine bakılırsa tecrübelerine göre en az beş ila on litre arasında benzin kullanılmıştı. Deneyimleri Eyalet Kriminal Dairesi’nde ilgilendiği 100’den fazla orijinal yangın teşebbüsüne datanıyordu. “Bunu yapmış olan kişinin bidonu boşaltmış olması gerekir ve kendi üzerine de benzin dökmeden bunu yapmak o kadar kolay değil.”Redmer kendini yaralama tehlikesini şöyle anlarttı:”Bunu yapan kişi ya şanslıydı ya da tecrübeliydi.” Delil olarak toplanan tost veya ısıtıcı gibi elektronik eşyalarda yangını tutuşturmak amacıyla kullanıldıklarına dair bir iz yoktuç Adli emanete alınan eşyalar listesinde geliştirilmiş bir patlayıcı yoktu. Bir fünye aracılığıyla yangın çıkarılması konusunda da: Zeminde iz yoktu ve yangın takip köpeği koridorda kapının oraya işaret etmemişti. Bu da oraya benzin dökülmediği anlamına geliyordu. Redmer, savcı Greger’in (Federal Savcılık) sorusu üzerine elindeki belgelere göre binanın bölümleri arasında bir yangın koruma duvarının bulunmadığını söyledi. Şahit yangının da patlama gibi kontrol altına alınamaz olduğunu doğruladı: “Yangının sadece evdeki eşyalarla kısıtlı olması ihtimali tamamen devredışı.” Ancak komşu bayan E.’nin duman sonucu zarar gömesi ihtimalinin de “görece az” olduğu düşünülüyor. Yapı konstrüksiyonu bir yangına gaz nüfus etmeden belli bir süre dayanabilir. Duvarlardaki çatlaklardan “büyük duman kütleleri” geçmemiş.  Patlama, itfaye gelmese çok daha kötü bir şekilde sonuçlanabilirdi. “Basınç dalgası örneğin benzinle ıslanmış olan oturma odasına yayılmamış. (…) İtfaiye olmadan binanın tamamının, hem 26 hem de 26a’nın yanması mümkündü.” Avukat Scharmer çaydanlık mumlarının şahit Lenk’in bahsettiği gibi yangın kaynağı olarak gözönünde bulunup bulundurmayacağına dair tahminini sorunca Redmer bunun “olanaksız” olduğunu söyledi: “Benzin ve havanın buharları havadan daha ağır ve zemin çevresinde hareket ediyorlar. Yere bir şey boca edersem ve aşağıda çaydanlık mumları varsa, o zaman hemen yangın çıkar ve o şahıs mutlaka yaralanır.” Müdahil dava tarafının soruları üzerine Redmer şunları dedi: “Hemen kapının önünde yanmış noktalar görmedim, ama benzin bulundu. Merdiven boşluğunda olası bir “baca etkisi” ile ilgili olaraksa: “Alevler merdiven boşluğuna ulaşmış olsaydı olurdu. Yani üst katta, çatı katında oturan kişiler için bu çok büyük bir tehlike oluştururdu, üstüne etrafa yayılan gazlar hemen bir çatı penceresinden içeri girerdi.” Bilirkişi Setzensack sağ koridorda “evin kapısına kadar ulaşan dikkat çekici yangın izlerini” sordu. “Banyo kapısındaki bu is izleri” Redmer’in anlattığına göre yangın söndürme suyunun sonucuydu. “Bu bir paradoks ama yangın söndürme suyunun üzerinde bir şeyler yüzebilir.” Setzensack’ın sözünü ettiği “mutfak kapısındaki kedi boşluğunun oradaki yanma izini” şahit “yorumlayamıyordu.”
Götzl şahidin yeniden çağrılacağını belirtti. Duruşmaya Zwickau’dan bir görgü tanığı olan Bayan R. ile devam edildi. R. 4 Kasım 2011’de saat 15:00 civarında şehirden yola çıkmıştı. Frühlingstraße tamamen beyaz duman kaplıydı. Arabasından inmişti.. O anda Beate Zschäpe köşeye gelmişti: “Korktuğum için onunla konuştum, alevlerin çatı katından geldiğini görmüştüm.” Şahit R. “arkanızda yangın var, itfaiyeyi çağırmalı” dedim. Zschäpe arkasını dönüp başka bir yöne gitmişti. Bundan kısa bi süre önce bir komşu gelmişti. Zschäpe’nin elinde iki kedi sepeti vardı. Onları yerer koymuştu ve binada büyükannesinin olabileceğini, bir kez daha bakması gerektiğini söylemişti. Ardından arkasını dönüp 22 numaları komşu binadaki arazinin köşesine doğru gitmişti. O esnada üzerinde koyu renk bir pantolon ve kalın bir ceket vardı. Zschäpe’yi o zaman tanımamış olsa da iki üç gün sonra yüzünü gazeteler ve televizyonda görmüştü. Zschäpe’nin davranışları “gayet normaldi, olağandışı değildi”. “Aslında dostane bir yüz ifadesi vardı.” Bunun dışında bir şey dememişti. Götzl şahitle birlikte 4 Nisan 2012’de polise verdiği bir ifade ile orada hazırlanmış bir taslağı ve o zamanki fotoğraf örneklerini gözden geçirdi. Avukat Heer kullandığı “köşeye geldi” ifadesini daha net açıklamayıp taslak üzerinde göstermesini istedi. Bunun dışında konuşmanın ne kadar sürdüğünü de sordu. “10 saniyeydi, çok kısaydı” ve Zschäpe “Eyvah, büyükannem hala binada” demişti. Heer bunun dışında Zschäpe’yi hangi televizyon programında görüp tanıdığını bilmek istedi. Şahit hatırlıyordu: “Yerel haberler(…), örneğin mdr’dekiler.” Duruşma günü 17:19’da sona erdi.

Müdahil dava temsilcisi Scharmer ilk şahit Olaf B. ile ilgili olarak şunları dedi:

“Bayan Zschäpe’nin Olaf B.’ye “gayet normal” gelmesi şaşırtıcı değil. Çünkü sağcı düşünce Frühlingstraße’de toplum önünde rahat ifade edilebilmenin bile ötesinde bir yaygınlıkta. Hitler resminin ardında her gün buluşulup içiliyor. Bu kimseyi rahatsız etmiyor. Üçlü için burada gözden kaybolmak daha kolaydı, çünkü bu çevrede göze çarpmıyorlardı. İfade üçlünün çevresinde sağcı düşüncenin ikiyüzlü normalliğini gösteriyor. Yunan “kokuyor.” Polis, öldürülen dokuz göçmen ya da göçmen geçmişine sahip Almanlar nedeniyle değik polis cinayeti nedeniyle yardım ediyor. Bu ifade Zschäpe’nin aleyhine, çünkü üçlünün ve onlarla birlikte yeraltındaki yaşam organizasyonunun desteklenmesiyle suçlanıyor.”