10. Duruşma Tutanağı – 13 Haziran 2013

1

Onuncu duruşma gününde Carsten S. müdahil davacı avukatları tarafından yoğun bir şekilde sorgulandı. Şaşırtıcı bir şekilde, kendisi izin vermediği takdirde Ralf Wohllben’in savunmasının hiçbir sorusunu yanıtlamayacağını söyledi.

Duruşma saat 09.50’de başladı. Hakim Manfred , Carsten S.‘in  sorgulama sırasına göre yoklama yaptıktan sonra bir açıklama yaptı. Ralf ’in savunma avukatları soru sorabilirlerdi. Dün buna dair dilekçe vermişlerdi. Carsten S.‘in avukatı Jacob Hösl araya girdi ve  ancak, ’in olaya dahil olması ve soru sorulmasına izin vermesi şartıyla müvekkilinin ’in savunmasının sorularına yanıt vereceğini söyledi. ’in avukatı Olaf Klemke tepkiyle ‘İnanamıyorum. Burada olan Bay S.‘in Bay ’in sorularına cevap vermemesidir, o zaman biz de şantaja izin vermeyeceğiz.‘ diye konuştu. S.‘in ’in savunmasının sorularını cevaplamaması sorgulamanın tamamlanmadığı anlamına gelirdi, kendisinin ve meslektaşı avukat Schneider’ın S.‘e soracak bir dizi sorusu vardı. Hösl Carsten S.‘in savunmasının da soracak bir dizi sorusu olduğunu söyledi, burada konu silah eşitliği konusuydu.

Hakim Götzl soru sorma hakkını müdahil savcıya verdi. O da farklı davalardan olay sırasını belirledi. Sonra sıra, seri cinayetlerin kurbanlarının temsilcilerinin olayları tarihsel olarak sıralamasına geldi. ve Wohlleben’in avukatlarının soruları subjektif bulduklarını veya sorunun zaten cevaplandığını söyleyerek sorulara yanıt vermemeleri üzerine sorgulama sık sık kesildi.  ’nin savunması, ‘üçlünün emri‘ gibi tanımlar kullanılmasının henüz ispat edilmemiş olduğu halde müvekkillerinin bir şey yapmış olduğunu ima ettiğinden kendilerini rahatsız ettiğini söyledi.

Sorular ilk olarak 9 Eylül 2000’de Nürnberg’de vurulan ve 11 Eylül 2000’de aldığı ciddi yaralar sonucu ölen Enver Şimşek’in yakınlarının avukatları tarafından soruldu. Sorular özellikle S.’nin Zschäpe’nin evi hakkında verdiği ifadelerdeki farklıllıklar üzerineydi. Daha önce sadece Zschäpe’nin değil üçünün de evde yaşadıklarını söylemişti. S. üçlüyle ilk buluşmasında evin kimin olduğunu bilmediğini bunu sonradan öğrendiğini söyleyerek yanıt verdi.

S‘in., kendisi ‘Madley‘ adlı dükkanda silah siparişi verirken Wohlleben’in de orada olduğuna dair ifadesine dikkat çekildi. S. Wohlleben’in orada olduğunu söyleyebileceğini çünkü iki cümlenin aklından çıkmadığını söyleyerek cevap verdi: ‘‘S.‘e git!‘ ve ‘Beni Wohlleben gönderdi.‘
Avukat Stephan Lucas S.‘e kendisiyle beraber yargılanmakta olan G.‘nin kurban yakınlarından özür dilemesi karşısında kendisinin benzeri bir şey yapmayı düşünüp düşünmediğini sordu.  S. avukatlarıyla kısaca görüştükten sonra Avukat Hösl, S.‘in daha sonra açıklama yapacağını ancak şu anda soruları cevaplandırmaya odaklanması gerektiğini söyledi.

Soru sorma sırası o günden tam 12 yıl önce, 13 Haziran 2001’de, Nürnberg’de  öldürülmüş olan Abdullah Özüdoğru’nun avukatına geldi. Özelikle S.‘in Ceska 83 model silahın ne için kullanılacağını bilip bilmediğini sordu. S. buna olumsuz cevap verdi.  Silah teminini Wohllben‘in kendisinin yapması yerine niçin kendisinin seçilmiş olduğu sorusuna,‘Bunu ben de bilmek isterdim. (…) Ben olayı şöyle görüyorum: Başlangıçta Jürgen H.‘nin oynamış olduğu rolü önce ben ve sonra Bay G. tekrar oynadık. Ben böyle düşünüyorum.‘ diye cevap verdi. Zschäpe’nin silahın temin edildiğini bilip bilmediğine dair soruyu’En azından benden öğrenmedi‘ diye yanıtladı. Ayrıca Zschäpe’den hiçbir zaman direk olarak para almamıştı.

Şimdi 27 Haziran 2001’de Hamburg’da öldürülen Süleyman Taşköprü’nün yakınlarının avukatları soru sorabilirlerdi. Avukat Andreas Thiel, S’in tanık koruma programında olup olmadığını, bir işbirliği anlaşması imzalamış olup olmadığını ve diğer daireler tarafından ya da Anayasayı Koruma Dairesinden görevliler tarafından sorgulanıp sorgulanmadığını sordu. S. diğer dairelerle bir iletişimi olmadığını, tanık  koruma programı önlemlerine ilişkin bir işbirliği anlaşması imzaladığını söyleyerek yanıt verdi. Thiel, kendisinin daha doğrusu Jena Nazi camiasının Kuzey Almanya neonazileriyle bağlantısnın bulunup bulunmadığını sordu. S. ‘nin ve Christian Worch’un  (neonazi kadrosunun önemli üyeleri) isimlerini bildiğini ve ‚Hamburger Sturm‘ adlı camia dergisinden haberdar olduğunu söyledi. Ancak bağlantıları bilmiyordu, Wohlleben‘in, ‘ın, Mundlos‘un ve Zschäpe’nin durumundan da haberdar değildi. Thiel ona iki ismi sordu: Christiane D. (Neonazi camiasının buluşma noktası olan Neumünster’deki Club 88’in işletmecisi) ve Holger Apfel. Sadece Holger Apfel’i tanıyordu, kendisinin de iki defa toplantıya katılmış olduğu JN Federal Yönetim Kurulunda da yeralmıştı. Holger Apfel’in bağlantıları hakkında bir bilgisi yoktu. Thiel S.‘e son günlerde hakkında sıkça konuştuğu tereddütlerini sordu. S.‘Size sadece bazı fikirlerin aklımdan geçip gittiklerini hatırladığımı söyleyebilirim‘ dedi. Bu düşünceleri dile getirmeyi düşünmüş müydü? ‘Maalesef hayır.‘ Thiel, Chemnitz’deki silah teslimatı sırasında aldığı mektubu sordu. Üçlüye karşı yerine getirilen bu yeni görevin belki de bir ‘fren mekanizması’nın tetiklenmesine yolaçıp açamayacağını bilmek istiyordu. S. bunu reddetti. Sonra Thiel, S.‘in seri cinayetlerden ilk olarak ne zaman haberi olduğunu öğrenmek istedi. S., ilk defa ‚ onların ortaya çıkmalarından sonraki bir ‘Spiegel TV‘ röportajı vasıtasıyla durumdan haberdar olmuştu. Bir soru üzerine, günlük olarak gazete okumadığını söyledi. Camiadayken ‚Deutsche Stimme‘ (NPD’nin parti gazetesi) okuyordu. Avukat Gül Pınar, S.‘in Wohlleben’in avukatının sorularını cevaplamaktan kaçınmasına değindi. S., Wohlleben’in savunmasından ‚silah eşitliği‘ kelimesini duyduğunu, o kendini ‚çıplak bırakırken‘ Wohlleben’in bunu yapmamasını istemediğni söyledi. Pınar, Wohllben’in bildiği şeyler olduğundan, S.‘in Wohllben’in savunmasının soracaklarına cevap vermesinin aydınlatmaya katkıda bulunabileceğine işaret etti. S. bu konuda daha fazla konuşmak istemediğini ifade etti. Avukatı Johannes Pausch, savunmanın da bunun hakkında düşünmüş olduğunu, müvekkilinin aydınlatmaya katkıda bulunmak istediğini ancak burada hukuki bir sorudan çok’insani tarafa‘ yönelen bir sorunun söz konusu olduğunu söyleyerek yanıtladı. Avukat  Philipp Götze,  üçlü kendisine teşşekkür ettiği zaman, S.‘in tabiriyle, gurur duymanın ama kendilerini özletmediklerinde rahatlamanın birbiriyle nasıl bağdaştığını öğrenmek istedi.

S. ‘O zamanlar bunlar birbiriyle bağdaşıyordu.‘dedi. Silah teslimatı yaparken iyi bir şey yaptığını hisset mişmiydi? ‘Görününrde evet, ama sonra, yatağa yattığımda  aklıma başka bir düşünce geliyordu. Ama bunu, bir şey olmayacağı düşüncesi takip ediyordu.‘ Götze,  üçlünün birini vurduğunu Wohlleben’den öğrendikten  sonra S.‘in silahtan şüphelenmiş olduğunu söyledi. S. bu silahla yapılmadığını ummuştu. Silah teslimatı sırasında bunları neden hissetmemişti? S. önce soruyu anlamadı. Hakim Götzl soruyu sadeleştirerek tekrar sorduğunda, ‘Bunun benim için yeni bilgi olduğunu düşünüyorum, onlardan bunu beklemiyordum ve sonunda olan oldu.’ Niçin polise gitmeyi düşünmediğini açıklayabilir miydi? S. ‘Çünkü bunun yanlışlık sonucu gerçekleştiğini düşünmüştüm.
Kafamda şu düşünce vardı: bu aptallar bunu bir daha yapmazlar.’ Götze, S.’in, üçlüden aldığı ve banka soygunuyla ilişkilendirdiği paradan sözetmiş olduğunu söyledi. Para teslimine yakın zamanlarda bir banka soygunu gerçekleştirilmiş olmalıydı:“ Bir başka deyişle sizin yardımınız olmadan.’ dedi Götze. S. bundan ve Uwelerin ikisinin de çantasında zaten silah bulunduğunu gösteren ipucundan dolayı kendisiyle „dalga geçilmiş“ gibi hissetmişti. Avukat Wierig nazi camiasındaki yapılanmaları sordu. Bu ‘kapsamlı’ bir soruydu., Tino Brandt’ın altında  yeralan hiyerarşiden bahsedebilirdi: Kendisi ilk olarak bir Christian K.’nın gençlik grubundaydı, Tino Brandt’ta bu grubu ziyaret etmişti. Daha sonra ‘Saalfeld-Rudolstatdt’taki bir yoldaşıyla iletişimi olmuştu daha sonra ile daha çok iletişime geçmişti ve sonrasında daha çok onun JN grubuyla iletişimi olmuştu. Wierig sorusunu somutlaştırdı ve JN eğitimlerini ve teorik  belgeleri ve S.’in tahminlerini sordu. JN’de „Funkenflug“ adlı bir kitap vardı, hiçbir zaman okumamış olduğu için kitabın içeriğini bilmiyordu. JN teorik belgelerini ve NPD programını okumuştu. Ama JN toplantılarında konuşulanları aktarması zordu:“Onları, öğrendiklerimi, bir daha hiç kullanmadım. Bunun için orada anlattıklarımı hatırlamakta zorluk çekiyorum’ dedi. Derslerde farklı toplum şekilleri hiç konu edilmemişti, ilk olarak antisemitizim ve göç konularıyla ile ilgilenmişti.

JN toplantılarında eğitim metinleri bazen sadece okunuyorlardı ve “ufaklıklar’ okumanın sona ermesini ve „daha rahat bir konuya geçilmesini“ bekliyorlardı. Grup üyelerine bir şey verebilmek için JN üssünün yönetimini diğer üçüyle beraber vücuda getirmişti ve bu “göstermelik bir şey“di. Aslında beraber gecelemek ve yürüyüşlere çıkmak  daha eğlenceli olurdu. Wierig nazi camiasındaki üniforma konusunu vurguladı. S., Böhnhardt’ı ilk kez gördüğünde onun „şık“ bir ünüforma giyiyor olduğunu hatırlıyordu. Wierig , S.’in askeri veya paramiliter gruplara hayranlık besleyip belmediğini öğrenmek istedi. S.’in soruyu anlamadığı açıktı, panzer veya benzeri şeylerle ilgilenmiyordu  ama Christian K.’dan bir kasatura satın almıştı. S. kısa bir süre avukatı Hösl’e danıştıktan sonra, o dönemin pullarının koleksiyonunu yapacak kadar „Dritte Reich“a hayranlık duymuş olduğunu ama camiaya „Dritte Reich“ın  harika olduğunu düşündüğü için girmediğini söyledi.

Soru üzerine, camiadayken insanların kendisinden korkuyor olduklarını ifade etti. Bir defasında Jena’daki bir klubün kapı koruması tarafından tehdit edilmişti ama koruma hemen ardından özür dilemişti. „Etrafta bazı insanları tanıdığım haberi dolaşıyordu.“diye ekledi. Camiadaki silahlar ile ilgili olarak tekrar teleskop tipi coplardan ve kuru sıkı silahlardan bahsetti. Wierig, camiada herkes bu şekilde silahlı olduğuna göre bir silah bulma görevini neden bu kadar şaşırtıcı bulduğunu öğrenmek istedi. S. farkın, üçlünün kendisinin camiadaki hayatıyla hiçbir ilgisinin bulunmamş olmasında olduğunu söyleyerek cevap verdi. Sonunda Wierig S.’e „kendisini tamamen çıplak bırak“ıp bırakmadığını sordu. S. „Evet, geleceğimi de ilgilendiren hiçbir şeyi kaybetmekten korkmadan, tamamen çıplak.“ diye cevap verdi. S. sorulara, davada gelişmeler oldukça daha fazla soruyu cevaplayacağını söyleyerek yanıt verdi.

Şimdi soru hakkı 29 Ağustos 2001’de Münih’te öldürülen Habil Kılıç’ın yakınlarının savunmasındaydı. Savunma ifadelerdeki faklılıklara dikkat çekti. Bir ifadeye göre bir buluşmada „mutlu bir merhaba“ ile selamlanmıştı (Avukat Stahl bu tanıma karşı çıktı, olayın böyle olmadığını söyledi, bilgi için 9.Duruşma tutanağına bakınız.) ve diğer bir ifadesinde ise üçlünün ilk olarak kendisini hatırlayamadığını söylemişti. S. bunu, bir buçuk- iki yıl sadece telefonla görüşmüş olduklarını ve söz konusu olanın ilk yüzyüze görüşme olduğunu söyleyerek açıkladı. Bir ifadede geçtiği gibi telefonda  „ufaklıkla“ konuşmuş olmasını camiada yaş farklarının her zaman önemli bir rol oynamış olması ile açıkladı. Üçlünün bahsetmiş olduğu para darlıkları söz konusuysa da, üçlü hiçbir zaman kendisinden para istememişti ancak hafızasında parayla ilgili endişlere dair bir şeyler vardı. Biri silah hakkında soru sorarsa ne cevap vereceği hakkında Wohlleben ile konuşmuş muydu? Hiçbir şey söylememesi gerektiğinin açıklığa kavuşturulmuş olduğunu söyledi. Sonra S. kısaca avukatlarına danıştı. Sonunda „Hatırımda bir anı var ama emin değilim. Hatırladığım şey, S.’e (Andreas) bunun üçlü için olduğunu söylediğim, ama emin değilim“ diye konuştu

Mikfrofon sistemindeki teknik arıza nedeniyle verilen kısa süreli aradan sonra, duruşma 25 Şubat 2004’te Rostock’ta öldürülen Mehmet Turgut’un yakınlarının savunmasının sorularıyla devam etti. Avukat Kolloge, Wohlleben’in birinin vurulmuş olduğunu söylediği telefon konuşması konusunu açtı. S. bunun silah teslimatından sonra gerçekleşmiş olduğunu söyledi. S. bunu söyleyebiliyordu çünkü, eylemin aynı silahla yapılmamış olduğunu umduğunu hatırlıyordu. Kolloge, Wohlleben’in mi bunu böyle anlattığını veya kendisinin anılarının mı böyle olduğunu ve S.’in olayın daha önce gerçekleşmiş olduğu fikrini tamamen ihtimal dışı bırakıp bırakamayacağını öğrenmek istedi. S. hiç hatırlayamadığını söyledi ve „Aklımda bu sadece bu kalmış.“ dedi.

Kolloge, S.‘in sol ve sağ arasındaki çatışmalara dair anlattıklarına dayanarak S.‘in’sol‘ kavramının içini nasıl doldurduğunu öğrenmek istedi. S. bu soruyu giyim tarzlarını ve kodları referans göstererek cevapladı. Sorulan bir çok soruya rağmen ‘sol’un ne anlama geldiğine dair somut bir şey söylemedi.

Avukat Langer onun Wohlleben’e danışmadan silah alımına nasıl karar verebildiğini, önceden kararlaştırılmış bir fiyat limiti bulunup bulunmadığını sordu. S. bir fiyat limiti kararlaştırılmış olması gerektiğini söyledi. ona:‘Bu ya da hiç‘ demişti. Silah oldukça pahalıydı ve fiyatı sınırdaydı. Bunu kabul etmişti. O zaman Langer, S.‘in herhangi bir yerle iletişime geçip ‘e fikir sormaya çalışıp çalışmadığını öğrenmek istedi. S.  ‘koğuşturma durumu‘ (6. Duruşma Tutanağına bakınız) dışında kendisiyle hiç iletişim kurulmadığını söyeleyerek cevap verdi.

Sırada 9 Haziran 2005’te Nürnberg’de öldürülen İsmail Yaşar’ın yakınlarının savunması vardı. Avukat Mehmet Daimagüler hangi sağ müzik gruplarını sevdiğini sordu. S. öncelikle „Zillertaler Türkenjager“ i ve sonra „Stalhlgewitter“ ile „Brutale Haie“’ gruplarını saydı. Frank Rennicke’yi (Neonazi şarkı yazarı) de dinlemişti. „Gigi und die braunen Stadtmusikanten“ (2010’da  „Döner-Killer“ şarkısını çıkarmışlardı.) grubunu sadece dosyadan biliyordu. Daimagüler „“ (THS)’da muhbirler hakkında konuşulup konuşulmadığını sordu. S. „Bu ancak gerçekten tahrik eden, garip sorular soran  kişiler ortaya çıktığında konu oluyordu, bu durumda kişilerin muhbir veya sahtekar olması olasılığı vardı.“dedi. Tino Brandt’ın muhbir olduğunu 2000/2001’de medyadan öğrenmişti. Camiadan ayrıldığı o zamanlar bu kendisi için bir „kesik“ olmuştu. Kafadaki düşünce THS’in yasaklanması olasılığının gerçekleşmesi durumunda NPD’ye geçmekti, bu kendisi ve diğerleri için rahatsızlık yaratmıştı çünkü yönetmelikler gibi formaliteler, günlük planlar ve benzeri şeyler hoş değildi. Ayrıca onlar kendilerini Nasyonal Demokratlar değil Nasyonal Sosyalistler olarak kabul ediyorlardı. Wohlleben başkan ve kendi de yardımcı olmuştu, ayrıca Rick W., ve Daniel S. de bölge grubunun kuruluşunda yeralmışlardı. Daimagüler, S’in bu ‘hızlı yükseliş’inin nasıl karşılandığını öğrenmek istedi. S. bunun ideolojik tutarlılıktan daha çok insanın kendini ne kadar adadığı ile ilgili olduğunu söyledi. Sonraki sorular Zschäpe’nin savunması tarafından sık sık kesildi ve sorulara itiraz edildi. Daimagüler öncelikle kaçakların grubundaki hiyerarşinin ve yapıların nasıl olduklarını öğrenmek istedi. Kaçaklarla üç-beş defa gerçekleşen buluşmalarında herhangi bir hiyerarşi ayırdetmemişti. Daimgüler ‘Pşşt‘ in ne anlama geldiğini öğrenmek istedi, bu Zschäpe’nin Uwelerin hakkında konuştuğu cep lambasını öğrenmemesi mi duymaması mı gerektiğini ima ediyordu. S. sadece ‘Pşşt‘ duyduğunu söylereyerek cevapladı. Daimagüler ‘Wohlleben’in üçlüyle farklı şekillerde iletişim kurduğunu hissettiniz mi?‘ diye sordu. S. buna olumsuz cevap verdi.

Müdahil avukat Yaşar’dan sonra 15 Haziran 2005’de Münih’te öldürülen Theodoros Boulgarides’in yakınlarının savunması söz aldı. Sonra Avukat Yavuz Narin, S.‘in Chemnitz‘de Jena-Winzerla’daki buluşmadan sonra gönderdiği  mektup hakkında biriyle konuştuğunu hatırlayıp hatırlamadığını sordu. S. buna olumsuz cevap verdi. ’un annesi ile buluşmalarından sadece ona üçlünün durumunun iyi olduğunu söylediklerini hatırlıyordu. Mundlos’un babasını tanımıyordu. Narin Jena-Winzerla’da iki kişiye yapılan baskından sözetti. S.‘in Matthias K. diye birini tanıyıp tanımadığını öğrenmek istiyordu. S. onu tanıyordu. JN’deyken onun öğrencisi olmuştu ve keza camiadan ayrılmıştı bundan sonra S. onunla bazen görüşmüştü. Onun bu baskında rol almış olacağını sanmıyordu. Onun 2009’da Eylül ayında Jena’da iki solcu gence saldırılmasıyla ilgili bir ceza davasına çağrıldığını da bilmiyordu. Narin başka kişileri de sordu. Sonra JN’nin eyalet başkanı olacak olan Sandro T. ile her zaman iyi anlaşmıştı. 2000 yılı sonunda onun lastiklerini terkar değiştirmişti. Nico S. diye birini tanımıyordu. Narin, dosyalarda Nico S. diye birinden internet bilgileri yüklediğinin kaydedilmiş olduğunu söyledi. S. bir defasında bir Antifa bloğundan bir eşcincel itirafçıya dair bir haber yüklemişti, belki bununla ilgili bir şey olabilceğini söyledi. Dosya kayıtlarında yeraldığı  gibi bilgisayarında neden 2006 ‘Fest der Völker‘ resimlerinin kayıtlı olduğunu kendi de bilmiyordu. Örneğin Wohlleben’in nasıl göründüğünü görebilmek için resimlere bakıyordu. David F.‘i tam olarak tanımıyordu, o „Skins’le takılmayı“ tercih ediyordu. Narin ‘Bilgisyarınızda bir Ceska’nın detaylı planı olduğuna dair bir dosya kaydı var.‘ diye devam etti. S. kasım 2011’deki araştırmalarından kalmış olacağını söyledi . Narin, dosya kaydının son değiştirme tarihinin açıkça 2010 olduğunu gösterdiğini söyledi. S. ‘Bunun açıklamasını bulamıyorum.‘dedi. Narin Chemnitz neonazi camiasından isimler sordu. S. bu isimleri hiç bilmediğini veya sadece dosyalardan bildiğini söyledi. Narin, S’e „Zillertaler Türkenjägern“‘in ve „Stahlgewitter“‘in solistlerinin kim olduğunu sordu ve Daniel Giese birini tanıyıp tanımadığını öğrenmek istedi. S. bütün sorulara olumsuz cevap verdi. Soru üzerine „Tonstörung grubunu kendisinin de duyduğunu söyledi. Yerel gruplardan „Vergeltung“‘u biliyordu. „Vergeltung“ grubunun üyesi olabilecek başka isimlerden bahsetti. Grubun Wohlleben veya Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe ile olası ilişkisi hakkında hiçbir şey söyleyemiyordu. „Combat 18“ terimini sadece medyadan biliyordu.

Saat 13’te öğle arası verildi. Aranın uzatılmasından sonra saat 15’te duruşmaya terkar başlanabildi. Zschäpe’nin avukatı Sturm müvekkilinin durumunun kötü olduğunu belki duruşmaya bir saat daha ara verilebileceğini ifade etti.

Avukat  , S.‘in Münih‘teki ve Bavyera’daki kişisel bağlantılarını sordu. Daha sonra konu 1997’de ‘İmha Savaşı. Münih’teki Nazi Ordusu’nun Suçları‘ isimli sergiye karşı yapılan yürüyüşe geldi. S. Münih’e gidecek otobüsleri kimin organize ettiğini  hatırlayamadığını, ama THS  olabileceğini düşündüğünü söyledi.  Yürüyüşün ve Münih‘teki bağlantıların kimin tarafından organize edildiğini bilemiyordu. ‘Orada gözlerim faltaşı gibi açık durdum ve her şey benim üstüme çökmeye başladı.‘dedi. Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe kesinlikle kendi bulunduğu otobüste değillerdi. Kendi görev zamanından hatırladığı kadarıyla Bavyera’dan aklına gelen tek isim Bayreuth ya da Bamberg’te oturan Sandro T.‘ydi. Kendi görev zamanını anlattı: Ronny A. ile beraber sol ve sağ gençler arasındaki çatışmalar hakkında bir el ilanı yazmışlardı. Federal veya eyalet bazında hiçbir görev almamıştı. Kendisinin JN Thüringen’in başkanı değil yalnızca başkan temsilcisi olacağı düşüncesiyle epey savaşmıştı. Federal Yönetim Kurulundaki toplantılar onu ‘yiyip bititmiş’ti. Lex ona  21 Ocak 1999’da Neuburg an der Donau’da Tino Brandt ile beraber katılmış oldukları bir toplantıyı sordu. S. bunu kensinin de okuduğunu ama hiçbir şey hatırlamadığını söyledi. Neuburg’tan  Anton Pfahler (Wehrsportgruppe Hoffmann’ın eski üyesi) ve onun arazisindeki bir neonazi ortak evi hakkında da söyleyebileceği bir şey yoktu.  2000 yılı Nisan ayında Regensburg’da aşırı sağın düzenlediği  „Özgür yayımcılık toplumu“ isimli bir konferansa katılmış olmalıydı, tam olarak hatırlayamıyordu. Avukat Prosotowitz  Zschäpe’nin evine zorla girilmesi olayını sordu. Klasörlerde gördüğü takdirde hangi belgeleri alması gerektiğini, kimlikleri neden yakması gerektiğini biliyor muydu?  Prosotowitz motorsiklet hırsızlığını da ısrarla sordu. S. soruları hatırlayamadığı, bilmediği şeklinde yanıtladı. Prosotowitz ‚Neden bilmiyorsunuz.‘ diye sordu. S.‘Hatırlayabildiğim her şeyi söyledim. Günlük tutmuyordum sonuçta.‘diye cevap verdi. Prosotowitz silahı sordu: Andreas S. kendisine silahın çabuk ısındığını söylediği halde bilgiyi neden iletmemişti? S. ‘Benim için önemli değildi.‘ diye cevapladı.  Avukat Klemke bir soruya itiraz ettiğinden ve bu soru için mahkeme kararı istediğinden verilen bir aranın ardından duruşmaya devam edildi. Konu tekrar silaha, S.‘in silahı tuttuğunda eldiven giyiyor olup olmadığı sorusuna döndü. S. bunu hatırlamıyordu.

Prosotowitz’in sorularından sonra Hakim Götzl duruşmaya son vereceğini bildirdi. Yine de S.‘e Wohlleben’in savunmasından başka avukatların sorularını cevaplayıp cevaplamayacağını sorduğunda, S. bunu olumlu yanıtladı. Zschäpe’nin savunmasının sorularını da cevaplayacağını söyledi.

Saat 16.20’de Götzl duruşmaya son verdi.

Avukatlar Peer Stolle ve Sebastian Scharmer Carsten S.‘in sorgulaması hakkında bir basın açıklaması yaptılar:
‚Carsten S.‘in sorgulaması şimdiye kadar bilinmeyen bazı yeni bakış açılarını ortaya çıkardı. Mundlos ve Böhnhardt’ın kendisine açık ettikleri silahlı oldukları, banka soygunları yaptıkları ve patlamalara neden oldukları gerçeği NSU’nun başlangıcına yeni bir ışık tutuyor. Açık ki, kaçaklar o zamana kadar ki eylemleri konusunda hiç te komplocu değillerdi. Bu elbette, özellikle Saksonya’daki destekçilerin bildiklerine dair yeni soruları beraberinde getiriyor. Eğer Carsten S.‘in  Andreas S.‘e silahın ‚üçlü‘ için olduğunu  söylediği doğruysa bu, üçlünün camiadaki referansının silah alımını bir anlamda kolaylaştırdığına, aslında bir anahtar görevini görmüş olduğuna dair bir ipucudur.‘